SON ZAMANLARDA MEYDANA GELİŞEN OLAAYLARI GÖRÜNCE ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE ,AHESTE DİYESİM GELDİ.BİZ EKİM'DE YOKSULLUK,AÇLIK SINIRINDA,HAKKIMIZ OLAN HAKLARIMIZI DUYURMAK ADINA GİTTİĞİMİZ ANIT KABİRE BU SEFER BİZİM HAKLARIMZI GÖRMEK,DUYMAK İSTEMEYEN BU ŞİKAYETLERİMİZİ HİÇ KAALE ALAMAYANLAR HİÇ İSTEMEDİĞİMİZ VE TAVSİP ETMEDİĞİMİZ ŞEKİLDE VE BİZİDE ÜZECEK ŞEKİLDE ÖZGÜRLÜKLERİ ELLERİNDEN ALININCA BAŞKA DİLEKLERLE BİZİM TEMSİLCİMİZ OLAN TEMADI DAHİ DAVET ETMEDEN ANIT KABİRE GİTTİLER.İŞTE BU ANLAYANA ÇOK BÜYÜK BİR DERS OLSA GEREK,BİZ ÇOK ÜZÜLSEK TE MAALESEF ACI OLDU.SELAM VE SAYGILARIMLA.
1983 yılı idi. Jandarma Assubay Hazırlama okulunu bitirmek üzere iken Üniversite Sınavlarına girmek için Okul idaresine müracaat ettiğimizde O zamanki okul komutanı olan general bizi meydana topladı ve dedi ki " b.. başı mı olacaksınız... gizli saklı iş yapıyorsunuz... sınava girenin defterini dürerim........" gibi iltifat bombardımanına tutulduğumuz bir konuşma yaptı.
Ne tesadüftür ki, sınav zamanına denk gelen hafta sonu tüm okul ceza aldı ve hafta sonunu okulda geçirdiğimiz için Üniversite sınavlarına katılamadık. Daha sonra mesleğe başlayınca kendi nam ve hesabımıza ideallerimizi gerçekleştirip üniversiteyi bitirdik. Yani b.. başı olduk.
Bu insanlar EŞİTLİĞİN, İNSAN HAKLARININ,ADALETİN, DEMOKRASİNİN, VİCDANIN birgün kendilerine de lazım olacağını acaba düşünemiyorlar mıydı? Bu nasıl bir yetkiydiki, İki dudağını ferman yapıcı olarak kullananlar, devletin tanıdığı hak ve hukuku kendi lütuflarıymış gibi adeta bize bağışladığını düşünenler, gün gelipte çok insani ihtiyaçları için bile birilerinden ayrıcalık talep edeceklerini ön göremediler mi?
Son yapılan uygulamaların ve tutuklamaların haksızlığına beyin olarak inansam da, kalp ve vicdan olarak üzülemiyorum. Eşlerin devraldıkları VARDİYAYI mantık olarak haklı bulsam da, vicdan ve duygu olarak destekleyemiyorum.
Beni bu mantık ve vicdan arasında ayrım yapmak zorunda bırakanlar, biz sıhhiye parkında haklarımız için feryat ederken, sıcak odalarında umursamaz ve küçümser tavırlarını sürdürenlerdir.Hala "bunlardan birşey olmaz" diye dikkate almayanlardır.
Oysa ki, haksızlığa uğradığında üzülen bir bayan, hasbelkader bir subay eşi olduğu gibi bir general eşi de olabilirdi, bir öğretmen eşi de olabilirdi, bir assubay eşi de olabilirdi. Hapiste iken babası vefat eden kişi subay da assubay da bekçi de olabilirdi. Herkes aynı ölçüde insani ihtiyaçlarını karşılamalı ve bunun için birilerinin ziyareti veya iltimasına ihtiyaç duyulmamalıdır.
Sayın Genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları hassasiyet göstererek Hastal'ı ziyaret ettiler. Çünkü Hastal'da bulunan muvazzaf ve emekli personel TSK'nın evlatlarıdır ve bu ziyaret yerinde ve isabetli olmuştur. Ama Aynı Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Keşke SIHHİYE Meydanında bizim de yanımızda olsaydı, en azından bizlere destek olduğunu belirten bir mesajını gönderselerdi.Ama bu desteği göremedik. Meclis çalışmalarında ise bizlere verilecek olak maddi ve manevi hakların önünde hep bir engelle karşılaştık.
