Dolar 32,3564
Euro 34,4583
Altın 2.438,65
BİST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Açık
Ankara
22°C
Açık
Pts 26°C
Sal 25°C
Çar 24°C
Per 20°C

JAPONLAR

20/03/2011 9:45 PM | Son Güncellenme: 30/03/2024 12:45 PM
0

deprem-ve-japonlar

İlkokul sıralarında Türkiye’den sonra ilk öğrendiğimiz ülke idi Japonya. Onlar TRT’de sık sık izlediğimiz Amerikan filmlerinde çekik gözlü acımasız insanlardı. Daha sonraki yıllarda Japonya ve Japonlar hakkında bir çok şey öğrendik. Çok uçlarda yaşayan bir halk Japon halkı. Samuray filmlerinde onurları için harakiri yapabilen bu cesur halkın İkinci dünya savaşında ABD donanmasının neredeyse tamamını denizin dibine gömdüğünü, kamikaze uçakları ile milli kahramanlığın en uç noktasını sergilediklerini öğrendik. İkinci dünya savaşının sonunda iki kentini yok eden atom bombasının acılarını ve yıkımlarını yıllarca yaşayan bu millet, yetmişli yıllarda dünyanın bir numaralı elektronik devi olmuştu. Süper güçler arasında yerini hemen alan bu ülke adını depremlerle alay edişiyle de duyuruyordu.

Japonlar tarih boyunca insanlığın en büyük sınavlarına tabi tutulmuşlar ve hepsini başarıyla geçmişlerdi. Geçtiğimiz günlerde Japonya’da korkunç şeyler oldu. 8,9 şiddetinde depremin ardından oluşan dev tusunami ve yine nükleer felaket Japonya’yı hedef aldı. Japon halkı yiyecek ekmeğe bile muhtaçken yine vakur davranıyor, kendisine günler sonra verilecek olan bir dilim ekmeği için sırayı bozmuyor, bir yandan da evlerini suların götürdüğü bahçelerinde kurdukları barakalarda yağan kar ile mücadele ediyor.

Tanrı bu halkı can fedakarlığı ile sınıyor gibi. En son olarak da Nükleer santral’den daha fazla radyasyon yayılmaması için 180 Japon yirmi birinci yüzyılın kamikazeleri oldu.

Bu yüce değerlere sahip büyük halkı saygıyla selamlıyoruz.

Japonların bu özelliklerini başka bir millet ile kıyaslamaya çalışırsak söyleyebileceğimiz şey “Japonlar ve diğerleri” dir. Peki neden bu halk diğer halklardan farklıdır? Neden vatanlarını çok severler? Neden? Neden? Tabii ki hepimizce bir nedeni vardır.

Vatanseverliğinin boyutları, geleneklerine bağlılığı kuvvetli olan bu toplumun acaba bizimle hangi ortak noktası var biliyor musunuz? Eve girerken onlar da ayakkabılarını çıkarırlar. Başka ortak noktamız yok desek yeri var…

Biz; Yunus Emre’nin şiirlerinden, Ömer Hayyam’ın rubailerinden ve Nasrettin Hoca’nın fıkralarından öğrendiğimiz kadarıyla, haksızlığı nesilden nesile aktarmış ve çaresini bulamamış bir milletiz. En az Japonlar kadar eski bir devlet geleneğimiz olmasına rağmen hâlâ daha adaleti ve eşitliği benliğimize yerleştiremedik. Yükselenin ayağından asıldık. Bir mevkiye gelince altımıza hiç bakmadık. Hep “ye kürküm ye!” , “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” , dedik.

Allah dağına göre kar veriyor. Japonlara da, bize de kaldırabileceğimiz kadar yük veriyor.

ETİKETLER: , , ,
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
12/12/2015 3:40 PM
12/12/2015 3:40 PM
05/09/2015 11:04 AM
27/02/2015 5:22 PM
07/02/2015 7:04 PM
04/01/2015 6:09 PM
01/01/2015 2:00 PM
19/12/2014 9:17 AM
31/10/2014 6:24 PM
04/07/2014 7:37 PM
16/05/2014 7:49 PM
27/04/2014 8:10 PM
06/04/2014 11:02 PM
18/03/2014 10:33 PM
16/03/2014 9:43 PM
YORUMLAR

  1. Osman Ada dedi ki:

    Değerli arkadaşlarım kimse kendini yasaların üzerinde göremez görmemelidir. Bu tip kendini bilmez aslını unutmuş kişilere o rütbenin kişisel tatmin aracı olmadığını hatırlatıp yetkililerin gereğini yapmasını sağlamalıyız. Daha önce babası assubay olmasına rağmen assubaylara küfür ve eziyet eden pilot yarbayın durumunu http://emekliassubaylar2.netau.net/index.php?option=com_content&task=view&id=218&Itemid=99999999 linkindeki yazı ile kamu oyu ile paylaşıp tepki verdik ve ordudan ayrılması sağlandı bu tür olaylar cezasız kalmamalı.

