Hepimizin gözbebeği ordumuz her geçen gün ön yargılar, adaletsizlikler ve personel arasındaki ayırımdan dolayı itibar kaybına uğruyor. Yapılan anketlerde ya da muhtelif platformlarda tüm hukuksuzluklara rağmen içimiz ve elimiz el vermediği için kerhen desteğimizi belirtiyoruz. Peki bu ne zamana kadar sürecek? Komuta kademesi adaleti sağlayıp milletin ordusunun kay kaybını önlemelidir, aksi halde üzülerek müşahade ettiğimiz gibi GÜÇLÜ ORDU GÜÇLÜ TÜRKİYE sadece slogandan ibaret kalacaktır.
[URL=http://www.internethaber.com/bu-anket-tskyi-sarsacak-520255h.htm]http://www.internethaber.com/bu-anket-tskyi-sarsacak-520255h.htm[/URL]
ARKADAŞLAR ARTIK BIRAKIN HAK VE MAAŞ ARTIŞINI BUNU SİZ DE ADINIZ GİBİ BİLİYORSUNUZ VERMEZLER TEMAD BAŞKANI KESER BENCE FARKLI BİR YOL İZLEMELİ BU HÜKÜMET BAŞTA BULUNDUĞU SÜRECE BİR ŞEY ALAMAYIZ SİZE SESLENİYORUM BUNLARA OY VEREN ASTSUBAY ARKADAŞLARA ARTIK SİZ İKİ KEZ DEGİL TAM TAMINA 10 KEZ DÜŞÜNMENİZ LAZIM ÇÜNKÜ 10 YILDIR BUNLAR HÜKÜMET. YEREL SEÇİMLER GELİYOR NE VADDLERLE YANIMIZA GELECEKLER GÖRÜN BAKALIM. SELAMLAR
Değerli Meslektaşlarıma Mutluluk,Huzur ve sabırlı günler diliyorum.
Hepimizin alamadığımız haklarımız ile ilgili konularımızda sabrımızın çatladığını çok iyi biliyorum...
Her gün bu siteye değerli arkadaşlarımız görüş, düşünce ve fikirlerini en olumlu ve tertemiz düşünceleri ile yazmaya çalışıyorlar.
Biz hala bu sorunlarımızı çözme çaba ve gayreti içerisindeyiz.
Bugün Amerika, Nato Silah ve Eğitim sistemini benimseyen ülkemiz ve komutanlarımız keşke bir de onların Sosyal adalet ve anlayış sistemlerini benimseyebilselerdi de, bugün burada bunları hiç konuşmaya gerek kalmasaydı.
Bugün siz değerli arkadaşlarıma bu konuları aşmış ve dünyanın en iyi ordusuna sahip bir ülkenin..
Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri Bandosunun Uluslararası Hava Kuvvetleri Orkestraları Festivali
21 - 24 Haziran 2012 sırasında Wroclaw, Polonya da yaptıkları gösteriyi örnek olarak göstermek istiyorum.
Bu gösteriler aynı zamanda ülkelerin kendilerini hem askeri, hem de sosyal yönleri ile tanıtma açısından da çok önemlidir.
İzlerken hoşuma gitti,ancak başkalarının mutluluğunu ve başarısını da açıkçası hiç kıskançlık huyum olmamasına rağmen, bizim bu ülkelerden neyimiz eksik diye de hayıflandım...
Aslında çok daha fazlamızın olduğunu herkes çok çok iyi biliyor.
Ancak bizleri bu seviyeye getirecek ve daha daha da ileri götürecek yetkililerimiz, maalesef kendi menfaat ve çıkarlarını koruduklarından, bizim sesimizi duymamak için kulaklarına pamuk tıkamışlar.
Aşağıdaki linkin üzerine tıklayarak konuyu izleyebilirsiniz.
Selam ve saygılarımla
[URL=http://www.flixxy.com/uniteds-states-air-force-band-plays-awesome-jazz-in-wroclaw-poland.htm#.UWUVI9L3PbM]http://www.flixxy.com/uniteds-states-air-force-band-plays-awesome-jazz-in-wroclaw-poland.htm#.UWUVI9L3PbM[/URL]
Arkadaşlarım, TEMAD başkanımızın söyleşisini okuduk,siyasi,akıllı,kararlı bir liderin söylemleri bazı konular flu şahsen ben yeterli bulmadım lakin bu güvenimi kaybetmemi gerektirmedi.
Sn.Başkan en büyük sınavını bizi inciltmeyi psikolojik ezmeyi amaçlayan personel yasasında verecek başarması tek şarttır aksi halde birliğimiz çatırdar gider başarılar diliyor desteğimi birkez daha belirtiyorum.
07 Nisan 2013 günü Konya TEMAD il başkanlığının olağan kongresi ve başkanlık seçimleri ile TEMAD Genel Başkanımız Sayın AHMET KESER'in bilgilendirme toplantısına Eskişehirden Sami TAMAM, Taner Haydar KOÇAK (Janas-Ali Nas)) ve Yılmaz Demir Özçelik arkadaşlarımla katıldık. Temad Konya il Başkanlığına seçilen Tayyar YILDIRIM ve ekibini tekrar kutlar,çalışmalarında başarılar diler , eski yönetime yaptıkları çalışmalardan dolayı teşekkür ederim.
