Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 22°C
Hafif Yağmurlu
Ankara
22°C
Hafif Yağmurlu
Cum 23°C
Cts 24°C
Paz 25°C
Pts 25°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
6676 kayıt.
mehmet ak mehmet ak
08/07/2015 at 9:26 AM
Selam:Sınıf okulunda 18 yaş altında geçen sürelerin hizmetten sayılmasına ilişkin dilekçe örneğini mehmet6@e-mail.com.tr facebook adresime gönderirseniz sevinirim.(mahkemeye müracaat dilekçesi) Saygılarımla.
Lütfen bekleyin...
muzaffer muzaffer
07/07/2015 at 9:47 PM
arkadaşlar askeri kimlik karlarıyla ilgili değişiklikler yapılmış. çocukların 25 yaş sınırı 36 yaşına çıkartılmış. bu konu ile ilgili bilgisi olan var mı? Temad'ın sayfasında bir şey bulamadım.
Lütfen bekleyin...
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
07/07/2015 at 9:06 PM
KARAMANIN KOYUNU SEÇİM SONUÇLARININ YSK. TARAFINDAN AÇIKLANMASININ ÜZERİNDEN TAM 32 GÜN GEÇTİ. CUMHURİYET TARİHİNDE İLK KEZ BİR CUMHURBAŞKANI HALA HÜKÜMET KURMA GÖREVİNİ VERMEDİ. MECLİS BAŞKANLIK DİVANI DA MHP NİN İTİRAZI SEBEBİYLE BİR TÜRLÜ OLUŞTURULAMADI. ANLAŞILAN O Kİ, FUAT AVNİ NİN SÖYLEDİĞİ İDDİA YAVAŞÇA UYGULAMAYA KONULMAKTA. GÖREV GECİKEREK AKP YE VERİLECEK., SAYIN DAVUTOĞLU DA BUNU AĞIRDAN GÖTÜRÜP 40. GÜNDE “KURAMADIM “ DİYEREK CUMHURBAŞKANINA İADE EDECEK. KALAN 5 GÜNLÜK SÜREYİ DE ZATEN CHP NİN DEĞERLENDİRME ŞANSI OLMAYACAĞINDAN ERKEN SEÇİMİN DÜĞMESİNE BASILACAK. AKP YE SADECE 20 VEKİL LAZIM. O VEKİLLERDE MHP DEN SEÇİLEN KRİTİK YERLERDEKİ VEKİLLERE EL ATILARAK YİNE MHP DEN GELECEK. KAMUOYUNDA DEVLET BAHÇELİNİN YARATTIĞI OLUMSUZLUK VE NEGATİFLİKTEN DOĞAN MHP ALEYHTARI HAVA BU PARTİYİ % 14 LER SEVİYESİNE KADAR GERİ ÇEKECEK, BURADAKİ KAYIPLAR AKP YE GİDECEK. PLAN BU.. AKP NİN YENİ SLOGANI BELLİ. “BAKIN MECLİS BAŞKANLIĞINDA BİLE BİRBİRLERİNE DÜŞTÜLER. ŞİMDİDEN CHP Yİ DİNSİZ PARTİSİ İLAN ETTİLER. BDP YE DE “BUNLAR PKK PARTİSİ ASLA YANYANA BİLE GELMEYİZ “ DEDİLER. EYY MİLLET BUNLAR BU ÜLKEYİ YIKAR. EKONOMİYİ BATIRIR. ÜÇ TANE KAZI BİLE GÜDEMEZLER BU SEFER HATA YAPMAYIN. KOALİSYON DENEN İLLETİN NE OLDUĞUNU ANLADINIZ MI ? “ DİYECEKLER. BU SEFER TÜM GÜÇLERİ İLE MHP YE SALDIRACAKLAR. CHP BAYKALIN AÇTIĞI YARAYI BELKİ ZAR ZOR DA OLSA KAPATACAKTIR. BELKİ DE YENİ SEÇİMDE DENİZ BAYKALI DEFTERDEN SİLECEKTİR. AMA MHP BU LİDERLE, BU İNATLA VE HEP HAYIR LA KAYBEDECEKTİR. BU MANZARADAN KOALİSYON ÇIKMA UMUDU HALAÇOĞLUNUN BU GÜNKÜ SÖZLERİ SONUNDA TAMAMEN ORTADAN KALKMIŞTIR. AVRUPADA İSE YUNANİSTANDAKİ OYLAMADAN ÇIKAN HAYIR IN ETKİSİ HALA TARTIŞILMAKTADIR. YUNANİSTAN HIZLA EURO DAN ÇIKIŞA DOĞRU YOL ALMAKTADIR. ABD İSE BÜYÜK OLASILIKLA EYLÜL SONUNDA 1 PUANLIK BİR FAİZ İNDİRİMİNE GİDECEKTİR. DOLARIN ATEŞİ BAYRAM SONUNDA HIZLA YÜKSELMEYE DEVAM EDECEKTİR. PİYASANIN YÖNÜ BU EĞİLİMDEDİR. PEKİ İKİNCİ BİR SEÇİM YANİ ERKEN SEÇİM YENİ BİR MECLİS VE PARTİ DAĞILIM MATEMATİĞİ GETİRECEK Mİ ? MUHALEFETTE YENİ BİR İVME OLMAYACAĞI KESİN AMA. BENCE AKP 14. YIL İKTİDARINI BU SEFER KOLAYCA GERİ ALACAKTIR. SAYGIMLA. ADNAN FUAT ÖZDEMİR.
