Dolar 44,8573
Euro 52,8184
Altın 6.966,26
BİST 14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Yağmurlu
Ankara
14°C
Yağmurlu
Paz 12°C
Pts 14°C
Sal 17°C
Çar 13°C

SABRIN SONUNDA ADALET YERİNİ BULMALIDIR

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
19/10/2011 9:19 AM | Son Güncellenme: 31/03/2024 9:11 PM
7

bekleyen-sorunlar

Değerli meslektaşlarım;

Bildiğiniz gibi TEMAD 13. Olağan Genel Kurulu 11 Ekim 2011 tarihinde toplanarak seçimlerini yapmış ve yeni yönetim kadrosunu belirlemiştir. Bu seçim sonuçları değiştirilen yönetim kadroları ile  hak arama, haksızlıklar karşısında hukuk ve adaletin peşinden koşma konusunda bu güne kadar yaşadığımız tüm anlayışları değiştirerek yeni ve çağdaş bir yol izlemelidir.

Yönetimi için seçildikleri kurumun bir hak arama, haksızlıkların önüne geçme, sosyal ve ekonomik hakların yanında, meslektaşlarına insani yardımların yapılmasına yönelik bir amaçla kurulmuş olduğunu hiçbir şekilde gözardı etmeden çalışmalarını sürdürmelidir. Bu amacın gerçekleşmesi için ise birtakım donanımların ve bilgi birikiminin olması şüphesizdir.

Öncelikle, demokrasi kültürünün tam olarak yerleşmiş olması, iyi niyetli tüm eleştiri ve öneriler büyük bir olgunlukla ve hassasiyetle karşılanmalı, dikkate alınmalı , önem verilmeli ve not edilmelidir.

Eksiksiz bir hukuk bilgisinin olduğu danışmanlık ekibi oluşturulmalıdır. Hak aramada kararlı bir yönetim, haksızlık ve adaletsizliklerin ne olduğunu, nedenlerini ve yarattığı olumsuz sonuçları bilmeden, bu  sorunları hukuki gerekçeleri ile tesbit etmeden yola çıkıldığı takdirde, art niyetli çevrelerin istismarına uğranacağından emin olmalıdır.

Önem ve aciliyet sırasına göre; adalet ve hakkaniyet kavramlarına azami titizlik göstererek, yanlış anlamaları ve imtiyaz istismarını önleyici bir biçimde, hukuki gerekçeleri ayrıntılı bir şekilde oluşturulmuş önerilerle yetkililerin karşısına çıkılarak hak aranmalı, haksızlıklar dile getirilmelidir.

Meslektaşlarımızın büyük bir çoğunluğu kendi hakları konusunda dahi bilgisiz, yine önemli bir kısmı da maalesef ilgisiz ve nemelazımcıdır. Yapılması planlanan tüm iş ve eylemler konusunda meslektaşlarımıza ulaşılarak bilgilendirilmeli ve ilgili olmaları için çağrı yapılmalıdır.

Bütün bunlar derhal yapılacak işler değildir. Makul bir süre yoğun bir çalışma ve hazırlığı gerektirdiğini hepimizin bilmesi gerekir. Bu nedenle yeni yönetime, hazırlıklarını yapabilmeleri için makul bir süre tanınmalı, çok acele ile eksik ve hatalı işlem ve eylemlere sürüklenmelerine neden olunmamalıdır.

Yönetimin meşalesi hukuk, adalet ve hakkaniyet olmalıdır. Basit menfaat oyunlarına alet olunmamalı,temsil ettiği bu toplumun çektiklerini bir an olsun akıllarından çıkarmamalıdırlar. Unutulmamalıdır ki hak ve adalet aramaktan ve yurt sevgisinden başka hiçbir düşüncesi olmayan bu insanları dahi,  kandırılmışlıkla suçlayabilecek art niyetli birtakım kişiler, gerçeklerden habersiz olan halkımızı aldatmada oldukça mahirdirler. Bu yöntem  halkımızın önem verdiği kavramlar üzerinde her zaman kullanılan ve asla vazgeçmedikleri etkili bir oyundur. Bu oyuna artık bir son verme zamanı gelmiş ve çoktan geçmektedir.

Yeni yönetimi çok önemli ve yoğun çalışmalar beklemektedir. Onların başarılı olmaları için şimdiden kolay gelsin diyor, tüm meslektaşlarıma bu yönetimin çalışmalarına ve taleplerine katkı verici, sabırlı, yardımcı ve yol gösterici olmaları dileklerimle saygılar sunuyorum.

