Dolar 32,4004
Euro 34,5395
Altın 2.459,26
BİST 9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 26°C
Açık
Ankara
26°C
Açık
Sal 26°C
Çar 25°C
Per 20°C
Cum 16°C

Hüseyin ERBAY

Hüseyin ERBAY
10/02/2011 7:45 PM
1

Hüseyin ERBAY 15 Temmuz 1948’de Sivrihisar’ın Sadıkbağı köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde okudu. Daha sonra Astsubay okulu sınavını kazanarak , Emirdağ’da bulunan Astsubay Hazırlama Okulu’na girdi. Burda 2 ay kadar okuduktan sonra okulun Mersin’e intikali Mersin’e gitti. Burda 3 yıl okuduktan sonra başarı ile okulunu bitirdi. Burdaki eğitim neticesinde Personel sınıfına ayrıldığından, bu sınıfın eğitim ve öğretimini görmek üzere Bursa Askeri Işıklar Lisesi’ne girdi. Bu okulda da 2 yıl eğitim gördükten sonra 1965 yılında Personel Astsubay Çavuş olarak mezun oldu.

Tayini Ankara Genelkurmay Başkanlığı Harekat Daire Başkanlığı’na çıktı.Bu başkanlıkta 2 yıl kadar görev yaptı. Daha sonra aynı binada bulunan Genelkurmay Başkanlığı Protokol ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığına atandı. Bu görevde de 4 yıl çalıştı.1971 yılında şark hizmetini yapmak üzere Erzurum Merkez Komutanlığı’na tayin edildi. Burada 4 yıl görev yapan Erbay’ın 1975 yılında Eskişehir Porsuk Askerlik Şubesi 1 ve 4. Kısım Amirliği’ne atandı. 3 yıl kadar bu görevde kalan Erbay 1978 yılında aynı binanın 2. katında bulunan 4. kısım Amirliğine çıktı. Bu arada kısa devrelerle Mihallıççık ve Çifteler Askerlik Şube Başkan vekilliklerinde bulundu. 1983 yılında Kilis Askerlik Şubesi 1 ve 4. Kısım Amirliklerine tayin oldu.

Memuriyet hayatının son görevi olan bu görevden Mart 1985 yılında emekliye ayrılarak astsubaylık dolayısıyla memuriyet hayatını noktaladı. Halen kendisini tamamen musikimize adamış olarak, musiki ile ilgilenmekte olan Hüseyin ERBAY, hayatını 1972 yılında Nurten hanım’la birleştirdi. Bu evliliklerinden musikiyi simgeleyen Nihavent (1973), tabiatı simgeleyen Açelya (1977) adlarında iki kızı bulunmaktadır.

HÜSEYİN ERBAY’IN MUSİKİ HAYATI

Erbay’ın sesi çok güzeldi. Ayrıca musikiye karşı büyük bir yeteneği ve merakı vardı. Köyde kabaktan kemane yapar bildiği şarkı ve türküleri çalmaya çalışırdı. İlkokul çağlarında komşu köyde keman çalan Kemani Mustafa Karabayır’a dinlettiler O’nu. Erbay’ın sesini çok beğenen Mustafa Hoca, geleceğin değerli hoca, şef ve bestekarını sanki ta o zamanlar keşfetmişti. Mustafa Hoca ile sık sık bir araya gelen Erbay, gerek ablası gerek amcası Kadir Erbay ve gerekese kaçamak olarak dedesinin radyosundan dinleyip öğrendiği şarkıları ezberler, fırsat buldukça Mustafa Hoca’ya koşar ve onun kemanı eşliğinde söylemeye çalışırdı.

Daha sonra Astsubay okuluna girdi Erbay.Bu okuldan Astsubay olarak mezun olduğu Ağustos 1965 tarihine kadar Erbay’ın müzik hayatı; Astsubay okullarında şarkı sözleri biriktirmek, bol bol radyo, pikap dinlemek, sınıflarının müzik şölenlerinde şarkılar söylemekle geçti. Nihayet 30 Ağustos 1965 tarihinde Astsubay olarak ordu saflarına katıldı ve Ankara’ya atanarak Genelkurmay Başkanlığı’nda göreve başladı.

