Dolar 43,7698
Euro 51,7507
Altın 7.047,65
BİST 14.259,90
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 5°C
Az Bulutlu
Ankara
5°C
Az Bulutlu
Cum 12°C
Cts 13°C
Paz 5°C
Pts 7°C

NE OLACAK BU HALİMİZ

"Yazarların yazıları kendi düşünce ve sorumluluklarını taşır"
24/01/2017 7:54 AM
3

Hayatlarımızın bir amacı olmalı.

Bir şeyler yapmalıyız.

Yoksa sadece öldüğümüz gün, morgtan  mezara kadar olan süreçte önemli oluruz.

Minik bir törende kısa bir biyografi ile esamemiz okunur,o kadar.


Sonra ertesi gün yeni bir sabah doğar ve biz olmayız. Anımsanmayız. Işıklı tarafta  hükümette olur, temad da, sosyal sayfada, facebook ta.

Her şey aynen devam eder.

Bir tek biz olmayız. 


Geçmişimizde hepimiz   uzun ve acı dolu bir kaderi paylaştık.

Hiç birimize de adaletsizliklerle  mesleğimizi sevdirmediler. Astsubay olmakla da övünmemizi engellediler.

 

Önyargı,adaletsizlik ve amir keyfiyeti ile sarmallanan meslekte övünülecek bir şey yoktu çünkü;

Övünenimiz oldu ise sadece kendini avutmaya çalıştı o kadar.

 

Hep aşağılandık. Müteahhitin gözünde inşaat çavuşu ne ise biz de hep oyduk.


Bize ne zaman “siz çok kıymetlisiniz deyip, parlatsalar, biliyorduk ki, bir iş daha icat oldu, onu gördüreceklerdi.

O yüzden biz hiç kendimize, eşimize önemli olmadık.

Vatan mevzusu dışında ……

 

Yanımızdan, içimizden  nicelerini  öbür aleme gönderdik, asude kalanlarımız ise görmemiz gerekenleri değil de hiç  görmememiz  gerekenleri gördük.

Emekli hayatımızda da hep yokluklara, sıkıntılara ve acılara şahit olduk.

 Kayıp giden yıldızlara, yalnızlıklara,

 Bir türlü değerlendiremediğimiz hayatlarımıza,

 Çocuklarımıza, torunlarımıza, eşlerimize;

 Sahte tebessümler sunmaya devam  ettik.

 

Aklımızı da eskittik, solgun yüreğimizi de tükettik.

 

 Mücadele denilen bilinci ve bunu hazırlayacak doğru zihni asla kurgulayamadık.

 

 Örgütlenmeyi, sendikal bir  akılla yönetilmeyi, yönetmeyi, hele ki bu yaşımıza geldik hala öğrenemedik.

 “Neden”  sorusunu  sormasını iyi becerdik ama, soruyu kime  soracağımızı bilmedik.

 Hedef sapıttık.

 15 yıldır bir tane merkezi otorite vardı,bir tane reis vardı, kapısına dahi yanaşamadık.

 

Çünkü gücümüzün farkında değildik.Ona da hissettirmedik.

 

Sadece  kimsenin umursamadığı o adımızı çok ağır bir kartvizit gibi sağa sola  gösterip durduk.

“ASTSUBAY ”

 

Her birimiz diğerini bekledi. O da diğerini.

 “ Biri  harekete geçse de, beni de peşinden sürüklese”  diyerek.

Kendi başımıza ortaya çıkacak hiç cesaretimiz olmadı.   İrademiz de.

100 şube ile hep desti izdivaç güzeli  taze gelin gibi eşikte bekledik.

 Vizyon  ne olmalı diye de düşünmedik ?

 

Kim senede elimize bir 50 lira verse , çocuklar gibi sevindik.

 

“İtilmiş “  gibi bir kenardan  acziyetle ,bir dirhem et bekleyip ayıbımızı örtmek istedik.

 Sıkıldığımızda birbirimizi daladık.

 Büyüklerimize dahi saygıyı bırakıp ,

 kendi  birliğimizi, dirliğimizi  bitirdik.

 

Ne yarını ne de yarından sonra yaşanacak  kölelikleri, ezilmişlikleri, kahrolasıca biçimde kapı eşiğimizde bekleyen yokluğu, yoksulluğu  görmedik.

