BEN İNSANIM OKUMAM VE OKUDUĞUMU ANLARIM DİYENLERE
13'üncü yüzyılın başlarında (1215) imzalanmış olan 'MAGNA CARTA LİBERTATUM-BÜYÜK ÖZGÜRLÜK ANLAŞMASI'nın bazı maddelerine bakalım:
1-ADALET SATILAMAZ, REDDEDİLEMEZ,GECİKTİRİLEMEZ.
2-SUÇSUZ CEZA VERİLEMEZ.
3-CEZA,SUÇLA ORANTILI OLMALI.
4-ZORLAMA YASAKTIR.
5-MADDESİZ SUÇ OLMAZ.
Düşünebiliyor musunuz, bundan 798 yıl önceki insanların düşüncelerinin nasıl olduğunu? Bir de günümüzde TSK personel kanunu,iç hizmet kanunu, Askeri ceza kanununu,yeni hazırlanan disiplin yönetmeliğini... Sizce bu düşüncedeki insanlar 798 yıl önceki insanlar kadar düşünemiyorlar mı acaba?Yoksa o dönemde yaşayanlar insan değil miydi? YOKSA?
Arkadaşlar,
Gayretli mücadeleyi amaç edinen arkadaşlarımız sağolsunlar POSTA ve MİLLİYET gazetelerindeki yazı dizilerine katkı sağlamak ve de sesimizin duyurulmasına yardımcı olmak istiyorlar, kendilerine teşekkür ederiz; Lakin yazılar bir arkadaşımızın da belirttiği gibi pehlivan tefrikasına dönmeye başlamıştır, okuyan vay be bu haksızlıklar olur mu demeli ki amaç gerçekleşsin, arkadaşlarımız 10 tayin gördüğünü yazmış,bunu okuyan kardeşim bu askerlik diyebilir, bir başka meslek ya da subay ben de 8 tayin gördüm diyebilir. BİZ BURADA KUŞ UÇMAZ KERVAN GEÇMEZ YERDE GÖREV YAPIYORUZ LOJMAN DERKEN SİVİL EV TUTMA İMKANI OLMADIĞINI BELİRTMELİYİZ. Başka mesleklerin bizi emsal gistermesine örnek olarak POLİS BİZİ ÖRNEK GÖSTERİYOR AMA O KARAKOLDAKİ BİR ER DURUMUNDA BİZ KARAKOL AMİRİ KOMUTANIYIZ BİZİM KADAR SORUMLULUK ALMIYOR demeliyiz örnekler arttırılabilir. Sn.Gazeteciye yazdık; lakin derecemizden,tazminatımızdan intibak haksızlığımızdan henüz bahsedilmedi, yazılar şahsen benim bile yeteri kadar ilgimi çekmedikten sonra başkasının ve yetkilinin dikkatini çeker mi bilmiyorum. Yazılarımızı bu hususlara özen gösterip gönderelim. Esenlikler diliyorum.
MUHTEŞEM YÜZYIL
Değerli meslektaşlarım,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin omurgası olan assubaylar; uçakların uçmasında, gemilerin yüzmesinde, tankların çalışmasında paletlerinin dönmesinde ve Mehmetçiklerin postalından kepine kadar her şeyinde, yurt savunmasında yurdun her karış toprağında kanı, canı emeği, alın teri olan assubaylar, ONUR MÜCADELESİ vererek karşı karşıya kaldıkları haksızlıkları, hukuksuzlukları, gazetelerde, televizyonlarda, yollarda, meydanlarda dile getirmelerine rağmen; 10 yıldır başbakanlık koltuğunda oturan ve 100’den fazla danışmanı olduğu söylenen Sayın Başbakanımız bunları duymazlıktan, görmezlikten gelmektedir!
Assubaylar, hala hazırda çalışanı ve emeklisi ile aile bireyleri ve yakınlarıyla birlikte yaklaşık olarak bir milyondan fazla bir kitleyi oluşturmaktadır.
Bu ülkenin Başbakanı, bu ülkenin evlatlarının sesini duymuyor. Oysa; assubayların bu HAKLI SERZENİŞLERİNİ sağır sultanlar bile duydu!
Astsubay toplumunun bir ferdi olarak soruyorum. Sayın Başbakanımız, 10 yıldır başbakanlık koltuğunda oturduğu halde BİZLER için ne yaptı?
Haklarımızın gasp edildiğini haykıran sesimizi duymayan kalmadı Sayın Başbakan niçin duymuyor?
Sorunlarınız nedir diye, TEMAD Genel Başkanımızla niçin görüşmüyor?
‘’Önce insan, insanı yaşat ki devlet yaşasın’’ diyen Başbakanımıza şunu da sormak lazım.
Bizim insan hakları nerede…..? Biz insan değil miyiz… ….?
