Dolar 33,0413
Euro 35,9402
Altın 2.546,09
BİST 11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 34°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
34°C
Parçalı Bulutlu
Pts 34°C
Sal 30°C
Çar 30°C
Per 31°C

TBMM GENEL KURUL TUTANAĞI (ASTSUBAYLARIN ÖZLÜK HAKLARI) 18 TEMMUZ 2014

TBMM GENEL KURUL TUTANAĞI (ASTSUBAYLARIN ÖZLÜK HAKLARI) 18 TEMMUZ 2014
19/07/2014 7:39 AM
1

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
24. Dönem 4. Yasama Yılı
119. Birleşim 18 Temmuz 2014 Cuma

Grup Başkan Vekili

Öneri:

Tokat Milletvekili Orhan Düzgün ve 20 milletvekili tarafından, astsubayların özlük hakları ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 29/11/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1155 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 18/7/2014 Cuma günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Orhan Düzgün, Tokat Milletvekili.

Buyurun Sayın Düzgün. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; grubumuzun, astsubayların intibak sorunlarıyla ilgili vermiş olduğu Meclis araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, askerlik görevi hakikaten hem kutsal hem de çok zor bir görev. Ancak bu görevin arasında yer alan astsubayların işleri daha da zor, çünkü astsubaylar ordunun gerçekten her anlamda en ağır yükünü taşıyan meslek sınıfı. Böylesine önemli bir görev yapan, ülkemizin savunmasını yapan meslek sınıfının elbette ki sorunlarına bizim, ana muhalefet partisi olarak duyarsız kalmamız söz konusu olamaz. Bu nedenlerle, bu araştırma önergesini verdik ve Genel Kurulun takdirine sunacağız birazdan.

Değerli milletvekilleri, aslında, çok fazla şey istemiyorlar. Bütün devlet memurları göreve dereceleri 9/2’den başlıyor, astsubaylar 9/1’den başlıyor. Peki bu ne getiriyor? Bu insanlar yıllarca çalışıyorlar, emekli oluyorlar ve emekli olduklarında herkesten daha düşük emekli maaşı alıyorlar. Diğer devlet memurları görevlerini daha uzun süre devam ettirebilirler, daha çok çalışarak kıdemlerini arttırabilirler ama söylediğim gibi, askerlik zor bir görev, bunların uzun süre çalışma şansı da çok fazla değil. Emeklilik ücretlerinin düzeltilebilmesi için göreve başlama derecelerinin düzeltilmesi astsubayların olmazsa olmaz talebi.

Yine, hakikaten, anlayamadığım bir tarzda, bütün devlet memurları -hemşire, doktor, avukat- ön lisan yaptığında, ihtisas yaptığında dereceleri maaşlarına yansıyor, ancak her nedense, astsubaylar yüksek öğrenim gördüklerinde bu intibak sağlanmıyor. Yani biz askerimizin, astsubayımızın daha eğitimli, daha kültürlü olmasına karşı mı geliyoruz sayın milletvekilleri? O adamların bu sorunlarını mutlaka çözmek zorundayız.

Yine, kanun yapmışız, demişiz ki: “Orduda belli bir dönem çalışan uzman erler, erbaşlar, astsubaylar görevlerinden ayrıldıklarında kamu kurumlarında kendilerine öncelikli olarak iş temin edilir.” Fakat uygulamaya bakıyorsunuz, eminim hepinizde vardır, herkese en az yüzlerce astsubayın, uzman erin, erbaşın “Bizi belediyede işe sok.” diye müracaatları var. Mutlaka ki, muhalefete bu kadar geldiğine göre iktidara çok daha fazla geliyordur diye düşünüyorum ancak özellikle muhalefet belediyeleri SSK’ya borçları vesaire gerekçe gösterilerek kadro sıkıntısına sokularak bu insanların işe girmesi de bu şekilde engellenmiş oluyor.