Bu sonuçlara göre kusura bakmasınlar.. "Biz bir aileyiz " sözüne inanmamı kimse beklesin. ÖZLER-ÜVEYLER. Bu ayrımın hala devam ettiğine inanıyorum. Bunu değiştirecek bir çaba veya girişim de göremiyorum.
Ama yine de hiç bir annenin veya çocuğun babalarına yapılan uygulamalar yüzünden ağlamasını ve üzülmesini istemiyorum (babalarının zamanında çok hak yediklerini bile bile). Saygılar.
Hayrettin İLİK
Değerli meslektaşlarım,
Sayın İsmail TURAN meslektaşımızın İş mahkemesinde açmış olduğu davaya,ekteki çağrısı dikkate alınarak, bilhassa Ankara da oturan meslektaşlarımızın destek vermesi bizim için önemli bir görünüm oluşturacaktır.
Saygılarımla
Bize ne TEMAD'dan ne de bir başkasından fayda yok, ben artık yeter “İŞTE ASIL YARGISIZ İNFAZ, İŞTE ASIL HAKSIZLIK” diyerek 10 MART 2011 tarihinde saat 09.00'da ANITKABİR'e sonra da haklarımızın bir kısmını da olsa bağımsız Türk mahkemesi kanalıyla almak için ANKARA adliyesi 13. İş Mahkemesindeki duruşmaya eşimle birlikte katılacağım.
Gerçekten haksızlığa uğradığını yüreğinde hisseden fedakâr ve çilekeş emekli Astsubay ve eşleriyle emekliye ayrılmak için müracaat etmiş muvazzaf Astsubay ve eşlerini de yanımda görmek istiyorum.
nullnull
Sevgili arkadaşlar bence her şey kendini ifade etmekten geçer çokta fazla detaylara gerek yok temed başkanımız başbakana veya ona ulaştırılabilecek şekilde sayın vecdi gönülün iki yıldır süregelen astsubay özlük haklarının iyileştirme çalışmaları hatırlatılıp binlerce emekli astsubayın iki yıldır oyalandığı hatırlatılırsa ben sayın başbakanın duyarsız kalacağına inanmıyorum SAYGILARIMLA
ARKADAŞLAR
22-02-2011 Cumartesi günü TBMM dikmen kapısında yapılacak olan basın açıklamasına Ankara’ da oturan tüm arkadaşların katılması bizlerin davamıza sahip çıktığımızın bir göstergesi olacaktır. Geçen yıl yapılan basın açıklamasına katılımın az olması günlerce söylenmişti, aynı duruma düşmeyelim her gelen arkadaş yanında 1 kişi getirir ise katılımın fazla olacağı kesindir. Ayrıca meclis tatile girmeden bir eylem daha yapmamız hatta akabinde oturma eylemi yapalım. Başka çaremiz kalmadı, saygılar sunarım.
Erhan KOLAĞASI
KONYA
22 Şubat 2011 Salı günü: TEMAD başkanı TBMM Dikmen kapısında yasal haklarımızın duyurulması için :
-TEMAD başkanı Dikmen kapısında açıklama yapacakmış…
-Bana göre ani bir karar,
-Bayram değil, seyran değil…
-Nereden çıktı bu ani karar…
Yoksa ilham mı geldi ?
Rüya mı gördü sayın başkan…
Hep birlikte GÖRECEĞİZ…
Sonunda DEĞERLENDİRECEĞİZ…
DEMOKRASİNİN YÜCELİĞİNİ ÖN PLANA ÇIKARAN EN BARİZ ÖZELLİK, BİREYLERİN FİKRİNİ RAHATLIKLA DEKLERE EDE BİLMESİ HÜRRİYETİDİR... MADEM Kİ VARIM; O HALDE DÜŞÜNE BİLİRİM DE... "Goethe"nin dediği gibi.