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
06/07/2015 at 7:54 PM
BAŞLIKSIZ BİR YAZI (internetten gelen) Kıbrıs’ta vuruşmuş, gazi olmuş, deniz astsubayı, kahraman bir babanın evladıydı. Gölcük’te, lojmanda doğmuştu. Liseyi bitirince Deniz Harp Okulu’na yazıldı. Sevgi’yle tanıştı, âşık oldu, evlendi. Görevi gereği denizde yaşıyordu, sürekli seferdeydi. Bazen aylarca gelemez, çiçeği burnunda gelin gözyaşları içinde beklerdi. Sadece asker eşlerinin anlayabileceği, katlanabileceği, çaresiz bir yalnızlıktı bu… Bebeğini de eşinin yokluğunda dünyaya getirdi. Kızları oldu. Haberi aldığında denizin ortasındaydı, içi içine sığmadı, kendini sürekli gülümserken yakalıyordu, demek baba olmak böyle bir duyguydu. Karaya ayak basar basmaz minik kızını kucağına aldı, öptü, kokusunu içine çekti, “ismin Tuğçe olsun” dedi. Tuğçe gülümsedi. Dünyalar babasının oldu. Genç bir çift, güzel bir bebek, önlerinde pırıl pırıl bir yaşam umudu vardı. Tuğçe her denizci çocuğu gibi, babasına hasret büyüdü. Gölcük’teki lojmanın penceresinde oturur, yolunu gözlerdi. Seyir dönüşlerinde ise, bayram havası olurdu. Babasının geleceği sabahı zor ederdi, bütün gece heyecandan uyuyamazdı. Annesi tertemiz giydirirdi. En yeni ayakkabı hangisiyse, o ayakkabı seçilirdi. Saat belli olurdu… O saatte Poyraz Limanı’na koşarlardı. Gemi uzaktan görünürdü ama ağır ağır yaklaşır, zaman geçmek bilmezdi. Bembeyaz kıyafetiyle gemiden inerken gördüğünde… “İşte benim kahramanım geliyor” derdi, öyle hissederdi. Tören kurallarını, komutanları filan boş verip, kucağına atlardı. Tuğçe büyüdü, üniversitede Yasin’e âşık oldu. Allah’ın emri, peygamberin kavli, tam nişanlanacakları sırada… Asrın iftirası atıldı, o uğursuz dönem başladı. Babası tutuklandı. Bir ay sonra bırakıldı, nişan yüzükleri takıldı ama babası tekrar tutuklandı, düğün iptal oldu. Ucu açık, sonu belirsiz, kahredici bir süreç başladı. Ne ceza verilecek, kaç sene yatılacak, hukuk söz konusu olmadığı için, kimse kestiremiyordu. İstemeden de olsa kızının en mutlu gününe engel olmak, bir babanın taşıyabileceği yükten ağırdı. Açık görüşte aldı kızını ve müstakbel damadını karşısına, “burada rahat olmamı istiyorsanız, lütfen yuvanızı kurun” dedi. Babanın isteği, bir evladın taşıyabileceği yükten ağırdı ama… Babası için, o sorumluluğu taşıdı. Ağlaya ağlaya Üsküdar Evlendirme Dairesine gittiler, işlemleri yaptılar. Gelin adayının hıçkırıklara boğulduğunu, konuşamadığını gören memur, genç kızı zorla evlendiriyorlar sanmıştı. Nikâh salonuna girdi. Gözüne ilk olarak, o kırmızı-beyaz çelenk ilişti. Kırmızı karanfillerle süslenmişti. Üzerinde beyaz bir çıpa vardı. “Kızıma mutluluklar dilerim” yazıyordu. Nikâh masasına oturdu. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Nikah memuru babasının ismini sordu. Gölcük’teki Poyraz Limanı’nda koşa koşa babasına sarılan o minik kızın yaşadıkları, film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti… Gurur duyduğu ismi fısıldadı, “Cem Aziz Çakmak” dedi. İstanbul, İstanbul olalı böyle nikah görmemişti. Davetliler ayakta alkışlıyor, herkes ağlıyordu. Çıktılar nikah salonundan, el ele, dosdoğru Hasdal Askeri Cezaevinin yolunu tuttular. İçeri girdiler. Bahçeye. Tuğçe’nin duvağı kapalıydı. Kızını gelinlikle gören baba, bir süre öylece kalakaldı. Birbirlerine bakıyor, konuşamıyorlardı. Sessizliği Tuğçe bozdu, “Babacığım duvağımı açmayacak mısın?” dedi. Baba kendine geldi, açtı duvağı, alnından öptü, “Ne güzel olmuşsun kızım” dedi, “Bir kuğu gibi…” Babasının arkadaşları, tutuklu amiraller, generaller, albaylar alkışlıyordu. Hepsinin aklında, kendi aileleri, kendi çocukları vardı. Çalınan ömürlerini düşünüyor, dişlerini sıkıyor, gülümseyerek belli etmemeye çalışıyorlardı. Aralarında para toplamışlar, hediyeler almışlardı, takı töreni misali, tek tek geline verdiler. Kurmay subaylar, cezaevindeki düğünü en ince ayrıntılarına kadar hesaplamış ve hazırlamışlardı. Çünkü sadece bir saat izinleri vardı. Tutuklu komutanlar karşı karşıya dizilip, koridor oluşturdu, gelinle damat koridordan yürüyerek içeri girdi. Bahçede düğün salonu atmosferi yaratılmıştı. Hasdal Cezaevindeki tüm masalar birleştirilmiş, masaların üzerine bahçeden toplanan çiçekler, yapraklar serpiştirilmişti. Düğün pastası vardı. Müziksiz olmazdı. Koramirallerden biri gitar çaldı. Baba-kız yanak yanağa dans etti. Sayılı dakikalar akıp gitti, ayrılık vakti geldi. Komutanlar yine koridor oluşturdu, gelin damat gözyaşlarıyla uğurlanırken, hep bir ağızdan “oğlan bizim, kız bizim” tezahüratı yapıyorlardı. Tam kapıdan çıkarlarken, Tuğçe durdu, geri döndü. “Gelin çiçeğimi atmayı unuttum, bu çiçeği hepinizin özgürlüğü için atmak istiyorum” dedi. Kimse bunu beklemiyordu, adeta ıslık çalmış gibi sessizlik oldu. Hasdal Cezaevinin az önceki şen şakrak bahçesinde çıt çıkmıyordu. Tuğçe arkasını döndü, çiçeğini omzunun üstünden fırlattı. Bir tuğamiral kaptı. Ve, kaptığı gibi tekrar Tuğçe’ye uzattı, “özgürlük çiçeği demir parmaklıklar arkasında kalmasın, lütfen evinde bizim için kurut, sakla, biz özgür kalınca gelip senin evinde görelim” dedi. Tarih boyunca utançla hatırlanacak olan dönemin… Asla unutulmayacak düğünü, böyle sona erdi. Ve Tuğçe, kahrından kanser olan babasını toprağa verdi Ramazan mübarek gün, beddua etmeyelim ama… Bu yapılanlar, bunu yapanların yanına kalırsa, zaten bu canlı cenaze ülke için dua etmeye de, beddua etmeye de gerek kalmamış demektir.
Lütfen bekleyin...
