Ankara 2°C
Çok Bulutlu
Ankara
2°C
Çok Bulutlu
Sal
0°C
Çar
-1°C
Per
3°C
Cum
5°C
Genel Kurmay anlayışının hiç bir zaman değişmediği net olarak anlaşılmaktadır. Zamanında ağır cezaların caydırıcı olacağını şu veciz ifadeyle belirten 12 Eylül paşası Kenan Evren’in fikri aynen devam etmektedir.Ne demişti Paşa: Sallandıracaksın iki tanesini Taksim’de bak bir daha yapabiliyorlar mı?
Astsubaylara ilk yazılan E muhtıra da aynı düşüncenin tezahürüdür. Gelen tepkiler karşısında ikinci muhtıra yumuşatılarak yayınlanmıştır. Birinciyi de ikinciyi de yazan aynı isimlerdir. Asıl düşünce birinci muhtıradır. Değişen hiçbir şey yoktur. 12 Eylülden bu güne bu anlayış hiç bir zaman tepkileri isyanları anlamaya çalışmamış herşeyi hot zotla götüreceğini sanmıştır.
Kendini sınırları kanunlarla çizilmiş, halkın hizmetinde devlet memuru olarak görmeyen; astsubaylarla arasındaki maaş uçurumunu “işverenle işçi bir mi” diyerek açıklamaya çalışan zihniyet çağı anlamaktan son derece uzaktır.
Ama bu şekilde gitmeyeceğini artık idrak etmek zorundalar.
Bu yazıya bu bakış açısına selam duruyor sayın ERSEN GÜRPINAR’a sevgilerimi iletiyorum…
Sevgili devre arkadaşım seni görevde iken tanıyanlarda çok iyi biliyor sen haksızlıkları yazmaktan bıktın onlar haksızlık yapmaktan bıkmadı; Bizim haksızlıklara isyanımızı bitirecek tek uygulama adaletin gerçekleşmesidir. Adına yaşam denilen çileyi birçok arkadaşımız sıkıntılarla geçiriyor işçi emeklisinden daha az maaşı ömrünü orduya devlete adayanlara reva görenlere söyleyecek söz bulamıyorum. Bende senin yazdıklarının altına imza atıyorum
“HER HAK BİR HUKUK KURALINDAN DOĞAR” kuralına rağmen, TSK’nın hakim unsuru Subaylar tarafından ne yazık ki; Assubaylara hitap eden adalet tesis edilememiştir.
DEVRİM sözüne sadakat göstermeyip vefasız ve sevgisiz olduklarını kanıtlamış, Assubaylara yönelik sürekli bir inatlaşmaya gidilmiştir. Şu unutulmamalı ki: NEFSİNİN İNADINI YAŞAYANLAR, DÜŞÜNCESİZ VE SEVGİSİZ KALIRLAR. Unutlmaya!
Sayın Umur Talu bey hakkında genelkurmay suç duyurusunda bulununca savcılık takipsizlik kararı vermişti, şimdi yine aynı şey olursa ki olacağına eminiz genelkurmayın haksızlığı tescil edilmiş olmuyor mu, o zaman ne yapacaklar? Biz sayın basın mensuplarının maddi ve manevi yanlarında haklarımızın peşindeyiz yazı için ellerine sağlık komutanım.
Sayın Ersen GÜRPINAR yaptığınız yorumları, haksızlıklara karşı olmanı her zaman destekliyor ve böyle olmanı bekliyorum. Saygılarımla.
Yüreğinize, kaleminize sağlık değerli şefim. Yazdığınız her bir kelimeye canı gönülden katılıyorum. Teşekkürlerimle.
[b]Sn.Abdullah Zengin’in konu ile ilgili yorumu buraya taşınmıştır; [/b]
Sayın Gürpınar,
Hiç bıkmadığınız,usanmadığınız,bilgi birikiminizle meslektaşlarınıza kılavuz olduğunuz için,altakkilerin SESİNİ bize motive ettiğiniz için,kurumların bile beceremediği birlik beraberliği adil bir şekilde tesis ettiğiniz için
yağcılık olarak addedilse bile,bir kez daha şükranlarımı sunarım.
