Dolar 33,1052
Euro 36,1128
Altın 2.601,96
BİST 11.139,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
32°C
Parçalı Bulutlu
Cum 32°C
Cts 33°C
Paz 34°C
Pts 34°C

13. TEMAD GENEL KURULUNDAN İZLENİMLER..

13. TEMAD GENEL KURULUNDAN İZLENİMLER..
17/10/2011 7:23 PM
3

temad-genel-kurulu

BİR GENEL KURUL BÖYLE GEÇTİ…

Fırtına, şiddetli yağmur, sel altında geçen  bir Antalya gecesinin ertesinde, 10 Ekim sabahı TEMAD 13. Olağan Genel Kurulu’na katılmak için, 18 kişilik Antalya TEMAD delege gurubu olarak Ankara’ya doğru yola çıktık. Ömrümce yaptığım yolculuklar esnasında, Gülek Boğazı’ndan,  Tekir’i, Burdur’dan   Çeltikçi Beli’ni aşıp Toroslar’dan  aşağı her sallanışımda, Akdeniz’in güneşli ılık havasını yüzümde hissetmiş, her defasında içimden derin bir oh çekmişimdir. Bu defa tam tersi olmuştu. Yağmur sis ve kara bulutlar altındaki Antalya’yı arkamızda bırakıp, Burdur’da güneşli pırıl pırıl bir havaya kavuşmak, sanki bir gün sonra, Ankara Yenimahalle Nikah  salonunda  derin bir  “oh” çekme anına camiamızca bir adım daha yaklaşıyor olmanın habercisiydi.

Yol boyunca zaman zaman Antalya TEMAD Başkanı Sayın Mustafa Dündar’ın,  katılmak için yola çıktığımız 13. TEMAD Genel Kurulu üzerine düşüncelerini, TEMAD Yönetiminin içinden biri olarak yoklamaya çalıştım. Söyledikleri özet olarak şunlardı. “TEMAD Antalya İl Başkanı olarak benim de bildiklerim maalesef sizin bilgilerinizden farksız. Mevcut Genel Merkez Yönetimi’nin bu genel kurulda da göreve talip olduğunu ben de internetten okudum. Genel Merkez’den kimse bir kerecik olsun bir ‘alo’ deyip bu konuda  fikriniz nedir diye sormadı. Bu durum  bizi çantada keklik gördükleri mi, yoksa gözden çıkardıkları mı anlamına geliyor bilmiyorum. Ancak iki gün önce Genel Merkez’den bir görevli aradı, Tandoğan Orduevi’nde Antalya delege grubu için yer ayırtıldığını, Ankara Otogarı’na gelen grubun  görevlendirilecek bir servis aracıyla da konaklama yerine ulaştırılacağını söyledi” Ancak yolculuğumuz esnasında, Ankara’ya yaklaşırken Sayın Başkanımızın  kurduğu telefon irtibatı sonucunda, servis gönderilmekten   vazgeçildiğini, grubumuzun Tandoğan Orduevi’ne kendi imkanlarıyla, yani metroyla ulaşacağını öğrendik

  • Neyse ki Grubumuz Ankara Otogarı’nda otobüsten indiğimizde, Yeni Oluşum Grubu’nun organize olduğunu, başta Sayın Ahmet Keser olmak üzere, Yeni Oluşum Grubu görevlilerini, Ankara Otogarı’na ulaşan delege gruplarını beklerken bulduk. Bu meslektaşlarımız kendi imkanlarıyla biz Antalya delege grubunu, konaklayacağımız Tandoğan Orduevi’ne naklettiler.

Tandoğan Orduevi’nde odalarımıza yerleştik. TEMAD Genel Kurulu delegeleri için sadece Tandoğan Orduevi’de 90 kişilik yer ayırtılmış. Konaklama sorunu halledilmişti ama orduevinde yemek konusunda sorun yaşandı. Adı geçen Orduevi’nde akşam yemeğinde, orada konaklayan delege meslektaşlarımızın yarısı yemek miktarı yetersiz olduğu için, yemek yiyemediler. Burada  kendimize bir iğne  batırmak istiyorum.  Devamlı elimizin  kolumuzun  bağlı olduğu konusunda hep birilerini eleştiririz. Yatak doluluk oranına göre çıkarılacak yemek miktarını öngörecek olanın, Ankara Şehir Oteli lokanta sorumlusunun olup olamayacağına siz karar verin.