Konyada 1944 mezunu Kore Gazisi Harp Malülü 90 yaşındaki TEMAD ve ASSUBAY SEVDALISI E.Assubay SEYİT ÇEÇEN meslektaş büyüğümüzün ayrı yerlerde yapılan Genel Kurul ve Bilgilendirme Toplantılarına katılmalarına şahit oldum gözlerim yaşardı. Önünde saygı ile eğildiğim ve ellerini öptüğüm bu değerli büyüğümün yaptıklarının TEMAD sevdalısı ve üye olamayan,mücadelemize destek vermeyen TEMAD etrafında birlik olmayan meslektaşlarımıza örnek olmasını dilerim.
Saygılarımla
Saygıdeğer Arkadaşlarımız
TEMAD Konya Şubesinin 7 Nisan 2013 günü yapılan olağan genel kurul toplantısında tek listeyle gidilen seçimlerde Yeni yönetimin üyelikleri şu isimlerden oluşmuştur.
YÖNETİM KURULU
Tayyar Yıldırım
Şerafettin Kutlu
Muzaffer Büyükkeskin
Mustafa Çiftçi
Muttalip Ödemiş
Sakip Kırmızı
Osman Akyol
DENETLEME KURULU
İsmail Sezer
Ethem Yelken
Hamit Akgün
DİSİPLİN KURULU
Mehmet Ali Tayanç
Recep Çetinkaya
Cengiz Bozkuş
Yeni seçilen arkadaşlarımızı kutlar TEMAD Konya şubemize ve mücadelemize hayırlı olmasını dileriz.
ÖNEMLİ DUYURU.
İZMİR İL BAŞKANLIĞI EMEKLİ ASSUBAYLAR DERNEĞİ (TEMAD) VE 15 ŞÜBE BAŞKANLARININ BİR ÖNCEKİ TOPLANTIDA ALMIŞ OLDUĞU KARAR GEREĞİ YAPILAN ÇALIŞMALAR SONUNDA BALÇOVA TERMAL TESİSLERİ KONFERANS SALONU,27 NİSAN 2013 GÜNÜ SAAT 13:00 İLE 17:00 ARASI BÜYÜK BULUŞMA İÇİN ASSUBAYLAR İLE EŞ VE ÇOCUKLARININ VE MİSAFİRLERİNİN KUCAKLAŞMASINA HAZIRDIR, ŞİMDİDEN TÜM DUYARLI İNSANLARIMIZ DAVETLİDİR.
YAPILAN HER ORGANİZASYON İLGİLİLERE DUYURULACAKTIR.
ÖZKAN AÇAR
BU DUYURU SADECE ÖN BİLGİ OLARAK DUYURULMUŞTUR.
SÜREÇ DEDİĞİN BÖYLE OLUR.
Terörist başının serbest bırakılması için Avrupa’da imza kampanyası başlatılmış. Birileri de her hafta Ada’ya gidip, rapor vererek, direktif alıyor. Aldığı mektubu adresine ulaştırıyor. Burası kim-kime, dum-duma bir ülke ya... Bunlar, acımadan birbirini vurup, suçu derin devlete atar ve Avrupa’da imza da toplarlar.
Bir gazinin, “Terörist başına af düşünülüyor mu?” sorusu için, “başımıza bakan” basıyor fırçayı… “Gaziliği ile övünmesini, suiistimal etmemesini” vurguluyor. Bir tanıdığım, karnı aç olduğundan; gaziliği ile de övünemiyor? Asgari ücretin yarısı kadar (!) bir gazi maaşı (?) alıyor. Emekli olabilmek için halen çalışıyor.
Terörist başı da devlet korumasında, Ada’da, milletin sırtından, “yan gelip, yatıyor.”
“Ne mutlu “baş’ım” diyene.!.?. Hoş bu gazi de (baş-çavuş) idi, ya….
Unutmadan sorayım;
Bu terörist başı, tutsak (?) edilmeden önce sınır ötesinde iken elinde silah savaşıyor muydu ya da örgütü mü yönetiyordu? Peki, şimdi Ada’ya gidip-gelenlerle nostalji mi yapıyor ya da örgüte mesaj gönderip, rapor alıyor, eskisi gibi yönetmiş olmuyor mu? Yani eski işine devam ediyor, devletin sorumluluğunda, korumasında, milletin sırtında…
Bir daha dünyaya gelirsem; asker olur muyum, bilmem fakat…
Olacaksan..?..!..
KAMUDA ÇALIŞANLARIN GÖREVE BAŞLANGIÇ DERECELERİ O MESLEĞİN İTİBARININ GÖSTERGESİ OLUP. GENELKURMAYIN 40 YILDA BİR DEĞİŞECEK OLAN PERSONEL YASASINDA ASTSUBAYLARIN BAŞLANGIÇ DERECELERİNİN 9/1 BIRAKMASI AFFEDİLMEYECEK BİR HATTA OLDUĞU. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI ASTSUBAY MESLEĞİNİN İTİBARINI VE ASTSUBAYLARI DÜŞÜNÜYORSA NE PASINA OLURSA OLSUN ASTSUBAY BAŞLANGIÇ DERECELERİNİN 9/1 DEĞİLDE 9/2 OLARAK DÜZENLEMELİDİR.
ASTSUBAY MESLEĞİNİN İTİBARSIZLAŞTIRMA ÇABALARINA DUR DEMELİYİZ....
