1970–1975 yılında yapılan eylemlerin neticesinde birçok arkadaşın söylediği gibi bazı haklara sahip olduğumuz gün gibi ortadadır, bugüne kadar yaptığım eylemden gurur duymuştum hiç pişman değildim ve 1 sene kayıptan sonra devre arkadaşımın söylediği ben senden kıdemliyim demesine bile gülmüştüm o zamanlar bizlere yapmasaydınız diyenlerde çoktu. Bizler için toplanan yardımlarında bize tam ödenmediğini biliyorduk çünkü korkudan kimse kimseden hesap soramıyordu.
Genel başkanımızın dediği öncelikli sorunlarımız var bunları halledelim sonra bakarız, o zamanda yeni personel yasası çıkmış olacak bizlerde treni kaçırmış ola caz mamakta camdan cama konuştuğumuz anarşist denilen idamlık arkadaşlar hırsızlar, katiller, askeri şura kararı ile atılanlar, herkes af edildi bir türlü sıra bize gelmedi neden? Bizler haksızlığa isyan etmiştik bizleri af kapsamına alırlarsa gururları incinir olmaz ,tek yasal derneğimizde bize sahip çıkmıyorsa vay halimize
Gelelim bu günlere hep söylenir 9 yıl boşa geçti bir tek Ankara mitingi yapıldı, güzeldi ama arkasını getiremedik. Şimdi sayın genel başkanımızın beklediği 926 sayılı personel kanununda bizlere ne verilecek, bunun sonucuna göre B planını devreye sokulacak sabırla bizlerde bekliyoruz ne getirecek diye, benim korkum ne açıkça söyleyeyim B planının geç kalması 1 sene daha kaybetmeyelim. Tahammülümüz kalmadı. Aslında bunları beklerken bir şeyler yapılamaz mı? Gerçi illerde yapılan toplantılar ses getiriyor ama duyan yok gibi. saygılar sunarım tüm dostlarıma erhan kolağası
74 de kibris harekati ile yunanistan a demokrasi geldi;cunta yargilamasi bitmeden tum saniklar oldu.eminsu. lardan alb.r.ersever cilem diye bir kitabinda devrin pasalarina yalvardi hep hak istedi,hepsi oldu veye bir kac kisi kalmisti ki haklari verildi,yasser arafat olunceye kadar hak istedi ama hala alamadi,boylece uzayip gider tren yollari.biz em.assb.larda yilmadan usanmadan mucadele edecegiz..bir gun mutlaka demokrasinin gunesi dogacaktir,biraz gec kaldi ama ne yapalim,buyuklerimizin akli o kadar eriyor..
23 NİSAN YAKLAŞIRKEN.. TEMAD VE İZMİR...
Büyük bir heyacan ile assubayların izmir buluşmasına hazırlandıgımız bu günlerde dört gün öncesinin yani 23 NİSAN bu özel güne dikkat çekmek istiyorum.
Türk Milleti, 23 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kurarak, yeni bir devletin temelini atmış oldu.
Bu tarih, egemenliğin hanedandan alınıp Millete devredilişinin resmen başlangıcını oluşturan bir devrimin tarihidir. Böyle bir devrimin, yüzyıllar boyu, değil gerçekleştirilmesi, hayâl edilmesi bile mümkün değildi. 23 Nisan 1920, sadece TBMM'nin kuruluş günü değildir. Bu gün, aynı zamanda demokratik parlamenter rejimin temelinin de atıldığı gündür.
Hem Saltanata hem de işgal güçlerine karşı Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal, parlamenter rejimi ve hukuk devleti ilkelerini bu tarihten itibaren resmen yürürlüğe koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Milletin temsilcileriyle kurmuştur. Bu nedenle, 23 Nisan Türk Milleti için olağanüstü önemde bir dönüm noktası olmuştur.
Bu önemli günde izmir temad il temsilciliginin koordinasyonunda ''kordon orduevi '' noktasında bir resepsiyon ile assubay kimligimizin ve verdigimiz onur mücadelesine ve bir çok noktaya olumlu mesajların verelecegi düşüncesindeyim.
Saygılarımla.