Bir gurup delege meslektaşımızın da Etiler Orduevi’nde konakladıklarını  öğrendim. Akşam yemekten sonra, başka şehirlerden gelen tanıdık meslektaşlarla kucaklaşmak, ziyaret etmek  için Etiler Orduevi’ne geçtim.  Bu dolaşmalarım sırasında, Etiler Orduevi lobisinde, o yaşında yüzünden hiç eksik olmayan  gülümsemesiyle, meslektaşlarıyla birlikte olmanın mutluluğu yüzüne yansımış, askılı pantolonlu, seksenli yaşlarında Mehmet DAREGENLİ Ağabey’i her gördüğü meslektaşının elini sıkıp hoş geldiniz derken izledim, sevindim. Bana rastlamamış olabilir mi bilmiyorum ama, Genel Merkez’den  görevlendirilmiş, delegelerin halini hatırını soran bir tane bile görevli meslektaşımı göremedim.  Sağ olsunlar, ya bana öyle geldi, ya da gerçekten öyleydi, adım başında “bir sorununuz var mı?” diye soran çok sayıda  Yeni Oluşum Grubu’ndan meslektaşıma rastladım..

Genel kurulun yapılacağı günü sabah lobide beklerken, kırklı yaşlarında olduğu halde bozulur diye bilgisayar klavyesine dokunmaktan korkan, söze “TEMAD bana ne verecek ki” diye başlayan, ülkenin ve camiamızın mevcut bölünmüşlüğü yetmezmiş gibi, onları bir de  doğum tarihin göre bölüp “genç kuşak – yaşlı kuşak” diye ayırıma tabi tutmaya kalkan meslektaşlarımıza inat, mail adresinden, internetten, yurdun dört bir yanında camiamızla ilgili haberlerden, haklarımızdan bahseden, sorunlarımıza hakim, çoğu genç meslektaşımdan daha genç, Üsküdar TEMAD’dan Zeki KENTEL ağabeyle tanıştım, sohbet ettim, camiamızın sorunlarına sahip çıkılması adına sevindim umutlandım..

Hele neyse ki, saat sabah sekizi geçip, Anıtkabirde yapılacak çelenk koyma törenine gitmek için orduevi “lumbarağzında” bekleyenler kalabalıklaşmaya başladığında, bir meslektaşımız çıkıp, genel merkezin yaptığı organizasyonda görevli olduğunu, Anıtkabir’e gidecekleri   götürecek servislerin gelmek üzere olduğunu, ancak araçların sayı olarak yetersiz kalabileceğini, vakit varken, isteyenlerin Anıtkabir’e kadar yürüyebileceklerini söyledi. Bu bilgi üzerine vakit geçirmeden Anıtkabire doğru yaya olarak yola koyuldum. Yolda yan yana yürürken tanıştığım bir meslektaşım, kendisinin Ordu TEMAD Şube Başkanı olduğunu söyledi. Antalya İl Başkanı’nın yakındığı konuların aynısını o da dile getirdi. Ayrıca  “Ben altı ay içinde göreve geldim. Göreve geldikten sonra TEMAD Genel Merkezi’nden bir Allah’ın kulu çıkıp, telefonla alo diyerek, kimsin, nesin, halin nicedir, görevin hayırlı olsun demedi ”  diye ekleme yaptı. Genel Merkezin ilgisizliğinden yakındı.

Anıtkabir’de çelenk koyma töreninden sonra servis araçlarıyla, genel kurulun yapılacağı Yenimahalle Belediye Nikah Salonu’na geçtik. Kongre delege kartlarımızı alıp içeriye girdiğimizde, salonun  sahneye yakın ve sahneyi iyi gören bölümlerinin doldurulmuş olduğunu gördüm. Antalya delegeleri olarak, salonun  biraz kıyı köşesi sayılabilecek  bir bölümünde bir masa bulup yerleştik.