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
06/07/2015 at 11:38 AM
SYRiZA 14 irili ufaklı sol ve komünist partisinin birleşmesi ile 2004 yılında YUNANİSSTAN RADİKAL SOL CEPHESİ adı ile kuruldu.2007 de partinin başına Alexis ÇİPRAS getirildi. % 18 e yakın oy aldı. 2009 da oy oranı % 4.5 e kadar düştü. 2012 de komünist partisi ve pasoktan ayrılan üniter hareketin de desteği ile girdiği seçimlerden ikinci büyük parti olarak çıktı ve 71 sandalye kazandı. Alexis ÇİPRAS , AB. nin ; Yunanistanın yüksek borçlarına dair yapılandırmasının yunan emekçilerine yüklendiğini ve asla bu şartlarda ödemeyeceklerini parti olarak savunan duruşu sebebiyle aldığı hükümet kurma görevini kabul etmedi. Bu siyasal duruşu Yunan halkının gözünde SYRİZA yı büyüttü. Bu politika hükümetteki partileri ve koalisyonları adeta eritti. Yunanistan taahhüt ettiği borç ödemelerini halkına kabul ettiremedi. 2015 Ocak ayındaki genel seçimlerde Alexis ÇİPRAS ın SYRİZA sı % 36.6 oranında oyla 149 sandalye kazanarak birinci parti oldu. Çipras bu tavrını ve Yunan emekçi halkına verdiği sözü Başbakanlığı süresince de bozmadı. AB: yi , İMF yi ve Alacaklı ülkeleri deyim yerinde ise hamama sokup terletti. Zaten pek te yapılacak bir şey yoktu. Acilen ödenmesi gereken tolamda 150 milyar euro zaten ortada yoktu. Hatta öyle ki HAZİRAN sonunda İMF ye dahi ödenmesi gereken 1.6 milyar doları ödemeyerek temerrüde düşmeyi göze aldı. Finansal hukuk anlamında ülke iflası kabul etti. Buna rağmen ÇİPRAS direndi, Bankaları 10 gün önce kapattı. Mevduatları dondurdu. Memurlardan, çalışanlardan ve özellikle emeklilerden azaltılması, düşürülmesi gereken maaşların bu insanların emek adaletine ihanet olacağı gerekçesi ile reddetti. Yaklaşık iki aydır süren yoğun baskılara karşı son kozunu da oynayarak ülkesini borçların yeniden adil yapılandırılması ve faizlerin silinmesi şartı için bu gün referanduma götürdü. Referandumdan yapılanmanın “evet “çıkması karşılığında başta ALMANYA; İSPANYA; FRANSA olmak üzere yeni bir borç kredisi verileceği ve bununla vadesi gelen eski borcu ödemesinin sağlanacağı taahhüdüne rağmen o halkından, asla bu esareti kabul etmemelerini isteyerek sonuna kadar direneceğiz “ diyerek “ HAYIR “oyu istedi. Şu an itibariyle de sandıktan çıkan sonuç % 60 civarı “HAYIR “oldu. Aslında Yunanistan artık resmi olarak iflas etmiş bir ülke. Yapılacak yeni yardım ve yapılandırmalar ise sadece vadesi gelen eski borçlarını kapatmak için kullanılacak. Ne var ki tüm borçların ödenmesi süreci tam 70 yıl sürecek. Yani 2 jenerasyon borç ödeyerek sefil bir hayat sürecek. Yunan halkı buna rağmen asla ipotekli bir yaşama boyun eğmeyeceklerini de bu seçimle göstermiş oldular. Öyle ki Başbakan ÇiPRAS a “ TÜRKİYE DE emekli ücretleri ortalama 300 avro ve o halk hala bu denli düşük ücret veren bir siyasi partiyi destekliyor. Siz 1300 avro alan Yunan emeklisinin bu maaşının kesilmesine şiddetle karşı çıkıyorsunuz . neden ? “sorusuna “ TÜRKİYE halkı kendisine öyle bir yaşamı ve lideri reva görebilir; ama benim halkım insanca yaşamak için bizlere inanıyor ve güveniyor. Onları asla hak etmedikleri bir emeklilik hayatına mahkum edemem.” Orası çocuklarımıza gururla anlattığımız palikarya memleketi. Ezeli kötü ve alçak bir milletin ülkesi. Türk ün en büyük düşmanı. Üstelik te kafir. Bizde adaleti, hakkı, zulme isyanı, mertliği ve yiğitliği kanımıza işlemiş bir milletiz. Mazluma dokunmayız. Asla haram yemeyiz. İnsanların emeğini ve alın terini soymayız. Sadece Bilalciğe, Rezzapçığa, bakan çocuklarına veririz. Onlar ki velinimettir. Bizler kendimizden bilriz ki cebimizde 300 avro, aç ve sefil yığınla emekli bilo ile sarayların dış kapısına layık bir milletiz. Yunanlı alçak, biz asil bir milletiz. Aradaki fark ne derseniz ? Oradakiler solcu, komünist, radikal, yeşilci, çevreci bir iktidar. Bizdeki de bir eli müslüman ile iman avında, bir eli kapitalist ve sermayedar aşında, trilyonluk ihaleler peşinde, mili manevi ve muhafazakar bir aileyi saadet iktidar. Çipras ne anlar … Fark bu…. Saygımla. Adnan FUAT ÖZDEMİR
Lütfen bekleyin...
M.F.AKALP M.F.AKALP
05/07/2015 at 9:07 PM
Hepimizi derinden üzen sebep olanlara duyarsız kalanlara lanet ettiğimiz SÜLEYMANİYE'de askerimizin başına çuval geçirilmesi olayın hakkında zamanın Gnkur.İsth.Bşk. Em.Korgeneral İ.Hakkı PEKİN'in detay gereken açıklamalarını bilgilerinize sunuyorum. Kamuoyu, 4 Temmuz 2003'te Irak Süleymaniye'de yaşanan olayı yalnızca "askerlerimizin başında çuval geçirilmesi" olarak biliyor. Ancak 11 Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayında kamuyuna yansımayanlar da en az bilinenler kadar vahim. Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Amerika'lıların Türk askerlerinin başına çuval geçirmesi olayında bilinmeyenleri ilk kez Ulusal Kanal canlı yayınında açıkladı. Pekin, özel kuvvetler karargahındaki gizli bilgilerin Amerika'lılar tarafından ele geçirildiğini söyledi. Pekin'in açıklamalarına göre, Amerika'lılar özel kuvvetlerin Süleymaniye karargahına baskın yaptığında, kasadaki kozmik bilgiler imha edilemedi. İmha edilemeyen evraklarda gayri nizami harp planları vardı. Türk Ordusu, Irak'taki Türkmenlerin olası bir işgal durumunda nasıl örgütleneceğini, liderlerin bilgilerini o kasada tutuyordu. Ancak bilgiler Amerikalıların eline geçti. Sonrası ise tam bir utanç tablosu... [URL=http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ismail-hakki-pekin-cuval-olayinin-ayrintilarini-acikladi-h59779.html]http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/ismail-hakki-pekin-cuval-olayinin-ayrintilarini-acikladi-h59779.html[/URL]
Lütfen bekleyin...
shaman shaman
05/07/2015 at 6:15 PM
Teori Dergisinin Ocak 2012 tarihli " Profesyonel Ordu ve Zorunlu Askerlik " konulu dijital sürümü , Meraklısına https://yadi.sk/i/mYcgnRNHhfvNw
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
05/07/2015 at 12:10 PM
HATIRLAMAK YARARLI OLUR. •Beş duyu (görme, duyma, koklama, tatma, dokunma) ile alınan duyular mikrovolt ölçüsünde elektrik sinyallerine dönüştürülerek, iletim kablosu gibi görev yapan sinirler aracılığıyla beyindeki ilgili merkezlere iletilir. •Bu özellik nedeninden grafi cihazları; bir organın çalışmasını, iletilen sinyallerin durumundan belirleyebiliyor. •İnsan hareket ederken, üstündeki yünlü, ipekli, naylon karışımlı giysilerin etkisiyle vücudunda biriken statik elektrik, organlar arasında iletilen sinyali bozar ve organlarda çalışma bozukluğu oluşur. •Duş ve abdest alınca, yalınayak toprakta gezinince, denize girince ya da toprağa yatınca; statik elektrik toprağa geçer, vücuttaki elektrik yükü (sıfır) seviyeye indiğinden organlar arasındaki iletim normale döner. Su, vücut ile toprak arasındaki iletimi kolaylaştırır. •Elektrik enerjisine temas edince; yanmanın yanı sıra, elektrik akışı, iletimi sağlayan sinirlere de zarar verir, iletim durur, organlar çalışamaz duruma gelir. •Elektrik enerjisinin hızı; saniyede 300.000 Km.dir. Işık ve elektrik enerjisi hızları eşittir. Bu hız, Dünya çevresini bir saniye içinde yaklaşık 7.5 kez dönmek demektir. •İnsan beyni, öğretilen ve doğrulanıp saklanan bilgileri kullanarak vücudu yönetir. Üstümüze düşecek bir cisimden korunmak için kaçarız, sağlam bir yerde saklanırız veya gücümüz yetecekse tutmaya çalışırız. Kızgın bir sobadan elimizi kaçırırız, üstümüze düşüp zarar verecek bir şeyi tutmaya çalışırız. Uygulanması gereken eylemin doğruluğu; beyindeki arşiv bilgisiyle karşılaştırılarak, harekete dönüştürülür. Benzer kararlar hep ışık hızı ile oluşturulur. •Trafik kazası yaşamak, yüksek bir yerden düşmek, silah sesi duymak gibi benzer algılar; sık yaşanan normal olaylar olmadığından, bu gibi olgular için önceden edinilmiş, saklanmış bilgi yoktur. Bu durumlarda yapılacak eylem için bir karar verilemeyeceğinden beyin iletişimi kesilir. Bu nedenden çoğu kişi kazanın gerçekleştiği an için “ hiçbir şey hatırlamıyorum” demektedir. •Fotoğraf makinesi, kamera ve televizyon gibi görüntü alan, aktaran aletlerin gözün yapısıyla, mikrofon ve hoparlör gibi sesi alan, ses aktaran, ses veren cihazların, kulak ile büyük benzerlikleri vardır. •İnsan, 20 ilâ 20.000 hertz frekans aralığındaki sesleri duyabilmektedir. >> Tarafımdan derlenmiş, ilişkilendirilmiş, oluşturulmuştur. Pozitif bilim dayanaklıdır. Alıntı değildir.