  2. cenan EYNUR dedi ki:

    ARKADAŞLAR ADAM HAKARET EDECEK SEN DE ŞİKAYET EDECEKSİN,BÖYLE ŞEY OLUR MU? GEREKENİ YAPACAKSIN SONRA ŞİKAYET EDECEKSİN BÖYLE TERBİYESİZE.

  3. ahmet ÇAM dedi ki:

    Arkadaşlarım.Bnb’nın bu HAKKI kendisinde görmesinin sebebi YETİŞTİRİLME ŞEKLİYLE TSK’daki KAST sistemidir. Rütbesi ne olursa olsun Ordu evlerine giriş şartlarını KOYANın o günkü nöbetçi Assubayı olmadığını o Bnb bilmez mi? Ordudaki en büyük rütbelisinden en küçük rütbelisine kadar herkes bilir. Ama beyin olmazsa ve davranışlarda KASIT olursa aynen bu olaylar yaşanmaya devam edilir.Merkez K.lığından gelenler madem bu Bnb’nın yaptıklarını görmüşler,neden emre itaatsizlikte ısrardan ve görevini yapan personele HAKARETTEN dolayı bu Bnb’yi derdest EDİP götürmemişler? Neden görevlerini yapmamışlardır? Askerlik EFELİK yapılacak yer midir? Bu Bnb elbisesini çıkararak göstereceğim dediği Assubaylarla SİVİL bir ortamda KARŞI KARŞIYA gelmeyi deneyebilir mi? Efelik elbise ve rütbeyle olmaz. Demek ki bu Bnb o rütbeleri HAK ederek değil,KAST sisteminin korumasıyla almıştır.
    Bütün bu olayların tek sorumlusu YETERLİ DENETİM ve KONTROLÜ YAPMAYAN, YAPTIRMAYAN GENELKURMAYDIR.BİR SINIFA GEREKTİĞİNDEN FAZLA YETKİ VERİR VE İLTİMAS SAĞLARSAN diğer bir sınıfı da ÖTEKİLEŞTİRİRSEN bu tür olayların önünü alamazsın.

  4. Adilhan Şanlı dedi ki:

    Gen-Kur. yetkililerinin öncelikle şunu kabul etmesi gerekir.Korku ve baskıya dayanan disiplin bu korku ve baskı kalktıgı zaman yok olur gider.Oysa karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan disiplin uzun ömürlüdür.
    Çocuk yaşta girdigimiz As.okulda günde beş-on kez yalan söylemeyin dedikten sonra denetlemede Ok.D.Bşk.Tug.Gen.Bayram Aslan’ın(1969-1970 Ög.yılında.) “Assubay okulunu neden tercih ettin?” sorusuna diger arkadaşlarım gibi vatan millet sakarya demeyip( Çünkü bilmiyordum.) ortaokulu bitirdigim Şarkışla’da lise olmadıgı için burayı zorunlu olarak seçtim dedim diye 6 hafta sonu izin cezası ve 18 ahlak notum kırılmıştı.Babama bu cezanın verilişini “Dürüst davrandıgım için aldım.” şeklinde izah etmeme karşın O’nu kesinlikle ikna edememiştim.
    Disiplin iyi de bu bazen insanı yaşamından bezdirip intihara kadar sürüklüyorsa adı disiplinden çıkar cinayete teşvik gibi bir suça benzer.Bilhassa Jand.ve Kara Kuvvetlerinde bu durum sık yaşanan olaylardandır ve mutlaka önüne geçecek tedbirler alınmalı,meslektaşlarımıza yasa dışı baskılar yapılmamalıdır. Bu Gen-Kur.Bşk.lıgı Dis.Mor.D.since izlenmeli ve çözümler üretilmelidir…!

  5. Mustafa Savaş EVRAN dedi ki:

    Yıllar önce birlikte görev yaptığımız; ancak o gün için şiddetli fikir uyuşmazlığımız fikir çatışmamız olan bir büyüğümle girdiğimiz bir tartışmada:Bana “neden ATATÜRKÇÜSÜN söyle bakalım” diye bir soru yöneltti. Ben de “Atatürk’ün yaptıklarından bir teki bile ATATÜRKÇÜ olmam için yeterli” dedim ve devamla,”Saltanatı kaldırdı,Padişahlığa son verdi ve milleti kul’a kulluk etmekten kurtardı” dediğimde,acı acı gülümseyerek;”Evet padişahlığı kaldırdı ama yerine gelenler onun kaldırdığı bir tek padişahın yerine 40.000 civarında padişah getirdiler,gözünü açta çevrene bir bak” demişti.Ben o gün için o değerli büyüğümün sözüne çok içerlemiştim,ancak geçen zaman ne yazık ki onun o söz ve düşüncesinde ne kadar haklı olduğunu ve ne kadar doğru bir tesbit yaptığını bütün açıklığıyla kanıtladı.