ASTSUBAY TOPLUMU İÇİN NE YAPTINIZ?
Bir gecede bir kişi için kanun çıkarttıran, partisinin ismi içinde ADALET olan Sayın Başbakanımız, bir milyondan fazla kişinin karşı karşıya kaldığı ADALETSİZLİKLERLE, HUKUKSUZLUKLARLA hiç ilgilenmemektedir. Öyle ki, televizyonda gösterilen MUHTEŞEM YÜZYIL dizisine gösterdiği ilgi, ayırdığı zaman kadar bu topluma ilgi göstermemiş, zaman ayırmamıştır! Muhteşem Yüzyıl sadece kurgulanmış bir dizi! Oysa; Assubaylar bu toplumun bir parçası ve GERÇEĞİN TAA KENDİSİDİR!
Değerli meslektaşlarım, uzun sözün kısası, seçimlerin yaklaştığı kurgu değil bir gerçektir. Mahalli ve genel seçimlerde herkes gibi biz de aile bireylerimizle, yakın akrabalarımızla birlikte oy kullanacağız. İster mahalli seçimlerde olsun, ister genel seçimlerde olsun oyumuzu kullanırken ONUR MÜCADELEMİZ için kullanmalıyız.
Elbette her meslektaşımızın kendine göre siyasi fikri var. Bunu saygı ile karşılıyorum. Onur mücadelesi siyasi mücadelenin önünde yer almaktadır. Türkiye Emekli Assubaylar Derneği, değişik siyasi fikirlere sahip üyeleri çatısı altında toplayarak ONUR MÜCADELESİ vermektedir. İşte bu nedenle yerel ve genel seçimlerde önceliğimiz olan, onur mücadelemiz için oy kullanmalıyız diyorum. Bu mücadelemizi eşimize, çocuklarımıza, annemize, babamıza, damatlarımıza, gelinlerimize, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza ve dostlarımıza iyice anlatmalıyız. Onlarında onur mücadelemizde yanımızda yer almasını ona göre oy kullanmasını sağlamalıyız.
Saygılarımla.
• MOZAİKTEN HERZELER
> > Böyle bir mozaiğin içinde; düşman arama…
• Binlerce yıldır buradayız, siz sonra geldiniz.
>> Binlerce yıldır, bir taşın üstüne, bir taş koymamışsınız.
• Geldiğiniz topraklara geri dönün.
> > Önden buyurman gerekiyor.
• Bu toprakların fethinde size yol gösterdik.
>> Bize yol göstereceğinize, kendiniz fethetseydiniz.
• Kimliğimiz üstünde kendi adınızla devlet kurdunuz.
>> Bizi bekleyeceğinize, siz devlet kursaydınız.
• Devlet bana bakmıyor, bakmalı.
>> Devlet, sen ve benim. Sana bakamam.
• Evinin bahçesine giremesem de tarlana girerim.
>> Tarla da benim, oraya da giremezsin.
• Kitapta yazıyor; sendekilerde benim de hakkım var.
>> Kitaba da iftira ediyorsun. İmansız, münafık.
• Aday gösterilirse, oduna bile oy veririm.
>> Oduna oy vereceğine, sen aday ol.
• Benden ermiş olmasa da politikacı olur.
>> Senden politikacı olursa; at şeyinden de gramofon iğnesi olur.
• Benim işim belli; genç iken haramî, ihtiyarlayınca sadakacı.
>> Ölünce de işin hazır; cehennemlik odun…
• Görünüşüm nursuz, huyum arsız, elim şaki olsa da aslı yoktur.
>> Vesikalık resmin bile seni tarif ediyor.
• Ayak bastığım yerin yeşermediği söylense de insanım.
>> Ayağınla, bastığın yerleri kuruttuğun gibi, buraları da kurutursun.
• Amelelik yaptığım bu ev, bir gün benim olacak.
>> Sana in bile çok. Ev neyine…
• Gelecekte, benimle konuşamayan, bu topraklarda yaşayamayacak.
>> Seninle aynı topraklarda yaşamak; yaşayana zulümdür.
• Bir gün gelecek, bu ülkeyi siz yönetmeyeceksiniz.
>> Bu günleri ararsın. Emin ol…
• 23 Nisanlarda, çocuğumun elinde, sizin bayrağınız olmayacak.
>> Çocuğunun elinde, senin bayrağın da olmayacak. Kesinlikle…
• Erkek adam konuşmaz, dövüşür.
>> Dövüşüp dayak yiyen de erkek adam değildir.
• Bana ayrımcılık yapılıyor, dağa çıkacağım.
>> Güle güle.
Karnını doyurduğu kabı murdarlamak, birilerine mirastır.
Tarih, atalarımız, şehitlerimiz ve torunlarımız bizi affetmeyecek.