Kongrenin açılışını, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin belkemiği assubaylar…”  diye başlayıp, “dosya aldık verdik ” diye devam eden, her zaman yaptığı konuşmalardan birini yaparak Sayın Mustafa Erol Yaptı. Sözlerini, “yaptığımız icraatların tamamı  elinizde bulunan dağıttığımız broşürlerde yazılıdır ” diyerek bitirdi.  Gündemde madde olarak yazılı olan saygı duruşunu da o anda halen genel başkanlığı devam eden Sayın Mustafa Erol yaptırdı. Buna, salonda, gündem sırasına uyulmadığı, saygı duruşu ve kongre açılışının divan başkanı tarafından yaptırılması gerektiğini ifade eden homurdanmalar oldu.

Bir gece önce, camiamıza yakışır bir genel kurul yapılabilmesi için, kongre divan başkanlığı ve üyelikleri için yönetime aday olacak gruplar, kabul gören adaylar üzerinde anlaştıkları haberi kulaktan kulağa dolaşmıştı ve divan başkanlığı için üzerinde anlaşılan ismin Çanakkale İl Başkanı Sayın İsmail Erdem olduğu söylenmişti. Ne var ki, divan heyeti teklifleri açıklandığında , üzerinde anlaşılan tek isimin, divan başkanlığı için , değerli meslektaşımız Sayın İsmail  Erdem’in  ismi olduğu anlaşıldı. Çünkü mevcut yönetim ve muhalif gruplar divan başkan adayı Sayın İsmail Erdem adı ortak olmak üzere divan  üye isimleri  farklı iki adet liste teklifi vermişlerdi. El kaldırarak yapılan  oylama sonucu, mevcut yönetimin listesi çoğunlukla kabul edildi.

Divan kurulu yerlerini  aldıktan sonra, anlayabildiğim kadarıyla,  özellikle Genel Merkez tarafından hiç bir ölçüye sığmayan gerekçelerle görevden alınmış olan  TEMAD Balçova örgütü delegelerinin, genel kurul salonunda yönetim seçimlerden önce yer alabilmeleri için, “14. madde ” olarak gündeme konulmuş olan “İhraçların af edilmesi” maddesinin, bir an önce görüşülmesi  istemiyle verilen önerge oylandı. Bu oluşan divanın heyetinin taraf tutup tutmama konusunda  takınacağı tavrı değerlendirebilmek için yapılan ilki oylamaydı. Divan ilk önce verilen önergenin kabulü için oylama yaptırır gibi oldu. Sonra bu oylamanın sonucunu açıklayacakken vazgeçip önergeyi tekrar oylatır gibi yaptı. Bu arada mikrofonu ilerleyen zamanlarda artık elinden hiç bırakmayacak olan divan başkan yardımcısı eline aldı. Mikrofonu eline alan divan başkan yardımcısı, kavram kargaşası yaratıp yönetimin hazırladığı mevcut gündemi önergeymiş gibi oylatmaya kalktı. Sonuçta, divan başkanlığı tarafından  muhalefetin verdiği, “ihraçların affedilmesi” ile ilgili gündemin 14. maddesinin gündemin dördüncü sırasına alınmasının kabul edilmediği açıklandı.

Bu arada, salonun bir bölümünde toplu halde yer alan sayıları  kabaca yüz kişilik dökülmekten kurtulabilmiş saçları  tamamen ağarmış bir  delege grubu meslektaşımız, olayları sessizce, tepkisiz izliyor, ne zaman ki eli mikrofonlu divan başkan yardımcısı “kabul edenler – etmeyenler” dediğinde, mevcut yönetimin isteği yönünde el kaldırıyorlardı. Bulunduğum masada, 2008 yılında da delege olarak bulunmuş bir meslektaşımın ağzından “eyvah yine aynı şeyler tekrarlanacak” cümlesi döküldü. Niçin diye sorduğumda, “şu anda elinde mikrofonla oturum yöneten divan başkan yardımcısının 2008 genel kurulunda divan başkanı olduğunu, genel kurulu çok taraflı yönettiğini, muhalefete söz vermediğini, ayrıca o genel kurulda da, yine blok halinde el kaldırıp indiren  benzer bir grubun olduğunu, Genel Başkan’ın tahakkümü altında  geçen kongrede yapılan yönetim seçimlerini de doğal olarak  mevcut yönetimin galibiyetiyle sonuçlandığını” söyledi.