  6. Hüseyin ÇETİN dedi ki:

    Sayın Ersen GÜRPINAR yine derin bir yaraya neşter vurmuşsunuz, kaleminize sağlık. Bana göre bu binbaşının psikolojik tedaviye ihtiyacı vardır, derhal GATA K.lığında Ruh hastalıkları bölümüne tedavi için yatırılmalı, sicil amirliği yetkisi alınmalıdır. Böyle bir subay ATATÜRKÇÜ ve ATATÜRK’ün askeri olamaz, askeri terbiyeden uzak olduğu kadar aile terbiyesinden de uzak bir kişilik sergilemiştir. Hakarete uğrayan Assubay arkadaş şikayetçi olmasa bile birlik komutanı Ast’ın Hukukuna riayet ederek binbaşıyı mahkemeye vermelidir. Bu Silahlı Kuvvetler tabii ki assubayların ordusu değil ama subayların da ordusu değildir bunu insanlar beyinlerine kazısınlar.
    Bu tür insanların en büyük silahı rütbesi ve verecekleri sicil notudur, kraldan çok kralcıdırlar, gözleri kör galiba bazı tabular yıkıldı.

  7. Murathan SİPAHİOĞLU dedi ki:

    ÇOK ÖRNEKTEN BİRİ
    Ailelerimizle birlikte bizlere tahsis edilen zamanda garnizon sinemasına gelen birkaç genç bekâr subay, film gösterimi esnasında yedikleri çerezin kabuklarını, meslektaşımızın yanındaki kız kardeşinin üstüne atıp, gülüşerek rahatsız etmişler. Sinema çıkışında, kendilerine sakince bu durumdan söz eden meslektaşımıza diklenen “şımartılmış” gençlerden en “sivri” olanı, deli-dolu, hayli güçlü ve iri yarı olan meslektaşımız tarafından bir güzel törpülenmiş.(!)

    Askeri mahkemede duruşma öncesi mağdur genç subay meslektaşımıza; “Astsubayım, siz haklısınız, yaptığımız yanlıştı. Fakat ben de kendimi savunmak durumundayım.” demiş. Ayrı girip, yüzleşmeden yargılandıkları duruşma sonunda meslektaşımız hapis cezası alır.

    Burada, adaletin elindeki “terazi” alınmış ve iki gözü de “kör” edilmiştir.

  8. Orhan ORHUN dedi ki:

    Bu artist için toplumsal tepkimizi dile getirecek bir metin hazırlayıp Genelkurmaya çekilmelidir.

  9. Murathan SİPAHİOĞLU dedi ki:

    BU ÖRNEKLER BİTMEZ YAYINLANDIKÇA YAZIYOR E.G

    BİRÇOK ÖRNEKTEN BİR DİĞERİ
    Bir meslektaşımız, birliğin nöbetçi subayı konumundaki tek nöbetçi amiridir. Telefonla arayan birine; “Nöbetçi subayı astsubay……buyurun” şeklinde cevap verir. Arayan kişi, alaycı bir tarzda; “O nasıl oluyor yaa, hem astsubay, hem de nöbetçi subayı. Olur mu öyle şey yaa..” deyince, yapısı gereği sözünü esirgemeyen meslektaşımız; “Bal gibi olur, (…..’nın şeyi gibi olur), gel de gör. Bekliyorum, buradayım, gel de görüşelim.” der ve telefonu kapatır.

    Bir müddet sonra resmi araçla nöbetçi amirliği önüne gelen ilk rütbelerdeki subay, meslektaşımıza, eliyle yanına gelmesini işaret eder. Nöbetçi meslektaş da aynı işaretle karşılık verir. Mecburen arabadan iner ve içeri girer. Meslektaşımız, nöbet kolluğunu göstererek “Okuyalım bakalım, burada ne yazıyor; (Nöbetçi Subayı), bu rütbe işaretleri ne; (Astsubay) Yani ne demek oluyor; (Nöbetçi Subayı Astsubay) Gelen kabadayı misafir, gülümseyerek ve mayışık muhabbetlerle oradan ayrılır. Meslektaşımız, “Bunu çok şişirmişler, havası alınınca, kendine geldi. Bu iş böyle olur.” diyerek yerine oturur.

    “Dinsizin hakkından, imansız gelir.” deyişi yanlış olabilir fakat böyle bir olaydan türemiştir, herhalde.

  10. M.F.AKALP dedi ki:

    Bu kişinin sağlıklı bir düşünce yapısının olduğunu zannetmiyorum. Haber kaynağım beni yanıltmıyorsa asb. arkadaşlar bu kişiden davacı olmuşlar son hareketinden sonra ormana kaçmış keşke arkadaşlarımız yanına gidip gazinoda ağırlayamadık ama burada ağırlayalım diyerek gereğini yapsalardı.Saygı istiyorsan önce saygı göstereceksin sonra adam olacaksın adam, ama adamlık ve insanlık ne yazık ki bakkalda satılmıyor.