Posta Gazetesini ;bizlerin sorunlarını yayımlanmaya başladığı günden beri takipçisiyim. Elimden geldiği kadarı ile gerek çevremdekilere okutmaya çalışmakla gerekse facebook'ta ve twitter'da paylaşıma çalışıyorum. Umuyorum ve dört gözle bekliyorum basın bu sefer başarır. Saygılarımla.
GÜZEL ŞEYLER (?) OLUYOR.
“Şehitlerimizin anısına saygılı olacağız, emanetlerine halel getirmeyeceğiz.” dediydiniz de…
Güzel de…
Avrupa’da katledilen terör örgütü kurucusu ve yöneticilerinin tabutlarındaki ve meydandaki (çaput parçası diyerek avunduğunuz hadi ben de örtü diyeyim) sizin saygı anlayışınız yüzünden “şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıyor mu!
Güzel şeyler olacak.” dediydiniz de… İnanmadıydık.
Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz.?.!.
Görüşeceğiz…
Şehit Dz.P.Astsb.Serhat Gençer’in Babası
Mehmet Gençer'den Oğluna...
08.01.1994 Tarihinde Miraç kandili gecesi 8 askeri ile birlikte şehit düşen sevgili evladıma
[URL=www.kalehaber.net/yazarlar.php?id=1374]www.kalehaber.net/yazarlar.php?id=1374[/URL]
Arkadaşlar,
İstisna şubelerimiz var mücadeleye gayet iyi destek oluyorlar. Lokali olmayan kirasını bile zor karşılayan ama gayretli olan şubelerimiz de var haklarını teslim edelim, bunun dışında arkadaşlarımızın yazdığı gibi goy,goy, gezi kahvehane hizmetlerinden başka bir iş yapmayanları da biliyoruz, önce kendimizi suçmamamız gerekiyor bunları biz seçtik. Dün, şubemde başkan olduğu dönemde havasından yanına yaklaşılmayan özel ziyafetlerde kendine hizmet ettiren bir başkanın görevini ihmal ederek şubeyi uğrattığı zararı yardım toplayarak kapatmaya çalışmalarını da esefle izledim, böyle çok şubemiz olduğunu duyuyorum. Bu konu mücadele kadar önemlidir, bu sitedeki haklarımızla ilgili kampanyadan haberi olmayan haberi olup da destek vermeyen şube olsa ne olur olmasa ne olur? TEMAD bunlara el atmalıdır,iyi bir revizyon gerekiyor...
LÜTFEN DİKKAT
Saygıdeğer Meslektaşlarım,
Bundan yaklaşık 15 gün kadar önce yine bu sütunlardan (Askerlere disiplin ve sicil affı çıkarılması ile ilgili TBMM Dilekçe Komisyonuna yaptığım müracaat) site yönetimimizin de tensipleriyle yayımlanmıştı.Dilekçemin müracaat şeklinde çok önemli bir hususu sizlere o zaman hatırlatmayı unutmuş olduğumdan şimdi bilgilerinize arz ediyorum.Dilekçemde toplu imzaya açılmasını ister misiniz sorusunu evet diye yanıtladığımdan konu ile ilgilenen disiplin cezası mağdurları ile Haklı Assubay davasına gönül vermiş tüm meslektaşlarım TBMM e-dilekçe bölümünün 12.nci sayfasındaki aşağıdaki geçici numaraları verilen dilekçeme imza verebilir
Saygı ve Önemle Duyurulur
ED0001946 A.01.1.DİK.0.00.00.00/011198 Zeki ÇETİNKAYA Askeri Personele Disiplin ve Sicil Affı çıkarılması talebi 4 03.01.2013 DETAY İMZALA
Not Şu *** kadar 4 imza toplayabilen bu haklı isteğimize destek vereceğinizi ümit ederim
Zeki ÇETİNKAYA
Emekli Assubay
Posta gazetesindeki yazı dizisine katkılarımız oldu ama henüz yayınlanmadı yayınlananlar ise pehlivan tefrikası gibi uzatılıyor arkadaşlar okurları sıkan yazılar yazmayın çarpıcı örnekler verin daha etkili olacağına inanmaktayım ayrıca Temad seçimlerinde adam sende kim gelirse gelsin ben lokalde oyun oynarım dersek sorunlar aynen kalır bu görevi hak edenleri seçelim. Saygılar sunuyorum
Forum bölümüne yazılan Sn.Halil Yalçın'a ait yorum mesaj panosuna taşınmıştır.
X X X
Arkadaşlar , mutlaka çok gayretli şubeler ve onların yöneticileri vardır lakin birçoğunun yaptığı tek şey lokallerde oyun oynatmak gezi düzenlemek sonra mücadele edenlere klavye kahramanı diye sözde gönderme yapıyorlar
Bugün İzmir Ulukent Ege kent.2 de bir işim vardı oradan geçerken bir Temad şubesini gördüm içeri gidim sigara dumanından geçilmiyor kimse oyundan başını kaldırmıyor, assubay adına yakışmıyor üzüldüm.....
