Geçtiğimiz hafta Hakim ve Savcılara kanun hükmünde kararname ile 2500-3000 TL. arasında değişen ek tazminat düzenlemesi yapıldı.
Assubaylar ise hâlâ kapıda beklemede.
Bu hükümet döneminde, yani 15 yıl boyunca sadece 100 TL. lik bir ek iyileştirme aldık. O da diğer kamu görevlilerine verilip de bize verilmeyen bir ek ödeme idi.
15 yıldır kuru lokma ile beklemedeyiz.
Kadrosuzluk sebebiyle, General olamayan Albaylar, İmamlar, Öğretmenler, Emniyet birimleri, Polisler, bu gün hemen hemen hepsi de tazminat cetvellerinden bir şekilde yararlandırılırken sadece Assubayların ve emeklilerinin muaf tutulması izah edilemez bir durum.
Biz, hâlâ bakanların müsteşarlarının, özel kalem sekreterlerinin kıçında nal toplamaya devam ededuralım.
15 Temmuz sonrasında kamuda bir çok kesim işini gördü, halletti.
Atı alanlar üsküdarı çoktan geçti.
100 şubesi ile koca dernek seyretti.
Toplum seyretti.
İddia ediyorum ki,
Bu hükümet emekliyi sandıkta beyaz oya karşılık promosyon denilen ahlaksız teklifle nasıl oyalıyor ise ;
Şimdi de çalışan ve emekli Assubayları sandıktan evet çıkana kadar balla, börekle ,tatlı yalanla oyalayacaktır.
Bir de içimizdeki İrlandalıları buradan uyarmak istiyorum.
Bu güne kadar sesi soluğu çıkmayanlar, ne davaya, ne de hadi vazgeçtim davasından şu kritik günlerde dahi olsun klavyesinin başından bir kelime ile , Cumhuriyeti ve Atatürk ilkelerini bile müdafaa etmeyenler,
şimdi görün bakın kasımdaki Temad seçiminde nasıl en önde dava adamı olacaklar…
Nasıl da çakma genel başkan adayı olup canti takım elbiselerle,altlarında arabalarla kahraman Rıdvan kesilip il il dolaşacaklar.
Bunları ben rahmetli Aziz Nesin’in “Zübük “karakterine benzetirim.
“Elma dersem çık, armut dersem çıkma.”
Ahmet gidecek, Mehmet gelecek, oraya oturup siyaset ve rant kovalayacak.
Ahmet KESER yönetimi bu topluma aslında çok şey öğretti.
En iyi öğretisi de, “Davanın ,ekmeğin adaletinin sadece dava insanlarından kurulu bir yönetimle sağlanacağı.”
En çok da delege bunu nihayet olsun ki sonunda anladı.
Ellerinde son dakika Listeleri ile, takım elbiseyi sırtına geçirip 36 ayda bir meydana çıkanlara inanmanın bedeli ağır oldu.
Tüm il ve ilçe başkanlarımıza ve delegelere sesleniyorum,
“Bir daha ısrarla anımsatayım ki, seçim günü divan başkanı kim ise şunu yapmalı.
Siz yaptırın, önerge verin.
“TEK ÇARŞAF LİSTEDEN 17 ADAMI SEÇELİM. “ DÜSTURU.
O adamlarda kendi içinde başkanını seçsinler oylaması.
Tüm ihraçları kaldırtın, isteyen herkesin o tek listeye adını yazdırmasını sağlayın.
Tüzük müsait.
Çok yanlışlar yaptık ve çok veballer ödedik
Buradan sayın Yüksel Binici’ye soruyorum….
Başkanınızla AKP’nin tüm salon ve gurup toplantılarında boy gösterdiniz…
İktidarla yatıp kalktınız. Temad’ı iktidara payanda yaptınız.
Hâttâ siz çıkıp AKP’den vekil aday adayı da oldunuz, “sonradan olma, Assubaydan dönmedir“ diyerek kenarda bekletildiniz.
Şimdi hâlâ AKP saflarından hem bir yerlere yöneticilik peşindesiniz, hem de arada bir mesaj yayımlayıp “bana güvenin çare ve umudunuz benim” diyorsunuz.
15 yıldır bu toplumu hem de Ömer Halisdemir’e rağmen görmeyen kafalar sizin neyinizle bu masum toplumu şimdiden sonra görecek acaba…?
Her yer vıcık vıcık Ohal kararnamesi ile derdest edilirken,……
Normal zamanlar varken, 6 yıldır yönetimdeyken niye gördüremediniz…?
İki trilyon para da kasanızda idi. Balolara ,kuruluş ve kutlamalara, harcayıp bitirdiniz.
Şimdi ufukta ne var…?
Yaparsınız çakma bir liste, çakma bir genel emanetçi başkan, yazarsınız sayın Ahmet KESERi yedek listesine yedek başkan ,bir ay sonra baştaki hastayım deyip bırakır, yerine Ahmet bey ilk yedekten gelip oturur….
Eee AKP böyle kuruldu nasılsa, tecrübe gırla…
Dümen çok.
2016 devir bilançonuz eksi 96 bin lira değil mi..?
Bakalım 2017 nasıl, bekliyoruz ki açıklansın…
2 trilyondan eksi 100 binlere.
