Dolar 44,8573
Euro 52,8184
Altın 6.966,26
BİST 14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 13°C
Yağmurlu
Ankara
13°C
Yağmurlu
Paz 12°C
Pts 14°C
Sal 17°C
Çar 12°C

ALIN SİZE ADALET

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
20/03/2015 9:36 PM
8

Bir elimiz yağda, bir elimiz balda, her şey altın tepside sunuluyor hâttâ imtiyazlı olduğumuz, gökten zenbille indiğimiz bile söylenebilir. Bakmayın siz eleştirel yazılar yazarak haktan, hukuktan, adaletten, vicdandan bahsettiğimize. Bunları spor olsun, macera olsun diye egomuzu tatmin için yazıyoruz!..

Bendeniz iflah etmez bir muhalifiyim hak aramanın, haksızlığa karşı koymanın suç olduğu bir ülkede görevde iken bile Adalet – Eşitlik – İnsan onuruna saygı dediğim için bir çok kez açılan soruşturmalarda hukuken suç unsuru bulunamayınca genelkurmay tarafından SAKINCALI PERSONEL statüsünde soruşturmadan, soruşturmaya koştum, yurt dışı görev ne demek lise üniversite çağında çocuklarım olduğu halde köy gibi yerlerde sürgün tarzında tayinlerle haddim bildirilmeye çalışıldı. O zaman da yılmadım susmadım, adalet sağlanıncaya kadar da susmayacağım.

Adalet sağlamak kadar kolay erdem’li bir yol varken haksızlıkları yok sayıp adalet isteyenlere yapılan baskılarla  hepimiz çileler çektik yüreğimizdeki haksızlıklara isyanımız büyüdü. Adaletsizlikler karşısında susmanın kendime saygısızlık olacağını düşünerek görevde iken de haksızlıklarla mücadele ettim. Bana verilen tek ceza fakülte ve yüksek okul mezunu assubayların kendini geliştirmelerini ve okumasını, önlemek adına tek teşvik olan üst derecenin iptali için  zamanın Amiral emeklisi Cumhurbaşkanının Anayasa mahkemesini yanlış, yalan  ifadelerle açtığı davadan istenilen sonuç alınamaması üzerine  bu kez AYİM Anayasa ve hukuka aykırı kararı ile bizleri büro memuru statüsünde  mahalle bekçisi, ziraat ev ekonomisti gibi kamu görevlilerinden daha alt derece ve kademeden göreve başlatması adaletsizliği nedeniyle  2’nci dereceden emekli olarak ilkokul mezunu KİT işçi emeklisinden daha az maaş alarak cezalandırılmış (!) olmamdır. Haksızlık, adaletsizlik konusunda emek verenlerin kulaklarını çınlatıyorum…

Meğer adalet isteyen sadece bizler değilmişiz. Şimdi paralel yapının eseri olarak değerlendirilen Silivri davaları yüzünden yüzlerce general, amiral, subay ve assubay da  çileler çekti kendi kurumlarının vefasızlığından sahipsiz bırakılmalarından yakındılar. Adalet arayan bir mesleğin mensubu olarak bu davalarda aynı zamanda demokrasimiz yargılanıyor diyerek yanlarında olduk…

Hukuksuzluğa isyan edenlerin  biri de tutuklanmamasına rağmen yaşananları onuruna, gururuna yediremeyen ve bu yüzden suçlamalarla Donanma Komutanlığı’ndan istifa eden oramiral Nusret Güner  “Sakincalı Amiral” isimli bir kitap yazdı, kitabında özetle;

İlker Başbuğ Paşa hapisten çıktı diye seviniyor, ‘Geride silah arkadaşlarım kaldı’ diye üzülüyor. Bizde gemi batarken, komutan gemiyi en son terk eder. O hapisten çıkmaya çalışırken; ben içeri girmeye çalışıyorum yaptığım hareketlerle.

İlker Paşa’nın Kozmik Oda’yı aratması bir skandaldır. Beni 13 yaşında okula alırken tüm çevremi, ailemi didik didik araştırıyorsun, sonra sürekli kontrol altında yetiştiriyorsun. Her yıl sicil sistemiyle beni gözden geçiriyorsun. Binbir elekten geçirerek general/amiral yapıyorsun. Sonra bana güvenmeyip 40 yaşında nasıl yetiştiği belirsiz bir hâkime güvenip ‘Gelsin, Kozmik Oda’yı arasın’ diyorsun. Orası senin namusun, oraya başkasını sokmayacaksın.

