Dolar 33,1056
Euro 36,0852
Altın 2.586,11
BİST 11.139,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Açık
Ankara
32°C
Açık
Cts 32°C
Paz 34°C
Pts 33°C
Sal 31°C

Bologna Süreci -1-

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
05/12/2013 11:19 AM
4

Bologna ve Kolonya…

İkisi de pizzacıların memleketi İtalya’dan geldi bize…

Her ikisi de bugün artık kullanılmayan, ölü bir dil olan Lâtince kelimeler.

image003Birincisi, geldiği memleketde bir şehirin adı…

Aynı zamanda sığır, dana ve domuz etinin karışımından bu şehirde yapılan sucuğa verilen isim. (Bkz.→)

Sucuk deyince biz Türklerin aklına memleketim olan Afyonkarahisar geliyorsa

İtalyanların aklına da Bologna geliyor.

Bologna sözcüğü Bononia kelimesinden türemiş.(¹)

Afyonkarahisar ismi üç sözcükden mürekkep birleşik bir kelime; Afyon, kara ve hisar…

Tesadüfe bakınız ki Afyonkarahisar’ın üçüncü kelimesi gibi Bononia sözcüğünün anlamı da hisar demekmiş.

Aynı denize kapısı açılan, iki ayrı memleketin iki farklı şehrini iki aynı hususiyet meşhur etmiş; Sucuk ve hisar…

İkinci kelime, bir pizzacının icat etdiği kokulu suya verilen isim. Bu kokulu suyu 1709 senesinde bir İtalyan vatandaşı imâl etmiş. Fakat bugünkü İtalyanların ataları Lâtin senyörleri bu suya hiç rağbet göstermemiş. Hâl böyle olunca da mucidi, soluğu Almanya’nın Köln şehrinde almış. Uyanık İtalyan, tezgâhı burada açmış. İmâl etdiği kokulu suyu Köln ahalisi pek sevmiş. Adam su satmış, servet yapmış!..

Köln, bildiğiniz üzere Almanca bir kelime. Lâtince colonia kelimesinden türemiş. Anlamı müstemleke, sömürge demek. Kokulu su meşhur olunca Köln şehrinin ahalisi, Köln kelimesinin Lâtince’si olan colonia ismini vermiş.

Tıpkı bizim lokuma ecnebilerin Türk lokumu dediği gibi…

image005Biz Türkler de bu kokulu suyun ismindeki C harfini, Almanca’da  söylendiği şekilde K olarak telâffuz etmişiz.

Ve evlerimize gelip gidenlerin avucuna teklifsiz boca etdiğimiz kolonya çıkmış ortaya. (Bkz.→)

Mevsimler divânında söz aldı karakış fırtınası şimdi! Dış kapının dışına dayandı kış.

Tekâüt aylıklarınızın nısfını doğal gaza vermeye hazır olun! Zirâ okgalı bir zam bindirecekler pek yakında, haberiniz ola!

Okumak için tahassür ile açdığınız bu sayfaya gelince…

Makâlemizin konusu, sizi elvan çeşit güzel kokular ve sosis sucuk salam konusunda irşâd etmek değil, bilesiniz!

Bu vazifeyi ortalıkda bilâ bedel icrâ eyleyen beyni midesine yapışık hazcı, sazcı, gazcı şarapperestler hapazla nasıl olsa…

Yeni yılda “emekliye zam!” müjdesi de veremiyoruz…

Zirâ sitemiz idaresi bombayı henüz patlatdı. Camiamıza hayırlı olsun!..

Üstelik hepimizin işi gücü var. Vakit, tedârik görme vakdi. Malûm, gaz, tuz, cızz!..

Sucuğu, T.C. Ordusunun “İlk kamu görevlisi” Genelkurmay Başkanına verin! Alışkındır, kendisi pek sever…

Kolonya ise bizim fakirhanede… Müsait bir zamanda buyurursanız limonlusundan bolca ikrâm etmesi de bizden olsun!

