ÇOK SAYGIDEĞER YÖNETİCİ...AZ ÖNCE BİLGİ MAHİYETİNDE MESAJIMI YİNELEMİŞTİM... ÇOK KÜÇÜK BİR HARF HATASINDAN DOLAYI LÜTFEN BU MESAJIMI DİKKATE ALINIZ...Saygılarımla..
Gazetenize, (Cumhuriyet) dünde bu yazımı göndermiştim. Lütfen bu yazımı tüm Cumhuriyet neferleri adına/yüzüsuyu hürmetine yayımlayınız...
DEMOKRASİNİN YÜCELİĞİNİ ÖN PLANA ÇIKARAN EN BARİZ ÖZELLİK, BİREYLERİN FİKRİNİ RAHATLIKLA DEKLERE EDE BİLMESİ HÜRRİYETİDİR... MADEM Kİ VARIM; O HALDE DÜŞÜNE BİLİRİM DE... "Goethe"nin dediği gibi.
Lütfen aşağıda ki iz düşümümü bu minvalde ele alınız... Düşünen, yalnızca düşünen eski bir askerden (jandarmadan) öte bir şey değilim...
1990 yılında "Uzman J. Okulu"undan mezun oldum. Ve talihsiz bir kazadan sonra, 1993 yılında da ( "vazife malulü" olarak "isteğimle") emekliye ayrıldım... (Kuvvetle muhtemel de şimdi Assubaydım. Belki de Subay.. Kim bilir..)
Yıllar önce askerlik mesleği sona ermiş, sivil hayata bürünmüş bir vatandaş profiliyle olan- biteni anlamaya çalıştığım vakit:
Çok ama çok yaman bir nefs mücaadelesiyle, sanki "beşer"istan olan biz insanoğlu hep payidar kalacak ve kabristana girmeyecekmiş gibi; insanların amansız bir bencillik içerisinde yuvarlanıp gittiklerini görüyorum.. Ve bu bencillik, insanoğlunun tüm kutsal değerlerini dumura uğratıp ve insanlara şeytana hizmet etmek gayesinden başka da bir şey kazandırmadığını, dünya üstünde dünya kurulalı beri kopan ve kopmakta olan fırtınalardan anlaya biliyoruz...
Mazisi Şanlı zaferlerle tezyin olan Ordumuzu diline dolayan kimi faniler...
Sanki üzerinde yaşadığımız ülke, Orta Avrupa da müteşekkil bir ülke; demokrasi, sosyal adalet ve pozitif hukuk, herkes ve her kesimce ardına kadar içselleştirilmiş, bir o kadarda insan hakk ve hürriyetine saygılı kusursuz bir toplumdan ibaretiz...
Ve ne hikmetse asker denen ucube; her fırsatta durup-durup bu güzelim ülkeyle insanlarını sırf "spor olsun" diye rahatsız etmiş, kepaze etmiş, perişan etmiş vay ki vayy abandone etmiş...
Asla müdahaleleri meşru göstermiyorum... Lakin aksininse, cennet bahçesi ve gülistan gül bahçesi olacağını savunanların; " medenileşmeyle demokrasiyi, yanısıra kusursuz bir devlet sistematiğini icad eden toz kondurulmaz çok müstesna bir ülke olan coğrafya sanki Türkiye'imiş gibi"...
Bütün yersiz atraksiyonları, geri de kalışçılığı ve daha sayamadığım ne kadar arızai durum varsa, alayına asker müsebbib olagelmişte, topunu lanetlemek ivedilikle caizmiş gibi bir algının diller üzerinde "karargah üstü" olarak tutunduğunu görüyoruz... Ve bu mantığı çimento gibi savunanları da, maateessüf, çok ta kolay ve net anlayabildiğimi söyleyemem mazur görün..
Lütfen, Türkiye'nin gelinen bu noktasında, kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün yadsınamaz katkısını göz ardı etmeyelim..
Etrafımıza bakınız lütfen.. Monarşik anlayış, tek elden yönetme sevdası sonucunun ülkeleri ve insanları getirdiği noktaya bakalım:
Seçme ve seçilmeyi, yanısıra demokrasiyi özümseyememiş ülkelerin tamamında kavga-kaos, yanısıra isyan var...
Bugün, ülkenin Kurucusu olan Atatürk'ün muassır medeniyet çizgisinde ilerlenmesi gerektiğini savunan askerle ve onlarla aynı endişeyi paylaşanlar; hiç şüphe yok ki etrafımızda kopan fırtınaların bir benzerinin bu ülkede kendi özgün dönemlerinde, kopmaması adına/için; çoğuna göre yanlış ve felaket olan müdahaleleri belki gerektiği için yapmışlardır demeyeceğim elbette... Ama, hiç kimse de; geçmişte müdahalesiz Türkiye'nin daha çağdaş ve daha sorunsuz bir ülke olabileceğini bir kalemde rahatlıkla ifade edemez-savunamaz..