Lütfen bekleyin...
Mehmet KARTAL Mehmet KARTAL
04/07/2015 at 10:09 PM
Devlet Devlet,çoğunluğun yararını temsil eden bir teşkilat değil,hukuk düzenleyen,adalet sağlayan ahlaki bir varlıktır. Siyasi birliğin bozulması devleti yok eder. Birey devletin temelidir. Toplumun,önemi ve kıymeti tek tek bireylerin değeri ile anlaşılır. Toplumsal gelişme,bireysel gelişmeyle olur. Bireyleri gelişmemiş bir toplum medeniyet ortaya koyamaz. Doğru bir rejimde tesis edemez. Devletin amacı,insanlara hükmetmek,onları korkutmak, baskı altında tutmak,onları başkalarının arzularına tabi kılmak değildir. Devlet hayatının esası egemen güçtür. Yasama ve yargı devletin kalbi, yürütme (hükümet) bütün uzuvları hareket ettiren BEYİNDİR. Beyin felce uğrayabilir,insan yine de yaşar ama KALP durunca canlı varlık ölür.Hayattan atılır. Ne çok zenginlere,müsade edilmeli ne de dilenecek dereceye gelmiş yoksullara. Her iki durum meydana geliş bakımından birbirine bağlıdır. Ve her ikisi de aynı derecede kamunun zararınadır. Birinden baskı yönetimlerini teşvik edenler çıkar,öbüründen baskı yönetimini kuranların kendisi. Halkın özgürlüğünün ticareti bu iki gurup arasında yapılır. Biri özgürlüğü satar,öbürü ise satın alır. Hiç bir yurttaş ne başkasını satın alabilecek kadar zengin olmalı ne de kendisini satabilecek kadar yoksul. Bu hal eninde sonunda ekonomik ve sosyal patlamayla son bulur. Yani devletin erimesiyle yüze yüze kalınır. Ticaret ve ekonomik faaliyetlerin serbestliği bahane edilerek milli servet soyuluyorsa eğitilmemiş insanlar her şeye alkış tutar hale gelmişse,hür insanların uyanma vakti gelmiş de geçiyor demektir. Eşitsizlik de bir çeşit adaletsizlik olduğu için her zaman hoşnutsuzluk nedenidir. Aşırı yolsuzluk demokrasinin yozlaşmasına yol açar. Hak arayıp hesap sorulmayan ülkelerde demokrasi sadece fantazidir. ALINTI...
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
04/07/2015 at 9:35 AM
BURALI MISIN, ORALI MISIN? •Bir komşumun kızı öğretmen olarak “buradan” “oralara” atandı. “Buranın” araba plâkasını taşıyan arabasının daha ilk günlerden lâstikleri patlatılmaya, boyası çizilmeye, hasarlar verilmeye başlanınca; “oranın” plâkasını almak zorunda kaldı. •“Oralarda” bir yerde uzun yıllar öğretmen olarak görev yapan bir büyüğüme, “oranın” insanlarından birisi; (bakalım senin yeni aldığın buzdolabı bana, ya da benim (keleş) sana mı kalacak) diyerek merakını dile getirmiş. Birkaç gün sonra (keleşine davranamadan) kanlısı tarafından vurulmuş. •“Oralarda” görev yapan bir meslektaşımız, özellikle kendilerine kiralık ev verilmediğini, fahiş fiyatlara rağmen uzun zaman ev aradığını anlatmıştı. •Dedeleri “oralardan” “buralara” göçmüş bir minik; ulusal çocuk bayramında elindeki milli bayrağı, “bu bizim bayrağımız değil” deyip, yere atmış. •“Oralarda” kısa bir zaman bulunan bir tanıdığım; esnafın sebze ve meyve gibi yiyeceği “buralardan” gelenlere daha pahallı fiyata sattığını söylemişti. •“Buralarda” inşaat işleri yapan “oralı” birisi inşaat sahibine; (Bu eve iyi bak. Bir gün gelecek bu ev benim olacak” demiş. •“Burada” doğmuş birisi, memleketi sorulduğunda; hiç gitmediği görmediği, babasının genç yaşta terk ettiği “oradaki” yerin adını söylüyordu. •“Oralardan” yabancı diyarlara kaçak giren birisi; “inancımı yaşayamıyorum, siyasal baskı var, geri gönderirseniz, beni öldürürler” der ve sığınmacı olur. Pis işlerinde yakalandığında “buralı” dır. Pisliği “buraya”, mağdurluğu “el diyarına” kalır…”El” pişmandır ama bir yerine kına yakma zamanıdır. •Birçok çocuklu birisi “oralardan” “buralara” göçmüş, sıkıntılı yaşantısına destek için; “devlet işi istiyorum, devlet bize baksın” diyordu. > > Gerçekte; devlet Ben’im, devlet Sen’sin. > > Ben, kime yük’üm?
Lütfen bekleyin...
