Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Açık
Ankara
24°C
Açık
Paz 26°C
Pts 25°C
Sal 23°C
Çar 21°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
6676 kayıt.
Hüseyin ÇETİN Hüseyin ÇETİN
09/04/2012 at 10:35 PM
OYAK KANDIRMACASI OYAK'a göndermiş olduğum tepki mesajı; 2012 yılı kar payının 14.2 olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. bakkal mehmet efendi bile yıllık 14.2 den daha fazla kazanıyor. Sizin hesaplarınıza inanmıyorum, Sayıştayın incelemelerinin sonucunun hakkımızda hayırlı olacağına inanıyorum. OYAK yönetiminin cevabı; Sayın Üyemiz OYAK' ın üye birikimlerine yansıtacağı 2011 yılına ait nema oranı %14.1 olarak OYAK Genel Kurulu'na sunulacaktır. OYAK iştiraklerinin yıllık karlarından vergi ve diğer yükümlülükleri düşüldükten sonra hissesi oranında Kurum’a düşen kar payı tahakkukları, hisse senedi satış karı ve bedelsiz sermaye artışlarından oluşan iştirak gelirlerinin tümü, işletilen nakit fon gelirleri ve sosyal hizmet gelirleri ile diğer gelirler toplamından oluşan tüm gelirler net haliyle üyelerin birikimlerine yansıtılmaktadır. 2011 yılının ilk dokuz ayında ortalama %5’ler seviyesinde seyreden yıllık tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) artışının, yılın son çeyreğinde yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle %5.7 oranında artarak %10.45 olduğu bir dönemde B tipi yatırım fonlarının ortalama yıllık getirisi % 4.1, bankaların mevduat faizine uyguladıkları net faiz oranı %5.8-6.0, olarak gerçekleşmiştir. Uzun vadeli ve güvenli bir mesleki emeklilik fonu olarak OYAK'ın 2011 yılında elde ettiği %14.1 nema oranı, 2011 yılının ekonomik koşullarında küçümsenmeyecek yüksek bir getiri oranı olarak değerlendirilmelidir. İlginize teşekkür eder, esenlikler dileriz.
Lütfen bekleyin...
Ümit Ümit
09/04/2012 at 9:56 AM
TEMAD yönetiminin iyi niyetinden buradaki hiçbir meslektaşımızın şüphesi yok, fakat gidilen yol yanlış. Benim ısrarla vurgulamak istediğim konu TEMAD'ın kişisel çabalarıyla sonuca ulaşamayacağıdır.Bunun nedeni de tabanıyla kopuk olmasıdır. Kendisini içe kapatarak, yapılanı yapılacağı bizlerle paylaşmayarak çözüm üretemez. Burada bu site olmasa ne oluyor ne bitiyor kimsenin haberi olmayacak. Tek yapmaları gereken buradaki yapılanı kendilerine uygulamak meslektaşlarımızı bütünleştirmektir. Zaten yapılan eylemlerdeki yetersizlik meslektaşlarımızın bölük pörçüklüğünden kaynaklanıyor. Bunu, TEMAD yönetiminin yapacak kudreti var.Selam ve saygılarımla...
Lütfen bekleyin...
f.sduranoglu f.sduranoglu
09/04/2012 at 9:31 AM
TEMAD VE YENİ KONSEPT Önceki yönetim zamanında.... Şuraya gittik dosya verdik dosya aldık.. Buraya gittik dosya verdik dosya aldık.. Yeni yönetim... Şunu ziyaret ettik,resim çektirdik.. Bunu ziyaret ettik,resim çektirdik.. Şunun gününü kutladık,bunun gününü kutladık.. :zzz
Lütfen bekleyin...
Murat Murat
09/04/2012 at 8:19 AM
DERNEK Mİ, SENDİKA MI? Derneğimiz, ilgili yasası uyarınca; “kamu yararına çalışan dernek” statüsündedir. Amaçları da geçerli yasal tüzüğünde belirtilmiştir. Yöneticileri, bu hükümlerin dışında eylem yaparsa “kamu suçu” işlemiş olurlar, sanırım. Öncelikli olarak, boyunduruklarından kurtarılıp, kendi mülkiyeti olan bir genel merkez binasında barınmalıdır. Sendika gibi çalışan bir dernek duymadım.
Lütfen bekleyin...
TEKİN GÜLMEZ TEKİN GÜLMEZ
09/04/2012 at 7:38 AM
M.H.P. milletvekili Türkoğlu ve Tüm milli savunma komisyonu üyelerine gönderdiğim yazı ektedir. Saygılarımla. Sayın Türkoğlu T.B.M.M. başkanlığına sunduğunuz 2/471 sayılı teklif biz Asb. zümresini ziyadesi ile menun etmiştir.Tasarıyı inceledimde eksik bilgilendirmeden veya arıştırmadan kaynaklandığını düşündüğüm bazı eksiklikler olduğunu gördüm.Bununla ilgili olarak daha öncede yetkili makamlara defalarca göndermiş olduğum bir metni sizede gönderiyorum.İnceliyeceğinizi umut eder bize göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadn dolayı şahsım ve meslektaşlarım adına şükranlarımı sunarım. M.S.B. Komisyon Başkanlığına, Emekli olduğumuzda maaşı yüzde elli oranında azalan sadece Emekli Astsubaylar olup, büyük çoğunluğu alt derecelerden emekli olan kişilerdir. 3 üncü dereceden emekli olan Astsubay kıdemli başçavuşun , 26 yıllık hizmet süresi karşılığı ,aldığı maaş,1100 TL dir. 926 sayılı personel kanunu ile lise mezunu ,2-3 yıllık harp okulları ve son olarak da, 4 yıl süreli harp okulu için EK-6 gösterge tablosu uygulanarak tüm subay ve emeklilerinin göreve başlangıç derecesi sekize birden yapılmıştır. Astsubaylar için lise üstü ,1 yıl tahsil yapanlar,kendi nam ve hesabına yüksek okul bitirenler, Astsubay MYO mezunları ayrı ayrı derecelerden göreve başlatılmaktadır.Bu Astsubayların aleyhine olup liseden sonra okudukları bir yıllık süre dereceye yansımamaktadır. Tüm kamu personeline kendi imkanları ile okumaları için her türlü kolaylık sağlandığı halde,Genellikle 1980 yılından öncesi ,Astsubayların kendi imkanları ile dahi olsa okumaları yasaklanmış,çok nadiri gizlice okumak için uğraş vermiş bir çoğu da kaydını sildirmek zorunda kalmıştır. 1971 -1980 yıllar, Astsubayların disiplin suçu adı altında ve mahkeme kararları ile ,kişilere mesnetsiz bir şekilde verilen,kişiye özellerin yoğun olduğu sicillerinin bozulduğu derece , rütbe kayıplarının olduğu günler olup o gün ki şartlarda itiraz etmenin ne ile sonuçlanacağının takdirini size bırakıyorum. 1970 li yıllardan sonra bir çok kategoride af çıkmasına rağmen ordunun bel kemiği olan Astsubaylar halen o günleri belleklerin den atamamakta kayıplarının telafisi yönünde atılacak adımları beklemektedirler. Bu mesleğe girerken, her türlü sağlık kontrolünden geçen Astsubaylar,görev süreleri içerisinde bir kısmı çeşitli meslek hastalıklarına yakalanarak, Adi malül olarak emekli olmak zorunda kalmışlar ekonomik olarak mağdur duruma düşmüşlerdir, mağduriyetlerinin giderilmesini, İntibaklarımızın yapılmasını, 2006 yılında tazminat alamayan,emekli devlet memurlarına verilen zammın emekli, Astsubaylara da verilmesini, Meslek yüksek okulu mezunlarının 9/2 den göreve başlatılmalarını aynı şartlarda,görev yaparken emekli olan ,subaylara verilen,T.S.K.Tazminatı, hizmet tazminatının emekli Astsubaylarda verilmesini, Astsubayların birinci derecenin dördüncü kademesine yükselebilmelerini, kısacası ön yargılar sonucu yıllardan beridir uğradıkları hak kayıplarının telafilerinin giderilmesini,demokrasinin gereği anayasanın amir hükümleri çerçevesinde,eşitlik ilkesinin uygulanmasını, arz ediyorum. sizin vereceğiniz bir müjdeli haber emeklisi ve aileleriyle,1,2milyonu bulan bu toplumun şimdiye kadar gülmemiş yüzünü güldürecektir. biz sizden haklarımız konusunda duyarlı olacağınızı umuyor, T.B.M.M . Kapanmadan teklif edilerek yasalaşması hususunu arz ediyor derin hürmet ve saygılarımı sunuyorum. 09.04.2012 Tekin GÜLMEZ Em.Asb.
