Sayın Temad başkanım pişmiş aşa su kattığımızı zannetmeyin ancak televizyon proğramlarına katıldığınızda ayni şeyleri söylemektesiniz biz açlık sınırında maaş alıp geçinmeye çalışanlarız ayni hizmette bu kadar fark olurmu örneklerle neden açıklamıyorsunuz neden mahalle bekçisi bile 9/2 den göreve başlarken bizim daha alt kademeden başladığımızı belirtmiyorsunuz tazminatların sadece 1/4 kadameye teklif edildiği bilgilerini alıyoruz bu doğru ise toplumda mevcut huzursuzluk had safhaya çıkar astsubayın en üst rütbesi kıdemli başçavuştur bu rütbeye tazminat verilmeli derece dikkate alınmamalı bu şekilde gerçekleşirse emsalimizle maaş farkımız %100 e çıkar bunu kabul etmemiz mümkün olmaz bunu yaparak bizim birliğimizi dinamitlemek istiyenlere izin vermeyin ve bu konuda bize teminat veren açıklama yapın bunu bekliyoruz.Saygılar sunuyorum
Arkadaşlar, her ne kadar genel başkanımızın söylediği gibi tabandan gelen bu eylem çağrısını biz organize etmedik dese de yapılan bir hareketin arkasında olduğumuzu görüyoruz ne olursa olsun bu eylemi sonuna kadar desteklememiz lazım. Bu tür eyleme uymayan kişilerden yarın yapılacak daha büyük eylemler için destek bekler miyiz? Bence hayır, kışkırtır ve uzaktan seyreder ve katılandan daha fazla konuşur.
Muhalefet olacaktır olması da gerekir ama her şeye değil kendince yanlış da olsa topluma uyma mecburiyetin var, hele hele il ve ilçe başkanı iseniz kesin uymanız lazım, beğenmiyorsanız hiç durmayacak istifa edeceksiniz.
İl başkanlığı yaptım CHP üyesiyim bunu herkes biliyordu hiç de saklamadım, il başkanlığım zamanında siyaseti derneğe hiç sokmadım, her görüşten arkadaşım gelip gitti, eğer siyaseti o binanın içine sokmuş olsaydım Konya Temad bu günkü durumuna gelemezdi, yardım eden arkadaşların büyük bir bölümü, tamamına yakını benim görüşümde değildi. El birliği ile Konya Temad arkadaşlarımın otomatik ödeme talimatı ile örnek bir Temad oldu.
Eşimle gezerken eşime, gel lojman kantinine girelim bir şeyler alalım dedim bana verdiği cevap, "bir karar alındı buna uymaya mecburuz gitmeyelim" dedi, kendimden utandım "haklısın" dedim.
Bu eyleme uyacağız, uymayanları uyaracağız ki yarın genel başkanımızın vereceği her eylem kararına amacımıza ulaşmak için sonuna kadar destek vereceğiz, muhakkak ki canı yanacak arkadaşlarımız olacaktır 1975 yılında olduğu gibi yılmayacağız sonuna kadar destek vereceğiz, saygılar sunarım.
Erhan Kolağası
Konya
Çoğu meslektaşım ve büyüklerimiz bilirler,2000 yılına kadar altı aylık maaş zamları gündeme geldiğinde yazılı medyada emsal maaş çizelgeleri yayınlanırdı Kd.Alb.-Kd.Bşçvş. veya Tğm.-Asbçvş. gibi ...Ne zaman ki sb.maaşlarına tazminatlar girmeye,aradaki fark gittikçe açılmaya başladı... Bizim çizelgelerdeki ünvanlar ortadan kayboldu. Dünkü basını ve yorumları gördüğümde bunu daha iyi anladım.Dışımızda olan şahıslar sanki aradaki fark azmış da biz aynı düzeyde maaş istiyormuşuz benzetmesiyle yaptığımız onur mücadelesini baltalayıp, gölgelemeye çalışıyorlar.Yaptığımız yorumları bile yayınlamıyorlar. Bütün bunların ışığında buradan hem tek yasal temsilcimiz TEMAD'a hem de şu an bizlere burada fikirlerimizi özgürce yazma olnağını sağlayan değerli site yönetimimize şükranlarımı sunarım. Mücadelemize hep detek,tam destek.Saygılarımla.
