ANKARA BAROSUNA TEŞEKKÜRLER
Değerli Meslektaşlarım,
Emekli bir assubay olarak hem kendi adıma, hem de başkanlığını yaptığım kamu yararına çalışan ‘’Kültürel Gelişim Derneği‘’ adına ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM. Baro başkanlığı nezdinde başta Sn. Başkan Av.Metin Feyzioğlu olmak üzere tüm üyelerini KUTLUYORUM.
Ankara Baro Başkanlığına niye teşekkür ediyorum, neden onları kutluyorum! Diye aklınıza bir soru gelebilir! Kısaca anlatayım.
Değerli meslektaşlarım; Ben, Temad üyesi emekli bir assubay olarak aynı zamanda kamu yararına çalışan KÜLTÜREL GELİŞİM DERNEĞİ’nin Başkanlık görevini yürütmekteyim. Dernek üyelerimizin çoğu meslektaşlarımızdır. Derneğimiz 1955 yılında kurulmuş bugüne kadar varlığını sürdürmüş, sürdürmeye de devam etmektedir.
Sivil toplum kuruluşu olarak derneğimiz, kamu yararına çalışmaları içerisinde, yasa, yönetmelik ve tasarılarla ilgili kamu yararı gözetilerek raporlar hazırlayıp, yetkili ve sorumlu makamlara hazırladığı bu raporları sunma çalışmaları da vardır.
Bu bağlamda TSK içinde görev yapan ve bundan sonra görev yapacak olan yüz binlerce kişiyi ilgilendiren TSK Disiplin Kanun Tasarısı konusunda da rapor hazırlayıp, ilgili ve yetkili makamlara gönderilmesinin gereğine inandığı için bu yönde de çalışmalarını sürdürmüştür.
TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM geldiğinde, Kültürel Gelişim Derneği (KGD) olarak hemen bu tasarıyı (gerekçeli maddeleri dahil 54 sayfa ) dosya halinde Ankara Baro Başkanlığına götürdük. Hukuksal açıdan kanunlara, anayasaya, insan haklarına uygun olup olmadığının bir rapor halinde tarafımıza bildirilmesini talep ettik.
Ankara Baro Başkanlığı müracaatımızdan bir müddet sonra bu konudaki görüşlerini, bünyesinde kurulu olan Yasa İzleme Enstitüsünün çalışmalarıyla rapor halinde tarafımıza bildirdiler. Hiçbir etki altında kalmadan, hiçbir karşılık beklemeden hazırladıkları bu rapor ve çalışmalarından dolayı kendilerini kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bu arada duyarlı meslektaşlarımızın mücadelelerinden, Temad Genel Merkezinin TSK Disiplin Kanunu ile ilgili çalışmalarından, emekliassubaylar.org sitemizin organizasyonu ile sorumlu makamlara gönderilen dilekçelerden, e-postalardan bahsetmiyorum. Çünkü bu siteyi takip eden herkes bunları biliyor.
Ankara Barosundan gelen raporun bir nüshasını hemen Türkiye Emekli Assubaylar Derneği (TEMAD) Genel Merkezine, bir nüshasını da Emekli Uzmanlar Derneği (EMUZDER) Genel Merkezine götürüp teslim ettik.
TSK Disiplin kanun tasarısı ile ilgili TBMM Başkanlığına ve Milli Savunma (MS) komisyonunun AKP, CHP ve MHP’li hukukçu üyelerine e-posta ile bu yasaya onay vermemeleri talep ettik. Koskoca TBMM ve MS Komisyonunda Sn.Turhan Tayan, Sn. Orhan Düzgün ve Sn. Ali Demirçalı’nın şerh koymalarının dışında başka hiçbir milletvekilinin sesi çıkmamıştır. Bu yasaya şerh düşen milletvekillerimize de teşekkürler.
Bütün bunlara rağmen bildiğiniz gibi TSK Disiplin Kanun Tasarısı TBMM den geçerek yasalaştı. Sn. Cumhurbaşkanımızın bu yasayı onaylamamaları için e-posta ile yine bu konudaki düşüncelerimiz Sn. Cumhurbaşkanı’na iletildi. Neticede Sn. Cumhurbaşkanımızda bu yasayı onayladı.
