Genkur. bu açıklaması ile gerçekten astsubayları kendinden görmediğini bir kez daha teyit etmiştir, bizim adresimiz burası değil hükümet olmalıdır, açıklama ayrıca bizim nazarımızda ve halk nazarında Genkur.'u küçük düşürmüştür.
Sn.Meslektaşlarım
Aşağıdaki metin TSK İç Hizmet Yönetmeliğinden alınmıştır.Allah aşkına ne kadar çağın gerisinde kaldığının ve okuyan sivil insanları güldürüp "hadi canım" gerçek olamaz dedirten tabi olduğumuz yönetmelik..."Kur'an-ı kerim" mübarek!
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ İÇ HİZMET YÖNETMELİĞİ
- Disiplin
Madde 1 - Yurt ve Milletin saadet ve selâmetini ve istiklâlini temin etmek ve Cumhuriyeti korumak, ancak disiplini mükemmel olan Silâhlı Kuvvetlerle kabildir.
Silâhlı Kuvvetlerde disiplinin yerleşmesi için, Silâhlı Kuvvetlerin bütün mensuplarını mutlak bir itaate ve vicdan mesuliyeti duyarak doğrulukla vazife görmeğe, her hizmeti en küçük teferruatına kadar, büyük bir dikkatle ve istekle yapmağa alıştırmak; kalplerine yurt, Cumhuriyet, Milliyet meslek ve vazife sevgisini sokmak lâzımdır. Bunlar her âmirin baş vazifelerindendir.
Madde 2 - Tam ve sağlam bir disiplin için, âmir ile maiyetin karşılıklı sevgi ve saygı ile birbirlerine itimat beslemeleri şarttır. Böyle olmıyan disiplin tehlikeli olur ve sıkışık zamanlarda çabuk gevşer, bu da muvaffakiyetsizliği ve felaketi doğurur.
Madde 3 - Disiplinin azıcık dahi bozulduğunu veya gevşediğini sezen her âmir bunun maddi ve manevi sebeplerini araştırarak gidermeğe ve disiplinin korunması için icabında kanun ve nizamlar dairesinde her türlü tedbirleri almağa ve yetkilerini tamamiyle kullanarak disiplini sağlamağa mecburdur.
2 - Ast'ın vazifeleri
İtaatin; âmir veya üstün kanuni selâhiyetinden korkmaktan ziyade onun bilgisine, rütbe ve makamına ve şahsına karşı duyulan ve beslenen saygı ve sevgiden ileri geldiği, astın bütün hal ve hareketlerinde, her yer ve zamanda göze çarpmalı ve bakışlarında parlamalıdır. Bu saygı ve sevgi hislerini telkin eylemek de âmirin ve üstün esas vazifelerindendir.
Madde 5 - Her ast'ın âmirlerinin daha bilgili ve tecrübeli olduğuna, Silâhlı Kuvvetlere ve memlekete daha fazla hizmeti bulunduğuna ve kendi hakkında daima iyi düşünür olduğuna itimat etmesi ve korunduğuna emin olması lâzımdır.
Bunlar itaat ruhunun temelidir.
Madde 6 - Resmî veya hususi bir iş sebebiyle bir âmir veya üst ile münasebette bulunacak her ast, her zaman askerî usullere ve askerî terbiyeye tamamiyle uymağa ve onlara karşı yüksek bir saygı göstermeğe mecburdur.
Madde 7 - Amirlerin, üstlerin asker ve şahsi şeref ve haysiyetlerine dokunacak sözler söylemek, nerede olursa olsun çekiştirmek, şahsiyetlerini hor ve hakir görmek gibi teşebbüslerin; Silâhlı Kuvvetlerin disiplin ruhuna asla uygun olmayan çok fena haller olduğunu ve bunların hiç bir zaman cezasız kalmıyacağını her askerin bilmesi lâzımdır.
Madde 8 - Ast; âmirin her emrini bütün tahammül kuvvetini, sarf ederek istekle ve tam zamanında yapmağa mecburdur. Bundan başka gerek vazife sırasında ve gerekse vazife dışında âmirlerine yardım etmek de her ast'ın borcudur.
Madde 9 - Astlar âmirlerinin yanında her vakit dikkatli bulunurlar ve bir hizmet sırasında verilecek emirleri yapmağa hazır olduklarını göstermek için âmirlerinin gözüne istekle bakmalıdırlar.
Madde 10- Astın, aldığı bir emirden dolayı âmirine mütalâada bulunması kat’îyen yasaktır. Alınan emir hiç bir kayıt ve şarta bağlanmaksızın ve hiç bir düşünceye kapılmaksızın yapılacaktır. Bir emri alırken veya aldıktan sonra mırıldanmak, doğru bulmadığını sezdirecek hal ve harekette bulunmak cezayı müstelzimdir.
Madde 11 - Ast, icabında âmirin yerini tutabilmek için onun vazifesini iyice öğrenmeye çalışmalıdır.