Lütfen bekleyin...
İBRAHİM IŞIK İBRAHİM IŞIK
09/04/2012 at 7:16 AM
Temad yönetimini bazıları gibi acımasızca eleştirmeyi düşünmem, yönetimin iyi niyetinden ve özverisinden de eminim, lakin çalışmalarını bizimle paylaşmalı bize ihtiyaç duyduğumuz açıklamaları yapmalı bize yön göstermeli. Bu site olmasa kim ne yapacağını bilmiyor mücadelede tek yürek tek vucut olmak lazımdır, yoksa aklıma geldi namımız yürüsün o halde basın açıklaması yapalım dersen 7-8 kişi ile kendi adınızı bile duyuramazsınız, assubayların gücü sorgulanır hale gelir zarar vermiş oluruz. Temad 9/2 konusunda kesinlikle taviz vermemelidir, çalışmaları bizimle paylaşsın nasıl destek veririz açıklasın, birçok şubemiz lokal ve geziden başka bir faaliyette bulunmuyor buradaki gücümüz aktif hale gelsin, bunun çarelerini Temad bulsun, artık eylemse eylem haklarımız için ne gerekiyor yapalım biz hazırız. Temad hazır mı onu bildirsin? Saygılar sunarım.
Lütfen bekleyin...
TEKİN GÜLMEZ TEKİN GÜLMEZ
09/04/2012 at 6:51 AM
Güçbirliği Platformu'nun yazısında da belirttiği gibi9/2 başlangıc derecesi olmazsa olmazımızdır. Bence sizin önderliğinizde yine bir mail kampanyası başlatarak ilgili milletvekilini ve msb komisyon üyelerini mail yağmuruna tutmak gerekiyor. Her zamanki gibi yeni yönetim de uykuya yatmaya başladı sanırım. Bir şeyler kazanacaksak bu siteden mücadele veren arkadaşlar ve güçbirliği platformu'nun sayasinde olacktır. Ben şahsım adına ilgili milletvekili ve komisyon üyelerine mail gönderdim. Mücadelemiz sonuna kadar sürmeli, bıkmak yok yola devam.Saygılarımla. Tekin GÜLMEZ Em.Asb. ESKİŞEHİR
Lütfen bekleyin...
Ümit Ümit
08/04/2012 at 8:43 PM
TEMAD kendi içine kapanmayı tercih ettiği müddetçe bir adım yol alamayız. Nasıl 1/4'ü olmazsa olmazımız ise 9/2 de öyledir. Kaç yıldır eğer hâlâ bunun önemini kimseye anlatamadıysak söylenecek bir şey kalmıyor demektir. Burada demek ki TEMAD'ın kopukluğu sadece bizlerle değil TBMM'deki vekillerle de var demektir. Anlamadığın husus verilen tüm müjdelere rağmen ortada Hükümet'in ve Genelkurmay'ın bu hususta çalışmaları tamamlanmışken ve de yasa teklifi hazırlanmışken nereden çıkıyor bu yasa teklifleri? Böyle bir yasa hazırlanırken eğer bu mesleğin asli sahipleriyle bir mütalaa yapılmadan böyle bir teklif veriliyor ve düzeltilmesi hususunda hiçbir çaba sarf edilmiyorsa, yapılan bu hamlelere bir açıklama dahi yapılmıyorsa o zaman mücadelenin de zaten anlamı kalmamış demektir. Herhalde bizler olanı biteni uçan kuştan öğrenecek değiliz! Şimdi denecek ki varsa öneriniz sunun. Öneri çok, ama kulak ardı edildiği sürece bir adım ilerleyemeyiz. Bu işin yolu içe kapanıklıktan kurtulup, şeffaflığa bürünüp, bir an önce tabanla kucaklaşmak, herkesi bir çatı altında toplamak ve en önemlisi bir iki kişinin sırtından bu yükü alıp topluca herkesin elini taşın altına koyduğu etkili eylemlere gitmektir. Yoksa birileri vereceğiz der, diğeri çıkar bütçede imkan yok der. Tıpkı yıllardır oyalandığımız gibi al gülüm ver gülüm gider böyle. Bizler burada kendimiz çalıyor kendimiz oynuyoruz. Yasal temsilcimiz ortada yok.Bu hususları tartışacağımız yasal temsilcimizin çatısı altında bir forumumuz dahi yok. Ne yapıyor veya neler yapmakta kimsenin hiçbir bilgisi yok. Nedir bu ketumluk ?.. Yıllardır iletişimsizlik üzerine kurulu süregelen bir ambargo uygulanıyor.Bunun nedeni nedir anlam veremiyorum...Sistem aynı sistem, tek değişen kişiler. Acaba diyorum ve aklıma farklı düşünceler geliyor. Artık kimsenin değil yıl, ay bile bu kandırmacaya tahammülü yok. Yeter artık yıllarca bu şerefli mesleğin emekçilerinin onur ve gururuyla oynadıkları.Atalım artık şu üstümüzdeki yükü ve B planlarımızı yürürlüğe koyalım. Yoksa B planları ivedilikle oluşturalım. 657'nin yeniden inşa edileceği söylentilerinin dolaştığı şu günlerde 9/2 ve 1/4'ünü beklerken bir katakulliyle farklı statüler ve farklı hak gasplarıyla karşılaştırılırsak hiç şaşmam. Selam ve saygılarımla. :upset
Lütfen bekleyin...
GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU
08/04/2012 at 11:52 AM
TEMAD yönetiminin ve arkadaşlarımızın dikkatine!.. Yıllardır Asb.MYO mezunlarına uygulanan 9/1 kademenin bir tahakküm olduğunu yazdık çizdik, önemini Sn.Mustafa Erol ve ekibine anlatamadık; çünkü onların bırakın bunun önemini bizim hangi dereceden göreve başlamamız gerektiğini bile bilmiyorlardı. Görev koşulları ve sorumlulukları assubaylarla kıyaslanamayacak birçok kamu görevlisi 9/2 kademeden göreve başlıyor, bizlerin 9/1'den göreve başlatılmamız ADALETSİZLİKTİR, EŞİTSİZLİKTİR, TAHAKKÜMDÜR... Bu konuyu yeterince anlatamadığımız için şu an MS Komisyonunda bulunan MHP milletvekili Sn. H.Hüseyin TÜRKOĞLU'nun verdiği 2/471 sıra sayılı teklifte intibaklarımızın yine 9/1'den yapılması isteniyor. Sn.Vekili bu konuda bilgilendirmemize rağmen bu yanlışlığı düzeltmemiz ve tekrarını önlememiz gerekir ve her platformda 9/2 konusundaki hakkımızı ısrarla belirtmeliyiz. Aksi halde böyle bir yasa çıkarsa 30 yıldır devam eden haksızlık bir 30 yıl daha sürer. Lütfen bu konuda duyarlı olalım ve TEMAD yönetimi bu hususları özenle takip edip gereğini yapmalıdır. Esenlikler dileriz.
Lütfen bekleyin...
veysel çetiner veysel çetiner
07/04/2012 at 8:20 PM
TEMAD Genel Başkanı, Sayın Ahmet Keser'in 06 Mart 2012 tarihinde TEMAD internet sitesinde “Başkandan mesaj” başlığıyla yayınlanan bilgilendirme mesajında: Emekli astsubaylar lehine sonuçlanan hiçbir somut gelişmenin olmadığı. Açıklamalarından da anlaşılacağı gibi, yeni yönetimin de bundan önceki yönetimde olduğu gibi dosya hazırlamakla ve bu dosyaları ilgili makamlarla iletmekten ileriye gidememişlerdir. Ben acil olarak yeni seçilen TEMAD Yönetiminde, Emekli astsubayların özlük haklarından en kısa sürede iyileştirme yapılması, Türkiye Cumhuriyeti'nde eşit koşullardaki devlet memurları arasında (sivil-asker dâhil) 1.derecenin 4.kademesine yükseltilmeyen tek kamu görevlisi astsubay zümresidir. Bu ayıp en kısa sürede giderilmesi için mücadeleye devam edilmeli. 21 Mart 2006'da kabul edilen, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 TL tutarında ödeme yapılmasına rağmen, emekli astsubaylardan gasp edilen bu ödeme yapılması için, hükümete baskı artırılmalı. Sayın Genel Başkan Ahmet Keser'in dikkatini çekmek ve mücadelenin nasıl verildiğini tekrar hatırlatmak için daha önce de bu sitede yayınladığım 21 MAYIS 2000 TARİHLİ MİLLİYET GAZETESİNİN BU HABERİNİ MESAJIMIN SONUNA EKLİYORUM. Sayın Genel Başkan’dan son olarak emekli astsubayların birlik ve beraberliğini sağlayacak projeler üreterek, sosyal meydanın da nimetlerinden yararlanarak. TEMAD’a destek olmak ve emekli astsubayların sesini daha gür duyurması için kurulan ve bu yolda mücadele eden emekliassubaylar.org internet sitesine destek olmasını temenni diyorum. GÜÇLÜ VE SES GETİRMESİ İÇİN YAPILACAK MÜCADELERDE KATILIMIN YÜKSEK OLMASI ÇOK ÖNEMLİDİR. BU KATILIM NE KADAR YÜKSEK OLURSA ALINACAK SONUÇ DA O KADAR HIZLI VE ÇABUK OLUR. İŞTE SİZE İSPATI: Temsil tazminatından yararlanmak isteyen emekli subaylar Başbakanlık'ı dilekçe yağmuruna tuttu. Kamuoyunda "kıyak emeklilik" olarak bilinen yasaya bağlı olarak hazırlanan ve 26 Nisan'da yayımlanarak yürürlüğe giren "Temsil Tazminatı Verileceklere İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı" halen görevde olan albay ve yarbaylardan aldığı tepkiden sonra, binlerce emekli albay ve yarbayı da harekete geçirdi. Emekli Subaylar Derneği ve devre irtibat bürolarıyla koordineli bir biçimde Başbakanlık'a başvuran emekli albay ve yarbayların sayısının 5 bini aştığı ileri sürüldü. Temsil tazminatıyla ilgili kararda 7 bin ve üstü göstergeden makam tazminatı alanlara temsil tazminatı verilmesini yasaya aykırı bulan ve 4 bin 500 göstergeden makam tazminatı alan emekli subaylar, dilekçelerinde şunları kaydetti: "Bakanlar Kurulu 10.03.2000 gün ve 2000 / 457 sayılı kararname ile bu görevlerde bulunanlardan kimlere 'ne miktar' temsil tazminatı verileceği yönünde bir değerlendirme yapmak, bu yönde bir takdir yetkisi kullanmak durumundadır. Kendisine tanınan taktir yetkisini, kimin alması kimin almaması biçiminde kullanamaz. Yasa, makam tazminatı almayı temsil tazminatı ödenmesinin tek ve yeterli şartı olarak açıkça göstermiştir. Bakanlar Kurulu kendisine tanınmamış bir yetkiyi kullanmış olduğundan, Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nin yeniden gözden geçirilmesini, Makam Tazminatı alan yarbay ve albaylara da bir ek kararname ile Temsil Ödeneği Kararnamesi'ne dahil edilmesini istiyorum." Emekli subaylar Başbakanlık'ın yanı sıra dilekçelerini Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, TBMM Başkanlığı ile koalisyonu oluşturan siyasi partilere ayrı ayrı gönderdi. Halen görev yapan albay ve yarbaylar da geçen hafta temsil tazminatından yararlanacaklara ilişkin kararın iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne başvurdu. 21 Mayıs 2000 Pazar- KAYNAK: MİLLİYET
Lütfen bekleyin...
Murat Murat
07/04/2012 at 4:08 PM
Biz asker emeklilerini; • Kandırmak, • İnandırmak, • Razı etmek, • İkna etmek o kadar kolay ki ! Şaşılacak şey… Kendimizi koruyabilmek için karşımızdakinin önce; • “Birinci” yüzünü çözmeliyiz. Biz birinci yüzünü çözmeden; • “İkinci” yüzünü değiştirmiş oluyor. Emekliliğimiz çok zor… Neden mi? Bu güne kadar yaşadıklarımızdan belli..