((((Altını çiziyorum...
Zamanın olumsuz konjonktürel realiteleri göz ardı edilemez... Darbeye zemin oluşturan Halkın veya halkların Allah aşkına hiç mi vebali-günahı yoktur... Mübarek'in Mısır'ında "Ordu" kötü niyetli olmuş olsaydı, Mübarek'i "kurbanlık koyun" gibi kalabalığın önüne atamaz mıydı?.. Sözün özü; gelişmemiş veya henüz gelişmekte olan ülkelerde Orduların müdahili bir şekilde öyle veya böyle ola gelmiştir...
Ve sırf bunu söylüyorum diye darbeleri meşru göstermeye çalıştığımı da kimse ön göremez/görmemeli.
Bu bir saptama ve varsayımdır...
Aklı zorlamak ve düşünmektir...
Herkes kendi zeka çeperinde düşündüğünde;
ortalığa zırva mülahazalar dolar diyenler de ola bilir... Onlara da bir çift sözüm olacaktır:
Bugün,
"Yargı mekanizması"yla erk'in arasında
olan ihtilaflı varyasyonların ve ayrışmaların olduğunu görüyor ve biliyoruz... Ve ne hikmetse okumuş olan koca-koca adamlar (prefosörler) bir tarafta buluşamayıp, nedense hep tarafkir olmak durumunda kalıyorlar...
[[[ NESNEL olması gereken bir takım kavramlar bile görece/izafi
tayin edile biliyorsa, artık o ülke de
Hakk nedir, Adalet nedir sorusunun
cevabını Hakk getiree!..]]]
Demek oluyor ki "prefosörler"de "ben merkezli" ideolojik eksende yaşamlarını idame ettire biliyorlar... Güç yalnızca silahta-topta-tüfekte midir?.. Fikri güç, zihinsel güç; art niyetli olursa, zaman içerisinde ülkelerin yaşamsal parametrelerini hangi eksene çekebileceğini hangi odak ve otorite kestire bilir?..
Öyleyse çözüm nedir?
Çözüm: Devletin "nötr" olmak zorunda olduğu gerçeğidir...
Bireylerin şahsi ideolojik tasarruflarını bir başkasına dayatmasının önünde ki en belirgin engel/ unsur Devlet olmalıdır. Bireyin hür ve özgür bir şekilde yaşamasının güvencesi sigortası Devlet olmalıdır...
İnananında...
İnanmayanınında...
Veya farklı inanç grubunda olanların vs.vs...
Devlet'e ideolojiler yansıtılırsa/zerk edilirse, işte o zaman kıyametler koptu demektir. İnsanların ideolojileri ola bilir; ama Devlet'in zinhar... Laikliği bu nokta da bir ideoloji olarak gösterme gayretleri de son derece oportünist ve yanlı çabalardır.
Çabada gizli olan ise:
Kendi inanç sistematiğini yaşama monte ettirme güdüsü saklıdır. İşte bu subjektif ideolojidir... "O" inancın adını ne koyarsanız koyun...
Sayın Deniz BAYKAL'IN kulağı çınlasın; her fırsatta "... ben laik'im" derdi...(belki de sırf bu sebepten dolayı muvafık olamadı kim bilir...)
Gözden kaçırdığı şey bana göre:
Bireyler "laik" olamaz!..
Çünkü:
Laiklik bir din manifestosu ve tamimnamesi değildir ki...
Dolayısıyla somut olan insan değil; soyut olan Devlet "laik" olur...
Öyle olunca da inançlı olduklarını resm eden insanlarında, laikliğin zaruriyetini savunanlara "dinsiz" demek gibi bir lüksleri ve gerekçeleri ortadan kalkmış olacak-sayılacaktır...
Birey ölür hesap verir veya vermez. Ama Devlet payidardır...))))
Geçmişte, çağdaş, laik, sosyal hukuk devletinin başına halel gelmemesi adına duyulmuş olan kaygılarında yersiz olduğunu kimse hakk'lı gösteremez..
Gösterse bile: Bu öznel/ subjektif ve kendi ideolojik eksenine katkıdan öteye gitmeyecektir.
(En elzem devlet modeli; ilim ve bilim ışığında, dinde tarafsız (laik) sosyal adalet ve hukuk denen mekanizmanın, üstünlere değil, herkese eşit mesafede zuhur ettiğii devlet modelidir) "...Sizin özneliniz nedir çok bayıldığınız" gibisinden sualler canlanabilir zihinlerde, o cenaha mahsus cevabımdır parantez içerisinde vurgulamaya çalıştığım ifade...