BAŞLANGIÇ DERECELERİMİZE DİKKAT ÇEKECEK ÇOK AZINLIKTA BİR MÜCADELE OLDUĞUNU ÜZÜLEREK İZLEMEKTEYİM. BU KONUDA TÜM ASTSUBAYLARI VE HATTA GENELKURMAYI UYARAN SAYIN BÜYÜKLERİM ERSEN GÜRPINAR VE SELÇUK İÇER BAŞTA OLMAK ÜZERE SAYIN DEDE ERSEN AKSU İLE BİR KAÇ ARKADAŞIMIZIN DIŞINDA HİÇ KİMSENİN BU KONUNUN CİDDİYETİNİ KAVRADIĞINI SANMIYORUM. TEMAD BU KONUDA ÜZERİNE DÜŞENİ MUTLAKA YAPIYORDUR. BENİM ÖNERİM TÜM GURUPLARDA KISIR DÖNGÜ TARTIŞMALARINI BİR KENARA BIRAKIP BİR ÇOK KAZANIM ELDE EDİYORUZ SÖYLEMLERİNİ BİR KENARA BIRAKIP BAŞLANGIÇ DERECESİNİN 9/1 DEĞİLDE 9/2 OLARAK DÜZENLENMESİ İÇİN ÇOK YOĞUN BİR ÇALIŞMA İÇİNE GİRMELİYİZ. İŞ İŞTEN GEÇMEDEN BU DEĞİŞİKLİĞİ SAĞLAMALIYIZ. TÜM GÜCÜMÜZÜ VE ZAMANIMIZI BU KONU ÜZERİNE YOĞUNLAŞTIRMALIYIZ.
AYRICA:
GENELKURMAYIN ÜZERİNDE ÇALIŞMIŞ OLDUĞU PERSONEL VE İÇ HİZMET TASLAĞININ ASLINDA ASTSUBAYLAR İÇİN YAPILAN BİR ÇALIŞMA OLMADIĞI 657 SAYILI YASA DEĞİŞİKLİK ÇALIŞMALARI PARALELİNDE YAPILAN ZORUNLU BİR ÇALIŞMA VE DÜZENLEME OLDUĞU HALDE ASTSUBAYLARA BİR LÜTUF GİBİ GÖSTERİLMEK İSTENMESİ, AYRICA BAŞLANGIÇ DERECEMİZİN 9/1 BIRAKILMASI ASTSUBAYLARA YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK OLDUĞU. GENELKURMAYIN ASTSUBAYLARA BAKIŞ AÇISININ GÖSTERGESİ DİR.
KİMSE BU ÇALIŞMAYI ASTSUBAYLARA YAPILAN BİR İYİLEŞTİRME ÇALIŞMASI DİYE ALGILAMASIN.
Amacım verilen mücadeleyi küçümsemek ve karşı çıkmak değil. Amacım gelinen tehlikeli aşamanın altını çizmek. Biz gasp edilen haklarımızı neye göre talep ediyoruz; tabii ki yasalara, evrensel hukuka göre.Sözüm ikide bir "siyaset yapıyorsunuz" diyerek yapılan haksızlıklara karşı haykırmak isteyenlerin sesini kısmak isteyen, ülkenin üzerine çöreklenen yasa tanımazlar çetesini kollamaya kalkanlara.
Yürürlükte bulunan, herkesin uyması gereken anayasaya göre, "anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesi dahi teklif edilemez" denildiği halde, teklif edilmiştir. Hâttâ hem muhalefet hem de iktidar tarafından. Bunu yapanlara uygun sıfat ancak "Yasa tanımaz çete" olabilir. Yani yılanın dokunmasını geçtim, yılan sokmuştur. Durum olağan dışıdır. Bence bu durumda yurttaşlara da olağan dışı yollardan mücadele hakkı doğar.
Bu durumda "yasa tanımaz çetelere" karşı yok intibaklarımız, yok tazminatlarımız, yok diğer birçok memurlara verildiği halde bize verilmeyen haklar mücadelesi, anlamını biraz kaybediyor gibi geliyor..
ONUR YOLCULUGUMUZDA YOL ALIRKEN,ACABA HANGİ NOKTADAYIZ.!
BAŞARIDAKİ EKİP ÇALIŞMASI,
İster iş hayatında olsun,ister özel hayatımızda aslında sürekli EKİP ÇALIŞMASI halindeyiz.
EKİP ÇALIŞMASI, bugün dernek ve iş dünyasının temel öğelerinden biri olarak ön plana çıkmıştır.
Ekip olarak hareket etmeyen DERNEK-KURUM-İŞYERİ'nin başarı yakalama şansı yoktur. Bir ekibin üyelerinin beraber çalışabilmesi için bir NEDENE ihtiyaç vardır. Grubun hedefi, bu alanda en temel varlık nedenidir. Amaç net degilse,grup içerisindeki iletişim bozuklukları, koordinasyon eksikligi ve hatta gereksiz tartışmalar çıkabilir-olabilir.
HER BİR EKİPTE/TAKIMDA ÜYELERİN KONUMU BELİRLENMELİ VE HERKES TARAFINDAN MUTLAKA BİLİNMELİDİR.
Ekipler/takımlar gerekli durumlarda kontrolu ele alabilecek, donanımlı LİDERLERE ihtiyaç duyarlar.
LİDER grup üyeleri arasında koodinasyonun sağlanması,güçlü iletişim becerisine sahip olması tabii ki TAKIM ÜYELERİNİN aktif katılımını sağlayabilmelidir.
