Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
6676 kayıt.
ERHAN KOLAĞASI ERHAN KOLAĞASI
16/04/2013 at 4:43 PM
1970–1975 yılında yapılan eylemlerin neticesinde birçok arkadaşın söylediği gibi bazı haklara sahip olduğumuz gün gibi ortadadır, bugüne kadar yaptığım eylemden gurur duymuştum hiç pişman değildim ve 1 sene kayıptan sonra devre arkadaşımın söylediği ben senden kıdemliyim demesine bile gülmüştüm o zamanlar bizlere yapmasaydınız diyenlerde çoktu. Bizler için toplanan yardımlarında bize tam ödenmediğini biliyorduk çünkü korkudan kimse kimseden hesap soramıyordu. Genel başkanımızın dediği öncelikli sorunlarımız var bunları halledelim sonra bakarız, o zamanda yeni personel yasası çıkmış olacak bizlerde treni kaçırmış ola caz mamakta camdan cama konuştuğumuz anarşist denilen idamlık arkadaşlar hırsızlar, katiller, askeri şura kararı ile atılanlar, herkes af edildi bir türlü sıra bize gelmedi neden? Bizler haksızlığa isyan etmiştik bizleri af kapsamına alırlarsa gururları incinir olmaz ,tek yasal derneğimizde bize sahip çıkmıyorsa vay halimize Gelelim bu günlere hep söylenir 9 yıl boşa geçti bir tek Ankara mitingi yapıldı, güzeldi ama arkasını getiremedik. Şimdi sayın genel başkanımızın beklediği 926 sayılı personel kanununda bizlere ne verilecek, bunun sonucuna göre B planını devreye sokulacak sabırla bizlerde bekliyoruz ne getirecek diye, benim korkum ne açıkça söyleyeyim B planının geç kalması 1 sene daha kaybetmeyelim. Tahammülümüz kalmadı. Aslında bunları beklerken bir şeyler yapılamaz mı? Gerçi illerde yapılan toplantılar ses getiriyor ama duyan yok gibi. saygılar sunarım tüm dostlarıma erhan kolağası
Lütfen bekleyin...
selçuk selçuk
16/04/2013 at 11:13 AM
74 de kibris harekati ile yunanistan a demokrasi geldi;cunta yargilamasi bitmeden tum saniklar oldu.eminsu. lardan alb.r.ersever cilem diye bir kitabinda devrin pasalarina yalvardi hep hak istedi,hepsi oldu veye bir kac kisi kalmisti ki haklari verildi,yasser arafat olunceye kadar hak istedi ama hala alamadi,boylece uzayip gider tren yollari.biz em.assb.larda yilmadan usanmadan mucadele edecegiz..bir gun mutlaka demokrasinin gunesi dogacaktir,biraz gec kaldi ama ne yapalim,buyuklerimizin akli o kadar eriyor..
Lütfen bekleyin...
atilla abaylı atilla abaylı
16/04/2013 at 8:48 AM
23 NİSAN YAKLAŞIRKEN.. TEMAD VE İZMİR... Büyük bir heyacan ile assubayların izmir buluşmasına hazırlandıgımız bu günlerde dört gün öncesinin yani 23 NİSAN bu özel güne dikkat çekmek istiyorum. Türk Milleti, 23 Nisan 1920'de, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kurarak, yeni bir devletin temelini atmış oldu. Bu tarih, egemenliğin hanedandan alınıp Millete devredilişinin resmen başlangıcını oluşturan bir devrimin tarihidir. Böyle bir devrimin, yüzyıllar boyu, değil gerçekleştirilmesi, hayâl edilmesi bile mümkün değildi. 23 Nisan 1920, sadece TBMM'nin kuruluş günü değildir. Bu gün, aynı zamanda demokratik parlamenter rejimin temelinin de atıldığı gündür. Hem Saltanata hem de işgal güçlerine karşı Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal, parlamenter rejimi ve hukuk devleti ilkelerini bu tarihten itibaren resmen yürürlüğe koymuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Milletin temsilcileriyle kurmuştur. Bu nedenle, 23 Nisan Türk Milleti için olağanüstü önemde bir dönüm noktası olmuştur. Bu önemli günde izmir temad il temsilciliginin koordinasyonunda ''kordon orduevi '' noktasında bir resepsiyon ile assubay kimligimizin ve verdigimiz onur mücadelesine ve bir çok noktaya olumlu mesajların verelecegi düşüncesindeyim. Saygılarımla. Atilla ABAYLI
Lütfen bekleyin...
Hikmet AYDINCAK Hikmet AYDINCAK
15/04/2013 at 8:46 PM
Değerli Meslektaşlarım, TSK Disiplin Kanunu konusundaki çabalarımız dolayısıyla fikirleriyle, yürekleriyle yazılı ve sözlü olarak; bana, Kültürel Gelişim Derneğine ve Ankara Baro Başkanlığına takdir ve teşekkürlerini ileten, başta site yönetimimiz olmak üzere TÜM MESLEKTAŞLARIMA TEŞEKKÜRLERİMLE BİRLİKTE SAYGI VE SEVGİLERİMİ SUNUYORUM. Saygılarımla
Lütfen bekleyin...
Taner Haydar KOÇAK Taner Haydar KOÇAK
15/04/2013 at 7:53 PM
Ben de bu TSK Disiplin Kanun tasarısı hakkında Ankara Baro Başkanlığının görüşlerini beyan eden RAPOR ‘unun ne kadar basit ve boş olduğunu sizlere açıklayayım. TABİ RAPORDA SÖYLENENLERE YANIT VERME ŞEKLİNDE OLUNCA BİRAZ UZUN OLDU.ÖZÜR DİLİYORUM.BÜYÜK HARFLE YAZILANLAR BENİM YORUMUM OLUP ONLARI BİLE OKURSANIZ KESTİRMEDEN ANLARSINIZ. ‘’’’’’’’’’’Mamafih, biraz aşağıda ayrıntılı şekilde değinileceği üzere, Tasarının, kanaatimizce getirdiği en önemli değişiklik; barış zamanı için disiplin mahkemelerinin yetkisini kaldırmış olmasıdır. Bunun yerine disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları ihdas olunmakta ve disiplin cezalarını verme yetkisi, disiplin amiri, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu arasında paylaştırılmaktadır’’’’’’ HAYIR EFENDİM. DİSİPLİN CEZASI ZATEN AMİRLERCE ÖNCEDENDE VERİLİYORDU,VERECEĞİ CEZALAR DEĞİŞTİ..DİSİPLİN KURULUDA ÖNCEKİ DİSİPLİN MAHKEMESİNİN AYNISI VERECEĞİ CEZALAR HİZMET YERİNİ TERKETMEME(ÖNCEKİ GÖZ HAPSİ) VE ODA HAPSİ.ANCAK HEPSİNDEDE VERİLEN HİZMET YERİNİ TERKETMEME YANİ ESKİ GÖZ HAPSİ(AYLARCA VERİLEBİLİYORDU),ŞUAN 10 GÜNE KADAR. ‘’’’’’’’’’’"Tasarı ile yargılama görevinin, yargıya, hukukçulara değil, kişilere ve disiplin kurullarına bırakıldığı, bu kişilerin komutan emriyle belirlendiği, disiplin kurullarında emirle görevlendirilen bu kişilerin hukukçu değil, muharip sınıf personelinden seçildiği "’’’’’’’’’’’ şeklinde dile getirilen eleştirel saptama da, arz ettiğimiz bu değişikliğe ilişkindir.İYİDE BU UYGULAMA BU KANUNDAN ÖNCEDE BÖYLEYDİ.HEMDE MUHARİP DİYE BİR KISITLAMADA OLMADAN. ‘’’’’Ne var ki, Tasarının getirdiği disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları üyelerinin hukukçulardan değil başka sınıflardan seçilen subay ve astsubaylardan oluşacağı ve görevlendirmenin de teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından yapılacağı doğru olmakla birlikte; mevcut 477 sayılı Kanun kapsamında görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de hukukçulardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla, Tasarı bu anlamda bir yenilik içermemektedir.’’’’’’’ EVET AYNEN ÖYLE. ‘’’’’’’’Tasarının getirdiği esas yenilik, barış zamanına mahsus olarak, 477 sayılı Kanunun bütün maddeleri ve dolayısıyla disiplin yargılamasına ilişkin hükümlerinin de askıya alınacak olmasıdır.’’’’’ BUASKIYA ALMAYI ALEYHTE OLARAK GÖRMEK KADAR YANLIŞ BİR DÜŞÜNCE OLAMAZ.ASKIDA OLDUĞU İÇİN ODA HAPSİ YATMAYACAĞIZ. ‘’’’’’’’Gerçekten, disiplin mahkemelerinin yerine getirilen disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurullarının, Tasarının öngördüğü farklı soruşturma ve yargılama usullerini tatbik edeceği anlaşılmaktadır. İşte, irdelenmesi gereken husus, bu düzenlemenin mahiyet ve sonuçlarıdır.’’’’’’’ NE ALAKA? DİSİPLİN MAHKEMESİ İKENDE BİRLİKTEN GELEN SUÇ DOSYASINA NASIL İNCELEME YAPILIP MAHKEME AŞAMASINA ÇIKLIYORSA ŞİMDİDE O 3 KİŞİNİN HUZURUNA ÇIKILACAK VE ADI DAVA OLMAYIP TAHKİKAT DENEREK KARAR VERİLECEK. ‘’’’’’’’Disiplin hukuku ile ceza hukukunun yakınlaştığı günümüzde, ceza hukukuna ve usulüne ait esaslar, disiplin hukuku alanında giderek daha büyük yer tutarken; Tasarının getirdiği bu düzenlemenin ciddi bir geriye dönüş olduğunu belirtmemiz gerekir.’’’’’ ÜZGÜNÜM AMA BURADA GERİYE DÖNÜŞ YOK,GERİYİ KELİMELERLE OYNAYARAK DÖNÜŞTÜRME VAR. ‘’’’’’Zira, 477 sayılı Kanuna göre görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de askeri hâkim sınıfından seçilmiş kişilerden oluşmamakla birlikte ; bu mahkemelerde tatbik olunan usûl, ceza muhakemesi hukukunun temel prensipleri ile uyum alindedir. Nitekim, 477 saydı Kanun, aksine hüküm bulunmayan hallerde, Askeri Ceza Kanunu ile Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin, disiplin mahkemelerinde de uygulanacağını söyleyerek, bu hususu açıklamış bulunmaktadır (madde 63 ). Bu açıdan incelendiğinde, disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurullarında sözgelimi, yargılama hukukunun ilgilisine sağladığı en önemli teminatlardan biri olan aleni duruşma usulüne yer verilmediği gözlemlenmektedir.’’’’’’’’ ELBETTE DURUŞMA USULÜNE YER VERMEDİĞİNİ GÖZLEMLERSİNİZ ÇÜNKÜ ÖNCEDENDE ŞİMDİDE ORTADA DURUŞMA YOK,TAHKİKAT VAR. ‘’’’’’’’Tasarıda, disiplin kuruluna sevk edilen personelin, tanık dinletme ve sözlü ya da yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip olacağı belirtilmekle ( md. 37 ) birlikte; Tasarının ifadesi ile disiplin kurulu oturumlarının, aleni duruşma anlamı taşımadığı belirgindir. Oysa, 477 sayılı Kanunun 21. maddesinin sadece başlığı dahi anlamlıdır : " Duruşmanın Açıklığı " ‘’’’’’’’’ YAHU 477 MAHKEME KANUNU, BU İSE DİSİPLİN KURULU İŞLEYİŞİ.HALA DURUŞMA ARAMAKTA ÇOK İLGİNÇ. ‘’’’’’’’ Benzer şekilde. Tasarıda, 477 sayılı Kanundan farklı olarak, savunmanın en önemli enstrümanlarından biri olan müdafi kurumuna da yer verilmemiştir. Disiplin yargılamasının, hukukçulardan oluşmayan bir kurul tarafından yürütülmesinin mahzurlarını bir nebze olsun azaltabilecek müdafi seçme imkanına, Tasarıda neden yer verilmediği de belirsizdir. Halbuki, hukuk devleti ilkesi gereğince müdafi yardımından yararlanılması, temel bir insan hakkıdır. Müdafiin savunma faaliyetlerinde bulunmadığı bir ceza muhakemesi adil olmayan, eksik bir yargılama faaliyeti olur. En temel insan haklarından biri olan savunma hakkının sınırlandırıldığı böyle bir durumda verilecek karar, meşru da kabul edilemez. ‘BU KANUNUNUN ANLATTIĞININ MAHKEME İŞLEYİŞİ OLMADIĞINI ANLAYAMADIKLARI SÜRECE BURADA MÜDAFİİİİİ DE ARARLAR, ’’’’’’’’’ ‘’’’’’ Tasarı, "disiplin subayı askeri hâkim sınıfına mensup subaylar arasından atanabilir." demek suretiyle atama makamını seçim konusunda muhtar bırakmıştır. Disiplin subayının, disiplin soruşturmasının selâmeti açısından haiz olduğu önem dikkate alındığında, bunun, yargılama hukukunun taşıması gereken teminatı zayıflattığı rahatlıkla söylenebilir.’’’’’’’’ YANİ HAKİM SINIFINDAN SUBAYLAR ARASINDAN ATANABİLİR DEMEKLE HANGİ TEMİNAT ZAYIFLAYACAK? HAKİMLERİN ATAMASINI YAPAN MAKAM BELLİ. KALDIKİ ÜLKE ÇAPINDA KURUL SAYISIDA DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE HER KURULA HAKİM SUBAYI BULMAK GİBİ BİR OLASILIK DA HENÜZ YOK. ‘’’’’’’’© Tasarıda, " Savunma hakkı " başlığı altında, isnat olunan hususların ilgilisine açıkça ve yazılı olarak bildirileceği ve savunmasını yapması için süre tanınacağı açıklanmış olmakla birlikte; bu düzenlemenin de 477 sayılı Kanunun gerisinde olduğunu kaydetmek gerekir. Çünkü 477 sayılı Kanun, isnat olunan hususların bir iddianame şeklinde bildirileceğini öngörmektedir.’’’’’’’ YAHU O MAHKEME,MAHKEME.ELBETTE İDDİANAME DİYECEK. BURADAKİ DİSİPLİN KURULU.O DEDİĞİNİZ İDDİANAME DEMEK İLERİ DEMEKSE KUSURA BAKILMASINDA HAKİM OLUP HİÇ GÖRMEDİĞİM BİR EVRAKI,ÜST MAKAMA GÖNDERMEDİĞİMİN SABİT OLDUĞUNU BELİRTENİNİDE GÖRDÜK.HEM HAKİM HEMDE İDDİANAME. ‘’’’’’’’’’İsnadın, iddianame ile bildirimi dahi, adil yargılamanın varlığı için bizatihi önem taşır. Zira, bir iddianamede, Tasarıdaki gibi sadece sadece isnat olunan hususlar değil; isnat olunan eylem ile birlikte deliller ve uygulanması istenen kanun maddesi de yazılmak durumundadır. Suçlamanın dayanağını teşkil eden deliller bildirilmeden, ilgiliden savunma yapmasının istenmesi halinde, adil yargılamadan bahsedilemeyeceği açıktır.’’’’’’’’’’ EY BÜYÜ YARGI ERKİ!..... ELBETTE ADAM GİBİ ASKERLİK YAPMAZSANIZ BİLMEZSİNİZ. SAVUNMA TALEBİNE, SUÇLAMA, DAYANAĞI YAZILMAK SURETİYLE ZATEN BİRLİK KOMUTANLIĞINCA İLGİLİ PERSONELE VERİLEREK İSTENİR. YANİ DAYANAKTA BELLİ. ‘’’’’’’’’’’ Tasarıda her ne kadar, mevcut sistemde yer alan disiplin cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması uygulamasına son verilerek; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında yüksek disiplin kurullarınca verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilmesine imkan tanınmışsa da ; bu durumun, yukarıda dile getirilen ağır hukuki mahzurları ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini belirtmekte fayda vardır.’’’’’’’’’’ NEDEN? HİÇ AYİM DAVASI AÇMIŞLARMIKİ KAFADAN BURAYI MAHSURLU YAPIYOR. KARARLARINI ŞÜPHELİ GÖRÜYOR. BİR ÇOK PERSONELİN AYİM KARARI İLE DÖNDÜĞÜNÜ BİLİYORUM.BENDE 5 DAVA AÇIP TAZMİNATTA DAHİL KAZANDIM. ELBETTE İSTİSNALAR OLACAKTIR AMA ŞUANKİ HUKUK DÜZENİNDE SİVİL YARGININDA KEYFİYETLE NE HALE GELDİĞİDE ORTADA. ‘’’’’’’’’’Zira, idari yargılamanın özünü, yazılı yargılama usulü oluşturur. Oysa, disiplin hukuku ve yargılamasının giderek yakınlaştığı ceza yargılamasının temel karakteristiği, muhakemenin sözlü olmasıdır. Yetkili makamın vicdanına doğrudan hitap edebilmeyi sağlayan muhakemenin sözlü olması hali, aynı zamanda bir dürüst muhakeme ilkesidir. Sözlülük, savunmasını yapan kişinin ve avukatının sundukları dilekçelerin okunmayabileceği endişesini aşmaları temin eden; yargılamanın süjeleri ile birlikte toplumun da yürütülen muhakemenin dürüstlüğüne inanmalarını sağlayan bir ilkedir. ‘’’’’’’’’İYİDE KURULDADA ŞAHIS KENDİNİ SÖZLÜ OLARAK SAVUNACAK. BUNDA BİR İPTAL YOKKİ. ‘’’’’’’’’Diğer yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, ağırlıklı olarak askeri hâkim sınıfından seçilmiş üyelerden oluşmakla birlikte; tabiatı icabı, uyuşmazlıklara, idare hukuku ve idari yargılama hukuku perspektifinden bakmaya meyillidir. Buna mukabil, disiplin suçları, ceza ve ceza muhakemesi hukuku prensipleri ile ele alınmayı gerektirir. Dolayısıyla, Tasarının getirdiği düzenleme, hukuki teminat getirmekten uzaktır.’’’’’’’’’ NE ALAKA ,ALTI ÜSTÜ, İzin süresini geçirmek ,Hediye istemek veya borç almak, Asta kötü muamele yapmak, Sarhoşluk, Yasak edilen malzemeyi bulundurmak ,Kumar oynamak vb. KONULARDA KARAR VERECEK. IV. Sonuç: ‘’’’’’’’’Yukarıda *** hatları ile izah olunan çerçevede, Tasarı, adil yargılama ilkesine aykırılık teşkil eden ve hazırlanma gerekçeleri ile de çelişen düzenlemeler barındırmaktadır. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü açısından daha ileri bir metin konumundaki’’’’’’’’’ İNSAN HAKLARI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ AÇISINDAN İLERİYMİŞ.477 SY.DİS.MAH.KANUNU İÇİN SÖYLÜYOR.YAHU HAKİM OLMAYAN MAHKEMEMİ OLUR,HAKİM OLMAYANLARIN HAPİS CEZASI VERMESİMİ İNSAN HAKLARI VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ AÇISINDAN İLERİDİR.:)) ‘’’’’’’’’’477 sayılı Kanunun, ancak savaş gibi olağanüstü durumlarda tatbik imkanı bulacak olması da apayrı bir çelişkidir. Zira, asıl olan; barış gibi olağan hallerde, bireylerin hak ve hukukun kısıtlanmaması gereğidir. Tasarının getirdiği düzenleme, bu bakımdan da hukuk ve mantık kurallarına ters düşmektedir.’’’’’’’’’’’ NE KADAR ACIDIRKİ AVUKATLAR 477 SY.KANUNUN GİTMESİNE ÜZÜLMÜŞLER .YAHU O KANUNA GÖRE BENZER CEZALARA 2 AY ODA/GÖZ HAPSİ VERİLİYORDU. BU KANUNLA ODA HAPSİ HİÇ YOK,YZB. SADECE 1 GÜN HİZMET YERİNİ TERK ETMEME(ESKİ GÖZ HAPSİNİ )CEZASINI VERİYOR. BNB.,YB. ALBAY BİLE ANCAK 2 GÜN HİZMET YERİNİ TERK ETMEME VEREBİLİYOR.ÖNCEDEN ALBAY 14 GÜN VEREBİLİYORDU. BİRAZ GERÇEKÇİ OLMAK LAZIM.EVET BARO SAĞOLSUN İNCELEMİŞ AMA ASKERLİĞİ,UYGULAMALARI BİLMEYİNCE SONUÇTA BÖYLE BAŞIMIZI YAKAN O 477 NİN GİTMESİNİ ,HAK VE HUKUKUN KISTLAMASINA BAĞLAMIŞ. SAYGIYLA TAKİPTEYİM.
Lütfen bekleyin...
atilla abaylı atilla abaylı
15/04/2013 at 1:08 PM
Hafta sonunda BALIKKESİR noktamızdaki assubay buluşmasındaki sayın başkan Zafer ÇİMEN arkadaşımın,dostumun yaptıgı konuşma ile ilgili olarak yazıyorum. Bir grup arkadaşımın bu konuşma ile ilgili olarak ''her cümlesine katılıyorum '' deselerde dost dogruları ve acıyı söyler noktasından; kendi görüşümü aktarıyorum. Balıkesir İl başkanı konuşmasını farklı platformda dile getirseydi bende alkışlayanlar arasında olurdum. Sn.Başkanın konuşması siyasi niteliktedir bizler yıllardır yapılan haksızlıkları dile getirmek adına TEMAD çatısı altında mücadeleye desteğimizi sürdürmekteyiz derneğimizin tüzüğünde AMAÇ Üyelerin sosyal,kültürel ve hukuki ihtiyaçlarını karşılamaktır siyasetle ilişkilendirilemez ; Hepimizin farkı siyasi düşüncesi olacaktır buna saygı duyarız ülkemiz sorunları da bizim önceliğimizdir bunun savunulacağı yer TEMAD çatısı altında olmamalıdır diye düşünüyorum. Bu toplantılar neyi amaçlamamaktadır bu konuşmada birtek 1975 olaylarında mağdur edilen arkadaşlarımızın durumu belirtilmiştir. 1975 olaylarında bizler için kendilerini feda edenlere minnettarız onlarında haklarının iadesinin savunucusu olduk olmaya devam edeceğiz peki yüzbinleri ilgilendiren askeri personel yasası hakkında neden görüş belirtilmemiştir bizi mahalle bekçisinden daha alt kademeden göreve başlatarak ekonomik hakkımızın gasbı yanında psikolojik bakımdan ezilmemizi gerektiren uygulamalar bizleri ilgilendirmiyormu bunlar önceliğimiz değilse bizim birlikte mücadele etmemizin amacı nedir? Siyaset yapacaksak Türkiyede mevcut siyaset kurumları olan partiler ve diğer STK bunu yapmalıyız bunun adresi TEMAD olmamalıdır. Ben bu değerlendirme ışığı altında Sn.Balıkesir başkanının konuşmasını yersiz zamansız ve ortam olarak uygun olmadığını düşünüyorum. Sayın il başkanımızın Genel başkanın oldugu bir salonda bilinen içerikli konulara girmeden bir konuşma ile tüm misafirlerine hoş geldiniz tarzında bir yaklaşım sergilemeli idi düşünüyor tüm assubay sevdalılarını kucaklıyorum . Atilla ABAYLI*İZMİR
Lütfen bekleyin...
Mesut MAVİTUNA Mesut MAVİTUNA
14/04/2013 at 10:35 PM
Değerli Meslektaşlarım Haklarımızı almak istiyorsak, önce kendimizi en iyi şekilde ifade ederek tanıtmak durumundayız. Kendimizi ifade edemediğimiz sürece, yapılan haksızlıkların devam edeceğini asla unutmamalıyız. Lütfen, arkadaşlarımız bu sitede yazılanları sadece okuyarak kalmasınlar. Yapılan haksızlıklara karşı sizlerde düşüncelerinizi bildiriniz. Özelikle Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı, içlerinde nefret besleyenler ile zümremizi kötülemeye ve küçümsemeye çalışanlara karşı, daima dikkatli olmalı ve gerekli tepkiyi göstermeliyiz. Bizim Askerlik, şeref ve görev anlayışımız hakkında, hiç bir kimse kendi kötü düşünceleri, kendi çıkar ve amaçları için kullanamaz. Kullanmasına da bizlerin karşı çıkması ve gerekli tepkimizi göstermemiz gerekir düşüncesindeyim. Bizlerin en büyük eksikliğimiz kendimizi yeterince toplum içinde tanıtamamaktır. Bu hususta herkes üzerine düşen ve gerekli hassasiyeti göstererek, birlik ve beraberlik içerisinde, zümremizi layık olduğu en yüksek yere getirmek amacımız olmalıdır. Sevgi ve saygılarımla
Lütfen bekleyin...