Lütfen bekleyin...
zeki çetinkaya zeki çetinkaya
07/04/2012 at 7:14 AM
ADINI SİZ KOYUN Yazıma başlamadan önce uzunca bir süre düşündükten sonra,uygun bir başlık bile bulmanın kolay olmadığını anlamam, hissettiğin şeyleri kağıda dökmenin zorluğuna bir de yaşanmış gerçeklerle yüzleşmenin verdiği sancılar eklenince,bir şeyler anlatabilmenin ve yazabilmenin bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim. Aslında zor değildi anlatabilmek.Bir pencereden bir tek gözle, tek aklın ve kalbin yönettiği tek vicdanla “işine geldiği gibi” kelimeleri koşturup cümleleri peşi sıra istiflemek bir solukta isteneni,bekleneni ortaya koymak o kadar da zor değildi.Çünkü ben böyle istiyordum.Senin ne istediğinin fazla bir önemi yoktu.Zor olan ise” sen de varsın ve gerçeksin” benim isteklerimin hepsine sen de layıksın diyebilmekti. Hep kolay olanı seçtik. Kolay olanı seçmeyi marifet gibi gördük ve en önemlisi de bunu akıllılığın göstergesi gibi tescilledik. Doğru ve iyide buluşmak yerine hep yanlış ve kötüde yarışmayı tercih ettik. Aslında var olan tüm gerçekleri yok saydık. Yok saymakla hiçbir gerçeğin yok olmadığını bile bile. Sorun olarak karşımıza çıkan her ne varsa kendi iki yüzlülüğümüzün, en önemli nedeni olduğunu da kabullenemiyorduk. İki yüzlü davranmak rahatsız etmiyor da iki yüzlüsün denince kıyametleri koparıyorduk. En büyük hata galiba insanın kendisiyle yüzleşememesi. Nefsini gerçeklerle terbiye edebilme hasletini edinememiş insan doğal olarak yanlışlarla dolu bir felsefeye sarılıp kendince özgün ve doğru sandığı davranışlara yönelince, insanoğlunun en önemli ve çözmekte en zorlandığı sorun da karşımıza çıkıveriyordu. İyiyle kötünün, doğru ile yanlışın savaşı bu.Kötü ve yanlışın kazanır görünüp aslında kaybettiği,iyi ve doğrunun da kaybeder görünüp aslında kazandığı bir savaş (Rahmetli dedem çocukluğumda bana hep şöyle nasihat ederdi .”oğlum sen asla aldatan olma. zararı yok aldanan ol, bir gün mutlaka kazanırsın” çocukken anlayamazdım şimdi şimdi yaş elli olunca ancak anlayabiliyor insan). Bu bir yönetim savaşı daha kendimizi yönetmeyi beceremeden eşimizi çocuğumuzu hâttâ toplumu yönetmeyi başarmayı istiyoruz.İki yüzlülük tam da bu noktada başlıyor. Tüm insanoğlu benim değil bizim doğrularımız,bizim çıkarlarımız dediği anda bir çok sorun da daha oluşmadan bertaraf edileceğinden Gerçekte tek sorun olması gereken “DAHA NASIL İYİ İNSAN OLABİLİRİM” meselesine odaklanıp çaba sarf eden insanlık bir gün mutlaka bunu başarmalıdır. Saygılarımla.
Lütfen bekleyin...
Mithat Türetken Mithat Türetken
06/04/2012 at 6:50 PM
Sene 1961. Yer, Polatlı Topçu ve Füze Okulu. Okuldaki Öğrenci sayısı ortalama (1961 ile 1962 yılında mezun olacak öğrenci sayısı) 350 kişi. Okul Komutanımız Alb. Alp Ölmez. Bizleri okulun sinema salonunda toplayıp dediklerini unutmak mümkün değil. Hatırladıkça içim acıyor. Dediği şu; ''NESİNİZ Kİ NE OLACAKSINIZ?'' Mesleğe yeni başlama aşamasında olan bizleri, baştan öldürmeye azmetmiş bir komutandan böyle bir şey beklenir mi? Bu komutanın arkasında savaş çıkarsa kaç kişi gider acaba? Anlatmak istediğim şu; Hiç bir komutan ne oldum delisi olmamalı. Yıllardır verilmeyen haklarımızı aramak için çalmadığımız kapı kalmadı. Kapıların açılacağı anda o kapılar, komutanlarımız tarafından bir şekilde kapattırıldı. Bu gün ise başı sıkışan komutanlar, kendi aralarında ''HARP OKULUNDA BİRİMİZİN BAŞINA BİR ŞEY GELİRSE HEPİMİZ BİRİBİRİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ'' diye yemin ettiklerini söyledikleri, yeni yeni gün ışığına çıkıyor kendi beyanları sayesinde. Hasılı Assubaylar, Uzmanlar ve Erat, Subay camiasının ayakçıları konumuna getirilmişlerdir. Bizleri kendi çıkarları için feda edenler yaptıklarından mutluysalar mutlulukları daim olsun. Assubayları menfaatleri uğruna ülkenin sonuncu meslek grubuna getiren ..... ler akıllı olmalı.
Lütfen bekleyin...
temadizmir temadizmir
06/04/2012 at 12:25 PM
ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMAYALIM UNUTTURMAYALIM Temad İzmir İl Başkanlığı olarak 11-12-13 Mayıs 2012 tarihlerinde ÇANAKKALE ye gezi düzenlenmiştir.Yoğun bir talep gören geziye katılacak arkadaşlarımıza rehber olmak amacıyla daha önce birkaç defa ziyaret edip yazdığım Çanakkale yi bir kez daha yazmayı bir görev addettim. Birinci Dünya savaşının en büyük destanını Çanakkale’de MEHMETÇİK yazmıştır.Karşılıklı siperler arasındaki mesafenin 10 metre kadar olduğu Dünya Savaş Tarifinde dar bir alanda yapılan en büyük savaş olan Çanakkale Savaşları , 19 Şubat 1915 ‘ de başlamış 8-9 ocak 1916 ‘ da Türk ordusunun zaferi ile son bulmuştur.Türk ordusu 287 gün süren bu muhteşem vatan savunmasına 425.000 askeri ile katılmış, 253.000 şehit vermiştir.Yüzyıllar boyu Türk boğazlarına hakim olmak isteyen itilaf devletleri 525.000 askerle geldikleri savaş alanında 200.000 İngiliz , 48.000 Fransız 20.000 Avustralyalı, 10.000 Yeni Zelanda li 6.000 Hintli olmak üzere 284.000 askerini kaybetmiştir. Çanakkale Savaşları’ nda kazanılan zafer Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun Temel taşıdır.ATATÜRK , Türk insanını ve onun vatan sevgisi ile dolu gücünü Çanakkale Savaşları’nda tanıdı ve bağımsızlığımızın kazanılmasında en önemli ve ilk engeli Çanakkale’de aştı.Her Türk çocuğu Çanakkale Savaşları’nı okuyarak, savaşın geçtiği yerleri görerek atalarımızın düşmana karşı bu güzel vatanı nasıl koruduğunu bağımsızlığı ve hürriyeti için ‘’ölümü hiçe saydığı’’ öğrenmelidir ki , şimdi bağımsız ve hür yaşadığı ülkesi Türkiye’nin değerini daha iyi anlayabilsin.Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Şehitlikleri tanıtmaya Şehitlik Abidesi’nden başlayalım. ŞEHİTLER ABİDESİ: Çanakkale şehitler anıtı, Türk’ün tükenmezliğinin simgesi , birlik ve bütünlüğümüzün kanıtıdır.Anıt, tüm Çanakkale şehitleri adına dikilmiştir.