Değerli Meslektaşlarım
Yıllardır yapılan çabaların sonunda içinde bulunduğumuz bu durum çok üzücü olduğu kadar aynı zamanda bir o kadar da düşündürücüdür. Büyük bir umut ve hevesle, yeni baştan önceki hatalardan, büyük bir camianın gereken dersleri çıkarıp, daha bilinçli ve hep birlikte, meslektaşlarımız aynı amaç uğrunda birleştirilip yönlendirilerek harekete geçirilmesi gerekirken, yıllar boşa harcanmış ve başarısızlığa kırk dereden su getirerek mazeret üretmek yetmiyormuş gibi mücadele azmi ile dolu meslektaşlarımızın çözüm uğruna yaptıkları fedakarca çabalarına yine muhaliflik yaftası vurulmaya başlanmıştır.
Yönetimde olanların basit, alışılagelmiş ayak oyunları ile koltuğunu ve günü kurtarmak adına, kendileri için sonuç alacaklarına inandıkları tavırları sergilemeye başlamışlardır. Yani yandaşlık ve muhaliflik çarkı daha büyük bir gayretle ve hızla döndürülmeye devam etmektedir.
Başarılması gereken bir işe hangi inanç ve kararlılıkla başladığımız çok önemlidir. Yasak savma, göz boyama, gaz alma amaçlı başlanılan her işin amaç ve sonuçlarını önceden kestirebilen veya öyle olacağına dair emareleri gören binlerce meslektaşım, mücadele edilmesi gereken asli kurumları unutup, elini ayağını bağlayan kendi içinden çıkan yeni sorunlarla uğraşır hale gelmektedir.
Bu yönetimin, 2012 yılının Temmuz ayına kadar eleştiriden çok övgü ve saygı ile karşılandığını hiç kimse inkar edemez. Bizim camiamızı en fazla yaralayan husus KANDIRILMIŞLIK DUYGUSUDUR. Bizleri; ister Gnkur.Bşk.lığınca, ister hükümetler, isterse muhalefet tarafından üzen ve sinirlendiren konu, bizler adına bir şeyler yapıyormuş gibi görünüp, hiçbir şey yapmadıkları gibi adeta zekamızla alay edercesine daha ağır sorunlara maruz bırakmaları ve hâttâ giderek bu durumu yasallaştırmaları olmuştur.
Temsilci olarak seçtiklerimiz her konuda, daha demokrat, daha aktif, daha birleştirici ve ortak hedefe yönlendirici tavır içinde olmaları gerekirken; bir kısmının özel çabaları ve destek görmeleri nedeniyle, meslektaşlarımız mücadele edenlerle tartışan, hakaret eden, yandaş ve muhalif çatışmasını körükleyen duruma gelmiştir. Mücadelenin içinde olanlar en hafif tabiri ile, “Klavye kahramanlığı, müzmin muhaliflikle suçlanmakta, ya da çok biliyorsan aday olup, boyunun ölçüsünü al” önerisi ile karşılaşmaktadır. Sanki seçim kazanmak asli amaç, kazandıktan sonra, yapıcı da olsa eleştiride, öneride bulunmak suçmuş gibi tavır konmaya başlanmıştır. Bu arada hiçbir şekilde mücadele içinde olmayanlar en rahat ve huzurlu bir şekilde kendi içimizdeki bu mücadeleyi izlemekte, ya da izleme gereğini dahi duymamaktadır. Muhataplarımızın tam olarak arzu ettikleri durum ise gerçekleşmektedir.
Yeni bir umutla yapılan seçimleri kazanmak adına; özel hayatın içine girilerek elde edilen dosyalarla başlanıp, seçim sürecinde antidemokratik çabalarla devam eden ve mahkeme ile sonuçlanır duruma getirilmektedir.
Her toplantı olay haline gelmiş, assubaylar adına değil, koltuk için iş yapılıyor algısı ve huzursuzluğu giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Meslektaşlarımızda, bizzat temsilci seçtiklerimiz tarafından kandırıldığı konusunda düşünceler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Örneğin; önceki yıl kutlama için ANKARA’ya çağrılan ve gelen 15-20 bin meslektaşımıza yürüyüş güzergahı bile söyleme gereği duyulmamış, ANKARA’ya her türlü imkansızlığa rağmen gelen yaşlı ve yorgun meslektaşlarımız umduklarını değil, mecbur bırakıldıkları yürüyüşler için hayal kırıklığına uğramışlardır. Bu durumdan birileri ziyadesi ile mutlu olduğu kesindir. Fakat, bu çileyi çeken meslektaşlarımızın bu durumu yeterli görmesi ve mutlu olması söylenebilir mi?
İkinci Kutlama yılında, yani bu yıl kutlamaya katılanların, doğal olarak 1/3 oranında azaldığı görülmüştür. Çoğunluk sessiz de olsa yapılmak istenenden hoşlanmamıştır. En son yapılan basın açıklaması için gelen meslektaşlarımızın sayısı (Hepsine ayrı ayrı minnet duyuyor ve kutluyorum) ne yazık ki, ikinci yıl kutlamalara katılan meslektaşlarımızın da yine 1/3 oranı kadar olmuştur. 15 bin, 5 bine, 5 bin 2 bine düşmüştür.
Seçim yaparak kazanabilirsiniz, tüzüğü istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz, hâttâ birkaç dönem de seçilebilirsiniz. Sadece bir örneğe bakarak geleceğiniz ve itibarınız konusunda bir değerlendirme yapmalısınız. Önceki TEMAD yönetiminin baskılar karşısında 2010 yılında düzenlemiş olduğu eyleme rağmen durumu meydandadır. Hangi açıdan ele alırsanız alın, inanın geçen bunca uzun yıllara rağmen, değişmeyen makus talih karşısında sizlerin düşeceği durumu tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Ömrünü bu mücadeleye feda etmiş, bu uğurda cezaevlerinde yatmış, ailece cezalandırılmış meslektaşlarımızın yanında, gecesini gündüzüne katarak, kendilerini büyük risklere sokarak mücadele edenleri, koltuğa ve yandaşlığa feda edemezsiniz. Çünkü bu insanların böyle bir amaç ve düşünceleri, kişisel ikballeri hâttâ talepleri de olmamıştır. İstenilen husus gayet açık ve basittir. Meslektaşlarımıza karşı DÜRÜST, ŞEFFAF, İNANÇLI, KARARLI VE SAYGILI olunmasıdır.
Çözümün ve çarenin itici gücü olmak varken, kaybedilen yılların, yok olan hayatların çekilen acı ve sıkıntıların bir parçası olursunuz. Seçimleri, seçilenleri, tüzüğü nasıl yaparsanız yapın, amaç assubayların mağduriyetini ortadan kaldırmak için değilse, bu çok kısa bir süre sonra sizlere daha büyük bir sorun olarak geri dönecektir. Umarım öyle olmaz. Saygılarımla…