Ankara’ya gelir gelmez hemen girişimlerde bulundu. Artık mesleğinde öğrencilik bitmiş bir astsubay olarak memuriyet hayatına atılmıştı. Oysa O sadece memuriyet yaşamı ile yetinmek istemiyordu. Onun en büyük amaçlarından biri; bir yandan memuriyet hayatını sürdürürken diğer yandan da müzik dersleri alarak sesini ve kabiliyetini en iyi bir müzik eğitimi ile değerlendirip yetişmek amatör ruhlu iyi bir müzisyen olmaktı. O zamanlar Birleşmiş Türk Müziği Sanatçıları dersanesinde ders veren Nevzat Sümer hocanın derslerine katılarak böylelikle ilk ciddi, bilinçli ve sistemli çalışmalarına başlamış oldu.

Daha sonra sırası ile Ali Rıza Köprülüleroğlu, Mustafa Besen, Nevzat Güyer, Necati Çağman, Fikri Varlı ve Cinuçen Tanrıkorur gibi hocalardan ders aldı. Bu arada Ankara Musiki Derneği’nin çalışmalarına devam etti. Ayrıca toplanıp çalışmalar yapan Yılmaz Yüksel; Metin Everes, Kenan Yomralı ve Yılmaz Pakalınlar grubunun çalışmalarına katıldı.

1968 yılında “Hafta Sonu” gazetesinin Türkiye çapında tertiplediği “Türkiye Amatörler arası Ses Yarışması” nda 800 kişi içinden ilk 50 aday arasına girerek finallere kadar yükseldi.

Gerek musiki derneği çalışmalarından ve gerekse hocalarından edindiği faydalı bilgiler yanında gece gündüz demeden, yılmadan bir çok maddi ve manevi fedakarlıklara katlanarak hep çalıştı.

KORO ŞEFİ HÜSEYİN ERBAY

Koro şefi müzik topluluğunun doğru ve güzel icraya ulaşabilmesi için, beraberlik ve uyumu sağlayarak o topluluğa sanat kimliğini verebilen yorumcu kişiye denir

Koro şefinde bulunması gereken özellikler ise; geniş bir repertuara sahip olmak,bestekarların eserlerini iyi tahlil etmiş olmak, hassas bir kulağa sahip olmak, yeni bir eseri gerektiği gibi yorumlayabilmek,koristleri kişilik ve müzikal yönden iyi tanımak, saz ve ses sanatçılarının özelliklerini iyi bilmek, disiplinli ve müzik sanatının gerektirdiği hassasiyet ve otoriteye sahip olmak şeklinde sıralayabiliriz.

Netice olarak;

Müzikal teknik ve otoritesini musiki zevk ve estetiği ile birleştirebilen bir şefin orta halli bir eseri bile zevkle icra edilen ve dinlenebilen bir hale getirmesi iyi bir şefin özelliklerindendir.

Koro şefliği bugün musikimizde önemli bir konu haline gelmiştir.Koro şefi topluluğun önünde durup elini kolunu rast gele sallayan biri değildir. Koro şefi korosuna tamamen hâkim olmalı ve her şey onun parmağının ucunda toplanmalı, bitmelidir. Şefin hareketleri icrası yapılan eserin ruh yapısına ve ritmine uygun olmalı, ahenk sağlamalıdır. Saz sanatçıları ve koristler eserleri tek bir ses ve ruhmuş gibi yorumlayıp icra etmelidirler. Şef, koronun kıyafet birliğine, saz adedine çeşidine dikkat göstermeli, bestecinin duyduğunu duyabilmelidir.

Besteci olarak hiçbir zaman iddialı değilim ama koro şefi olarak, hoca olarak oldukça iddialıyım” diyen Erbay, gerçekten de bu iddiasında haklıdır. Zira O yukarda saydığımız vasıfların hepsine fazlası ile sahiptir.

Erbay’ın koro şefliğindeki özelliğini anlayabilmek ve bunun zevkine varabilmek için, onu en az bir kaç kez korosunu yönetirken izlemek gerekir.

