Dolar 32,4759
Euro 34,5661
Altın 2.475,07
BİST 9.542,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Az Bulutlu
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çar 24°C
Per 20°C
Cum 16°C
Cts 17°C
Bilgi: Klavye yön tuşlarını kullanarak galeri resimleri arasında geçiş yapabilirsiniz.

fethi-coker

YORUMLAR

  1. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Değerli büyüğüm,Bu mobbing değil; Resmen şerefsizlik,aşağılık kompleksini tatmindir. Ayni birlikten olmayan birine beni tanımadınmı? şeklinde sorusu ve devamındaki ahlaksızca davranışa siz çok kibar hoşgürülü bir insan olarak katlanmışsınız ve bu davranışınızla bu kişi ukelalığının terbiyesizliğinin cezasını amiri tarafından çektirilmiş sert bir kayaya çarpıp ömür boyu bunun izini de taşıyabilirdi;Disiplin tarifinde “astın ve üstün hukukuna riayet” ilkesi vardır saygı karşılıklı olur ama kendini gökten zenbille inmiş sanan bazı zavallılar bunu ne yazıkki anlayamıyorlar anlatılınca da karşı tarafında başı belaya giriyor tüm bunları daha çok demokrasi ve adalet ile sağlayacağız. Saygılarımla

  2. Erdal Günşer dedi ki:

    Sayın Mehmet Abi, bu yazınızla hem örnek oldunuz hem de herkesi depreştirdiniz. Ben de sizden yıllar sonra değişen bir şey olmadığını anlatan bir anımı anlatacağım. Yıl 1988 Ankara Gölbaşında görev yapıyorum. Sabah saat 08.30… Odada 15-16 kişi çalışıyoruz. Odanın kapısı açıldı. Harp Okulunu birinci bitirdiği söylenen yeni yetme bir teğmen odaya girdi. Postalları cilalı yerde gıcırdaya gıcırdaya ilerledi. Sanki patron gibiydi. Ya da patronun oğlu… Sonra bana uzaktan işaret ederek benimle gel dedi. Ben mi diye sordum. Evet sen gözlüklü dedi. Arkasından çıktık. Birlikte Land Rower’a bindik. Yaklaşık iki km uzaktaki revire doktorun huzuruna çıktık. Doktor üsteğmen, teğmeni görünce hayrola dedi. Teğmen bu mu komutanım diye sordu. Üsteğmen hayır bu değil, ben sana kimi söylüyorum sen kimi getiriyorsun diye kızdı. Teğmen odadan çıktı Land Rower’a bindi ve gitti. Ben de yaklaşık 30 cm kalınlığında karın içinden yürüyerek iş yerime ulaştım. O gün faranjit oldum. Sonra uzun süre bu kronik hastalığı çektim durdum. Aradan yıllar geçti. Yıl 2004 aynı birliğe tekrar tayın oldum. Botanik bahçesinde eşimle ve iki oğlum ile geziyordum. Uzaktan bir çift göründü. Hanımlar tanışıyormuş. Sohbet ettiler. Ben adamı hemen tanımıştım. O teğmen idi. Binbaşı olmuş. On altı senedir o birlikte çalışıyormuş. Yeni komutan gelince tayin etmiş. Barut fıçısı gibi… Generale basıyor kalayı… Ama beni tanımadı. Ben ise dediğiniz gibi nefret yükünü çoktan atmıştım. Sadece bir hatıra olarak kalmıştı benim için o zamanlar…

  3. MEHMET KAYALI dedi ki:

    SEVGİLİ ERDAL.BENZER BİRKAÇ OLAY DAHA VARKİ BİZZAT YAŞADIĞIM. MOBBİNG BAĞINTILI OLANI DA BURADA YAYINLAYACAĞIM. O KADAR İLGİNÇKİ. ÇAĞDAŞ İNSANIN MEDENİ ORTAMDA PARMAK ISIRTACAK KADAR MANTIK DIŞI. BURADA OKUYUNCA SEN VE ARKADAŞLAR İBRETLE OKUYACAK. İNSANA REVA GÖRÜLEMEYECEK OLGU.

  4. Celal ELBİR dedi ki:

    Değerli Büyüğüm;
    “Kin duygusunun, taşınmaması gereken olumsuz bir yük olduğu” değerlendirmenize yürekten katılıyorum. Böyle durumlarda, affetmenin insana verdiği huzur ve o dertten kurtulmanın verdiği özgürlük duygusu, o derdi bir ömür taşımaktan çok daha akıllıca ve çok daha insancadır.
    Müsaadenizle, son satırlarınıza ise itirazım var. Ne demekmiş “zavallı”, ne demekmiş “mutluluğu arayan”. Bu türden depresif bir ifade, güzel şeyler öğütleyen yazınızın sonuna yakışmamış. Siz, “kininizi unutmayın” diye buyuran devlet büyüklerinin ülkesinde, kini unutmayı öğütleyen bilge yapıda bir insansınız, bunun mutluluğunu doyasıya yaşayın.
    Saygılarımla…

  5. MEHMET KAYALI dedi ki:

    Sayın Celal ERBİL bey sizleri TANIMAK isterim izin verirseniz. Facebook’tan bir mesaj, atabilirseniz mutlu edersiniz beni. Sevgilerim size olsun.

  6. Celal ELBİR dedi ki:

    Değerli Büyüğüm;
    Sizinle, yakın zaman önce Kadıköy TEMAD’da gerçekleştirilen istişare toplantısında aynı ortamda bulunmuştuk, anılarınızı ve önerilerinizi keyifle dinlemiştim.
    Tanışma isteğinize teşekkür ediyorum, ancak ne yazık ki, Facebook ve Twitter tarzı çağımızın iletişim organlarına ısınamadım, bu nedenle oralardan bir mesaj atma imkanına sahip değilim.
    Bu platformdan özel mesaj atmaya çalıştım, onda da sizin adınızın kayıtlı olmadığı gerekçesiyle başarılı olamadım.
    Efendim, telefonum 542 2744291’dir. Bir gün yine bir TEMAD şubesinde karşılaşabilmeyi ben de çok isterim. Saygılarımı sunar, aile bireylerinize selam ederim.

  7. selçuk dedi ki:

    1959 Yılında başlayan esaret hayatım 1988 yılında son bulmuş ve kapandan kurtulan bir panterin kaçış hızını gölgede bırakan bir süratle uzaklaşarak yeni huzurlu hayatıma başladığımda ;;; hep şu şarkıyı mırıldandım:::
    Derdim çoktuuuurrr,hangisiiiiineeee,, yanayıııımmmm,(nakarat)yine pareleendddii yüreeekkk…yareeesiii..
    Asb.mesleğini icat ederlerken muhtemelen bu stresli işin çekilmesi pek ağır olduğundan,subay beylerin deşarj olacağı bir kesim yaratalım ve fazla yıpranmasınlar fikri ön plana çıkmışdır diye hep düşünmüşümdür,bu düşüncemi hala muhafaza ediyorum… Herkese geçmiş olsun, o pamuk ipliğinde nasıl da cambazlık yaparak düşmeden emekli olabildik !!!