KURTARILMIŞ TOPRAKLAR
12 Eylül öncesi dönemde, metropol şehirlerimizin birinde, o günlerin deyimi ile “anarşinin” hakim olduğu, yine o günlerin tanımı ile "kurtarılmış bölgede" yaşayan bir yakınım, gecenin ilerlemiş vaktinde, sloganlar atan bir kalabalığın; ellerindeki silâh havada, bazen ateş ederek, tanımadığı "bir bayrakla" gezindiklerini korkuyla anlatmıştı. O dönemde “anarşitleri” ile ünlenmiş olan bu yerde, cenaze bile bu kişilerin izniyle ancak sekiz-on kişiyle defnedebiliyordu. Kendilerinin uydurduğu “halk mahkemesinde” ölüm cezaları infaz ediliyor, yabancı militanlar cirit atıyordu.
Gece yarısı gezdirilen o bayrak; şimdilerde meydanlarda, tabutların üstünde, gündüz vakti görülür oldu.
O günler, vatanı uçurum kenarından çekip-alan, bu günün 90’lıklarının; mahkeme huzuruna getirilmeyip, tele-duruşmada yargılanmasından, yayın iyi olmadığından, birileri, yüz ifadelerini net görememekten şikâyet ediyorlar.
Bu ülkedeki, Haburvâri mahkemeleri unutmayalım.
“Yüz görme sapkınları” kimler mi?
Gece yarısı taşıdığı bayrağı, şimdi meydanlara getirenler!
Ülke, 12 Eylül’e nasıl geldi, kimler getirdi?
“ HALEN ANLAŞILMADI MI ( ! ) ”
GAZETE KALMAYINCA…
Üç gündür en yakın gazete satıcısına alışkanlıkla her zamanki saate gidiyorum. Posta Gazetesi bulamıyorum. İlk gün çevredeki satıcıları dolaştım, kalmamış. Bu sabah yine kalmamış. Bayi, “Birkaç gündür-nedense-erken bitiyor.” dedi. Hoşuma gitti, tebessüm ettim.
Aynı binadan bir komşu sürekli olarak alıyor. Yine onu bekleyeceğim. Bulmacaları da çözünce gazeteyi alabiliyorum. Aslında sabahları erken uyanıyorum. Yarın ilk işim; gazete almak olacak.
Teşekkürler “Posta Gazetesi”
Teşekkürler, Sayın Çağrı BİLGİN
***İZ
TÜRK TOPLUMUNUN GELENEKSEL YAPISINA, KÜLTÜRÜNE EN YAKIN OLAN VE TÜRK MİLLETİNİN KARAKTERİSTİK YAPISINI ORDU İÇİNDE TEMSİL EDEN EN BÜYÜK VE TEK KISIM OLAN ASSUBAYLAR; ÖRGÜTLÜ OLARAK 1970 Lİ YILLARDAN BERİ KIRMAYA ÇALIŞTIKLARI İKİNCİ SINIF VATANDAŞ VE ÜVEY KARDEŞ ANLAYIŞINA BAĞLI MUAMELEYİ VE KİMLİĞİ, YAKLAŞIK KIRK YILDIR KIRAMAMANIN HÜZÜNLE KARIŞIK ÖFKESİNİ YAŞIYORLAR.
BU TOPLUMUN ADALET TALEBİ NE GARİPTİR Kİ HİÇ BİR CUMHURİYET HÜKÜMETİNDEN , SAĞCISI, SOLCUSU,MİLLİYETÇİSİ VE MUHAFAZAKARI İLE HİÇ BİR SİYASİ PARTİNİN GÖRÜŞ VE BAKIŞINDAN DA İLGİ VE DESTEK GÖRMEMİŞTİR. SAHİPLENME İRADESİ HER İKTİDAR DÖNEMİNDE SADECE NEZAKETEN İNCİTMEME POLİTİKASINA OTURTULMUŞTUR.