Mesut MAVİTUNA Mesut MAVİTUNA
14/04/2013 at 10:03 PM
Değerli Dostlar Her nedense günümüzde herkes kendi çıkar ve düşünceleri için, başarsalar da, başaramasalar da işin içinden çıkamadıkları zaman hemen birilerinin üzerine bir çamur sürmeye çalışırlar. Bunları yapan insanlar halkın sevdiği bir yazar da olabilir, sevmediği de. Ancak kendisine görev verilmiş bir kişi sizin isteğinizi yerine getirmediği zaman, siz yazarlar ne hakla bu insanları anında karalayarak sanki oranın jurnalcisi durumuna sokmaya çalışıyorsunuz. Siz orada o kayıdı tutan Assubayı değil, ona emir verenleri araştırın ve yazın, işin ucuz tarafına kaçıp da bir zümreye mensup insanlara kara çalmaya çalışmayın. Gazeteci Mustafa Mutlu sen bir sefer bir zümrenin rütbeli şahsına hitap ederken, Başçavuş diye bahsedemezsin. O Assubay ne senin askerlik arkadaşın, ne de senin haberlerinin getirip götürücüsü değil. O Jandarma Assubayı orada görevi gereği bulunan bir görevli bireydir. Orada kendi kafasına göre hareket etmiyor. Ona kimler emir verdi ise, önce sen onları bul onlara atıfta bulun. Benim de bir emeklisi olarak içinde bulunduğum bir zümreyi kendi istekleriniz yapılmadı diye kaprisli ve aciz düşüncenize içine katarak, bir zümrenin insanlarını etrafa kötü göstermeye çalışmayınız. Gazeteci Mustafa Mutlu şunu iyi bilmelisin ki, Bizler ekmeğimizi alnımızın, teri, şerefimiz, haysiyetimiz ve gururumuz ile yaparız. Bütün ASSUBAY sevdalılarına selam ve saygılarımla. - Luis Ayala da yargılanacak mı? Dünkü gazeteler, önceki gün Silivri‘deki mahkemenin dışında yaşanan akıl almaz olayların haber ve fotoğraflarıyla doluydu. Mahkeme salonunun dışında yapılan zulmü anlatacak durumda değilim; çünkü “içeride”ydim. Saat yedi olmadan duruşma salonuna girdim. Yurdun dört bir yanından gelen gözlemci avukatlarla ve sanık yakınlarıyla tanıştım. Yaptığı muhteşem savunmalarla adını hukuk tarihine yazdıran genç Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi ilk kez gördüm örneğin. Sarılıp, öpüştük... Ne öğrendim biliyor musunuz? Geçenlerde verilen savcılık mütalaasına göre Ergenekon’un tek yöneticisi, Teğmen Mehmet Ali Çelebi’ymiş... Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve kuvvet komutanları aynı mütalaaya göre “örgüt üyesi” ama Teğmen Mehmet Ali, onların örgütteki yöneticisi! Varın mütalaanın ciddiyetine siz karar verin! Savaşta bile... On bire doğru duruşma başladı. O da ne! Salona girince sol tarafta kalan ve her duruşmada basına ayrılan bölüme, bu kez geçmemize izin verilmiyor. “Peki, neden?” diye soruyorum Jandarma Başçavuşu’na, “Başkan’ın emri” diye kestirip atıyor. Gazeteci arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yapıyoruz ve bana kendilerini temsilen Başkan’la görüşme yetkisi veriyorlar. Talebimizi Başkan’a iletiyoruz ama görüşmeyi reddediyor! Oturum başlayınca ayağa kalkıp, çalışma koşullarımızın olmadığını ve bunun, savaş koşullarında bile gazetecilere tanınan bir hakkın elimizden alınması anlamına geldiğini, üstelik daha önce bizim oturduğumuz masaların boş bırakıldığını anlatıyorum; Başkan Bey umursamaz bir tavırla kestirip atıyor: “Böyle karar verdim!” Bir yandan da basına “taraftar” yakıştırması yapıyor. Bu büyük suçlamaya da itiraz ediyorum! Bu arada Başkan Bey bizi bir kenara bırakıp, duruşmayı izlemek için gelen İstanbul Barosu yöneticilerini hukuksuz bir şekilde salonun dışına çıkarmaya çalışıyor. Ayala da ayakta! Bunun üzerine duruşmayı izlemeye gelen CHP’li 43 milletvekili, kendilerinin de ayakta kaldığını, salondaki sandalyelerin yarısının boş olmasına rağmen milletvekillerinin ve gazetecilerin ayakta bırakıldığını anlatmaya çalışıyor; Başkan Bey onları da umursamıyor. Salonda tüm bu olup bitenler, duruşmayı izlemek için gelen Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayala’nın gözlerinin önünde gerçekleşiyor. Kargaşayı izleyici sıralarının en önünden izleyen Ayala‘nın da bir ara kendisini tutamayarak oturduğu sandalyenin üstüne çıktığını ve şaşkın gözlerle Mahkeme Başkanı’na baktığını görüyorum. O sırada, bizim yerimize oturmamızı engelleyen Jandarma Başçavuşu ha bire not alıyor. “Kim ne söyledi, ne diye bağırdı, kim ayağa kalktı”; hepsini yazıyor. Büyük bir olasılıkla Ayala da bu “tutanaklara” giriyor! Dün öğreniyoruz ki; Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, o Başçavuş’un tuttuğu tutanaklardan yola çıkarak dava açmaya hazırlanıyormuş... Şimdi merakla bekliyorum: Bakalım Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Ayala da açılacak yeni davada “sanık” olacak mı? Kışkırtan kim? Yargılamanın kuralları vardır. Bunlar yasalarla ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir... Ama tüm bu yasa ve yönetmelikler; Silivri Mahkemesi için hiçbir anlam taşımıyor... Ve daha da ilginci, AKP‘li siyasetçiler, tepki gösteren milletvekillerini ve gazetecileri “provokasyon” yapmakla suçluyorlar ama asıl kışkırtıcılığı, hukuksuz kararlarla bardağı taşıran Mahkeme Başkanı’nın yaptığını görmezden geliyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun ve yanıt verin: Hukuka uymayan bir mahkemenin yapacağı yargılama ne kadar hukuki olur? [URL=http://haber.gazetevatan.com/luis-ayala-da-yargilanacak-mi/528774/4/Yazarlar/102]http://haber.gazetevatan.com/luis-ayala-da-yargilanacak-mi/528774/4/Yazarlar/102[/URL]
Lütfen bekleyin...
Hamza Yelken Hamza Yelken
14/04/2013 at 9:09 PM
İSTANBUL-KONYA-BALIKESİR-İZMİR sırada başka hangi Temad toplantısı var onu ve de aldıkları kararları merak ediyorum mesela personel yasası tahakküm yasası diyen varmı? YOKMU..... o zaman neyi amaçlıyorlar siyaseti mi bakın ben neler yaptım demeyi mi?
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
14/04/2013 at 8:29 PM
AKİL’İ BEKLİYORUM Bu akillik her ne ise; yine sürtüşmelere neden oluyor. Seçilenlerden tutun, seçen ve nasıl seçildiklerine, ne iş yapacaklarına kadar birçok soru türedi. Akillerden bir kaçının açıklamalarını dinledim. Onlar da ne yapacaklarını bilemiyor. Bazısı sohbet toplantıları yapacakları, bazısı vatandaşı bilgilendirecekleri, bazısı da vatandaşı dinleyecekleri şeklinde net olmayan tahminlerini söyledi. Birilerini zaten tanıyoruz. Güncel konulardaki görüşleri hakkında bilgimiz ve kanaatimiz var. Kısacası; bizim seçip Ankara’ya gönderdiklerimizin bir iş yapmadığını da anlıyoruz. Millete maliyetleri çizmeyi çoktan aşmış. Önemlisi onca kalabalık içinde “akil kişi” olmadığı da anlaşıldı. Bekliyorum… Gözüm yollarda, hem de dört gözle… Akil, soracaklarımla ve anlatacaklarımla; çok şeyler duyup, öğrenecek. Ben de öğreneceğim. Akiiil…Hadi gel…Akşam oldu, bak… Öcüler çıkacak…
Lütfen bekleyin...