Atilla ABAYLI
Değerli Meslektaşlarım,
TSK Disiplin Kanunu konusundaki çabalarımız dolayısıyla fikirleriyle, yürekleriyle yazılı ve sözlü olarak; bana, Kültürel Gelişim Derneğine ve Ankara Baro Başkanlığına takdir ve teşekkürlerini ileten, başta site yönetimimiz olmak üzere TÜM MESLEKTAŞLARIMA TEŞEKKÜRLERİMLE BİRLİKTE SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNUYORUM.
Saygılarımla
Hafta sonunda BALIKKESİR noktamızdaki assubay buluşmasındaki sayın başkan Zafer ÇİMEN arkadaşımın,dostumun yaptıgı konuşma ile ilgili olarak yazıyorum.
Bir grup arkadaşımın bu konuşma ile ilgili olarak ''her cümlesine katılıyorum '' deselerde dost dogruları ve acıyı söyler noktasından; kendi görüşümü aktarıyorum.
Balıkesir İl başkanı konuşmasını farklı platformda dile getirseydi bende alkışlayanlar arasında olurdum. Sn.Başkanın konuşması siyasi niteliktedir bizler yıllardır yapılan haksızlıkları dile getirmek adına TEMAD çatısı altında mücadeleye desteğimizi sürdürmekteyiz derneğimizin tüzüğünde AMAÇ Üyelerin sosyal,kültürel ve hukuki ihtiyaçlarını karşılamaktır siyasetle ilişkilendirilemez ; Hepimizin farkı siyasi düşüncesi olacaktır buna saygı duyarız ülkemiz sorunları da bizim önceliğimizdir bunun savunulacağı yer TEMAD çatısı altında olmamalıdır diye düşünüyorum. Bu toplantılar neyi amaçlamamaktadır bu konuşmada birtek 1975 olaylarında mağdur edilen arkadaşlarımızın durumu belirtilmiştir. 1975 olaylarında bizler için kendilerini feda edenlere minnettarız onlarında haklarının iadesinin savunucusu olduk olmaya devam edeceğiz peki yüzbinleri ilgilendiren askeri personel yasası hakkında neden görüş belirtilmemiştir bizi mahalle bekçisinden daha alt kademeden göreve başlatarak ekonomik hakkımızın gasbı yanında psikolojik bakımdan ezilmemizi gerektiren uygulamalar bizleri ilgilendirmiyormu bunlar önceliğimiz değilse bizim birlikte mücadele etmemizin amacı nedir? Siyaset yapacaksak Türkiyede mevcut siyaset kurumları olan partiler ve diğer STK bunu yapmalıyız bunun adresi TEMAD olmamalıdır. Ben bu değerlendirme ışığı altında Sn.Balıkesir başkanının konuşmasını yersiz zamansız ve ortam olarak uygun olmadığını düşünüyorum.
Sayın il başkanımızın Genel başkanın oldugu bir salonda bilinen içerikli konulara girmeden bir konuşma ile tüm misafirlerine hoş geldiniz tarzında bir yaklaşım sergilemeli idi düşünüyor tüm assubay sevdalılarını kucaklıyorum
.
Atilla ABAYLI*İZMİR
Değerli Meslektaşlarım
Haklarımızı almak istiyorsak, önce kendimizi en iyi şekilde ifade ederek tanıtmak durumundayız.
Kendimizi ifade edemediğimiz sürece, yapılan haksızlıkların devam edeceğini asla unutmamalıyız.
Lütfen, arkadaşlarımız bu sitede yazılanları sadece okuyarak kalmasınlar.
Yapılan haksızlıklara karşı sizlerde düşüncelerinizi bildiriniz.
Özelikle Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı, içlerinde nefret besleyenler ile zümremizi kötülemeye ve küçümsemeye çalışanlara karşı, daima dikkatli olmalı ve gerekli tepkiyi göstermeliyiz.
Bizim Askerlik, şeref ve görev anlayışımız hakkında, hiç bir kimse kendi kötü düşünceleri, kendi çıkar ve amaçları için kullanamaz. Kullanmasına da bizlerin karşı çıkması ve gerekli tepkimizi göstermemiz gerekir düşüncesindeyim.