Değerli TEMAD Başkanı Ahmet KESER ağabeyimizi dinlediğimizde hep konular aynı ilerleme yok. Dem vurulan konular aynı. Assubaylar intihar ediyor? Araştırma sonucunu Gnkur. açıklayamıyor da TEMAD başkanı neden açıklayamıyor? Yaş grubu ne? Sıkıntısı ne? Sebeplerin ortadan kaldırılması için sarf edilmesi gereken çaba nedir? Mobbing söylevi aldı başını gidiyor, ama bunlar ayrıntılı olarak istatistiki bilgi ile kamuoyuna duyurulamamaktadır. Mobbingin ağa babasını bakın hapisteki emekli tutuklu Paşalar bir birine yapıyor da kaldıramadıklarından yer değiştirme talepleri basında çıkıyor. Bu konu Temad başkanı tarafından irdelenemiyor? Hukuksal sorunlar almış başını gidiyor istatistiki bilgiler ve sonuçları paylaşılamamaktadır. Hukuk danışmanı yok mu bu derneğin de hala bir şeyler bildirilememektedir? Kıtalarda asıl işimiz eğitim zimmet sorumluluğumuzdan bu görevimizi yerine getiremiyoruz diye zimmet sorumluluğunu astsubaylara verdiler. Şimdi de akademiye girmekte zorlanıyoruz diye erbaş ve erlerin ferdi ve branş eğitimini de assubayların üzerine yıktılar. İmza atmak için mi subay yetiştiriliyor? Bunların hesabı neden sorulamamaktadır? Ele alınacak konular bunlar Başkanım.
BAKARLAR AMMA GÖREMEZLER
ÖZÜRLÜ'DÜRLER
DUYUYORLARDIR AMMA SESSİZDİRLER
ÖZÜRLÜ'DÜRLER
DÖRT BİR TARAFLARINDA YAZISAL*GÖRSEL BASIN BU FERYAYLARI DUYURUYOR..
ÖZÜRLÜLERİN ''ÖZÜRLERİ ''VAR...
Bazen görmek istemediklerinizle kesişir yolunuz da gözünüzü kapatırsınız hani sımsıkı, bakmazsınız bile olduğu tarafa bir tek saniye bile...
Ve bilirsiniz kelimelerinin yalan olduğunu da duymak bile istemezsiniz sesini, kulaklarınızı kapatırsınız hani...
Keşke dersiniz bilmeseydim ne kadar hain olabileceğini, bilmeseydim bu kadar basit olabileceğini...
Üzülürsünüz hani verdiğiniz samimiyete, gösterdiğiniz kardeşliğe ve inandığınız dostluğa...
Ama her seferinde bitiverir burnunuzun dibinde de isyan edersiniz içinizdeki insan sevgisine...
YOKSA BUNLAR İNSAN DEGİLMİ DERSİNİZ...!!!
atilla ABAYLI...
Haber Açısı adlı sitenin, www.haberacisi.com adlı web sitesine, Celalettin Yavuz adlı yazarlarının "Subay-Astsubay Düşmanlığı mı Pompalanıyor?" yazısını protesto eden şu mesajı gönderdim.
Yazarınız Celalettin Yavuz'un "Subay-Astsubay Düşmanlığı mı Pompalanıyor?" başlıklı yazısını ve özellikle de yazının son cümlesi olan, "Düşmanı boşuna dışarıda aramayalım." ibaresini şiddetle protesto ediyor, kerameti kendinden menkul bu şahısla aynı Kuvvet mensubu olmaktan utancımı dile getiriyor, kendisini ve sitenizi Türkiye'nin astsubaylarından özür dilemeye çağırıyorum.