Bu bilgi üzerine o an bir ara aklımdan, olaylar meslektaşımın dediği gibi seyredecek olur da sonuç yine 2008 kongresinin aynısı olacak olursa, hiç bir şeyin anlamı kalmayacağından, TEMAD üyeliğimi gözden geçirmek bile geçti.

Kıbrıs,  Davası uğrunda şehitler verilen her Türk’ün milli davasıdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yurttaşı soydaşlarımız başımızın tacıdır; bundan kimsenin şüphesi olmasın. KKTC’ de bulunan, emekli assubayların karşılığı olan yurttaşlarımızın da başımızın üzerinde yeri vardır. Ancak genel kurul gündeminde yazmadığı halde, 13. TEMAD Genel Kurulu’na KKTC Şehit ve Gazi Aileleri Derneği yetkililerinin davet edilip, bu dernek tarafından  TEMAD il başkanları isim isim çağrılarak uzun  törenlerle,  hangi kriterlere göre niçin verildiği pek anlaşılamayan madalyalar verilmesi, sonra da divan kurulu tarafından muhalif konuşmacıların konuşma sürelerini zaman darlığı gerekçesiyle 5 dakika ile sınırlandırılması pek hoş olmadı. Sanki olay genel kurulu katakulliye getirme amaçlı senaryo ve şov kokuyordu.

Madalya töreninin ardından genel kurulun yazılı gündemine dönüldü. Sayın Genel Başkan Mustafa Erol faaliyet raporunu okumak için söz aldı. Faaliyet olarak saydıklarından “Emekli Assubaylara yeşil pasaport verilmesini sağladık” cümlesi salonda gülümsemelere yolaçtı. “Devasa Genelkurmay’a rağmen AHİM’de dava açtık” dedi. “Yıllardır TEMAD’ın katılmadığı Uluslararası Askeri Dernekler Federasyonu toplantısına TEMAD’ın katılımını sağladık” sözü nedense bana, söyleyen tarafından azılı muhalif ilan edilen Ersen Gürpınar ağabey’i hatırlattı. Sayın Genel Başkan’ın  söylediklerinden daha başka aklımda kalan cümleler  “Yeni Askeri Ceza Yasası teklif ettik, size ne dediler. Askeri disiplin mahkemesinde hakim olmayan subay bulunmamasını sağlayan düzenlemeler sayemizde yapıldı. Atamaların nokta tayini şeklinde yapılmasını sağladık. Rütbe bekleme sürelerinin artırılması nedeniyle sorun olan çalışan meslektaşlarımızın nöbetten düşme düzenlemesini hallettik.” cümleleriydi.

Faaliyet raporu üzerine söz alacak konuşmacıların konuşma süreleri divan kurulu tarafından 5 dakika ile sınırlandı. Yeri geldi şu notu paylaşayım. Geriye bakıp söz alan  konuşmacıların  söylediklerini hatırlamaya çalıştığımda, maalesef hiç bir konuşmacının, TEMAD’ın geride kalan dönemi üzerine söylenmiş bir  tane bile olsun olumlu bir cümle hatırlayamıyorum. Bu arada söz alan konuşmacıları isim isim sayamazsam ve söyledikleri sözlerin tamamını hatırlayamazsam, eksik kalırsa lütfen kusuruma bakmayın.

Faaliyet raporu üzerine söz alan Bayraklı TEMAD’dan Sayın Meslektaşımız Okan Erdem, “Ben 14 yıl önce de TEMAD Genel Kurulu’nda bulunmuştum, dün gibi hatırlıyorum.  O gün de bu gün konuştuğumuz  sorunların aynısını konuşuyorduk. Bu nedenle bir başarıdan bahsetmek mümkün değildir. Başarı konusunu bir kalem geçelim” dedi. “Bir sivil toplum kuruluşunun oluşması için üç şeye ihtiyaç vardır; bunlar kitle, kurum yönetimi, örgüttür ”  dedi ve sözü örgüt yapısına getirdi. Örgüt yapısının çok önemli olduğunu vurguladı. TEMAD’da  örgüt  içi demokrasi ve örgütte rekabet olmadığından söz etti, “örgüt içi rekabet eksikliği örgütü bitirir” dedi. “Hoşgörüsüzlük terörü davet eder, kitlesinden uzak kalan örgüt, kitlesine hizmetten uzak kalır” dedi. “Örgüt rekabete açılsa, Ankara’da şubeler açılmasına izin verilse 9 Ekim mitingine katılım 3500 değil 10 000 kişi olurdu. Kamuoyu oluşturmak çok önemli; niçin öğrencilere burs verilmiyor? Bizler çalışanların yarınlarını şekillendirmekten sorumluyuz. Tüzük kurultayı niçin yapılmadı? Yönetim gençlere devredilsin ” dedi ve sözlerini tamamladı.

