SİSTEMLE SINAV
LYS sınavlarında matematik ve geometriden toplamda 80 soru soruluyor, süre 135 dakika.
Soru başına düşen süre 95 saniye, yani 1.5 dakika. Kitapçığı almak, ilgili yerleri kodlamak sonra da soruyu okuyup çözümlerini yapıp işaretlemek ve beş şık içinden doğruyu bulup işaretlemek gerekiyor.
Hesap makinesi yok, yasak.
Saat de yok, o da yasak.
Sağlamasını yapmak da yok, kontrol etmek de yok, çünkü topu topu zaman 95 saniye.
Soruyu okuyup anlamak 30 saniye, çözmek ise 1 dakika.
Yani çok zeki olacaksınız. IQ'nız en az 130 olacak.
Kavrama yeteneğiniz çok hızlı olacak, 15 saniyede kavrayacaksınız.
Eliniz ve hesaplama süratiniz çok seri olacak.
Çok hızlı okuyabilecek ve çok hızlı anlayabileceksiniz.
Bir seferde formülü doğru okuyup doğru yerleştireceksiniz.
Hatalı ve yanlış rakam yazmayacaksınız.
Bu süre baz alındığında 500 mb bilgisayar hızında ve hatasızlığında olacaksınız,
süper analitik olacaksınız.
Çünkü bilimle değil, akılla değil ; zamanla yarışmanız emrediliyor.
Matematik veya fizik yetenekli beyinlerin çözümleme yeteneği çok yüksektir, algısı da ama daha biraz ağırdırlar.
Geç yanıt verirler, ağır yanıt verirler ama tam doğru bilirler.
Hata ve yanlış payları nerede ise sıfırdır.
Matematik beyinlerin düşmanı zamandır.
TÜRKİYE'deki üniversite sınav sisteminde ygs ve lys maratonunda bu zekaların önüne getirilip zaman kavramı ve süre dayatılır.
başla……….. bitti. …….. kalem bırak.
Dahi ve zeki öğrenci beynindeki zamanı ve tiktakı takip etmekten soruya yönelemez.
Bilmeyen öğrenci zaten rastgele deyip sallamıştır, kafadan atmıştır, yazı tura ile hepsini rahatça doldurmuştur.
Endişe ve tasası da yoktur. Tabii ki heyecanı ve travması da.
Alacağı sonuç da zaten gerçek bilgi düzeyi ve seviyesidir.
Peki ya hazırlanan ve çalışan, aylarca gece gündüz didinip 4 derece miyop olan,
o sayısal beyinler ne olacak ?
Saniyelerle yarışan, heyecandan idrarını kaçıran, hapla, telkinle sınava hazırlanan.
hiç hasta olmaması, hiç psikolojisi bozulmaması gereken.
Gece gündüz sınav kabusu gören ve o aşırı hazırlıkla, dikkatle, titizlikle, heyecanla, bunalımla, mutlaka hata yapan,
bildiği herşeyi unutup karıştıran, hüngür hüngür ağlayan,
koca bir yılı dakika ile saniye ile kaybeden, kahrolan.
Yazık değil mi bu gerçek çalışanlara, hazırlananlara?
Neden 1.5 dakika.?
Din dersi sorusuna da, tarih sorusuna da, ağır fizik ve matematik, hele ki tam 5 dakikalık geometri sorusuna da.
Nerede zorluk dereceleri ve zaman süreleri, bu mu bilimsel sınav anlayışı. ?
O çocukların zamanla olan problemi nasıl çözülecek ?
Dünyada zaman mı tükendi ? Hayatlar 24 saatlik bir süreye mi indi ?
1.5 dakikayı sayısal her soru için 3 dakika yapsanız ne olur, uzay saati mi tükenir?
Zaten bilmeyen yapamayacaktır. zaten sallayacaktır.
Bu mu o çocuğun 4 yılını ölçme ve değerlendirme metodu?
Olmaz olsun böyle milli eğitim de yök mevzuatı da, bu devletin eğitim politikası da...
13 yıldır her yolu denediniz lakin sıfır çekenlerin bu gün 3'e, 5'e katlanmasını engelleyemediniz...