Değerli milletvekilleri, bu kürsüye her geldiğimde söylüyorum, Türkiye’de 2 tane ciddi meslek sınıfı, polisler ve askerler, en çok intihar eden meslek sınıfı. Bakın, o insanların kendi can güvenliklerini bir yana koyalım, bu insanlar intihar ettikleri son ana kadar bellerinde silahla gezen insanlar yani sadece kendi can güvenliklerini değil bütün toplumun can güvenliğini tehlikeye atmış oluyoruz. Defalarca bu kürsüden “Gelin bir komisyon kuralım; bu askerler, bu polisler neden intihar ediyorlar, bunun sebebi nedir, sorunları nelerdir, bunları nasıl çözebiliriz?” diye söyledim ama şu ana kadar herhangi bir cevap alamadık ne hikmetse.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin gücü aynı zamanda ordusunun gücüyle de orantılıdır, bunu hepiniz kabul edersiniz. Peki, bizim ordumuz ne durumda, buna da kısaca şöyle bir bakmak isterim. Bakın, bugün, iktidara mensup değerli milletvekilleri kaşkollerle geldiler, Filistin konusunda bir hassasiyet gösterdiler. Kendilerine içtenlikle, samimiyetle teşekkür ediyorum. Geçmişte yaşananları bilirler, Türkiye’de sağcıların ve solcuların ortak miting yaptığı tek konu Filistin konusudur çünkü Filistin Türkiye için, Türk milleti için en az Kıbrıs kadar kutsal bir davadır ve Türk ulusu da bunu bir ulusal dava olarak görmektedir fakat değerli milletvekilleri, bu hassasiyetinizi takdir ettikten sonra şunu da söylemeden geçemeyeceğim, ciddi devlet olmak başka bir iştir. Siz, ülkeyi, devleti yöneten iktidar milletvekillerisiniz, “Filistin’de bu katliamların durdurulması için, Gazze’de çocukların öldürülmemesi için ne yaptınız?” diye sorarlar size.

Bakın, ben size söyleyeyim: İsrail’le olan ticaret hacmini 4 katına çıkardınız. Ciddi bir devlet, böyle bir durumda mutlaka ilk önce ticari ilişkilerini dondururdu, askerî ilişkilerini dondururdu, diplomatik ilişkilerini dondururdu. Bakın, Venezüella İsrail Büyükelçisini sınır dışı etti. Türkiye’dekine ne oldu sayın milletvekilleri? Neden Türkiye Cumhuriyeti buna herhangi bir tepki göstermiyor?

13

Bakın, o Gazze’yi bombalayan uçakların jet yakıtlarını siz satıyorsunuz sayın milletvekilleri, bu Hükûmet satıyor. Bu satışı bir an evvel durdurmak zorundasınız, bunu durdurmazsanız eğer o çocukların kanı sizin de elinizde olur, bunun vebalinin altından kalkamazsınız.

Değerli milletvekilleri, size şunu açıkça belirtiyorum, en başında eğer Gazze halkının yanında olmak istiyorsanız, Filistin halkının yanında olmak istiyorsanız, yakanızdaki Yahudi Cesaret Ödülü’nü çıkaracaksınız, teslim edeceksiniz, Filistin halkının yanında olduğunuzu bu şekilde göstereceksiniz, bunu yapmadığınız sürece burada yaptıklarınızın hiçbir inandırıcılığı olmaz, kimse kusura bakmasın.

Değerli milletvekilleri, IŞİD diye bir örgüt var ve bu örgüt, dün “çapulcu 3-5 kişi” dediğimiz bu örgüt, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğunu işgal etmiş durumda. Bir konsolosluğun işgali, uluslararası diplomaside o ülkenin işgali anlamındadır, yani şu anda Türkiye Cumhuriyeti işgal altındadır, ancak her ne hikmetse, ne Parlamentodan ne Hükûmetten bununla ilgili hiçbir girişim göremiyoruz. Getirilen yayın yasağı sonucunda oralarda ne oluyor, ne bitiyor, onları da öğrenmekten uzağız.

