Emekli astsubaylar rahatsız!
Emekli astsubayların uğramış olduğu haksızlıkları protesto amaçlı olarak TEMAD genel başkanının TBMM Dikmen kapısında yapmış olduğu bu basın açıklamasının zamanlaması çok yanlıştır. Bilinçli olarak her zaman gündemin yoğun olduğu ve önemsenmeyecek dikkat çekmeyecek zamanlarda bu tür basın açıklaması yapması. Genel başkanın Başbakandan hesap sorar gibi açıklama yapması yıllardır haksızlığa uğramış 100 binlerce emekli astsubayları temsil etme yeteneğini kaybetmiştir. Yapılan basın açıklamasının içeriği tamamen boş. Torba yasasından bahsediyor fakat torba yasası görüşülürken neden bu eylemi yapamadığını açıklayamıyor. Basiretsiz toplum yönetme becerisi olmayan vasıfsız bir başkan olarak tarihte yerini alacaktır. Hiç bir zaman toplum mühendisi olamamıştır. En kısa sürede istifa edeceğini beklemekteyim.
http://gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=6124
BİR SES KAYDI ÜZERİNE
Kur.Alb.A.Ç olduğu iddia edilen kişi:Anlatacağım şimdi.Silahlı Kuvvetler üzerinde oynanan çok iğrenç bir oyun var.O.Ş.duydunmu?
Astsb O olduğu iddia edilen kişi:Duymadım
Kur.Alb.A.Ç.olduğu iddia edilen kişi:Duymadın.İbn....,okumuyorsunuzki.
Şimdiii Albay.Usluptaki seviyesizliği ve tahakküm ederek Mobbing uygulama amacını bir kenara koyalım.
Biz her şeyin farkındayız.Mantık olarak,maddi manevi bütün gücümüzle yanınızda olmayı da gönülden istiyoruz.Ancak insani yönümüz var be albay.
Duygusal yönümüz buna izn vermiyor.Nedenmi?Genkur belgelefrine bile yansıdığı gibi Türk Silahlı Kuvvetler'inde GAYRİ-MEMNUN bir zümre oluşturdunuz.Silah Arkadaşlığını,uyguladığınız politikalarla içi bomboş bir kavram haline dönüştürdünüz.Siz acaba bunun farkındamısınız?Bu politikalar sayesinde TSK'leri BBG evine döndü.Herşey bir şekilde basına yansır oldu.Gerçekten siz bu bölünmeyi görmüyormusunuz?
Okumaya gelince...Her yıl en az yaınız sayısında kitap okumaya gayret ederim.Şu anda elimde okuduğum EFLATUN'un DEVLET isimli eseri.O eserde Eflatun hocası Sokrates'in ağzından ne diyor bliyormusunuz.biliyormusunuz?M.Ö.427-M.Ö 347 yılları arasında,yani 2357 yıldan daha önce söylüyor bunları.Ne demiş şimdi bir bakalım."ADALET EGEMENLERİN ÇIKARINA OLAN DÜZENLEMEDİR.ÖYLEKİ O DÖNEMİN EGEMENLERİ,KENDİ YANLIŞ ve YALANLARININ KABUL GÖRMESİ ve REDDEDİLMEMESİ İÇİN,TANRILARA BİLE YALAN SÖYLETİRLERMİŞ".imdi ben soruyorum.Bu günkü içinde bulunmak zorunda bırakıldığımız durum bundan farklı mı?Gerçekten Kurumumuza destek vermek istiyoruz.Ama önce bu konularda lütfen birileri bizi aydınlatsın.
http://www.gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id= 6110
Ses kaydını dinledim. Kur.Alb. A.Ç.'ın ikna yöntemi aldığı aile terbiyesini ortaya koymuştur ve aldığı eğitim ile ağzından çıkan sözleri bağdaştıramıyorum. Yazıklar olsun. Değerli Komutanlarımız yetiştirdiğiniz subaylar ile gurur duyun. Şahsen o astsubayın yerine ben olsaydım yumruğu suratının ortasına geçirirdim, nasıl olsa elinde ses kaydı var ve ağır tahrik söz konusu. Askeri ceza kanununa göre astından dayak yemek suç teşkil etmektedir. Astsb. arkadaşımız bu adamı bir güzel dövmeliydi, astın dayak yediği için ve general olamayacağı için albay olayı sineye çekerdi.