Lütfen aşağıda ki iz düşümümü bu minvalde ele alınız... Düşünen, yalnızca düşünen eski bir askerden (jandarmadan) öte bir şey değilim...
1990 yılında "Uzman J. Okulu"undan mezun oldum. Ve talihsiz bir kazadan sonra, 1993 yılında da ( "vazife malulü" olarak "isteğimle" ) emekliye ayrıldım... (Kuvvetle muhtemel de şimdi Assubaydım. Belki de Subay.. Kim bilir..)
Yıllar önce askerlik mesleği sona ermiş, sivil hayata bürünmüş bir vatandaş profiliyle olan- biteni anlamaya çalıştığım vakit:
Çok ama çok yaman bir nefs mücaadelesiyle, sanki "beşer"istan olan biz insanoğlu hep payidar kalacak ve kabristana girmeyecekmiş gibi; insanların amansız bir bencillik içerisinde yuvarlanıp gittiklerini görüyorum.. Ve bu bencillik, insanoğlunun tüm kutsal değerlerini dumura uğratıp ve insanlara şeytana hizmet etmek gayesinden başka da bir şey kazandırmadığını, dünya üstünde dünya kurulalı beri kopan ve kopmakta olan fırtınalardan anlaya biliyoruz...
Mazisi Şanlı zaferlerle tezyin olan Ordumuzu diline dolayan kimi faniler...
Sanki üzerinde yaşadığımız ülke, Orta Avrupa da müteşekkil bir ülke; demokrasi, sosyal adalet ve pozitif hukuk, herkes ve her kesimce ardına kadar içselleştirilmiş, bir o kadarda insan hakk ve hürriyetine saygılı kusursuz bir toplumdan ibaretiz...
Ve ne hikmetse asker; her fırsatta durup-durup bu güzelim ülkeyle insanlarını sırf "spor olsun" diye rahatsız etmiş, kepaze etmiş, perişan etmiş vay ki vayy abandone etmiş...
Asla müdahaleleri meşru göstermiyorum... Lakin aksininse, cennet bahçesi ve gülistan gül bahçesi olacağını savunanların; " medenileşmeyle demokrasiyi, yanısıra kusursuz bir devlet sistematiğini icad eden toz kondurulmaz çok müstesna bir ülke olan coğrafya sanki Türkiye'imiş gibi"...
Bütün yersiz atraksiyonları, geri de kalışçılığı ve daha sayamadığım ne kadar arızai durum varsa, alayına asker müsebbib olagelmişte, topunu lanetlemek ivedilikle caizmiş gibi bir algıyı diller üzerinde "karargah üstü" olarak tutunduğunu görüyoruz... Ve bu mantığı çimento gibi savunanları da, maateessüf, çok ta kolay ve net anlayabildiğimi söyleyemem mazur görün..
Lütfen, Türkiye'nin gelinen bu noktasında, kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün yadsınamaz katkısını göz ardı etmeyelim..
Etrafımıza bakınız lütfen.. Monarşik anlayış, tek elden yönetme sevdası sonucunun ülkeleri ve insanları getirdiği noktaya bakalım:
Seçme ve seçilmeyi, yanısıra demokrasiyi özümseyememiş ülkelerin tamamında kavga-kaos, yanısıra isyan var...
Bugün, ülkenin Kurucusu olan Atatürk'ün muassır medeniyet çizgisinde ilerlenmesi gerektiğini savunan askerle ve onlarla aynı endişeyi paylaşanlar; hiç şüphe yok ki etrafımızda kopan fırtınaların bir benzerinin bu ülkede kendi özgün dönemlerinde, kopmaması adına/için; çoğuna göre yanlış ve felaket olan müdahaleleri belki gerektiği için yapmışlardır demeyeceğim elbette... Ama, hiç kimse de; geçmişte müdahalesiz Türkiye'nin daha çağdaş ve daha sorunsuz bir ülke olabileceğini bir kalemde rahatlıkla ifade edemez-savunamaz..
((((Atını çiziyorum...
