Geleyim başlığa.
İşte bu tamamen “Sporda Şiddet”
Şöyle de diyebiliriz: Sporta Şiddette Menemen Vakas!
***
Kısa süre önce, Ege’de bir askerî denetleme.
Sabah 9’da spor tesislerinde toplanan birlik (ve beraberlik), 12.30’da olması gereken istirahattan da “men”” ediliyor, Menemen’de.
Onca insan “Bekle”” emriyle beklerken, emri verenler istirahatte muhtemelen.
“Emir Kulları” aç ve susuz.
14.30’da 3 kilometrelik koşu başlıyor.
Kimseye “koşamayacak olan, kendini iyi hessetmeyen var mı?” diye sorulmadan.
48 yaşında, 31 yıllık, emekliliği geldiği halde, biri üniversitede iki çocuğun okul masrafları için “koşmaya devam” eden Astsubay Hasan Cortan’’a da sorulmuyor.
3 bin metreyi tamamlayıp (muhtemelen amirlere madalya, yani sicil kazandırdıktan sonra), fenalaşıyor, kalp krizi geçiriyor.
Doktor, yani Tabip Üsteğmen de mekik ve şınavlardan sonra 3 kilometre koşmuş, o sıra istirahatte. Koşup geliyor. Askeri ambulans müdahale için yetersiz. 112 geliyor.
Neden sonra kalp çalışıyor ama beyin hasar almış, bilinç çoktan kapanmış.
Önce Menemen, sonra İzmir’de hastane.
Bu ayrıntıların hepsi, Tabip Üsteğmen ile tanık üç astsubayın imzaladığı tutanaktan.
Ailenin avukatı Erkan Akkuş ‘Sporda Şiddet’ kurbanının hukuku peşinde.
İşte bu “Sporda Şiddet’tir kelimenin tam manasıyla. İş Cinayeti de diyebilirsiniz.
Otoritenin, görev, emir sayılan nice hususun insanı değersiz kılan yüzü.
İş katliamlarında nisanda en az 168, ilk 4 ayda en az 586, senede en az 1700 çalışanı öldüren “imtiyazsız egemen zümresiz sosyal bir hukuk şeyi
***
Ben bu yazıyı dün gündüz saatlerinde yazdım.
Sonra…
Akşam “o haber” geldi:
Hasan Cortan, 48 yaşında denetim için saatlerce ayakta, aç susuz bekletildikten ve 3 kilometre koşturulduktan sonra
“Sporda Şiddet” yüzünden hayat maratonunda son nefesini verdi!
Hazırlayan : Mete Yanıkçı
Ek Bilgi