Esasen bir yukarı rütbeye terfi için o rütbeye ait vasıf ve şartları haiz bulunmak esas olduğundan ast, buna ne derece erken muvaffak olursa âmirin kendi hakkındaki emniyet ve itimadını o derece erken kazanır ve yukarı rütbe ve makamlara aksamaksızın yükselir.
Madde 12 - Astların üstlere isimle hitap etmeleri caiz değildir. icap ettikçe (Mareşalım, Kumandanım, Generalim, Amiralim, Başkanım, Binbaşım, Yüzbaşım, Astsubayım) ve rütbesi olmayanlara bayım veya bayan tâbirleri kullanılmalıdır.
Askerî memurlara muadili subaylığın rütbesi ile hitap edilir.
3 - Amirin vazifeleri
Madde 13 - Amir maiyetinden mutlak bir itaat beklemeğe ve istemeğe haklıdır. Amir de maiyetinin şeref ve haysiyetlerini, sağlığını ve özlük haklarını gözetmeğe mecburdur.
Madde 14 - Amir, maiyetine eşit muamele yapmağa ve haklarında âdil hareket etmeğe mecburdur. Fakat iyilik ve koruma düşüncesi âmirin kanun ve nizamlardan ayrılmasına sebep olamaz. Amir, göreve bağlılık ve gayret, kanun ve nizamlara uyarlık, çalışkanlık, hal ve tavrı ile maiyetine örnek olacaktır.
Madde 15 - Amirlerin emirlerini, maiyetinde bulunan rütbe ve kıdemce kendisinden büyük personel de yapmağa mecburdur. Amirler de bu zevata rütbeleri itibarı ile lâyık oldukları saygıyı göstermeğe mecburdurlar.
Madde 16 - Vazife esnasında âmirlerin maiyetleri ile münasebetleri daima ciddi olmalı, vazife dışındaki münasebet ve görüşmeleri de samimi ve candan olmalı, bununla beraber itaat ve itimat hislerini bozacak derecede senli benli olmamalıdır.
Madde 17 - Amirler; maiyetine vazife verirken onların hususi hallerini, kabiliyetlerini ve işe dayanırlıklarını düşünmelidirler.
Madde 18 - Amirler maiyetini rütbeleri veya unvanlar ile çağırabilecekleri gibi sevgi ve samimiyet uyandırması itibarı ile soyadları ile de çağırabilirler. (Teğmen KALMAZ, Binbaşı EMEKSİZ gibi)
Madde 19 - Amirler maiyetlerinin yapmağa selâhiyetli oldukları işlere mücbir sebepler olmadıkça karışmamalıdırlar. Lüzumsuz karışmak âmire karşı duyduğu sevgi ve emniyeti sarsar, teşebbüs kudretini azaltır, yetişme istidadını söndürür. Yalnız maiye-tin selâhiyetini kullanması yüzünden işler çığırından çıkarsa veya çıkacağına hükmolunursa o zaman âmirin işe karışıp düzeltmesi ve yoluna koyması bir hak ve vazife olur.
Madde 20 - Amirler, maiyetlerinin ruhlarına hâkim olmalıdır. Onların resmî veya hususi işlerinde muvaffak olmalarını temin için mümkün olan yardımları yapmalı, onların haklarını korumalı, onlara candan bir baba ve büyük kardeş duygusu ile her türlü yardımda bulunmalıdır. Bölük, eşidi birlik, uçuş filosu bölüm, bakım, ikmal ve daha küçük birlik kumandanları maiyetlerindeki subay, astsubay, erbaş ve erleri isimleri ve şahısları ile bunların hususi hallerini bilmelidir.
Madde 21 - Resmî işlerden dolayı sırası düştükçe verilen öğütlerin, yapılan tenbih ve ihtarların hükümsüz ve tesirsiz kaldığını gören ve hususiyle vazifede ihmal ve kayıtsızlık sezen her âmir derhal kanuni selâhiyetini kullanarak maiyetini yola getirmeğe mecburdur.
Madde 22 - Oy vermek ve kanaat söylemek icap eden herhangi bir işte mesuliyet; oy ve kanaat sahiplerine ait olduğu hallerde (Satın alma komisyonları, muayene komisyonları vesaire) âmirler, oyun şu veya bu suretle ve kanaatın de şu veya bu merkezde olması hakkında emir veremezler.
Madde 23 - Amirler icabında hükmedecekleri cezanın cins ve miktarını yalnız yapılan yolsuzluğun ve kabahatin derecesi ile ölçmemeli, astın itaate nizam ve intizama itiyadını gözönüne koyarak onun istidat, ruhi haletini de hesaba katarak tâyin etmelidir. Bu iş âmirlerden maharet ve cesaret ister.
Madde 24 - Gerek cezanın ve gerekse mükâfatın tesirli olabilmesi için daima haklı olarak ve tam zamanında verilmesi şarttır.
Madde 25 - Gerek boru vesair işaretlerle, gerekse ağızdan veya yazı ile veya her türlü muhabere araçları ile verilen emirlerin behemahal tam vaktinde yapılmasına çok dikkat etmek ve gecikilirse katiyyen af edilmeyip maiyetini vazifelerini sevmeğe ve tam vaktinde yapmağa alıştırmak her âmirinin birinci vazifesidir.