Konya TEMAD’dan Sayın   Erhan Eraslan “Faaliyet raporu başlı başına başarısızlığın ilanıdır. Kimse kimseyi kandırmasın. Şu anda MSB’nin ilgili sayfalarında biz assubaylarla ilgili hiç bir  yasa teklifi yoktur. Geçen bir yıl içinde uzmanlarla ilgili 4 tane yasa çıkmıştır” şeklinde özetlenebilecek bir konuşma yaptı.

Yalova TEMAD’dan Sayın Rıdvan Tayan “ Salonda dile getirilen, konular ve verilen vaatler 2008 genel kurulunun aynısıdır. Bu masalları 2008 yılında da dinledik. Sayın yönetim yapacağını yapmıştır, yapacağı başka bir şey kalmamıştır” dedi

Faaliyet raporu lehinde söz alan Sayın Ünal Oruçkaptan “Her şeyi genel merkezden beklemeyin. Üyelere de büyük görev düşüyor” dedi. Neyi vurgulamak istediğini pek anlayamadım ama günlük üye aidatının 8 kuruş 33 santim olduğundan bahsetti. Sözlerini  “Assubay hakları için, gerekirse meclis kapısında yatacağız dedik. Genelkurmay’dan assubaylarla ilgili yapılan yasal hazırlık çalışmaları gizlidir dediler.” dedi ve   konuşmasını “Elimizden gelen her şeyi yaptık ” cümlesiyle tamamladı.

Faaliyet raporu ile ilgili yapılan konuşmalara cevap vermek üzere kürsüye gelen Sayın Genel Başkan, bilinen şeyleri tekrarladığı konuşmasından sadece şunlar aklımda kalmış. “Ankara’da şubeler açılsa kargaşa yaratırdı. Mahmut Erdem diye biri vardır. Bu salonda Mahmut Erdem’in sınıf arkadaşları da bulunmaktadır. Mahmut Erdem’in asıl adı (pek anlaşılmadı, Abdullah da olabilir) Ataullah Aslan’dır. Kendisine telefon ettim gelemedi

Doğal olarak bu yanıt, asıl adını kullanmayan sanal bir kişiye, TEMAD Genel Başkanı olarak mesajları engelleme yetkin elinde olduğu halde, bu sanal kişinin TEMAD İnternet Sitesi Mesaj Panosunu kullanmasına izin vererek, en küçük bir eleştiride bulunan meslektaşına, defalarca niçin hakaret ettirdin, meslektaşlarına hakaret ettirerek camiayı bir birine niçin düşürdün, böldün, parçaladın sorularının yanıtı olamaz.

Sıra geldi Denetleme Kurulu Başkanı’nın denetleme raporunu okumasına. Denetleme Kurulu Başkanı, bilinen “Yapılan incelemeler sonunda, evrakların tam olduğu, bütün  defterlerin usulüne uygun tutulduğu görülmüştür” türü sözlerini söyledikten sonra, okuduğu raporu katladı bir kenara koydu, açtı ağzını yumdu gözünü. Denetleme Kurulu Başkanı, değerli sınıf arkadaşım, ak saçlı Sayın Süleyman Kalyoncu’nun ağzından  “TEMAD yönetimine tek adam yönetimi hakim oldu. Nedense her yurtdışı gezisine Sayın TEMAD Başkanı ve her defasında yanında aynı isim gidiyordu. Dernek soyuldu; denetleme kurulu başkanı olarak, derneğin soyulduğu benden saklandı, örtbas edilmeye kalkıldı” cümleleri döküldüğü an ile dışarıda Ankara’ya yumurta iriliğinde dolu yağması aynı ana rastladı. O an   bence salonda havanın değiştiği, eski yönetimin sallanmaya başladığı andı.