Mehmet Emin Atılgan Mehmet Emin Atılgan
14/04/2013 at 7:30 PM
Değerli arkadaşlarım 1-Kültürel Gelişim Derneği Başkanı Meslektaşımız Sayın Hikmet Aydıncak'a yeni TSK Disiplin Kanunu Yasa Tasarısı kabul sürecinde Ankara Barosu ile ortaklaşa verdikleri emeklerinden dolayı teşekkürlerimi sunarım. 2-TEMAD Balıkesir İl Başkanı Sayın Zafer Çimen'in özellikle ülkemizin içinde bulunduğu durumla ilgili değerlendirmelerine (BALIKESİR TEMAD İL BŞK. Pazar, 14 Nisan 2013 16:17) katılıyorum ve kendisini yürekten alkışlıyorum. Saygılarımla.
Lütfen bekleyin...
İbrahim Üstünkaya İbrahim Üstünkaya
14/04/2013 at 2:41 PM
Çağ dışı Askeri disiplin yasasına karşı yapmış olduğu çalışma nedeniyle,sayın Hikmet AYDINCIK'ı canı gönülden kutlar,saygılar sunarım.
Lütfen bekleyin...
BALIKESİR TEMAD İL BŞK. BALIKESİR TEMAD İL BŞK.
14/04/2013 at 2:17 PM
BALIKESİR İL BAŞKANLIĞI TEMAD BİLGİLENDİRME TOPLANTISINDA İL BAŞKANININ KONUŞMA METNİDİR. Bizler; Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğinin tüm kayıtlı olan, olmayan üyeleri olarak, yıllarca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlığı, birliği ve dirliği için vatanımızın her köşesinde görevlerimizi yaptık. Kimi silah arkadaşlarımız; vatan savunmasında etiğimiz yeminde ki gibi yaşamlarını seve seve feda ederek ŞEHİT, Kimi arkadaşlarımız ise bu uğurda GAZİ oldular. Bu gün ki tabloya baktığımızda, gördüğümüz fotoğraf içimizi sızlatmaktadır. Ülkemiz; kurtuluş ve kuruluş ülkümüzden, içimizde ki işbirlikçi hain eller tarafından uzaklaştırılmakta, Yönetimi ele geçirenler, milli değerlerimizi, bağımsızlığımızı değil, Küresel yağmacıların amaçlarının hizmetkârlığına soyunmuşlardır. Yıkımın taşeronları; Türkiye Cumhuriyetine, 1920'lerden bu yana içlerinde biriktirdikleri kin ve intikamla saldırmaktadırlar. Bu gün, anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinin değiştirilmesi tartışmaya açılmış, iktidarı ve muhalefeti ile Atatürk’ün Meclisinde, Atatürk adını, devrim ve ilkelerini kaldırmak için uzlaşma komisyonları kurulmuştur. Türk adını, Türk kimliğini tarihten silmeye, Cumhuriyetle hesaplaşmayı tek amaç haline getirilmiş, Psikolojik savaşın, en kirli, onursuz yöntemleri sahneye sürülmüştür. Ulusal Bayramlar yasaklanmış, Milli/ Ulusal olan her değer itibarsızlaştırılmıştır. Son hamle ise Devlet Kurumlarının önünde yazılan T.C.(Türkiye Cumhuriyeti)ni kaldırmaya yönelmişlerdir. Ama gayretleri boşunadır. Binlerce yıldır, Türk düşmanları, Türk ulusunu yok ettiklerini düşündükleri her dönemde, Türkler bir olup, birlik olup yeniden “ERGENEKON’DAN” çıkmışlar ve kendilerini yok etmeye yönelen gafillere dünyayı dar etmişlerdir. Bu gün yine Türk Ulusu birleşe, birleşe dirilecek, Sevr özlemiyle yanıp tutuşanlara dünyayı dar edecektir. Dost, Düşman Bunu böyle bilmelidir. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! BU ANLAMDA GENEL MERKEZİMİZİN İLK VE ÖNCELİKLİ GÖREVİNİN TÜRKİYE CUMHURİYETİNE VE ATATÜRK DEVRİMLERİNE SAHİP ÇIKMADA ÜZERİNE DÜŞEN KARARLILIĞI VE DURUŞU GÖSTERMESİNİ BEKLİYOR, ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNİ YOK SAYMAYA YÖNELİK ADIMLARA KARŞI TAVIR VE DURUŞ SERGİLEMENİN ASLA TARAFLILIK OLMADIĞINI ÖZELLİKLE BELİRTMEK İSTİYORUM. TEMAD BİR AİLE AİDİYETİ İLE TÜM İNSANLARINA VE DAVASINA SAHİP ÇIKMAK VE BÜTÜN TOPLUMUNU KUCAKLAMAK DURUMUNDADIR. BU SEBEPLE 1970-1975 YILINDA HAK VE ADALET TALEPLERİ ADINA EŞ VE ÇOCUKLARI BAŞTA OLMAK ÜZERE ZİNDANLARDA BİLE MÜCADELESİNE DEVAM EDEN VE ORDUDAN İLİŞİĞİ KESİLEREK İHRAÇ EDİLEN YÜZLERCE BÜYÜĞÜMÜZÜN VE MESLEKTAŞIMIZIN ÇALINAN HAK VE ADALET LERİNİ GERİ VERDİRME MÜCADELESİ DE TEMAD IN *** GÖREVLERİNDEN VE ÖNCELİKLERİNDENDİR. BU DAVA BİZİM VE BU TOPLUMUN AHDI VEFA DAVASIDIR. GENEL MERKEZİMİZİN BU DAVAYA SAHİP ÇIKMASI ONURUMUZ VE ŞEREFİMİZ ADINA ELZEMDİR. BU İKİ *** HUSUSU BURADAN İFADELENDİRMEYİ İL BAŞKANLIĞIMIN ASLİ BİR GÖREVİ OLDUĞUNUNDAN ÖZELLİKLE BİLİNMESİNİ İSTİYORUM. BU VESİLE İLE BAŞTA TEMAD GENEL BAŞKANIMIZ OLMAK ÜZERE DEĞERLİ YÖNETİM KURULU ÜYELERİMİZİ VE TÜM KONUKLARIMIZA TEMAD BALIKESİR BULUŞMASINDA BİZLERİ ONORE ETMELERİ SEBEBİYLE TEKRAR HOŞGELDİNİZ DİYOR SAYGILARIMI SUNUYORUM. Zafer ÇİMEN TEMAD Balıkesir İl Başkanı
Lütfen bekleyin...
mehmet mehmet
14/04/2013 at 10:59 AM
ASSUBAY hakları,alınırsa TEMAD kanalı ile alınılacaktır.diyorumki,güclü TEMAD güclü assubay toplumu demektir.Üye olalım.çevremizde üye olmayanları ikna ederek üye olmalarını saglıyalım.davaya ferdi katkı böyle olur.
Lütfen bekleyin...
mehmet mehmet
14/04/2013 at 10:49 AM
KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEGİ SN.BAŞKANI,MESLEKTAŞIMIZ SN.HİKMET AYDINCAKA BÖYLE KAPSAMLI BİR ÇALIŞMA YAPARAK BİZLERİ AYDINLATTIGI İÇİN ŞAHSINA VE KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEGİ MENSUPLARINA TEŞEKKÜRLER SUNUYORUM.
Lütfen bekleyin...
İBRAHİM IŞIK İBRAHİM IŞIK
14/04/2013 at 6:46 AM
Sayın Hikmet Aydıncak meslekdaşımın mesajını duygulanarak okudum, biz emekliyiz muvazzafın çağdışı disiplin yasası bizi enterese etmiyor görüşünde olanların aksine bu konuda üyesi olduğumuz bu sitenin yönetimi gibi başkanı olduğu dernek olarak zaman ve emek harcadıklarından dolayı AYDINCAK beyefendiyi kutluyorum, umutlarımıza katkı sağlamışlardır. Askeri disiplin yasasında yediğimiz golden ders alıp yeni askeri personel yasasında ayni hataya düşmeyelim bu konuda her yerde haksızlığı dile getirelim Bir genelkurmay başkanlığı düşününüz ki ordusunu ayakta tutan astsubaylara mahalle bekçisi kadar değer vermiyor bu onların ayıbı olsun biz bu haksızlığa karşı çıkalım. Şubeler toplanıyor toplansınlar lakin amaçları birşey üretmek değil gövde gösterisi yapmak olduğu açıklamalardan belli olmuştur,Temad başkanının umut veren açıklamaları dışında bu toplantılar astsubaylara bana göre birşey kazandırmamıştır hangi şubemiz yeni yasayı inceleyip görüş bildirdi ben şahsen duymadım okumadım, birlik toplanıp siyasilere mesaj vermek ile değil fikir birliği ile olur PERSONEL YASASI KONUSUNDA TEMADIN AÇIKLAMALARINI BEKLİYORUZ.