Üniversite gençliğinin ön ayak olmasıyla, bütün Türk milletinin yardımıyla yapılmıştır.Anıtların en görkemlisidir.Anıt 41.7.m yüksekliktedir.Temeli, 19 nisan 1954’te atılmış, 21 ağustos 1960 tarihinde açılmıştır. İLK ŞEHİTLER ANITI: 3 kasım 1914, günü denizden yapılan bombardıman sırasında cephelikteki barut ve mermilerinin patlaması sonucu şehit olan 5 subay ve 81 er burada yatmaktadır. YAHYA ÇAVUŞ ŞEHİTLİĞİ VE ANITI:25 Nisan 1915 sabahı Ertuğrul Koyu’ndan çıkarma yapan düşmanın 3 alay kuvvetine karşılık Ezineli Yahya Çavuş 63 kişilik takımı ile gün batana kadar kahramanca çarpışarak karşı koyar işte bu şehitliğimiz o kahramanların gül bahçeleridir. MEHMETÇİK PARKI: Mehmetçik Parkı’nda ATATÜRK ‘ün saatinin parçalandığı yer, Üsteğmen Nazif ÇAKMAK Şehitliği ve Atatürk’ün gözetleme yeri bulunur. ÜSTTEĞMEN NAZİF ÇAKMAK ŞEHİTLİĞİ: Conkbayırı’nın doruğunda anzaklara karşı yapılan süngü hücumu sırasında şehit olan Üsteğmen Nazif ÇAKMAK için yapılmıştır. MEHMETÇİYE SAYGI ANITI:Kanlı sırtları’na doğru gelindiğinde merhamet timsali kahramanımız kucağında yaralı bir Avusturalya subayı olan Teğmen Cosey’in söyledikleri yazılıdır. MECİDEYE TABYASI VE ŞEHİT ONBAŞI HEYKELİ: Kilitbahir Köyüne 1 km mesefededir.Bu Şehitlikte yatan 16 personelde aynı tabyanın personelidir.18 Mart 1915 günü Şehit olmuşlardır.Çanakkale deniz zaferinin unutulmaz kahramanı Seyit Onbaşı , Deniz Savaşının tüm şiddetiyle devam ettiği bir anda vinçi bozulan topun 215 okkalık(275 kg) mermisini tewk başına kaldırarak ( şimdi 3 kişi zor kaldırır) topa yerleştirmiş ve sağ kalan arkadaşlarıyla birlikte ateş ederek Ocean zırhlısının dümen tertibatına isabet kaydedip batırmıştır. 57. ALAY ŞEHİTLİĞİ:Arıburnu Muharebeleri’nde tümü şehit düşen ünlü şehitler alayıdır.25 nisan 1915’te arıburnu kıyılarına çıkarak Conkbayırı, Kocaçimeni tepelerini almak üzere olan anzak kolordusuna yaptığı devamlı süngü hücümları ile 20.000 kişilik anzak birliklerini denize kadar sürmüştür.Anafartalar Muharebeleri süresince çok kanlı taarruz ve hücumlarla Conkbayırı, kocaçimentepe Mevzii’nin Anzakların eline geçmesine mani olmuş bütün cepheyi korumuş kahramanlardır. AKBAŞ ŞEHİTLİĞİ: Ecebat Gelibolu karayolu güzergahında bulunan akbaş şehitliğinde Çanakkale savaşlarında can veren 200 mehmetçik yatıyor.Çanakkale kara savaşlarında arıburnu ve Anafartalar mıntıkasında yaralanan askerler istanbulda hastane haline getirilen Selimiye kışlasına buradan gönderiliyolardı.Olay günü akbaş iskelesinde yaralıları alan Halep gemisi İngilizler tarafından batırıldı.Burada şehit düşen kahramanlar bulundukları yere kanlı gömlekleriyle topluca gömülmüşlerdir. Ayrıca tarihi Gelibolu yarım adasında bulunan Nuri Yamut Anıtı , Sargıyeri Şehitliği ( Zığındere) Şahindere şehitliği, Soğandere şehitliği , Havuzlar şehitliği, Anafartalar şehitliği, Kaymakam (Yarbay) Hasan Bey Şehitliği , Çataldere şehitliği, Kesikdere şehitliği, Mecidiye şehitliği, Kabatepe Müzesi, Kemal yeri(Atatürk’ün bir müddet savaşı idare ettiği yer) ve Bigalı köyündeki Atatürk evi( müze) mutlaka ziyaret edilmelidir. BAYRAKLAŞAN YURT TOPRAKLARINI TEMİZ KANLARIYLA SULAYARAK ÖLÜM KORKUSUNU VATAN SEVGİSİ VE ŞEHİ OLMA ARZUSUNUN GÖLGESİNE GÖMEN , TÜRK MİLLETİNİN VİCDANINDA VE GÖNLÜNDE EN KUTSAL ÖLÜMSÜZ VARLIKLAR OLARAK YAŞAYAN , ÜLKESİ VE MİLLETİ İLE VATANIN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ UĞRUNA ÇANAKKALE’DE , GELİBOLU’DA,DUMLUPINAR’DA ,SAKARYA’DA, İNÖNÜ’DE VE ŞİMDİDE GABAR’DA , CÜDİ’DE ,CİLO’DA DARGEÇİT’DE, DAĞLICA’DA CANLARINI VEREN TÜM AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN MANEVİ HUZURUNDA SAYGIYLA EĞİLİYORUZ. RUHLARI ŞAD OLSUN! Hüseyin AKBAŞ TEMAD İZMİR İL BAŞKANI
Lütfen bekleyin...
Mustafa Savaş EVRAN Mustafa Savaş EVRAN
06/04/2012 at 10:36 AM
E.AST. Sayın meslektaşlarım. TEMAD resmi Web sitesi Duyurular bölümünde; 1)17 Mart 2012 cumartesi,Şehit Ütğm.Murat YILDIZ ile ilgili duyuruda: Şehidimizin babası olan meslektaşımızın taziye için telefon numarasının verildiği kısmında (E.Ast.Turgut YILDIZ), 2)Yine bunun hemen altındaki Şehit Astsb.Kd.Üçvş.Mehmet AKBAŞ'la ilgili duyuruda bu aziz şehidimizin babası meslektaşımızın taziye için telefon numarasının verildiği kısımda (E.Ast.Süleyman AKBAŞ) olarak yazılmıştır. Aynı duyuruların yine TEMAD'ın Facebooktaki kurumsal sayfasındaki paylaşımlarında da aynı şekilde rütbe tanımı olarak E.Ast. ifadelerinin kullanılması üzerine; bu sayfaya açıktan yazmayı doğru bulmadığımı da belirterek özelden mesaj şeklinde 22 Mart 2012 tarihinde yanlışlığı bildirdim. Bu uyarıma 23 Mart 2012 tarihinde TEMAD Genel Başkan Yardımcısı sayın Ayhan YILDIRIM; bana teşekkür ederek bir yanlışlık olduğunu ve ikazımı ilgiliye ileteceğini belirtmek suretiyle cevaplama nezaketini gösterdi. Ben de kendilerine duyarlılıkları için teşekkür ettim. Bu gün 6 Nisan 2012. Yani Sayın Genel Başkan Yardımcısının cevap vermesinin üzerinden 2 Hafta geçmiş. Ne yazık ki bu yanlışlık yukarıda açıklanan her 4 bölümde de aynen duruyor. Bu nedenle ne yazık ki ben bu durumu açığa yazmak zorunda kaldım. Şimdi ben ilgili ve de yetkililere; bir yerde okuduğum gibi kendi ifadeleri ile "ÇEMBERİN İÇİNDEKİLERE",çemberin dışından biri olarak soruyorum. As(T)subaylar için bizim haberimiz olmadan ve yalnızca AST şeklinde yeni bir rütbe tanımlaması mı gelmiştir de bu ifadeler düzeltilmiştir? Yoksa sizler Ast.sınız diyerek bizlere ısrarla bir mesaj mı verilmek istenmektedir? Kesin sesinizi,haddinizi bilin ve oturun oturduğunuz yerde mi denilmek istenmektedir? Başkası mesleğimizle ilgili bir saygısızlık yaptığında haklı olarak buna karşı gerekli argümanları da ortaya koyarak karşı çıkmaktayız. Peki mesleğimize bu saygısızlığı yapan kendi meslektaşımız ve de bizi temsille yetkili birileri tarafından yapılınca sesimizi çıkarmayalım mı? Bu yetkililerin ifadesi ile yanlışlık 2 hafta geçmesine rağmen düzeltme zahmetine girmedikleri için bana göre bu saygısızlık devam edecek midir? Bunun cevabını merak ediyor hepinize saygılar sunuyorum.
