1951 de Assubay kanunu kabul edilmiş. tarifine de “Subay yardımcısı “ ibaresi eklenmiş.
Aradan tam 65 yıl daha geçmiş.
Yani tam bir insan ömrü.
Aslında bu sınıf madam tussaud müzesine üniforması ile dikilmeyi, guiness rekorlar kitabına girmeyi de yıllardır hak etmiş
“tam 65 yıldır ne olduğuna bir türlü karar verilemeyen ama tıpatıp insana benzeyen dünya dışı yaratık olarak.”
Hani çözümü bulunamayan bir soru hep vardır ya, matematikte,
Biz de ise o soru…?
“ASSUBAY NEDİR, NE DEĞİLDİR.” şeklindedir. havuz problemi gibi yani üç musluktan dolar, bir musluktan boşalır ama hiç taşmaz..
Oysa Assubay sınıfı TSK da ve emeklilerinde 65 yıldır kıyametler yaşıyor.
Yaşam ile bilim durdurulamaz biçimde ilerliyor.TSK da inanılmaz boyutta tekno ordu olmaya devam ediyor.
Profesyonel orduya geçiliyor.
Peki ya bunca gelişmeye, ilerlemeye, rağmen bizde ASSUBAYLAR CEPHESİNDE neler oluyor….?
Ne yazık ki 2016 yılında dahi bu ülkede Komuta kademesi subaylarca hala darbeler planlanıyor.
Sonuçları yine gelip TSK yı vuruyor. En çok ta Assubaylar bu işten makus nasibi alıyor.
* Genelkurmay Başkanlığı MSB. lığına, tüm askeri okullarda MSB lığı akademisine yani üniversitesine bağlanıyor.
* Türkiye de yeni sistem kuvvetler ayrıcalığındaki hükümranlık alanlarını daraltıyor.
* Asker vesayeti tarih oluyor.
* Askeri memuriyet dönemi başlıyor.
* Ülke idari yapısal bir içsel değişimi son hızla yaşıyor.
* Askeri totaliterizm sivil totaliterizmle yer değiştiriyor.
* Orduda yeni bir dönem adı altında sözüm ona yeni bir liyakat sistemi başlatılıyor.
Bunca değişime rağmen ne hikmetse hala Assubaylara bir türlü 4 yıllık lisans düzeyinde çağdaş öğrenim ve eğitim hakkı verilemiyor.
Bu Dünya, sanırsınız ki, TSK da hala sarı öküzün boynuzlarında dönüp duruyor.
Utanç ve insanlık ayırımı hala bu ordudan derdest edilemiyor.
Sayın Erdoğan ta Birleşmiş Milletlere kadar gidip dünyaya demokrasi üzerine ders ile ibret örnekleri veriyor.
Ama kendi ordusundaki amiral gemisinin beyaz ve zenci kamaralarını bir türlü temizleyemiyor. Tek tip kamara sistemini oturtamıyor.
Belli ki onun da gücü Assubayların çalışanı ve hele ki emeklisinin sefil utanç ekonomik yaşamları adına TSK. sistemine, o bildik sarı öküze, medeniyet ile adalet dersi vermeye yetmiyor.
BU NASIL BİR KARA BÜYÜ Kİ….
Oysa;
TSK; bunca acıdan sonra artık, bilgili, akademik, yüksek teknik ve donanımlı, lisanslı çekirdek komutan Assubaylar istiyor.
Bu garip ülkede ne hikmetse, yeni başkanlık , yeni anayasa, yeni açılım, yeni ordu, yeni eğitim sistemi, her şey yenileniyor ve kabuk değiştiriyor.
Bütün bu dönüşümler sözüm ona eşitlik, adalet ve demokrasi adına yapılıyor.
Ne var ki;
BU BÜYÜK DEĞİŞİM VE İNSANİ DÖNÜŞÜM 1960 ANAYASASINDAN İTİBAREN MESLEK HAKLARINDAN VE ÖZLÜK ÜCRETLERİNDEN MAHRUM OLAN ASSUBAYLARA HİÇ UĞRAMIYOR,
Bu toplumun kapısını bir türlü çalmıyor.
Dünya ve Türkiye inanılmaz yapısal reformlar yaşarken,
Ne acı ki, Assubaylık sorun ve sıkıntıları o denli arttığı oranda; çözüm ve çare boyutu da o denli ters orantılı olarak azalıyor.
Bu sınıfın emekli Assubayı aç geziyor iken emekli Subayı tok geziyor.
Adeta hayatıyla safari yapıyor. İkinci balayı yaşıyor.
Assubayın emeklisi ise lisans diplomalı olmadığından piyasada en alt ,sürünesi işlerde çalışıyor.
Balyoz mağduru ,Ergenekon mağduru , casusluk mağduru, kumpas mağduru ordudan atılan Assubayların nerelerde çalıştığına bir bakınız…
Üç gün önce Sözcü gazetesi tam sayfa yayımladı.
İnşaatta , simitçide, çaycıda.
Bir de Subayının mağduruna bakınız.