Mürekkebimi asıl vakfetmek istediğim konu, şu günlerin netameli bir sözcüğü olan “süreç” ile alâkalı…

Başladı, durdu, bitti, öldü, gitdi diye yutturmaya çalışdıkları süreci, meselenin erbablarına bırakıyoruz şimdilik kaydıyla. Herkesin diline pelesenk etdiği ve fakat içinde ne olduğunu bir iki insanın bildiği o meşum ve mel’un süreç değil bizimki.

Bunun adı, Bologna Süreci…

Bologna’dan Bir Süreç Gelir Bizlere…

Bakınız, neler olmuş yiğit meslekdaşlarım!..

Jandarma Genel Komutanlığımız, JAMYO’da henüz bir faaliyet tamamlamış. Bologna Süreci isimli bu faaliyeti aşağıda gördüğünüz resmî yazısında kamuoyuna ilân etmiş.

Jandarma Genel Komutanlığı örütbağından; (2) (Bkz.↓)

image02

JANDARMA ASTSUBAY MESLEK YÜKSEK OKULU (JAMYO)

Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulu 4752 sayılı Kanun ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmelik esaslarına göre 2003 yılında eğitim öğretime başlamış ve 2005 yılında ilk mezunlarını vermiştir.

Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulunda, Bologna Sürecine dâhil olma çalışmaları 2011 yılında başlamış ve 2012 yılında süreç tamamlanmıştır.

Avrupa’da ortak bir Yükseköğretim alanı yaratmayı hedefleyen Bologna Süreci, 19 Haziran 1999 tarihinde İtalya’nın Bologna şehrinde, 29 Avrupa ülkesinin yükseköğretimden sorumlu bakanlarının katıldığı toplantı sonunda Bologna Bildirisi’nin yayınlanmasıyla başlamıştır. Halen, dünyada 48 ülke bu sürece dâhil olmuş, 24 ülke ise bu süreci takip etmektedir.

Türkiye, 2011 yılında Prag’da yapılan toplantıda Bologna Süreci’ne dâhil olmuş ve Yükseköğretim Kurumu (YÖK)’nun koordinatörlüğünde Yükseköğretimin yeniden düzenlenmesi çalışmalarına başlamıştır. Türkiye’deki yüksek öğretim kurumlarının tamamı, 2012 yılı sonuna kadar bu sürece dâhil olacaktır.

Bologna süreci ile;

  • Kolay anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir bir akademik derece sistemi kurulması,
  • Bu sistemin kalite güvencesinin sağlanması ve
  • Diplomaların ve öğrenim sürelerinin uluslararası alanda tanınması öngörülmektedir.

Bu süreçte, Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi 2008 yılında, Türkiye Ulusal Yeterlilikler Çerçevesi ise 2010 Yılında belirlenmiştir. Bu doğrultuda, her bilim alanının Yeterlilikler Çerçevesi ve bu alanda eğitim veren programların yeterliliklerinin belirlenmesi çalışmaları başlatılmıştır.

Bu kapsamda;

  1. Uluslararası eğitim sınıflandırılmasında, Hizmetler bilim alanında yer alan Güvenlik Hizmetlerinin Temel Alan Yeterlilikleri, YÖK’ün koordinatörlüğünde Kuvvet K.lıkları, J.Gn.K.lğı (JAMYO) ve Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşturulan bir Çalışma Grubu tarafından 23 Eylül 2011 tarihinde belirlenmiş ve söz konusu yeterlilikler 19 Nisan 2012 tarihinde YÖK Genel Kurulunda onaylanmış, 27 Nisan 2012 tarihinde YÖK internet sitesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
  2. Bu çalışmalara paralel olarak, JAMYO’da uygulanmakta olan “Kamu Güvenliği ve Asayişin Sağlanması Önlisans Programı Yeterlilikleri” doğrultusunda okutulacak dersler, ders kazanımları ve ders konu kapsamları ile Avrupa Kredi Transfer Sistemine göre Ders Kredileri yeniden belirlenmiştir.
  3. JAMYO’nun teşkilat ve kadrosu ile akademik unvanlı personel kadroları yeniden düzenlenmiştir.
  4. JAMYO Diploma Ekinin, 09 Ağustos 2012 tarihinde YÖK tarafından onaylanması ile JAMYO’nun Bologna Sürecine dahil olma çalışmaları tamamlanmıştır.
  5. JAMYO’nun Bologna sürecine dahil olması ile;
  • JAMYO’daki eğitim öğretim kalitesi artacak,
  • JAMYO’dan verilen diplomalar uluslararası alanda da geçerlilik kazanacak,
  • JAMYO mezunlarının lisans tamamlama programlarına dikey geçişi için çeşitlilik sağlanacaktır.

