Dolar 33,0026
Euro 35,9835
Altın 2.569,30
BİST 11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 31°C
Az Bulutlu
Ankara
31°C
Az Bulutlu
Sal 31°C
Çar 33°C
Per 33°C
Cum 32°C

UMUTLARIMIZLA YAŞIYORUZ

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
09/12/2012 7:40 PM
2

 Adnan Fuat Özdemir Giriş Kapalı

OylamaOylamaOylamaOylamaOylama  |  Mesaj Düzenle   Mesaji Sil   Yorum Düzenle   Mesajı Yayınla
KENAN AKÇA İSİMLİ ARKADAŞIMIZIN İSTEĞİ ÜZERİNE KENDİSİ İLE İLGİLİ YAZMIŞ OLDUĞUM ANI HİKAYE YAZISINI SAYFAMDAN KALDIRDIM. KENDİLERİ GAZETELERDE VE EMEKLİ ASSUBAYLAR. ORG SİTESİN DE YAYIMLANMASINI İSTEMEDİKLERİNİ RİCA ETTİLER. KENDİSİNİN ISRAR VE RİCASI İLE HİKAYE EDİLE BU BU YAZININ YİNE ŞAHSIN RİCASI SONUCU BLOGLARDAN
VE SAYFALARDAN KALDIRILMASINI MÜMKÜN İSE RİCA EDİYORUM. TEŞEKKÜRLER.

Umutlarımızı yeşertebilmek adına mutlu ve güzel bir pazar sabahı dileklerimle diyorum. Bu sabah bir hikaye anlatacağım dostlara, düşmanlara, bizi duymayanlara ve unutanlara. Yıllarca acıyı bal eylediklerimizden, içimizde nasır tutan katmerleşmiş hayatımızdan ve hani olur ya hiç bir zaman ruhumuzdan söküp de atamadıklarımızdan!

O içimizden biri ama dışarıdakilerin hiç bilmediklerinden. Adı; Kenan Akça. 1981 yılında başlamış mesleğine, jandarma assubay olarak. “Kuyunun en derininden, en dibinden. 27 yıl her şeyimi, kişiliğimi, aklımı, sabrımı yüzlerce, binlerce kez sınayarak “Allah’ım bana dayanma gücü ver” diyerek yürüttüm görevimi” diyor, eşi ve iki çocuğuyla.

Beni, ailemi, evimle, adresimle her şeyimle yazın, herkes görsün assubaylığı, anlasın” diyerek başladı anlatmaya.

Hani, her zam haberi için azıcık bir umuda kapıldığımda, hemen öğretmenlerin de, sağlıkçısının da, memurunun da ‘biz de memuruz, biz de isteriz‘ feryatlarını duyunca dayanamıyorum, bağırasım geliyor yüzlerine. Alsınlar da bu hayatı koysunlar kendilerininkinin yanına, anlasınlar ama yaşamadan anlayamazlar ki

diyordu. “Adnan Bey” diye başladı

27 yılda Manisa, Şırnak, Kars-Posof, Malatya-Hekimhan, Van-Saray, Giresun-Eynesil, Tunceli-Ovacık, Antalya, Hakkari-Yüksekova, Aydın kırsalında, dağlarında eşim ve çocuklarımla savruldum durdum. Kızım tam yedi il ve ilçe, oğlum ise altı il ve ilçe gördü. Hiç şehirleri olmadı çocuklarımın. En acısı mezuniyet törenleri de, oyun arkadaşları da! Sadece bir anımı anlatacağım 27 yılın içinden, herkes duysun. Başbakan’da, Meclis Başkanı’da, Cumhurbaşkanı’da… Allah aşkına bunu onlara okuyun, duysunlar

diyordu telefonda anlatirken. Biliyordum ki içinden hıçkırıyordu, yüreğinden ağlıyordu, isyan ederek!

Ovacıkta bir ev tuttuk eşimle yarıköhne. Lojman bize zaten yok! Öyle bir-iki yıl yaşadık ki, sırf eşim ve iki çocuğum hayatta kalsın diyerek. Evdeki bütün kapıların arkasına hanımın eliyle diktiği torbalara geceleyin bahçeden gizlice doldurarak yaptığımız kum torbalarını dizerek evlatlarıma siper yaptım günlerce. Eve gelebildiğim sayılı gecelerde içim kanayarak ‘sipercilik oyunu‘ diye uydurduğum sözde oyunu oynardık alıştırmak için ben yokken hemen ölmesinler diye. İki tabancam vardı. Birini salonda, diğerini yatak odasında bırakıp giderdim. Av tüfeğimi de kapı girişine dayardım. Benim yokluğumda eşim elinde silahı ile mertçe çocuklarını koruyarak, vuruşarak ölsün diye! Hep tembihlerdim, en son yatak odasındaki silahla kendinize sıkın çaresiz kalırsanız diye. İki evladımın korkudan irileşen gözlerini yaprak gibi titremelerini, çırpınışlarını, ‘baba‘ diyen feryatlarını iki yıl boyunca yaşadığım bu kahrolası hayatımı hiç unutamadım! Ne eşim unutabildi ne de çocuklarım