Bana göre İlker Paşa işlerini basınla değil, Başbakan’la görmeliydi. Kozmik Oda için Başbakan’ı ikna etmeliydi. İlker Paşa ne yaptı? Basına çıktı konuştu. Bu olmaz. Koşaner Paşa hiç basına çıktı mı? Çıkmadı… Olayları Başbakanla çözmeye çalıştı. Baktı ki Başbakan dinlemiyor, istifa etti. İlker Paşa da böyle yapmalıydı.

TSK için yapılan ‘Kâğıttan Kaplan’ değerlendirmesine katılmıyorum. Bana göre ‘Sabun Köpüğünden Kaplan’ Çünkü kâğıt uçsa da şekli bozulmaz, kaplan şeklinde kalır. Ama sabun köpüğünü üfledin mi gider, şekli de kalmaz, darmadağın olur. Onun için bu tanımı daha doğru buluyorum. ‘Kâğıttan Kaplan’ diyerek az bile” demişler.

Orduevi yasağı  “savunmasız yargı olamaz” ilkesi bile yok sayılarak  savunmam alınmadan verildi. Neden orduevi yasağı verildiğini AYİM’ne dava açtığımda öğrendim. Oramiral Nusret Güner’in kitabını  haber yapan bir internet sitesindeki yukarıdaki habere  ben de  yorum yaptım ve aynen;

Balık baştan kokar amiralim, sarı öküz aslanlara yem edilince her şey bitti; ancak hepimizi derinden üzen TSK Güç ve itibar kaybında en önemli faktör personel arasındaki ayrımcılık,adaletsizlik ve saltanat hevesi yatmaktadır. Subaylar dışında kalan personel sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanıyor 

dedim.

Amirlere güveni astlık-üstlük münasebetlerini zedelemeye, amir ve komutanlara karşı aşağılayıcı söz ve davranışlarda bulunmak hükmü ile  orduevi yasağı verilmiş. Lütfen söyler misiniz bu eleştirimin  neresi yanlış, neresinde hakaret var? Elbette yok, nitekim mahkemenin çoğu hukukçu olmayan üyeleri genelkurmayın yasağına karşı çıkmayı uygun görmeseler de AYİM başsavcısı benim yazdıklarımın özgür ifade ve eleştiri hudutlarında kaldığı konusunda görüş bildirmiş.

  • Ben, hiçbir yazımda bazı ucuz kahramanlık taslayanlar gibi; assubayların hiç bir yarasına merhem olmayan maksadı aşan hâttâ hakaret içeren  eleştiriler yapmadım, sadece adaletsizlikleri, vicdansızlıkları yazıp düzeltilmesini istedim.
  • Görevlerini yapan yöneticilere, “kan emen sülükler,paramızı yiyen asalaklar” demedim…
  • TSK yıpratmak adına, “orduevine bayrakla girişim engellendi, orduda bayrağa saygısızlık” yalanını yaymadım.
  • “Sefer görev emrini yırtıp genelkurmayın suratına atacağım,YAŞ üyelerinin mezarına tüküreceğim” tarzındaki hakaretlerde bulunmadım…
  • Hakaret ve amaç dışı maksadı aşan eleştirilerin muvazzaf kardeşlerimize baskıya, bu topluma duyulan tepkinin artmasına, haklarımızla ilgili çalışmaların askıya alınmasına neden olduğu bilinci ile hakareti şiar edinenlere  ve bu aymazlıklara tepki gösteren assubay sevdalılarına da  hakaret ve iftiralarda bulunan ahlaksız müfterilere karşı çıktım.

Orduevi yasağını duyduğum ilk gün yasakla ilgili tepkimi sitemizde ve facebook’ta yayınlanan ORDUEVİ YASAĞI isimli makale ile verip  TEMAD Hukuk Komisyonu başkanı avukat Erkan Akkuş kardeşimle görüştüm. Kendileri, “Ersen ağabeyim siz uğraşmayın mahkeme masrafları dahil hiçbir ücret talep etmeden davanızı üstleneceğim, bana vekalet gönderin” demiştir bu vesile ile mevcut TEMAD yönetiminde tek olumlu çalışmalarda bulunan bu yürekli kardeşime bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Adalet herkes içindir. Bir üniforması kefen olan  assubayların ve uzmanların artık sadece göreve ve ölüme gönderilirken hatırlanması kabul edilemez, bu adaletsizlikleri  sorunları yok sayarak geçiştirirseniz hiç bir zaman aile olamayız. Dünyanın en tehlikeli silahını kullananın insan olduğu unutulmamalıdır.

Adaletsizlikler, görevdeki personelin moral ve hizmet verimliliğini, yıllarını bu orduya feda eden emeklilerin kurumlarına olan aidiyet duygusunu yok etmektedir. Milletin gözbebeği orduya bundan büyük kötülük yapılamaz. Saygılarımla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.