Bu tablo karşısında Kültürel Gelişim Derneği olarak, TSK Disiplin Kanunu, Ankara Baro Başkanlığının raporu ve Temad’ın bu yasa ile ilgili görüşlerinden oluşan 2 dosya hazırlayıp derneğimizin (KGD) üst yazısıyla birlikte dosyanın birini CHP Genel Merkezine, diğer dosyayı da MHP Genel Merkezine götürüp elden teslim edildi. Parti genel merkezlerine teslim edilen bu dosyaların içeriğindeki amaç, derneğimiz üst yazısında da belirtildiği gibi bu yasada insan haklarına, anayasaya aykırı olan maddelerin iptal edilmesi için bu yasanın CHP ve MHP tarafından anayasa mahkemesine taşınmasıdır. CHP’de, MHP’de bu konudaki talebimizi yerine getirmemiş, konuyu Anayasa Mahkemesine taşımamışlardır.
AKP Genel merkezine bu konuyla ilgili dosya götürülmemiştir. Nedeni ise bu yasa AKP iktidarı tarafından yasalaştırılmıştır. Bu nedenle AKP’ye böyle bir dosyanın götürülmesine gerek yoktur! Ayrıca TBMM de grubu bulunan BDP’ye de böyle bir dosyanın gönderilmesi yersiz olacağı nedeniyle gönderilmemiştir.
Değerli meslektaşlarım, yukarıdaki satırlarda kısaca açıkladığım gibi, TSK Disiplin Kanunu konusunda YARGI hariç, yapılması gereken her şey yapılmıştır. Kim ne derse desin, TSK Disiplin Kanunu ÇAĞDIŞI BİR KANUNDUR. Sonuç ne olursa olsun bu kanun, hiç zaman geçirilmeden TEMAD tarafından YARGIYA TAŞINMALIDIR. Hukukçu meslektaşlarımızda bu davada Temad’ın yanında yerini almalıdır,
Bütün bu açıklamalardan sonra, hiçbir menfaat gözetmeden tarafsız bir şekilde, TSK Disiplin Kanun Tasarısını inceleyerek, görüşlerini rapor halinde Kültürel Gelişim Derneğimize sunan, ANKARA BARO BAŞKANLIĞINA hem dernek olarak, hem de emekli bir astsubay olarak tekrar teşekkürlerimizi sunarken, bu önemli raporu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Saygılarımla
NOT: TSK Disiplin Kanun tasarısı hakkında Ankara Baro Başkanlığının görüşlerini beyan eden RAPOR .
HUKUKÎ GÖRÜŞ
I. Enstitümüze Verilen Görev:
1- Ankara Valiliği ÎI Dernekler Müdürlüğü'ne kayıtlı Kültürel
Gelişim Derneği; kamuoyunu ilgilendiren konularda raporlar
hazırlayarak yetkili makamlara iletmeye yönelik faaliyetleri
bulunduğundan bahisle, Ankara Barosu Başkanlığı'na müracaat
ederek :
Genelkurmay Başkanlığınca hazırlanan ve T.B.M.M.'ne
gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu tasarısı
hakkında, ilgili makamlara sunacakları rapora esas olmak üzere,
Ankara Barosu Başkanlığının söz konusu tasarıya ilişkin hukuki
görüşünü bildirmesini talep etmiştir.
2- Vâki müracaatı değerlendiren Ankara Barosu Yönetim Kurulu,
konunun incelenmesi için Yasa İzleme Enstitüsü'nü
görevlendirmiş bulunmaktadır.
II. Ön Tespitlerimiz :
1- Etüde konu Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu Tasarısının,
Milli Savunma Bakanlığınca hazırlandığı, 26.11.2012 tarihinde
Bakanlar Kurulu'nca Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'na arzına karar verildiği ;
19.12.2012 tarihinde Meclis Başkanlığı'na gelen tasarı ile ilgili
olarak, Milli Savunma ( esas ) Adalet ( tâli ) ve Avrupa Birliği
Uyum ( tâli ) komisyonlarının görevlendirildiği, komisyon
çalışmalarının tamamlandığı ve tasarının şu anda 1 / 730 Esas
sayı ile meclis genel kurulu gündeminde olduğu
belirlenmiştir.