NE YAZIK Kİ ; ASTSUBAY TOPLUMUNUN SOSYOLOJİK YAPISINA BAKILDIĞINDA, BULUNDUĞU ARA KESİT İTİBARİYLE TÜRK TOPLUMUNUN SOSYAL TABANINDA TAM YAYILAMAMIŞ BİR POZİSYONA SAHİP OLDUĞU HEMEN ANLAŞILMAKTADIR. OTURTULDUĞU ENLEM VE BOYLAM NOKTASI BU TOPLUMU SİYASETÇİ VE SİYASET BİLİMCİSİNİN GÖZÜNDE “ ANLAŞILAMAZ” KILMAKTADIR. ÇÜNKÜ BU SINIFA DAİR BİR MESLEKİ VE TEKNİK TANIMLAMA YOKTUR. HUKUKSAL VE TAKTİKSEL ANLAMDA HİÇ BİR ŞEYDEN ANLAMAZ AMA HERŞEYİ YAPAR FELSEFESİNE OTURTULAN BİR BASAMAK YANİ MERDİVEN TOPLUMU OLARAK ROL BİÇİLMİŞTİR. BU DA YILLARDIR KİMSENİN FARK ETMEDİĞİ VE GÖRMEDİĞİ, ANCAK BİR KAÇ CILIZ İFADE İLE DİLLENDİRİLEN , GÖRÜLDÜĞÜ HALDE GÖRMEMEZLİKTEN GELİNEN ACI BİR GERÇEĞİN GEÇTE OLSA FARKEDİLMESİNİ SAĞLAMIŞTIR. GÖRÜLEMEYEN SORUN “ASTSUBAY LIK KİMLİĞİNİN TANIMLANMASI” NIN YAPILMAYIŞIDIR. BU TANIMLANMAYA DAİR TESPİTLER; 60 VE 80 DARBELERİNE VE ARKASINDAN KUMAŞ SÖKÜĞÜ GİBİ GELEN ORDUNUN SİYASETE MÜDAHALE MANEVRALARI İLE, DEVAMINDA DÖNEMİN REFAH PARTİSİ VE AKP HÜKÜMETİNE KARŞI OLUŞTURULAN BATI ÇALIŞMA GURUBU TEŞKİLLİ CUMHURİYETİ KOLLAMA SENARYOLARI NIN YARATTIĞI GERİLİMLİ DÖNEMLER BOYUNCA HEM YAPILAMAMIŞ, HEMDE BU SINIFIN VARLIK SEBEBİNİN ALGILANMASI ENGELLENMİŞTİR.
İŞİN VAHİM YANI, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ KENDİ BÜNYESİNDEKİ TMK. YAPISINDA ,BU TOPLUMU SADECE SİLAH , MALZEME, ENVANTER,VE TEÇHİZAT IN İKAMESİNDE DEĞERLENDİRİRKEN,SOSYOLOJİK ANLAMDA KENDİ KAN GURUBUNDAN VE GENETİK YAPISINDAN VARSAYMAMIŞTIR. ANAYASADA SUBAY YARDIMCISI OLARAK TANIMLANAN ASSUBAYLARI 1980 LI YILLARA KADAR ERAT GAZİNOSUNUN İÇİNDE GÖRME ALIŞKANLIĞI VE KABULÜNÜ SÜRDÜREGELMİŞTİR. ÖYLE Kİ “ERAT” TABİRİNİN KANUNLA KALDIRILMASI DAHİ YÜCE ATATÜRK TEN ELLİ KÜSUR YIL SONRASINDA ZORAKİ KABUL GÖREBİLMİŞTİR.
BU SOSYAL BİRLİKTELİK EN GÜÇLÜ VE KATI ASKERİ YASALAR İLE TEMİN VE TESİS EDİLMEYE ÇALIŞILSA DAHİ HİÇ BİR DÖNEMDE BAŞARILI OLAMAMIŞ; SİLAHLI KUVVETLERİN HER MODERNİZASYONUNDA VE TEKNOLOJİK YAPILANMASINDA ASTSUBAY KISMI BİR YAMA OLARAK HEP SIRITMAYA DEVAM ETMİŞTİR. 1985-2011 YILLARI ARASINDAKİ ZAMAN ZARFINDA İSE PKK. TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞI YÜRÜTÜLEN OPERASYONLARDA, SUBAYIN ASTSUBAY İLE İLK KEZ AYNI MEVZİ VE AYNI ÇUKURDA HATTA İLK KEZ AYNI ARACIN İÇİNDE BİRBİRİNE DEĞMELERİ VE NEFESLERİNİ BU KADAR YAKIN HİSSETMELERİ ARALARINDA DUYGUSAL ANLAMDA İNSANİ BİR BAĞ KURULMASINI SAĞLAMIŞTIR. BU DUYGU BAĞI; ASSUBAYIN KENDİSİNİN MESLEKLER KOORDİNATINDAKİ YERİNİ TANIMLAMA ÇABALARINI GECİKTİRMİŞ VE HATTA UNUTTURMUŞTUR.