Değerli arkadaşlarım, grup üyeleri fikirlerini açıkça ifade edebilmelidir.
Unutmamak gerekir ki yönetilen dernek ve kurumlardaki arkadaşlarımızda KARŞIT fikirlileri olacağından FARKLILIKLARA saygılı olmak adına hoşgörülü davranmak zorundasınız.
ETKİLİ VE BAŞARILI BİR EKİP, İÇERİSİNDE DOĞRU VE KALİFİYE İNSANLARI BULUNDURMAKLA OLUŞUR.
Biz Assubaylar kendi bünyemizde bundan böyle oluşacak ve yönetimlere talip olacak arkadaşlarımın acele etmeden TEMAD yönetimlerinde bu unsurların ön planda tutmaları ve başarıyı yakalamalıdırlar.
UNUTMAMALIDIR Kİ; İYİ SEÇİLMİŞ, SAMİMİ, YETENEKLİ, DÜRÜST, GELİŞİME AÇIK BİRBİRLERİNİ TAMAMLAYAN DOĞRU İNSANLARDAN OLUŞAN EKİPLER HER ZAMAN BAŞARILI OLURLAR.
Ekip bireyleri derneğini çok iyi tanımalı, planlanan hedeflere ulaşmak için kendinde olan görevleri iyi bilmeli ,uyum,birlik ve düzen içinde verimli ve istekli çalışmalıdır. Derneğinin gelişmesi için fikirler öne sürmeli oyuna sürekli katılmalıdır.
Sevgili arkadaşlarım, seçilmiş olmak bir görevi üstlenmek demektir, çünkü o noktaya aday iseniz sadece o etiketi taşıma adına oturulan o makam bizleri temsil adına oturuyorsunuz. Bizlere bir şey veremiyor iseniz o koltuktan kalkmasını da bilmelisiniz.
Doksana yakın TEMAD noktaları layık olduğumuz toplumumuzdaki gerçek yerimizi alma adına gerçekten görevleri olduğunu bilmeli, kendilerini yenilemeli bu çağın,bu dönemin aktif sistemine uymalıdırlar.
SAYGILARIMLA.....ATİLLA ABAYLI
ARZ-I HALİMDİR
Sadaret Makamına Alenen Arz Edilir
Muhterem Vezir-i Azam Hazretleri,
Mozaikten bir kısım kullar, “biz etle tırnak değiliz” diye zatınıza aykırı cevap eylerken, hünkârımız kullarından bazıları; bilhassa tez vakitten beri, kulunuz zatımın urba yakasındaki hilâl ve yıldız tasvirli, al renkli devlet alametimizi, bilâhare zatımın yüzünü manidar bakışlarla süzmektedir. İlâveten, bazı esnaf kullar; tasviri görünce, üç akçeye sattığı meta-ı, bana beş akçe demektedir. Evvelsi gün, namazda farzı yan yana eda eylediğimiz bir zat; saftan dağılırken, aksi tavırla bana nazar eyledi. Bu zatlar indinde, benim gibi kullarınız; düşman, fitneci, işgalci ve fesat olarak addedilmektedir. Bayram günü devletimizin hâkimiyet alameti ak ve al renkli bayrağımızı evinin cephesinde teşhir eyleyen komşusuna “Bunu niçün asmaktasın, asma.” diyerek, taciz eden hatunlar zuhur eyledi.
Maruzatımı, zat-ı muhteremlerin malûmatına arz eylerim.
Tebaadan malum bir kulunuz.
ŞEHİT BİR MESLEKTAŞIMIZIN ANNESİ, PAKİZE ANANIN İBRET VEREN VE YÜREKLERİ SIZLATAN KONUŞMASI. BU VATANIN GERÇEK AKİL İNSANI
BU GÖNDERİLERİ KENDİMİZE ACINDIRMAK İÇİN GÖNDERMİYORUM. VATANIMIZI, BAYRAĞIMIZI, CUMHURİYETİMİZİ VE HALKIMIZ İÇİN KENDİMİZİ NASIL FEDAYA HAZIR OLDUĞUMUZU GÖSTERMEK VE BU FEDAKARLIĞI GÖSTEREN BİZLERE YAPILAN HAKSIZLIKLARIN GÖZLER ÖNÜNE SERİLİP, MAĞDURİYETLERİMİZİN GİDERİLMESİ İÇİNDİR.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
SEVGİ VE SAYGILARIMLA
[URL=http://www.youtube.com/watch_popup?v=vncmSVFmdT0]http://www.youtube.com/watch_popup?v=vncmSVFmdT0[/URL]
Değerli Meslektaşlarım
Mail kutuma gelen Assubay nedir ? konulu bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu maili yazan muhtemelen bir meslektaşımızdır, şahsen ben adını yazmasını arzu ederdim.
Çünkü yazılanların hepsi doğruları ve yaşadığı ortamı içermektedir.
Lütfen sonuna kadar okuyunuz
Emekli Havacı Astsubay olduğunu belirten bir kişi, Astsubay nedir sorusuna cevap veriyor!!!!!
“Astsubay; cahildir, zaten lise mezunudur, halkın fakir sınıfından gelir, her an döneklik yapabilir, her sözü yalan olabilir, zaten 11 ayda kabak bile olmaz”.
