Dolar 32,8480
Euro 35,3275
Altın 2.496,09
BİST 10.739,94
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 30°C
Açık
Ankara
30°C
Açık
Cum 31°C
Cts 32°C
Paz 33°C
Pts 33°C

OYAK’TAKİ PARALARIMIZ İYİ YÖNETİLEMİYOR MU?

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
24/02/2011 5:36 PM
1

oyak-bilanco

OYAK, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 220.000 mensubunun ortak olduğu bir emeklilik fonu olup sadece Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının değil aynı zamanda Türk Milleti’nin bir varlığıdır. Bu bakımdan Oyak’ın geleceği sadece yöneticilerini değil, hepimizi ilgilendirir.

Erdemir’in satış ve sonrası sürecinde OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy’un bizzat yürüttüğü yatırım stratejisinin hatalı olduğunu benimle birlikte Milliyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Güngör Uras, Milliyet Gazetesi yazarı Metin Münir, Referans Gazetesi yazarı ve CNN yorumcusu Yiğit Bulut Oyak’ın Erdemir’in satış sürecinde izlediği yanlış stratejiyi köşelerine taşıyarak uyarı görevini yapmışlardı. Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy, bu eleştiri ve uyarılardan ders alarak stratejisini gözden geçireceğine, uyarı görevi yapan ve konunun uzmanı olan bu yazarlara 5’er milyon YTL’lik toplam 20 milyon YTL tazminat davaları açtı. Bir genel müdürün kişisel duygu ve beklentileri için açtığı bu denli yüksek tazminat davaları için milyarlarca liralık mahkeme harçları da Oyak’ın kasasından çıktı.

Metin Münir’in Milliyet Gazetesi, Yiğit Bulut’un Referans gazetesindeki köşelerinde gündeme getirdiği, EFG İstanbul isimli aracı kurumun analistlerince hazırlanan rapor, Oyak için ‘Erdemir hatalı yatırım‘ diyor. ‘Erdemir yatırımı hata‘ diyen EFG analistlerinin raporu bakınız ne diyor;

“Oyak, Erdemir’in yüzde 49.3’ü için 3 milyar dolar ödedi. Bunun 500 milyon doları Oyak’ın özkaynaklarından, kalan 2.5 milyar dolar ise bankalardan alınan krediler ile ödenmiş. Bankalardan borçlanan bu meblağın 1.5 milyar doları Oyak’ın Erdemir için kurduğu Ataer isimli şirketin defterinde, 1 milyar doları ise Oyak Holding’in defterinin borç hanesinde kayıtlı. Buna karşılık Oyak’ın elindeki Erdemir hisseleri alacaklı bankalara rehnedilmiştir.”

Oysa satış sonrası Oyak Genel Müdürü, “Hiçbir hissenin rehni söz konusu değildir” açıklaması hâlâ kulaklarımda çınlamaktadır. Borç yeniden yapılandırılacak, rapora yansıyan Ataer yetkililerinin açıklamasına göre, bu borç iki yılı ödemesiz 10 yıl vadelidir. Ödemeler 2008 yılında başlayacak ve beş yıl süreyle 105 ile 210’ar milyon dolar arasında değişecek. Son üç yılda ödenmesi gereken miktar ise 1.6 milyar dolardır. Ataer şirketine Erdemir’den gelecek tahmini temettüler faizleri karşılayamayacağı için EFG İstanbul’a göre 2013 yılında Oyak bu borcu yeniden yapılandırmak zorunda kalacak. Raporu hazırlayan uzmanın değerlendirmesine göre, Oyak fonlarından peşin ödenen 500 milyon dolarlık bölüm ise 2015 yılına kadar sıfır rant getirmiş oluyor. Oysa 500 milyon dolar Oyak’ın fonu içinde kalsa idi 2015 tarihine kadar en az üç misli artardı. Demek ki Oyak mensupları bu fondan da mahrum kalıyor. OYAK üyeleri biliyor mu?

Kurumların yeni yatırımlar için hazırladıkları fizibilite raporları çok önemlidir. Eğer bu fizibilite raporları çok iyi hazırlanmazsa yeni yatırımdan beklenen kâr bir tarafa, kurumun tüm varlığı da riske sokulur. Bu anlamda tepe yöneticilerine çok iş düşer. İnşaat sektörünün canlandığı ve herkesin çimento fabrikalarını almak için sıraya girdiği bir dönemde Oyak’ın Elazığ Çimento’yu satması, Oyakbank’ın tamamını elden çıkarmak için birkaç alıcı grupla görüşmelerini sürdürmesi, tüm Oyak mensupları ile birlikte hepimizi derinden üzmekte. Sözünü ettiğim raporun ortaya koyduğu gerçekler ışığında, TSK ve Oyak mensuplarının konuyu gözden geçireceği ve Oyak’ın geleceği için yeni bir yapılanmaya gitmesi için Oyak Genel Kurulu’nda bu konuyu tartışacağını umuyorum.