BESTECİ HÜSEYİN ERBAY

Son derece ince hassas bir ruha sahip olan Erbay hoca musiki dünyasından fışkıran nağmeleri musiki bilgi ve bestekarlık tekniği ile ustaca birleştirip sevilen birçok esere imzasını atmıştır. Ünlü bestekârımız Avni Anıl hocamızın sık sık söylediği bir söz vardır. “Besteci yola duyguyla çıkmalıdır” der. İşte Erbay hocamız yola daima duyguyla çıkmıştır. Eserlerinde akıcılık romantizm derin bir duygu zenginliği bilgi vardır. Tüm besteleri günümüzün zevk ve anlayışına hitap etmekte ve kendisine has seviyeli bir uslup taşımaktadır. Bir bestecinin ruh yapısı ile eserlerinin bütünleşmesi gerekir. işte Hüseyin Erbay buna verilebilecek en iyi örneklerden biridir. Besteleri günümüze seslendiği gibi geleceğe de seslenecektir.

Besteleri melodik, duygulu olup tamamen doğal ilham mahsulüdür. teorik ve yapay geçkilere itibar etmemiştir. Usul ve makam geçişlerini yerinde kullanmıştır. Besteleri yüksek bir zevk ve engin duygu zenginliğinin bir eseridir.

Renkli kişiliği eserlerine yansımıştır. Eserlerinde seçtiği sözlerin etkisi daima ön plandadır. Romantik ve duygusal bir besteci kişiliğine sahiptir. Genellikle aşk ve romantizm içeren sözleri seçmiştir.

İlk beste çalışmalarına kendi deyimiyle denemelerine 1966–1967 yıllarında başlayan Erbay’ın 50’ye yakın bestesi vardır. Bunlardan 2 si ilahi, 5 i çocuk şarkısı, 1 i oyun havası, 2 si saz semaisi olup geri kalanı şarkı formundadır. Eserlerin 41 i TRT Repertuar Kurulundan geçmiş olup, halen radyo ve televizyonlarda sık okunmaktadır.

Bestekâr olarak TRT’nin Eskişehir Valiliği’nin, Devlet Bakanlığı’nın, Üsküdar Musiki Cemiyeti’nin ve Milliyet Gazetesinin düzenlediği yarışmalarda dereceye girerek 6’ya yakın ödül almıştır.