Zamanın olumsuz konjonktürel realiteleri göz ardı edilemez... Darbeye zemin oluşturan Halkın veya halkların Allah aşkına hiç mi vebali-günahı yoktur... Mübarek'in Mısır'ında "Ordu" kötü niyetli olmuş olsaydı, Mübarek'i "kurbanlık koyun" gibi kalabalığın önüne atamaz mıydı?.. Sözün özü; gelişmemiş veya henüz gelişmekte olan ülkelerde Orduların müdahili bir şekilde öyle veya böyle ola gelmiştir...
Ve sırf bunu söylüyorum diye darbeleri meşru göstermeye çalıştığımı da kimse ön göremez/görmemeli.
Bu bir saptama ve varsayımdır...
Aklı zorlamak ve düşünmektir...
Herkes kendi zeka çeperinde düşündüğünde;
ortalığa zırva mülahazalar dolar diyenler de ola bilir... Onlara da bir çift sözüm olacaktır:
Bugün,
"Yargı mekanizması"yla erk'in arasında
olan ihtilaflı varyasyonların ve ayrışmaların olduğunu görüyor ve biliyoruz... Ve ne hikmetse okumuş olan koca-koca adamlar (prefosörler) bir tarafta buluşamayıp, nedense hep tarafkir olmak durumunda kalıyorlar...
[[[ NESNEL olması gereken bir takım kavramlar bile görece/izafi
tayin edile biliyorsa, artık o ülke de
Hakk nedir, Adalet nedir sorusunun
cevabını Hakk getiree!..]]]
Demek oluyor ki "prefosörler"de "ben merkezli" ideolojik eksende yaşamlarını idame ettire biliyorlar... Güç yalnızca silahta-topta-tüfekte midir?.. Fikri güç, zihinsel güç; art niyetli olursa, zaman içerisinde ülkelerin yaşamsal parametrelerini hangi eksene çekebileceğini hangi odak ve otorite kestire bilir?..
Öyleyse çözüm nedir?
Çözüm: Devletin "nötr" olmak zorunda olduğu gerçeğidir...
Bireylerin şahsi ideolojik tasarruflarını bir başkasına dayatmasının önünde ki en belirgin engel/ unsur Devlet olmalıdır. Bireyin hür ve özgür bir şekilde yaşamasının güvencesi sigortası Devlet olmalıdır...
İnananında...
İnanmayanınında...
Veya farklı inanç grubunda olanların vs.vs...
Devlet'e ideolojiler yansıtılırsa/zerk edilirse, işte o zaman kıyametler koptu demektir. İnsanların ideolojileri ola bilir; ama Devlet'in zinhar... Laikliği bu nokta da bir ideoloji olarak gösterme gayretleri de son derece oportünist ve yanlı çabalardır.
Çabada gizli olan ise:
Kendi inanç sistematiğini yaşama monte ettirme güdüsü saklıdır. İşte bu subjektif ideolojidir... "O" inancın adını ne koyarsanız koyun...
Sayın Deniz BAYKAL'IN kulağı çınlasın; her fırsatta "... ben laik'im" derdi...
Gözden kaçırdığı şey bana göre:
Bireyler "laik" olamaz!..
Çünkü:
Laiklik bir din konsepti ve tamimnamesi değildir ki...
Dolayısıyla somut olan insan değil; soyut olan Devlet "laik" olur...
Öyle olunca da inançlı olduklarını resm eden insanlarında, laikliğin zaruriyetini savunanlara "dinsiz" demek gibi bir lüksleri ve gerekçeleri ortadan kalkmış olacak-sayılacaktır...
Birey ölür hesap verir veya vermez. Ama Devlet payidardır...))))
Geçmişte, çağdaş, laik, sosyal hukuk devletinin başına halel gelmemesi adına duyulmuş olan kaygılarında yersiz olduğunu kimse hakk'lı gösteremez..
Gösterse bile: Bu öznel/ subjektif ve kendi ideolojik eksenine katkıdan öteye gitmeyecektir.
(En elzem devlet modeli; ilim ve bilim ışığında, dinde tarafsız (laik) sosyal adalet ve hukuk denen mekanizmanın, üstünlere değil, herkese eşit mesafede zuhur ettiğii devlet modelidir) "...Sizin özneliniz nedir çok bayıldığınız" gibisinden sualler canlanabilir zihinlerde, o cenaha mahsus cevabımdır parantez içerisinde vurgulamaya çalıştım ifade...