YORUMLAR

  1. Ersen Gürpınar dedi ki:

    TSK, kendi öz eleştirisini yaparak yeniden yapılanmalıdır. Orduda personel arasında adaletsizlik ve ayırımcılık sona ermeden bu ordu milletin ordusu olamaz.Orduda subaylar emekli olmamak için elinden gelse yaşlarını küçültme yoluna gidecekken assubayların günlerini doldurduklarında kaçarcasına ordudan ayrılmasını göremeyenler milletin ordusuna yazık etmektedirler. Ben imtiyazımı saltanatımı sağlayayım gerisi tufan diyenler bir gün o tufanda kendileri de kaybolacaktır. Adalet olmayan yerde hiçbir şey olmaz komuta heyeti artık bunu görmelidir. Saygılarımla.

  2. Abdullah ZENGİN dedi ki:

    Sayın Çam,
    Doktor değilim,bu konudaki yorumu kamuoyuna bırakıyorum. Hassas olduğu kadar gerçek bir konuya temas etmişsiniz(ya hoş bu sizin özelliğiniz ya)
    Stresi baskılamanın ne gibi hastalıklara yol açtığı Tıp tarafından bilinse de bizim zümre içerisinde yaptığı tahribat sır değil.Sinirsel hastalıklar,kalp hastalıkları,mide hastalıklarına ilave meslek hastalıkları.Muhabereci ve uçak bakımcılarda aşırı gürültüden işitme kaybı,görme zayıflaması gibi bir dizi hastalık sayılabilir.En önemlisi sizin değindiğiniz,intiharlara kadar varan psişik bozukluklardır.
    Sayın Çam,kimse öz eleştiri yapmıyor.Statükoyu koruma çalışmaları,gayretleri var.Saygılarımla.

  3. Hüseyin ÇETİN dedi ki:

    Türkiye’de assubaysanız sizin için hukuk, demokrasi ve insan hakları yoktur. Genkur. Bşk.lığı yıllarca böyle düşündü, şimdi birileri çıkıp dünyanın en güçlü ordularından biriyiz diyor, bence bunu diyen general kendisini kandırıyor. Allah bize bu şartlar altında savaşa girmeyi nasip etmesin kesinlikle sonu hüsran olur. Ne başımızda iyi bir komutan / lider var, ne de ordunun alt rütbelerinde moral ve şevk var. Savaşta kazanmak yalnız memnun bir zümreyle olmaz. Ben bu haksızlıkların düzeleceğine inanmıyorum ve inancım her geçen gün bitmektedir. Assubaya ne görevdeyken ne de emekli olunca rahat ve huzur var. Görevdeyken yıllarca mobbinglere maruz kalıyoruz huzurlu bir çalışma ortamı yok, aldığımız üç kuruş maaşla ayın sonunu nasıl getireceğiz onun hesabını yaptık. Emekli olunca da aynı, belediyenin otopark görevlisi ilk okul mezunu emeklisinden bile az olan emekli maaşı ile hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz.
    Beni huzursuz eden diğer bir husus ise emekli olunca bizlere verilen SGE belgesi, muharip sınıflar 55, yardımcı sınıflar 60 yaşına kadar yedek astsubay kabul edilmiş yasayla. Ben 51 yaşındayım ikinci defa SGE belgesi aldım, geçenlerde benimle aynı yaşta olan emekli bir albay tanıdığımla karşılaştım kendisine SGE belgesi verilip verilmediğini sordum, verilmemiş. Subaylarda rütbe ve kadro esas olduğundan benimle aynı yaştaki emekli albaya kadrosu olmadığından SGE verilmiyor yan gelip yatmaya devam, biz emekli olsak da mezara kadar assubayız. Ben böyle adaleti, demokrasiyi yemişim. Demokrasi ve hukuk hep üsttekilerin menfaatleri üzerine kurulmuş. Ben böyle adalete, demokrasiye inanmıyorum, dünyanın en güçsüz ordusu olmak yolunda hızla ilerliyoruz. Assubaylar intihar ediyormuş kimin umurunda. Saygılarımla.

  4. Hikmet AYDINCAK dedi ki:

    TSK komuta kademesi TSK’yı iyi idare etmiyor! İyi idare edilen bir kurumda bu kadar intihar olmaz! Sn. Cumhurbaşkanı bu konuda Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmeli, sorumlular tarafsız yargı önünde (askeri yargı dışında) hesap vermelidir.

    Kendi menfaatleri için DARBE yapanların, sadece kendi ceplerini doldurmak için envayi çeşit KILIFLA yasa çıkaranların, astlarının alın terini, emeğini GASP EDENLERİN, DARBELERİN MİRASINI YİYENLERİN AKIL ve MANTIĞIYLA TSK’daki sorunlar, en başta da İNTİHAR SORUNU çözülmez, çözülemez!
    Sn. Çam’a konuyu tekrar gündeme getirdiği için, Ersen abimize değerli yorumları için teşekkürler.
    Saygılarımla.