Bizlerin en büyük eksikliğimiz kendimizi yeterince toplum içinde tanıtamamaktır.
Bu hususta herkes üzerine düşen ve gerekli hassasiyeti göstererek, birlik ve beraberlik içerisinde, zümremizi layık olduğu en yüksek yere getirmek amacımız olmalıdır.
Sevgi ve saygılarımla
Değerli Dostlar
Her nedense günümüzde herkes kendi çıkar ve düşünceleri için, başarsalar da, başaramasalar da işin içinden çıkamadıkları zaman hemen birilerinin üzerine bir çamur sürmeye çalışırlar.
Bunları yapan insanlar halkın sevdiği bir yazar da olabilir, sevmediği de.
Ancak kendisine görev verilmiş bir kişi sizin isteğinizi yerine getirmediği zaman, siz yazarlar ne hakla bu insanları anında karalayarak sanki oranın jurnalcisi durumuna sokmaya çalışıyorsunuz.
Siz orada o kayıdı tutan Assubayı değil, ona emir verenleri araştırın ve yazın, işin ucuz tarafına kaçıp da bir zümreye mensup insanlara kara çalmaya çalışmayın.
Gazeteci Mustafa Mutlu sen bir sefer bir zümrenin rütbeli şahsına hitap ederken, Başçavuş diye bahsedemezsin. O Assubay ne senin askerlik arkadaşın, ne de senin haberlerinin getirip götürücüsü değil.
O Jandarma Assubayı orada görevi gereği bulunan bir görevli bireydir.
Orada kendi kafasına göre hareket etmiyor. Ona kimler emir verdi ise, önce sen onları bul onlara atıfta bulun.
Benim de bir emeklisi olarak içinde bulunduğum bir zümreyi kendi istekleriniz yapılmadı diye kaprisli ve aciz düşüncenize içine katarak, bir zümrenin insanlarını etrafa kötü göstermeye çalışmayınız.
Gazeteci Mustafa Mutlu şunu iyi bilmelisin ki, Bizler ekmeğimizi alnımızın, teri, şerefimiz, haysiyetimiz ve gururumuz ile yaparız.
Bütün ASSUBAY sevdalılarına selam ve saygılarımla.
-
Luis Ayala da yargılanacak mı?
Dünkü gazeteler, önceki gün Silivri‘deki mahkemenin dışında yaşanan akıl almaz olayların haber ve fotoğraflarıyla doluydu. Mahkeme salonunun dışında yapılan zulmü anlatacak durumda değilim; çünkü “içeride”ydim.
Saat yedi olmadan duruşma salonuna girdim. Yurdun dört bir yanından gelen gözlemci avukatlarla ve sanık yakınlarıyla tanıştım.
Yaptığı muhteşem savunmalarla adını hukuk tarihine yazdıran genç Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi ilk kez gördüm örneğin. Sarılıp, öpüştük...
Ne öğrendim biliyor musunuz?
Geçenlerde verilen savcılık mütalaasına göre Ergenekon’un tek yöneticisi, Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ymiş...
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve kuvvet komutanları aynı mütalaaya göre “örgüt üyesi” ama Teğmen Mehmet Ali, onların örgütteki yöneticisi!
Varın mütalaanın ciddiyetine siz karar verin!
Savaşta bile...
On bire doğru duruşma başladı. O da ne! Salona girince sol tarafta kalan ve her duruşmada basına ayrılan bölüme, bu kez geçmemize izin verilmiyor.
“Peki, neden?” diye soruyorum Jandarma Başçavuşu’na, “Başkan’ın emri” diye kestirip atıyor. Gazeteci arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yapıyoruz ve bana kendilerini temsilen Başkan’la görüşme yetkisi veriyorlar. Talebimizi Başkan’a iletiyoruz ama görüşmeyi reddediyor!
Oturum başlayınca ayağa kalkıp, çalışma koşullarımızın olmadığını ve bunun, savaş koşullarında bile gazetecilere tanınan bir hakkın elimizden alınması anlamına geldiğini, üstelik daha önce bizim oturduğumuz masaların boş bırakıldığını anlatıyorum; Başkan Bey umursamaz bir tavırla kestirip atıyor:
“Böyle karar verdim!”