2- Askerliğin, herhangi bir görev ya da meslek olmadığı; askeri
hizmetin özel bir ihtisas bilgisi gerektirdiği ihtilafsızdır. Tasarıya
konu disiplin olgusunun da askerlik mesleğinin olmazsa olmaz
unsurunu teşkil ettiği malûmdur. Bu itibarla, Tasarının disiplin
adına getirdiği düzenlemenin yerindeligini sorgulama anlamını
taşıyabilecek bir değerlendirme, bu çalışmanın konusu değildir.
Söz konusu Tasarı, disiplin hukukuna egemen olması gereken
ceza ve ceza yargılaması hukuku prensipleri açısından ele
alınmıştır.
III. Tasarı Hakkında Değerlendirmemiz :
1- 10 bölüm ve toplam 48 maddeden oluşan Türk Silahlı Kuvvetleri
Disiplin Kanunu Tasarısı (bundan sonra Tasarı olarak
adlandırılacaktır) genel gerekçesine bakılırsa ;
- Askeri mevzuatta halen dağınık bir şekilde bulunan disiplin
hükümlerini derleyip bir araya getirmeyi,
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Türkiye'yi tazminat
ödemeye mahkûm eden kimi kararlarında işaret edilen mahzurları
aşmayı,
- Mevcut disiplin mevzuatını, günümüzün gelişen hukuk anlayışına
uygun hale getirmeyi, bu cümleden olarak ;
Sivil memurları, askeri disiplin mevzuatı dışına çıkartmayı,
disiplin cezası verme konusunda subay ve astsubaylar arasındaki
ayrımı kaldırarak, astsubayları da sicil verme yetkisine haiz
disiplin amiri kılmayı ve disiplin amirlerinin verebilecekleri
cezalan, rütbe ve makamları dikkate alarak yeniden belirlemeyi
hedeflemiştir.
Mamafih, biraz aşağıda ayrıntılı şekilde değinileceği üzere,
Tasarının, kanaatimizce getirdiği en önemli değişiklik; barış
zamanı için disiplin mahkemelerinin yetkisini kaldırmış
olmasıdır. Bunun yerine disiplin kurulları ile yüksek disiplin
kurulları ihdas olunmakta ve disiplin cezalarını verme yetkisi,
disiplin amiri, disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulu arasında
paylaştırılmaktadır
2- Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ile ilgili disiplin hükümleri,
halihazırda, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı
Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin
Suç ve Cezaları Hakkındaki Kanunu'nun ( bundan böyle 477 sayılı
Kanun olarak adlandırılacaktır) maddeleri arasına dağınık bir
şekilde serpiştirilmiştir.
Bu dağınıklığın önüne geçecek şekilde bir toplu düzenleme
yaptığı görülen Tasarı; 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun
disiplin hukukuna ilişkin bir kısım maddelerini yürürlükten
kaldırmış, 477 sayılı Kanunun da sadece savaş zamanında
tatbik imkanı bulmasını öngören bir düzenleme getirmiştir.
Bu düzenleme ile yukarıda vurgulandığı üzere disiplin
mahkemelerinin barış zamanında yetkileri kaldırılmış olmaktadır.
Barış zamanında bu yetkileri, Tasarı ile ihdas olunan disiplin
kurulları ve yüksek disiplin kurulları kullanacaktır.
Başvurucu derneğin, Baromuz Başkanlığından hukuki görüş
talep eden dilekçesinde ;
"Tasarı ile yargılama görevinin, yargıya, hukukçulara değil,
kişilere ve disiplin kurullarına bırakıldığı, bu kişilerin komutan
emriyle belirlendiği, disiplin kurullarında emirle görevlendirilen
bu kişilerin hukukçu değil, muharip sınıf personelinden seçildiği "
şeklinde dile getirilen eleştirel saptama da, arz ettiğimiz bu
değişikliğe ilişkindir.
Ne var ki, Tasarının getirdiği disiplin kurulları ile yüksek disiplin
kurulları üyelerinin hukukçulardan değil başka sınıflardan seçilen
subay ve astsubaylardan oluşacağı ve görevlendirmenin de
teşkilatında kurulduğu komutan veya askeri kurum amiri
tarafından yapılacağı doğru olmakla birlikte; mevcut 477 sayılı
Kanun kapsamında görev yapan disiplin mahkemelerinin başkan
ve üyeleri de hukukçulardan oluşmamaktadır. Dolayısıyla,
Tasarı bu anlamda bir yenilik içermemektedir.