Bu görüşler yıllardır bu mesleğin içinde bize hissettirilen, her an yaşatılan “ sen bizim kölemizsin” kurulmamış cümlesinin fiile dönüşmüş, yüreğimize oturmuş halidir.
Koca bir ülke düşünün ki, ordusunun çok önemli bir bölümünü teşkil eden, askere giden çocuğuna ağabeylik,
babalık, psikolojik danışmanlık, komutanlık yapmış, cebine harçlık koymuş bir zümreyi hep hakir görüyor.
Gardiyana seslenir gibi “Başefendi” diyor.
Onun yanında “ Başçavuşun eşeğimi osurdu” diyor.
Ülkenin film ve dizilerin de bile hep, hamal tadında aptal, paçoz, kafasız laf anlamaz asker rolü Astsubayın.
Yakışıklı, zeki, kızların sevgilisi rolü hep Subayın.
Herkes maaşının azlığını ‘’Başçavuş 2000 lira alıyor yahu. ‘’ diye başlayan cümlelerle ifade ederler.
Gelelim Astsubay nedir ? Sorusunun gerçek cevabına !!!!!
Bu cevabın tatminkâr olması için bir Astsubay nasıl yetişir, ne işe yarar, dünyadaki meslektaşlarının durumu nedir, gibi ara başlıklarla anlatmaya çalışalım.
Örneğimiz; F-16 uçaklarını uçuran bakım personeli bir Astsubay olsun ve bakalım bu adam nedir ? Ne biliyor ?.
Bir havacı Astsubay, meslek lisesi mezunu olduğu için harp okulu sınavlarına alınmamış ama askerliğe gönül vermiş bir Türk evladı Türk’tür.
Bir Subayın, bir Öğretmenin, bir Köylünün veya bir Esnafın kardeşi veya oğludur.
Bu oğlan çocuğu ortalama 30.000 bin ve daha fazlası kişinin girdiği bir sınavda ilk 500 içerisinde dir.
Aslına bakarsanız, mühendislik okuyacak puanı da vardır, ama parası yoktur.
Sınavı geçer sağlık raporunu alır okula başlar.
* 11 ay boyunca kendince bir sürü zorlukla boğuşarak Hava Sınıf Okulunu tamamlar.
Rütbeyi takar ilk maaşını alır, ama kimliğini almak için Bölük Subayının kaprislerine de katlanmak zorundadır.
* Sırada lisan okulu var 9,5 ay üst düzey İngilizce eğitimi alır. Başaramaz ise rütbe kaybeder.
* 3 ay havacılık elektroniği eğitimi alır.
* 6 ay tamamen İngilizce olmak şartıyla F-16 teknik eğitim merkezinde uçak sistemleri eğitimi alır.
Başaramaz ise rütbe kaybeder.
* Göreve başlar başlamaz çıraklık başlar, bunun akademik bir tarafı yoktur.
* Görevin ikinci yılında adına, Görev Başı Eğitimi denen 1 yıllık ilk dilim eğitime başlar.
Branşa göre ortalama 8 ders kitapla çalışıp, uçakta uygulayarak eğitimi tamamlanır.
Bu eğitimde de geçerli not 70 dir.
“ESOGÜ Makine Mühendisliği bölümü Termodinamik dersi geçme Notu 2010-2011 de 21 idi.”
* Görev Başı Eğitimi terfiden sonra, diğer seviyeye taşınır ve bu seviyede 1 yıl sürer, aynı şartlar geçerlidir. Geçme notu hep 70 dir.
* Astsubayımız Üst çavuş olmuştur. Artık sıra Astsubay Oryantasyon kursu adı altında aşağılanmış bir
akademik eğitim başlar. Davranış bilimleri, anayasa hukuku vb. dersler alır Astsubayımız ve geçme
notu hala 70 dir.
Diğer kısa eğitimleri ve kişinin kendi adına devam ettirdiği lisans eğitimlerini göz ardı ederek bir toplama yapalım.
11 ay + 9,5 ay+3 ay+ 6 ay+12 ay+12 ay+12 ay = 65,5 ay
TIP FAKÜLTELERİ DIŞINDA, BU KADAR EĞİTİM VEREN BİR ÜNİVERSİTE BİLİYORMUSUNUZ ?
VE BU ASTSUBAY HALA LİSE MEZUNUDUR.
Nedeni çok açık Subaylara verilen mühendislik diplomaları ona verilmiyor, bu okullar, akademik olarak tanınmıyor.
Gelelim bu adam nasıl çalışır, ne işe yarar.
* Branşına göre atölyesinde sabah 08.00 da işe başlamak niyetiyle yatağına yatar.
Niyetiyle dedim çünkü, genelde o saatte gidemez.
Hep erken mesai vardır. Çalışma sistemine göre 05.00 daha uygun bir saattir.
05:00 da o gün uçacak uçakların, uçuş öncesi bakım ve kontrollerini yaparak işe başlar.
Her yaptığı işi uçak formuna ve bilgi sistemine kaydeder.
Uçağın uçuşuna 45 dakika kala uçak başında pilotu beklemeye başlar.
Pilotun uçağı teslim alışına kadar ( tabi morali bozuk veya bir problemi varsa almaz ) bekler.
Teslim edince '' bir kenarda, eğer sorun çıkarsa pilot danışsın diye'', kalkışa kadar, uçak yanında
yüksek gürültü ve egzoz gazı içinde nefes almaya çalışarak bekler.