Tas aynı tas,hamamı saymıyorum.Zihniyet hiç değişmedi, yüzyıllardır böyle.
Türklerin İslamiyeti kabul etmeden önceki yaşamları incelendiğinde,bu güne ışık tutacak egemen zihniyeti çarpıcı bir şekilde görünecektir.Malum olduğu üzere Türkler savaşçı bir millet ve bütün gücünü Kılıç’tan alırdı.
Zamanın islam hanedanları siyasi konumlarını güçlendirmek için Türk subaylarını alır ordularına komutan yapar,sonsuz yetkiler sağlardı.Öyle bir zaman gelir ki konumunu güçlendiren ordu komutanları hanedanları devirmeye, hükmetmeye, devrimler yapmaya,yeni ülkeler fethetmeye, kısaca,tarih sahnelerinde yerlerini almaya fırsat bulmuş,bu GÜÇ zamanımıza kadar gelmiştir.DEMOKRASİnin güzelliği buradadır,bunu özümsemek önemlidir. Yoksa,laftan demokrasinin bir anlamı yoktur.Sopa kimin elindeyse Güç
ondadır mantığı ilelebet devam edecektir.
Biz Assubaylar demokrasinin özüne güveniyoruz,çabamız budur.Sopa kimdeyse güç onda olmamalıdır diyoruz.Üstelik sopayı da bize kullandırdıklarını düşünürsek komediyi daha iyi anladığımızı ifade ediyoruz.Haksızlıkların tümüne hayır diyoruz,her kula her canlıya gelecek adaletsizliğin önünde olmalıyız.
Sayın genkur başkanı,sayın başbakan, sayın kurum başkanları piyon mudur?
Çıkan emirlerden,yapılan işlerden,alınan kararlardan haberleri yok mudur?
Önlerine gelen her evrağı bakmadan mı imzalamaktadır? Eskilerin tabiriyle ayak takımı mı Türkiye’yi idare ediyor? Bu kadar haksızlık ve adaletsizliğin ayyuka çıkması başka nasıl ifade edilir?
Düzeltildi (M.E.A.)
–
Aşağıdaki yorumumda Gen.Kur anlayışını eleşkirirken “İşçi ile işveren birmi” yazacağıma “işverenle,patron birmi” demişim. Sevhen yanlış yazmışım özür diliyorum. Gen.Kur’un Suriye Karasuları/Karasuları dışı,uçak düşme/düşürülmesi açıklaması gibi yanlış anlaşılmak istemem:)
İLERİ DEMOKRASİ.?.!.
Bu konuda yine bir hukuk garabeti yaşanacaktır. Bu sayın iki gazeteci suçlu bulunmayıp, beraat edecekler. Asıl amaç gözdağı vermek ve bu tür konuların tekrarını önlemektir.
Bu konunun takipçisi olup, bizlere düşecek her görevi yapmalıyız. Bizleri destekleyenlerin yanında olduğumuzu göstermek gerekir.
Gerçekleri kabullenemeyenler, onun ağırlığı altında ezilmeye mahkûm olurlar.
Sayın abiciğim düşünüyorum da sanırım hatıraları adaletsizlik ve haksızlıkla dolu olan bizden başka emekli grubu yoktur.
Ben diyorum ki Türk Silahlı Kuvvetlerinde silah arkadaşlığı bilincini çağdaş ölçülere getirecek bilinçte bir yapılanmaya girecek mantalite oluşmasına imkan vardır. Bunu gerçekleştirecek komutan belki kendini feda edecek ancak Türkiye Cumhuriyetinin bekasına çok büyük hizmet edecektir.
Reform şarttır. Bizler sizin gibi fikir önderlerimizle koştukça hem kendimize hem ülkemize hizmet etmiş olmaktan gurur duyuyoruz.
[b]Sn.Vedat Yılmazer’in mesaj panosuna yazdığı yorum ilgisi nedeniyle buraya alınmıştır.