  5. Yavuz SELİM dedi ki:

    ” Beni huzursuz eden diğer bir husus ise emekli olunca bizlere verilen SGE belgesi, muharip sınıflar 55, yardımcı sınıflar 60 yaşına kadar yedek astsubay kabul edilmiş yasayla. Ben 51 yaşındayım ikinci defa SGE belgesi aldım,”

    SGE emri alıp yakın tarihlerde tatbikata katılan var mı ? Tatbikata gidiş ve dönüşte derece kademe/ rütbe aynı mıydı öğrenmek istiyorum.
    —————————————————————–
    YÖNETİCİ NOTU. Son yıllarda Seferberlik Deneme Tatbikatı yapılmadı tatbikatta görevlendirilen assubaylar emekli oldukları tarihteki rütbe ve dereceden görevlendirilirler tabi bu arada subaylar için yasalar zorlanıp imkanlar yaratılmaktadır yedeklikte binbaşılıktan yarbaylığa terfi edenin intibakı AYİM kararı ile 1nci dereceden yapılmıştır bu uygulamanın Cumhuriyet tarihinde assubaylar için tek örneği yoktur. Bilgi ve takdirlerinize

  6. Yavuz SELİM dedi ki:

    YEDEK SUBAY KANUNU İLE SORDUĞU SEFERBERLİK KANUNUN NE İLGİSİ VAR E:G ?
    YEDEK SUBAYLAR VE YEDEK ASKERİ MEMURLAR KANUNU

    Kanun Numarası : 1076
    Kabul Tarihi : 16/6/1927
    Resmî Gazete : 9.7.1927/628

    Madde 2 – Yedek subay ve yedek askeri memurları şunlardır:

    A) (Değişik: 1/2/1930 – 1555/1 md.) Kara, deniz, hava ve jandarmadan müteakit ve müstafi olanlardan yedeğe ayrılanlar “daimi malüliyet sebepleriyle tekaüt edilenlerden seferi ordunun geri ve sabit hizmetlerinde istihdama elverişli olmayanlar ve yirmi üçüncü maddede sayılan fiillerden dolayı tekaüdü icra edilmiş bulunanlar yedeğe ayrılmazlar.”
    B) Bu kanunun neşrinden evvel ikinci sınıf namiyle yedek subay ve memurlarından oldukları tasdik kılınanlar.
    C) Gedikli küçük zabitlerden ihtiyat mülazimi olanlar,
    D) Bu kanuna göre yedek subay yetiştirilenlerdir.

    Yedek Subayların terfi ve istihkakları

    Madde 17 – (Değişik: 17/9/1943 – 4497/3 md.)

    A) Hazarda yedek subayların silah altında geçmeyen sivil hayattaki müddetleri de hizmet müddetlerinden sayılmak şartiyle muvazzaf subaylar gibi terfi ettirilirler. Ancak teğmen olacaklar birer,üsteğmen olacaklar ikişer ve yüzbaşı olacaklar sekizer talim devresine iştirak etmek ve muvafık sicil almak, denizde yüzbaşılık kursunu tamamlamak ve yakın seferde süvari veya çarkçı şahadetnamesini haiz olmak şarttır.

    Gümrük muhafaza kıtalarında istihdam olunan yedek subaylardan teğmen olacakların bu kıtalarda dört buçuk ay hizmetten sonra Genel Komutanlığın inhası ile orduda bir buçuk ay staj, üsteğmen olacakların iki sene dokuz ay hizmetten sonra aynı veçhile doksan gün staj, yüzbaşı olacakların da üç sene hizmetten sonra yine inha ile 360 gün staj görüp sicil almaları şarttır. Bu subaylar takım talim ve terbiye safhasının başlangıcında orduda bulunacak veçhile staja gönderilirler.

    Bilümum yedek subayların terfilerinde kıdem hesabı muvazzaf subaylar içindeki hemnasıplı arkadaşları meyanında hesap olunur.

    Binbaşı olmak ve binbaşıdan yukarı rütbelere çıkabilmek Harb Okulu tahsilini ikmal etmek ve muvazzaf subaylara mahsus Terfi Kanununda yazılı kayıt ve şartları ihraz etmekle meşruttur.

    Deniz sınıfında binbaşı olmak için yukarıdaki şartlardan başka uzak seferler süvarisi veya çarkçısı şahadetnamesini haiz olmak lazımdır.