YORUMLAR

  1. Erdal Günşer dedi ki:

    Bence OYAK lağv edilmelidir. İmtiyazlarla kurulmuş olan OYAK gücünü imtiyazlardan almıştır. Bir gün bu imtiyazlara dahil olmak ümidiyle geçen yıllarımıza acımamız gerekir. “Mecburi üye olmasaydık bu kadar birikimimiz olur muydu?” Diye bir soru yöneltmişsiniz. Bu sorunuzu yersiz bulduğumu söylemek isterim. Herşeyden önce “Bu kadar büyük birikim” kelimesi herkes için değil belirli bir dönem emekli olanlar için geçerlidir. Ayrıca emekliassubaylar.org un OYAK lağv edilmesin diye bir resmi tavır sergilediğini ilk kez öğrenmiş oldum. Ben OYAK’ın mevcut halinin anayasanın eşitlik ilkesine ters düştüğüne inanıyorum. Bir gün adalet yerini bulacak ise mevcut haliyle OYAK’ın bazı faaliyetlerine son vermesi ile bulmasıdır. Mecburi üyeliği savunmuşsunuz. Anayasal özgürlük açısından hiç doğru değil. Ayrıca yeterli dayanaktan yoksun saçma sapan bazı kurallar yüzünden üyeliği sona eren bazı kişilerin (Başta Asteğmenler olmak üzere) aidat iadeleri yapılmalıdır. Bu konuda tıpkı KEY gibi geçmişe yönelik düzeltmeler yapılmalıdır. İştiraklerin karlılık hesaplamaları emsallerinin kârlılık hesabı ile kıyaslanarak anlatılmalıdır. Aksi taktirde 2001 krizinin fırsatçılığının kârını cebime atmak beni olsa olsa utandırır. ( Kriz döneminde dolara para yatırılarak müthiş bir kâr edilmesi ve bir daire fiyatına beş bankanın satın alınması daha sonra da iki buçuk milyar dolardan fazlaya satılmasını kast ediyorum.)
    Önce adaleti içimize sindirelim. Sonra hak aramak için yollara düşelim. Bu arada Sayın İsmail TURAN’ın açmış olduğu davaya destek veriyorum. Oyak önce kendisine emeği geçenlere geriye yönelik tekrar objektif hesaplamalı nema düzeltmesi yapmalı, aidatlarına el koyduklarına iadesini yapmalı, kalan iştirakler de satılarak lağv edilmelidir. Aksi taktirde; bizi”aç tavuk kendini darı ambarında zanneder.” fikriyle küçümseyen OYAK’ı çekip çevirenler, zoru görünce kardeşleri TESUD’a öyle bir hülle yaparlar ki ağzımız açık kalır. Saygılarımla…
    ____________________________________________________________
    YÖNETİCİ NOTU .
    Sn.Günşer;
    Bu site assubayların özgür sesidir, elbette sizin düşüncelerinize saygı duyarız. “Büyük birikim” ifadesi yazıda yok “bu kadar birikim” ifadesi var, hangi arkadaşımız her ay maaşının % 10’unu bankada değerlendirebilirdi? Metozori tasarruf yaptığımızı, ANCAK KURUMUN BİZLERİ MAĞDUR ettiğini belirttik. Dönemsel olarak farklı birikimler olduğunu örnekledik ve bunun adaletsizliğini savunduk.

    Talebimiz olan her üyeye hisse senedi verilmesi konusu gerçekleşirse tüm sorunların sona ereceğine inanıyoruz; çünkü böylece çoğunluk hissesi assubaylarda olduğundan kurumumuzu biz yöneteceğiz ve imtiyazlar sona erecek.Bu sağlanırsa kuruma üyelik isteğe bağlı olabilir bu da bir haktır. Site yönetiminin görüşü üyelerden gelen değerlendirmelere göre oluşmuştur, bunu onaylamayan yapılacak kampanyaya destek vermez başka platformlarda “kurum lavğ edilsin” kampanyasına katılır, bu tamamen özgür irade ile verilecek bir karardır, nitekim siz de aksi görüşü savunmuşsunuz.
    Hisse senedi konusu zor ise lavğ edilmesi hayaldir.Hisse senedi veya lavğ edilmesi gerçekleştiğinde 2001 krizinin adaletsizliğindeki kazancı içine sindiremeyenler hisse senedini veya ödenen parayı almamak veya bağışlamak hakkına da sahiptirler. Saygılarımla.

  2. Osman Ada dedi ki:

    KURUM İŞTİRAKLERİNDE HAKKI OLAN HER ÜYEYE KATILIMLARI NİSPETİNDE HİSSE SENEDİ VERİLMELİDİR . Talebinden vazgeçmeyeceğiz .
    TEMAD yönetimi hisse senedi konusunu talep etseydi ısrarlarımız üzerine dava dilekçesini yayınlardı, kimbilir belki de dava dilekçesinde bizleri fazlası ile rahatsız edecek durumlar olabilir. Susarak bu konular geçiştirilemez, “AİHM nasılsa uzun sürede sonuçlanıyor ben de bu arada yeniden seçilirim” mantığı güdenler bu toplumun temsilcisi olamazlar.Neden Temad şubeleri bu soruları sormuyor veya soramıyor ?..

  3. Yavuz SELİM dedi ki:

    2 Nisan 2011 CUMARTESİ
    Resmî Gazete
    Sayı : 27893

    YÖNETMELİK

    Başbakanlık (Hazine Müsteşarlığı)’tan:

    EMEKLİLİĞE YÖNELİK TAAHHÜTTE BULUNAN KURULUŞLARIN

    AKTÜERYAL DENETİMİ HAKKINDA YÖNETMELİKTE

    DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

    Acaba bir ilgi var mıdır ?