TOPLUM, “BEN KİMİM VE NEREDEYİM,ÇEVREM VE SOSYAL ETİKETİM NEDİR” ? SORUSUNU SORMA İHTİYACINI VE ZARURİYETİNİ DE ANCAK EMEKLİ OLDUKTAN SONRAKİ SÜREÇ İÇİNDE, YAKIN GEÇMİŞTE VE GÜNÜMÜZDE YENİCE ALGILAMAYA BAŞLAMIŞTIR. ASSUBAYLAR ,BU SÜRECE BELKİ DE BİLMEDEN EN BÜYÜK KATKIYI; 2011 TEMAD SEÇİMLİ KONGRESİNDE AKADEMİK SÖYLEM VE SOSYAL POLİTİKA YÜKLÜ BİR EKİBİ SEÇMEK SURETİYLE SAĞLAMIŞLARDIR. MERKEZDE KARŞILAŞILAN BU YENİ TARZ VE SÖYLEM POLİTİKASI VE SOSYOLOJİSİ; İLK KEZ BU SINIFI, ÇALIŞAN VE EMEKLİSİ İLE HEP BİR AĞIZDAN “BİZ KİMİZ VE NEREDE DURUYORUZ” SORUSUNU KENDİLERİNE SORABİLME VE CEVABINI İSTEME BİLİNCİNE DE TAŞIMIŞTIR. ÖZELLİKLE SON BİR YILLIK SÜREÇ İÇİNDEKİ FAALİYETLER, KUTLAMA ETKİNLİKLERİ,LÜKS RESPSİYONLAR VE PROTOKOL YAPILANMASI ; DOLAPLARDAN ÇIKARILAN TAKIM ELBİSELER VE RUGAN AYAKKABILAR KENDİNİ TANIMA SÜRECİNDE HIZLI BİR TEDAVİ METODUNU DA BERABERİNDE GETİRMİŞTİR.
ASTSUBAY TOPLUMU, MİLENYUM ÇAĞINDA “NEREDE OTURMASI VE KİMLERLE KOMŞU OLMASI “ GEREKTİĞİNE DAİR KEŞFİNE VAKIF OLURKEN, TALEP METNİNDE DE DEĞİŞİKLİK YAPMAK ZORUNDA OLDUĞU GERÇEĞİNİ KAVRAYABİLMİŞTİR. DAHA DÜNE KADAR KISTASA DAYALI TALEPLER YERİNE (KAMP,ORDUEVİ,SERVİS,LOJMAN, VS) ARTIK EVRENSEL İNSAN HUKUKUNA VE AVRUPA BİRLİĞİ HUKUK NORMLARINA UYGUN ÇAĞDAŞ ASKERİ YASALAR, DAHA İNSANİ GÖREV ANLAYIŞI VE HİZMET VASFINA DAYALI ÇALIŞMA ORTAMI, DAHA ADİL ÜCRET VE MAAŞ , SUBAY İLE DAHA EŞİT SEVİYEDE EMEKLİLİK YAŞAMI, VE EN ÖNEMLİSİ YÜKSEK ÖĞRENİM, YANİ FAKÜLTE BİTİRME HAKKI GİBİ SOSYAL KALİTEYİ AMAÇLAYAN TALEPLERİ SAVUNMAKTA VE İSTEMEKTEDİRLER. ASTSUBAY TOPLUMUNUN ÖNÜNDEKİ İLK ON YILLIK SOSYAL HEDEF; SİVİL FAKÜLTE KAYNAĞINDAN VE ASKERİ DÖRT YILLIK FAKÜLTE DENGİ ÖĞRENİM STANDARDINDAN MESLEĞE BAŞLAMAK, TEKNİK BİLİŞİM VE YABANCI DİL DONANIMLI OLMAK,TAKTİK VE STRATEJİK EĞİTİM ALABİLMEK, TEKNOLOJİK VE PROFESYONEL BİR ORDUNUN *** KUMANDASINDA OTURABİLMEK VE İSTEDİĞİ ZAMAN SUBAY RÜTBESİNE STANDARDI İLE SAHİP OLABİLMEKTİR. TOPLUM ARTIK ŞUNU ÖĞRENMİŞTİR Kİ AKADEMİK OLUNUNCA HUKUKSAL , SOSYAL VE MALİ HAKLAR DA ZATEN KENDİLİĞİNDEN ÖNÜNE KONACAKTIR.
BU GÜN YAŞAYAN TÜM ASSUBAYLAR ; YENİ JENERASYONUN BU MERKEZLİ OLMASI İÇİN , BU TOPLUMUN YILLARCA SAHİP OLAMADIĞI KİMLİK KARTININ BU NESİL ADINA KUSURSUZ VE EKSİK BİLGİ OLMADAN BASILMASI ADINA, KENDİLERİNİ GELİŞTİRMEK VE YENİLEMEK YOLUNDA OLAĞANÜSTÜ BİR ÇALIŞMA İÇİNDELER. 1980 Lİ YILLARA KADAR SUBAY VE GENERALLERİN GURURLA HAYATA SUNDUKLARI DİL BİLEN, AVRUPA GÖRMÜŞ DOKTOR, MÜHENDİS VE HUKUK İNSANLARINDAN OLUŞAN AKADEMİK NESİL ARTIK ASSUBAY ÇOCUKLARINDAN OLUŞUYOR VE GELECEĞİN TÜRKİYESİNİN KADERİNİ ÇİZİYORLAR.