Denetleme Kurulu Üyesi Sayın Cengiz Erten, benimde söyleyeceklerim var deyip söz aldı. “Yapılan denetlemelerde, derneğe ait araçlara kesilen trafik cezalarının dernek bütçesinden ödendiğini gördüm ve bu nedenle şerh koydum. Dikkat ederseniz 2. dönem denetleme raporlarının altında imzam yoktur. Antalya TEMAD’da olan bilinen olaylar üzerine Antalya TEMAD’ın denetlenmesini istedim, Sayın Genel Başkan görevlendirme yapmadı. Balçova TEMAD’ı denetledim, denetleme raporu eline ulaşmamış gibi davrandı” dedi. Özet olarak “TEMAD Genel Başkanı keyfi davranıyordu” demeye getirdi.

Denetlenecek olan TEMAD ve onun bir birimi. Denetlenecek olan kurumun yani TEMAD’ın genel başkanı denetçileri görevlendirme yetkisine sahip. Yani denetleme kurulu kendiliğinden harekete geçemiyor! Bana biraz mantıksız geldi ama, çok eleştirilen tüzük öyle emrediyorsa ona diyecek bir şey yok.

Denetleme raporu üzerine Gelibolu TEMAD Başkanı söz aldı ve “ 46 yaşıdayım ve en genç başkan olarak konuşuyorum. Camiamızda sanal ortamda bölünmüşlük almış yürümüş. Gönlüm üç genel başkan adayını el ele  birlikte sahnede görmek istedrdi. Yeni emekli olanların ilgisi ne yapılıp edilip TEMAD’a karşı artırılmazsa, üye  olmaları sağlanamaz ise, bu salonda şu anda 65 olan yaş ortalamasının  gelecek genel kurulda 75 olmasından korkarım” dedi.

Sıra geldi yönetim ve denetim organlarının seçimine. Seçimden önce başkan adaylarına sırayla söz verildi. Şu anda gerçekten başkan adaylarının  konuşma sırasını unutmuş durumdayım. Ama, başkan adaylarından Cengiz Erten  konuşmasında “Dosya alışverişine değil, eyleme talibiz. Çatışmacı değil uzlaşmacı olacağız. İstanbul’da oturuyorum, seçilirsem Ankara’ya taşınacağım. Teknolojiyi kullanacağız. Yönetmeye değil hizmete talibiz. İntibaklar ve Emekli Sandığı maaş cetvelinin değiştirilmesi üzerinde yoğunlaşacağız” dedi.

İlerleyen dakikalarda TEMAD Genel Başkanı seçilecek olan Sayın Ahmet Keser, divan kurulu üyesi seçilip mikrofonu eline geçirdikten sonra bir daha bırakmayan Divan Kurulu Başkan Yardımcısı tarafından, küçümsemek amacıyla mı, yoksa gerçekten gidişatı gördüğü için mi bilmiyorum, dil sürçmesi de olabilir;  konuşma kürsüsüne “Son vuruşunu yapmak üzere” anonsuyla davet edildi.

Sayın Ahmet Keser bence, acaba diyen  yüzen gezen oyların tarafını  belirlemesinde son derece etkili olan konuşmasında özetle, “Mevcut TEMAD Yönetiminin faaliyet raporu diye okuduğu metine faaliyet raporu değil, ancak ‘Ziyaret Raporu’ denilebilir. Anlatılanlar altı yıldır tekrarlanan şeyler. TEMAD’ı hatıra anlatılan değil, vizyon paylaşılan dernek yapacağız. Şimdiye kadar olduğu gibi, sayın siyasetçi ‘bir yol yok’ dediğinde yol bulacağız. Hem çalışan meslektaşlarımıza, hem emekli meslektaşlarımıza umut olacağız. Hakkari’nin çıplak dağlarındaki umutsuz meslektaşımıza da sahip çıkacağız. Külfetin de nimetin de eşit dağıtılmasını isteyeceğiz” dedi. Konuşması salonda çıt çıkmadan dinlendi ve uzun uzun alkışlandı.

Sıra artık gündemin yönetim ve denetim kurulu seçimi maddesine gelmişti. Seçimlerde Sayın Mustafa Erol’un başkanlığındaki liste beyaz, Sayın Ahmet Keser’in listesi turuncu, Sayın Cengiz Erten’in lisesi mavi renkteydi.

