BEN KİMİM BİLİN BAKALIM?
Ben kimim bilin bakalım?
Yanınızdayım, bilirseniz.
Beni sevmeyenlerin, sevgisini kazanma çabasıyla geçti tüm meslek yaşantım.
Kendimi boşlukta hissettim zaman zaman.
Hiç sevdiremedim çabalarım olsada.
Mutluluk öykünmesinde, duygularım
ve arzularım vardır elbette.
Bundan daha evrenseli olamaz bence.
Kendi kendime bakışlarımda.
Toplumda erinç sayılan olgular vardı,
tüm düşlerimde.
Beni tanımamalarıdır solgunluğum,
küskünlüğüm, çaresizliğim, duygularım.
Tanımak istemezler benliklerinde hak dağılımında,
Eşit paylaşımın.
Gerçeğini, tanımadıkları gibi.
Kendilerine özgüsel ve okulsal kişiliklerinin,
erinç paylaşımları önceliklidir.
Olgularda birilerinin belirlemesinde saklıdır haklarım.
Umutlarımın ötesinde kalanlardır bence.
Ortalarda dolanan içi boşaltılmış söylemler,
çalışmalar devam ediyor.
Ne bitmez tükenmez çalışmalardır devam eden.
Çağdaş hak paylaşımı bilincine ulaşılamayan ortamında.
Verdiğim, vermeğe çalıştığım içtenlikli tüm hizmetlerimle,
varlığımla, ayakta duranların dışlamasındayım.
İşde güçlü, aşda güçsüzümdür.
Üstünlüklerim, verilerim görünmez. Gösterilmek istenmez. Bilinmez.
Şehadet mertebesine ulaşılır bazen,
Varlığım iki dudak arasındadır.
Gözlerimi kaparım, vatan derim, koşarım
tek söylemlerine.
Çok kitap okurum, tanırım ortamı.
Bilgilerim küllendiğinde insan olduğum unutulur.
Baskının ve yıldırmanın olguların her türlüsünü yaşadım,
Yaşayanlar vardır,
uslu çocukçasına.
Sesim, nefesim kısılır bazen üzgünlüğümde.
Uyarım, uydum uydurmak istedikleri içtensizliklerine.
Yine de itelenirim beni tanımayanların, paylaşımsız duyguları benim içindir.
Bütün yükün bana yüklendiği ortamdayım,
Taşırım gücümün üstünde olsa bile.
Mantıksız da olsa katlanırım olgulara,
acı acı gülümseyerek.
Her söz ağıza yakışmaz ama bana yakıştırılır.
Tüm olumsuz dışlama, yok saymalar
görünmez güç gibiyimdir,
konu hizmet olunca.
Ama yine de,
bir küçümsemedir ödülüm.
Anlayışsızlıkların vurgusudur bencileyin.
Belki konuşmayı bilirim ben de,
yerine göre.
Ama ortam hiyerarşi ile tıkalıdır.
Yenileştirilmiş, varsayımı ile öne sürülen,
Çağdaş olmayan.
Adı yeni disiplin yasası denilen,
yasalar vardır dilimi buran,
bilinçli olsam da.
Devletin başka kurumlarında olmayan,
nedeni bilinmez bu ayrıcalığın.
Anlatımdan uzaktır,
bir sırdır kendi içeriğinde.
Yılların getirdiği var sayılan,
böyle gelmiş böyle gitmesi istenen alışkanlıktır belki de.
Oysa dünyada, çağdaş ülkelerde,
şaha kalkan insan haklarının.
Yasaları vardır içtenlikli.
Devletimizce benimsenmiştir bu insan hakları yasaları, kabul görülmüştür.
altlarına imza atılmış onanmış, benim devletimce.
Eşitlik olgusu içeren, eşit paylaşımı öngören kuralları var.
belli bir noktada tıkanır.
Ülkemizin bazı özel kurumlarında.
Farklı okulsal insan güçleri vardır.
Varsayımlı güçlerini kullanan.
Verilerimin değeri paylaşılır, bana değer vermeyenler arasında.
Sonra arkalara itilirim,
konu paye olunca.
Birdebire bulunduğum statü ve yeri hatırlamamı isterler belki.