Lütfen bekleyin...
Hikmet AYDINCAK Hikmet AYDINCAK
13/04/2013 at 9:22 PM
ANKARA BAROSUNA TEŞEKKÜRLER Değerli Meslektaşlarım, Emekli bir assubay olarak hem kendi adıma, hem de başkanlığını yaptığım kamu yararına çalışan ‘’Kültürel Gelişim Derneği‘’ adına ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM. Baro başkanlığı nezdinde başta Sn. Başkan Av.Metin Feyzioğlu olmak üzere tüm üyelerini KUTLUYORUM. Ankara Baro Başkanlığına niye teşekkür ediyorum, neden onları kutluyorum! Diye aklınıza bir soru gelebilir! Kısaca anlatayım. Değerli meslektaşlarım; Ben, Temad üyesi emekli bir assubay olarak aynı zamanda kamu yararına çalışan KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEĞİ’nin Başkanlık görevini yürütmekteyim. Dernek üyelerimizin çoğu meslektaşlarımızdır. Derneğimiz 1955 yılında kurulmuş bugüne kadar varlığını sürdürmüş, sürdürmeye de devam etmektedir. Sivil toplum kuruluşu olarak derneğimiz, kamu yararına çalışmaları içerisinde, yasa, yönetmelik ve tasarılarla ilgili kamu yararı gözetilerek raporlar hazırlayıp, yetkili ve sorumlu makamlara hazırladığı bu raporları sunma çalışmaları da vardır. Bu bağlamda TSK içinde görev yapan ve bundan sonra görev yapacak olan yüz binlerce kişiyi ilgilendiren TSK Disiplin Kanun Tasarısı konusunda da rapor hazırlayıp, ilgili ve yetkili makamlara gönderilmesinin gereğine inandığı için bu yönde de çalışmalarını sürdürmüştür. TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM geldiğinde, Kültürel Gelişim Derneği (KGD) olarak hemen bu tasarıyı (gerekçeli maddeleri dahil 54 sayfa ) dosya halinde Ankara Baro Başkanlığına götürdük. Hukuksal açıdan kanunlara, anayasaya, insan haklarına uygun olup olmadığının bir rapor halinde tarafımıza bildirilmesini talep ettik. Ankara Baro Başkanlığı müracaatımızdan bir müddet sonra bu konudaki görüşlerini, bünyesinde kurulu olan Yasa İzleme Enstitüsünün çalışmalarıyla rapor halinde tarafımıza bildirdiler. Hiçbir etki altında kalmadan, hiçbir karşılık beklemeden hazırladıkları bu rapor ve çalışmalarından dolayı kendilerini kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu arada duyarlı meslektaşlarımızın mücadelelerinden, Temad Genel Merkezinin TSK Disiplin Kanunu ile ilgili çalışmalarından, emekliassubaylar.org sitemizin organizasyonu ile sorumlu makamlara gönderilen dilekçelerden, e-postalardan bahsetmiyorum. Çünkü bu siteyi takip eden herkes bunları biliyor. Ankara Barosundan gelen raporun bir nüshasını hemen Türkiye Emekli Assubaylar Derneği (TEMAD) Genel Merkezine, bir nüshasını da Emekli Uzmanlar Derneği (EMUZDER) Genel Merkezine götürüp teslim ettik. TSK Disiplin kanun tasarısı ile ilgili TBMM Başkanlığına ve Milli Savunma (MS) komisyonunun AKP, CHP ve MHP’li hukukçu üyelerine e-posta ile bu yasaya onay vermemeleri talep ettik. Koskoca TBMM ve MS Komisyonunda Sn.Turhan Tayan, Sn. Orhan Düzgün ve Sn. Ali Demirçalı’nın şerh koymalarının dışında başka hiçbir milletvekilinin sesi çıkmamıştır. Bu yasaya şerh düşen milletvekillerimize de teşekkürler. Bütün bunlara rağmen bildiğiniz gibi TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM den geçerek yasalaştı. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu yasayı onaylamamaları için e-posta ile yine bu konudaki düşüncelerimiz Sn. Cumhurbaşkanı’na iletildi. Neticede Sn. Cumhurbaşkanımızda bu yasayı onayladı. Bu tablo karşısında Kültürel Gelişim Derneği olarak, TSK Disiplin Kanunu, Ankara Baro Başkanlığının raporu ve Temad’ın bu yasa ile ilgili görüşlerinden oluşan 2 dosya hazırlayıp derneğimizin (KGD) üst yazısıyla birlikte dosyanın birini CHP Genel Merkezine, diğer dosyayı da MHP Genel Merkezine götürüp elden teslim edildi. Parti genel merkezlerine teslim edilen bu dosyaların içeriğindeki amaç, derneğimiz üst yazısında da belirtildiği gibi bu yasada insan haklarına, anayasaya aykırı olan maddelerin iptal edilmesi için bu yasanın CHP ve MHP tarafından anayasa mahkemesine taşınmasıdır. CHP’de, MHP’de bu konudaki talebimizi yerine getirmemiş, konuyu Anayasa Mahkemesine taşımamışlardır. AKP Genel merkezine bu konuyla ilgili dosya götürülmemiştir. Nedeni ise bu yasa AKP iktidarı tarafından yasalaştırılmıştır. Bu nedenle AKP’ye böyle bir dosyanın götürülmesine gerek yoktur! Ayrıca TBMM de grubu bulunan BDP’ye de böyle bir dosyanın gönderilmesi yersiz olacağı nedeniyle gönderilmemiştir. Değerli meslektaşlarım, yukarıdaki satırlarda kısaca açıkladığım gibi, TSK Disiplin Kanunu konusunda YARGI hariç, yapılması gereken her şey yapılmıştır. Kim ne derse desin, TSK Disiplin Kanunu ÇAĞDIŞI BİR KANUNDUR. Sonuç ne olursa olsun bu kanun, hiç zaman geçirilmeden TEMAD tarafından YARGIYA TAŞINMALIDIR. Hukukçu meslektaşlarımızda bu davada Temad’ın yanında yerini almalıdır, Bütün bu açıklamalardan sonra, hiçbir menfaat gözetmeden tarafsız bir şekilde, TSK Disiplin Kanun Tasarısını inceleyerek, görüşlerini rapor halinde Kültürel Gelişim Derneğimize sunan, ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA hem dernek olarak, hem de emekli bir astsubay olarak tekrar teşekkürlerimizi sunarken, bu önemli raporu sizlerle paylaşmak istiyorum. Saygılarımla NOT: TSK Disiplin Kanun tasarısı hakkında Ankara Baro Başkanlığının görüşlerini beyan eden RAPOR . HUKUKÎ GÖRÜŞ I. Enstitümüze Verilen Görev: 1- Ankara Valiliği ÎI Dernekler Müdürlüğü'ne kayıtlı Kültürel Gelişim Derneği; kamuoyunu ilgilendiren konularda raporlar hazırlayarak yetkili makamlara iletmeye yönelik faaliyetleri bulunduğundan bahisle, Ankara Barosu Başkanlığı'na müracaat ederek : Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan ve T.B.M.M.'ne gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu tasarısı hakkında, ilgili makamlara sunacakları rapora esas olmak üzere, Ankara Barosu Başkanlığının söz konusu tasarıya ilişkin hukuki görüşünü bildirmesini talep etmiştir. 2- Vâki müracaatı değerlendiren Ankara Barosu Yönetim Kurulu, konunun incelenmesi için Yasa İzleme Enstitüsü'nü görevlendirmiş bulunmaktadır. II. Ön Tespitlerimiz : 1- Etüde konu Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısının, Milli Savunma Bakanlığınca hazırlandığı, 26.11.2012 tarihinde Bakanlar Kurulu'nca Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na arzına karar verildiği ; 19.12.2012 tarihinde Meclis Başkanlığı'na gelen tasarı ile ilgili olarak, Milli Savunma ( esas ) Adalet ( tâli ) ve Avrupa Birliği Uyum ( tâli ) komisyonlarının görevlendirildiği, komisyon çalışmalarının tamamlandığı ve tasarının şu anda 1 / 730 Esas sayı ile meclis genel kurulu gündeminde olduğu belirlenmiştir. 