Değerli arkadaşlarım; Konu hepinizin malumu olup, tüm Assubayların da ilgi alanları içindedir. Konu bizlerin dışında MİLLİ menfaatleri de ilgilendirdiğinden yukarıdaki yazı Aydın AYAYDIN tarafından 02 EKİM 2006 tarihinde SABAH gazetesinde yayınlanmıştır.

Birlikte değerlendirelim.
  1. Bu makalede de ele alındığı gibi OYAK doğru bir strateji ile yönetilmiş olsaydı yukarıda belirtilen zararlar oluşur muydu?
  2. Bizlere her yıl BÜYÜK BİR BAŞARIYMIŞ gibi gösterilerek ÖDENEN NEMALAR bu zararların yanında DEVEDE KULAK değil midir? OYAK’ın tüm İŞTİRAKLERİ düşünülürse, zararların gerisini sizler düşünün.
  3. Her yıl büyük bir şaşaa ile yapılan GENEL KURUL İBRA TÖRENLERİNDE bu hususlar ve personelin mağduriyetleri dile getirilerek yönetim HİÇ SORGULANMIŞ MIDIR?
  4. En azından YANLIŞLARI dile getiren gazetecilere açılıp, kaybedilen davaların MASRAFLARI YÖNETİMLERDEKİ SORUMLULARDAN istenmiş midir? ÜYELERİN HAKLARI GÖZETİLMİŞ MİDİR?
  5. Yapılan doğrular da, yanlışlar da ortada iken yasal daimi üyeler olan GENKUR ve K.K.ları ile YNT KRL BŞK yapılanlarla ilgili ne gibi YASAL işlemler yapmıştır? Bu konularda bilgi sahibi olmak tüm üyelerin en doğal hakları değil midir?
  6. OYAK ve OYAK’TA olanlar hakkında BİLGİ sahibi olmak her üyenin HAKKI olduğu gibi, en başta YNT KRL BŞK olmak üzere tüm yetkililer doğru bilgi vererek ÜYELERİ bilgilendirmek zorundadırlar. Oralarda bulunmalarının sebebi DOĞRUYU ve İYİYİ yapmak için değil midir? Yapamıyorlarsa ve bilgilendirmelerden RAHATSIZLIK duyuyorlarsa kimse onları orada zorla tutmuyor. Ama duruyorlarsa HEM EN GÜZELİNİ, DOĞRUSUNU, SAĞLAMINI YAPACAKLAR, SONRA DA ÜYELERİ BİLGİLENDİRECEKLERDİR. Bu bilgilendirmeyi de aba altından sopa göstererek tehditvari değil, medeni ve herkes tarafından hoş görülecek biçimde yapmalıdırlar.
Unutmasınlar ki onlar bu şirketlerde çalışan birer görevlidirler. ÜYELERDEN yapılan KESİNTİLERLE oluşan HOLDİNG onların İKİNCİ emeklilik haklarının doğduğu yer olduğu AKILLARDAN çıkarılmamalı ve onun için ÇALIŞANI konumunda oldukları üyelere karşı kullanacakları ÜSLUBA dikkat etmeleri gereklidir. Kimse onların EMİRERİ ve ÇALIŞANI konumunda DEĞİLDİR. Konuşacaklarına HAKKIYLA İŞLERİNİ yapmalı, KENDİLERİNİ işe vererek OYAK’I geliştirmeyi düşünmeli ve gerçekleştirmelidirler. Bunu kabul eden çalışır, etmeyen de gider. Kendileri bilir. Kimse onları orada zorla tutmuyor, tutmaz da.

Saygılarımla.

YORUMLAR

  1. ibrahim dedi ki:

    Değerli büyüğüm, yarınki ilk işim görevimi yerine getirmek olacaktır. Tüm camiamızı göreve davet ediyor saygılar sunuyorum.

  2. Celal ELBİR dedi ki:

    Bu konuya destek, öz benliğimize destektir. Sağ olun, var olun.

  3. Ersen Gürpınar dedi ki:

    Değerli büyüğüm yazımda belirttiğim gibi ben de karınca kararınca desteğimi bankaya havale ettim.Emeğinize tekrar sonsuz teşekkür ederim.

  4. halim dedi ki:

    Takipteyiz…

  5. Osman Ada dedi ki:

    Sn.Büyüğüm benim de çorbada tuzum olmasını sağladım. Saygılarımla.

  6. Mithat Türetken dedi ki:

    Önümüzdeki hafta içinde ben de görevimi yerine getireceğim. Emeğinize ve yüreğinize sağlık. Saygı ile.

  7. ibrahim dedi ki:

    Daha önce belirttiğim gibi 100 kişiden biri olarak gereği tarafımdan yerine getirilmiştir.Verdiğiniz mücadele için teşekkür eder,saygılar sunarım.