Bir yandan da basına “taraftar” yakıştırması yapıyor. Bu büyük suçlamaya da itiraz ediyorum! Bu arada Başkan Bey bizi bir kenara bırakıp, duruşmayı izlemek için gelen İstanbul Barosu yöneticilerini hukuksuz bir şekilde salonun dışına çıkarmaya çalışıyor.
Ayala da ayakta!
Bunun üzerine duruşmayı izlemeye gelen CHP’li 43 milletvekili, kendilerinin de ayakta kaldığını, salondaki sandalyelerin yarısının boş olmasına rağmen milletvekillerinin ve gazetecilerin ayakta bırakıldığını anlatmaya çalışıyor; Başkan Bey onları da umursamıyor.
Salonda tüm bu olup bitenler, duruşmayı izlemek için gelen Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala’nın gözlerinin önünde gerçekleşiyor. Kargaşayı izleyici sıralarının en önünden izleyen Ayala‘nın da bir ara kendisini tutamayarak oturduğu sandalyenin üstüne çıktığını ve şaşkın gözlerle Mahkeme Başkanı’na baktığını görüyorum.
O sırada, bizim yerimize oturmamızı engelleyen Jandarma Başçavuşu ha bire not alıyor. “Kim ne söyledi, ne diye bağırdı, kim ayağa kalktı”; hepsini yazıyor. Büyük bir olasılıkla Ayala da bu “tutanaklara” giriyor!
Dün öğreniyoruz ki; Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, o Başçavuş’un tuttuğu tutanaklardan yola çıkarak dava açmaya hazırlanıyormuş...
Şimdi merakla bekliyorum: Bakalım Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Ayala da açılacak yeni davada “sanık” olacak mı?
Kışkırtan kim?
Yargılamanın kuralları vardır. Bunlar yasalarla ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir... Ama tüm bu yasa ve yönetmelikler; Silivri Mahkemesi için hiçbir anlam taşımıyor... Ve daha da ilginci, AKP‘li siyasetçiler, tepki gösteren milletvekillerini ve gazetecileri “provokasyon” yapmakla suçluyorlar ama asıl kışkırtıcılığı, hukuksuz kararlarla bardağı taşıran Mahkeme Başkanı’nın yaptığını görmezden geliyorlar.
Elinizi vicdanınıza koyun ve yanıt verin: Hukuka uymayan bir mahkemenin yapacağı yargılama ne kadar hukuki olur?
[URL=http://haber.gazetevatan.com/luis-ayala-da-yargilanacak-mi/528774/4/Yazarlar/102]http://haber.gazetevatan.com/luis-ayala-da-yargilanacak-mi/528774/4/Yazarlar/102[/URL]
İSTANBUL-KONYA-BALIKESİR-İZMİR sırada başka hangi Temad toplantısı var onu ve de aldıkları kararları merak ediyorum mesela personel yasası tahakküm yasası diyen varmı? YOKMU..... o zaman neyi amaçlıyorlar siyaseti mi bakın ben neler yaptım demeyi mi?
AKİL’İ BEKLİYORUM
Bu akillik her ne ise; yine sürtüşmelere neden oluyor. Seçilenlerden tutun, seçen ve nasıl seçildiklerine, ne iş yapacaklarına kadar birçok soru türedi. Akillerden bir kaçının açıklamalarını dinledim. Onlar da ne yapacaklarını bilemiyor. Bazısı sohbet toplantıları yapacakları, bazısı vatandaşı bilgilendirecekleri, bazısı da vatandaşı dinleyecekleri şeklinde net olmayan tahminlerini söyledi.
Birilerini zaten tanıyoruz. Güncel konulardaki görüşleri hakkında bilgimiz ve kanaatimiz var.
Kısacası; bizim seçip Ankara’ya gönderdiklerimizin bir iş yapmadığını da anlıyoruz. Millete maliyetleri çizmeyi çoktan aşmış. Önemlisi onca kalabalık içinde “akil kişi” olmadığı da anlaşıldı.
Bekliyorum… Gözüm yollarda, hem de dört gözle…
Akil, soracaklarımla ve anlatacaklarımla; çok şeyler duyup, öğrenecek. Ben de öğreneceğim.