Kim bu IŞİD? Bu IŞİD dün sizin silah desteği sağladığınız bir örgüt, bunu hiçbir şekilde inkâr edemezsiniz. Bu IŞİD, hani Yüce Peygamber’imizin hırkasını emanet ettiği ve “Gitme hastasın, oraya ulaşamazsın.” denildiğinde, “Olsun, en azından yolunda ölürüm.” dediği Veysel Karani’nin türbesini bombaladı, Hükûmetten hiçbir tepki görmedik sayın milletvekilleri.

Aynı örgüt İstanbul’da Muhammediye Camisi’ni bombaladı. Geçen gün Ali Özgündüz burada size yakılmış Kur’an’ı gösterdi. Ne oluyor Sayın Milletvekilleri? Burası hangi ülke, biz hangi ülkedeyiz? Bu ülkede insanların dinî hassasiyetleri neden gözetilmiyor? Eğer Cumhuriyet Halk Partisi döneminde bir camide Kur’an yakılsaydı sizin tepkiniz ne olurdu, buna sessiz kalır mıydınız? Bunu bir kere vicdanınıza sormanızı istiyorum.

Evet, değerli milletvekilleri, aynı IŞİD insanların kellelerini keserek futbol oynadı. Türkmenler Kuzey Irak’ta kan ağlıyorlar. Musul ve Kerkük işgal edildi. Misakımillî sınırları içerisinde dediğimiz, her zaman bizim kardeşimiz, her zaman bizim dostumuz, her zaman yanındayız, her zaman yanımızdasınız dediğimiz Musul ve Kerkük’te artık Türkmen kalmadı. Sayın Dışişleri Bakanı bugün Genel Kurula gelip bilgi vermekten dahi imtina ediyor. Sayın Bakana sorduk işte, sizler de tanıksınız, “Sayın Bakanla görüşeceğim.” diyor. Orta Doğu’da Filistin cayır cayır yanarken Sayın Bakan bunu Dışişleri Bakanına sormadan Genel Kurula gelebiliyor.

Değerli milletvekilleri, bakın…

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Senin adayın…

ORHAN DÜZGÜN (Devamla) – Bizim adayımızın göğsünde Filistin’in madalyası var, meraklanma sen!

Evet, sayın milletvekilleri, bakın, bugün Tokat’tan aradılar. Bin yıllık bir Alevi türbesi, tam bin yıllık. Horasan erenlerinden Keçeci Baba’nın türbesine minare dikildi, ezan okutuluyor. Biz Ezanı Muhammediye’ye saygılıyız ama siz de bizim türbemize saygılı olmak zorundasınız. Orası cami değil, orası Keçeci Baba’nın türbesi. Orayı size kullandırtmayız. Devletin kaymakamı benim köylüme diyor ki: “Siz Müslüman değil misiniz, siz ezan sesi istemiyor musunuz?” Kaymakam, sen adam olacaksın, işini yapacaksın. Senin işin o köye yol yapmak, su yapmak, elektrik götürmek, ebe götürmek, hemşire götürmek, doktor götürmek. Sen milletin dinini sorgulamaya yetkili değilsin. Haddini bileceksin, adam gibi iş yapacaksın, yoksa bunun hesabını sana sorarız! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Ünal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi hakkında aleyhte söz almış bulunmaktayım. Sözlerimin başında, İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamı ve soykırımı şiddetle kınıyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu, televizyonlarının karşısında olup da bizleri izleyen tüm astsubaylarımızı ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Astsubaylarımız Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir ve komuta zincirinde yer alan asli ve en önemli unsurlarından bir tanesidir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin profesyonel insan gücünün önemli bir kısmını oluşturan, ülkemiz için şerefli meslekleri uğruna bir ömrü feda eden, en ücra yurt köşelerinde canı pahasına görev yapan, aile fertlerinin de aynı kaderi kendileriyle paylaştığı bu camianın cefakâr ve fedakâr mensuplarının özlük haklarının iyileştirilmesi noktasında, Hükûmetimiz çalışmalarına astsubaylarımızın lehinde olacak şekilde aralıksız olarak devam etmektedir.

Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için tek gösterge tablosuna geçilmesi sebebiyle astsubayların kademe terfi esas ve şartları, durumlarına göre yükselebilecekleri en son derece ve kademeler, göreve başladıkları öğrenim seviyesinden daha üst seviyede öğrenim görenler ile yüksek lisans ve doktora yapan personele intibaklarının yeni öğrenim durumlarına göre düzenlenmesi; rütbe, kıdem ve kademe alanların üst dereceye

14

yükselme işlemlerine açıklık getirilmesini amaçlayan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarımız,

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında görevlendirilen subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erlere görev yaptıkları her gün için orgeneral aylığının brüt tutarının onda 1’i oranında ödeme yapılmasını amaçlayan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı,

Türk Silahlı Kuvvetleri Personelinden kendisine lojman tahsis edilemeyenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi maksadıyla personele lojman tazminatı ödenmesini amaçlayan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda+-+ Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı,

Türk Silahlı Kuvvetleri personeline fazla mesai ücreti ödenmesini amaçlayan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarımız,

9. derecenin 1. kademesinde göreve başlatılması kapsamı dışında kalan astsubaylar ile bunların emeklilerinin kapsama alınmasını amaçlayan 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarımız,

1. derecede olup 3600 ek göstergeye hak kazanmış olanlara ve bunların emeklilerine, binbaşı ve altında olup 1. derecede subaylar ile bunların emeklileri ve 1. derecede bulunan astsubaylar ile bunların emeklilerine görev tazminatı verilmesini amaçlayan 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarımız ile ilgili yasal düzenleme çalışmalarımız devam etmektedir.

Ayrıca, MİT, emniyet hizmetleri sınıfı personeli gibi emeklilerin maaşlarına 2006 yılında 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nda yapılan değişiklikle sağlanan 100 liralık iyileştirmenin, makam tazminatı almayan kıdemli binbaşı ve altındaki subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların emeklilerine de yapılmasını amaçlayan 6319 sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 22 Şubat 2014 tarihinde 28921 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değerli Milletvekilleri, AK PARTİ olarak ordumuzun gizli kahramanları olan astsubaylarımızı büyük ölçüde önemsemekte, özlük haklarının iyileştirilmesi noktasında tüm gayretlerimizi göstermekteyiz.

Bu konuda yürütülen çalışmalar hızlandırılmış ve az önce sizlere sıraladığım kanun tasarı ve tekliflerinin, içinde bulunduğumuz yasama yılında Mecliste görüşülmesini de planlamaktayız.

Değerli milletvekilleri, geçen sene Kurban Bayramı’ndan sonra Türkiye Emekli Astsubaylar Derneğinin talebi doğrultusunda Dernek yöneticilerimizle, Meclisteki odamda kendileriyle görüştüm.

6-7 kalem kendilerinin dile getirdiği sorunlarını dinledim; kendileriyle konuyu tartıştık. Bu sorunların tamamını bir dosya hâlinde Sayın Millî Savunma Bakanımıza ve Sayın Başbakanımıza ulaştırdım.

Ayrıca, bunun bir özetini de üst düzeyde yapılacak bir toplantıda dile getirilmek üzere Sayın Cumhurbaşkanımıza da elden kendisine takdim ettim.

Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti astsubaylarımızın dile getirdikleri sıkıntıları, sorunları birinci kalemden biliyor, takip ediyor.

Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığımız ve Millî Savunma Bakanlığımız, tüm Türk Silahlı Kuvvetleri personeliyle beraber astsubaylarımızın ve emeklilerinin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalarını kuvvet komutanlıklarımızla beraber koordineli olarak sürdürmektedirler. Tüm kamu personeliyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin de özlük haklarının iyileştirilmesi, Hükûmetimizin öncelikli görevleri arasında bulunmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin asli unsurlarından muvazzaf ve emekli astsubaylarımızın özlük haklarının daha da iyileştirilmesi için Millî Savunma Bakanlığımız ve Genelkurmay Başkanlığımız koordineli olarak çalışmalarına devam ediyor.

Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonu kurulmasına gerek olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili.

Buyurun Sayın Dedeoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclis Başkanlığımıza verilen, astsubaylarımız hakkındaki Meclis araştırma önergesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevini çağın şartlarına uygun ve başarılı bir şekilde yerine getirmesi milletimiz ve ülkemiz açısından çok büyük önem taşımaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türk vatanı ve milletinin şan ve şerefini, dışarıdan ve içeriden gelecek olan tehlikelere karşı koruma görevi vardır. Bu görevi yüzünden Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ülkemizde çok kutsal ve şerefli bir görevi üstlenmiş durumdadır. Bu nedenle, zaman zaman yasalarında birtakım değişikliklere gidilmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyada ortaya çıkan gelişmelerin, teknolojinin, savaş taktiklerinin gerisinde kalmamak için çok büyük bir mücadele ve gayret sarf etmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak biz de bunlara yardımcı olmalıyız, buna mecburuz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin omzundaki yük çok ağırdır. Türk

15

ordusunun binlerce yıllık gelenekleri vardır. Bu gelenekleri bugüne kadar şanla, şerefle ve gururla sürdürmüşlerdir. Temenni ediyoruz ki bu gelenek ve görenekler bundan sonra da aynı şekilde devam etsin.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin artan sorunlarına mutlaka çözüm getirmelidir çünkü onlar içinde bulundukları durum itibarıyla çok büyük bir mutsuzluk içindeler. Türk milleti olarak varlığımızı, birliğimizi ve dirliğimizi borçlu olduğumuz Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin sorunları en kısa süre içerisinde tek tek maddeler hâlinde ele alınmak kaydıyla mutlaka çözümlenmelidir.

Son yıllarda ortaya çıkan ordudan istifalar üzüntü verici bir hâl almıştır. Son üç yıl içerisinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa eden subay ve astsubayların sayısı 13.751 kişiye ulaşmış. Sayın milletvekilleri, çok önemli bir rakam bu Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için  2009 yılında 67 bin olan uzman erbaş sayısının bugün 40 bin civarında olduğunu tespit ettik, 40 bin. Orada da çok büyük bir istifa, büyük bir azalma, ordudan büyük bir ayrılma durumu söz konusu. Bunun altında yatan temelleri, bunun altında yatan sebepleri mutlaka ortaya çıkarmamız lazım. Gerekli tedbirleri hep beraber almak mecburiyetindeyiz.

Ergenekon ve Balyoz gibi “kumpas” olaylarından sonra 684 pilot Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa etmiştir. Bunun da elbette bir sebebi vardır, bunların da araştırılması lazım. Bunlar ordumuzda, Türk Silahlı Kuvvetlerimizde yetişmiş olan personelin dışarıya çıkması ne demek, yıllarca emek veriyor devlet bunların yetişmesi noktasında. Eğer, bunlar ayrıldıysa bunun sebeplerinin araştırılıp ortaya çıkartılıp mutlaka çözüm noktasını da ortaya koyup bunun gereğini yapmak mecburiyetimiz var.

İstifa eden pilotların sayısı her geçen gün artmaktadır. 2013 yılında 110 pilot Türk Silahlı Kuvvetlerinden istifa etmiştir. Sadece 2014 yılının şubat ayında ordudan istifa eden pilot sayımız da 74 olmuştur. Alt alta topladığımızda “Demek ki Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde pilot kalmamış.” veyahut da “Çok genç subaylarımız, çok genç pilotlarımız uçakları uçurmaktadır.” diyebiliriz. Yani başka bir anlatım tarzıyla; tecrübe yok olmuş, tecrübe ayrılmış, yerine genç arkadaşlarımız vazife yapmaktadır, bu da acilen düşünülmesi ve çözüme kavuşturulması gereken bir konudur.