  4. Hüseyin ÇETİN dedi ki:

    Göreve başladığımızda OYAK’a mecburi üye edildik. Askeri okula girerken imzaladığımız noter sözleşmesinde böyle bir madde yoktu, askeriz ya emir verildi üye olduk zaten üyeliği kabul etmeme şansımız da yoktu, Silahlı Kuvvetlerin hiyerarşisi böyle gerektiriyordu. OYAK BİR SOSYAL YARDIMLAŞMA KURULUŞU olmasına rağmen şimdiki işlevi ile kuruluş amacının alakası yoktur. Görevdeki Uzm.Erb. ve sivil memurlar isteğe bağlı üye olmaktadır, bizler askeri okuldan mezun olmakla zorunlu üye kabul ediliyoruz, hangi hukuk anlayışına uygunsa. Madem zorunlu üye yapıldık üç kuruş parayla çırak çıkarılmayalım, 2010 yılı iştiraklerinin kâr oranı çok yüksek olmasına rağmen sadaka gibi nemalar verilmemeli. Böyle bir ortaklık olmaz, onun için LAĞV edilmesi taraftarıyım.

  5. ali nas dedi ki:

    OYAK’la ilgili dava, rezervlerin gerçek faizi ile değerlendirilmesi iken OYAK’ın LAĞV edilmesi nereden çıktı?
    Niye LAĞV edilecekmiş? Bu konuda tam bir uzlaşma mı var?
    Her konuda destek vermiş biri olarak böyle bir Lağv edilme,hükümete peşkeş çekme,hükümetin eline koz verecek bir kampanyaya ne katılırım,ne dilenirim ne de tüm çevremi bu işe kanalize ederim.

    Bazılarının abuk subuk kurdukları gruplarda muvazzafların bile başını belaya sokacak eylemleri masum bir şey gibi gösteren,teşvik eden söylemleri ortada iken, OYAK’ın bazı konulardaki yanlışlarına rağmen maddiyat anlamında memnun olan bir kesim OYAK’ın azımsanamayacak üyesinin de(Asb.lardan bahsediyorum) varlığını görmezden gelerek OYAK’ı LAĞV etmek düşünceniz kesinlikle karşı direnç görür.

    Saygılarımla.
    Takipteyim.

  6. ali nas dedi ki:

    Asteğmenlerin konusu da mevzuata uygundur. Kaldı ki 3 yıldan az hizmeti olan muvazzaf da para almaz.Bir de askerliği anında vefat eden malul olan asteğmene vefat yardımı da,maluliyet yardımı da yapılmaktadır.Kimin parasından tabii ki bizim. Adaletse biraz da bu açıdan bakmak lazım.
    Lütfen konuları karıştırmayalım.

    Saygılar

    Takipteyim.

  7. M.F.AKALP dedi ki:

    Yazıda belirtildiği gibi bizim OYAK’ta temsil ve hisse senedi meselemizi çözersek adil bir uygulama sağlanmış olur.OYAK’a üye olmak istemeyenler yardımlaşma sandıklarının gönüllülük esasına dayandığını ileriye sürüp dava açabilirler bu onları ilgilendiren bir husustur.Biz haklı taleplerimiz için mücadele edelim. Bu arada Sn.Turan’ın mahkeme masrafları için desteğimizi yerine getirelim.

  8. Ragıp Tenim dedi ki:

    Emekli Sandığı’ndan alınan ikramiyeyle ,Oyak’tan alınan ikramiyeler kıyaslanırsa daha gerçekçi olabiliriz. Eski emekli isek de şu an görevde olanları düşünmeliyiz. Oyak’ın lağvı kimseye fayda sağlamaz, ancak daha iyi yönetilmesi önemlidir. Asb.ların temsilcilerinin arttırılması,üyelerin kârdan daha fazla yararlanmaları ve nemalarının yükselmesi sağlanmalıdır.Her üyeye hisse senedi verilmelidir.Saygılarımla.