:upset
8 yıldır tek başarısı olmayan yönetim asb.ların sesi olan sitenin üyelerini muhalif ilan etme talihsizliğini göstermiştir, mitingle beraber eylemler olsun diyenleri ihraç etmiş söz verdiği eylemleri yapamamıştır.
100.000 emekli 22.000 üyeyi (başkan 52.000 diyor)temsil eden dernek 50 kişi ile basın açıklaması yapıyorsa bu istifa sebebidir hala neden direnirler, istenmiyen yerde kalmaya direnler için menfaatimi var diye düşünülür,beni esas üzen şubelerin sessiz kalışlarıdır vicdanları cesaretleri yokmu yapılan birtek iyileştirme varmı....
"...KURMAY ALBAYIM BU GÜNE KADAR SİZDE BİR DOSTLUK GÖRMEDİK SÜREKLİ BİZE KÖSTEK OLDUNUZ"
Albay-malbay... Kim olursan ol be adam!.. Bu nasıl bir uslup ve hitap şeklidir?.. Bu asla kabul edilir bir zillet olamaz. Yazık, çok yazık... "Üst" diye dövermişte... Ortak bir platform olmasa, öyle ağır ifadeler sarf edeceğim ki, şiddeditini ve derecesini kestirmek ne mümkün olsun!..
Balyoz ve Ergenekon sanıklarına destek için yardım toplama gönüllülük esasına göre değil, küfür ve hakaretlerle zorla yapılıyormuş. İşte bir astsubayın küfürle ikna edilmeye çalışıldığı şok ses kaydı.
KURMAY ALBAYIM BU GÜNE KADAR SİZDE BİR DOSTLUK GÖRMEDİK SÜREKLİ BİZE KÖSTEK OLDUNUZ.
[URL=http://www.gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=6110]http://www.gun24saat.com/index.asp?gorev=haberdetay&id=6110[/URL]
TEMAD Başkanının Eylemi;
http://www.haber10.com/haber/233403/ sitesinde okudum haberi. Üzüldüm, emekli bir Assubay olarak böyle bir eylemden haberim yok. TEMAD Başkanı bu eylemi ses getirmesin diye yapmıştır. Hiç kimseye haber vermeden Emekli Assubaylara bak eylem yapıyoruz, hükümete ise ses getirmemek için ancak 100 kişi ile yapmıştır. TEMAD sitesinde eylem yapacağını açıklasa 10.000 ler toplanırdı, hükümetten de istediğini alırdı.
TAM BİR FİYASKO
TAM BİR UTANÇ..
TAM BİR İSTİFA DAVETİ..
KOSKACA BİR REZALET !
TEMAD GENEL BAŞKANINI..
MUSTAFA EROL İSTİFA ET !
YİRMİ YEDİ BİN emeklinin ikamet ettigi bir merkezde elli kişiyi bir araya getiremiyorsan bu sana ve yönetimine DEFOL GİT* İSTİFA ET anlamı taşımıyor mu ?
YAZIK DEGİL Mİ BU İNSANLARA? YAZIK DEGİL Mİ BU HALE GETİRDİGİN KOSKOCA BİR ASSUBAY SINIFINA?..
SİZDEN VE YÖNETİM KURULU ARKADAŞLARINIZDA LÜTFEN BİZLERE DAHA BU GİBİ YÜZ KIZARTICI GERCEKLERLE ÜZMEYİNİZ .
İSTİFA ONURLU BİR DURUŞTUR. ANCAK ONURLU İNSANLARDA VAR OLAN BİR ERDEMDİR !