Akiiil…Hadi gel…Akşam oldu, bak… Öcüler çıkacak…
Değerli arkadaşlarım
1-Kültürel Gelişim Derneği Başkanı Meslektaşımız Sayın Hikmet Aydıncak'a yeni TSK Disiplin Kanunu Yasa Tasarısı kabul sürecinde Ankara Barosu ile ortaklaşa verdikleri emeklerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım.
2-TEMAD Balıkesir İl Başkanı Sayın Zafer Çimen'in özellikle ülkemizin içinde bulunduğu durumla ilgili değerlendirmelerine (BALIKESİR TEMAD İL BŞK. Pazar, 14 Nisan 2013 16:17) katılıyorum ve kendisini yürekten alkışlıyorum. Saygılarımla.
BALIKESİR İL BAŞKANLIĞI TEMAD BİLGİLENDİRME TOPLANTISINDA İL BAŞKANININ KONUŞMA METNİDİR.
Bizler;
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğinin tüm kayıtlı olan, olmayan üyeleri olarak, yıllarca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığı, birliği ve dirliği için vatanımızın her köşesinde görevlerimizi yaptık. Kimi silah arkadaşlarımız; vatan savunmasında etiğimiz yeminde ki gibi yaşamlarını seve seve feda ederek ŞEHİT, Kimi arkadaşlarımız ise bu uğurda GAZİ oldular.
Bu gün ki tabloya baktığımızda, gördüğümüz fotoğraf içimizi sızlatmaktadır.
Ülkemiz; kurtuluş ve kuruluş ülkümüzden, içimizde ki işbirlikçi hain eller tarafından uzaklaştırılmakta, Yönetimi ele geçirenler, milli değerlerimizi, bağımsızlığımızı değil, Küresel yağmacıların amaçlarının hizmetkârlığına soyunmuşlardır.
Yıkımın taşeronları; Türkiye Cumhuriyetine, 1920'lerden bu yana içlerinde biriktirdikleri kin ve intikamla saldırmaktadırlar. Bu gün, anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinin değiştirilmesi tartışmaya açılmış, iktidarı ve muhalefeti ile Atatürk’ün Meclisinde, Atatürk adını, devrim ve ilkelerini kaldırmak için uzlaşma komisyonları kurulmuştur.
Türk adını, Türk kimliğini tarihten silmeye, Cumhuriyetle hesaplaşmayı tek amaç haline getirilmiş, Psikolojik savaşın, en kirli, onursuz yöntemleri sahneye sürülmüştür. Ulusal Bayramlar yasaklanmış, Milli/ Ulusal olan her değer itibarsızlaştırılmıştır. Son hamle ise Devlet Kurumlarının önünde yazılan T.C.(Türkiye Cumhuriyeti)ni kaldırmaya yönelmişlerdir.
Ama gayretleri boşunadır. Binlerce yıldır, Türk düşmanları, Türk ulusunu yok ettiklerini düşündükleri her dönemde, Türkler bir olup, birlik olup yeniden “ERGENEKON’DAN” çıkmışlar ve kendilerini yok etmeye yönelen gafillere dünyayı dar etmişlerdir.
Bu gün yine Türk Ulusu birleşe, birleşe dirilecek, Sevr özlemiyle yanıp tutuşanlara dünyayı dar edecektir. Dost, Düşman Bunu böyle bilmelidir.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
BU ANLAMDA GENEL MERKEZİMİZİN İLK VE ÖNCELİKLİ GÖREVİNİN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE VE ATATÜRK DEVRİMLERİNE SAHİP ÇIKMADA ÜZERİNE DÜŞEN KARARLILIĞI VE DURUŞU GÖSTERMESİNİ BEKLİYOR, ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİ YOK SAYMAYA YÖNELİK ADIMLARA KARŞI TAVIR VE DURUŞ SERGİLEMENİN ASLA TARAFLILIK OLMADIĞINI ÖZELLİKLE BELİRTMEK İSTİYORUM.