  9. Hüseyin ÇETİN dedi ki:

    Değerli meslektaşlarım burası sesimizi duyurabildiğimiz özgür bir sitedir. Herkesin görüşünün aynı olması beklenemez. Ben OYAK’ın lagv edilmesini savunurum , bir başkası farklı düşünebilir. Bu hangi pencereden baktığımıza bağlı. Ben 1/4 bırakmıştım OYAK’ta bu yıl aylığıma 2 TL. zam yapılmış, herkesin nemasının hesaplanması farklı, bir devre arkadaşım 100.00 TL. eksilme olduğunu söylüyor. Bizler OYAK’ta bıraktığımız birikimlerimiz ile şimdi refah bir hayat sürmeyeceksek mezara girince mi süreceğiz? OYAK’ın hesaplarında farklılıklar var. Ben etinden sütünden faydalanmadığım bir varlığı neden besleyeyim.

  10. Erdal Günşer dedi ki:

    Kişisel polemiklere girmek istemiyorum. Ancak Sayın Nas’ın yorumunu anlamakta güçlük çektim. Konumuz OYAK. Ancak kendisinin söylemek istediği bir şeyler varsa biraz daha açarsa sevinirim.
    Ben de fikrimi beyan ettim. Yöneticiye yorumu için teşekkür ederim. Sayın Turan’ın açmış olduğu davada karınca kararınca desteğimi yaptım. OYAK tabii ki hisse senedi vermeli. Ancak bu durum bile bizim isteklerimizi karşılamaz. Üyelerin nispeti oranında subay ve assubayların temsil edilmesi konusundaki arzularımız diyelim ki gerçekleşti. Hangi kritere göre olacak? Bence OYAK iştiraklerinde Subay Assubay ve yakınları görev almamalı.
    Şu durumda ben hisse senedi verildiğinde sorunun çözüleceğine inanmıyorum. Ayrıca OYAK’ın lağv edilmesi hükümetin işine geliyor diye fikrimi değiştirmem. Ancak mücadelemizin buraya kadar olanında ayak bağı olmak istemem. Daha çok destek olurum.
    Ben OYAK lağv edilsin şeklinde fikrimi beyan ederken, imtiyazların bizi kapsamayan kısmına hayır, bizi içine alan kısmına ise evet diyemediğim için bu fikri savunuyorum. Bu konudaki düşüncem ideolojiktir. Nitekim OYAK’ın bazı vergilerden muaf tutulduğunu biliyoruz. Asteğmenlerin paralarının geri ödenmemesi hangi mevzuata uygun ise bizim birinci derecenin üçüncü kademesinden ileri gidemememiz, Lojmanlarda yüzde kırk nispetinde hak sahibi olmamız gibi konular da aynı mevzuata uygundur. Ölüm yardımı aldıkları için bu durumu normal karşılıyorsanız şayet, bu ülkede savaş yokki. Bir sigorta şirketine gidin yıllık hayat sigortası primi en fazla 100 TL’dir. Ancak Asteğmenin her ay kesilen maaşını buna karşılık görerek bir mantık geliştiriyorsanız eyvallah… Tabii ki son sözü istatistikler söyler. Acaba son 40 yılda kaç asteğmen görevi başında vefat etti bilmiyorum. 2001 yılında yaşanan gerçekleri ve OYAK’ın krizin bir hafta öncesinde haber alarak tüm naktini dolara yatırması sonucunda, ülkemiz bir hafta içinde üçte bir oranında fakirleşirken OYAK’ın yükselişinden söz etmemi “içine sinmeyen bağışlasın.” sözüyle alaysı bir şekilde geçiştirmenize şaşırdım.
    Neyse daha fazla abuk sabuk şeyler yazmayayım. Yoksa muvazzafların başı belaya girer. Saygılarımla…
    _____________________________________________________________YÖNETİCİ NOTU.
    Sn.Günşer siz yorumunuzda 2001 krizi ile ilgili kazancı içinize sindiremediğinizi belirttiğiniz aynı düşüncede olanlar için kabul etmeyebilirler ifademizi alaylı bir ifade kabul etmenize üzüldüm. Biz aynı geminin yolcularıyız üstelik siz sitemizin yazarısınız asgari müştereklerde birleşsek de farklı düşüncelerimiz olacaktır, bu düşüncelerimizi dayatmada bulunmadan,polemiklere girmeden saygı içinde yapmamızdan daha doğal ne olabilir? OYAK’ın imtiyazları imtiyazlıları gerçeğini göz ardı etmemiz mümkün değil ama esas GERÇEK BİZİM HAKSIZLIKLARIMIZDIR…