SAYGILARIMLA ..
sevgili arkadaşlar eğer temad bizlerle aynı paralelde ÖZLÜK HAKLARIMIZIN çözümünü istiyorsa elini çabuk tutmalı seçimlere kadar bu işin peşini bırakmamalı eğer deniyorsa ki biz daha bugün basın bildirimizi yaptık daha öncede başbakanla bizzat görüştük ki o görüşmede sayın başbakanın olumlu yaklaştığını sayın milli savunma bakanı Vecdi GÖNÜLe durumu bildireyim demiş ise bunların hatırlatılması ve uygulatılması için bize göstermelik basın açıklamaları değil ağırlığını hissettireceksin meclisin kapısını aşındıracaksın bürokrasiyi işleteceksin vekillerle görüşeceksin gerekirse bizzat başbakandan randevu talep edeceksin sizler 3-5 kişiyi değil 100 binleri temsil ediyorsunuz sesin ağırlığın kadar çıkmalı fakat tekrarlıyorum bizlerle aynı parelelde özlük haklarımızın düzelmesini istıyorsanız SAYGILARIMLA
Sayın yönetici bilgi mahiyetinde de olsa benim yazımı tekrardan yayınlamayın. Çok uzun olduğundan diğer arkadaşlar kendilerinin aşağa (sayfada) kayıyor olmaları hoşlarına gimeyecektir...
OYAK çalışanından müthiş iddia!
Bir OYAK çalışanı, 'Daha az kâr dağıtmak için borsaya açık şirketler bilinçli olarak zarar ettiriliyor' şikayeti yaptı. SPK, OYAK grubunu mercek altına aldı
[URL=http://www.ankarahaber.com/haber/OYAK-calisanindan-muthis-iddia/80210]http://www.ankarahaber.com/haber/OYAK-calisanindan-muthis-iddia/80210[/URL]
Sabırlı olalım bugünkü basın açıklamasını yumurcak TV de gece yarısı bülteninde yayınlayacaklar mış..İnşallah umudum var, bu sefer herkes duyacak :p :p
ÇOK SAYGIDEĞER YÖNETİCİ...AZ ÖNCE BİLGİ MAHİYETİNDE MESAJIMI YİNELEMİŞTİM... ÇOK KÜÇÜK BİR HARF HATASINDAN DOLAYI LÜTFEN BU MESAJIMI DİKKATE ALINIZ...Saygılarımla..
Gazetenize, (Cumhuriyet) dünde bu yazımı göndermiştim. Lütfen bu yazımı tüm Cumhuriyet neferleri adına/yüzüsuyu hürmetine yayımlayınız...
DEMOKRASİNİN YÜCELİĞİNİ ÖN PLANA ÇIKARAN EN BARİZ ÖZELLİK, BİREYLERİN FİKRİNİ RAHATLIKLA DEKLERE EDE BİLMESİ HÜRRİYETİDİR... MADEM Kİ VARIM; O HALDE DÜŞÜNE BİLİRİM DE... "Goethe"nin dediği gibi.
Lütfen aşağıda ki iz düşümümü bu minvalde ele alınız... Düşünen, yalnızca düşünen eski bir askerden (jandarmadan) öte bir şey değilim...
1990 yılında "Uzman J. Okulu"undan mezun oldum. Ve talihsiz bir kazadan sonra, 1993 yılında da ( "vazife malulü" olarak "isteğimle") emekliye ayrıldım... (Kuvvetle muhtemel de şimdi Assubaydım. Belki de Subay.. Kim bilir..)
Yıllar önce askerlik mesleği sona ermiş, sivil hayata bürünmüş bir vatandaş profiliyle olan- biteni anlamaya çalıştığım vakit:
Çok ama çok yaman bir nefs mücaadelesiyle, sanki "beşer"istan olan biz insanoğlu hep payidar kalacak ve kabristana girmeyecekmiş gibi; insanların amansız bir bencillik içerisinde yuvarlanıp gittiklerini görüyorum.. Ve bu bencillik, insanoğlunun tüm kutsal değerlerini dumura uğratıp ve insanlara şeytana hizmet etmek gayesinden başka da bir şey kazandırmadığını, dünya üstünde dünya kurulalı beri kopan ve kopmakta olan fırtınalardan anlaya biliyoruz...
Mazisi Şanlı zaferlerle tezyin olan Ordumuzu diline dolayan kimi faniler...
Sanki üzerinde yaşadığımız ülke, Orta Avrupa da müteşekkil bir ülke; demokrasi, sosyal adalet ve pozitif hukuk, herkes ve her kesimce ardına kadar içselleştirilmiş, bir o kadarda insan hakk ve hürriyetine saygılı kusursuz bir toplumdan ibaretiz...