Madde 26 - Amirler, maiyetinin katlandığı her türlü zahmet ve mahrumiyetlere fiziki imkân nispetinde beraber katlanmalı, bir kolaylık çıkınca bunlardan istifade için nefsini sona bırakmalı ve bir zorluk çıkınca bilâkis öne atılmayı şerefli bir vazife telakki etmelidir.
Madde 27 - Amirler; bayramlarda, bulundukları garnizonlardaki kışlalara giderek askerlerle bayramlaşmalı ve hem bayramlarda, hem de her münasip fırsatta bizzat hastaneye giderek veya yerlerine rütbeli ve yetkili birini göndererek hasta yatan subay, astsubay, erbaş ve erlerin hal ve hatırlarını sormalıdırlar. Bilhassa bölük kumandanları bu ziyaretleri bizzat yapmalıdır.
Bu ziyaretler askerin kalbinde derin sevgi izleri bırakır ve âmirlerine karşı besledikleri itimadı çoğaltır.
null
FATIR SURESİ
1. Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a mahsustur. O yaratmada dilediğini artırır. Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter.
2. Allah insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu tutacak (engelleyecek) yoktur. Neyi de tutarsa, bundan sonra onu gönderecek yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Kıymetli kardeşlerim bu sureyi okuyup Allah' tan yardım diliyorum...
Hepinizi seviyorum.
M.Kemal ATATÜRK/ELMALILI meali.
ŞAİR BİR ASSUBAYIM, MÜSLÜMANIM...
YALNIZ VATANA VE BAYRAĞA AŞIĞIM....
DAMARLARIMDA YÜCE TÜRKLÜK DOLANIR...
SORUNLARA YARDIMINIZI BEKLERİM.
Not : Çok sevdiğim siz kardeşlerime sonsuz sevgi ve saygılar...Çeşitli kuruluşlara twitt yazdığımız şiirin özetidir.
Sn.Temad Başkanının çalışmalarını destekliyorum. Etkili konuşmalar yaptı şu an a kadar.İnşallah mesajları alanlar gereğini yapar,takip ediyoruz.
Ancak; görevdeki astsubaylar için en önemli sorun TMK. Uygulamasının yapılmaması. TSK içerisinde Subaylar yönetici konumunda, Astsubaylar ise Yönetici Yardımcısı değil de, büro memuru gibi idari personel olarak kullanıldığı için TMK yapısı bu şekilde hazırlanıyor. Subay rütbe aldıkça erbaş ve erden uzaklaşıyor maalesef. Astsubaylar ise rütbe aldıkça erbaş ve erden uzaklaşmak yerine erbaş ve erin oyuncağı durumuna düşürülüyor. Ondan sonra ahbab çavuş muhabbeti mevzuları…...
Jandarma teşkilatında 25 yıllık Kd.Bçvş. rütbesindeki bir astsubaya uygun görülen kadro ikmal astsubaylığı veya bölük idari işler astsubaylığı maalesef.Yani Ütğm. Rütbesindeki Bölük Komutanını yazıcısı konumunda. Gördüğü muamele, haddini bil astsubayım, benim verdiğim emri niye tam yapmıyorsun gibi psikolojik baskı vb. gibi fırçalar tuzu biberi.İş bitmez dolayısıyla mesainde iki dudak arasına sıkışır….
Astsubay olarak statü sorumuzu çözecek formül astsubay rütbelerine de subay rütbelerinde olduğu gibi kadro tahsis edilmesidir. Kadro çalışması ile birlikte astsubay rütbelerinin hep çavuş olarak kalmaması ve rütbelerin omuza alınması da unutulmamalı…25 yıllık subay albay rütbesiyle erbaş ve erden uzaklaşmışken 25 yıllık astsubay bölükte genç bölük komutanıyla hayatta kalma mücadelesi için çalışıyor…...Yazık. Usta çırak kültüründe biz astsubaylar faydalanamıyoruz…
Kadro çalışması ve düzenlemesi biz Astsubaylara itibar ve saygınlık kazandırır.
Saygılarımla.
ADALET TALEBİNDEN TAHRİK OLAN BİR ORDU! ASTSUBAYLAR DİRENİN
Ergun BABAHAN ebabahan@stargazete.com
[URL=http://www.stargazete.com/yazar/ergun-babahan/politika/adalet-talebinden-tahrik-olan-bir-ordu-astsubaylar-direnin/yazi-564832]http://www.stargazete.com/yazar/ergun-babahan/politika/adalet-talebinden-tahrik-olan-bir-ordu-astsubaylar-direnin/yazi-564832[/URL]
Değerli meslektaşım GÖKHAN,yazdıklarının altına imzamı atarım,bizler asaletimizden,kurumumuza saygımızdan,kol kırılır yen içinde kalır düşüncesiyle sesimizi çıkarmadık,kendilerinin bir kısmı gibi çarşaf,çarşaf belgeleri sokaklarda dağıtmadık,çıksın gen,kur.bşk.yazdıklarınıza cevap versin,etrafındaki birkaç kurmayın hazırlayıp imzalattığı basın bildirisini okuma zahmetine katlansaydı,herhalde imzalamazdı.saygılarımla
KARAKOLLAR AYNI STATÜ VE SORUMLULUĞA SAHİP OLDUĞU HALDE KARAKOL KOMUTANI KADROSU SUBAY İSE KOMUTANLIK TAZMİNATI ALIR, ASTSUBAY İSE ALAMAZ. 23 YILDIR BU TEŞKİLATTA ASTSUBAY OLARAK ÇALIŞMIŞ, KARAKOL VE BÖLÜK KOMUTANLIĞI YAPMIŞ BİRİ OLARAK BİLGİLERİNİZE SUNULUR...
