Sorun çözme yeteneği yöneticiliğinin mihenk taşıdır. Sorunlar yöneticinin işinin sürekli bir parçasıdır. O yalnızca doğru bir çözüm bulma değil, insan faktörünü hesaba kattığı için başarılı olacak tek çözümü bulma gereksinimindedir. Ama ne yazık ki, insanlar bu konuyu sistematik bir yöntem ile ele almadıkları için genellikle görevi iyi yerine getirememektedirler. Oysa böyle yöntemler vardır.
Yönettiğiniz dernek-kurum- iş yeri vs. birimler dağınık ise kurulacak iletişim ve takip, sıcak ilişkiler, derneğe HAKİM OLMA gibi çok lüzumlu İŞLEVLERİ kapsayacak değişiklerle sağlanabilir. Siz yüze yakın TEMAD şubelerinizi mevcut bu HANTAL yapınızla çözemiyorsanız ki öyle, o zaman genel merkez yönetsel yapınızı değiştirmeli, şekillendirmeli bu iletişim çağında. TÜM NOKTALARINIZA AYNI ANDA BİLGİ VE GELİŞMELERİ duyurmalısınız.
TEMAD GENEL MERKEZ BUGÜNE DEK BU YAPISI İLE SINIFTA KALMIŞTIR.
Konunun ana maddesi insan olduğundan ‘insana nasıl bakmamız gerektiği penceresinden‘; SEÇERKEN, ARKADAŞLIK EDERKEN AYNI ÇATI ALTINDA bulunur iken, kim kime nasıl bakıyor acaba?
ON KİŞİDEN BİRİ TEMAD’a ÜYE, DİĞER DOKUZ KİŞİ BURNUMUZUN DİBİNDE, SOKAKLARDA VE O İNSANLARLA YÜZ YÜZE İSEK..
Birileri bu sınıf için kafa yorarken, koskaca İzmir’de üst salona 60 kişi toplarken, alt katta yüz-yüzelli insan taş, kagıt oynuyor ve üst kata ilgi göstermiyor ise, ANA SORUNUN İNSAN VE BİZ OLDUĞU gerçeği, TOKAT gibi karşımızdadır!
HEP İFADE EDERİZ; SESSİZ ÇOGUNLUK, ÜMİTSİZLİK GÖMLEĞİNİ HÂLÂ ÜZERİNDEN çıkarmayanlar, yüz lira lafı ile dahi o günlerde sitelerde tıklama rakamlarına baktığımızda İŞTE BİZ BUYUZ demiyor muyuz?
“EYLEM, EYLEM” DİYE BİR TARAFIMIZI YIRTARKEN, BAŞKANIMIZIN HÂLÂ AYAĞINDAN POSTALLARI ÇIKARMAMASI UTANÇTIR?
BU YÜZYILDA SINIFLAR ARASINDA TAM BİR SINIFSAL MÜCADELE GÖRÜLMEKTEDİR. Ne yazık ki böyle bir dönemde bazı sınıflar bizleri sollayıp gecerken, ARIZA YAPMIŞ, MİSYONUNU TAMAMLAMIŞ, HÂLÂ İNATLA O KOLTUĞU İŞGAL EDEN BİR BAŞKANIMIZ VAR!
İNSANCA BİR BAKIŞ AÇISI, İÇİNDE İNSANİ DUYGULAR OLAN VARLIKLARIN BAKIŞ PENCERELERİNDE GÖZLENİR…
SAYGILARIMLA.
ATİLLA ABAYLI
İZMİR/KARŞIYAKA
Değerli kardeşim bize bir GÜNŞER klasiği daha sunmuşsunuz, elinize,yüreğinize sağlık. Bu ülke sözde değil özde sosyal demokratik hukuk devleti olsa imtiyazların yerini adalet ve eşitlik alsa biz de emekliliğimizde çalışmak mecburiyetinde kalmayız; çünkü hukuksuzluklar karşısında emekli olmayı çare olarak görmeyiz, subay elinden gelse yaşını küçültüp orduda kalacak; çünkü emekliliği gelince nöbet,zimmet,mehmet hâttâ görev yok, biz fiilen aynı ızdıraplı ortamda çalışıyoruz, ben 40 yaşında mesleğimin doruğunda emekli oldum. Neden? Kahrolası SÜRGÜN tarzında tayin yüzünden, sanki atandığım birlik ve bölge Türkiye’ye ait değil bu kadar kısır bir düşüncede nasıl çalışırsınız. Yurt dışındaki emeklilere bakın dünyayı gezip ikinci baharlarını yaşıyor, biz de malum sebeplerle kaçarcasına ayrılan meslekdaşlarımız yaşları ve sosyal,kültürel yapıları ile ilgisi olmayan işlerde çalışıyor, ne diyelim ÇALIŞMASINA NEDEN OLANLAR UTANSIN. Ülkemin gerçek anlamda sosyal demokratik hukuk devleti olması dileklerimle şahsınızda arkadaşlarıma sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim.