Ve ne hikmetse asker denen ucube; her fırsatta durup-durup bu güzelim ülkeyle insanlarını sırf "spor olsun" diye rahatsız etmiş, kepaze etmiş, perişan etmiş vay ki vayy abandone etmiş...
Asla müdahaleleri meşru göstermiyorum... Lakin aksininse, cennet bahçesi ve gülistan gül bahçesi olacağını savunanların; " medenileşmeyle demokrasiyi, yanısıra kusursuz bir devlet sistematiğini icad eden toz kondurulmaz çok müstesna bir ülke olan coğrafya sanki Türkiye'imiş gibi"...
Bütün yersiz atraksiyonları, geri de kalışçılığı ve daha sayamadığım ne kadar arızai durum varsa, alayına asker müsebbib olagelmişte, topunu lanetlemek ivedilikle caizmiş gibi bir algının diller üzerinde "karargah üstü" olarak tutunduğunu görüyoruz... Ve bu mantığı çimento gibi savunanları da, maateessüf, çok ta kolay ve net anlayabildiğimi söyleyemem mazur görün..
Lütfen, Türkiye'nin gelinen bu noktasında, kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün yadsınamaz katkısını göz ardı etmeyelim..
Etrafımıza bakınız lütfen.. Monarşik anlayış, tek elden yönetme sevdası sonucunun ülkeleri ve insanları getirdiği noktaya bakalım:
Seçme ve seçilmeyi, yanısıra demokrasiyi özümseyememiş ülkelerin tamamında kavga-kaos, yanısıra isyan var...
Bugün, ülkenin Kurucusu olan Atatürk'ün muassır medeniyet çizgisinde ilerlenmesi gerektiğini savunan askerle ve onlarla aynı endişeyi paylaşanlar; hiç şüphe yok ki etrafımızda kopan fırtınaların bir benzerinin bu ülkede kendi özgün dönemlerinde, kopmaması adına/için; çoğuna göre yanlış ve felaket olan müdahaleleri belki gerektiği için yapmışlardır demeyeceğim elbette... Ama, hiç kimse de; geçmişte müdahalesiz Türkiye'nin daha çağdaş ve daha sorunsuz bir ülke olabileceğini bir kalemde rahatlıkla ifade edemez-savunamaz..
((((Altını çiziyorum...
Zamanın olumsuz konjonktürel realiteleri göz ardı edilemez... Darbeye zemin oluşturan Halkın veya halkların Allah aşkına hiç mi vebali-günahı yoktur... Mübarek'in Mısır'ında "Ordu" kötü niyetli olmuş olsaydı, Mübarek'i "kurbanlık koyun" gibi kalabalığın önüne atamaz mıydı?.. Sözün özü; gelişmemiş veya henüz gelişmekte olan ülkelerde Orduların müdahili bir şekilde öyle veya böyle ola gelmiştir...
Ve sırf bunu söylüyorum diye darbeleri meşru göstermeye çalıştığımı da kimse ön göremez/görmemeli.
Bu bir saptama ve varsayımdır...
Aklı zorlamak ve düşünmektir...
Herkes kendi zeka çeperinde düşündüğünde;
ortalığa zırva mülahazalar dolar diyenler de ola bilir... Onlara da bir çift sözüm olacaktır:
Bugün,
"Yargı mekanizması"yla erk'in arasında
olan ihtilaflı varyasyonların ve ayrışmaların olduğunu görüyor ve biliyoruz... Ve ne hikmetse okumuş olan koca-koca adamlar (prefosörler) bir tarafta buluşamayıp, nedense hep tarafkir olmak durumunda kalıyorlar...
[[[ NESNEL olması gereken bir takım kavramlar bile görece/izafi
tayin edile biliyorsa, artık o ülke de
Hakk nedir, Adalet nedir sorusunun
cevabını Hakk getiree!..]]]
Demek oluyor ki "prefosörler"de "ben merkezli" ideolojik eksende yaşamlarını idame ettire biliyorlar... Güç yalnızca silahta-topta-tüfekte midir?.. Fikri güç, zihinsel güç; art niyetli olursa, zaman içerisinde ülkelerin yaşamsal parametrelerini hangi eksene çekebileceğini hangi odak ve otorite kestire bilir?..
Öyleyse çözüm nedir?