Keşke, ülkemiz muazzam bir hukuk sistematiğiyle tezyin olmuş olsaydı da, dünya da ve ülkemiz de iptidai olarak değerlendire bileceğimiz zaman dilimlerinde bu asker elinin ne habis bir illet olduğuna taa o günlerde "O" sancılı dönemlerde idrak ede bilecek mekanizmayı laikiyle inşaa edebilselerdi de, yarına dönük ihya edile bilseydik geçmişimizce... Veya bu meyanda edenler olsaydı da onlara dua etseydik...
"Dogma"lardan bağımsız, özgün ilim ve bilim ışığında girmek için can attığımız Avrupa'nın Efendisi ola bilseydik..
Şimdi insanlar modern iletişim araçları ve küçülen dünyanın teknolojik nimetleri sayesinde son derece müessir bir şekilde organize ola biliyor, ve mezalim olan hiç bir şey saklı kalmıyor...
Haliyle kendilerini yönetecek olan siyasileri belkide bu sayede daha sağlıklı seçe biliyorlar..
Ne mutlu ki ülkemiz insanı olarak bizler çok şanslıyız... (şeytanın kulağına kurşun) Yanı başımızda kopan fırtınaların aynını yaşamıyor olmamız, demokrasinin laikiyle inkişaf etmiş olmasının hakk'lı gurununu yaşayarak, ıspatını da sıkıntılı ve kaotik iklimlerden belki bazı kültürel ortaklarda yakın; ammavelakin, fikriyat ve konsept olarak ayrık, kurucuları olanlarca da ülkemizin hakk'lı bir gururla vucuda getirildiğini de müşahede etmekteyiz..
VE DİYORUM Kİ KİMİ ÇEVRELERE; DÜN ÖYLE OLDU DİYE BUGÜN VE BUNDAN SONRA DA ASKER ÜZERİNE VAZİFE OLMAYAN İŞLERE BURNUNU SOKAR DİYE PARANOYA YAŞAMAKTAN VAZGEÇİLSİN ...
Adalet ve yargı kutsallarını yüceltir yetki salahiyetlerini maksimum ölçekte tayin edersiniz, ülkenin kimi değerlerine "bekçi" olmak durumunda olanları da böylelikle asli uhdelerine sevk etmiş olursunuz ki; herkeste (askerde) çok şeffaf ve hür bir ülke de yaşamaktan son derece memnuniyet duyar olur...
Kimsenin diğerini öteki görmediği, kimsenin ötekini irtifa olarak düşük kendini yüksek görmediği, sevgi ve adaletle anılan ülkesi vatandaşı olmaktan şeref duyulduğu, onure olunduğu, yarınlarımıza daha güvenle bakabildiğimiz, huzurlu, geleceğin hayalini kurmaktan gayrı hiç bir düşüncesi olmayan ülke insanı oluruz ne mutlu...
Bu ülkeyi yöneten irade...
Lütfen ast kademede ki asker kişilerin hakk taleplerini,
gıcık olduğunuz bir takım saplantılarınızdan dolayı,
görmezden gelerek...
İlgisiz kalarak...
Ağız bükerek, sefalet ücretiyle yaşamalarına seyirci kalmayınız... Bu vebal, er-geç bir şekilde sizlerin rüyalarına kabus olsun istemiyoruz...
Zira düşük emekli maaşı alan kişileri emsal göstererek hakk teslimatında/tevdiyatında bulunmamayı niyet ediniyorsanız; yukarılarda çuvalla emekli maaşı alan bir takım kesitleri de bizler örnek gösterebiliriz ki, Assubaylara (ast kademedekilere) reva görülen bu duyarsızlığın adı da ; olsa-olsa "yoksullukta eşitlik ve adalet olur" ki ancak sizi insaafa davet etmek durumu hasıl olur, kusura bakmayınız...
Sorunsuz yaşam adına kaçınılmaz olan "empati"yi keşke hep muhafazakarları anlamak yerine kullanacağımıza; biraz da libarelleri anlayabilmek için kullanabilsek!.. Aslında Başbakan'ımız kendileri de buyurdular.. (Ben her ne kadar İç Anadolu Bölgesi'nde yaşıyor olsamda) "...Ege kıyıları'nı da anlamaya çalışacağız" demişti.. Aslında bir nevi sıkıntıyı teşhis te etmiştir.. Lakin icraat ve niyette aşılması gereken duvarlar diye düşünüyor; herkese saygılarımı tevdi ediyorum...
Ceyhun KAYA/AKSARAY
(E)Uzm. Jandarma /Vazife malulü (6.derece)
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts
24°C
Paz
26°C
Pts
25°C
Sal
23°C