Dolar 44,8791
Euro 52,8425
Altın 6.919,59
BİST 14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 12°C
Çok Bulutlu
Ankara
12°C
Çok Bulutlu
Pts 14°C
Sal 17°C
Çar 14°C
Per 10°C

BAYRAK-DİL-İSTİKLAL MARŞI

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
08/10/2013 4:01 PM | Son Güncellenme: 31/03/2024 8:59 PM
12

Sene 1871, dönem Osmanlı İmparatorluğu dönemi; daha Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyetini kuracağı hayal bile edilemez. Çünkü Atatürk daha dünyaya bile gelmemiş. Vapurun arkasında dalgalanan bugünkü TÜRK bayrağı; Resmini  ve bilgiyi   SAO grubumuzdan  gönderen arkadaşım O.Nuri Gözüdolu  yazmış, gerçi bazı basında da bu haberleri izledik; haberde bir grup emperyalist uşağı Andımızın  çocuklarını zehirlediğini, Varlığım Türk varlığına armağan olsun dedirtmenin psikolojik faşizm olduğunu, ayrıca Türk bayrağı yerine  tüm milleti temsil eden Osmanlı bayrağının kullanılmasının doğru olacağını savunuyorlarmış (!)

Osmanlı imparatorluğunun 1844 yılına kadar resmi bir bayrağı yok muhtelif sancaklar kullanılıyor. O yıllarda Avrupa devletleri de kendilerine bayrak seçiyorlar; 1844 yılında ilk kez şimdiki bayrağımız Osmanlı milli bayrağı olarak tasarlanıyor; dönem padişah Abdülmecit zamanı, yani son 6 Osmanlı padişahı bu bayrakla karşılanmış. Cumhuriyette aynı bayrakla devam edilmiş, sadece kolay çizilmesi ve estetik olması bakımından yıldızı ortalanmış. Herkesi kendisi gibi enayi sananlar tarihi gerçeklerle yüzleşsinler…

Daha çok özgürlük hepimizin hakkıdır. Demokratikleşme paketinde özgürlüklerin tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kapsamasını, ayrıcalık ve imtiyazların kalktığını görmek isterdik…

Atalarımız “yüz verdik deliye, geldi yaptı halıya” dedikleri gibi amacı bölünme olanlara  taviz verildikçe ayrıcalıklı istekleri bitmeyecektir. İlk kez Türkçe resmi dil olmasın dediler, satılık basın destek verdi; ardından sonsuz özgürlüklerden yana olan iktidarımız  Türkçe resmi dil kalsın ama özel okullarda ana dilde eğitim verilerek resmi dairelerde ana dilini kullananlar için tercümanlar bulunsun dediler. Yeter mi?  Yetmez… Yakında bunlar İstiklal marşımızın da söylenmesine karşı çıkacaklardır. 

Bugün 72 milletten toplananların kurduğu süper güç olan Amerika Birleşik Devletleri’nin tek bayrağı, tek resmi dili, tek ulusal marşı var. Kimse “ben İrlandalıyım, İtalyanım, Portekizliyim, Çinliyim, Yahudiyim, Alman’ım  benim ana  dilim resmi dil olsun bayrağımız farklı olsun, ABD milli marşı yerine  ana vatanımın milli marşı  çalınsın” demiyor, diyemiyor… 

Avrupa’nın göbeğinde AB başkenti olan Brüksel’in başşehir olduğu Belçika’da resmi dil Flemenkçe olmasına, aynı soydan, etnik kökenden gelen Volanların Fransızca dil ısrarı yüzünden parçalanmanın eşiğindeler, keza İspanya aynı sancıları çekiyor.

Bugün Ortadoğu’da ve ülkemizde emelleri olan emperyalistlerin kirli oyunlarını seyrediyoruz.  Kaynaklarını sömürmek için böl, parçala yönet taktiği ile girdikleri ülkelere sefalet, ölüm ve gözyaşı getirdiler…

Emperyalist senaryoları gereği  ülkemizi mezhep çatışması ile bölemediler; Kürt-Türk ayrıcalığı ile bölemediler, o halde Sevr’i hortlatmak için ülkeleri ayakta tutan değerleri ve  birliğinin sembolü olan Dil, Bayrak ve Milli Marş’ımız üzerinden menfaat çeteleri  ile birlikte değerlerimize karşı  çıkarak bölmeyi amaçlıyorlar.  Bu oyunu bozacak kişi, kuruluş ve kurumlar üzerinde ise müthiş bir baskı var…

Atatürk, etnik kökeni ne olursa olsun bu ülkenin vatandaşlarını kucaklamak, herkesin  aynı değerde olduğunu belirtmek için ne mutlu TÜRK olana sözünü değil  “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” sözünü kullanmıştır.

Ülkemizin ve birliğimizin korunması için hepimize düşen görevler var. Ulu önder ATATÜRK bu tehlikeyi yıllar önce gördüğü için Gençliğe Hitabe ile bizleri uyarmıştır. Gençliğe Hitabe’yi bir kez daha okumak ve gereğini yapmak vatanseverliğimizin ve şehitlerimize vefanın bir gereğidir. 

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…

Sevgi ve saygılarımızla . 

SİTE YÖNETİMİ

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.