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
03/07/2015 at 9:16 AM
BU GÜN AÇIKLANAN VERİLER İLE HAZİRAN AYINDA TÜFE; PLANLANDIĞI GİBİ 0.60 CİVARI DÜŞTÜ. BAĞ KUR VE SSK EMEKLİLERİNE DE SEYYANEN YAPILANLAR DA DAHİL OLMAK ÜZERE % 4.76 ZAM YAPILDI. ZAMLI MAAŞLARI TEMMUZDA ÖDENECEK. AYNI ORAN NE YAZIK Kİ MEMUR VE EMEKLİLERİNİ KAPSAMADI. TÜFEDEKİ SÖZDE DÜŞÜŞLE YILLIK ENFLASYON % 7.6 YA GERİLEDİĞİNDEN MEMUR VE EMEKLİLERİNE DE TEMMUZ AYI İTİBARİYLE YAPILACAK ZAM ORANI % 1.3OLDU. BU DA AYLIK ORTALAMA 15 TL YE TEKABÜL EDİYOR. BU VERİLER DİE (DEVLET İSTATİSTİK ENİSTÜSÜ) NİN .PEKİ KURUM KİMİN ? İKTİDARIN YANİ BAŞBAKANA BAĞLI OLARAK HÜKÜMETİN. PAZARA, MARKETE , GİYİM VE GIDAYA BAKTIĞIMIZ ZAMAN BU YALANCI VERİLERİN NE DENLİ DÜZMECE OLDUĞU ZATEN ORTADA. 13 YILDIR KANDIRILAN BİR HALK YIĞINI İLE ÜLKE İNSANININ; AÇLIK SINIRININ 1135 TL., ASGARİ ÜCRETİN İSE DAHA 3 GÜN ÖNCE 1000 TL OLDUĞU BİR EKONOMİK SİSTEMDE TEFE TÜFE YALANLARI VE BU ORANLARDAKİ ADALETSİZ ARTIŞLARLA KANDIRILMASI ASLA AFFEDİLEMEZ. İŞLENEN ASLINDA ANAYASAL EŞİTLİĞE DAİR AĞIR BİR SUÇ TUR. KAMU ÇALIŞANINA % 1.3 MÜTEAHHİTE VEYA PATRONA, ÖZEL YATIRMCIYA % 40 ÜSTELİK TE SÖZÜM ONA İŞSSİZLİK TE BU AY 0.4 PUAN DÜŞMÜŞ. DEVLET ÖYLE DİYOR. DAHA YENİ, ÜNİVERSİTELERDEN TAM 400 BİN ÖĞRENCİ MEZUN OLMUŞKEN, KAPATILAN DERSANELERDEN TAM 60 BİN ÖĞRETMEN AÇIKTA KALMIŞKEN. BU ÜLKEDE HERKES BİLİYOR Kİ TAM ZAMANLI ÇALIŞMA STATÜSÜNDE BU GÜN KADIN VE ERKEK İŞSİZLİK ORANI % 26 DIR. ÇÜNKÜ 9 MİLYON EMEKLİ DE İŞ ARAMAKTA VE İŞSSİZDİR. NE GARİPTİR Kİ; MİLLETÇE HEP BİRLİKTE YUNANİSTANA AH VAH EDEREK DÜŞTÜĞÜ ACIKLI HALİ KONUŞURKEN, VE HATTA YARDIM EDELİM DE KURTARALIM CİNSİ ÇÖZÜMLERİ DAHİ SUNARKEN, ACIDIĞIMIZ BU ÜLKENİN EMEKLİLERİNİN ORTALAMA AYLIĞININ 3500 TL ( 1150 AVRO) OLMASINI DA HİÇ Mİ HİÇ KAFAMIZA TAKMAYIZ. MEMURLARIN VE EN ÇOK TA ÇALIŞTIĞI ZAMANIN NEREDE İSE % 40I KADAR EMEKLİ AYLIĞI ALAN EMEKLİLERİN YILLARDIR BAĞLI OLDUKLARI SENDİKALARINCA VE DERNEKLERİNCE NASIL KULLANILDIKLARI, NASIL SÖMÜRÜLDÜKLERİ, BURALARDAKİ YÖNETİCİLERİNDE NASIL BİR GEÇİM VE RANT KAPISINA SIRT DAYADIKLARINI DA YİNE HİÇ Mİ HİÇ SORGULAMAYIZ. ÜSTELİK TE KENDİ DERNEĞİMİZ VEYA SENDİKAMIZDA BİLE. BAŞIMIZDAKİ BU AHMETLERİ PARLATIP , AYAKLARININ ALTINA PASPAS OLUP DURURUZ. MÜBAREK RAMAZANDA AÇ KARNINA ORUCA YATIP, ÖBÜR DÜNYAYI MESKEN TUTUP, ELİMİZDE ARAPÇA KURAN İLE KAPI KAPI HATİM GÜNLERİ YAPIP SANKİ BİZLERDEN DAHA SEFİLİ VARMIŞÇASINA “ALLAHA BİNLERCE KEZ ŞÜKREDİP” ÖDÜL ALAN RIZA ZARRABLARI, ACUNUN ADACIĞINDAKİ SURVİVER DA ELENEN İŞ ADAMININ ŞIMARIK OĞLUNU GURURLA, ŞEVKLE SEYRETMEKTEN BİR HAL OLURUZ. HELE Kİ DANA DÖŞÜNE YATIRILMIŞ SOSLU RAMAZAN YEMEKLERİNİN YAPILDIĞI, PASTIRMALARIN AĞIZLARA SOKULUP ÇIKARILDIĞI, PADİŞAH SOFRALARI DÜZÜLÜP TE “ÇOK ŞÜKÜR SAYIN SEYİRCİLERİMİZ BU GÜN KÜ MARDİN İFTAR SOFRAMIZI DA KURABİLDİK HADİ SİZE AFİYET OLSUN “ DİYEN GURME KADINLARIN YAĞDAN ŞİŞMİŞ BEDENLERİNİ GÖRMEKTEN DE ACAİP BİR HAZ ALIRIZ. NE DİYELİM? “BÖYLE BAŞA BÖYLE ŞİMŞİR TARAK “ AVANAKÇA , APTALCA BAKINARAK. HAYIRLI İFTARLAR. BOL BOL PADİŞAHLAR, ŞAHLAR, SULTANLAR. BOL ACILI RAMAZANLAR. SAYGIMLA. ADNAN FUAT ÖZDEMİR. 03.07.2015
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
03/07/2015 at 6:06 AM
BİZ, BİZE KIZARSAK; •Biri, diğerini dışlar, •Biri, kendini dışlar, •Birileri diğerini dışlar, •Dernek üyeliğinden çıkar, •Dernek üyeliğinden atılır, •Mesleğini unutur, •Kendini unutur, •Geçmişini ret eder, •Bir yere yanaşır, •Webine küser, •Weblerden medet umar, •Çok bir şeyler yaptığını düşünür, •Biri, birine “ölmüş mü?” diye sorar.
Lütfen bekleyin...
Mehmet KARTAL Mehmet KARTAL
02/07/2015 at 4:50 PM
DEVLET İDEAL devlet,ensaygıdeğer devlettir. Çünkü kanunun fark gözetmeden herkese eşit biçimde uygulanmasını,kişilere,ayrıcalık veya istisna tanımamasını amaçlar. Böylece bir devlette,ANAYASA doğa kanunlarıyla uyumlu olmalıdır. İnsanları eşit kılarken doğa düzeninin uygulanması gerekir. Bir kişiye diğerlerinden daha fazla zenginlik,mevkii ve itibar verilmesini kabul etmez. İDEAL bir devlette herkes ayrıcalıklar ve imtiyazlar olmadan iyilik,onur ve yasalhaklar konusunda en üst mutluluk seviyesinde yaşar. Bu düzende tiranlık,zulüm,baskı korkusu soygun yoktur. Herkes için doğal özgürlük ve eşit adalet vardır. Sosyal ilişkilerde herkes dengelidir. Böylece doğanın insanlara bahşettiğimutluluk baştan aşağı sağlanıyormuş veya korunuyormuş gibi görünmektedir. Böyle bir devlethem hayal hem de umuttur. Demokrasiyle ve iyi işletilmesi şartıyla ancak yasaların herkesin efendisi olması ve de bireysel hak ve özgürlüklerin serbest biçimde uygulanması sağlanabilir. Devlet olmadan ne isminiz,ne simgeniz,nede söz hakkınız nede milletlerarasında bir kardeş olarak yer almaya hakkınız vardır. Bir devletiniz yoksa güvenebileceğiniz ,başvurabileceğiniz bir anlaşma da yotur. Devlet bir kümelenmedeğildir.Ortaklıktır. Devlet sadece bir toprak parçası değildir.Ama toprak devletin temelini oluşturur. Ülke,bu temel üzerine yükselen bir fikirdir.Sevgi duygusudur. O toprakların çocuklarını bir arada tutan dostluk bağıdır.
