Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 33°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
33°C
Parçalı Bulutlu
Paz 34°C
Pts 33°C
Sal 30°C
Çar 31°C

07 EYLÜL 2050

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
11/06/2012 8:24 PM | Son Güncellenme: 30/03/2024 12:45 PM
1

2050

Bugün ben seksen üç yaşındayım. Geriye dönüp baktığımda her şey ne kadar değişmiş. Biraz nostalji yapıp sizin de bildiğiniz 2012 yılına veya daha öncelerine dönmek istemiyorum. Size bugünü anlatmak istiyorum.

Gazetelerdeki haberler, mezhep, Kürt-Türk çatışmaları ve yağmalarla dolu. Bir çok yerde çeteler kurulmuş. Bu çetelerin çoğu kendi mıntıkalarını korumak için kurulmuş ancak biraz kuvvetlenenler kendilerinden olmayanlara ellerinden geleni yapıyorlar. Ülkemiz halen bölünmedi. Ancak ülkenin en sakin ve en huzurlu yerleri Diyarbakır, Van, Erzurum ve Kars eyaletleri. Ancak bu eyaletler de kendi aralarında kavgalılar. Bir çok eyalette durum çığırından çıkmış vaziyette. Antalya, İzmir gibi eyaletler Lübnan’dan daha berbat durumda. Özellikle Mersin’de katliamlar yaşanıyor. Üniversiteler okunamaz duruma gelmiş. Profesörler zaten hepsi yurtdışına kaçmış. Hiçbir eyalet Merkezi yönetime vekil göndermek istemiyor. Zira vekillerin de hiç biri merkezi yönetimde çalışmak istemiyor. Her gün merkezi yönetime yönelik suikastlar yapılıyor. Sanki eyaletler arasında kan davası var gibi… Suçlu başka bir eyaletten olunca tepkiler ve karşılıklar gecikmiyor.

Zenginlerin durumu iyi. Onlar zaten şehrin kartla girilen bölgelerinde yaşıyorlar. Güvenlik engelleri arkasında yine güzel hayatları var. Kendilerine ait helikopter pistleri ve son derece modern helikopterleri var. Varoşlardan gelenler ancak görevli oldukları yerlerin izin kartıyla ilgili yerlere giriyorlar. Varoşlar demişken, varoşlarda durum hiç iç açıcı değil. Her yerde trajedi var. Alt yapı yetersiz. İnsanlar eğitimsiz. Üstüne üstlük bağnaz ve cahil. Asker ve Polis meslekleri varoşların en çok talep ettiği meslekler. Bu mesleklere haiz olanlar her yere girip çıkabiliyorlar. En çok görülen suç ise adam kaçırma. Doğrusu çocuk kaçırma. Her gün yüzlerce çocuk kaçırılıyor. Bunların akıbeti hiç belli değil. Ancak bilinen şu ki bunların hemen hemen hepsi organ mafyası tarafından zengin hastanelerine satılıyor. Devlet bunun suç olduğunu söylese de pek kılını kıpırdatmıyor.

Bir çok televizyon kanalı var. Ancak bazı kanalları seyretmek çok çok pahalı. Ya da kapalı devre olarak belirli alanlara yayınlar yapıyorlar. Zenginler için çok çılgınca yayınlar var. Bu yayınlar sayesinde hayatları basitleşiyor. Bazı kanallarda insan ticareti yapılıyor. Beğen beğen al.

Artık fazla banka şubesine gerek yok. Bankalar iki kategoride toplanmış. Biri Müslüman bankalar, diğeri de Hristiyan Bankalar. Müslüman Bankalar daha ziyade halka yönelik çalışırken, Hıristiyan bankalar ise iş dünyasına hizmet ediyorlar. Bankalar evlere bir cihaz takıyorlar. Bu cihaz tüm abonelikleri bir arada topluyor. Bankadan bu kartı satın alanların yıllık tüm ödemelerini banka yapıyor. Elektrik, Su, Hayat sigortası, sağlık sigortası, Araç sigortası, Televizyon, telefon, internet, v.b…

Sokaklarda insanların kıyafetleri çok tezat oluşturuyor. Bir kısım insanlar kara çarşaflar ve paltolar ile gezerken, bir kısımları ise neredeyse her yerleri ortada dolaşıyorlar. Her ikisi de özgür. Ancak bu özgürlüğün altında sanki bir rol biçme anlayışı mevcut. Üstü başı aşırı açık gezenler tamamen fakir ve fuhuş yapan insanlar. Kapalı olanların altlarında ise son model arabalar var.

Tüm bunlara rağmen merkezi yönetim elinden geleni yapıp ülkeyi bir arada tutmaya çalışıyor. Başarıyor da… Nasıl mı? Bu başarıya şaşırmamak lazım. Biz dokuz yüz yetmiş dokuz yıldan beri tüm tezat uygulamalara rağmen ayakta değil miyiz?

Biraz ilginizi çeker diye teknolojiden bahsedeyim. İnsanlar artık haberleşmek için çok değişik yöntemler kullanıyorlar. Herkesin kolunda bir bilezik var. Bu bilezikleri takınca ellerindeki cep telefonları çok büyük anlam kazanıyor. Sevdiklerinin ve kendilerinin yerlerini öğrenmek istediklerinde, nabızlarını ölçmek istediklerinde, para harcamak istediklerinde, bir yere gittiklerinde referans gerektiğinde hep bu bilezikleri kullanıyorlar. Devletin vücuda kodlamış olduğu TC numarası sayesinde bu bilezikler başkalarının elinde hiçbir şekilde görev yapmıyor. Doktora bile gitseniz doktor sizi değil bileziği muayene ediyor. Akıllı bilezik uygulaması devlet tarafından yapılıyor. Ancak bazıları buna çok muhalif. Özel hayatın ihlal edildiğini söyleyenler, antidemokratik diyenler var.