Yeni düzenleme ile;

  • J.Gn.K.lığı personel yapısının önemli bir kısmını oluşturan Jandarma Astsubayların eğitim seviyesinin yükseleceği
  • ve Jandarmanın emniyet ve asayiş hizmetlerindeki etkinliğinin artacağı değerlendirilmektedir.

Bologna’nın Faziletleri!

JAMYO’nun Bologna Süreci’ne dâhil olmasının bakınız hedefleri neler imiş! Bir kere daha kıraat edelim ve hemen peşinden nacizâne fikrimizi serdedelim;

  • JAMYO’daki eğitim öğretim kalitesi artacakmış!

Bunu yapmak için niye Avrupa’nın kapısını çalıyorsun? Kendin yapmak için aklın yetmiyor mu?

  • JAMYO’dan verilen diplomalar uluslarası alanda da geçerlik kazanacakmış!

Hayrola? Üç guruş döviz getirsinler diye  köle muamelesi yapdığın kendi vatandaşının emeğini Avrupa’ya haraç mezat satdığın yetmedi galiba. Astsubaya verdiğin ön lisans diplomasını Avrupa tanısa ne olacak? Yoksa bu kez de Avrupa’ya Türk Jandarma Astsubayı mı ihraç edeceksin?

  • JAMYO mezunlarının lisans tamamlama programlarına dikey geçişi için çeşitlilik sağlanacakmış!

Bu mesnetsiz sözü söyleyenlerin dillerini eşşek arısı soksun e mi? Anlı şanlı gomutanlarımız diyor ki; ben seni sadece iki sene okuturum. Bu eğitimin adı da ön lisansdır. Ondan sonra sen çal, sen oyna! Lisans yapmak ise senin gözel gönlüne galmış gayrı. Basdır parayı! Dikey geçişde çeşitlilik gani nasıl olsa! Seç birisini… Git, kendi paranla iki sene daha oku ve lisans diplomanı al. Nasıl olsa hiçbir işe yaramayacak. Gönül diyork ki al o diplomayı! Dür, bük ve bu lafı edenlerin…

  • Yeni düzenleme ile; J.Gn.K.lığı personel yapısının önemli bir kısmını oluşturan Jandarma Astsubayların eğitim seviyesi yükselecekmiş!..

İşde bu söze diyecek bir şey bulamıyorum. Kuyruğunu kovalayan köpek deyimi geldi aklıma birden.

  • Jandarmanın emniyet ve asayiş hizmetlerindeki etkinliği artacakmış!

İşde bu mesnetsiz söze acı acı gülmekden başka bir şey gelmiyor içimden. Tam bir kurnaz kurmay lafzı boş bir tümce… Vermeden almak, sadece Allah’a mahsusdur. Toprağa ne verdin ki toprakdan ne bekliyorsun? Sürec öncesine göre jandarma astsubayına ilave olarak ne verdin ki sürec sonrasında hizmetlerin etkinliği artsın Allahaşkına?

Buraya kadar yapılmak istenen, kırağının bile çalmaya tenezzül etmediği gara patlıcanın faziletinden daha ehven değil. Bunu herkes bilsin.

Altın Makaslı Jandarma

Yukarıda okuduğunuz evrak, aslında Bologna Süreci’ni anlatan örütbağ sitesinin sayfasında yayınlanan İngilizce yazının bir tercümesi. Başka bir şey değil! Jandarma Genel Komutanlığı karargahından birisi o sayfaya girmiş. Gördüğü İngilizce metni tercüme etmeye çalışmış. Çalışmış diyorum çünkü tercümeyi yaparken İngilizce aslında mevcut olan çok önemli bir cümleyi atlamış. Hüsniyetle yaklaşıp gözünden kaçmış diyemeyiz. Çünkü bir kelime değil, beş kelime değil. Sayfada üç satırlık yer tutmuş koskaca bir cümle! Gözden kaçar mı?