TEMAD BİR AİLE AİDİYETİ İLE TÜM İNSANLARINA VE DAVASINA SAHİP ÇIKMAK VE BÜTÜN TOPLUMUNU KUCAKLAMAK DURUMUNDADIR. BU SEBEPLE 1970-1975 YILINDA HAK VE ADALET TALEPLERİ ADINA EŞ VE ÇOCUKLARI BAŞTA OLMAK ÜZERE ZİNDANLARDA BİLE MÜCADELESİNE DEVAM EDEN VE ORDUDAN İLİŞİĞİ KESİLEREK İHRAÇ EDİLEN YÜZLERCE BÜYÜĞÜMÜZÜN VE MESLEKTAŞIMIZIN ÇALINAN HAK VE ADALET LERİNİ GERİ VERDİRME MÜCADELESİ DE TEMAD IN *** GÖREVLERİNDEN VE ÖNCELİKLERİNDENDİR. BU DAVA BİZİM VE BU TOPLUMUN AHDI VEFA DAVASIDIR. GENEL MERKEZİMİZİN BU DAVAYA SAHİP ÇIKMASI ONURUMUZ VE ŞEREFİMİZ ADINA ELZEMDİR.
BU İKİ *** HUSUSU BURADAN İFADELENDİRMEYİ İL BAŞKANLIĞIMIN ASLİ BİR GÖREVİ OLDUĞUNUNDAN ÖZELLİKLE BİLİNMESİNİ İSTİYORUM.
BU VESİLE İLE BAŞTA TEMAD GENEL BAŞKANIMIZ OLMAK ÜZERE DEĞERLİ YÖNETİM KURULU ÜYELERİMİZİ VE TÜM KONUKLARIMIZA TEMAD BALIKESİR BULUŞMASINDA BİZLERİ ONORE ETMELERİ SEBEBİYLE TEKRAR HOŞGELDİNİZ DİYOR SAYGILARIMI SUNUYORUM.
Zafer ÇİMEN
TEMAD Balıkesir İl Başkanı
ASSUBAY hakları,alınırsa TEMAD kanalı ile alınılacaktır.diyorumki,güclü TEMAD güclü assubay toplumu demektir.Üye olalım.çevremizde üye olmayanları ikna ederek üye olmalarını saglıyalım.davaya ferdi katkı böyle olur.
KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEGİ SN.BAŞKANI,MESLEKTAŞIMIZ SN.HİKMET AYDINCAKA BÖYLE KAPSAMLI BİR ÇALIŞMA YAPARAK BİZLERİ AYDINLATTIGI İÇİN ŞAHSINA VE KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEGİ MENSUPLARINA TEŞEKKÜRLER SUNUYORUM.
Sayın Hikmet Aydıncak meslekdaşımın mesajını duygulanarak okudum, biz emekliyiz muvazzafın çağdışı disiplin yasası bizi enterese etmiyor görüşünde olanların aksine bu konuda üyesi olduğumuz bu sitenin yönetimi gibi başkanı olduğu dernek olarak zaman ve emek harcadıklarından dolayı
AYDINCAK beyefendiyi kutluyorum, umutlarımıza katkı sağlamışlardır.
Askeri disiplin yasasında yediğimiz golden ders alıp yeni askeri personel yasasında ayni hataya düşmeyelim bu konuda her yerde haksızlığı dile getirelim Bir genelkurmay başkanlığı düşününüz ki ordusunu ayakta tutan astsubaylara mahalle bekçisi kadar değer vermiyor bu onların ayıbı olsun biz bu haksızlığa karşı çıkalım. Şubeler toplanıyor toplansınlar lakin amaçları birşey üretmek değil gövde gösterisi yapmak olduğu açıklamalardan belli olmuştur,Temad başkanının umut veren açıklamaları dışında bu toplantılar astsubaylara bana göre birşey kazandırmamıştır hangi şubemiz yeni yasayı inceleyip görüş bildirdi ben şahsen duymadım okumadım, birlik toplanıp siyasilere mesaj vermek ile değil fikir birliği ile olur PERSONEL YASASI KONUSUNDA TEMADIN AÇIKLAMALARINI BEKLİYORUZ.
GEL DE KIZMA.?.!.