GEÇMİŞTE, KAVİMLER, TOPLULUKLAR, MİLLETLER, VE ULUSLAR DÜŞÜNCELERİNDEN,RENKLERİNDEN, SOSYAL YAPILARINDAN ÖTÜRÜ BÜYÜK ACILAR YAŞAMIŞLARDIR. HER ZAMAN BİRİLERİ ONLARI YOK SAYMAYA, YAŞAM ALANININ VE ZENGİNLİĞİNİN DIŞINDA TUTMAYA ÇALIŞMIŞTIR. ÇATIŞMALAR HİÇ BİTMEMİŞTİR VE MASAL PERİLERİ NE YAZIK Kİ GÖKTEN ÜÇ ELMAYI HİÇ İNDİREMEMİŞTİR. AMA HİÇ BİRŞEY YAPILAMASA DA YENİ NESİLLER HEP ESKİ ,BAYAĞI VE İLKEL OLANLARI TEK TEK TEMİZLEMEYİ BAŞARMIŞTIR. ÇÜNKÜ MEDENİYETİN VE SOSYAL ÜLKÜNÜN YARATTIĞI BÜYÜK BASKIYA KARŞI DURACAK BAŞKA BİR MEDENİYET TEZİ NE YAZIK Kİ ASLA OLMAMIŞTIR. ÜRETTİĞİNDEN PAYINI ALMAK HIRS VE İRADESİNİ PÜSKÜRTEBİLECEK NE BİR SİLAH YAPILABİLMİŞTİR, NE DE ONA DAİR BİR TAKTİK. BU ANLAMDA BUNDAN SONRA DA KAZANANLAR YİNE BU TOPLUMUN ÇOCUKLARI OLMAYA DEVAM EDECEKTİR
SAYGILARIMLA.
Saygıdeğer Meslektaşlarımız
POSTA GAZETESİ'nde başlayan yazı dizisi için sayın yazarlar, TEMAD VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU tarafından bilgilendirilmiştir.
POSTA Gazetesine ve sizlerin de mesajlarınızla katkılar sağlayarak gösterdiğiniz duyarlılığa teşekkür ediyoruz.
Yıllardır assubaylara ön yargılarla reva görülen sosyal,ekonomik ve insan onuruna saygı haksızlıklarını tekrar paylaşmak. Talebimizin imtiyaz ve ayrıcalık değil sadece ADALET-EŞİTLİK VE İNSAN ONURUNA SAYGI olduğunu bir kez daha kamuoyuna ve ilgililere iletmek sizlerin desteği ile mümkündür.
Sizlerden istirhamımız gazeteyi alarak daha geniş kitlelerin okumasını, bilgilenmesini ve bizlerle ilgili olumsuz ön yargıların değişmesine katkı sağlamanızdır. Saygılarımızla.
ALACAĞINIZ HER GAZETE SORUNLARIMIZA OLAN DUYARLILIĞINIZ VE KATKINIZIN BİR GÖSTERGESİ OLACAKTIR.
SAYIN ÇAĞRI BİLGİN VE POSTA GAZATESİNE TEŞEKKÜRLER..
“Subaylara tanınan imkanların aynısını istedikleri yok. Subaylarla aşık atmak gibi bir arzuları da bulunmuyor. Tek istedikleri subaylarla astsubaylar arasındaki maaş uçurumunun biraz olsun kapatılması Daha rahat bir görev ve emeklilik dönemi yaşamak, çocuklarını iyi okutmak, ailelerine iyi bakmak istiyorlar.
Doktor – hemşire aynı ortamda görev yaparlar, ama hemşire hiçbir zaman hasta muayene etmez. Biz astsubaylar bölük komutanlığı da yaparlar, çatışma da yönetiriz. Gerektiğinde de sorumluluğumuzun hesabını subaydan da doktordan da fazlasıyla veririz”
Yukardaki satırlar bu gün Posta Gazetesi’de assubaylarla ilgili yazı dizisinin ilk yazısından alınmıştır. Yazının dizisinin ilk bölümünden edindiğim izlenime göre sorunlarımız, açık net ve çarpıcı şekilde ortaya konmuştur. Bu da Sayın Çağrı Bilgin’in dersini çok iyi çalıştığını göstermektedir. Sayın Çağrı Bilgin’e ve Posta Gazetesi ailesine daha yazının ilk bölümünde sonsuz teşekkürler.
Konu: SİGARAYI BIRAKMAK
Sayın Sitemiz Üyeleri,
Aşağıdaki mesajım, “sigarayı nasıl bıraktığım” konusundadır.