 

Assubaylığı  sadece kendimizle kaim, kendimizden menkul  değerde  bildik.Tiran efendilerin bize hangi gözle baktıklarını anlamadık.

 Sessiz bir gemi edası ile o kızılaylı meydanlara, o aslanlı yollara,gidip geldik.

 Haykırmadık, yüksek sesle öfkelenmedik.

 Sözde hak arama  derneğimizin    o kıytırık   koltuğunda,yayılıp  diğer ak saçlılardan ayrı bir odada oturmayı onlara haşmetmeap kral olmayı  dünyanın en zevkli işi sandık.

 

Assubayken bulamadığımız o konforlu makamı, son hazanımızda bu kıytırık biçare makamlarda bulduğumuzu sandık,

 

Bizi oralara getirip oturtanları da utanmazca astımız,  emir assubaylarımız yerine koyduk.

Beğenmediğimizi, bize itaat etmeyeni, yaşı bizden 20 yıl büyük te olsa saymadık, yüzüne hain diye bağırıp, işimize gelmeyenleri de sorgusuz savunmasız  içimizden kovduk.

 

Oysa koltuk denen ne menem oturak berberde de vardı, anlamadık.


Hababamın Kel Mahmutu  misali bulunmaz hint kumaşı olduğumuzu sanıp  vatan kurtaran şaban gibi 6 yıl  profil görüntüleme çalışması yapıp sırıttık durduk.

 

Görmemişin oğlu idik, tutup saygımızı, töremizi, düsturumuzu kopardık.


“ Bu gün de kazasız, sıkıntısız geçse,  hele, akşam olup ta bir mekana gitsek, iki tek atıp kafa dağıtsak, “  diye o kıymetli zamanları, gündüzleri alel acele yedik bitirdik.

 

En iyi   bildiğimiz  ve yapabildiğimiz işimiz ;

 Daha  bu gün karşı masadan anlamsızca, çizgili kahır gözleri ile  yüzümüze bakan  yaşlı 78 lik jandarmadan emekli İhsan abimizin    ertesi sabah olduğunda, umuduna toprak ektiği biçare son nefesinin  kefene sarılı bedenini  yeşil cenaze aracına koydurmak  ve uyduruk bir sözde törenle de kabristanına  defnetmek ti ki  o işleri çok iyi becerdik.

 

“ Ne büyük ve anlamlı görevlerdeyiz yarabbim, ne faydalı işler yapıyoruz “diye böbürlenip  7/24  kıçımızı kaşıdık, odanın kapısını kapatıp,oturduğumuz yerden başbakanı, bakanı azarladık. Resimlerine bakıp nanik yaptık.

 

 Hele bir de  artık halkın hiç katılmadığı, o yavan milli  bayramlar öncesinde Atamızın anıtkabirine, meydanlardaki Atatürk heykellerine konulan çelenk merasimleri ve  törenleri yok mu…

o protokol işi yok mu, o devletle bir araya gelme  zevat işi yok mu…..

 

“ Ne ihtişamlı bir şeydir ki, bilmeyen bilmez, tadını almayan yaşamaz.” Deyip 6 ay öncesinden  oradan poz ve görüntü vermenin her gece hayaline yattık.

 

Yattık kalktık, yattık kalktık.

 Gittik geldik, gittik geldik.

 

Bir sabah gözümüzü açıp bir de baktık ki,

 Gökten hakikaten üç değil tam 333 elma düşmüş.

 Düşmüş te  hep başkalarının  kafasına kafasına.

 

Muhtarına kadar, fetö mağduru vatandaşa kadar ,polisine, imamına, paşa olacak veya olamayacak  albayına  Suriyelisine kadar,bilumum ,

 Yiyen yemiş.

 Eşeleği ile sapı da bize kalmış.

 

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor, yakın çekim

 

 Saygımla

 Adnan Fuat ÖZDEMİR

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
05/08/2018 10:33 AM
28/02/2018 8:42 AM
26/02/2018 9:53 AM
24/02/2018 7:37 AM
23/02/2018 1:38 PM
20/02/2018 9:13 PM
19/02/2018 11:30 AM
14/02/2018 12:48 PM
13/02/2018 12:12 PM
12/02/2018 5:37 PM
12/02/2018 12:56 PM
09/02/2018 6:57 AM
08/02/2018 11:36 AM
07/02/2018 12:58 PM
05/02/2018 10:02 PM
05/02/2018 8:58 PM
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.