Lütfen bekleyin...
Özkan AÇAR Özkan AÇAR
02/07/2015 at 9:44 AM
TEMAD KARŞIYAKA ŞÜBESİNİN RESMİ AÇIKLAMASIDIR, TEMAD CAMİAMIZIN SAYIN MENSUPLARINA TÜRKİYE EMEKLİ ASSUBAYLAR DERNEĞİ (TEMAD) İZMİR İL BAŞKANLIĞI KARŞIYAKA ŞÜBESİNİN 4 MAYIS 2014 TARİHİNDE YAPILAN GENEL KURULUNUN İPTALİ İÇİN DERNEĞİMİZ ALEYHİNE AÇILAN DAVA ANKARA 10, ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ TARAFINDAN ŞÜBE LEHİNE RED EDİLMİŞTİR.EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜRLER. SAYIN ÜYELERİMİZE VE TÜM TEMAD MENSUPİARIMIZA SAYGI İLE DUYURULUR ÖZKAN AÇAR İZMİR İL BAŞKANLIĞI. KARŞIYAKA ŞB.Sİ BAŞ.YRD, VE SÖZCÜSÜ. ŞÜBE YORUMU, DAVA AŞAĞIDAKİ NEDENLERDEN AÇILMIŞ İDİ. 1) DİVAN BAŞKANININ BİR BAŞKA ŞÜBEDEN OLAMIYACAĞI. 2) TAKSİTLENDİRME YAPILAMIYACAĞI. 3)VE DİVANA VERİLEN SEÇİM İŞLEYİŞ SIRASINA BİR MADDENİN SONRADAN EKLENMESİ, UZUN UZUN İZAHA VE MÜTEALALARA GEREK YOKTUR BU ÜÇ MADDENİN UYGUN OLDUĞU TESPT EDİLEREK USULSÜZLÜK GÖRÜLMEMİŞTİR. KEŞKE BU İZAHIMIZ BAŞTAN DOĞRU ANLAŞABİLSEYDİ VE TEMAD ADI BOŞUNA VE HAKSIZ OLARAK DİLLENDİRİLMESE İDİ.(ÖZKAN AÇAR)
Lütfen bekleyin...
SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ YÖNETİMİ SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ YÖNETİMİ
01/07/2015 at 8:31 PM
TBMM BAŞKANINI SEÇTİ Saygıdeğer Meslektaşlarımız Bugün yapılan seçimler sonucu TBMM Başkanlığına MSB olarak tanıdığımız Sivas milletvekili Sn.İsmet YILMAZ seçilmiştir, hayırlı olmasını diliyoruz. Google'ye İsmet Yılmaz yazarsanız biyografisi ile ilgili bir çok bilgiye ulaşırsınız ama bizim için Sn.Yılmaz'ın önemi sözünde durmayan bir bakan olmasıdır. MSB iken soru önergelerine verdiği yanıtlardaki sözlerinin hiçbirini gerçekleştirmemiş bazılarının ise daha mürekkebi kurumadan kendisini ve açıklamasını yok sayan uygulamalara sessiz kalmıştır. TEMAD Gn.Mrk. yönetiminin teşkilatlarına ve üyelerine danışmadan uygulanması zor bir karar olan ÖLÜM ORUCU eyleminde ise "Mesaj alınmıştır eylemi sonlandırın" açıklaması da Mahalli seçimler sırasında partililerin assubayların oylarını gözeterek kerhen yaptığı bir açıklamadır. Sn.Yılmaz en azından assubay kamuoyu vicdanında bu şekilde değerlendirilecektir. Dileriz meclis başkanlığı sırasında demokrasinin gereğini yapma erdemini gösterir. Saygılarımızla.
Lütfen bekleyin...
Murathan SİPAHİOĞLU Murathan SİPAHİOĞLU
01/07/2015 at 4:54 PM
KÜSTAHLIK VE KENDİNİ BİLMEZLİK Milletin meclisinde, milletin 1/7’den daha azını temsil eden bir kısım seçilmişler; küstahlık ve saygısızlıkta sınırları zorlamakta ısrar ediyor. Gelecek günlerin, bazı sıkıntılara gebe olduğu bu günlerden açıkça belli… Seçim günlerinde elindeki bayrakla bu ülkenin 6/7 sına saygısızlık yapanların, azınlığına rağmen var sayılmaya hakları yok.! Tarih boyunca millet olamayanların, aşiret olmaktan öteye gidemeyenlerin, şehit canlarıyla, gazi kanlarıyla var edilen bu topraklardan parça koparıp, devlet kurmasına asla fırsat verilmeyecek.! Bu böyle biline… Bu devlet, bu ülke; kazı-kazan kuponlarından var edilmedi. Bilmeyenlere öğretilecek, unutanlara hatırlatılacak.
Lütfen bekleyin...