Son günlerde medyada sigarayı bırakmakla ilgili yer alan görsel spotlarla ilgili olarak paylaşmak istedim. İlginize.
Ben sigara içmeye yirmili yaşımdan epey önce başladım. On yıldan fazla kullandım. Bıraktığımda, günde iki pakete yakın içiyordum. Tiryakisi olduğum yıllarda sigaranın zararları hakkındaki yayın, yazı, konuşma, bilgilendirme ve önerileri duymak istemiyor, önemsemiyordum. Ailem içinde sigara içen olmamasına rağmen çevremde birçok kişi sigara içiyordu. Bunun, yetişkin olmanın bir gereği ya da ayrıcalığı olduğunu düşünüyordum.
İlk başladığım yıllarda, duyduğum bir tekerlemeyi hep hatırladım. “Dumanını yel, paranı el alır. Zehri, sana kâr kalır.”
Bir gün babasıyla birlikte resimli bir ansiklopediyi inceleyen ilkokul çağlarındaki bir çocuk, ansiklopedideki akciğer resimlerini göstererek ne olduğunu sordu. Babası sigara içerse; ciğerlerinin resimdeki gibi çirkin, içmezse; diğer resimdeki gibi güzel ciğerlerinin olacağını, uzun ve sağlıklı yaşayacağını söylemişti.
Sigara içenin ciğerlerinin görünüşü; kahverengi, kırmızımsı, yeşilimsi ve siyah renklerle karışık, yağda aşırı kızarmış çok pütürlü bir köfteyi anımsatıyordu.
Sigara içmeyenin ciğerlerinin; pembe-beyaz düzgün ve parlak, doğal bir görünüşü vardı.
Yıllar ilerleyip de sigara nedeninden bazı sıkıntılar yaşadıkça bu iki öyküyü daha sık hatırlar oldum. İştahla yemek yiyemiyordum, mide ülserim de oluştuğundan hızla kilo kaybetmeye başlamıştım. Çabuk yoruluyor, çok dik olmayan kısa yokuşları bile zorlukla çıkabiliyor, hızlı yürümek gerektiğinde yeterli nefes alamadığımdan tıkanıp kalıyor, yürüyemiyordum.
Mide ülserim nedeninden ameliyat gerektiğinden bir gün öncesi sigarayı bırakmaya karar verdim. Ameliyat sonrası iyileşme döneminde “sigara içmenin; su içmek ya da hava solumak kadar zorunlu olmadığını, sigarayı bırakmanın hiçbir eksikliğe neden olmayacağını, aksine sağlığımı kazanacağımı, boşa harcadığım paramı doğru yere harcayabileceğimi, bunun gerekli ve önemli olduğuna kendimi inandırdım. Bunun böyle olabileceğini adeta beynime, bilinçaltına işlemiştim. Ameliyat sonrası iyileşme döneminde üç ay boyunca sigara içilen ortamlardan da uzak kalınca tiryakilikten kurtulmak daha da kolay oldu.
Artık üstüm başım, parmaklarım sararmıyor, sigara kokmuyordu. Evimizin içinin-tuvalet dâhil-eskisi gibi tuhaf bir kokusu yoktu. Perdelerimiz duman ile islenip, acayip bir renk almıyordu. Özellikle eşim yıllar sonra bu yeni durumdan çok memnun ve mutlu olmuştu.
Sigaradan olan bazı alışkanlıkları unutmak çok zaman aldı. Yemeklerden sonra “yapılacak önemli bir işimi unutmuşum” hissini çok yaşadım.
Ancak on yıl sonra öksürünce temiz bir balgam oluşmaya başladı. Sigara içmeyi bıraktığımdan bu güne otuzdan fazla yıl geçti. Bir yerlerden sigara dumanı ve kokusu geldiğinde hemen dikkatimi çekiyor. Unuttuğum bir şeyi anımsıyor gibi oluyorum.
Tütün işletmesinde çalışarak emekli olan ve çok da sigara içen bir tanıdığım, evinin önünden geçenlere; “Komşular, benim halimden ibret alın, sigarayı bırakın.” diyerek sesleniyordu. Bu komşumuz, son zamanlarında, üç yüz metrelik düz bir yolu, ancak iki kez dinlenerek, yürüyebiliyordu. Hayati iç organlarının çoğu hastalanmış olan komşumuzu, altı ay sonrasında yitirdik.
Tütün ile hiç tanışmamış olmak; iyi bir şans, hiç içmemiş olmak; doğru ve önemli bir olgu…
Ben sigara içmeyi bırakmış olmamı, kendim için; çok özel ve önemli bir başarı olduğunu biliyorum. Aslında bunun zor olmadığını düşünüyorum.
Sağlık dileklerimle.