Keşke, ülkemiz muazzam bir hukuk sistematiğiyle tezyin olmuş olsaydı da, dünya da ve ülkemiz de iptidai olarak değerlendire bileceğimiz zaman dilimlerinde bu asker elinin ne habis bir illet olduğuna taa o günlerde "O" sancılı dönemlerde idrak ede bilecek mekanizmayı laikiyle inşaa edebilselerdi de, yarına dönük ihya edine bilseydik geçmişimizce... Veya bu meyanda edenler olsaydı da onlara dua etseydik...
"Dogma"lardan bağımsız, özgün ilim ve bilim ışığında girmek için can attığımız Avrupa'nın Efendisi ola bilseydik..
Şimdi insanlar modern iletişim araçları ve küçülen dünyanın teknolojik nimetleri sayesinde son derece müessir bir şekilde organize ola biliyor, ve mezalim olan hiç bir şey saklı kalmıyor...
Haliyle kendilerini yönetecek olan siyasileri belkide bu sayede daha sağlıklı seçe biliyorlar..
Ne mutlu ki ülkemiz insanı olarak bizler çok şanslıyız... (şeytanın kulağına kurşun) Yanı başımızda kopan fırtınaların aynını yaşamıyor olmamız, demokrasinin laikiyle inkişaf etmiş olmasının hakk'lı gurununu yaşayarak, ıspatını da huzurlu ve kaotik iklimlerden belki bazı kültürel ortaklarda yakın; ammavelakin, fikriyat ve konsept olarak ayrık, kurucuları olanlarca da ülkemizin hakk'lı bir gururla vucuda getirildiğini de müşahede etmekteyiz..
VE DİYORUM Kİ KİMİ ÇEVRELERE; DÜN ÖYLE OLDU DİYE BUGÜN VE BUNDAN SONRA DA ASKER ÜZERİNE VAZİFE OLMAYAN İŞLERE BURNUNU SOKAR DİYE PARANOYA YAŞAMAKTAN VAZGEÇİLSİN ...
Adalet ve yargı kutsallarını yüceltir yetki salahiyetlerini maksimum ölçekte tayin edersiniz, ülkenin kimi değerlerine "bekçi" olmak durumunda olanları da böylelikle asli uhdelerine sevk etmiş olursunuz ki; herkeste (askerde) çok şeffaf ve hür bir ülke de yaşamaktan son derece memnuniyet duyar olur...
Kimsenin diğerini öteki görmediği, kimsenin ötekini irtifa olarak düşük kendini yüksek görmediği, sevgi ve adaletle anılan ülkesi vatandaşı olmaktan şeref duyulduğu, onure olunduğu, yarınlarımıza daha güvenle bakabildiğimiz, huzurlu, geleceğin hayalini kurmaktan gayrı hiç bir düşüncesi olmayan ülke insanı oluruz ne mutlu...
Bu ülkeyi yöneten irade...
Lütfen ast kademede ki asker kişilerin hakk taleplerini,
gıcık olduğunuz bir takım saplantılarınızdan dolayı,
görmezden gelerek...
İlgisiz kalarak...
Ağız bükerek, sefalet ücretiyle yaşamalarına seyirci kalmayınız... Bu vebal, er-geç bir şekilde sizlerin rüyalarına kabus olsun istemiyoruz...
Zira düşük emekli maaşı alan kişileri emsal göstererek hakk teslimatında/tevdiyatında bulunmamayı niyet ediniyorsanız; yukarılarda çuvalla emekli maaşı alan bir takım kesitleri de bizler örnek gösterebiliriz ki, Assubaylara (ast kademedekilere) reva görülen bu duyarsızlığın adı da ; olsa-olsa "yoksullukta eşitlik ve adalet olur" ki ancak sizi insaafa davet etmek durumu hasıl olur, kusura bakmayınız...