Lütfen bekleyin...
Mustafa Çoşkun Mustafa Çoşkun
05/04/2012 at 9:55 PM
Site yönetimi ve bazı arkadaşların yeni yönetime övgülerini ve biraz zaman tanıyalım önerisine saygı duyarım, lakin 73 yaşındayım daha ne kadar zaman tanıyıp bekleyeceğim?.. Burada sorulan hiçbir konuya açıklık getirmeyen Sn.Ahmet KESER yönetimi de Sn.Mustafa Erol gibi bu siteyi muhalif bizleri de farklı mı görmektedir? Zahmet olmazsa gelişmeler hakkında bizi ayrıntılı bilgilendirsinler, ya da umudumuzu kesip boynumuzu büküp birilerinin insafını bekleyelim!.. Sağlıklı günler diliyorum.
Lütfen bekleyin...
veysel çetiner veysel çetiner
05/04/2012 at 8:46 PM
Yıllardır Genelkurmay içinde yapılanan bir gurup tarafından astsubayları dışlayarak, Hükümetlerin askeri personele yapacağı özlük haklarında ki düzenlemeleri, çıkaracağı kanun ve yasaları, sürekli astsubayları bu iyileştirmelerin dışında tutulmasını sağlayıp, hep subaylar lehine kanun çıkarılmasını sağlayanlar. Temsil tazminatından KD BÇVŞ’ların son anda üzerini kırmızı kalemle silip, KD BÇVŞ’ların bu hakkını gasp edenler, 16 NİSAN 2008 TBMM Genel Kurulunda, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasasında değişiklik öngören tasarının 5. bölümü bazı değişiklerle kabul edildi. Düzenlemeye göre, Astsubaylar, en üst devlet memuru derecesine (birinci derecenin dördüncü kademesine) kadar yükselebilecekti. Ertesi gün Genelkurmay içinde yapılanan astsubay karşıtları tarafından engellendi. Birliklere mesaj gönderilerek 1.derecenin 4. kademesi için mücadele etmeyiniz, yoksa diğer haklarınızı da elinizden alırız mesajı yollayanlar... 21 Mart 2006'da kabul edilen, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Hizmetleri Sınıfına dâhil kadrolar ile çarşı ve mahalle bekçisi kadro unvanı esas alınarak emekli aylığı ödenenlerden emekli aylıklarıyla birlikte makam tazminatı ödenmesine hak kazanamamış olanlara, her ay emekli aylıklarıyla birlikte 100 TL tutarında ayrıca ödeme yapılır. Bu yasa tasarısı komisyonda görüşülürken emekli astsubayların bu tazminattan yararlanmasını engelleyen Genelkurmay temsilcisinin 2006 yılından beri her ay 100 TL eksik maaş almamıza mani olanlar... Tüm sosyal tesisleri ve lojmanları sayı orantısına bakmadan genel çoğunluğu kendilerine tahsis edenler... Ergenekon davasından haklı ya da haksız yere hapis yatanlar için çalışan astsubaylardan yardım adı altında utanmadan zorla bağış toplayanlar astsubay karşıtlığına hizmet eden zihniyetin ta kendisidir. TBMM DİLEKÇE KOMİSYONUNA DİLEKÇE GÖNDERİLMESİ İÇİN emekliassubay.org BÜYÜK BİR ÇABA VE GAYRETLE METİN OLUŞTURARAK HAZIR HALE GETİRİLMİŞ OLAN DİLEKÇELERE GÖSTERMİŞ OLDUĞUMUZ HASSASİYETSİZLİKTEN DOLAYI DA, DİLEKÇE GÖNDERMEYİP UYUYAN EMEKLİ ASTSUBAY ARKADAŞLARIMA AŞAĞIDA 21 MAYIS 2000 TARİHLİ MİLLİYET GAZETESİNİN BİR HABERİNİ EKLİYORUM. Temsil tazminatından yararlanmak isteyen emekli subaylar Başbakanlık'ı dilekçe yağmuruna tuttu. Kamuoyunda "kıyak emeklilik" olarak bilinen yasaya bağlı olarak hazırlanan ve 26 Nisan'da yayımlanarak yürürlüğe giren "Temsil Tazminatı Verileceklere İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı" halen görevde olan albay ve yarbaylardan aldığı tepkiden sonra, binlerce emekli albay ve yarbayı da harekete geçirdi. Emekli Subaylar Derneği ve devre irtibat bürolarıyla koordineli bir biçimde Başbakanlık'a başvuran emekli albay ve yarbayların sayısının 5 bini aştığı ileri sürüldü. Temsil tazminatıyla ilgili kararda 7 bin ve üstü göstergeden makam tazminatı alanlara temsil tazminatı verilmesini yasaya aykırı bulan ve 4 bin 500 göstergeden makam tazminatı alan emekli subaylar, dilekçelerinde şunları kaydetti: "Bakanlar Kurulu 10.03.2000 gün ve 2000 / 457 sayılı kararname ile bu görevlerde bulunanlardan kimlere 'ne miktar' temsil tazminatı verileceği yönünde bir değerlendirme yapmak, bu yönde bir takdir yetkisi kullanmak durumundadır. Kendisine tanınan taktir yetkisini, kimin alması kimin almaması biçiminde kullanamaz. Yasa, makam tazminatı almayı temsil tazminatı ödenmesinin tek ve yeterli şartı olarak açıkça göstermiştir. Bakanlar Kurulu kendisine tanınmamış bir yetkiyi kullanmış olduğundan, Bakanlar Kurulu Kararnamesi'nin yeniden gözden geçirilmesini, Makam Tazminatı alan yarbay ve albaylara da bir ek kararname ile Temsil Ödeneği Kararnamesi'ne dahil edilmesini istiyorum." Emekli subaylar Başbakanlık'ın yanı sıra dilekçelerini Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, TBMM Başkanlığı ile koalisyonu oluşturan siyasi partilere ayrı ayrı gönderdi. Halen görev yapan albay ve yarbaylar da geçen hafta temsil tazminatından yararlanacaklara ilişkin kararın iptali için Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne başvurdu. 21 Mayıs 2000 Pazar- KAYNAK: MİLLİYET
Lütfen bekleyin...