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
01/07/2015 at 2:09 PM
İSTANBUL GATA EŞİM SABAH SAAT 05.30 DA EVDEN ÇIKTI. 2 ARAÇ DEĞİŞTİRİP SAAT 06.45 TE İSTANBUL GATA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNİN DİŞ POLİKİLİNİĞİNE ULAŞTI. AYNI ANDA AVRUPA YAKASINDAN ÇOK UZAK BİR NOKTADAN BÜYÜK ÇEKMECEDEN DE BAŞKA BİR EMEKLİ EŞİ BAYAN SAAT TAM 05.00 DA YOLA ÇIKTI. VAPUR DAHİL TAM 3 VASITA İLE AYNI HASTANEYE O DA SAAT .0.7.15 TE VARDI. GATANIN ÇOĞU SERVİSİNDE OLDUĞU GİBİ DİŞ SERVİSİNDE DE RANDEVU SİSTEMİ YOKTU. ÇÜNKÜ ASKERİ HASTANELERİN MUAYENE VE TEDAVİDE SINIFSAL STATÜ ÖNCELİĞİ VARDIR. DÜNYADA VE YAŞANABİLİR TÜM GALAKSİLERDE ASLA OLMADIĞI VE OLAMAYACAĞI GİBİ, SADECE BU ÜLKEDEKİ ASKERİ HASTANELERDE ÖNCE A VE B POLİKİLİNİKLERİ DİYE BİR AYIRIM VARDI Kİ GENERAL SINIFI PAŞALAR İLE ÜST SUBAYLAR BİR BÖLÜMDE, ALT SUBAYLAR İLE ASSUBAYLAR, ERBAŞ VE ERLER İLE AİLELELERİ DE DİĞER BÖLÜMDE MUAYENE VE TEDAVİ OLABİLİRLER. İKİNCİ BÖLÜMDE MUAYENE OLABİLENLER DE İSE; MUVAZZAF SUBAYLARIN VE ONLARIN AİLELERİNİN, SONRA ASKERLERİN, SONRA DA EMEKLİ SUBAY AİLELERİNİN SIRASI BİTMEDEN ASSUBAY EMEKLİSİ VE AİLELERİNE SIRA GELMESİ OLANAKSIZDIR. HELE Kİ %5 İLA 10 ARASI KONTENJAN TANINAN SİVİLLERİN SABAHIN 0.3 00 GİBİ SAATİNDE DE GELSELER DOKTORUN KARŞISINA ÇIKABİLECEKLERİ EN ERKEN SAAT ÖĞLEDEN SONRASI DIR. BU YÜZDEN BENİM EŞİM DE KARŞIDAN BÜYÜK. ÇEKMECEDEN SABAHIN KÖR KARANLIĞINDA YOLA ÇIKAN EMEKLİ EŞİ İÇİNDE DURUM PEK FARK ETMEZ.SADECE BEŞİNCİ STATÜDEKİ BU EMEKLİ GURUBUNUN KENDİLERİ İÇİNDEKİ ZAMANLAYAPILAN ERKEN YOLA ÇIKMA YARIŞIDIR YAPILAN. DİŞ POLİKLİNİĞİNDE İLK HASTALAR SABAH 0.5.30 SULARINDA BİRİKMEYE BAŞLARLAR. SAAT 0.8.00 OLDUĞUNDA KALABALIK MAHŞERİ DİR. NEREDE İSE TAM 3 GÜNLÜK HASTA BİRİK MİŞTİR. ÜSTELİK HER BİRİSİNİN EN ERKEN YARIM SAATTE İŞİNİN BİTEBİLECEĞİ BİR BÖLÜMDE. ORADAKİ TALİMAT PANOSUNA AKŞAM GÖREVLİSİNCE BİR KÖTÜ KAĞIT TAKILIR. KAĞITTA SUBAY, MUVAZZAF, ASSUBAY, ERBAŞ-ER, EMEKLİ DİYE AYRILAN YERLERE GELEN HASTALAR KENDİ BÖLÜMÜNÜ BULUP TÜKENMEZ KALEM İLE İSİMLERİNİ YAZARLAR. BENİM DE BAŞIMA GELDİĞİ ÜZERE ÇOĞU HASTA BU PANOYU HASTANE TALİMAT PANOSU OLARAK ALGILAYIP GÖRDÜĞÜ İÇİN İLK GELENLER KENDİ ARALARINDA BOŞ BİR KAĞIDA SIRA İLE AYIRIMSIZ İLK GELENDEN BAŞLAYARAK İSİMLERİNİ YAZARLAR VE POLİKLİNİĞİN KAPISINA BANTLA VEYA İĞNE İLE İLİŞTİRİP ADALETLİ BİR SIRA YAPARAK HUŞU VE HEYECANLA ERKEN GELMENİN REHAVETİNİ YAŞAYARAK KESTİRİRLER. NE VAR Kİ SAAT 0.8.30 OLUP TA KOMUTAN EDASI İLE HAŞMETLİ GÖREVLİ GELİNCE KAPIDAKİ LİSTEYİ BİR ÇIRPIDA YIRTAR, DİREKT O PANOYA GİDİPELİNE ALIRVE İSİMLERİ OKUMAYA BAŞLAR., TECRÜBELİLERİN VE İŞİ BİLENLERİN İSİMLERİNİ YAZDIĞI PANODAKİ ŞANSLILARA SIRA NUMARALI KAĞIT VERİR. . ÖYLE Kİ ÇOĞU EMEKLİ OLAN ONCA İNSAN HEM KAPIYA AYRI BİR LİSTE TAKTIĞINDAN , HEM DE PANODAKİ AYRILAN STATÜ BÖLÜMLERİNE İSMİNİ YANLIŞ YERE YAZDIĞINDAN, I HER SABAH O UZUN KORİDORDA GENELKURMAY BAŞKANIN DEFALARCA SİNKAF EDEN, SÜLALESİNİ SAYDIRTAN, TSK YA EN AĞIR HAKARET VE ÖFKEYE KADAR VARDIRAN İNANILMAZ BİR KAVGA İLE İTİŞ KAKIŞ VE KARGAŞA YAŞANIR. BU İNANILMAZ DERECEDEKİ ÇİRKİNLİK, VAHŞİLİK VE KEPAZELİK İSTANBUL GATA DA HER SABAH TEKRARLANIR. TEMİZLİK İŞİNDE GÖREVLİ OLAN O KAYIT GÖREVLİSİ DE HER SABAH SAAT 0.8.30 DA GELİP SAAT 10. 00 DA ÇEKİP GİDER. BU SABAH TA EŞİM İLE BÜYÜK ÇEKMECEDEN GELEN O BAYAN AYNI REZALETE MARUZ KALDILAR. KENDİLERİNE EN SON İKİ SIRA SAAT 0. 8. 30 DA GÖREVLİ TARAFINDAN VERİLDİ. SONRA O GÖREVLİ KASILARAK CAMLI KAYIT BÖLÜMÜNE GİRDİ. ELEKTRONİK NUMARATÖR KAYIT İÇİN ÇALIŞMAYA BAŞLADI. SAAT 0.9.30 DA KAYIT SIRASI EŞİME GELDİĞİNDE GÖREVLİ SORDU. “BAYAN HANGİ BÖLÜM” ? “DOLGU YAPTIRACAĞIM “ “O PANODA YAZIYOR OLMASI LAZIM OKUMADINIZ MI ? DOLGU DOKTORUMUZ YILLIK İZİNE AYRILDI. DOLGU YAPAMIYORUZ. BAŞKA BİR ZAMAN BİR DAHA GELİN” EŞİMİN O ANKİ NEFRETİNİ YAZMAYACAĞIM. HAYKIRMASINI DA, MERDİVENLERDE TAA BÜYÜK ÇEKMECEDEN SABAHIN KARANLIĞINDA AYNI DOLGU DOKTORUNA GELİP TE GERİYE DÖNMEKTE OLAN DİĞER BAYANLA KARŞILAŞMASINI DA. YAŞANAN NEFRET VE ÖFKE DİYALOGLARINI DA. HER KORİDORA LAF OLSUN DİYE KONULAN ŞİKAYET KUTULARINI DA. NASIL SA ÇÖPE GİDEN KAĞITLARI DA. ÜSTELİK TAM 25 YIL ÖMRÜ GÜNEYDOĞULARDA, TERÖR DAĞLARINDA, İLLERİNDE, İLÇELERİNDE GEÇMİŞ, HER HAFTA BİR ŞEHİDİN EŞİNİ TESELLİ EDİP BABA OCAĞINA AĞLAYARAK UĞURLAMIŞ BU EMEKLİLERİN VE EŞLERİN DÜŞÜRÜLDÜKLERİ BU UTANILASI MUAMELEYİ DE; YAZMAYA DA , ANLATMAYA DA GEREK GÖRMÜYORUM. İZİNDE BİR DOLGU DOKTORU, BEKLEYEN YÜZLERCE VEFAKAR VE CEFAKAR İNSAN İLE EŞİ, ÇALIŞMAYAN BİR POLİKLİNİK , ADALETSİZ VE İNSANLIK DIŞI BİRMUAYENE VE TEDAVİ KAYIT SIRA SİSTEMİ. HEMEN BİTİŞİĞİNDEKİ CAMLI BÖLMENİN ARDINDA LÜKS PASTANE SALONU TARZI DÖŞENMİŞ OTURMA GURUPLARINDA TELEVİZYON SEYREDEREK , GÖREVLİ ASKERİN “SIRA SİZDE BUYURUN EFENDİM “ DİYEREK REFAKATLE DOKTORLARIN ODASINA GİDEN SON DERCE ŞIK GİYİMLİ, SÜSLÜ VE GÖSTERİŞLİ İNSANLAR. ADETA İKİ AYRI ÜLKE İKİ AYRI ORDU MANZARASINDA BİR SİMETRİK GÖRÜNTÜYE DAİR TAM BİR PARADOKS. MUSTAFA KEMALİN, SEVDASI, AŞKI, CANI VE CANANI ORDUSUNUN 2015 TE Kİ ACIKLI HALİ. “YILDIRIMLAR YARADAN BİR IRKIN AHVADIYIZ “ DİYEN HANİ. BURASI GATA BAŞINDA BİR MUHTEŞEM GENERAL, ULU AĞAÇLARIN VE HARİKA BİR ÇİÇEK İLE YEŞİLİN SARDIĞI MUHTEŞEM BİR DOĞA İLE , ALTIN BOYNUZUN EN TEPESİNDE MÜTHİŞ BİR ORTAM. ALTINDA SİYAH LÜKS MAKAM ARACI, MASADA KAHVESİ VE KAPUCCİNOSU. EMRİNDE İSE , İZİNE AYRILMIŞ TAM BİR TANE DOLGU DOKTORU. 4 SAAT YOL YAPIP GELEN , EN SONA İTELENEN SAYGIDEĞERSİZ EMEKLİLER İLE EŞLERİ. DİĞERLERİ GİBİ BURASININ DA ADI İSTANBUL GATA. NERELERDESİN EY BÜYÜK ATA. ? SAYGIMLA. ADNAN FUAT ÖZDEMİR
Lütfen bekleyin...