Seçimlere geçildiğinde uzun süre divan kurulu oy kullanmanın nasıl yapacağına karar veremedi. En sonunda oy kullanacaklar oy kullanma mahalline il il çağrılarak yapılmasında karar kılındı ve oylamaya geçildi. Ben oy kullandığımda, oy kulübesinde kullanılmayan oyların rengine mavi renk hakimdi.

Oylama sonucunu tekrar hatırlarsak:

  • Sayın Ahmet KESER’in listesi : 147
  • Sayın Mustafa EROL’un listesi : 139
  • Sayın Cengiz Erten’in listesi : 13

Yani bir taraf diğerine ezici üstünlükle değil, kılı kılına denilebilecek bir sonuç.

Gelibolu TEMAD’ın genç başkanının gerçekleşmeyen, başkan adaylarının el ele sahneye gelmeleri isteği seçim sonucundan sonra gerçekleşti. Seçimi kazanan ve kaybeden başkan adayları el ele sahneye çıktılar ve böylece, genel kurulun ilk gün çalışmaları da sona ermiş oldu.

Bu yazdıklarıma eklemek istediğim kulis izlenimlerim de şunlar;

Burada yazdığım bazı eleştirileri, kulislerde tanıştırıldığım genel merkezde görevli meslektaşlarıma duysunlar diye özellikle ilettiğimde “haklısınız, veya yanlışınız var, doğrusu öyle değil böyle”  anlamında bir  tepki vermediklerini, sadece gülümsediklerini, oylama sonucu alındıktan sonra da bana sanki bir yükten kurtulmuş gibi yüzlerinde bir rahatlama izledim.

İnternet ortamından tanıştığım ama yüz yüze görüşmediğim, zaman zaman internet ortamında tartıştığımız  meslektaşlarla karşılaştım. Kimileri için “keşke şu internet denilen meret olmasaydı daha mı iyi olurdu acaba” duygusuna, kimileri için de hiç yazmasalar da hep konuşsalar daha mı iyi olurdu acaba duygusuna kapıldım.

Yeri gelmişken,  genel kurul öncesi aklıma takılan kim kimi böldü  bölecek sorusunun cevabını, genel kurul sonrasında  da hala  net olarak bulabilmiş değilim.

Mazeretim nedeniyle ikinci gün genel kurulda  bulunamadım. Şu paylaşacaklarımı, ikinci gün genel kurula katılan meslektaşlarımdan dinledim. Birinci gün muhalefetin ihraç edilenlerin bir an önce af edilmesi için verilen ve reddedilen önerisi, ikinci gün öncelikle ve büyük bir istekle eski yönetim mensupları tarafından önergeye dökülmüş, bir önceki günün muhalefeti, ikinci günün iktidar olanlarına ise “verilen öneride mutabıkız” demek düşmüş. Böylece ihraçların affedilmesi oy birliğiyle kabul edilmiş. Eski Genel Başkan da Yeni  Genel Başkana “Görev düştüğü takdirde her zaman yardıma hazırım” teklifinde bulunarak  çok güzel bir ortam sağlanmış.

  • İyimser olmam için bir neden daha. İsim veremeyeceğim ama, duyumlarıma göre seçimi kazanan Yeni Oluşum Grubu mensubu meslektaşlarımdan, bu günlere hazırlık döneminde, kendilerini geliştirmek için, topluluğa hitabet dersi seminerlerine katılanlar bile   olmuş. Bence umutlanmak adına olumlu bir yaklaşım.

Sonuç  olarak bu seviyeli genel kurul camiamız lehine artı puan olarak yazılması gereken bir genel kurul olmuştur. Keşke eski TEMAD yönetimi bu kadar eleştiriye meydan vermeden büyüklük gösterip  zamanında, “benden buraya kadar” diyebilip kenara çekilebilseydi de bu kucaklaşma daha önce sağlanabilseydi demekten kendimi alamıyorum.