2- Askerliğin, herhangi bir görev ya da meslek olmadığı; askeri hizmetin özel bir ihtisas bilgisi gerektirdiği ihtilafsızdır. Tasarıya konu disiplin olgusunun da askerlik mesleğinin olmazsa olmaz unsurunu teşkil ettiği malûmdur. Bu itibarla, Tasarının disiplin adına getirdiği düzenlemenin yerindeligini sorgulama anlamını taşıyabilecek bir değerlendirme, bu çalışmanın konusu değildir. Söz konusu Tasarı, disiplin hukukuna egemen olması gereken ceza ve ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından ele alınmıştır. III. Tasarı Hakkında Değerlendirmemiz : 1- 10 bölüm ve toplam 48 maddeden oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısı (bundan sonra Tasarı olarak adlandırılacaktır) genel gerekçesine bakılırsa ; - Askeri mevzuatta halen dağınık bir şekilde bulunan disiplin hükümlerini derleyip bir araya getirmeyi, - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Türkiye'yi tazminat ödemeye mahkûm eden kimi kararlarında işaret edilen mahzurları aşmayı, - Mevcut disiplin mevzuatını, günümüzün gelişen hukuk anlayışına uygun hale getirmeyi, bu cümleden olarak ; Sivil memurları, askeri disiplin mevzuatı dışına çıkartmayı, disiplin cezası verme konusunda subay ve astsubaylar arasındaki ayrımı kaldırarak, astsubayları da sicil verme yetkisine haiz disiplin amiri kılmayı ve disiplin amirlerinin verebilecekleri cezalan, rütbe ve makamları dikkate alarak yeniden belirlemeyi hedeflemiştir. Mamafih, biraz aşağıda ayrıntılı şekilde değinileceği üzere, Tasarının, kanaatimizce getirdiği en önemli değişiklik; barış zamanı için disiplin mahkemelerinin yetkisini kaldırmış olmasıdır. Bunun yerine disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları ihdas olunmakta ve disiplin cezalarını verme yetkisi, disiplin amiri, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu arasında paylaştırılmaktadır 2- Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile ilgili disiplin hükümleri, halihazırda, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunu'nun ( bundan böyle 477 sayılı Kanun olarak adlandırılacaktır) maddeleri arasına dağınık bir şekilde serpiştirilmiştir. Bu dağınıklığın önüne geçecek şekilde bir toplu düzenleme yaptığı görülen Tasarı; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin hukukuna ilişkin bir kısım maddelerini yürürlükten kaldırmış, 477 sayılı Kanunun da sadece savaş zamanında tatbik imkanı bulmasını öngören bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme ile yukarıda vurgulandığı üzere disiplin mahkemelerinin barış zamanında yetkileri kaldırılmış olmaktadır. Barış zamanında bu yetkileri, Tasarı ile ihdas olunan disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurulları kullanacaktır. Başvurucu derneğin, Baromuz Başkanlığından hukuki görüş talep eden dilekçesinde ; "Tasarı ile yargılama görevinin, yargıya, hukukçulara değil, kişilere ve disiplin kurullarına bırakıldığı, bu kişilerin komutan emriyle belirlendiği, disiplin kurullarında emirle görevlendirilen bu kişilerin hukukçu değil, muharip sınıf personelinden seçildiği " şeklinde dile getirilen eleştirel saptama da, arz ettiğimiz bu değişikliğe ilişkindir. Ne var ki, Tasarının getirdiği disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurulları üyelerinin hukukçulardan değil başka sınıflardan seçilen subay ve astsubaylardan oluşacağı ve görevlendirmenin de teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri tarafından yapılacağı doğru olmakla birlikte; mevcut 477 sayılı Kanun kapsamında görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de hukukçulardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla, Tasarı bu anlamda bir yenilik içermemektedir. Tasarının getirdiği esas yenilik, barış zamanına mahsus olarak, 477 sayılı Kanunun bütün maddeleri ve dolayısıyla disiplin yargılamasına ilişkin hükümlerinin de askıya alınacak olmasıdır. Gerçekten, disiplin mahkemelerinin yerine getirilen disiplin kurulları ile yüksek disiplin kurullarının, Tasarının öngördüğü farklı soruşturma ve yargılama usullerini tatbik edeceği anlaşılmaktadır. İşte, irdelenmesi gereken husus, bu düzenlemenin mahiyet ve sonuçlarıdır. 3- Disiplin hukuku ile ceza hukukunun yakınlaştığı günümüzde, ceza hukukuna ve usulüne ait esaslar, disiplin hukuku alanında giderek daha büyük yer tutarken; Tasarının getirdiği bu düzenlemenin ciddi bir geriye dönüş olduğunu belirtmemiz gerekir. Zira, 477 sayılı Kanuna göre görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan ve üyeleri de askeri hâkim sınıfından seçilmiş kişilerden oluşmamakla birlikte ; bu mahkemelerde tatbik olunan usûl, ceza muhakemesi hukukunun temel prensipleri ile uyum halindedir. Nitekim, 477 saydı Kanun, aksine hüküm bulunmayan hallerde, Askeri Ceza Kanunu ile Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin, disiplin mahkemelerinde de uygulanacağını söyleyerek, bu hususu açıklamış bulunmaktadır (madde 63 ). • Bu açıdan incelendiğinde, disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurullarında sözgelimi, yargılama hukukunun ilgilisine sağladığı en önemli teminatlardan biri olan aleni duruşma usulüne yer verilmediği gözlemlenmektedir. Tasarıda, disiplin kuruluna sevk edilen personelin, tanık dinletme ve sözlü ya da yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip olacağı belirtilmekle ( md. 37 ) birlikte; Tasarının ifadesi ile disiplin kurulu oturumlarının, aleni duruşma anlamı taşımadığı belirgindir. Oysa, 477 sayılı Kanunun 21. maddesinin sadece başlığı dahi anlamlıdır : " Duruşmanın Açıklığı " • Benzer şekilde. Tasarıda, 477 sayılı Kanundan farklı olarak, savunmanın en önemli enstrümanlarından biri olan müdafi kurumuna da yer verilmemiştir. Disiplin yargılamasının, hukukçulardan oluşmayan bir kurul tarafından yürütülmesinin mahzurlarını bir nebze olsun azaltabilecek müdafi seçme imkanına, Tasarıda neden yer verilmediği de belirsizdir. Halbuki, hukuk devleti ilkesi gereğince müdafi yardımından yararlanılması, temel bir insan hakkıdır. Müdafiin savunma faaliyetlerinde bulunmadığı bir ceza muhakemesi adil olmayan, eksik bir yargılama faaliyeti olur. En temel insan haklarından biri olan savunma hakkının sınırlandırıldığı böyle bir durumda verilecek karar, meşru da kabul edilemez. • Tasarı, disiplin kurulunun yapacağı işlemleri koordine etmek üzere, 477 sayılı Kanun gibi disiplin subaylığına yer vermiştir. Ancak temel bir farklılık vardır. 