Atilla Abaylı Atilla Abaylı
29/06/2015 at 5:02 PM
TEKZİP... [URL=http://www.askerhaklari.info/haberler/item/33-tekzip]http://www.askerhaklari.info/haberler/item/33-tekzip[/URL]
Lütfen bekleyin...
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
28/06/2015 at 10:28 AM
AH BE ZAMAN ZAMANIN TRENİNDE, İNİLECEK NE BİR DURAK, ÖDENECEK NE BİR ÜCRET, NE DE BİZLERİ KARŞILAYACAK SEVDİKLERİMİZ HİÇ OLMAYACAK. O TREN Kİ HIZINI HİÇ AZALTMADAN RAYLARI YUTARCASINA GİDİŞİNDE, BEDENİMİZDEN VE RUHUMUZDAN KÜÇÜK PARÇALARI VE BİR RÜZGAR HAFİFLİĞİNDE HAYALLERİMİZİ VE ANILARIMIZI DA ALARAK YOLUNA DEVAM EDECEK. TA Kİ DURDUĞU YERDE HAYAT TOZLARIMIZIN HEPSİNİ TABİATA SAVURUNCAYA VE ÇIĞLIKLARIMIZIN HEPTEN SUSACAĞI O *** DEK. NEDEN Kİ ? İNSAN DENEN MUAMMA, SON DURAĞA DOĞRU HIZLA YAKLAŞIRKEN; CANINI ACITAN VE YAŞAMDAN SOĞUTUP IŞIĞINI AZALTAN HER SANİYEYE HER YAŞANMIŞ VE BİTMİŞ ZAMANA İNATLA, HIRSLA DAHA FAZLA “HOŞGELDİN “ DER. BEYHUDE ZAMANDAN DAHA NE İSTER? KALAN ASUDE YAŞAM O KADAR ÇOK MU Kİ? KAÇ TANE SICAK YAZLARIMIZ VAR Kİ? KAÇ YILDIZLI GECE, KAÇ AŞK ŞARKISI ? NE KADAR MUHABBET, NE KADAR HÜZÜN.? NE KADAR SEVGİ.? VE YANIMIZDA OLAN KAÇ KİŞİ.? GELECEK OLAN MİSAFİR GENÇLİK Mİ Kİ ? YOKSA YAŞANMAMIŞLIK MI ? UMUT ADINDA GELİP YÜZÜMÜZE ÇARPAN, SIRTIMIZDAN SOĞUK TER OLARAK ÇIKIP YERE DÖKÜLÜNCE DE KADER OLUVEREN HANİ. SAYGIMLA.
Lütfen bekleyin...
Mehmet KARTAL Mehmet KARTAL
28/06/2015 at 9:47 AM
TEMAD BAŞKANLARI STK'ları görünüşte içinden çıkılmaz durumlara çözüm bulabilir. İnsanın inandığının aksine,karşısına daha büyük,daha üstün bir güç çıkamaz. TEMAD BAŞKANLARI,kurumlarına öncülük eden eylem adamlarıyla birlikte ya gelişir,ya büyürler,ya da hastalanıp pasifleşirler. TEMAD başkanlarının önce bir düşüncesi olur.Bu düşünceyi insanlara iletir ve ortak bir amaç haline gelmesini sağlarlar. İnsanları bir hedefe doğru yönlendirip güçlerini birleştirerek onları harekete geçirir. TEMAD başkanlarının ilettiği düşünce ve fikir ne içi boş bir hayal ne de bir ütopyadır. Gücünü inanmaktan alan, granitten farksızdır. DENGELER,bozulduğunda küçük dereler ırmağa dönüşmeye başladığında,herkesin gözü BİR TEMAD BAŞKANI ARAMAYA BAŞLAR. Eğer TEMAD BAŞKANLARI yoksa mücadele de yoktur ve tüm gayretler sonuçsuz kalacaktır. TEMAD başkanının sağlam bir muhakemesi ve ince bir ZEKASI olmalıdır. Yalın bilgi ve gerçekler tek başına insanlar için yeteri kadar kuvvetli bir itici güç değildir. Bilgi ve irade, bilmek ile yapabilmek arasında daima büyük bir fark vardır. İnsanı daima,duyguları,sebati, kararlılığı,metanet ve hareket gücü olarak tanımlayabileceğimiz mizacı ve aklın birleşmesi EYLEME geçirir. TEMAD başkanlarının,etkili olamaması,tahmin gücünün noksanlığından,düş kurulamamasından kaynaklanır. Bu durumun en belirgin şekli, MEVCUT YAPININ korunması biçiminde ortaya çıkar. Bu ise teşkilatı ve GÜCÜ işe yaramaz hale getirir. Makama seçilmekle,yetki kullanmakla,Temad'dan üye atmakla,başkan olunmaz. Bana göre bağımsız kişiliktir, vasatlığa katlanmaz.Her STK'ların bünyesinde iz bırakmış başkanlar vardır. Herkesi peşinden sürükleme etkisi onun doğal bir YETENEĞİDİR. Mesele ne olursa olsun,orta yolun hiç bir işe yaramadığına inanır. Düşler fikri güçlendirir ve derinleştirerek sağlamlaştırır. Maddi kuvvetler,bir yere kadardır ve tahta bir saptan başka bir şey değildir. Esas kuvvet,ruhun gücü ve gıdası olan bir fikri ateşlemek, duygularla daha da coşturmak ve güçlendirmektir.
Lütfen bekleyin...