Sorunsuz yaşam adına kaçınılmaz olan "empati"yi keşke hep muhafazakarları anlamak yerine kullanacağımıza; biraz da libarelleri anlayabilmek için kullanabilsek!.. Aslında Başbakan'ımız kendileri de buyurdular.. (Ben her ne kadar İç Anadolu Bölgesi'nde yaşıyor olsamda) "...Ege kıyıları'nı da anlamaya çalışacağız" demişti.. Aslında bir nevi sıkıntıyı teşhis te etmiştir.. Lakin icraat ve niyette aşılması gereken duvarlar diye düşünüyor; herkese saygılarımı tevdi ediyorum...
Not: (Türkçe Öğretmeni değilim, şayet kimilerine göre absürd bir imla ile yazmış isem özrümü peşinen teslim etmek isterim. Elimden geldiğince ihtimamlı yazmaya gayret ettim)
Ceyhun KAYA/AKSARAY
(E)Uzm. Jandarma /Vazife malulü (6.derece)
KESER DÖNER SAP DÖNER...
Değerli Arkadaşlarım,
Verilmeyen haklarımızı aramak için yıllar önce yaptığımız eylemlere karşı çıkan, bu yüzden komutanlıklarca boş yere cezalandırılan arkadaşlarımızın çoğu hayattadır.
Acı çektik, cezalandırıldık, susturulduk.
Okumak istedik, komutanlıklarca engellendik yine cezalandırıldık.
Asla ve asla hiç kimse neyim dememeli, ne olacağım diye düşünmesi gerekir.
Assubayları bu konularda engelleyen komutanlara sormak lazım.
MUTLU MUSUNUZ?
Gün: 17 Şubat Perşembe 2011-02-17 Saat: 01.55 ULUSAL TV de konuşan Emekli General Nejat Eslen diyor ki,
Genelkurmay Başkanlığının asli görevi, TSK'de görevli olan Subaylar ve Assubaylar ile bunların emeklilerinin haklarını kollamak ve korumaktır.
Genelkurmayın görevlerini Genelkurmaya hatırlatan, ilk defa Assubayın haklarını korumanın Genelkurmay Başkanlığının görevi olduğunu dile getiren Sn. Nejat Eslen paşaya teşekkür ederim.
Emeklilerini dışlayan, kamu kurum ve kuruluşları içinde TSK hariç, başka hiçbir kurum ve kuruluş görmedim.
Bu konuda, Emniyet Teşkilatımızdaki Polis arkadaşlarımıza kurumlarınca sahip çıkılmış, maaş intibaklarının yüksekten başlaması için tüm personeline, lise mezunu olmaları için olanak tanımış, dışarıdan sınavlara girmelerini desteklemiş ve yardımcı olmuşlardır.
O tarihte görevde Emniyet Teşkilatında görevli olan Amir ve Müdürlere teşekkür etmek gerekir.
Teşkilatına sahip çıkan ile sahip çıkmayan kuruluşları daha nasıl anlatmaya çalışayım?
Emekli Generallerimiz, yavaşça Assubayları hatırlamaya başladılar.
Dilerim görevdekiler de bu sesi duyarlar.
Saygılar.
Değerli arkadaşlar;hükümetin kanun çıkarmasında artık istediği zaman genelkurmayın aksi görüşündede kanun çıkardığını görüyoruz yani hükümet isterse genelkurmaya rağmen kanun çıkaratabilir eğer biz azimli bir şekilde yürüyüş açlık eylemi vb. sonuna kadar hakkımızı birlik olarak ararsak birgün bu azmin karşısında duramayacaklar ve mutlaka haklarımızı alacağız bilirsiniz bir şeye inanmak başarmanın yarısıdır ve azmin karşısında hiçbirşey duramaz umudunu kaybeden arkadaşlarımızı umutlarını hiçbir zaman kaybetmemeye ve ellerinden geldiği kadar mücadeleye katkı sunmaya davet ediyorum iyi günler dileğiyle
Değerli Meslektaşlarımız,
Bu sitenin misyonu TEMAD'a ve mücadelemize destek vermektir.
Ne yazık ki TEMAD başarısızlıklarını gizlemek adına bu site ve üyelerini muhalif ilan etmiş ön yargılarla telkinlerle buna birçok TEMAD şubesi de katılmıştır. Oysa ödeneği,binası,sekreteri,makam odaları,aidatı olmadan bu site bizim sesimiz olmaya her platformda sesimizi duyurmaya devam etmiş ve edecektir.