Öykünmenin temelinde, içtensizlikler yattığı için.
Hani, bir umuttur bendeki, kabul edilmeyen.
Bir lokma bir hırkaya eyvallah cinsinden.
Durağandır benim haklarım yerinde sayarcasına.
Hak, adalet, lokma, rızık, statüko, mutluluk, huzur, çaba, cesaret, şehitlik, mobbing, eziyet…
Dindarların baş söylemi olan ‘zulüm’ benzerinde
Dolanır durur ortalarda.
Herkesin dilinde olan.
Yeniden canlansa da kişiliğim Demogles’in kılıçı vardır sanki tepemde.
Öyle nereye derler?
Umut yolculuğına çıktığımda.
Dertlerimi, ızdırabımı, açlığımı anlatma çabasına düştüğümde.
Çağdaşlık var sanırım zaman zaman arzularımın olgularının anlatımında.
Bu da değer yargılarımı,
alt üst etmenin farklı bir yoludur olumsuzlukların.
Burada gerçek değerlerin ve verilerimin üstü küllenip,
kendi değerlerini üste çıkarmaktır gaye.
Zamandır sanki çağdaşsızlık paylaşımında.
Benim değerlerimin yok olduğu ortamda.
Korkunun getirdiği içtenliksiz.
Gereğinden fazla saygılı görünmektir bana düşen.
Sorulan sorulara mecbur tutulurum sonra.
Bir türküdür sanki yıllardır söylenen,
ninniye benzerlik içeriğinde.
Benim de acılı türkülerim var derim elbette.
Kulakları kaşındırdığı için söylememe izin vermezler gibi.
Günün birinde başka bir türkü çağıran olursa,
hemen kısarlar sesini onun
özel yasaların olguları ile.
İnsan dediğin biraz direngen olmalı derler.
Alışılmış türkülerin devamıdır,
onları mutlu eden.
Nasıl güvenmeli böylesine?
Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir.
Pascal
Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.
Eflatun.
Adaletsizlik hükme acılık, geciktirme de tatsızlık verir.
Bacon
Devletin hazinesi adalettir
Konfüçyus.
Zayıf daima adalet ve eşitlik ister. Halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir.
Aristoteles
Derler mütefekkirler.
Hani bir olgu vardır çalışma ve iş ortamımda.
Ben hep buradayım.
Hiçte uzağınızda değilim.
Elimden geldiğince yardımcınız olurum.
Çok, pek çok gücüm vardır benim.
98000’e varan olgularla,
tüm gücüm yalnızlığımın, itilmişliğimin ürünleridir.
Bende var olanları, dağıtmak isterim hizmet olarak.
Ve hizmetlerimin faydalarını, sonuçlarını,
buyurun, buyurun dilediğiniz kadar alın emeklerimden.
Minnet duygusu beklentim de yoktur benim.
Beni görmek istemeseniz de, amacım sizi incitmek değildir.
Yalnızca sizlerden ilgidir sevgidir, içtenliktir beklentilerim.
Ne kadar ezilsem de,
Bana veremediğiniz vermek istemediğiniz sevgiyi, değeri hep size verme çabasındayım.
Kalıcı hiç bir şey mutluluk vermiyor bana artık.
Yaşım 82 olunca.
Ne insan, ne eşya, ne de duygu.
Giydiklerim yakışmıyor, yediklerim yatışmıyor artık.
Beklentim tatlı bir bakış, gülümsemenin varlığı, mutluluğumdur benim.
Zamanla üzeri toz kaplanan, bir türlü verilemeyen haklarımdır beni üzen.
Yüreğim buruk, acılı sevgiye dönüşmeye istekli gibi.
Bir yandan ürpertili saygı duyguları ile başım eğiktir.
Bir yanda da şaşkınlık, hak ettiklerimi alamamanın ezikliği içinde,
Olanları benden başkası bilemez asla.
Kutsal bir fısıldamadır sanki kulağıma.
Kafamda eski belirsizliklerle sezinliyorum.
Büyülerin bozulması,
benzerliğidir haklarıma kavuşmam.
Durmadan anlatırım kendimi, derdimi.
Çıt çıkarmadan bir ağlayıştır benimki…
Mehmet KAYALI