  11. ali nas dedi ki:

    Sayın büyüğüm Günşer.
    Benim çekinecek bir durumum olmadığı gibi beladan da korkmam.Yani beladan çekinseydim buralarda hiç olmazdım.
    Yazdıklarım açık. OYAK’ın lağv edilmesi konusuna karşı direnç gösterecek ben dahil çok üye var diyorum.
    Atğm.lere gelince;öncelikle bu ülkede savaş var,şehit var,gazi var,sağlık nedeniyle malul var,trafik kazası geçiren var,intihar eden var.İşte OYAK bu duruma düşen tüm astğm.lere de yardım yapıyor. 42.000 tl civarı. 12 ay kesilen 130-140 tl den 1500-1600 tl ye karşılık. Kaç tane astğm.böyle bir duruma düşmüş diyorsanız ben bir günde 2 şehit atğm’i selamlayarak yolladım. İl şehit ve gazi albümüne baktığımda hiçte az olmayan sayıda atğm’in olduğunu da gördüm.

    Daha malûl ve çeşitli kazalarda ölenleri,intihar edeni de söylemiyorum.(Personelci olarak bu konularda malum bilgimiz mevcut) Şimdi bu durumun varlığına rağmen benim kazancımın Atğm.’e verilmesi neden doğru oluyor? Ben o insanların mağdur olmasını istemem ama siz aidatlarının ödenmesi derseniz ben de onların yardım kapsamından çıkması gerektiğini söylerim.
    OYAK’ın lağv edilmesi için bir yerlerden yarım istenmesi sonucunda eldeki bulgurdan da olunabileceğini hatırlatıyorum. Malum böylesi nakti konularda başarılı emiş gücü olan birileri mevcut. Anlamışsınızdır.
    Sakın polemik yaratmak,saygısızlık etme amacında olduğumu sanmayın birlikte yürüdüğümüz yolda ”her şey emeklilerimiz için”,”Emeklisine saygı göstermeyen kendi de saygı beklemesin” diyen biri için onlar çok uzak ihtimallerdir.

    Saygılarımla.
    Takipteyim.

  12. ali nas dedi ki:

    Bir önceki yorumuna eklenerek yayınlandığı için yayınlanmadı (M.E.A.)

    Daha malul ve çeşitli kazalarda ölenleri,intihar edeni de söylemiyorum.(Personelci olarak bu konularda malum bilgimiz mevcut) Şimdi bu durumun varlığına rağmen benim kazancımın Atğm.’e verilmesi neden doğru oluyor? Ben o insanların mağdur olmasını istemem ama siz aidatlarının ödenmesi derseniz ben de onların yardım kapsamından çıkması gerektiğini söylerim.
    OYAK’ın lağv edilmesi için bir yerlerden yarım istenmesi sonucunda eldeki bulgurdan da olunabileceğini hatırlatıyorum. Malum böylesi nakti konularda başarılı emiş gücü olan birileri mevcut. Anlamışsınızdır.
    Sakın polemik yaratmak,saygısızlık etme amacında olduğumu sanmayın birlikte yürüdüğümüz yolda ”her şey emeklilerimiz için”,”Emeklisine saygı göstermeyen kendi de saygı beklemesin” diyen biri için onlar çok uzak ihtimallerdir.

    Saygılarımla.
    Takipteyim.

  13. Dalkılıç dedi ki:

    OYAK’IN TÜM ÜYELERİNE HİSSE SENEDİ VERMESİ TALEBİMİZDEN VAZGEÇMEYELİM. TEMAD BU KONUDA DAVA AÇTI İSE DAVA DİLEKÇESİNİ YAYINLASIN, YOKSA BUNUN ALDATMACA OLDUĞUNA KARAR VERECEĞİZ.