Bana göre bu sonuca, kurumsal kimliği nedeniyle TEMAD tarafından söylenemeyenler burada özgürce  söylensin diyerek, sitemiz Emekli Assubaylar Sitesi’ni kuranların, yaşatanların, “Biz TEMAD’a akan dereleriz” sözünü slogan haline getirenlerin katkısı çok büyük. Zaman zaman “Biz internette boşuna haykırıyoruz. Lokalde okey oynayan meslektaşımıza sesimizi duyurmamız mümkün değil. Onları da aramazı katamazsak bazı şeylerin gerçekleşmesi asla mümkün olamaz” diye umutsuzluğa kapılan meslektaşlarım. Bakınız işte oldu. Hepsi değilse bile “değişim şart” diye bu platformlardan haykıran sesimiz en sonunda  genel kurul salonun bir bölümünde görevleri sadece oylamada el kaldırıp indirmek olduğu izlenimi veren meslektaşlarımızın bir bölümüne bile ulaştı. Asıl ulaşması gereken daha başka yerlere de eninde sonunda ulaşmaması için hiçbir neden yok.

Sesimizin asıl ulaşması gereken yerlere ulaşıp yankı bulması dileklerimle yeni yönetime başarılar. Sürçü lisan ettikse affola…

ETİKETLER: , , ,
YORUMLAR

  1. Celal ELBİR dedi ki:

    Sn. Günşer; kutlarım, yine başarılı bir yazıya imza atmış ve sonunda güzel bir mesaj vermişsiniz.
    Sadece en sonda yer alan “paka paka” sözünü anlayamadım, orada da ince bir espri var gibi.
    Selamlarımla…

  2. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Değerli kardeşim belki birçok kişinin ilgisini çekmeyecek bir konuyu yazmışsınız. Biz, geyik muhabbetini çok seven etrafımızla ilgilenmeyen BİRŞEY OLMAZ ABİ mantığı ile yaşayanlarız. En büyük komşumuzu tanımak yüzeysel de olsa Rusya’yı ve Türkiye’deki Rus nüfusu analiz etmek bana göre önemli bir konu idi, ellerinize yüreğinize, kaleminize sağlık..

  3. Erdal Günşer dedi ki:

    Ersen Abiciğim, serzenişinize katılmakla birlikte biraz ileri de götürmek isterdim. Ancak şimdilik susuyorum. Sadece şunu söylemekle yetinmeliyim. Çifte vatandaş olanlara askerlik yaptırılırsa, anaerkil bir aile yapısına sahip rusların da olduğu bir ordumuz olacak. Eeee. Ne de olsa Padişahlar severler böyle şeyleri… Sarayları Rus doluydu.
    PAKA PAKA güle güle

  4. Erdal Günşer dedi ki:

    31 Mayıs 2013’te yazmış olduğum yazıma, günün anlam ve önemine uygun olarak bir yorum yazmak istiyorum.
    Şahsen Ruslarla iç içe yaşayan biriyim. Bir çok rus arkadaşım var. Onların milli karakterlerini ve bunun kişisel özelliklere yansımasını yakından takip ediyorum.
    Yaşanan son olayları analiz edecek değilim. Ayrıca yaşanan olayları Türkiye’nin davranışlarının yanlış olduğu yönünde analiz edecek aydın göremiyorum. Çünkü olay çoktan millileştirilmiştir. En azından bir akademisyen çıkıp CNNTÜRK kanalı gibi daha serbest bir kanalda kendi fikrini söylerken nerede ise Rus ajanı muamelesi görüyor. Yapılan yorumlar hep aynı eksenden yönetilmek isteniyor. Karşı duranlar susturuluyor.
    Daha sonra Rus kanalı RTR planeta’yı izledim. Orada da şunu gördüm. Rus halkı büyük bir infial içinde ve Türkiye’ye karşı çok sinirliler. Bunu sağlayan da tabii ki onların hükümet yanlısı taraflı yayın anlayışı. Jirinovski Büyük Ermenistan ve Başkenti Diyarbakır olan Kürdistan projesini anlattı. Türklere nefretini kustu. Halk alkışladı. Ancak onların da siyasi birikimi olan strateji uzmanları konuşunca onlara da aynı şekilde saldırıldı.
    Sonuç olarak Ruslara çok benzemişiz. Şairin “Bir hilal uğruna yarab ne hilaller batıyor.” Mısrası maalesef başlamış olan bu savaşın esas nedeni gibi duruyor.
    Saygılarımla…