* Uçağın dönüşünü diken üstünde bekler.
Bir bardak çay zehir olabilir çünkü.
Eğer uçak düşer veya ciddi bir arıza meydana gelirse suç hemen ona yıkılacaktır.
* Uçak tek parça indiğinde hemen debrifing salonunda pilotlarla uçuş sonu kritik ve arıza tespit mülakatına katılır.
Pilotla, Astsubay arasında pazarlık sürer…
Arızaya karar verilirse yeni bir tipe bürünür Astsubay;
ABD nin ürettiği 30 milyon dolarlık uçağın tamamen İngilizce olan teknik kitapları ile arızayı çözer faaliyetini bildirir.
Raporları düzenler ama imzası para etmez konuyla hiçbir ilgisi, konu hakkında bilgisi olmayan, genellikle sözleşmeli
bir makine mühendisi t
Teğmen imzalamazsa olmaz.
* Gün bitmedi daha gece uçuşu var…
Aynı işler tekrar tekrar yapılır.. ne zaman eve gider biliyor musunuz ?
İş bitince. Bazen 23.00 de bazen sabah 04.00 de hiç belli olmaz.
* Amerika ve Avrupa hava kuvvetlerinde 2 - 3 branşın yaptığı bu işler, birkaç Astsubay tarafından hem kaliteli, hem güvenli hem de özverili olarak yapılır.
Türk Hava Kuvvetlerinde bunu sadece o Astsubay bilir, birde Allah.
Bakalım ömrü böyle geçen Astsubay neyle beslenir.
Havacı teknisyen Astsubayın yemek saati yoktur.
Ne zaman boş kalırsa, ne bulursa, (subay tabiri ile) kendi imkânları ile,
(ki genelde pek imkân olmaz) yemek sorununu halledecektir.
Geçim kaynakları ( Maaş tabi ki) :
Bir zaman önce Fatih Altaylının “Teke Tek” programında Sayın Maliye Bakanımız vardı.
Bakana sordular “neden Astsubaylara zam vermediniz” diye..
Bakan cevap verdi, Teğmen maaşlarını ikiye katladık ya diye..
Sayın Bakan Teğmeni, Astsubay zannediyor veya konuyu geçiştirdi, bilemiyorum.
Bir gerçek var ki ; bir Astsubay sadece Türk ordusunda liyakat sistemi ile terfi edemez, ettirilmez.
Yani üstün başarı gösterip kuş tutsa bile yine Astsubay olarak kalır.
Her yıl açılan Subaylık sınavlarında tam not alsa bile, General tanıdığı yok ise terfi imkansızdır.
“Bu cümle şu anlama geliyor, Genelkurmayın uyguladığı Yarbay ve üstü, Binbaşı ve üstü rütbelere uygulanan
zamları bir Astsubay asla alamayacaktır.
Ancak her teğmen bir gün sonunda o rütbelere gelecek ve bu zamları alacak” bu bir hile değil' midir ????.
*Komutanlık tazminatları ; '' KOPMKARSU'' kısa adlı Komutanlık ve Karargâh Subaylığı kursu alanlara veriliyor.
Yani başarı gerektiriyor dedi Sayın Bakan
Ancak Sayın Bakanın atladığı bir şey vardı ; Bütün Subaylar bu kursu alıyor ve bu tazminat 285 tl den başlayan rakamlarla hak ediyorlar.
Astsubaylarda ise; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan 98.000 Astsubaydan sadece 118 kişinin alabildiği bu tazminatla kamuoyu ve Astsubaylar kandırılmaya çalışılıyor.
Her Albay general olacakmış veya devlet bunu taahhüt etmiş gibi, 2 yıl Albay kalan, General gibi emekli olmaya hak kazanıyor. Aldıkları emekli maaşı yaklaşık 4000 tl yani görev maaşının neredeyse %90 ı.
Astsubay emekli olunca Üsteğmen maaşının yarısından daha azı ile, yani 1250 ile 1700 tl arası maaşla emekli oluyor.
Kaç yıl çalıştığı hiç dikkate alınmadığı için, hiçbir şeyi değiştirmiyor.
“Bir Astsubay SGK ya Albayın yarısından daha az mı pirim ödüyor merak ediyorum”
SOSYAL ORTAM VE OLANAKLAR..
TSK lojman, orduevi sosyal tesislerin tamının %55 inin kullanım hakkı Subayların, geri kalan %45 diğer kesimlerindir.
%55 lik dilim birinci sınıf donanımda ve 5 yıldız hizmet sunarken, Diğer kalanlar aynı paraya 3. Sınıf hizmet almaktadırlar.
Subay lojmanları asansörlü ısı yalıtımlı klimalı, diğerleri çürük bakımsız.
Yemek salonları tamamen Subay ve Astsubay olarak ayrılmış ve garsonlar bile rütbeye göre hizmet vermektedirler.
Yurt dışı görevlerde bile Subaylar otelde Astsubaylar çadırda kaldılar.
Pakistan ordusu bile şaşırmıştı bizim Albaya ‘’ ben Astsubaylarla aynı yerde mi yatacağım? ‘’ diye sorduğunda.
Subay eşlerine hanım efendi,
Astsubay eşlerine yenge denir.
Rütbe aynen kadınlarda ve çocuklarda da geçerlidir.
Restoranlarda komutan yemek yiyorsa Astsubay adım atamaz, maazallah iştahları kaçar.