Muvazzaf arkadaşlar, özellikle emekliliğini cebine koymuş akadaşlar daha neredesiniz? Fişleniriz, baskı görürüz diye mi korkuyorsunuz?, Korkmayın işin içinde astsubay yoksa kimse bir numara çekemez. Genelkurmay Başkanlığı bilgisayarını açmayı bilmeyen emekli olmuş ama özel kontenjanla orada ikinci maaş alan stratejist emekli paşa olamamış albaylarla dolu. Gerçi muvazzaf olanların da onlardan farkı var mı?..
Ben bizlerin bu mücadelesini özlük hakları kapsamından ziyade toplumun en önemli kesiminden başlayan ve bu zamana kadar içselleşemeyen demokrasinin toplumun kılcal damarlarına kadar sinmesi olarak görüyorum. Ersen ağabeyin çaktığı kıvılcım meşaleye dönmüştür. Bu hareketin başarısı toplumun diğer kesimlerine de sirayet edecektir. Her değişim ordudan başlardı eskiden. Sanırım tarih tekerrür edecek. Saygılar...
Değerli arkadaşlarım,bizlere bugün köşelerinde yer vererek yalnız bırakmayan,sayın Umur TALU ve Cüneyt ÖZDEMİR için ,HABERTÜRK ile RADİKAL gazetesi kalmasın. Saygılarımla.
[URL=http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/740079-astlar-kastlar-dostlar-postlar]http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/740079-astlar-kastlar-dostlar-postlar[/URL]
[URL=http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1087097&Yazar=CUNEYT-OZDEMIR&CategoryID=97]http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1087097&Yazar=CUNEYT-OZDEMIR&CategoryID=97[/URL]
GENELKURMAY BAŞKANININ HER KUVVETTEN 3 ASTSUBAY İLE GÖRÜŞECEĞİNİ DUYDUM. BU ASTSUBAY ARKADAŞLAR NE KADAR İFADE EDEBİLECEKLER, ELLERİNDE YETERLİ BİR HAZIRLIK VAR MI, KUVVETLE MUHTEMEL APAR TOPAR GİDECEKLER, KENDİLERİNE ÖNERİM. SORUNLARIN TAMAMINI 10 DAKİKADA İZAH EDEMEZLER. GENİŞ ÇAPLI BİR ÇALIŞMA BAŞLATILMASINI, HERHANGİ BİR BASKI HİSSETMEDEN KONULARI İZAH EDEBİLECEK OLAN TEMAD'IN DA BU ÇALIŞMADA OLMAZSA OLMAZ OLDUKLARINI ARZ ETMELERİDİR. SELAMLAR.
Devletin karakolu (sanırım Aktütün dü)teröristlerce basılmış,onlarca memleket evladı şehit,gazi olmuş bir kuvvetin komutanı golf turnuvasını bırakıp da görevinin başına gitmiyor,hadi gitmiyorsun bari gidiyormuş gibi yap,ondan sonra da statüyü bize dayatmaya çalışıyorlar...
Sayın Genelkurmay başkanımızın basın açıklamasını çok üzülerek ve içim kan ağlayarak okudum.Okudukça da acaba dünyada yıllardır bu kadar değersiz kılınan bir camianın son tahlilde bu kadar acımasız bu kadar sevgisiz bu kadar yabancı bir tavır ile bir kez daha bizlerin hakkını koruması gereken en yetkili kişi olarak hakkımızda düşüncelerini hepten pervasızca vicdana ve akla mantığa uymayan nedenlerle açığa vurması tamamen bu camiayı gözden çıkartıkları ve değersizliğimizin itirafı olarak algılanmakta olduğunun açık göstergesidir. Böyle bir ortamda Genelkurmay Başkanımızın çıkıp aklı selim bir şekilde sizleri anlıyoruz sizler için elimizden gelen ne varsa yapacağız tarzında bir açıklaması bir nebze olsun yürekleri ferahlatacak en azından bu bölünmenin ayrışmanın önüne geçmiş olacaktı. Ancak şimdi sanki biz haksız taleplerde bulunuyormuşuz gibi bize aba altından sopa göstermesi bütün umutları bitirmekle beraber TSK gibi bir kurumda asla ve asla olmaması gereken bölünme ve ayrışmayı körükleyecek kadar bilinçsiz,acele,yapıcı olmayan talihsiz bir açıklamayı yapmakla tarihe ismini yazdırmayı başarmıştır.