İstifaların önüne geçmek için mutlaka yeni ve kapsamlı çalışmalar yapılmalıdır. Personelin pek çok konuda sorunları hâlâ devam etmektedir. Hükûmetin çözüm konusunda ortaya atılan bütçe dengeleri mazeretinden de vazgeçmesi gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapar diğer personelin yaşadıkları sorunlar da çok büyüktür. Bunlardan birkaç tanesini örnek vermemiz gerekirse sözleşmeli subaylarımız. Sözleşmeli subaylarımızı almışız, üç yıllık mukavele imzalamışız, üç yılın sonunda yine o sözleşmeli subayımız sabahlara kadar uyuyamıyor. Neden? Peki, üç yıl sonra sözleşmesi yenilenmezse ne yapacak, nereye gidecek, nereye sığınacak? İkinci üç yılda, üçüncü üç yılda, nitekim dördüncü üç yılda, on beşinci yılın sonunda her gün bir sıkıntı içerisinde, bir acı içerisinde, o yaştan sonra “Benim sözleşmem yenilenmezse ben ne yapacağım, nerede çalışacağım, kimin yanında çalışacağım? Benim mesleğim artık Türk Silahlı Kuvvetleri olmuştur, savaşmak olmuştur, ben bu saatten sonra ne yaparım?” derdi, telaşı içerisine düşmüş. Buna mutlaka bir çözüm yolu bulmamız lazım. Ya almamamız lazım veyahut da aldıktan sonra diğer muvazzaf subay haklarını bunlara da mutlaka tanımamız lazım. Bunların bu sıkıntının dışında yine birçok sıkıntıları daha var, yine küçük bir örneğini daha vereyim.

Oldu ya, hastalık herkese mahsus, bizler de dâhil olmak üzere bütün insanlara mahsus. Bir hastalığı çıktı, doksan günlük bir rapor alındı. Yine, aynı şekilde, bu sözleşmeli subaylarımız kapının önünde, sözleşmesi feshedilmiş; 40 yaşından sonra, 45 yaşından sonra emekli olamadan ne yapacağının derdi telaşı içerisinde.

Bunlarla beraber, yine, Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde görev alan çok değerli mensuplarımız var. Uzman erbaşlarla ilgili zaman zaman Hükûmet tarafından yapılan düzenlemeler bu grubun sorunlarını da ortadan kaldırma konusunda ne yazık ki başarılı olamamıştır. Vatanı uğruna canını ortaya koyan erbaşlarımız, hâlen yarınların kaygısıyla yine sözleşmeli subaylarımız gibi sıkıntı içerisindedirler. Uzman erbaşlarımız çok zor şartlar altında görev yapmaktadır. Uzman erbaşlarımız aylarca evlerinden uzak bir şekilde dağlarda ve kışlalarda görev yapmaktadır.

Tabii, uzman erbaşlarımızla beraber astsubaylarımız da bunun içine dâhildir. Astsubaylarımız ordunun bütün yükünü çeken yani komutanından almış olduğu emirleri mutfakta, arka planda uygulayan ve gerçekleştiren personelimizdir. Onların da bu özlük haklarının mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yerine getirilip rahatlatılmaları gerekmektedir.

Yıllardır bu şekilde çalışan personelimiz hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Hükûmet yan ödeme tazminatı kapsamında 3’üncü kez şark görevini yine Türk Silahlı Kuvvetleri personeline reva görmektedir ve geçtiğimiz dönemde de ek maaş olarak 205 lira öngörülmüştür. Bu düzenlemelere göre subay ve astsubaylar yan ödeme tazminatlarını beş yıl içinde hak ederken, uzman erbaşlar bu ödemeyi on yıl içerisinde hak etmektedirler. Subay ve astsubaylar için bir gidişte şarkta kalma süresi iki yıl, uzman erbaşlar için bir gidişte şarkta kalma süresi beş yıldır.