Anlatmaya devam ederek;

İşte o yüzden öylesine öfke doluyorki içime, ‘assubay emeklisine var da bize niye yok?‘ diyenlere. Adnan Bey biliyormusunuz, Şırnak Karageçit’te ben işimden artırdığım zamanlarda öğretmenlik de yaptım. Yoktu köyde öğretmen, dayanamadım o hallerine çocukların. Mustafa Kemal’in bir sözünü hiç unutmadan yaptım o görevi de gururla. Atatürk, Maarif Nazırına emir verip, der ki “yurdun her köşesine okullar yapalım. Tüm çocuklara ulaşalım“. Bu talimat üzerine derlerki “aman Paşam! Nereden buluruz o kadar muallimi, öğretmeni?” İtiraz üzerine Atatürk şu emri verir; “bu yurdun her köşesinde jandarma karakolları var. O karakollarin komutanları aynı zamanda oranın da öğretmenleridir“. Bu haz ve gururla tam iki yıl çocuklara öğretmenlik de yaptım.

Telefonun öbür ucundan bir hıçkırık geldi, boğazım düğümlendi. Birşey söyleyecek takati bulamadım. Hepimiz özellikle benim gibi piyade ve muharip sinifin acılarını yaşamiş her assubayın bazen içinden kopuveren yüreği yanmış babaların hıçkırığı idi ve bana da hiç yabanci değildi! Sadece “şu anda neredesiniz Kenan Bey?” diyebildim. Cevabi anlattığı kısa hikayesinden çok daha yakıcı ve bir o kadar acıydı. Kahroldum, utanmayan yüzsüzlerin alçakların yerine utandım, konuşamadım!

Neredeyim biliyor musunuz Adnan Bey? Eşim ve iki çocuğumu Eskişehir’de bıraktım. Aldığım emekli aylığımla çocuklarımı okutamayacağımı anlayınca iş aradım. Şu anda Erzurum-Horasan’da bir yol yapım şantiyesinde çalışıyorum. Emekli oldum ama 27 yıl ayrı kaldığım aileme yine kavuşamadım. Her gece yine o yalnızlık, yine çaresizlik, yine umutsuzluk! Bu benim kaderim ve artık biliyorum ki ben bu kaderle öleceğim

dayan be kardeşim az kaldı diyebildim.

Dayanıyorum Adnan Bey. Sizi, diğer arkadaşları ve yazdıklarınızı okuyorum bazı geceler. Sayın Genel Başkan’ımızı dinliyorum, içime ılık bir umut doğuyor. Heyecanlanıyorum, kurtulacağımı zannediyorum ama sonra yine karanlık içime doluyor. Biz ne yaptikki be Adnan Bey, ne günah ve yanlış iş gördük? Valllahi ve billahi hepimiz bu vatanı çok sevdik! Neden görmezler?

diyerek hıçkırdı ve kendini tutamadı, boşaldı.

Aadnan Bey beni, benim gibi hikayesi olan o kadar tanıdık assubay arkadaş varki, bunu Sayın Ahmet Keser’e lütfen ilet. Beni anlatsın yeter. Adımı, kimliğimi, her şeyimi ver. Benden iyi örnek mi olur?

diyerek telefonu kapattı. Sadece yazabilirdim ve bir pazar sabahı bende sabahın köründe oturup yazdım. Bu değerli insan ve evlat babası kahraman, Erzurum’da bir ilçede bir yol şantiyesinde çalışıyor. Evlatlarına öz be öz babalığını yapmanin onuru ile dayanmaya çalışıyor. Emeklilik hayatı ona ve ailesine, hele o masum evlatlarına yeni bir hayat getirmiyor! Tam tersi, dokuzuncu kez yeni bir diyara, yeni bir çileye adım atiyor. Üstelik eş ve evlattan yine ayrı ve çaresiz olarak!

Ben kendisi istemese de telefonunu buraya yazıyorum. Belki içimizden birileri onu arar ve sıcak bir şeyleri paylaşmak ister diye!

Bir teklifte bulunmuştum Genel Merkezimize, bir anılar bölümü açılması için. Sayın Kenan Akça’ları bu millete gösterelim, anlatalım diye. Kör gözler görsün, sağır olmuş vicdanlar anlasın diye.

Adalet ve huzur dolu günler diliyorum. Saygılarımla…

 

Adnan Fuat ÖZDEMİR

Kenan AKÇA  Telefon Numarası: 0505 649 31 00
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.