477 sayılı Kanuna göre disiplin subayları, teşkilâtında disiplin mahkemesi kurulan komutanlıklar veya askeri kurum amirlikleri ile Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarlığında yardımcılığı kaldırılan askeri hâkim sınıfına mensup subaylar arasından seçilir. Buna mukabil, Tasarı, "disiplin subayı askeri hâkim sınıfına mensup subaylar arasından atanabilir." demek suretiyle atama makamını seçim konusunda muhtar bırakmıştır. Disiplin subayının, disiplin soruşturmasının selâmeti açısından haiz olduğu önem dikkate alındığında, bunun, yargılama hukukunun taşıması gereken teminatı zayıflattığı rahatlıkla söylenebilir. © Tasarıda, " Savunma hakkı " başlığı altında, isnat olunan hususların ilgilisine açıkça ve yazılı olarak bildirileceği ve savunmasını yapması için süre tanınacağı açıklanmış olmakla birlikte; bu düzenlemenin de 477 sayılı Kanunun gerisinde olduğunu kaydetmek gerekir. Çünkü 477 sayılı Kanun, isnat olunan hususların bir iddianame şeklinde bildirileceğini öngörmektedir. İsnadın, iddianame ile bildirimi dahi, adil yargılamanın varlığı için bizatihi önem taşır. Zira, bir iddianamede, Tasarıdaki gibi sadece sadece isnat olunan hususlar değil; isnat olunan eylem ile birlikte deliller ve uygulanması istenen kanun maddesi de yazılmak durumundadır. Suçlamanın dayanağını teşkil eden deliller bildirilmeden, ilgiliden savunma yapmasının istenmesi halinde, adil yargılamadan bahsedilemeyeceği açıktır. 4- Tasarıda her ne kadar, mevcut sistemde yer alan disiplin cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması uygulamasına son verilerek; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş ve erler hakkında yüksek disiplin kurullarınca verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilmesine imkan tanınmışsa da ; bu durumun, yukarıda dile getirilen ağır hukuki mahzurları ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini belirtmekte fayda vardır. Zira, idari yargılamanın özünü, yazılı yargılama usulü oluşturur. Oysa, disiplin hukuku ve yargılamasının giderek yakınlaştığı ceza yargılamasının temel karakteristiği, muhakemenin sözlü olmasıdır. Yetkili makamın vicdanına doğrudan hitap edebilmeyi sağlayan muhakemenin sözlü olması hali, aynı zamanda bir dürüst muhakeme ilkesidir. Sözlülük, savunmasını yapan kişinin ve avukatının sundukları dilekçelerin okunmayabileceği endişesini aşmaları temin eden ; yargılamanın süjeleri ile birlikte toplumun da yürütülen muhakemenin dürüstlüğüne inanmalarını sağlayan bir ilkedir. Diğer yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, ağırlıklı olarak askeri hâkim sınıfından seçilmiş üyelerden oluşmakla birlikte ; tabiatı icabı, uyuşmazlıklara, idare hukuku ve idari yargılama hukuku perspektifinden bakmaya meyillidir. Buna mukabil, disiplin suçları, ceza ve ceza muhakemesi hukuku prensipleri ile ele alınmayı gerektirir. Dolayısıyla, Tasarının getirdiği düzenleme, hukuki teminat getirmekten uzaktır. IV. Sonuç: Yukarıda *** hatları ile izah olunan çerçevede, Tasarı, adil yargılama ilkesine aykırılık teşkil eden ve hazırlanma gerekçeleri ile de çelişen düzenlemeler barındırmaktadır. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü açısından daha ileri bir metin konumundaki 477 sayılı Kanunun, ancak savaş gibi olağanüstü durumlarda tatbik imkanı bulacak olması da apayrı bir çelişkidir. Zira, asıl olan; barış gibi olağan hallerde, bireylerin hak ve hukukun kısıtlanmaması gereğidir. Tasarının getirdiği düzenleme, bu bakımdan da hukuk ve mantık kurallarına ters düşmektedir. Keyfiyetten bilgi edinilmesini dileriz. Saygılarımızla. 21.01.2013 7 Tasarı, her ne kadar disiplin suçlan tabiri yerine disiplinsizlik terimini kullanarak, idare hukuku terminolojisine yakınlaşmış gözükse de, yaptırıma konu fiillerin özünde disiplin suçu karakteri taşıdığı belirgindir. Nitekim, yalnızca savaş zamanına özgü olsa da aynı fiiller için disiplin suçları başlıklı 477 sayılı Kanunun tabik imkan: bulacak olması, bu tesbiti doğrulamaktadır. Ankara Barosu Yasa İzleme Enstitüsü
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
11/04/2013 at 1:17 PM
GEL DE KIZMA.?.!. Hafta içinde ulusal bir TV kanal haberlerinde; “Kocaeli’de, genç bir kıza 29 kişi tarafından cinsel taciz yapıldığı, gözaltına alındıkları, dokuz kişinin tutuklandığı, bir kişinin astsubay olduğu haberi, başkaca ayrıntı veya isim belirtilmeden verildi. Haberin bu veriliş şekline göre; olayla ilgili 29+1 kişiden hiçbirinin ismi, bir sıfatı ve bir mesleği olmadığı, sadece bir kişinin astsubay olduğu (diğerlerinin kaldırım mühendisi ya da boş gezenin boş kalfası bile olmadıkları) anlaşılıyor. Bazı tür haberlerin sunumunda; ilgili kişi mağdur dahi olsa, adın soyadın ilk harfleri verilirken, burada nedense meslek adı verildi. Meslek adının “fail adı yerine” kullanılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu konuyu ilgili yere yazdım. Yanıt gelirse burada paylaşırım. • Hukukta, suçun ferdiliğinin önemli bir esas olduğu biliniyor.
Lütfen bekleyin...
atilla abaylı atilla abaylı
11/04/2013 at 8:56 AM
İlgili makaleye yorum olarak taşındı (M.E.A.) - EMİRLE OBDUSMANLIK-KUVVET ASSUBAYLIGI; Dün ntv televizyonundaki planlanan program ile genelkurmay başkanlıgımız biz assubayların sorunları ile ilgileniyor ve önemsiyoruz mesajı vermek istemiştir. Programdaki iki muaazaf arkadaşımızın ifadelerine cümle cümle baktıgımızda tamamen içlerinin boş oldugu görülüyor. Gönül isterdiki hadi bu konuya karar verdiniz o zaman bu iki arkadaşımızı TEMAD genelmerkezimizde yönetim kurulu ile bir toplantıda bir araya getirerek samimiyetinizi gösterebilirdiniz. Bu gibi görevlere seçilenler bagımsız çalışabilmelidir.Temel amaçları hukuka aykırı ve tüm sonuçları ortadan kaldırıcı,eleştriler raporları hem komuta kademesi ve bizlerle kamu oyu önünde paylaşabilmelidir. Emredersiniz komutanım,uyarılarınızı ve söylediklerinizi anladım mantıgı ile bu işler olmaz.takdir yetkisinin kötüye kullanılmasını engellemek, mevzuata saygılı olmayı ve uygun hareket etmeyi temin etmek, icrai karakter taşımayan önerilerde bulunmak, hakkaniyet tedbirleri salık vermek ve nihayet tsk daki hizmetlerinin daha iyi görülmesi için gerekli reformların yapılması önerilerinde bulunmak gibi yetkileri varmı.? BU YÜZYILIN TÜRKSİLAHLI KUVVETLERİ BU OLMAMALI GEÇ KALAN TÜM DÜZENLEMELER İLE BAŞTA İÇHİZMET KANUNU YENİDEN SIFIRDAN DÜZENLENMELİ VE TSK DA BÜTÜNLÜK SAGLANARAK BU İŞLERİN YAMA YAPILARAK DÜZELMİYECEGİ BİLİNMELİDİR. atilla ABAYLI
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
10/04/2013 at 8:25 PM
İlgili makaleye yorum olarak taşındı (M.E.A.) - “EN İYİ KİM AĞLAR?” 10 Nisan günü 14.30 da NTV’de astsubay sorunlarının konu edildiği “Yakın Plân” programını izledim. Konuşmacılar, Genel Kurmay ve Deniz Kuvvetleri Astsubayları; tabi ki suya-sabuna ve zülfü yâre dokunamazdı, öyle de oldu. Sunucunun bugüne dek “hangi sorunlarının çözüldüğü” sorusuna net hiçbir yanıt verilmedi. Özellikle karacı meslektaş “en üst makamın sorunlarına olan ilgisini” abarttı da abarttı. Bu konularda eleştiri yapanları uyarmayı da ihmal etmedi. Sonuç olarak ombudsmanlık anlamındaki bu görevin sembolik olmaktan öteye geçemediği ve “var mı-var” kategorisinde kaldığı anlaşıldı. Yönetmen de bunu görmüş olmalı ki; reklam girilerek, bitiş ve kapanış anonsu yapılmadan, program bitti. > > Kurt’a sormuşlar; “Ensen niçin kalın?” , “Kendi işimi, kendim görürüm” demiş.
Lütfen bekleyin...