Tasarının getirdiği esas yenilik, barış zamanına mahsus olarak,
477 sayılı Kanunun bütün maddeleri ve dolayısıyla disiplin
yargılamasına ilişkin hükümlerinin de askıya alınacak olmasıdır.
Gerçekten, disiplin mahkemelerinin yerine getirilen disiplin
kurulları ile yüksek disiplin kurullarının, Tasarının öngördüğü
farklı soruşturma ve yargılama usullerini tatbik edeceği
anlaşılmaktadır. İşte, irdelenmesi gereken husus, bu
düzenlemenin mahiyet ve sonuçlarıdır.
3- Disiplin hukuku ile ceza hukukunun yakınlaştığı günümüzde,
ceza hukukuna ve usulüne ait esaslar, disiplin hukuku alanında
giderek daha büyük yer tutarken; Tasarının getirdiği bu
düzenlemenin ciddi bir geriye dönüş olduğunu belirtmemiz
gerekir.
Zira, 477 sayılı Kanuna göre görev yapan disiplin
mahkemelerinin başkan ve üyeleri de askeri hâkim sınıfından
seçilmiş kişilerden oluşmamakla birlikte ; bu mahkemelerde
tatbik olunan usûl, ceza muhakemesi hukukunun temel
prensipleri ile uyum halindedir. Nitekim, 477 saydı Kanun,
aksine hüküm bulunmayan hallerde, Askeri Ceza Kanunu ile
Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu
hükümlerinin, disiplin mahkemelerinde de uygulanacağını
söyleyerek, bu hususu açıklamış bulunmaktadır (madde 63 ).
• Bu açıdan incelendiğinde, disiplin kurulları ve yüksek disiplin
kurullarında sözgelimi, yargılama hukukunun ilgilisine sağladığı
en önemli teminatlardan biri olan aleni duruşma usulüne yer
verilmediği gözlemlenmektedir.
Tasarıda, disiplin kuruluna sevk edilen personelin, tanık dinletme
ve sözlü ya da yazılı olarak savunma yapma hakkına sahip
olacağı belirtilmekle ( md. 37 ) birlikte; Tasarının ifadesi ile
disiplin kurulu oturumlarının, aleni duruşma anlamı taşımadığı
belirgindir. Oysa, 477 sayılı Kanunun 21. maddesinin sadece
başlığı dahi anlamlıdır : " Duruşmanın Açıklığı "
• Benzer şekilde. Tasarıda, 477 sayılı Kanundan farklı olarak,
savunmanın en önemli enstrümanlarından biri olan müdafi
kurumuna da yer verilmemiştir. Disiplin yargılamasının,
hukukçulardan oluşmayan bir kurul tarafından yürütülmesinin
mahzurlarını bir nebze olsun azaltabilecek müdafi seçme
imkanına, Tasarıda neden yer verilmediği de belirsizdir. Halbuki,
hukuk devleti ilkesi gereğince müdafi yardımından
yararlanılması, temel bir insan hakkıdır. Müdafiin savunma
faaliyetlerinde bulunmadığı bir ceza muhakemesi adil olmayan,
eksik bir yargılama faaliyeti olur. En temel insan haklarından biri
olan savunma hakkının sınırlandırıldığı böyle bir durumda
verilecek karar, meşru da kabul edilemez.
• Tasarı, disiplin kurulunun yapacağı işlemleri koordine etmek
üzere, 477 sayılı Kanun gibi disiplin subaylığına yer vermiştir.
Ancak temel bir farklılık vardır. 477 sayılı Kanuna göre disiplin
subayları, teşkilâtında disiplin mahkemesi kurulan komutanlıklar
veya askeri kurum amirlikleri ile Milli Savunma Bakanlığı
Müsteşarlığında yardımcılığı kaldırılan askeri hâkim sınıfına
mensup subaylar arasından seçilir.
Buna mukabil, Tasarı, "disiplin subayı askeri hâkim sınıfına
mensup subaylar arasından atanabilir." demek suretiyle atama
makamını seçim konusunda muhtar bırakmıştır. Disiplin
subayının, disiplin soruşturmasının selâmeti açısından haiz
olduğu önem dikkate alındığında, bunun, yargılama hukukunun
taşıması gereken teminatı zayıflattığı rahatlıkla söylenebilir.