BÖLÜM YÖNETİCİSİ[/b]
Günde ortalama 5 bin kişinin ziyaret ettiği assubayların sesi bu sitede hepimizin düşüncesine tercüman olan VAH GENELKURMAYIM VAH yazısının 5 bin civarında okunma oranına ulaşmasını ben şahsen üzüntü ile izledim. Bizim sorunlarımıza başkalarımı sahip çıkacak böyle ilgisiz olursak şikayet etmeye hakkımız olur mu? Saygılar sunarım.
TSK Personelinin emekli ve çalışanlarından önemli bir çoğunluğunun, mali ve sosyal sorunlarla uğraşmalarına sebep olduktan sonra, bu sorunları dile getirenleri cezalandırma yolu seçilmiştir. Bu ülkenin Başbakanı; “TSK. Bizden ne istemişse aynen yerine getirdik”. demiştir. Ben savunma harcamalarını, ya da terörle mücadele için yapılan harcamalardan bahsetmiyorum. TSK.Personelinin ast rütbeli emeklileri için ne istenmiş ve neler yerine getirilmiştir. Bu milletin ekmeğinden aşından kesilerek oluşturulmuş bütçesinden verilen payın kimler için nasıl ve ne kadar harcandığının hesabını vermek, bu millete saygının birinci şartı olduğu gibi aynı zamanda sorumluluklarıdır.
Bizler için bütçe imkanları kısıtlı, bazıları için değilse, bu hukuksuzluk ve adaletsizliktir. Fedakarlık yapılacaksa hep birlikte sonuna kadar yapalım. Buna özellikle astsubayların asla itirazı olamaz. Sorun haksızlığa ve hukuksuzluğa katlanma mecburiyetinde bırakılma sorunudur. İşte şiddetle itiraz edilen nokta da budur.
Haksızlığa ve hukuksuzluğa katlanmak onurlu her insan için gerçekten ölümden de beter bir duygudur. Her zaman mazlumdan yana tavır alan toplumumuzun vicdanının da bunu kabul edeceğini sanmıyorum. Sanıyorum korkulan husus da toplumumuza bu haksızlıkların açıkça anlatılması olmuştur. Konu hak talep etme olunca, kendi silah arkadaşlarını dahi konuşan ve konuşturan her kimse, bir tarafından yakalayıp, “hakaret, iftira” diyerek susturmaya çalışmak, sokaklarında her gün isyan provaları yapanları mutlu etmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır. Zorla, ya da korkutarak susturma girişimi seçilen en kötü tercihtir.
Bu yolda gösterilen gayretin, keşke adaletsizlikleri gidermek uğruna gösterilmiş olsa idi çok daha saygın bir davranış olurdu. Adalet ve hakkaniyeti sağlamak daha yücelticidir. Daha uygar bir davranıştır, daha insani bir tutumdur. Hak talep edeni mahkemeye vermek onu küçültmez, aksine yüceltir. Bu uğurda mücadele verenler de yücelmeye devam edecektir.
Bu nedenle hukuk ve adalet arayışlarını kesintisiz bir şekilde inatla sürdüren, Sayın Ersen GÜRPINAR’ ve TEMAD Genel Başkanı Sayın Ahmet KESER’in kararlı tutumundan ötürü kendilerini kutluyorum. Ayrıca ismini sayamadığım, mücadeleyi amaç edinen, onurlu ve yurtsever tüm meslektaşlarımı da saygı ile selamlıyorum.
Özgür basını susturmaya çalışmak;acizliğin ve çaresizliğin ifadesidir.Değerli gazeteciler tıpkı gönül dostumuz Umur TALU gibi aklandığında ne düşüneceklerdir.Birde ‘komploya alet olmayın orduyu yıpratmayın’ yaklaşımı var.Soruyorum herkesin hakkını aldığı,moral ve motivasyonunun üst seviyede olduğu bir orduyu istemek mi komlo teorisidir,haksızlıkların görece her geçen arttığı sevgisizliğin körüklendiği bir ortam oluşturmak mı? Sahi hangisi orduyu yıpratır? Kurmay heyeti bu konulara da kafa yoruyor mu,yoksa böyle bir projenin kendilerine getirisi yok mu?..