Dolar 33,0974
Euro 36,1023
Altın 2.601,28
BİST 11.139,46
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
32°C
Parçalı Bulutlu
Cum 32°C
Cts 32°C
Paz 34°C
Pts 34°C

BAHARI BEKLERKEN

BAHARI BEKLERKEN
24/03/2013 11:18 PM
3

Uzun olur ayazlı kış geceleri. Soğuk, kar, yağmur dolu olumsuz etkiler hayatlarımızı. Kimimizi kara kara düşündürür kışın soğuğu karı. Uykularını kaçırır yoksulun evsiz barksızın garibanın aç kalma açıkta kalma korkusu. Dar gelirlinin yakacak bulma, yiyecek ve giyecek için para yetiştirme telaşı. Yoksulun kaderidir sanki kışın çilesini çekmek, yaşamak için mücadele etmek.

Kış mevsiminin stres ve sıkıntılarını yaşarken, içimizde tükenmeyen bir umut, sabırsız bir bekleyiş varlığını sürdürür. Baharı bekleyenler bilir ki, her kışın bir baharı vardır.

Bahar yeniden uyanıştır. Yeniden doğuş ve diriliştir. Kışın durgunluğu, soğukluğu, doğanın cansız görüntüsü baharla değişir. Gün gelir buzlar ve karlar erir. Son cemre toprağa düşer ve havalar yavaş yavaş ısınmaya başlar. Kayısı, erik ve badem ağaçları tomurcuklanıp, çiçek açarlar. Kırlar rengârenk çiçeklerle bezenir. Kelebekler uçuşur, cıvıl cıvıl ötüşen kuşlar baharın müjdesini verirler.

İnsanlık tarihi boyunca; ezilen sömürülen ve değersizleştirilen toplumların diriliş ve uyanış mücadeleleri tıpkı baharın gelişi gibi defalarca yaşanmıştır, yaşanmaktadır.

Baharla adlandırılan; Tunus’ta başlayan Kuzey Afrika ve Orta doğuya yayılan isyanlar, çatışmalar ve halk hareketleri. İflasın eşiğindeki Yunanistan, İrlanda, Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde başlayan isyanlar, gösteriler ve çatışmalar. Bankaların sömürü ve hegemonyasına karşı protesto ve eylemlerle küresel baharı tetikleyen İspanyol halkının mücadelesi.

Meslek hayatları boyunca kara kışın zorluklarını yaşayan ve yalancı güneşlerin aldatıcı sıcaklığı ile ısınmaya çalışan Assubaylar emeklilikte de sürünmeye mahkûm edilmişlerdir. Yüz binlerce Assubay ve emeklileri olarak sorunlarımızın çözümü ile ilgili hâlâ hiç bir sonucun alınamamasının hoşnutsuzluğu ve ümitsizliği ile baharı bekliyoruz.

Uzun bir süredir üzerimize ölü toprağı serpilmiş sanki. Birçoğumuz kendi derdine düşmüş, kendi telaşında. Zorluklara karşı topyekûn mücadele etme ruhumuzu yeterince geliştirememişiz.

Bu kez Assubay baharı yaşanacak mı?

Assubayların sorunlarının çözümü yine başka bir bahara mı ertelenecek?

Demokrasi, özgürlük ve adalet isteyen Assubaylar, diş ve tırnaklarıyla mücadele ederek er geç kendi baharlarını getirecekler. Yaratıcı düşünce alanında dünyanın önde gelen uzmanlarından olan Edward De Bono’nun dediği gibi;

Yarının bu günden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine hemen bugün, yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz olsun daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

Assubay Camiasının baharı, diriliş ve uyanış günü gelinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz.

YORUMLAR

  1. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Değerli büyüğüm
    Sizler de gayet iyi biliyorsunuz ki mücadelenin başarısı için üç temel faktör vardır.
    1. Haklılık
    2. Umut
    3. Birlik ve beraberlik
    Görevde iken ne yazık ki üç kuruşluk menfaat için bize ihanet edenlerden sonra emekliliğimizde kurduğumuz örgütlü mücadelede TÜZÜK’teki amaçlar ve verdiği vaatleri unutanların kişisel çıkar ve hesaplarını ön planda tutarak hareket etmeleri sonucu umut ve birlik yıkıldı, bunlar olmayınca haklı olmanız bir şeyi değiştirmiyor, umarım sağduyu ile bu mazlum zümre bunu da aşacaktır. Huzur dolu günler diliyorum.

  2. Ramazan TEKELİ dedi ki:

    Değerli büyüklerim
    Konuyla ne kadar bağdaşır bilemiyorum, ancak bu gün üyesi olduğum bir dernekte, Ankara şubesi yönetimi adına büyük bir işitme merkezi ile protokol yaptık. Benim imza yetkim yok, ancak süreci tamamen ben yürüttüm ve sonuçlandırdık. Dernek yönetiminden hiçbir kimse senin böyle bir yetkin yok demedikleri gibi, kapris, çekememezlik her şeyi ben bilirim gibi egolarına hiç tanık olmadım. Benzer bir konu olarak Veli Bozkır Temad yönetimine tüm masrafları kendisine ait olmak üzere TSM Korosu kurmayı teklif ettiğinde Gn.Mrk.ve Çankaya şubesi,sen bize karşı aday oldun kabul edemeyiz cevabı alıyor. Sonra Temad yönetiminin başına bir taş düşüyor.Kendisi TSM Korosu kurmaya kalkıyor,mesajla üyelere duyuruyor ve sonuç tabii ki hüsran. Her şeyin bir uzmanlık ve tecrübe birikiminden geçtiği gerçeği yok sayıldıkça hak arama konusunda da bu gün geldiğimiz nokta aynıdır. Bunları gördükçe nasıl bir mesleğin mensubuymuşum diye inanın hayret ediyorum. Mazlum iyi niyetli meslektaşlarımı bunların dışında tutuyorum.