BEN HALA UMUTLUYUM
Her zaman şiddetle savunduk, Bu çizgiden de hiç ödün vermedik.
“ Tüm çalışan ve emeklilerin özlük haklarının çözümüne dair muhatap ve tek yasal merci Genel Kurmay Başkanlığı dır.”
Anayasal açıdan da, aidiyet ve birlikile dirlik açısından da bu durum böyle , böyle de olmak zorunda.
Genel Kurmay Başkanlığını güçlü ve etkili, sözü dinlenir bir makam olarak algılamanın mantalitesi de bunu gerektiriyor.
Bu realiteyi ve görüntüyü vermek gerekiyor.
Dost a ve en çok ta Düşmana.
Siyaset veya iktidar asla biz emekli toplumunun çalması gereken ilk kapı değildir zaten bizim hukuk terbiyemiz de asla buna müsaade etmez.
Sıcak ve bunaltıcı bir yaz ayının, ve o sıcak yaz ayının içinde de en uzun bir ramazan ayının içindeyiz.
Subay emeklileri kadar doygun maaş adaletine sahip olamadığımızdan da akşamı karın tokluğu ile geçirebilmenin endişesi içinde dört duvarların arasında oturuyoruz.
14 yaşımızdan beri savunduğumuz bu vatanı emekli olunca ne yazık ki gezebilmek şansımız yok.
Dilimizdeki en mutlu mısra ise
“ Yokluk hep bana mı düşer usta “ diyen ve içimizi acıtan dize olunca.
Yaşamak biz emekli Assubaylara çok zor.
En zoru da vefasızlık, hele ki terk edilmişlik olunca daha da zor.
Sayın Hulusi AKAR ı göreve geldiğinde çok sevmiştik. Cesur ve müşfik kişiliğine alkış tutmuş, umutlanmıştık.
Bu iş galiba oluyor diyerek, yüreklerimizi ısıtmıştık.
Sonra bir şeyler olmaya başladı. Ama bir de baktık ki; çoğumuzun cebine intibaklar denilerek sadece 60 TL lik bir iyileştirme yansıyıverdi. Rüzgar o kadarcık bir yel olup esti ve sustu.
Morallerimiz yerle yeksan oldu.
Oysa;
Umut ağacına döktüğümüz suyumuzun içindeki hoş usare aslında bütün emekli Assubayların güldürülmesi içindi.
Ne var ki Sayın Genel Kurmay Başkanımızın çevresi bu genel yokluğu tam yansıtabilecek bir çalışma yerine , çıtayı çok yükselten, bir sınav maratonuna sokan 90 üstü sicil şartından tutun da 24 yıl fiili çalışma ve Kad. Kd. Başçavuş rütbe şartı getiren metaformoz bir garip paketin çalışmasını yapınca, ve bu çalışma da kamuoyuna yansıyınca, umut birden bire sönüverdi.
Assubaylar bu cesur ve sıcak Komutana küstüler.
Oysa buradaki asıl sıkıntı emekli Astsubay toplumunu bu yaşam şartlarının altında daha çok ezdirmekten kurtaracak çok acil bir düzenleme idi.
Kimin üzerinden;…..?
Tabi ki çalışanların.
Çözüm gayet pratik ve sade idi.
Başlangıç dereceleri 9/2 ye yükseltilecek.
Tüm Astsubay çalışanlarına Kıdemli Başçavuşluklarının başlangıcı itibariyle çalışan bir yarbaya verilen tazminat kalemleri aynen verilecek, rütbesi ve hizmet süresi arttıkça albayla emsal tazminata hak kazanacaklardı. Kıdemli Başçavuşluktan itibaren tazminat kalemi ve tahakkuku da kanunen işlemeye başlayacaktı.
Böylece zaten Kıdemli Başçavuş rütbesinden emekli olan tüm Assubay emeklilerine de bu gün bir emekli yarbaya ödenen asgari 885 tl lik tazminat tutarı yansıtılmış olacaktı.
Bir de bu acil düzenlemenin içine sicil affına dair , nasıp kayıplarının telafisini sağlayacak bir af maddesi eklenecek, emekliler çalışma yaşamlarındaki olağanüstü zor psikolojik koşulların ceremesi olan bir cezayı kast gibi emekliliklerinde olsun eksik aylıkla yaşamayacaklardı.
TSK da iç huzur ve kaynaşmada inanılmaz bir dönem başlayacaktı.
Kısa vadeli acil eylem planı ve tasarı metni bu idi.
Bu düzenlemeye Şehit, gazi malulleri ile sağlık koşulları veya kaza sebebiyle resen emekli edilenler de ilave edilecekti.
Assubayların mutluluğunun tablosu bu idi.
Ressamı da sayın Hulusi AKAR,
Henüz ramazan ayını bitirmedik.
Ben umutluyum.
GenelKurmay Başkanımızın Assubaylarla bir iftar yemeğindeki sıcak girişiminin arkasının bir bayram müjdesi olarak biz emeklilere yansıtılacağını heyecanla umuyor ve bekliyorum.
En azından kalbim bunu söyletiyor.
Bu güne kadar bu konudaki tüm eleştirel yazılarımda da belirttiğim gibi, sonu ve sonucu ne olursa olsun, yokluk ve yoksulluk ile açlık rüzgarı ve kaderi bu toplumu, eş ve aileleri ile hangi deryalara sürüklerse sürüklesin, kalan ahir ömrümüzde başımıza ne gelirse gelsin,
Genel Kurmay makamı Türk Silahlı Kuvvetlerinin temsil ve irade makamı olarak ebediyen Emekli Assubay toplumunun ruhunda sükutla var olmaya devam edecektir.
En azından bunu biliyoruz. Anlıyoruz.
Çünkü TSK ya ahde vefanın bu dünyada Assubay için bedeli yok. Olmaz da.
Bazen istediklerinize ulaşamazsınız, bazen “ neden ben ve biz “ diye kahrolur bunalır, hatta ağlarsınız; ama asla yaşadığınız geçmişinizden pişman olmazsınız.
Çünkü bizler geleceği olmayan bir mesleğin insanları idik.
Yaşadık, yaşayamadık, ama bu güne geldik.
Her şeye kızabiliriz, küsebiliriz ama;
ASLA KALBİMİZİ SÖKÜP YERE ATAMAYIZ.
BİLİRİZ Kİ;
OLSUN;
HER ŞEYE RAĞMEN
BAYRAMLAR, UMUTTUR,
BAYRAMLAR ÖZLEMDİR,
BAYRAMLAR HASRETTİR.
BAYRAMLAR SEVMEK TİR.
Saygımla.
ADNAN FUAT ÖZDEMİR.