Şimdi, geliniz biz bu folim karesini burada donduralım. Metini tercüme eden mütercimin kasden kıvırdığı fakat çevirmediği cümleye bir bakalım. (3) (Bkz.↓)

image07

Kırmızı çizgiyle altını çizdiğim birinci sözcüğün Türkçesi “Lisans”, ikinci sözcüğün Türkçesi “Yüksek lisans” demek. Bu iki sözcüğü aklınızda tutun lutfen. Başına gelenleri makâlemizin aşağıdaki bölümlerinde fâş eyleyeceğiz.

Yukarıdaki pencerede mavi renk ile boyadığım İngilizce cümlenin Türkce’ye tercümesi şöyle oluyor;

Bologna Süreci’nin temel amacı; Avrupa’da Yüksek Öğretimine olan rağbeti artırarak rekabeti geliştirmek, kolay anlaşılır programlar ve diplomalar ile lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitimler temin ederek ülkelerarası öğrenci hareketliliğini ve iş imkanlarını kolaylaşdırmakdır. 

Yukarıda tarassut etdiğiniz İngilizce metinde, Bologna Süreci’nin amacı açıklanmış. Bu amaç, temel bir şarta bağlanmış; “Lisans ve yüksek lisans düzeyinde eğitim vermek.” Sürecin can direği işde bu can dostlarım!… Bunu da bir kenera yazınız.

Fakat jandarma karargahında bu metni tercüme eden ya da kendi edemeyip birisine etdiren bizim kurnaz Jandarma subayımız, anlaşmanın en önemli şartını içeren cümleyi her ne hikmetse tercüme esnasında makaslamış. İngilizce metindeki madde imlerini bile Türkçeye aynen akdarmış. Sıra “lisans ve yüksek lisans eğitimi” kelimelerine gelince jandarmanın altın makaslı adamı devreye girmiş. Her iki sözcüğü Türkçe metinden çıkartmış. 

Görmezden geldikleri bu temel şartın ortadan kalkması ile Bologna Süreci’nin içini boşaltmışlar! Netice itibariyle de bu süreci, jandarma astsubaylarına hiçbir faydası olmayan sahte bir ilaç haline getirmişler.

Avrupalı’nın yapdığı iyi, güzel işleri yapmaya anlaşılan kafanız basmıyor.

Fakat yapılan iyi güzel işleri ifsâd etmeye, iğdiş etmeye gelince kurnazlıkda, hinlikde sınır tanımıyorsunuz.

Bologna Süreci Nedir?

Türkiye’nin 2011 senesinde imzaladığı Bologna Süreci’nin hedefi Avrupa devletleri arasında içerik ve nitelik bakımından eğitim birliği temin etmekdir. Bu bu sürece dâhil olmak da gönüllülük esasına dayanır. Sürece dâhil oldukdan sonra da şartlarını yerine getirmek her ülkenin kendi hür iradesine bağlıdır. Fakat imzaladıktan sonra anlaşmanın hükümlerine uymak ve şartlarını tam olarak yerine getirmek gerekir. Uluslararası hukuk anlayışı ve kabul görmüş devlet ahlâkı bunu icap etdirir.

Sağ tarafdaki gördüğünüz kendi resmî örütbağ sayfasından aldığım 8 Kasım 2003 tarihli Berlin Bildirgesi’nde sarı renkli tümcelerde bakınız bu konuda neler demiş elin oğlu. (4) (Bkz.↓)

“Avrupa Kültür Anlaşması’na taraf olan ülkeler Avrupa Yükseköğretim Alanı üyeliği için ehil olacaktır, ki bu aynı zamanda kendi yükseköğretim sistemlerinde Bologna Süreci hedeflerini sürdürmek ve tatbik etmek konusunda istekli oldukları anlamına gelmektedir.