Çünkü ösym'de sorulan hiç bir soru milli eğitim müfredatında öğretilmiyor. O sınav soruları derecesinde eğitim asla verilmiyor.
Eğitim dini ve manevi odaklı, bilim odaklı değil çünkü.
Matematik haftada 5 saat, fizik 3 saat, din ve ahlak bilgisi dersi de 4 saat.
Amaç özel paralı kolejleri özendirmek, kapitalizmi eğitime iyice oturtmak.
Parası olana tıp seçeneği dahil sunmak. Milli eğitime mahkum fakir ailelere ve çocuklara ölümü gösterip sıtmaya razı etmek.
TÜRK milli eğitimi artık bitmiş, iflas etmiş.
Dün herhangi bir okulda lys'den matematik sınavına giren 300 öğrencinin tam 150 tanesi ilk yarım saatte, kalan 100 tanesi de ilk 1 saatte sınavı bırakmıştır. Sürenin hepsini kullanan öğrenci sayısı sadece 50 kişidir.
250 öğrenci yazı tura atmış, 50 öğrenci ecel teri döküp zamanı yetiştirememiştir.
Hükümetin milli eğitimde geldiği acı sonuç ne acı ki budur.
Süreyi 135 yerine 270 dakika yapsa idiniz yine kalan öğrenci sayısı 50 kişi olacaktı.
Ama o çocukların çoğu da başaracaktı, panik yapmayacaktı.
Kişiliklerinden gelen negatifliği pozitife çevirme imkanları olacaktı.
Albert Einstein çocukken çok ağır ve tutuktu, matematikte çok hata yapar ve durmadan tahtayı defalarca silip yeniden yazardı.
Stephan Hawking als motor nöron hastası idi, dakikalarca düşündükten sonra konuyu algılayıp saatler sonra onu çözümlerdi.
Abraham Lincoln, çok zeki olmasına rağmen tutuk olması yüzünden hep silik bir öğrenim hayatı yaşamıştı, derslerinde başarısızdı. 21 yaşında ancak cesaretini kazanabildi. Tam 6 defa senatoda seçim kaybetti, yedinciyi kazanıp ABD başkanı seçildi.
Isaac Newton, o kadar ağır ve zaman düşmanı bir kişiliği vardı ki, beyninde veya kağıt üzerinde bir problem çözerken, çoğu zaman oturmayı dahi unutur saatlerce ayakta beklerdi, nerede olduğunu dahi anımsamazdı, o kadar dalgın bir çocuktu yani.
Öğrencinin bilgisinin, çalışmasının karşısına bir de zamanla yarışı koyar iseniz o artık sınav olmaz, zekayı ve başarıyı katliam olur.
YÖK; yıllardır hep bunu yapıyor. Kendi milli eğitim müfredatında hiç olmayan zamanla yarışmayı gençlerin yaşamının paradoksu olan üniversite sınavlarında acımasızca uyguluyor, tatbik ediyor.
Binlerce zekayı ve sayısal yeteneği saçma dişlilerinde ezip öğütüyor.
Bu yüzden de bilim üniversitelerini de bir türlü oluşturamıyor. Hızı ve kavrama yeteneği ile el çabukluğu zayıf ama IQ sınırı çok yüksek geleceğin bilim çocuklarını alt dallardaki fakültelere gönderiyor.
Uygulamadığı bir eğitim ve öğretim sistemini ygs'de ve lys'de soru tarzı ve süresi olarak o çocukların zekasına dayatıyor.
Her alandaki tüccar aklını ve zihniyetini yüksek öğrenime geçişte de fütursuzca kullanıyor.
Beyzadelerin, paşaların, vekillerin, sultanların evlatlarına bir şey olmuyor sınav puanı kaç olursa olsun parayı bastırıp tıplarda rahatça okuyorlar.
Olan yoklukla tırnağını kazıyarak çalışan çocuklara oluyor.
Bu gençlere çok, ama çok yazık oluyor.
Saygımla.
ADNAN FUAT ÖZDEMİR.
Ankara 22°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
22°C
Hafif Yağmurlu
Cum
23°C
Cts
24°C
Paz
25°C
Pts
25°C