Hikayeyi, paşalığı, atıp tutmayı bırakın,
6 kayıp yılın hesabını 2 trilyonla verin.
Bakın hakim ve savcılar da payelendi.
Muhtarlar da.
Bir muhtar kadar bu toplumu itibarlı yaptıramadınız.
Biz TSK’nın 2/3 kadar büyüğüz oysa,
O kadar fazla , bu ülkenin milli bir meselesiyiz.
Tam 6 yıl orada oturdunuz…
“BİZ AÇ İSEK ÜLKE ASLA DOYMAZ, EĞER Kİ, BİZ YOK İSEK ÜLKE DE OLMAZ” diye bir beze yazıp Cumhurun kapısına olsun dikilemediniz.
Oysa o pankart bezin maliyeti 300 TL. ama etkisi memleket kadar değerli idi.
Cumhuriyet tarihinde STK’lar içinde bir ilke imza atıp İstanbul İl başkanlığınıza dava açtınız, yargı kararı ile 17 milyonluk dünya başkenti ili assubaylara kör ettiniz…
Var mı 2 yıldır il başkanlığınız, bırakın ili, faal bir şubeniz?…..
Şimdi ne yapıyorsunuz…?
Kimi iknaya çalışıyorsunuz…?
Bir işe yaradı mı yama, bohça haliniz.?
Kaç yüz kez yalvarıp yakardınız, “Allah aşkına ARTIK bizi görün“ diye eteklerine yapıştınız.
Bu kafalara keşke hiç demese idiniz de, en azından dimdik durup, Cumhuriyetten, Laik Türkiye’den yana tavır alsaydınız.
Aslan gibi durup da hesap sorsaydınız….
Herkese kendinizi alkışlatırdınız…
Şimdi aynı yalvar, yakış, acz ile çırpınış bir Bakanın üzerinden sürdürülmeye çalışılıyor.
Aynı tuluat, aynı orta oyunu,aynı meddah….
Hem de tam 3 yıldır.
Bu bakan da Sayın Nabi AVCI.
Bir kardeşimiz kendince çırpınıp duruyor.
Adam bıktı, usandı, biz hâlâ usanmadık.
Söylemediği yalan mazeret kalmadı.
Burnu 3 metre uzadı.
Ne varki Sayın AVCI;
Muhtarları bile yemekle, kahvaltı ile sarayında tam 17 kez ağırlayan Cumhurbaşkanına ne hikmetse tam 3 yıldır 3 tane Assubayı götüremedi. Bırakın oraya götürmeyi, bir randevu dahi alamadı.
“ Yapacak, görecek, çağıracak, size de numaratöründen bir sıra verecek, cak, cek, cak, cek.”
Artık bu toplumun da, bu onurlu sınıfın da, bu riyalardan benim gibi midesi bulandı, nerede ise hep beraber üzerlerine kusacağız.
“YETER“ BU KADAR YALVAR, YAKAR, ÇIRPINIŞ…
Bu ne menem bir meslektir ki, tam 55 yıldır, görülmez,
Ne şirret bir iştir ki, 15 yıldır bir eski Başbakana gidilemez.
Var mı dünyada?
Bırakın , Avrupasını, Asyasını, PATAGONYA cumhuriyetinde dahi bu aşağılanma ve acziyet yaşanmaz.
Bu komediye artık bir son verelim.
Bütün arkadaşlara sesleniyorum.
Çekin elçilik vazifenizi, elinizi bu soytarılık ve maskaralıktan gayri.
KENDİNİZE GELİN.
Bu sınıfın bir insan onuru ve şerefi var.
Binlerce kahraman şehidi var.
Binlerce şehidinden dahi utanmayanlara artık yalvarıp durmayın.
Kapatın iletişimlerinizi, telefonlarınızı,
Gözlemeyin artık her sabahın sahte aydınlığını.
Bunlar, bize böyle bakmaktalar.
Onların gözünde bizler zerdüştten palanlı eşekleriz nasılsa.
Bunu artık anlayın.
Tüm Delegelere sesleniyorum.
Tüm şube ve genel merkez seçimlerinde işinizi yapın.
Önce içimizdeki yedi uyuyanlardan başlayın, kökünü ayıklayın, temizleyin.
Genel merkezde ve tam 100 şubede davadan bîhaber, ilgisiz ve alakasız ne kadar yönetici var ise, hepsini de evlerine gönderin.
GÖNDERİN DİLEKÇELERİNİZİ GENEL MERKEZE ACİLEN BEKLEMEYİN, HEMEN TEZ VAKİT SEÇİM İSTEYİN.
Bu kavganın insanlarını biliyorsunuz, onlar her gün ortada meydanda, bir başına, savaşmakta.
Onları getirin başa .
Hırsı, öfkeyi, inadı yeniden diriltin.
50 bin emekliyi bir daha Ankara’ya dökecek bir son dirilişi daha harekete geçirin.
Nerede 850 delege?.
Yok mu hiç irade-i gücünüz?
Yeter artık harekete geçin.
Kıpırdayın, ayağa kalkın.
Çare bu.
Yol bu.
Anlayın.
Saygımla.
Adnan Fuat ÖZDEMİR