Dünyadan bahsetmek gerekirse yine hiç hoş şeyler olmuyor. Bir çok ülkede küçük kıyamet kopmuş gibi. Neredeyse nüfusu olmayan ancak eski uluslar arası kurallarla denge unsuru olduğu için ayakta duran halksız devletler var. Mısır’da Hüsnü Mübarek’ten sonra ve Libya’da Kaddafi’den sonra kırk yıldır iktidar kavgaları var. Halkın yarısı açlık ve kıtlıkla boğuşuyor. Kara sınırlarımızın en uzun olduğu Ülke artık Suriye değil, İsrail… Suriye ve Kuzey Irak’ta işgal altındaki topraklarda İsrail askerlerine karşı taş atan çocuklar var. Amerika bildik Amerika… Rusya bildik Rusya…. Ve Avrupa bildik Avrupa….

Tabii ki merak etmişsinizdir. 2050 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl acaba diye? Her şeyden önce Türk Silahlı Kuvvetleri değil. Adı değişti. Anadolu Federal İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri. Ordumuz gerçekten çok güçlü demek isterdim. Ancak hiç de öyle değil. Birkaç kişi yine dünyanın en disiplinli ordusuyuz diye komik komik konuşuyor. Ancak yanımızda İsrail var. Tüm silahlarımızın patenti onların elinde.

Ara sıra milli silah bulduk diye hemen haber yapılıyor. Ardından bir tatbikat yapılıyor. Sözde İsrail’e gözdağı veriliyormuş. Sözde İsrail’in saldırısına karşı hazırlık yapıyoruz. Ne de olsa İran üçe bölünüp sorun olmaktan çıkarıldı. Sıra bize gelmişti. Yani İsrail bizimle kedi fare gibi oynuyor.

Orduda hissedilir derecede huzursuzluk var. Özellikle assubaylar çok rahatsız. Şimdilerde yeni bir etkinlik başlatmışlar sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Kırk yıl önce istedikleri şeyin aynısını istiyorlar. Onurlarını istiyorlar. Ama çok inandırıcı değiller. Bence çoğunun onurdan falan haberi yok. Sadece biraz zam istiyorlar. Bir kıdemli Başçavuş, teğmenin maaşını alamıyormuş. Bir emekli astsubay Asgari ücretli emekliden 100 TL fazla alıyormuş. Bir emekli Albay, emekli assubayın altı katı maaş alıyormuş. Geçen yıllar boyunca her şey kötüye gitmiş. Miş. Miş. Miş…

Paralı askerlik uzun süredir uygulanıyor. Eskiden tüm vatandaşlar askerlik yapardı. Şimdi para ödeyip askerlik yapmama uygulaması gelince, yani kısacası kışlalar fakir askerle dolunca askerlik koşulları da değişti. Kantinler kapatıldı. Zaten kantine gidip para harcayan asker yok. Yemeklerin kalitesi düştü. Zaten ne versen yiyiyorlar. Değişmeyen tek şey yine askere giderken “ En büyük asker bizim asker” şehit olunca da “ şehitler ölmez vatan bölünmez.

Gelelim bana… Ben kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü bunca olaya ve hastalıklara rağmen hâlâ yaşıyorum. Gerçekten şanslı mıyım? Evet şanslıyım. Çünkü hayat yine de güzel…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
12/12/2015 3:40 PM
12/12/2015 3:40 PM
05/09/2015 11:04 AM
27/02/2015 5:22 PM
07/02/2015 7:04 PM
04/01/2015 6:09 PM
01/01/2015 2:00 PM
19/12/2014 9:17 AM
31/10/2014 6:24 PM
04/07/2014 7:37 PM
16/05/2014 7:49 PM
27/04/2014 8:10 PM
06/04/2014 11:02 PM
18/03/2014 10:33 PM
16/03/2014 9:43 PM
YORUMLAR

  1. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Ben başbakan olsaydım müdahale etmez korumalarımı gönderir ağzını burnunu kırdırırdım (!) 🙂
    Bu ülke demokrasi ile idare edilmiyor mu? Sn.Başbakan özgürlüklerden bahsetmiyor mu? İşin en önemli tarafı mecliste alenen terör örgütünün sözcülüğünü yapanların devleti tehdit eden konuşmalarına katlanan başbakan burada neden müdahale ihtiyacı hissetmiştir. Konuşmanın içeriği tartışılabilir hatta suç unsuru bulunabilir yasal gereği yapılır ama barolar birliği başkanı olarak düşüncelerini açıklayan hatibe müdahalesi kabul edilemez.Sn.Başbakanın sinirleri çok yıprandı biraz dinlenmesi gerekiyor.

  2. MEHMET KAYALI dedi ki:

    BU GÜZEL İÇERİKLİ YAZIMLARINDAN VE BİZLERİ BİLGİLENDİRDİKLARİ DOLAYI SEVGİLİ ARKADAŞLARIM. SAYIN ERDA GÜNŞER. YOL GÖSTERİCİ FİKİRLERİNDEN DOLAYI SAYI ERSEN GÜRPINAR ARKADAŞIMI KUTLARIM. SONUÇTA AYNI NOKTADA BULUŞUP ÜLKEYE HİZMET OLGUSUNDA BİRLİKTELİK OLUŞTURAN ARKADAŞLARIMIN GÖZLERİNDEN ÖPERİM.