Dolar 32,8172
Euro 35,2421
Altın 2.450,32
BİST 10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 32°C
Açık
Ankara
32°C
Açık
Sal 31°C
Çar 31°C
Per 31°C
Cum 30°C

BİR ASSUBAY EŞİNİN KALEMİNDEN …

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
21/07/2013 7:25 PM
1

Hukuksuzluğa isyan eden bir Astsubay Eşi Diyor ki:

Evet sevgili dostlar, arkadaşlar, beni sevenler, sevmeyenler, karşı çıkanlar, çıkmayanlar, suskun olanlar, kırılanlar, darılanlar, inananlar, inanmayanlar, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız hepinize selam olsun.

Bir gerçeğimiz var bizim, bu gerçekleri bizler yaşadık ve yaşıyoruz. Tam ortasındayız haksızlığın. Bunun adını biz koyduk, neden? Çünkü bize bunu yaptılar. Uygun gördüler bize bu haksızlığı vicdansızlar. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, ayrımcılığa, mobbinglere, kast sistemine maruz kaldık. Anayasanın eşitlik ilkesine bile ters olan, kendi alın terinden kesilen Oyak’daki nemasından, temsilinden bile tam yararlanamayan, tazminatlar, maaş, lojman, sosyal haklar, adil velhasıl hiç bir şeyden tam eşit ve adil faydalanamayan Assubaylar “ADALET ARIYORUZ” diyerek uzun bir yolculuğa çıktık. Adalet kör, topal da olsa ulaşacağı yere er ya da geç varır inancıyla, hele hele Müslümanlar olarak tek teselliğimiz, “İlâhî adalet imhal eder (zâlimlere mehil ve süre verir) fakat asla ihmal etmez” deyip sabrettik. Bunun mücadelesini hep birlikte verdik. Çalmadığımız kapı kalmadı. Yeri geldi AKİM’e mektuplar yazdık. Yeri geldi mailler attık. Kampanyalar başlattık. Elimizden geleni ardımıza koymadık. Taşın altına elimizi ve yüreğimizi koyduk. Umutlar bağladık. Genelkurmaya yazdık “zincirle mi bağladınız haklarımızı vermiyorsunuz?” dedik. Yüreğimizden dökülenleri gerçeği ile kaleme aldık. Eleştirdik, eleştirildik, kınandık, cezalandırıldık, horlandık, kızdırıldık, kırıldık ama bedelleri ne olursa olsun ödemeye hazırdık. “Asla haklarımızı almadan pes etmeyeceğiz” dedik.

Şehitlerimizle övündük. Gazilerimizle gururlandık. Yazarımızla övündük. Ressamımızla onore olduk. Sporcumuzla TEMAD’ımızı her yerde temsil ettik. Genel başkanımızla iftihar ettik, 17 Ekim dünya assubaylar günümüzle sevindik. İntiharlarımıza ağladık. Disiplin kanunu ile yüzleştik. Yeri geldi isyan ettik öfkelendik. Bizlere destek olan Cesur yüreğimiz Umur Talu’dan cesaret aldık. Bayan Balçiçek’le, Bayülgen’le daha ismini yazamadığım bir çok değerlerle tanıştık. Hepimiz Anadolu’nun ayrı ayrı yerlerinden bir araya toplandık, tek amacımız vardı, haklarımız. Siyasilere, basına, köşe yazarlarına ulaştık. Bizleri takip eden onlarca basın mensuplarıyla tweeterle konuştuk. Sorunlarımızı sağır sultan duydu. Boykotlar yaptık sesimizi her yere ulaştırdık. Bazı basın yayın organlarından tepkiler aldık. Hâttâ saldırılara maruz kaldık.

Tek yasal temsilcimiz TEMAD” dedik. Biz nerede yanlış yaptık demeye başladık. TEMAD’la bir türlü yeterli iletişimi kuramadık. Belki uzaklarda oluşumuzdan, bekli yeterli tecrübe sahibi olamayışımızdan bilemem ama kurumumuza da saldırdık, eleştirdik muhalefet ettik. Amacımız hakların alınmasıydı. Zorda darda olan meslektaşlarımızı bir nebze de olsa rahatlatmaktı amacımız. Hiç birimiz birbirimizden üstün değildik aslında. Çünkü hepimiz insandık. Hepimizin ayrı ayrı karakteri vardı. Yanlış yazabiliyorduk, yanlış yorumlayabiliyorduk. Ama hemen savunmaya geçiyorduk. Sonuçta etten ve kemiktendik. Yüreğimiz vatan, millet, bayrak, sancak insan sevgisiyle doluydu. Ne mutlu Türk’üm derken tüylerimiz diken diken olan insanlardık. Büyüdükçe küçülmeliydik herkese saygı duymalıydık. Bu yazdıklarım tamamen benim fikrimdir, kimseyi bağlamaz kimseye de atıfta bulunmak için değil yazdıklarım.

Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun arkadaşlarına şükranlarımı iletiyor saygı ne minnetle anıyorum. Bu gün burada bu yazıları yazabiliyorsam bunu Atama borçlu olduğumu, bunun farkında ve bilincinde aydın Türk kadını olarak görüyorum. Her ne kadar ülkemizde siyasiler varsa da aslında T.C. yöneten yıllarca asker değil miydi? Demokraside olması gereken siyasilerin askerden üstün olmasıydı. Bana kızacaksınız ama bu gerçeği kimse görmezlikten gelemez. İç hizmet kanunu değişirken bazı maddelerin siyasi irade tarafından alelacele değiştirildiğini gördük. Askerin bu maddelerin değişmesinde kabullenemeyeceği şeyler vardı. Vatanı içten ve dıştan korumak siz kahramanların göreviydi. Göz göre göre teröriste bir şey yapamamak elbette ağır geliyordu. Özgürlükler adına barış süreci adına bizler verdiğimiz şehitlerimizin ruhları inciniyor mu diye yine göz yaşlarımızı içimize akıttık.

Ülkemizin geleceği için yapılan her türlü çalışmayı kabullenmek durumundaydık. Bizleri bu duruma düşüren yine siyasiler değil miydi? Durumlardan en ağır bedelleri yine bizler ödemiş darbelerin mağdurları olmuştuk. Dilerim bir daha bu durumları bizlere yaşatmayacak siyasi liderler olur ülkemizin başında.

Evet asker üstün değil şimdi, bunu millet olarak ve yıllardır bu zihniyete sahip olan paşalarımızın kabullenmesi elbette zor bir süreç gibi gözüküyor. Türkiye değişiyor, dünya değişiyor insanların fikirleri değişiyor ama değişmeyen bir şey var. Herkes kendini kendi çıkarlarını düşünüyor. Yalancılık adeta meslek oldu. Vatanı gerçekten seven, düşünen vatan için can vermeye hazır olan sanki az insan kaldık gibi gözükse de. Söz konusu vatan olunca Türk Milletinin damarlarındaki asil kan elbette can bulacaktır. Bundan asla şüphem yok benim. Cüzdan muhasebesi yapanlardan, makam, mevki düşkünü saltanat severlerden Rabbim insanlığı korusun. Sizlerden tek ricam artık şu ya da bu parti tutmaktan vazgeçin. Bütün dünyada yaşayan insanlar gibi kendi gelirlerimizi artırmayı ya da en azından diğer emekli ve çalışanlarla eşit haklara sahip olmayı amaçlayalım. Hangi siyasi görüşe sahip olursanız olun kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için lütfen sorgulayıcı olun.

Düşünün, biz kimlere merdiven basamağı oluyor, kimlerin nelere gelmesini sağlıyoruz. Onlar bizim için ne yapıyor ne çaba sarf ediyor? Sorgulayın ve tavırlı olun artık. Artık gözünüzü açın!

Bizler her türlü fedakarlıklarımıza rağmen ötekileştirilmiş bir kenara itilmiş durumdayız. Bizim ülkemizde gelmiş geçmiş tüm siyasiler vatandaşların oyunu alma uğruna devletin tüm kapılarını sınırsızca açtılar. Kömür dağıtmaktan, yeşil karta, anne babasına bakana maaş ödemekten daha neler nelere para bulan devletimiz bizlere gelince enflasyon bu kadar diyerek %3-4 zam verip bütçe açık vermesin diye bizleri hep susturuyorlar. Suçumuz dürüst vatandaş dürüst emekli olmak mı? Vergimizi günü gününe ödeyen bizleriz. Affa uğrayan SKK pirimini ödemeyen sahtekar vatandaşlar bizler kadar emekli maaşı alıyor. 30-35 yıl hâttâ 40 yıl bile ara vermeden çalışarak ancak hak kazandığımız emekli hakkımızı bir başka vatandaş bilmem kaç yılında bağ-kur kaydı var diye 5 ya da 10 yıl pirim yatırıp 3-5 kuruş da açıktan ödeyerek emekli olabiliyor. Ve bizler kadar maaş alıyor.

Bizler devletimizin bordrolu çalışan ve emeklileri diğer insanların sanki kölesi miyiz? Yeter artık diyorum. Göz göre göre hakkımızın yenilmesine razı gelmeyeceğiz. Haklı olan insanı kimse susturamaz.

Gülbin YILDIZ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.