16

Uzman erbaşlarımız, sağlık hizmetleri konusunda yapılan düzenlemeler yüzünden de çok sıkıntı yaşamaktadır. Bu arkadaşlarımız bir yıl içinde -yine sözleşmeli subaylarda olduğu gibi- doksan günden fazla hasta olmamalılar. Hasta oldukları takdirde sözleşmeleri fes edilip kapının önüne konulacaklardır.

Sözleşmeli subay ve astsubaylar üç ile dokuz yıl arasında sözleşme imzalayarak göreve başlamaktadır. Bunlarla ilgili de mutlaka düzenlemeler yapılması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vatan savunmasında cesurca öne atılanlara ve bu uğurda yaralanıp gazi olanlara, hayatını kaybedip şehit olanların yakınlarına da bu ülkenin borcu vardır. Gaziler arasında -ki büyük problemlerden bir tanesi de odur- çalışanların, muvazzafların dışında gazi olmuş şehit yakınlarının eş çocukları ve bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının da problemleri aynen devam etmektedir. Muharip gazilerin çocukları öncelikli olarak iş imkânlarından yararlanmalıdır. Ayrıca, bu gazilerimize, astsubay, subaylarımıza Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından da uygun taksilerde ev verilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Özel.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Her ne kadar aleyhine olmuş olsak da Türk Silahlı Kuvvetlerimizin temel taşı olarak kabul ettiğimiz ve büyük fedakârlıkla hizmet eden bu astsubay kardeşlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi, sorunlarının araştırılmasıyla ilgili bir araştırma önergesi.

Geçen de yine bu konuyla ilgili burada bir önerge verilmişti. Sanki, muhalefetin vermiş olduğu öneri kabul edildiği zaman astsubay kardeşlerimizin sorunları birden çözülebilecek gibi bir algı oluşmuş. Onun üzerine de aleyhine konuşan arkadaşlarımızdan büyük tepkiler gelmekte. Bunun böyle algılanmaması gerektiğini, bu sorunların… Elbette ki astsubay kardeşlerimizin imkânlarında, özlük haklarında ne tür iyileştirme yapılırsa yapılsın hep az kalacaktır.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Kabul mü edeceksin Recep?

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Kabul mü edeceksiniz?

BÜLENT BELEN (Tekirdağ) – Kabul mü? Kabul mü?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Daha fazla miktarda yapılmalı mı? Elbette ki yapılmalı.

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Araştırmamızın yanında mısın, sen onu söyle, bırak bunları.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Daha fazla imkânlar sunulmalı mı? Elbette ki daha fazla imkânlar sunulmalı ama bunların hepsi bir bütçe dengesi içerisinde olmalıdır. Sorunları var mı? Elbette astsubay kardeşlerimizin sorunları vardır.

Bir az önce grubumuz adına konuşan Şirin Ünal arkadaşımız, kardeşimiz bununla ilgili bilgileri Meclisimizde sizlerle paylaştı.

Burada aleyhinde değil, üzerinde olduğumuzu, Hükümetimizin, partimizin astsubayların özlük haklarıyla ilgili çalışmalar yürüttüğünü, birtakım iyileştirmelerin yapılması noktasında çalışmalar olduğunu, bunun yine yapılacaksa da AK PARTİ tarafından yapılacağını kamuoyunun bilmesini özellikle istirham ediyoruz, bilmenizi istiyoruz.

Bugün de gerek Soma maden faciası gerekse taşeron işçilerimizle ilgili olarak kamuoyunun beklentilerine cevap verecek olan yasa gündemimizde, onu görüşüp bir an önce neticelendirmemiz gerekiyor. Gündemimizdeki bu konuyu görüşmek amacıyla bu araştırma önergesine şu anlık, bugünlük katılmadığımızı bildiriyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım ancak karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.42

 

 

Ek Bilgi

YORUMLAR

  1. Ali deniz dedi ki:

    İnşallah Adalet yerini bulacaktır diye inanıyorum