Çözüm: Devletin "nötr" olmak zorunda olduğu gerçeğidir...
Bireylerin şahsi ideolojik tasarruflarını bir başkasına dayatmasının önünde ki en belirgin engel/ unsur Devlet olmalıdır. Bireyin hür ve özgür bir şekilde yaşamasının güvencesi sigortası Devlet olmalıdır...
İnananında...
İnanmayanınında...
Veya farklı inanç grubunda olanların vs.vs...
Devlet'e ideolojiler yansıtılırsa/zerk edilirse, işte o zaman kıyametler koptu demektir. İnsanların ideolojileri ola bilir; ama Devlet'in zinhar... Laikliği bu nokta da bir ideoloji olarak gösterme gayretleri de son derece oportünist ve yanlı çabalardır.
Çabada gizli olan ise:
Kendi inanç sistematiğini yaşama monte ettirme güdüsü saklıdır. İşte bu subjektif ideolojidir... "O" inancın adını ne koyarsanız koyun...
Sayın Deniz BAYKAL'IN kulağı çınlasın; her fırsatta "... ben laik'im" derdi...(belki de sırf bu sebepten dolayı muvafık olamadı kim bilir...)
Gözden kaçırdığı şey bana göre:
Bireyler "laik" olamaz!..
Çünkü:
Laiklik bir din manifestosu ve tamimnamesi değildir ki...
Dolayısıyla somut olan insan değil; soyut olan Devlet "laik" olur...
Öyle olunca da inançlı olduklarını resm eden insanlarında, laikliğin zaruriyetini savunanlara "dinsiz" demek gibi bir lüksleri ve gerekçeleri ortadan kalkmış olacak-sayılacaktır...
Birey ölür hesap verir veya vermez. Ama Devlet payidardır...))))
Geçmişte, çağdaş, laik, sosyal hukuk devletinin başına halel gelmemesi adına duyulmuş olan kaygılarında yersiz olduğunu kimse hakk'lı gösteremez..
Gösterse bile: Bu öznel/ subjektif ve kendi ideolojik eksenine katkıdan öteye gitmeyecektir.
(En elzem devlet modeli; ilim ve bilim ışığında, dinde tarafsız (laik) sosyal adalet ve hukuk denen mekanizmanın, üstünlere değil, herkese eşit mesafede zuhur ettiğii devlet modelidir) "...Sizin özneliniz nedir çok bayıldığınız" gibisinden sualler canlanabilir zihinlerde, o cenaha mahsus cevabımdır parantez içerisinde vurgulamaya çalıştığım ifade...
Keşke, ülkemiz muazzam bir hukuk sistematiğiyle tezyin olmuş olsaydı da, dünya da ve ülkemiz de iptidai olarak değerlendire bileceğimiz zaman dilimlerinde bu asker elinin ne habis bir illet olduğuna taa o günlerde "O" sancılı dönemlerde idrak ede bilecek mekanizmayı laikiyle inşaa edebilselerdi de, yarına dönük ihya edile bilseydik geçmişimizce... Veya bu meyanda edenler olsaydı da onlara dua etseydik...
"Dogma"lardan bağımsız, özgün ilim ve bilim ışığında girmek için can attığımız Avrupa'nın Efendisi ola bilseydik..
Şimdi insanlar modern iletişim araçları ve küçülen dünyanın teknolojik nimetleri sayesinde son derece müessir bir şekilde organize ola biliyor, ve mezalim olan hiç bir şey saklı kalmıyor...
Haliyle kendilerini yönetecek olan siyasileri belkide bu sayede daha sağlıklı seçe biliyorlar..
Ne mutlu ki ülkemiz insanı olarak bizler çok şanslıyız... (şeytanın kulağına kurşun) Yanı başımızda kopan fırtınaların aynını yaşamıyor olmamız, demokrasinin laikiyle inkişaf etmiş olmasının hakk'lı gurununu yaşayarak, ıspatını da sıkıntılı ve kaotik iklimlerden belki bazı kültürel ortaklarda yakın; ammavelakin, fikriyat ve konsept olarak ayrık, kurucuları olanlarca da ülkemizin hakk'lı bir gururla vucuda getirildiğini de müşahede etmekteyiz..