Mademki böyle bir açıklama yapıyorlar en azından yazmış olduğu metnin bir içeriğini tekrar okuyup daha mantıklı,inandırıcı ve gerçekçi bir şekilde gerçekleri ortaya koymuş olsalardı. Hatta böyle bir açıklama yapmakla uğraşacaklarına önce bizim taleplerimize bir daha bakıp isteklerimize biraz daha duyarlı bir şekilde gerçekten bunların zaten verilmesi gereken istekler olduğunu görüp bunun gerçekleşmesi için projeler üretme yoluna gittiğini bizlerle paylaşarak daha önceden yaptıkları ve hissettirdikleri bu anlamsız,duyarsız, benzer açıklamayı bu kadar sert acımasız ve onur kırıcı hem de haklı gerekçeleri bile olmayan bir şekilde gergin açıklamayı tekrar etmeseydi.
Şimdi maddelere bakalım.
Subaylara benzer esaslarla yüksek lisans kıdemi alma hakkı verilmiştir.
Sayın Genelkurmay Başkanıma sormak isterim. Burada en başta bana lütfen benzer bir hak ne demek anlatabilir mi? Lütfen bunu kamuoyuna açıklamasını isterim.Ayrıca herkes bilir ki; Kanun önünde herkes eşittir. Türkiye’de Kamuda çalışan tüm memurlar bu hakkı sınırlama olmadan fazlası ile almakta iken benzeri bir şekilde astsubaylara verilmemekte direnilen bu hak nasıl olur da engellenebilir. Şimdi düşünün ben yüksek lisans yaptım.Ama benim bu haktan faydalanmam gerekirken bizzat verilmemesini içerisinde barındıran bir kanun olabilir mi(926 sayılı kanun)? Bırakın tüm kamu çalışanlarını kanun ; TSK'da görev yapan subay,….sivil memur… alır der. Soruyorum Genelkurmay başkanıma bu araya virgülden sonra sadece astsubay ibaresini eklemek varken siz neden benzer şekilde kanun yaptınız.? Hani diyorsunuz ya statü diye .Peki bu nasıl bir statü? Yani TSK'da bile herkes yararlanacak ama ben astsubay olduğum için faydalanamayacağım. Astsubayın buradaki statüsü nedir? Sivil memurlar almasa derim ki sadece subaylara tanınmış bir hak.Fakat onlar da alıyorlar. Peki o halde astsubaylar neden alamıyorlar? Ya da soruyu şöyle soralım, ben eğer TSK'da astsubay değil de başka bir kurumda memur veya işçi olsam hatta (TSK da subay ve Sivil olsaydım da faydalanacaktım).Ama maalesef TSK da astsubay olduğum için bana hayır denilecek.Bu nasıl bir adalet nasıl bir haktır?Hatta nasıl bir hak engellemesidir? Burada kanun tamamen bir anlamda bir hakkı vermek için değil gasp etmek için yapılmış konumundadır. Kanunlar herkes için eşitse,herkes faydalanacak şekilde düzenleme yapılması gerekirken siz hangi yetki ve hangi yasaya göre bunu değiştirip engellemek için bir yeni kanun yapıyorsunuz? Bu ayrıca kanunlara aykırı değil midir,ve gerekli midir? Sayın Genelkurmay Başkanım lütfen bu konunun cevabını bana değil tüm kamuoyu başta olmak üzere önce kanun yapıcılara, hukukçulara, ve Sayın Cumhurbaşkanıma verebilir mi?
*Astsubayların 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselmesinin sağlanması,
Söylenecek söz bile yok. Zaten bu yeni bir hak verilmesi gibi gösterilmeye çalışılıyor.Ama gasp edilen haklara verilecek örneklerin en başında zaten.Tartışmaya gerek bile yok .Çünkü bundan faydalanmayan bir tek memur bile yok.Lütfen edilip yıllardan beri verilmemek için diretilmiş ancak artık bunun bir haksızlık olduğunu görmelerine rağmen kılı kırk yarar bir naz ile verilmesi nasıl bir mesajdır anlayabilene.