“Üye ülkelerin yetkili kurumları EHEA’nın ilkelerini, hedeflerini ve temel usul ve esaslarını tatbik etmekle mükellefdir.

image008

Jandarma Genel Komutanlığının evrağındaki madde imlerine dikkat ediniz. Sağda görülen İngilizce sayfanın madde imlerinin aynısı!..

Başka söze hâcet var mı, gara gözlü goç garındaşlarım?..

Anayasa’nın bütün hükümlerini gözünüzün önüne getirin. Ben, Anayasa-babayasa tanımam diyebilir misin? Bir maddesini bile reddediyorum diyebilir misin? Bu memleketin vatandaşıysan şayet Kanun’larına nizamlarına harfiyen itaat etmeye mecbursun. Kaçamazsın, kıvıramazsın… Aksini yaparsan nargilenin marpucuna mapushanede ince ince çızık attırırlar adama.

Garındaşlarım!

Niyetin ne ise akibetin odur. Başka yolu, çığırı yokdur bunun…

Niyetin kötüyse akibetinin iyi olmasını beklemek aymazlıkdan başka bir şey değildir.

Sağlam bir bina, ancak sağlam direk üzerinde durabilir. Binanın direğini kesersen o binanın altında kalırsın.

1999 depreminde öyle olmadı mı?

İşde, Bologna Süreci’nde de durum aynen bu minval üzeredir.

Jandarma, lisans eğitimi şartını tırpanladı

Ve Bologna Süreci külliyen kepdi…

Ya şartlarının tamamını kabul edersin ya da hiçbirisini.

Ya tamamen içindesindir ya da tamamen dışında…

Ya tamamen reddedersin ya da tamamen kabul edersin.

Hamama gidenin niyeti terlemekdir, değil mi yiğitler?

Avrupa devletleri kendi çocuklarına en az lisans düzeyinde eğitim vermek için çırpınırken sen, değirmenci Ali’nin kör beygiri gibi aynı yerde dön dön dur.

Kapının eşiğine çakdırmadan ayağını koy. Ne içeri gir ne de dışarı çık! Sonra da süreci tamamladığını ilân et.

Çık ortaya ve jandarma astsubayının eğitim kalitesinin artacağını ve seviyesinin yükseleceğini idddia et.

Bu iddiaya olsa olsa

Filimci âkil Gadir inanır,

Gazcı Muammer güler,

Şeyinin şeyini şey etdiğim

Bülent de ağlar!..

(Devam edecek)

 

brove

 

 

 

 

 

Şükrü IRBIK

(E) SG Tls.Astsb. III Kad.Kd.Bçvş.

*** Kaynakca üçüncü (son) bölümdedir.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
20/11/2023 7:07 AM
19/07/2023 4:21 PM
09/04/2023 8:42 PM
05/01/2023 10:48 AM
06/09/2022 8:54 AM
10/04/2021 4:21 PM
27/12/2020 4:42 PM
07/10/2020 11:36 AM
23/03/2020 6:55 PM
02/02/2020 6:34 PM
24/09/2019 4:16 PM
01/08/2019 5:55 PM
05/04/2019 5:53 PM
02/03/2019 3:06 PM
YORUMLAR

  1. osman ATEŞ dedi ki:

    ”Dereyi görmeden paçayı sıvamak, 1000 metrelik koşunun ilk metresi veya bütçe meselesi ” değil. Ortada gerçek olan 100 gün içinde Başbakanın dediği gibi intibaklar gerçekleşecek, tazminatları bilmiyorum.

  2. M.F.AKALP dedi ki:

    Yönetimin bu kadar hatası tepki çekmesine rağmen bu haklardan söz ediliyorsa bu yeni genelkurmay başkanının hissi davranmaması bir avuç densizin hatasını tüm assubaylara yüklememesindendir. Bu fırsata kaçırmıyalım gölge etmesinler yeter

  3. Gülbin İnan Yıldız dedi ki:

    Temad genel merkezine olan inancımız güvenimiz asla kalmamıştır.Kendi ekmek teknemize saldırmak gafletten başka bir şey değildir.Bunu gördük ve cezasını bedelini çok ağır ödedik.Umarım bundan sonra köprüler yeniden kurulur.Ayrımcılık yapmak hepimize zarar vermiştir.Temad yönetimini istifaya davet ediyorum Ne yazı kki bizleri temsil etmiyor yönetim kadrosu kusura bakmasınlar asla desteklemiyorum.Asb bilgilendirme bahanesiyle ödenen aidatları yollarda otellerde restöranlarda harcamasınlar artık.Genelkurmay bizim ailemizdir.İnsan kendi ailesine ihanet etmemelidir.

