Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Açık
Ankara
24°C
Açık
Paz 26°C
Pts 25°C
Sal 23°C
Çar 21°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murat Murat
05/04/2012 at 4:23 PM
EYLÜLDEN AZ ÖNCE “O günün şakşakçıları, bu günün dönekleri; kulaklarınız çınlasın.” • Bir militanın verdiği propaganda gazetesini almayan vatandaş, doğduğuna pişman edilmişti. • Milletin polisi, şapkasını koltuğunun altında gizlemiş olarak, yakındaki kahvehanede servis otobüsünü bekliyordu. • Yönetici konumundaki kişiler, evinin kapı ziline; “soğuk demirci, sıhhi tesisatçı, esnaf” gibi meslekler yazarak, kendini korumaya çalışıyordu. • Milletin parasını çalan militanın eylemi; “bankadaki parayı kamulaştırmak” olarak tarif edilirdi. • Çatışmada ölen militanlar, “faşist düzenin polisince şehit edilmiş” olurdu. • Evinin duvarına yazılan siyasi sloganı silen vatandaşa, aynı yazı militanların tehdidiyle tekrar yazdırılırdı. • Yabancı ülke militanları ile belediye otobüsünde karşılaşmak olağandı. • Militanca düşmanlık, aynı sokakta doğup, büyümüş iki arkadaşı birbirine kıyacak boyuta çıkmıştı, • Düşmanlık, “Rus askerine selâm dur, Türk askerini enseden vur.” eylemi seviyesine tırmandırılmıştı. Bu militanlar, mağdur kabul edilir oldu. • Okul, işyeri, sendika gibi kuruluşlar asıl işlevini yapamaz duruma getirilmişti • Masum vatandaş, rastgele taranan kahvehaneden evine dönemiyordu. • Kahvehanedeki militanların propaganda konuşmasını, ilgiyle dinlemeyi öğrenmiş olmak gerekiyordu. Olumsuz bir tepkinin sonu malûm idi. • Uyduruk halk mahkemelerinin kararıyla ölüm infazları başlamıştı. • Halk, yaşadığı yerde her gün “bombalı paketler” görmeye alışkındı. • Bir vatandaş, sadece isminin çağrıştırdığı anlam nedeninden; militanlarca eşek sudan gelesiye dövülerek, ölümün eşiğinden dönmüştü. • Kendisini TC Vatandaşı olarak görmeyen birisi, “Bu devlet sahipsiz, kim kaparsa onun olacak.” diyordu. • O dönemin bölücü fanatiklerinden birisi, Eylülden sonra; “Bu iş burada bitmedi, onbeş-yirmi yıl sonra tekrar görüşeceğiz” demişti. Görüşüyoruz.(*) Önemli Notlar: 1. Aslında tüm bu yaşananlardan, dünya dışı “uzaylı yaratıklar” sorumlu olmasına karşın (?) özellikle “bir ayağı çukurda dedeler, derdest edilmek” istenmektedir. 2. O dönemin siyasetçileri, doğduğu gündeki kadar “masum” idiler.(.!.?.) 3. Ülkeyi “müdahalelere” hazırlayıp, Eylüllere getirenler mi? Onları, abuk-sabuk flâmalarıyla meydanlarda ve “müdahil” kuyruğunda bulabilirsiniz. Balık hafızalılar, İkinci Atatürk’ü bekliyorlar. Bekleyin, gelecek…(.!.?.)
Lütfen bekleyin...