***Yarbay ve daha üst rütbeli subaylara verilen görev tazminatının, birinci dereceye yükselmiş görevdeki ve emekli astsubaylara da verilebilmesi (Aylık yaklaşık 385 TL),
Yıllar önce bu kanun çıktığında sadece subaylarda Albay ve Yarbaylar faydalanmış olup o zaman en azından Kd.Bçvş.rütbesine verilmesi en azından bu seviyelerde (Albay_Yarbay)verilmesi gerekiyordu. Ancak ne hikmetse verilmedi ve yine kırk nazla lütfen bir şekilde diyorlar ki biz sadece 1. Derecedeki astsubaylara vereceğiz. Diğer bir deyişle bu açıklamanın karşılığı şudur: Biz bunu alıyoruz; biz kim? Generallerimizi saymayalım; Albay ve Yarbaylar , ama size bu seviyede değil sizin en üst rütbenize bizim aldığımız en alt seviyeden bile aşağıdan bir seviyede verebiliriz ancak.Bakın ince ayrılığa Astsubayların en üst rütbesi bile olmak yetmiyor. Çünkü Kd.Bçvş. rütbesinin sadece 1. Dereceye düşenlerine vereceğiz; Ancak bir şartla; Subaylarda Binbaşı rütbesindeki personel faydalanırsa.Yani aslında hem bu tazminat verilmesini Bnb.rütbesine kadar indirgeniyor. Ama hem de bunu bizi bahane göstererek yapıyorlar.Tam bir akademi eğitimi almış kurmay akıllılığı ile! Peki Sayın Genelkurmay Başkanıma sormak istiyorum. Bunu bize reva görmeniz sizin bize verdiğiniz değeri gösteriyor elbette,ancak bunu yaparken acaba hangi düşünce, mantık,adalet,vicdan anlayışı içinde yaptığınızı gerçekten tüm samimiyetimle bilmek istiyorum. Zaten en üst ve en son rütbeye hak görülen bu tazminat neden sadece bu rütbeye verilmekte? Bunun kanuni dayanağı nedir? Bu açıklanmadığı taktirde bunun bir dayanağı olmadan ciddi bir çalışma yapılmadan verilmiş bir keyfi karar olmaktan öteye gitmeyeceğini düşündüğümüzü bilmenizi isteriz. Sizin bu bağlamda neden astsubayların rütbe bekleme sürelerini uzattığınızın altında yatan gerçeklerden sadece birisi olduğunu düşünmeden edemeyeceğim aslında. Çünkü ilerleyen yıllarda bu hakkı elde etmek için astsubayların 30 yıl beklemek zorunda olduklarını lütfen kamuoyuyla paylaşın ki ,gerçekten ne düşündüklerinizi ve ne yapmak istediklerinizi herkes anlayabilsin. Siz bu yüce kurumumuzun başındaki en adaletli ,en adil,kişi olarak böyle bir taslak önünüze geldiğinde demeliydiniz ki ; Arkadaşlar bu çok mantıklı değil en azından geçmişi telafi etmek bakımında önce derece gözetmeksizin Kd.Bçvş.lara ve şimdi de Bnb.lara veriyorsa Bçvş. Rütbesindeki evlatlarımızı da dahil ederek ve tazminat oranlarını biraz daha uygun seviyelerde belirleyerek bizzat düzelterek yapsaydınız sizin altınızdaki kurmaylarınız da bu davranışınızdan feyiz alarak yapacakları diğer faaliyetleri daha adil ,hakkaniyetli, vicdani bir şekilde yapmalarına örnek olmanızı görmek size yakışan en güzel davranış olmakla beraber, bizleri de memnun eden, sistemle bağları güçlendiren,onurumuzu yücelten,her şeye daha güler yüzle bakabilen, umutları filizlendiren mükemmel bir duygu hissi yaratabilen bir seçim olurdu...
***Hâlen, MİT ve Emniyet Hizmetleri sınıfından emekli olan personele verilen 100 TL ilave ödemenin emekli astsubaylara da verilmesi,
Sayın Genelkurmay Başkanım kesin emin olmamakla beraber yanılıyor muyum bilmem ancak bu kanundan acaba sadece astsubaylar mı faydalanacak? Bu kanun geçerse Tüm TSK faydalanacaktır. Yani Astsubaylar için bizzat yapılmış bir düzenleme değil aslında kurumumuza tümden verilmeyen bir hakkın takibi olabilecek haklı bir meseledir.
***Mecburi hizmet süresinin 15 yıldan 10 yıla düşürülmesi,
İşte yine tüm TSK için yapılan ama sadece Astsubaylara yapılıyormuş gibi gösterilen bir madde daha. Sayın Genelkurmay Başkanım bu kanun çıktığında bundan en çok Pilot subayların faydalanacağını sizler de çok iyi biliyorsunuz. Onlar için 15 yıl mecburi hizmet bilirsiniz ki harp okulu da sayıldığı için aslında 15 yıl değil daha azdır. Sanırım daha ziyade TSK'dan yetişmiş pilotlarımızı dışarı kaçırmayı engellemek adına yapılmış ve bizzat değiştirilmek istenmeyen bir düzenleme günün şartlarına artık çok uymadığı için düşürülmek zorunluluğu hissedildiği için yapılmış görünüyor.