Bizler her vesile ile TEMAD tüzel kişiliğine saygımızı belirttik arkadaşlarımızı üye olmaya teşvik ettik.
Bizimle paylaşılmayan aldığımız bilgilere göre TEMAD yönetimi 22 Şubat Salı günü saat 13.00'da TBMM Dikmen kapısı önünde haklarımızı hatırlatmak için basın açıklaması yapacaktır. Bu açıklamaya ANKARA'da bulunan meslektaşlarımız ve ailelerinin destek vermelerini bekliyoruz. Saygılarımızla.
ARKADAŞLAR KİMSENİN BİRŞEY VERMEYE YADA YAPMAYA NİYETİ YOK.ZORLAMAZSAK YAPACAKLARIDA YOK.ESKİ BİR ATA SÖZÜ VARDIR HERKES BİLİR, ÇOBANIN GÖNLÜ OLURSA TEKEDEN SÜT SAĞARMIŞ.BİZLER BUNU BEKLERSEK ÇOK BEKLERİZ.
Sayın Savtur'un yorumuna katılmak isterdim. Ne güzel olurdu biz Genelkurmay'ımız ile aynı safta olsak. Ama maalesef katılmıyorum. Hükümetin çıkardığı 1/4 ü kanununu iptal ettiren Genelkurmay Başkanlığıdır. Hükümet açıkça söylemektedir. Genelkurmay Başkanlığından istek gelmedikçe sizin hakkınızda en ufak bir kanun çıkarmayız diyorlar. Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı bizimle ilgili teknik çalışmalarını 2 yıldır bitiremediler. Boş verin ikisi de aynı. Çok büyük düşünmeye ve filozof olmaya gerek yok. Genelkurmay'ın ne düşündüğünü, hükümetin de ne düşündüğünü artık biliyoruz. Saygılarımla...
Nereden çıktı iktidarın gücü olmadığı görüşümüz
Bu hükümetin bazı olayları kinle takip ettiğini düşünmekteyim.
bugün itibariyla referandum sonuçları aşağı yukarı biliniyor buna istinaden
‘’Karanlık bir tünelde ilerliyoruz yakın gelecek olan haziran seçimlerindede bir ışık gözükmüyor’’
Cümlesi bir şey anlatmıyormu
Ankaradaki yürüyüş genelkurmaya mesaj içinmi yapıldı
Assubayların özlük haklarının iyileştirilmesini içeren kanun tasarısını meclise sunduğunda akepe oylarıyla red edildiğini bilmeyenmi kaldı.
Kimsenin korkmasına gerek yok etrafımda yanlış yapacak görmedim.
Mesaj panosu yazılarını eleştirmeden önce doğru anlaşılıp anlaşılmadığının önemli olduğunu dikkatinize sunarım.
[URL=http://www.memurlar.net/haber/189079/]http://www.memurlar.net/haber/189079/[/URL]
GÖZÜMÜZ YÜCE MECLİSTE ve Dr.NURETTİN AKMAN da OLACAK DAHA ÖNEMLİSİ 8 YILDIR ASSUBAY CAMİASINI OYALAYAN TEMAD GENELBAŞKANINDA OLACAK..
HAKLARIMIZIN VERİLMEMESİNİN SEBEBİNİ GENELKURMAY İSTEMİYORMUŞ DÜŞÜNCESİNE BAĞLAYAN ARKADAŞLARIMA İNANAMIYORUM GENELKURMAY İSTEMESE BİLE İKTİDARIN BU GÜCÜ OLDUĞUNA MI İNANMIYORSUNUZ ÖYLESE BU DA ÇOK KOMİK HAZİRAN YAKLAŞIYOR ARKADAŞLAR SEKİZ YILDIR BİZİ UYUTANLARLA HESAPLAŞMA GÜNÜ GELİYOR MANTIKLI OLUN OYUNA GELMEYİN ŞU ANDA ÜLKEDE YAŞANANLARA BAKIN GENELKURMAY BİZE HAK VERİLMESİNE ENGEL OLUYOR DÜŞÜNCESİNİ BİR DAHA GÖZDEN GEÇİRİN.BİLMECEYİ ÇÖZECEKSİNİZ
GENKUR BŞK ve K.K.larına kadar yansımış ve kabullenilmiş olan ASSUBAY karşıtlığının,önyargıların sebepleri ilgililer tarafından açıklanmadığı, bizler tarafından da bilinmediği sürece BU KÖR DÖĞÜŞ DAHA DA UZUN SÜRECEĞE BENZER.