Murat Murat
05/04/2012 at 4:23 PM
EYLÜLDEN AZ ÖNCE “O günün şakşakçıları, bu günün dönekleri; kulaklarınız çınlasın.” • Bir militanın verdiği propaganda gazetesini almayan vatandaş, doğduğuna pişman edilmişti. • Milletin polisi, şapkasını koltuğunun altında gizlemiş olarak, yakındaki kahvehanede servis otobüsünü bekliyordu. • Yönetici konumundaki kişiler, evinin kapı ziline; “soğuk demirci, sıhhi tesisatçı, esnaf” gibi meslekler yazarak, kendini korumaya çalışıyordu. • Milletin parasını çalan militanın eylemi; “bankadaki parayı kamulaştırmak” olarak tarif edilirdi. • Çatışmada ölen militanlar, “faşist düzenin polisince şehit edilmiş” olurdu. • Evinin duvarına yazılan siyasi sloganı silen vatandaşa, aynı yazı militanların tehdidiyle tekrar yazdırılırdı. • Yabancı ülke militanları ile belediye otobüsünde karşılaşmak olağandı. • Militanca düşmanlık, aynı sokakta doğup, büyümüş iki arkadaşı birbirine kıyacak boyuta çıkmıştı, • Düşmanlık, “Rus askerine selâm dur, Türk askerini enseden vur.” eylemi seviyesine tırmandırılmıştı. Bu militanlar, mağdur kabul edilir oldu. • Okul, işyeri, sendika gibi kuruluşlar asıl işlevini yapamaz duruma getirilmişti • Masum vatandaş, rastgele taranan kahvehaneden evine dönemiyordu. • Kahvehanedeki militanların propaganda konuşmasını, ilgiyle dinlemeyi öğrenmiş olmak gerekiyordu. Olumsuz bir tepkinin sonu malûm idi. • Uyduruk halk mahkemelerinin kararıyla ölüm infazları başlamıştı. • Halk, yaşadığı yerde her gün “bombalı paketler” görmeye alışkındı. • Bir vatandaş, sadece isminin çağrıştırdığı anlam nedeninden; militanlarca eşek sudan gelesiye dövülerek, ölümün eşiğinden dönmüştü. • Kendisini TC Vatandaşı olarak görmeyen birisi, “Bu devlet sahipsiz, kim kaparsa onun olacak.” diyordu. • O dönemin bölücü fanatiklerinden birisi, Eylülden sonra; “Bu iş burada bitmedi, onbeş-yirmi yıl sonra tekrar görüşeceğiz” demişti. Görüşüyoruz.(*) Önemli Notlar: 1. Aslında tüm bu yaşananlardan, dünya dışı “uzaylı yaratıklar” sorumlu olmasına karşın (?) özellikle “bir ayağı çukurda dedeler, derdest edilmek” istenmektedir. 2. O dönemin siyasetçileri, doğduğu gündeki kadar “masum” idiler.(.!.?.) 3. Ülkeyi “müdahalelere” hazırlayıp, Eylüllere getirenler mi? Onları, abuk-sabuk flâmalarıyla meydanlarda ve “müdahil” kuyruğunda bulabilirsiniz. Balık hafızalılar, İkinci Atatürk’ü bekliyorlar. Bekleyin, gelecek…(.!.?.)
Lütfen bekleyin...
NECDET TÖRE NECDET TÖRE
05/04/2012 at 3:09 PM
EMEKLİ HV. ASTSB. ÖMER KİRAZ ARKADAŞIMIZIN EŞİ İÇİN KAN TALEBİ MESAJI, BİLGİLERİNİZE. ESIM, IZMIR 9 EYLUL TIP FAK. HASTANESI(ONKOLOJI BOLUMUNDE) LOSEMI TEDAVISI ICIN 12 MART 2012 TARHINDEN BERI TEDAVI GORUYOR. KAN BAGISINDA BULUNMAK ISTEYEN ARKADASLARIMIZ: KIRMIZI KAN VE BEYAZ KAN (TROMBOSIT) 9 EYLUL UNIVERSITESI TIP FAK HASTANESI KAN BANKASINA KAN VERMEYE UYGUN OLDUKLARI ZAMAN(9 EYLUL HAST/IZMIR ACIL KARSI BINASI)BAGISTA BULUNABILIRLER. KAN GRUBU BAGIS YAPACAK KİŞİLER ICIN ONEMLI DEGILDIR.KAN BANKASI TAKAS ISLEMI UYGULADIGI ICIN.(ACIL DURUMLAR HARICTIR/KAN GRUBU 0 RH +) YARDIMSEVER VE GONULLU KAN BAGISINDA BULUNACAK VEFAKAR ARKADASLARIMA, ACI GUN DOSTLARIMA SIMDIDEN MINNETTARLIGIMI VE TESEKKURLERIMI ESIM VE KENDI ADIMA SUNARIM... NOT:BAGISTA BULUNACAK ARKADASLAR;( ZEKIYE KIRAZ/HASTANE DOSYA NO:516215/ HEMOTOLOJI) OLARAK KAYIT YAPTIRARAK 9 EYLUL HAST.KAN BANKASINA BAGISTA BULUNABILIRLER.
Lütfen bekleyin...
Mesut MAVİTUNA Mesut MAVİTUNA
04/04/2012 at 1:16 AM
DUMLUPINAR DENİZALTISI "VATAN SAĞ OLSUN" 1953 yılı… 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Haberin Eklendiği Tarih-Saat: 07 Nisan 2009 Salı 18:36 DUMLUPINAR DENİZALTISI “Vatan Sağ Olsun!” 1953 yılı… 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Sisli ve rüzgârlı gecede su üstü seyri yapan denizaltının rotası Gölcük'teki Denizaltı Komutanlığı an a üssüydü. Dumlupınar; manevralar boyunca iki gün sualtında kalmış, üstün başarı gösteren gemi personeli yerli yabancı tüm komutanların takdirini kazanmıştı. Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler. Ne var ki saatler 02.15 i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken, Türk denizaltıcılık tarihinin belki de en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı Naboland Şilebi ile Boğaz ın orta yerinde çarpıştı. Dumlupınar'ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden karanlık sular, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi. Zıpkın yemiş bir balina gibi acı dolu sesler çıkaran Dumlupınar son dalışını yaparken, çarpışma sırasında nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci hayatta kalmaya çalışıyordu... Dumlupınar denizatlısının Naboland'la çarpışmasının ardından su üstünde 8 denizci sağ kalmıştı ancak bu sayı kısa bir süre sonra 5'e düştü. 2 gözcü, Er Hüseyin Akış'ın gözleri önünde Naboland'ın pervanesinde parçalanarak can verdi. Bu şoku atlatamadan arkadaşı Astsubay Şaban Mutlu'nun cesedi akıntıyla kucağına geldi. Bu sırada gemi komutanı Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Hasan Yumuk ve Üsteğmen Kemal Ünver de dalgalarla boğuşuyorlardı. Hüseyin İnkaya da büyük bir gayretle balıkçı teknesi zannettiği ışıklara doğru yüzdü; ancak yanılmıştı… O günkü teknik ve imkânlarla çok uğraşılmasına rağmen gemiyi ve içindeki 81 kişiyi çıkartmak mümkün olmamıştı. O gün için Türkiye nin elinde 91 metre derinlikten bu denizaltıyı çıkartacak imkânlar yoktu. Denizaltı battıktan sonra battığı yerin bulunabilmesi için aşağıdan bir haberleşme şamandırası fırlatmıştı. Bu şamandıranın içinde irtibatı sağlamak için bir de telefon hattı vardı. Şamandırayı bir balıkçı motoru görmüştü. Şamandıranın içinden bir de telefon ve bir yazı çıktı: “Dumlupınar burada battı, kapağı açın ve irtibat kurun! '' . Günün ilk ışıkları etrafı aydınlattığında, Boğaz'ın 