***Astsubaylara verilebilenler de dâhil olmak üzere tüm oda ve göz hapsi cezalarının kaldırılması,
Komutanım bu kanun maddesi de taktir edersiniz ki tüm TSK içindir. Dışarıdan bir vatandaşımız bu konuyu sanki bu ceza artık sadece assubaylara verilmeyecek şeklinde ya da bu cezaları sadece assubaylar alıyordu ve şimdi bu kanunla artık bu cezaları almayacaklar şeklinde algılamaktadırlar. ( Kaldı ki bu cezalar zaten TSK içerisinde subaylara pek verilmiyor. Belki de bu bilinçaltı düşüncesiyle böyle bir tasarı da yapılmış olabilir! )
***Sicil veren astsubayların maiyetindeki personele disiplin cezası verebilmesi.
Doğrusu üzülsek mi sevinsek mi bilemedik bu tasarı maddesi ile. Bizler her zaman yargılanmadan ceza almanın doğru olmadığını savunduk. Şimdi siz diyorsunuz ki arkadaşlar biz bu yargısız infazdan memnunuz. Ancak sizlerin de bu hakta gözünüz var bilmekteyiz, sizi de bu haktan mahrum etmek istemiyoruz. İşte alın aynısından size de verelim hep beraber yapalım bu işi diyorsunuz. Gerçekten biz Astsubayların istediği hakların başındaydı bu zaten bunu tüm kamuoyu ile de paylaştık zaten ama kimse duymadı sanırım! Ancak öyle bile olsa bu hakkı(ceza verme hakkını) kimde uygulayacağız bir de onu açıklarsanız seviniriz. Cezaların kaldırılmasından bahsedip böyle bir hakkın verilmesi de biraz düşündürücü bir mesele gibi gözüküyor.
Komutanım diğer maddelere ilişkin görüş ve yorumlar benzer şekildedir aslında. Ayrıca yapılması gerekenler tabi ki sadece bunlar değil elbette.şimdi onlara değinmekte bu bağlamda doğru değil şimdilik. .( sizin bu bahsettiğiniz madde madde yazdığınız tüm imkanlar zaten Astsubaylardan başka tüm kamu kurumlarında fazlası ile var. Yani siz verilmesi gerekipte verilmeyenin pazarlığını bu şekilde yapmanız zaten çok anlamlı değil.)
Bu yayınladığınız yazıda doğru olan bir yer yok mu; var elbette.
Sonuç olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri; birbirlerine gönül bağıyla kenetlenmiş fedakâr ve kahraman mensuplarının moral ve motivasyonunu en üst düzeyde tutmak maksadıyla, devletimizin sağladığı imkânları kullanmak suretiyle, ihtiyaç duyulan ve yetkisi dâhilindeki düzenlemeleri titizlikle yapmaya devam edecektir.
Sonuç kısmının ilk kısmı doğrudur. Ancak diğerine katıldığımızı ve inandırıcı geldiğini söylemek çok zor. Devletimiz bu konuda aciz değildir. Komutanım birlik ve beraberlik kavramının en çok TSK gibi bir kurumda asla kaybolmaması gerekirken günümüz itibari ile gelinen bu noktada sanırım bizlerin tüm bunların suçlusu bizmişiz gibi bir davranış ile bizleri birbirimizden ayrıştırmayı sadakat duygusunu eksiltmeyi, vatanımıza ve milletimize hizmet etmeyi hiçbir kuvvet alıkoyamaz. Bu noktada eğer zamanında gerekenler yapılması hususu da sizin sorumluluğunuzda olduğunu da unutmayınız. Zaten siz bu duyarlılığı zamanında gösterseydiniz bu tür taleplerimiz çoktan yerine getirilmiş olacak ve şu anda böyle sorunlarla karşılaşmayacaktınız. Yaptıklarınızdan ziyade yapmadıklarınızı tekrar gözden geçirerek buna bulabileceğiniz cevap varsa paylaşmanızı isteriz. Özellikle de böyle bir ortamda bu daha önemli bir hale gelmiş olmasının bilincindeyiz. Ancak sizin de bu konuda göstereceğiniz hassasiyet, kucaklayıcı bir yaklaşım,adaletli ve gerçekten istekli bir tutuma da ihtiyacın olduğu bir durumdayız.Eğer SİZ istediğiniz taktirde bu güne kadar çıkartmış olduğunuz tüm düzenlemelerde olduğu gibi devletimizin buna HAYIR demeyeceğini bizler de biliyoruz. Komutanım sizlerden tek beklediğimiz ADALET'dir. Yeter ki SİZ isteyin KOMUTANIM.
ASTSUBAYLARIN ONUR MÜCADELESİ
Bu günlerde sosyal medya üzerinden Türkiye Emekli Astsubay Derneği üyelerinin mensupları için hak arama gayretlerini izliyoruz. Yıllardır konuya uzak Türk basın ve medyasının ilgisi de gözden kaçmıyor.
Astsubaylar ve emeklileri için maaş, özlük hakları, tazminatlar gibi konular gündeme taşınsa da gerçek sorunun ne olduğunu şöyle özetlemeye çalışacağım. Şöyle ki; her şeyden önce silahlı kuvvetlerde statüsü itibarıyla astsubayların bir” insanlık onuru” sorunu vardır. Genelkurmay istekli siyaset kurumunun onayladığı yasalarla yıllar yılı “astsubay ” sorunu kangren bir hal almıştır.