Kapıcılar bile ayrımın farkındadır lojmanlarda daha ne anlatalım bilmiyorum.
EMEKLİLİK…..!
Subaylar emekli olunca 4000 Tl. gibi (Astsubayın görevde bile göremeyeceği) bir maaş alır.
Üstüne, üstlük Oyak kuruluşlarında, çoluk çocuk hep birlikte yüksek maaşla yeniden çalışmaya başlarlar.
Türk hava kurumunda ciddi maaşlarla yöneticilik yaparlar.
Astsubay emekli olduğunda 30 yıl dayanabildi ise 1700 Tl, dayanamaz ise 1250 Tl. Maaşla ayrılır ve iş aramaya başlar.
Dürüst yetişmiş insanlar için, dışarısı kurt kapanı gibidir, adamı ham diye yutmak için, fırsat kollarlar.
Geçinmek ve insan gibi hayatını devam ettirebilmesi için, çalışmak mecburiyetindedir.
O zaman adam ne yapacak aç kurtlara yem olmamak için, servis, dolmuş, taksi şoförlüğüne başlar. Piyango bileti satar
Ayıp mı, Asla !!!!!
Ben utanacağıma beni bu durumda bırakanlar utansın.
DUMLUPINAR DENİZALTISI
“Vatan Sağ Olsun!”
1953 yılı… 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Sisli ve rüzgârlı gecede su üstü seyri yapan denizaltının rotası Gölcük'teki Denizaltı Komutanlığı *** üssüydü. Dumlupınar; manevralar boyunca iki gün sualtında kalmış, üstün başarı gösteren gemi personeli yerli yabancı tüm komutanların takdirini kazanmıştı. Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler. Ne var ki saatler 02.15’i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken, Türk denizaltıcılık tarihinin belki de en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğaz’ın orta yerinde çarpıştı.
Dumlupınar'ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden karanlık sular, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi. Zıpkın yemiş bir balina gibi acı dolu sesler çıkaran Dumlupınar son dalışını yaparken, çarpışma sırasında nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci hayatta kalmaya çalışıyordu... Dumlupınar denizatlısının Naboland'la çarpışmasının ardından su üstünde 8 denizci sağ kalmıştı ancak bu sayı kısa bir süre sonra 5'e düştü. 2 gözcü, Er Hüseyin Akış'ın gözleri önünde Naboland'ın pervanesinde parçalanarak can verdi. Bu şoku atlatamadan arkadaşı Astsubay Şaban Mutlu'nun cesedi akıntıyla kucağına geldi. Bu sırada gemi komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Hasan Yumuk ve Üsteğmen Kemal Ünver de dalgalarla boğuşuyorlardı. Hüseyin İnkaya da büyük bir gayretle balıkçı teknesi zannettiği ışıklara doğru yüzdü; ancak yanılmıştı…
O günkü teknik ve imkânlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmamıştı. O gün için Türkiye’nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir de telefon ve bir yazı çıktı: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun!”.
Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu. Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu. Konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. İlk telefon bağlantısında “Oğlum merak etmeyin... Sizi kurtaracağız...”.
Herkes ağlıyordu, dakikalar geçiyor kurtarma çalışmaları sonuç vermiyordu, aşağıdan konuşmalar, ezan ve tekbir sesleri geliyordu, Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve çalışmalar başlamıştı, akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar 11 dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar. Fakat teknik yetersizdi, en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar. 15 saat sonra basınç odasında hayata döndürüldü. Hâlbuki gemiye ulaşmaya daha 11 metre vardı; başarılamadı.
Baba ne olur gitme…"
Berke İnel - Şehit Astsubay Sait Yıldırım'ın kızı: “O gün okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. 'Babacığım ne olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum.' dedim. Bana dönerek 'Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim gitmem gerek.' dedi. Gidiş o gidiş…”.
Bütün çabalar sonuçsuz kaldı…
Radyo ve gazeteler vasıtasıyla facia haberleri kısa zamanda tüm yurtta duyuldu. Milli Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı 7. ve son tebliğ ise tüm ümitleri tüketti: “Çanakkale’de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir”.
İnatla akan sular kazandı…
Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının battı şamandırası koparıldı ve Dumlupınar’la irtibat kesildi. Çan kılavuz teli olmayan denizatlıya ulaşmak daha da imkânsız bir hal aldı. O anı yaşayanlardan Dalgıç Astsubay Yılmaz Süsen; “Eğer Dumlupınar’ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti. Ancak şamandıranın teli kurtarma çalışmalarının ilk adımında koptu”.
Denizcileri kurtarma şansı kalmadı...
Eğer Dumlupınar'ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti ama olmadı.
Aşağıdan gelen son sesler:
— Alo Dumlu.
— Evet, Dumlu.
— Ben Üsteğmen Suat.
— Evet, efendim ben Selami
— Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat.
— Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı
sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu.
— Kaç kişisiniz orada?
— 22 kişiyiz.
— Diğer dairelerle irtibatınız var mı?
— Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar.
— Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız.
— Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu?
— Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim.
— Peki efendim...
Denizaltındaki subay ve astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkân olmadığını bildirildi. Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin” telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler” denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun!” oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım…” türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verdiler.
Son sözleri “Vatan Sağ Olsun!” diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı’nın derinliklerinde ebedi uykularındalar.
Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar!