    Tabip, veteriner, eczacı, diştabibi, kimyager ve mühendis subayları kendi meslek mekteplerinde yüksek tahsillerini yapmış olduklarından bunlardan Harb Okulu tahsili aranmaz. Bu maksatla Terfi Kanununda zikredilen asgari müddetin üçte birini fiilen ifa etmek üzere müracaat edenlerin orduya kabulü münhalat ve sair ihtiyaçlar nazarı dikkate alınarak ait olduğu Vekaletçe takdir olunur.

    B) Seferde yedek subaylar muvazzaf subaylar gibi Terfi Kanunu ahkamına tabi olurlar.

    C) Yedek askeri memurlar dahi hazar ve seferde muadilleri rütbedeki yedek subaylar gibi ve yukarıda yazılı şartlar dahilinde terfi ederler. Memurların terfileri için dahi Harb Okulu tahsili aranmaz.

    Sanırım 2009 yılında 5837 sayılı kanun ile 2 nci maddenin özü aynı kaldı ancak 17 nci madde bir hayli değiştirildi. 2009 yılına kadar yönetici notunda belirtilen husus bence assubaylar içinde geçerli idi ( 2 nci maddenin c bendi assubaylarında yedek subay ( yedek subay dan kasıt asteğmen değil ) olduğunu belirtiyor ). Uygulamasına şahit olmadım. Görevde iken böyle bir uygulamada bulunmadım. Ancak geçmişte TSK. dan atılan Memiş CEYHAN örneğide mevcut.

    Yakın zamanda seferberlik tatbikatına katılan varmı diye o yüzden sormuştum. Ki int. yaptığım araştırmalara göre bir hayli var. Ancak uygulamasını katılan tanıdığım olmadığı için, ilgili birlikleride aramadığım için bilmiyorum. Belki öğrenirim diye yazmıştım.

  7. Hüseyin dedi ki:

    Başımdan gecen bir olay : 25 yıllık meslek hayatımın 20 senesi kapalı havalandırması yeterli olmayan yerlerde çalıştım. Bunun sonucunda 2010 senesinde tüberküloz rahatsızlığı geçirdim ve GATA’dan Sınıfının Kıta komutanlığı olmayan kadro yerlerinde çalışması raporu aldım. TSK sağlık yeteneği yönetmeliğinde Hastalığın belirti ve bulguları itibarıyla mesleğin icrasından kaynaklanan bir meslek hastalığı olduğu düşünülen personel, Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığına sevk edilir.
    Gülhane Askerî Tıp Akademisi Sağlık Kurulu bu personel hakkında ayrıca meslek hastalığı niteliğinde olup olmadığı konusunda karar verir ve verilen karar, raporun teşhis hanesine yazılır,hükmü vardır. Bu yazı üzerine GATA’dan bununla ilgili olarak bir rapor istedim. GATA’dan gelen cevapta hastalığımın ailemden akrabamdan çocuk yaşta kaptığım kanaatindeydi. Daha sonra tekrar bir dilekçe daha yazarak Yüksek Sağlık Kuruluna itiraz edeceğimden dolayı anılan raporu istediğimi belirttim. Bu yazı üzerine GATA Göğüs Hastalıkları servisine yatırıldım ve 2 ay hava değişimi aldım. Alınan patoloji sonucunu öğrenmeye gittiğimde iki doktorun kapalı kapılar ardından konuşmasında Mikrobiyoloji ile konuşalım sonuçları negatif gelirse pozitife çevirterek ilaç tedavisi yaparız demesiydi. Bunun haricinde duyduğum başka bir sözde tüberküloz geçirmiş her asker ailesine verilen cevabın aynı olmuş olmasıdır. Çocukluğunda anne babasından veya akrabasından geçirdi ibaresi.
    Ben 25 sene askerlik hayatımda yapılan periyodik muayenelerde devamlı sağlam raporu almış olmam ayrıyeten sınıf okuluna girerken almış olduğum sağlam raporu hiçe sayılmış çalışma ortamlarıma bakılmadan böyle bir cevap verilmiştir. Madem ben bu hastalığı çocukken anne baba veya akrabamdan kaptım sınıf okullarına ilk girişte yapılan periyodik muayenelerde neden adaylara Tüberkülin testi yapılmıyor? Vucutta tüberküloz mikrobunun olup olmadığı anlaşılıyor. Gene bunun haricinde başka bir olayda bu hastalığımın ilk çıktığından bir albayımızın da muayene kağıdında aynı hastalığının yazılı olmasıydı. Ama ben tedavim müddetince o albayımızı hiç görmedim. (9 Ay). Gene Sağlık kurulu önünde yaşanan bir olay TSK’da görev yapamaz raporu verilen bir yüzbaşımızın raporu ayrı bir yere konuluyor ve söylenen söz Rapor değiştirilecekmiş iade edeceğiz, demesiydi. Yani sözün bittiği yer ben halen o raporu alamadım…