90 metre derinliğindeki soğuk karanlıkta korkunç bir can pazarı yaşanıyordu. Aldığı yara sonucu batan ve manevra dairesinde yangın çıkan Dumlupınar'ın kıç torpido bölümündeki 22 denizci sağ kalmayı başarmış, kurtarılmayı bekliyordu. Facianın üzerinden yaklaşık dört saat geçmişti. Denizaltının yerini belli eden ve kazazedelerle telefon irtibatı sağlamak üzere yüzeye bırakılan denizaltı battı şamandırası balıkçılar tarafından bulunmuştu. Konuşma gemidekilerle bu telefon vasıtası ile yapılıyordu, radyo işte bu konuşmayı veriyordu, kalabalık bunun için toplanmıştı. İlk telefon bağlantısında “Oğlum merak etmeyin... Sizi kurtaracağız... '' . Herkes ağlıyordu, dakikalar geçiyor kurtarma çalışmaları sonuç vermiyordu, aşağıdan konuşmalar, ezan ve tekbir sesleri geliyordu, Kurtaran Gemisi kazadan on saat kadar sonra olay yerine gelmişti ve çalışmalar başlamıştı, akıntı çok kuvvetliydi dalgıçlar 11 dalış yaptılar ve kurtarma halatını denizaltıya bağlamaya çalıştılar. Fakat teknik yetersizdi, en son dalgıç 80 metreye kadar inebildi ve baygın halde yukarı aldılar. 15 saat sonra basınç odasında hayata döndürüldü. Hâlbuki gemiye ulaşmaya daha 11 metre vardı; başarılamadı. Baba ne olur gitme…" Berke İnel - Şehit Astsubay Sait Yıldırım'ın kızı: “O gün okula gidecektim. Tam çıkacağım sırada geriye döndüm ve koşa koşa babamın yanına gelip sarıldım. 'Babacığım ne olur gitme. Ben senin gitmeni istemiyorum.' dedim. Bana dönerek 'Gitmem gerek. Bir gün anlayacaksın. Vazife çok kutsaldır ve ben bir askerim gitmem gerek.' dedi. Gidiş o gidiş… '' . Bütün çabalar sonuçsuz kaldı… Radyo ve gazeteler vasıtasıyla facia haberleri kısa zamanda tüm yurtta duyuldu. Milli Savunma Bakanlığı'nın yayınladığı 7. ve son tebliğ ise tüm ümitleri tüketti: “Çanakkale de Nara önünde batan Dumlupınar denizaltı gemisinde kalmış olan personelin kurtarılmasından tamamen ümit kesilmiştir '' . İnatla akan sular kazandı… Kazadan yaklaşık on saat sonra olay yerine gelen Kurtaran gemisi personeli aşağıdaki arkadaşlarını kurtarmak için büyük gayret gösterdi. Ancak daha çalışmanın ilk adımında denizaltının battı şamandırası koparıldı ve Dumlupınar la irtibat kesildi. Çan kılavuz teli olmayan denizatlıya ulaşmak daha da imkânsız bir hal aldı. O anı yaşayanlardan Dalgıç Astsubay Yılmaz Süsen; “Eğer Dumlupınar ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti. Ancak şamandıranın teli kurtarma çalışmalarının ilk adımında koptu '' . Denizcileri kurtarma şansı kalmadı... Eğer Dumlupınar'ın şamandırası kopmasaydı dalgıçlar telefon kablosuna tutunarak aşağıya inecek ve Kurtaran gemisindeki çan telini denizaltının kurtarma kapağına takabilecekti ama olmadı. Aşağıdan gelen son sesler: — Alo Dumlu. — Evet, Dumlu. — Ben Üsteğmen Suat. — Evet, efendim ben Selami — Selami nasılsınız, biz geldik, şimdi bana durumu anlat. — Efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı, bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik, şimdi manevra dairesi su ile dolu. — Kaç kişisiniz orada? — 22 kişiyiz. — Diğer dairelerle irtibatınız var mı? — Yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar. — Merak etmeyin 'Kurtaran' geldi biz buradayız. — Efendim manometre 267 kadem gösteriyor doğru mu? — Selami Kurtaran geldi şimdi kurtarma işine başlanıyor, ben biraz sonra yine gelirim. — Peki efendim... Denizaltındaki subay ve astsubay ve erlerin tümüne korkunç gerçek söylendi; kendilerini su yüzüne çıkaramayacaklarını buna imkân olmadığını bildirildi. Artık kendilerine başta söylenen “gerekmedikçe konuşmayın ve sigara içmeyin '' telkininin yerine “konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler '' denildi. Bunu duyan kahraman denizcilerimizin son sözleri “Sizler sağ olun! Vatan sağ olsun! '' oldu. O andan itibaren oksijen bitinceye kadar 72 saat hayatta kaldılar ve “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım, sen sallan gel ben boyuna bakayım… '' türküsünü söyleyerek büyük bir tevekkülle son nefeslerini verdiler. Son sözleri “Vatan Sağ Olsun! '' diyerek şehit olan 81 denizcimiz bugün Çanakkale Boğazı nın derinliklerinde ebedi uykularındalar. Vatan sağ ve onlara minnettardır, huzur içinde uyusunlar! ‘Dumlupınar ismi uğursuz mu? 1931 yılında hizmete giren İtalyan yapımı 1. Dumlupınar denizaltısı Karadeniz'deki bir tatbikattan dönerken dümeni arızalanmış ve Haydarpaşa'da bir gaz tankeriyle çarpışmıştı. 1950 yılında hizmete giren 2. Dumlupınar S–329 (Ex USS Blower, SS 325); 4 Nisan 1953 tarihinde Nato tatbikatından dönerken, Çanakkale Nara burnunda İsveç bandıralı Naboland gemisiyle çarpıştı ve 81 denizcimizin çelik mezarı oldu. 1972 yılında hizmete giren 3. Dumlupınar S–339 (Ex USS Cayman, SS 323); 1 Eylül 1976 tarihinde Marmara'dan Çanakkale Boğazı'na gireceği sırada Sovyet bandıralı Sızik Vavilov gemisiyle çarpıştı. Denizaltı mucize eseri batmaktan kurtuldu, ancak daha sonra tersanede tamirdeyken yandı. Ve bundan sonra hiçbir gemi veya denizaltına Dumlupınar adı verilmedi. Dumlupınar denizaltısına batışından 5 yıl sonra bir deneme dalışı ile zar zor inilebilmiştir. Kazadan elli yıl sonra gelişen sualtı teknolojisi böylesi zor dalışlar için yeterli gelişmişliğe ulaşmış ve bir belgesel çekimi için ‘Dumlupınar a inilmiştir. 30 Mart 2003 tarihinde Dumlupınar a inen ekip resimler çekmiş ‘Vatan Size Minnettardır yazılı bir onur plaketini de gemiye çakmışlardır… Her yıl 4 Nisan da İstanbul, Çanakkale ve Gölcük te Dumlupınar şehitlerini anmak için tören düzenlenir ve denize yeşil çelenk bırakılır. Şimdi, “Ah, bir ataş ver cigaramı yakayım… '' türküsünü dinleyerek onları ve ülkemizin her köşesinde bu vatan için canını vermiş aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun.Onları unutmadığımızı bir kez daha gösterelim.
Lütfen bekleyin...