‘Dumlupınar’ ismi uğursuz mu?
1931 yılında hizmete giren İtalyan yapımı 1. Dumlupınar denizaltısı Karadeniz'deki bir tatbikattan dönerken dümeni arızalanmış ve Haydarpaşa'da bir gaz tankeriyle çarpışmıştı. 1950 yılında hizmete giren 2. Dumlupınar S–329 (Ex USS Blower, SS 325); 4 Nisan 1953 tarihinde Nato tatbikatından dönerken, Çanakkale Nara burnunda İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpıştı ve 81 denizcimizin çelik mezarı oldu. 1972 yılında hizmete giren 3. Dumlupınar S–339 (Ex USS Cayman, SS 323); 1 Eylül 1976 tarihinde Marmara'dan Çanakkale Boğazı'na gireceği sırada Sovyet bandıralı Sızik Vavilov gemisiyle çarpıştı. Denizaltı mucize eseri batmaktan kurtuldu, ancak daha sonra tersanede tamirdeyken yandı. Ve bundan sonra hiçbir gemi veya denizaltına Dumlupınar adı verilmedi.
Dumlupınar denizaltısına batışından 5 yıl sonra bir deneme dalışı ile zar zor inilebilmiştir. Kazadan elli yıl sonra gelişen sualtı teknolojisi böylesi zor dalışlar için yeterli gelişmişliğe ulaşmış ve bir belgesel çekimi için ‘Dumlupınar’a inilmiştir. 30 Mart 2003 tarihinde Dumlupınar’a inen ekip resimler çekmiş ‘Vatan Size Minnettardır’ yazılı bir onur plaketini de gemiye çakmışlardır… Her yıl 4 Nisan’da İstanbul, Çanakkale ve Gölcük’te Dumlupınar şehitlerini anmak için tören düzenlenir ve denize yeşil çelenk bırakılır.
Şimdi, “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım…” türküsünü dinleyerek onları unutmadığımızı bir kez daha gösterelim.
http://youtu.be/xx51ab2cUxA
Alıntıdır
Saygıdeğer Meslektaşlarımız
Sitemiz basın bölümü ASB.GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU'nun Sn.TEMAD Gn.Başkanı ile gerçekleştireceği söyleşi toplumda merak ve ilgi uyandırmıştır. Site yönetimine bu konuda birçok soru mesajı gelmektedir.
Söyleşi bir iki gün içinde yayınlanacaktır. Bu söyleşide Sn.Keser ve ekibinin mücadelede neler yaptıkları,beklentileri,yol haritasını belirleyen gelişmelerin yanısıra Dernek tüzüğünden Hukuka, Oyak'tan Askeri Personel yasasına kadar merak ettiklerinizin yanıtını bulacaksınız.
TEMAD Yönetimine inanmaya ve destek olmaya devam edeceğiz ve bunun sonucu haklı olduğumuz onur mücadelemizde mutlaka başaracağız. Saygılarımızla.
Değerli Meslektaşlarımız
Bugün bir tatbikat dönüşü Çanakkale boğazında bir İsveç şilebi ile çarpışarak boğazın karanlık sularına gömülen Dumlupınar denizaltısında şehit olan kahraman silah arkadaşlarımızın vefatının yıl dönümüdür. Onlar, bizim gönüllerimizdeki müstesna yerini aldılar, son nefeslerinde VATAN SAĞ OLSUN diyen bu kahramanlarımızın aziz hatırası önünde bir kez daha saygı ile eğiliyoruz.
NOT. Bu olayla ilgili Sn.Ersen Gürpınar'ın Milliyet Blog'ta yayınlanan iki yazısını okumanızı öneriyoruz. Saygılarımızla.
[URL=http://blog.milliyet.com.tr/Hazin_bir_ask_hikayesi/Blog/?BlogNo=171275]http://blog.milliyet.com.tr/Hazin_bir_ask_hikayesi/Blog/?BlogNo=171275[/URL]
[URL=http://blog.milliyet.com.tr/Dumlupinar_denizalti_faciasi/Blog/?BlogNo=33742]http://blog.milliyet.com.tr/Dumlupinar_denizalti_faciasi/Blog/?BlogNo=33742[/URL]
BALIKESİR'E DAVET
SAYIN DUYARLI TEMAD ÜYELERİMİZ,DEĞERLİ ASTSUBAY CAMİASI
İSTANBUL,KONYA'DA YAPILAN VE BALIKESİR'DE 11 NİSAN 2013 TARİHNİNDE YAPILACAK OLAN TANITIM, BİLGİLENDİRME TOPLANTISINA DESTEK AMAÇLI OTOBÜS VEYA DURUMA GÖRE OTOBÜSLER İZMİR İL BAŞKANLIĞI K.YAKA ŞUBE LOKALİ ÖNÜNDEN AYNI GÜN SAAT:09.00 DA BİR OTOBÜS TALEBE GÖRE NARLIDERE VE BALÇOVADAN DA BİR OTOBÜS KALIDIRILACAKTIR.LÜTFEN DUYARLI OLALIM. İZMİR'İ VE ONURUNUZU TEMSİLDE SİZ DE OLUNUZ.
GİDİŞ-DÖNÜŞ :25 TL.
İRTİBAT :232.3645046
0533.6412033
İZMİR İL BAŞKANLIĞI ADINA
BŞK.YARD.ÖZKAN AÇAR