  4. MEHMET KAYALI dedi ki:

    Assubay toplumu için, assubay toplumunun emekleri ile hak ettiklerini, hizmet karşılığını alabilmeleri için gayret gösteren tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim. Özellikle eli kalem tutan, edepli söylemleri ile hak isteyen arkadaşlarıma teşekkür ederim. Genelde bürolarda, hizmet verenlere huzur hakkı olarak ödenen tam altı tane tazminat ordunun ağır yükünü yüklenen ve taşıyan assubaylardan neden esirgendiği tanımlanamaz. Tazminatlardan assubayların da faydalanması hizmet karşılığı ödenti eşitliği sağlanacaktır. Beklentiler sürmektedir, dilerim huzurlu ortam sağlanacaktır. Sayın Ersel Aksu’ya, Ersen Gürpınar’a, Adnan Fuat Özdemir’e, Hamdi Tütüncü’ye ve Yüksel Binici’nin gayretlerine saygı ile yaklaşırım. Sayın Yüksel Binici’nin yönetimde etkili bir yerde assubayların haklarını devlet yönetiminde müşavir ya da danışman olarak görev verilmesi dileklerim, öncelikli arzularımdır. Hükümet yetkililerinden beklentimdir. Saygılarımı sunarım.

  5. Ersen Gürpınar dedi ki:

    [b]Başarıyı alkışlamak kadar yanlışı eleştirmek fazilettir. Bunu anlamayanların gözüne sokmaya devam edeceğiz. Mevcut yönetime bizim verdiğimiz desteği yalakalar bile vermemiştir. Yarın Ahmet KESER yönetimden gidince bunlar yeniden yaslanacak bir yer bulurlar çantacı şimdiden Keser’den daha cesur bulursam desteklerim demeye başladı. Bunların amacını anlamak mümkün değil, bir assubay nasıl olur da kurumuna çözüm makamına haksızlıklar için eleştiri yerine hakaret eder? Daha önce bu aymazlıklara Disiplin yasası ile kadrosu assubay olan komutanlıklar ve askerlik şube başkanlıklarının yeniden subay yapılması ile tepki olarak döndü, Allah’tan yeni genelkurmay başkanı eskisi gibi hislerini karıştırmadan akıl,mantık ve adalet duygusu ile hareket ediyor. Başarıyı sahiplenmek adına bir çuval inciri densiz açıklamalarla berbat ederlerse bunun bedeli ağır olur. Kapatın artık şu çenenizi [/b]

  6. Mehmet KARTAL dedi ki:

    SAYIN AKSU,100 SAYFALIK HUKUMET PROĞRAMININ 66 NCI SAYFASINA İNTIBAKLARI KOYMUŞLAR.YAPACAZ DİYORLAR.BUNA İNANMAK LAZIM.MÜCADELENİN SEMERESİ OLARAK GÖRÜYORUM, Temad varsa hak var yoksa hak da yok. Temad varsa mücadele var temad yoksa mücadele de yok.

    YÖNETİCİ NOTU
    Sn.Kartal, TEMAD yönetimi bu çalışmanın neresinde? Anlattıkları bizim bildiklerimiz kadar bile değil içerik hakkında açıklama yapamıyorlar, biz yaptık genelkurmay başarıyı sahipleniyor bizden rol çalıyorlar açıklamaları ile konuya müdahil olmamız mümkün değil.
    Muhataplarımız mutlaka ziyaret edilip teşekkürlerimiz ve haklı taleplerimizin detayları anlatılmalıdır. Mevcut yönetim bunu gerçekleştiremiyorsa şubelerimizden bir heyet oluşturulmalı, yarın çok geç olabilir.