Hafta içinde ulusal bir TV kanal haberlerinde; “Kocaeli’de, genç bir kıza 29 kişi tarafından cinsel taciz yapıldığı, gözaltına alındıkları, dokuz kişinin tutuklandığı, bir kişinin astsubay olduğu haberi, başkaca ayrıntı veya isim belirtilmeden verildi.
Haberin bu veriliş şekline göre; olayla ilgili 29+1 kişiden hiçbirinin ismi, bir sıfatı ve bir mesleği olmadığı, sadece bir kişinin astsubay olduğu (diğerlerinin kaldırım mühendisi ya da boş gezenin boş kalfası bile olmadıkları) anlaşılıyor.
Bazı tür haberlerin sunumunda; ilgili kişi mağdur dahi olsa, adın soyadın ilk harfleri verilirken, burada nedense meslek adı verildi. Meslek adının “fail adı yerine” kullanılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu ilgili yere yazdım. Yanıt gelirse burada paylaşırım.
• Hukukta, suçun ferdiliğinin önemli bir esas olduğu biliniyor.
İlgili makaleye yorum olarak taşındı (M.E.A.)
-
EMİRLE OBDUSMANLIK-KUVVET ASSUBAYLIGI;
Dün ntv televizyonundaki planlanan program ile genelkurmay başkanlıgımız biz assubayların sorunları ile ilgileniyor ve önemsiyoruz mesajı vermek istemiştir.
Programdaki iki muaazaf arkadaşımızın ifadelerine cümle cümle baktıgımızda tamamen içlerinin boş oldugu görülüyor.
Gönül isterdiki hadi bu konuya karar verdiniz o zaman bu iki arkadaşımızı TEMAD genelmerkezimizde yönetim kurulu ile bir toplantıda bir araya getirerek samimiyetinizi gösterebilirdiniz.
Bu gibi görevlere seçilenler bagımsız çalışabilmelidir.Temel amaçları hukuka aykırı ve tüm sonuçları ortadan kaldırıcı,eleştriler raporları hem komuta kademesi ve bizlerle kamu oyu önünde paylaşabilmelidir.
Emredersiniz komutanım,uyarılarınızı ve söylediklerinizi anladım mantıgı ile bu işler olmaz.takdir yetkisinin kötüye kullanılmasını engellemek, mevzuata saygılı olmayı ve uygun hareket etmeyi temin etmek, icrai karakter taşımayan önerilerde bulunmak, hakkaniyet tedbirleri salık vermek ve nihayet tsk daki hizmetlerinin daha iyi görülmesi için gerekli reformların yapılması önerilerinde bulunmak gibi yetkileri varmı.?
BU YÜZYILIN TÜRKSİLAHLI KUVVETLERİ BU OLMAMALI GEÇ KALAN TÜM DÜZENLEMELER İLE BAŞTA İÇHİZMET KANUNU YENİDEN SIFIRDAN DÜZENLENMELİ VE TSK DA BÜTÜNLÜK SAGLANARAK BU İŞLERİN YAMA YAPILARAK DÜZELMİYECEGİ BİLİNMELİDİR.
atilla ABAYLI
İlgili makaleye yorum olarak taşındı (M.E.A.)
-
“EN İYİ KİM AĞLAR?”
10 Nisan günü 14.30 da NTV’de astsubay sorunlarının konu edildiği “Yakın Plân” programını izledim. Konuşmacılar, Genel Kurmay ve Deniz Kuvvetleri Astsubayları; tabi ki suya-sabuna ve zülfü yâre dokunamazdı, öyle de oldu. Sunucunun bugüne dek “hangi sorunlarının çözüldüğü” sorusuna net hiçbir yanıt verilmedi. Özellikle karacı meslektaş “en üst makamın sorunlarına olan ilgisini” abarttı da abarttı. Bu konularda eleştiri yapanları uyarmayı da ihmal etmedi. Sonuç olarak ombudsmanlık anlamındaki bu görevin sembolik olmaktan öteye geçemediği ve “var mı-var” kategorisinde kaldığı anlaşıldı. Yönetmen de bunu görmüş olmalı ki; reklam girilerek, bitiş ve kapanış anonsu yapılmadan, program bitti.
> > Kurt’a sormuşlar; “Ensen niçin kalın?” , “Kendi işimi, kendim görürüm” demiş.