  14. üzeyir kılıçöz dedi ki:

    Cebren ve hileyle kurulan,Adaletin, Hukukun üstünlüğünü yok sayıp…Üstünlerin hukukunu ve adaletini dayatarak yüz binlerce üyesini mağdur eden ,Firavun zihniyeti ile yönetilen bu kurumun da sonu gelmiştir.Hayırlı olsun

  15. EMEKLİASSUBAY dedi ki:

    Sayın Adnan Fuat Özdemir’in mesaj panomuza gönderdiği ileti ilgili makaleye yorum olarak taşınmıştır.
    Bölüm Yöneticisi

    Değerli site yönetimi OYAK VE ASSUBAYLAR konulu yazıda mükemmel bir vurgulama ve örnekleme ile sorunun bam teline dokundurmuştur. Bu konudaki yazılarımda sürekli uyardım,2002 ve öncesi yıllarda emekli olanlar,80 ihtilali ve sonrası yirmi yıllık dönemde siyasi ve ekonomik kriz ve istikrarsızlıkların kurbanlarıdırlar.Gecelik faizlerin 140’lara enflasyonun 60’lara döviz karşılıklarının iki katına çıktığı bu dönemlerin sonucunda OYAK REEL GETİRİLERİ bugün emekli olan meslektaşlarımızın ancak üçte biri kadardır.Yazıda tesbit ettiğim tek önemli husus “Kurum iştiraklerinde hakları olan tüm üyelere hisse senedi verilmesi” ibare ve anlayışının “kurumda bugün üye olarak görünmeyen ama kurumdan emekli olmuş yaşayan veya eşi hayatta tüm üyelere kurumun ortaklık hissesinin verilmesi” şeklinde algılanması olmalıdır. Kuruma göre üye demek içerde parası olan isimdir. Mücadele doktrinimiz 2000’li yıllardaki ekonomik ağır kayıplar sebebiyle kurumdan birikmiş ikramiyesini çekmek zorunda kalan özellikle çok düşük emekli aylıklı Assubay emeklilerini;düzenlenecek yeni bir tasarı ile kurumun tüm aktif ve pasif varlıklarına hissedar yapmaktır.Zira üyelik farklı,reel kazanç sağlamak için kurumda parayı tutmak farklı finansal argümanlardır.OYAK’ın yanlıştaki ısrarı bu noktadadır.Konu ile ilgili olarak Kurul üyesi sıfatı ile Genkur.Bşk.lığına yaptığım yazılı başvurunun OYAK Genel kuruluna iletildiği kurulca kurum prensiplerine aykırı bulunduğu tarafıma bir mektupla bildirilmiştir. Oysa yapılan teklif; Kurum dışında kalmış tüm üyelerin belirlenecek bir taban katılım payı tutarı ödemek koşulu ile yeniden kuruma üyelik ve kâr payı sistemine davetti ve mevcut üyeleri de mağdur etmemiş olacaktı,kısacası bir çeşit mali af kapsamında bir düzenleme içeriyor idi.Ne yazık ki o haliyle dahi kabul görmedi!.. SONUÇ itibariyle OYAK MÜCADELESİNİN ANA AYAĞI DIŞARIDA KALAN EMEKLİLERİ sınıf, rütbe ayırmaksızın bu büyük devasa kurumun içine alıp HZ.ÖMER adaletini tecelli ettirmektir. MÜCADELE BÜTÜNÜ KAPSAYAN UZLAŞIDIR. Saygılarımla.

    YÖNETİCİ NOTU

    Sn.Özdemir duyarlılığınıza teşekkürler. OYAK’ta eski yeni sistemde olsun olmasın tüm üyelerin hakları vardır.BDES birikimlerin ayrı değerlendirilmesidir. Hisse senedi talebimizden kesinlikle vazgeçmemiz mümkün değildir. OYAK’ın adil bir çözüm bulması dileğimizdir.

  16. atilla abaylı dedi ki:

    Gün geldiğinde Oyak’la HELALLEŞMEYECEK, YILLARIN HESABINI SORACAĞIZ!!!