VE DİYORUM Kİ KİMİ ÇEVRELERE; DÜN ÖYLE OLDU DİYE BUGÜN VE BUNDAN SONRA DA ASKER ÜZERİNE VAZİFE OLMAYAN İŞLERE BURNUNU SOKAR DİYE PARANOYA YAŞAMAKTAN VAZGEÇİLSİN ...
Adalet ve yargı kutsallarını yüceltir yetki salahiyetlerini maksimum ölçekte tayin edersiniz, ülkenin kimi değerlerine "bekçi" olmak durumunda olanları da böylelikle asli uhdelerine sevk etmiş olursunuz ki; herkeste (askerde) çok şeffaf ve hür bir ülke de yaşamaktan son derece memnuniyet duyar olur...
Kimsenin diğerini öteki görmediği, kimsenin ötekini irtifa olarak düşük kendini yüksek görmediği, sevgi ve adaletle anılan ülkesi vatandaşı olmaktan şeref duyulduğu, onure olunduğu, yarınlarımıza daha güvenle bakabildiğimiz, huzurlu, geleceğin hayalini kurmaktan gayrı hiç bir düşüncesi olmayan ülke insanı oluruz ne mutlu...
Bu ülkeyi yöneten irade...
Lütfen ast kademede ki asker kişilerin hakk taleplerini,
gıcık olduğunuz bir takım saplantılarınızdan dolayı,
görmezden gelerek...
İlgisiz kalarak...
Ağız bükerek, sefalet ücretiyle yaşamalarına seyirci kalmayınız... Bu vebal, er-geç bir şekilde sizlerin rüyalarına kabus olsun istemiyoruz...
Zira düşük emekli maaşı alan kişileri emsal göstererek hakk teslimatında/tevdiyatında bulunmamayı niyet ediniyorsanız; yukarılarda çuvalla emekli maaşı alan bir takım kesitleri de bizler örnek gösterebiliriz ki, Assubaylara (ast kademedekilere) reva görülen bu duyarsızlığın adı da ; olsa-olsa "yoksullukta eşitlik ve adalet olur" ki ancak sizi insaafa davet etmek durumu hasıl olur, kusura bakmayınız...
Sorunsuz yaşam adına kaçınılmaz olan "empati"yi keşke hep muhafazakarları anlamak yerine kullanacağımıza; biraz da libarelleri anlayabilmek için kullanabilsek!.. Aslında Başbakan'ımız kendileri de buyurdular.. (Ben her ne kadar İç Anadolu Bölgesi'nde yaşıyor olsamda) "...Ege kıyıları'nı da anlamaya çalışacağız" demişti.. Aslında bir nevi sıkıntıyı teşhis te etmiştir.. Lakin icraat ve niyette aşılması gereken duvarlar diye düşünüyor; herkese saygılarımı tevdi ediyorum...
Ceyhun KAYA/AKSARAY
(E)Uzm. Jandarma /Vazife malulü (6.derece)
Hayrettin kardeşimiz bizim hak arama eylemimizde keşke kuvvet komutanı genelkurmay başkanı yanımızda olsaydı demişler,ne kadar iyimser bir dilek hatta hayal, bizim haksızlıklarımızın kaynağı kimdir?
Haksızlığı yapanların bu haksızlığa isyan edenlerin yanında olması düşünülebilirmi?
Asb.MYO yasası çıkarken genelkurmay mahalle bekçileri bile 9/2 den göreve başlıyor benim personelim daha ağır koşullarda daha ağır sorumluluk taşıyor onlarda 9/2 olsun teklifinde bulunduğu zaman hükümetmi hayır 9/1 olacak dedi kendimizi kandırmayalım
Subay eşleri hak arıyor demokratik bir haktır saygı duyarız ama bize zamanında saygı duymayanlar bundan ders alsınlar.
Sn.Ersen Gürpınarın dediği gibi ELİNE GÜL DİKENİ BATINCA AYAĞA KALKANLAR BİZİM YILLARDIR SIRTIMIZDA HAKSIZLIK HANÇERİ İLE YAŞAMAYA ÇALIŞTIĞIMIZI ARTIK ANLAMALIDIRLAR anlarlarsa bu hem ordumuz hemde demokrasi için kazançtır