Özel sektörde, özel kamuda, holding te. Yerli, Yabancı şirketlerde.
Bu utancın kaynağı da ne acı ki Askeri fakülte yasağından kaynaklı olarak Assubaydan esirgenen teknik 4 yıllık lisans diplomalarıdır.
Ondan esirgenen bilgi ile donanımdır.
Ondan esirgenen kahrolası utanç ücretidir.
Emeklisine reva gördüğü yarı subay emekli aylığıdır.
Açlıkla yoksulluk arası karanlık tır.
Bu sınıfın kahraman şehidi ASSUBAY HALİSDEMİR 2 yıllık meslek yüksek okulunu kısa ömründe eh bir zahmet görebilmiştir.
Yine de bu vatanın demokrasisini vücuduna aldığı 30 mermi ile şehit olarak korumuştur.
Ama o şehit ,bu ülkeyi kurtarırken dahi, mezarında olsun hala 4 yıllık fakülteye layık olamamıştır.
Bir kalem olsun tazminatı hak edememiştir.
9/2 dereceyi görememiştir.
Darbeci 149 generale, paşaya ise akademiler, fakülteler, lisans ve yüksek lisanslar, üç katı emekli maaşları, altı kalem tazminatlar, keğçe ile ,kazanla dağıtılmıştır.
İhanet oradan, sadakat ile liyakat bu sınıftan çıkmıştır.
BİR KALEM DE OLSUN ASSUBAYA “AL SANA DA ÖMERİN AHDINA BİR SOSYAL DENGE TAZMİNATI “ OLSUN DENMEMİŞTİR.
Binbaşılar 5 yıldan sonra yarbaylığa geçerken 6 yıllık derece kademe hesabı ile kafadan bir yılı kapıyor,bir kademeyi cebine koyuyor ken,
Assubaya tam 14 yıllık hakkı olan 9/2 başlangıç derecesi ise kasten verilmemiştir.
Assubayın şehidinin onurlu ismi siyasete, alet ediliyor iken;
onun anasının ak sütü gibi helali olan ekmek adaleti, ekonomik hakkı nedense düşünülmemektedir.
Bu ülkenin tüm kurumları, tüm sistemleri tam 64 yıldır, inanılmaz bir inatla Assubaylara karşı inanılmaz derecede haksızlık ve adaletsizlik kampanyası ile girişimi yürütmektedir.
Sisteme inatta,
Çaycıyla aynı teraziye konulan EMEKLİSİ AÇ ,fakir ve yoksul Assubaylar demokrasi ve vatan için göz kırpmadan ölüme koşmaktadırlar.
Bu ülkede hala birileri yaşananlardan ders almayı reddetmeyi sürdürmekte,
Hala birtakım odaklar,
TSK NIN TAM % 65 İ OLAN ASSUBAYINA NANKÖRLÜK İLE DÜŞMANLIK YAPMAYA DEVAM ETMEKTEDİRLER.
İşin asıl vahim ama bir o kadar da komik yanı,
Dünyanın, gittiği ve ulaştığı noktanın tam tersine, sadece Türkiye de, Assubayların ana yaşamsal sorunları, konum ve boyutları 1960 darbesinden tam 56 yıl sonra hala yeni bir element keşfi gibi sil baştan öğrenilmeye ,öğretilmeye anlaşılmaya çalışılmaktadır..
” siz kimsiniz, ne istiyorsunuz…..?
“biz Assubayız, hak onur ve adalet istiyoruz.”
“ siz, biz siz biz.” MONOLOGU.
Topu topu dört kalemlik bir insani hak ve adalet metnini bu sınıf her yerden haykırıyor.
Yanıt.
“Kimsiniz, ne istiyorsunuz……?
“Görüyoruz, duyuyoruz, anlıyoruz.”da,
“ Sizi bir türlü insan olarak görmüyoruz.”
KONU BASİT . ACİLEN EMEKLİ ASSUBAYLARIN AÇLIK, YOKSULLUK ALTI UTANILASI YAŞAMI.
SUBAYI EMEKLİLİĞİNDE DAHİ BAL İLE ,
ASSUBAYI ZEHİRLE AĞU İLE BESLEYEN BİR MALİYE KAFASI.
BİR MİLENYUM ÇAĞINA BAKIYORSUNUZ BİR DE TSK DAKİ SUBAY-ASSUBAY ÇAĞINA.
Bu utancı taşıyacak ne bir ülke, ne bir vatan, ne de bir millet olacağını tasavvur dahi etmek mümkün değil.
Aslında işin coğrafyası baştan çizilmiş,bu sınıfın bu kötü yazgısı nuh peygamberin inadına binmiş.
Tam 65 yıldır sadece Assubaylıkta vesayetin adı hep liyakat düzeni olmuş.
Bu ülkedeki demokrasinin tarihi , TSK da hep subayların türbesini dikmiş, Assubayları da mina da şeytan diye taşlatmış.
Bu ülke vicdanını, masumiyetini, faziletini Assubayların ruhunda çoktan kaybetmiş.
SAYGIMLA.
ADNAN FUAT ÖZDEMİR