Eğitimden, sağlığa, görevden, maaşa, tazminattan, sosyal haklara, oyaktan, haftalık çalışma süresine, nöbetten tatile, astsubaylar hakları, genelkurmayın ilkel ve çağa uymayan yaklaşımları sayesinde insanlık onurunu zedeleyen, özünde anayasada ve yasalarda yazılı olmayan örtülü kurallarla ve bunların farklı ve onur kırıcı yorumlarıyla doludur.
İsterseniz eğitimle başlayalım. 1975’den beri astsubay okullarının meslek yüksekokullarına çevrileceği söylenirdi. Aradan kırk yıl geçti. Türkiye’de neredeyse her beldede yüksek okul olduktan sonra genelkurmay harekete geçerek lütfen astsubay okullarını meslek yüksek okuluna çevirdi. Sormak gerekiyor? Dört yıllık fakülte mezunu bir astsubayın bu orduya zararı ne olabilir di? Ama kafa şöyle çalışıyor dört yıl okursa, üstüyle amiriyle aynı eğitim düzeyinde olur. Bu olmaz?
Statüyü eğitimsizliğe bağlamak ancak bu şekilde olur değil mi?
Astsubayına bu gözle bakan bir ilkel anlayışın, ona önce insan olarak bakması düşünülebilir mi? Sağlıkta ayrılık, sosyal hayatta ayrılık, eğitim düzeyinde farklılık, sosyal haklarda ötekileştirme, görev ver sorumluluk ver ama yasal hak vermemek hep bu çağa yakışmayan ilkel anlayışın tezahürüdür. Genelkurmay zaman zaman bu konularda açıklama yapar “şunu yaptık bunu yaptık “ “ Şu düzenleme getirildi bu oldu” gibi bunların bir çoğu en az otuz yıl önce düzeltilmesi gereken konulardı. Çok geç kalınmış içler açısı bir durum.
Genelkurmayın elitist “ordu sadece subaydan ibarettir” örtülü bakışı değişmedikçe, bütün haklar anayasa, yasa ve insani haklar çerçevesine oturtulmadıkça, astsubayların mesleklerinden ve hayatlarından memnun olacağını düşünmüyorum.
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği üyeleri ve başkanı sivil toplum örgütü olarak mensuplarının haklarını aramaya kalktığında ise genelkurmay olmadık açıklama yaparak sorunu ötelemeye çalışıyor. Bu kesinlikle kabul edilemez.
Genelkurmaya düşen görev, bu sorunu kökten ele alarak yapısal bozukluğu gidermektir önce. Siyaset kurumu ve hükümette bu konuya acilen el atmalıdır. Acilen el atılmalıdır ki; silahlı kuvvetlerde “çağdaş köle” muamelesiyle görev yapan astsubaylar mesleklerinden onur duysun. Mutlu olsun.
Şehidine bile farklı protokol uygulayan bu genelkurmay kafası acilen değişmelidir.
Diyecek başka bir şey yok. Türk ordusu hiçkimsenin babasının çiftliği değildir.
H.İhsan Sönmez
Sevgili yöneticim,
Sitenizin forum köşesine yazdığım mesajlar kaldırılmış. Bu da sizin ne kadar demokratik ve eleştiriye açık olduğunuzu gösterdi. Birde benim için Mahmut Erdem'mi nedir bu şekilde birisi ile karıştırılıyorum. Neyse ben o kişiyi ne bilirim ne de tanırım. Ben artık hak ve özgürlük talebimi tweet'erdan yapıyorum. İçiniz rahat olsun hiçbir şekilde eleştiriye tahammül edemeyenler ile polemiğe girmenin anlamı yok. Ancak, tekrar söylüyorum TEMAD'ı kendi siyasi duruş ve görüşleri için paravan gibi kullananlar milyonlarca mazlum assubay ve ailesinin bedduasına düçar olmaktadırlar. Bu yazdığım mesaj bu sitede yazdığım son mesajdır. Şu dilinizden düşürmediğiniz birazcık onurunuz var ise bu mesajı yayınlarsınız.
ASSUBAY BAHARI BAŞLAMIŞTIR...BUNUN ÖNÜNDE HİÇBİR GÜÇ DURAMAYACAKTIR.4 MAYIS BİLDİRİSİ BİZİ BİRBİRİMİZE DAHA DA KENETLEYECEK VE BİZİM MİLADIMIZ OLACAKTIR...
Saygıdeğer abilerim ben muvazzaf bir kardeşiniz olarak tüm arkadaşlarımla sizlere tam destek vereceğime söz veriyorum. Gün birleşme günüdür. Biz her ay en az 5 TL olmak üzere derneğimize yardımı üzerimize borç bildik. 1972 yılında yapılan hak arama arayışında mesleklerinden uzaklaştırılan abilerimize olan bugün herhangi bir kardeşimizin başına gelirse sizden istirhamım; toplanan paraların bu arkadaşlarımızın ailesine destek ve kendilerine en iyi hukukçulardan oluşan bir avukat ordusuyla yardımı da esirgemeyeceğinize inancım tamdır.
Yolumuz açık olsun inşallah. Türk halkı tam destek ile arkamızdadır, hepinize saygılar dilerim.