Sn. Erdal GÜNŞER
Sizi ve sizin olaylara yaklaşımlarınızı hep takdir ettim. Şimdi bir kez daha kutluyor, kaleminize sağlık diyorum.
İyi ki varsınız.
Mustafa SEZEK
Sn.Günşer;meslek yaşamından emeklilik hayatına kadar ve devamı yaşamımızı çok güzel kaleme almış. Maalesef büyük çoğunluğumuz bu döngüyü yaşıyoruz.İşin en acı yanı Ülkemizde yaşanan tüm olumsuz gelişmeler ve TSK üzerindeki oyunlara karşılık birlik ve beraberlik görüntüleri oluşturacağımıza 2012 yılında halen ordunun bu emekçilerinin insanca bir yaşam ve hakları konusunda verdiği mücadele,halen görevdeki kardeşlerimizle yaptığımız görüşmelerde gözlerinde okunan umutsuzluk ve bir an evvel emekli olma istekleri…Kimdir bunun sorumlusu ve sorumluları? Bu yaşanan olumsuzlukları ve haykırışları sağır sultan bile duymuşken bu hale düşmemizde en büyük pay sahibi bu donanımlı kardeşlerimiz bu donanımlarını niçin bu konularda kullanmazlar,yoksa kulak üstü yapmak bu donanımlılığın basit yöntemi midir? Birlik dergisiyle kastedilen Birlikte ordunun alttakilerinin yeri var mıdır? Yoksa sadece donanımlıların birliği midir? Yaşadığım ilimizde düne kadar Temad’ın kuruluş yıldönümü törenlerine yapılan davete rağbet göstermeyen,kendi kuruluş yıldönümlerine davet etme inceliğini gösteremeyen,assb.lar 9 Ekim’de Ankara’da yürüdü diye kuruluş yıldönümüne katılmayan garnizon Komutanı,OYAK Aihm’e götürüldü diye Temad’a ve zümremize küsen Sn.Komutanlarımız v.s.başlarını bir kaldırıp baksınlar.TSK ailesinin bu üvey evlatlarından emekliliklerinde çaycılık,bulaşıkçılık,pazarcılık yapanları,çocuğunu okutabilme adına derneğine gelip elindeki tatlı paketlerini satma mücadelesini vereni. Kullanabiliyorlarsa donanımlarını tüm bu olumsuzlukları kaldırma adına,birlik ve kardeşlik adına kullansınlar.Yoksa ben tüm bu olumsuzluklar altında ezilirken onlar hâlâ kulak üstü yapıyorlarsa yerin dibine batsın onların donanımları…
SAYIN MESLEKTAŞIM YAZILARINI TAKİP EDİYORUM ATATÜRK’E MEKTUP HARİKA İDİ, YİNE ÇOK GÜZEL BİR YAZI YAZMIŞSIN BAŞARILAR SEVGİ VE SAYGILAR.
“En önemlisi de sen yalnızca sen değilsin. Sen şu an aynı zamanda bir birlikte görev yapan bir Astsubay çavuşsun. Bir başka birlikte çalışan bir Başçavuşsun. Eğer onlar senin yaşadığın olumsuzlukları aynen yaşıyorlarken misyonuna sahip çıkmıyorsan, sen bir hiçsin.”
Bu dünyada yaşayıp, ülke sorunlarına ve meslektaşlarının sorunlarına bakış açısı sadece market rafında 5 kg’lık sıvı yağı bulup bulamama ile sınırlı olmayan, ülkesinin ve meslektaşlarını sorunlarına kafa yoran, bunu kendine misyon edinen duyarlı meslektaşlarıma selam olsun.
Sayın GUNSER; Sadece YOK BOYLE BİR SEY diyorum…. Fikrinize, emeğinize sağlık.. Saygılar…
Sayın GÜNŞER;
Bu yazıyı okumaya başladıktan sonra, aynı mesleğin mensupları, kader birliği yapmış insanlar olarak, bir taraftan okurken, diğer taraftan düşünmek zorunda kalıyor insan.
Bilgi edinmek, bilgiyi sistemli hale getirmek, yaşadığımız toplumumuzun ve mesleğimizin sorunlarını düşünmek, bilmek,sorgulamak, bu sorunların sebeplerini ve yarattığı sonuçları ortaya çıkartmak, bu sorunlara çözüm aramak, kendisine, ailesine ve toplumuna karşı sorumlu olan, bilinçli, aydın ve çağdaşım diyen her insanın vazgeçilmez görevi sayılmalıdır.
Siz, bu yazınızla bütün bunları yaptığınız gibi, bir de kendinize öz eleştiri yapma ve bunu bizlere yazma erdemini gösterdiniz. Umarım tüm meslektaşlarım da hiç olmazsa sadece yaşadıklarını düşünerek, mesleğine ve meslektaşlarına karşı sorumlulukları için küçük bir öz eleştiri yapma ihtiyacı duyarlar. Teşekkürler Sayın GÜNŞER.
Değerli yorumlarınız bana güç ve moral verdi. Teşekkür ederim.