Bugünlerde içine DÜŞTÜKLERİ durum nedeniyle YASALARI, HUKUKU,HAKSIZLIKLARI dile getirenlerin GEÇMİŞTE YAPTIKLARI HAKSIZLIK ve HUKUKSUZLUKLARI da düşünmeleri ve gözönüne getirmeleri gerekir.
Yapılan HAKSIZLIK VE HUKUKSUZLUKLAR için HAK ARAMA DERDİNE DÜŞEN ASSUBAY EŞLERİNİN arkalarına saklanıp saklanmadıklarını bugünü yaşayanlar değerlendirirlerse,HAK ARAMANIN geçmişte İFADE ETTİKLERİYLE bağdaşmadıklarını da GÖRÜRLER,ANLARLAR.HAK ve HUKUKUN uygunluğunu aramanın ,arayabilmenin İNSAN olmanın gereği olduğunu da inşallah öğrenir ve anlarlar.Bu düşünceyle kendilerine kolaylıklar dilerim
önceki mesaj Sistem hatasından dolayı mesaj tamamlanamamıştır. uygun görünürse iade edilmesini,tamamlandıktan sonra sisteme dahil edilmesi arzu edilir.
Teşekkür ederim.
Sayın Üyemiz
İsteğiniz üzere yarım yazınız gönderilmiştir,selam,saygı ve sevgilerimle.
Bölüm Yöneticisi
--
Dünün Yargıçları bu gün hak arıyorlar.
Türk SDilahlı Kuvvetlerinin her kademesinde en zor şartlar altında görev yapan biz astsubaylara karşı yapılan yıllarca gayri yasal uygulamalar bu acaba bazılarına bir şeyler anımsattı mı acaca?
Kendi işlerine gelmeyen her konu veya uygulama hakkında savunma dahi alınmadan çok yakışıksız cezalar verilmesini sağlayanlar ve onların aileleri bu top yekün adil yargılanma ve hak arama arayışının içinedüştüler. 70.li yıllarda hak arayan astsubaylara yapmış oldukları işkenceler ve a
BİR YORUM/ BİR ŞİİR/BİR SINIF
+4Mustafa Savaş EVRAN19-02-2011 18:00#13
Bu gün subay eşlerinin yürümesi bizim için de bir MİLATTIR.Bundan sonraki hak arama eylemlerimizde çalışan meslektaşlarımı zın eşleri de bizim yanımızda olmalıdır.Assubaylar eşlerinin etekleri altına saklanıyor diyebilecek bir Muhsin Batur daha çıkmıyacaktır ve onun lafını tekrar edecek yüzsüzlüğü hiç kimse gösteremiyecekt ir.Bunu söyleyecek birisi çıktığı taktirde,bize de Generaller bu günkü eylemle eşlerinin etekleri altına saklanmıştır deme hakkı doğacaktır.
Sayın EVRAN nın yukarıdaki yorumu o tarihlerde bu günleri yaşayan bir arkadaşınız olarak bu GÜNLERE bir başka ve BÜYÜK
bir pencereden bakabilmektir. YAŞANANLARA DAİR NE VARSA,kendi yapımızdan,kendi tutumumuzdan KAYNAKLANMAKTADIR.
TEMADIN VE BU YÖNETİMİN ARKASINDAN GİTMEK,SUSMAK İŞTE BUDUR... NAZIM HİKMET İFADE ETMİŞTİR .
Koyun gibisin kardeşim,
Gocuklu celep kaldırınca sopasını
Sürüye katılıverirsin hemen
Ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
Kabahat senin,
"demeğe de dilim varmıyor ama"
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim
nazım hikmet
İYİ HAFTA SONLARI..... ATİLLA ABAYLI*İZMİR /KARŞIYAKA