© Tasarıda, " Savunma hakkı " başlığı altında, isnat olunan
hususların ilgilisine açıkça ve yazılı olarak bildirileceği ve
savunmasını yapması için süre tanınacağı açıklanmış olmakla
birlikte; bu düzenlemenin de 477 sayılı Kanunun gerisinde
olduğunu kaydetmek gerekir. Çünkü 477 sayılı Kanun, isnat
olunan hususların bir iddianame şeklinde bildirileceğini
öngörmektedir.
İsnadın, iddianame ile bildirimi dahi, adil yargılamanın varlığı
için bizatihi önem taşır. Zira, bir iddianamede, Tasarıdaki gibi
sadece sadece isnat olunan hususlar değil; isnat olunan eylem ile
birlikte deliller ve uygulanması istenen kanun maddesi de
yazılmak durumundadır. Suçlamanın dayanağını teşkil eden
deliller bildirilmeden, ilgiliden savunma yapmasının istenmesi
halinde, adil yargılamadan bahsedilemeyeceği açıktır.
4- Tasarıda her ne kadar, mevcut sistemde yer alan disiplin
cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olması uygulamasına son
verilerek; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile
sözleşmeli erbaş ve erler hakkında yüksek disiplin kurullarınca
verilen Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ile disiplin amirleri
veya disiplin kurulları tarafından barış zamanında verilmiş olan
aylıktan kesme, hizmet yerini terk etmeme ve oda hapsi
cezalarına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası
açılabilmesine imkan tanınmışsa da ; bu durumun, yukarıda dile
getirilen ağır hukuki mahzurları ortadan kaldırmaya
yetmeyeceğini belirtmekte fayda vardır.
Zira, idari yargılamanın özünü, yazılı yargılama usulü oluşturur.
Oysa, disiplin hukuku ve yargılamasının giderek yakınlaştığı
ceza yargılamasının temel karakteristiği, muhakemenin sözlü
olmasıdır. Yetkili makamın vicdanına doğrudan hitap edebilmeyi
sağlayan muhakemenin sözlü olması hali, aynı zamanda bir
dürüst muhakeme ilkesidir. Sözlülük, savunmasını yapan kişinin
ve avukatının sundukları dilekçelerin okunmayabileceği
endişesini aşmaları temin eden ; yargılamanın süjeleri ile birlikte
toplumun da yürütülen muhakemenin dürüstlüğüne inanmalarını
sağlayan bir ilkedir.
Diğer yandan, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, ağırlıklı olarak
askeri hâkim sınıfından seçilmiş üyelerden oluşmakla birlikte ;
tabiatı icabı, uyuşmazlıklara, idare hukuku ve idari yargılama
hukuku perspektifinden bakmaya meyillidir. Buna mukabil,
disiplin suçları, ceza ve ceza muhakemesi hukuku prensipleri ile
ele alınmayı gerektirir. Dolayısıyla, Tasarının getirdiği
düzenleme, hukuki teminat getirmekten uzaktır.
IV. Sonuç:
Yukarıda *** hatları ile izah olunan çerçevede, Tasarı, adil
yargılama ilkesine aykırılık teşkil eden ve hazırlanma gerekçeleri
ile de çelişen düzenlemeler barındırmaktadır. İnsan hakları ve
hukukun üstünlüğü açısından daha ileri bir metin konumundaki
477 sayılı Kanunun, ancak savaş gibi olağanüstü durumlarda
tatbik imkanı bulacak olması da apayrı bir çelişkidir. Zira,
asıl olan; barış gibi olağan hallerde, bireylerin hak ve hukukun
kısıtlanmaması gereğidir. Tasarının getirdiği düzenleme, bu
bakımdan da hukuk ve mantık kurallarına ters düşmektedir.
Keyfiyetten bilgi edinilmesini dileriz.
Saygılarımızla.
21.01.2013
7 Tasarı, her ne kadar disiplin suçlan tabiri yerine disiplinsizlik terimini kullanarak, idare hukuku
terminolojisine yakınlaşmış gözükse de, yaptırıma konu fiillerin özünde disiplin suçu karakteri
taşıdığı belirgindir. Nitekim, yalnızca savaş zamanına özgü olsa da aynı fiiller için disiplin suçları
başlıklı 477 sayılı Kanunun tabik imkan: bulacak olması, bu tesbiti doğrulamaktadır.
Ankara Barosu Yasa İzleme Enstitüsü
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts
25°C
Sal
22°C
Çar
18°C
Per
16°C