Değerli Meslekdaşlarımız,
15-28 Şubat tarihlerinde zorunluluk dışında askeri tesislerden yararlanmama boykotunu destekliyor ve bu konuda üyelerimizi bilgilendiriyoruz.
Bu eylemin madden yaptırım gücü olmasa bile bizim birlik ve beraberliğimizin sorunlarımıza olan duyarlılığımızın bir göstergesi olacaktır. Lütfen arkadaşlarımızı da bilgilendirerek bu eylemin amacına hizmet etmesini sağlıyalım . Saygılarımızla
YÖNETİM KURULU
Milletin gözbebeği ordumuzun itibar kaybetmesini hak arayan assubaylara mal etmek isteyen malum zihniyetin temsilcilerinden E.Prof.Dz.Albay Celalettin YAVUZ'un aşağıdaki linkteki yazısı bir ibret vesikasıdır. Kendisine E.ASSUBAYLAR GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU ve birçok arkadaşım gibi ben de yanıt verdim.
Verdiğim yanıtı bilgilerinize sunuyorum.
Siz o profesör ünvanın hangi konuda aldınız? Parametre olmadan teori üretmek kolay. Demek ki assubayların tahsili ve sorumluluğu subaylarla aynı değil, aynı olmaması için ön yargılarla düşmanca davranan kim ? Assubay okulları fakülte düzeyine çıksın talebimize kulak tıkayan, okuyan assubayları cezalandırmak adına Anayasa Mahkemesine yalan beyanda bulunan Cumhurbaşkanı emekli oramiral değil miydi? Mahkemeden istenilen karar çıkmayınca bu kez AYİM, hukuka aykırı kararla assubayları klimalı ofislerinde günde 8 saat görev yapan büro memurları ile aynı statüde kabul eden kararı almadı mı? Kölelerin ülkesine devlet ve genelkurmay başkanı olduğu bir dünyada assubayları beyaz köle gibi gören zihniyet kim? Elbetteki TSK komuta kademesi.
Subay eşleri de aynı özlemi sıkıntıyı yaşamış olabilir ama onlara tüm hakları altın tepside sunulmadı mı? Lise ve 2 yıllık harp okulu mezunları dahil subayları 4 yıllık fakülte mezunu devlet memurlarına göre bir üst dereceden göreve başlatırken yüksek okul mezunu assubayları büro memurları ile aynı, mahalle bekçisinden daha alt derece ve kademeden göreve başlatan TSK değil mi? Sayılarla ters orantılı bir uygulama sonucu Subaylar lojmanlarında rahat ederken lojman olmadığı için varoşlarda yaşayan assubaylardan Aydın assubayı teröristler evlatlarının gözü önünde şehit etmediler mi? Assubay eşleri haksızlıklar karşısında yürürken "Assubaylar Mao'nun askerleri gibi karılarının etekleri altına gizlendiler" diyerek bizleri hukuksuz cezalara mahkum eden adaletsiz zihniyetin sahipleri kim? Şimdi subay eşleri yürüyor, demek ki adalet herkese gerekliymiş... TSK düşmanlık henüz yok ama subay assubay sevgisizliği mevcut, bunu sizler haksızlıkla hukuksuzlukla yaptınız, ben yüksek okul mezunu 26 yıl hizmeti olan assubayım 1390 TL maaş alıyorum, lise mezunu albay emeklisi 4000 lira maaş alıyor. Sizin adalet anlayışınız bu mu?Haklısınız, Ordunun itibar kaybetmesinde dışarıdan düşman aramaya gerek yok; bu haksızlıklar bu hukuksuzluklar bunun baş sebebidir. Assubay evlatlarına bile harp okullarında assubay sevgisizliğini onları hor görmeyi bu ön yargılı zihniyet pompalamıyor mu?. Ön yargılar sizin yüreğinizi sarmış, sizler assubayı sadece göreve ve ölüme gönderirken hatırlıyorsunuz sonra da işinize gelince birlik ve beraberlik masalı okuyorsunuz. Biz, subaylara altın tepside sunulan imtiyazları değil sadece adalet,eşitlik ve insan onuruna saygıyı talep ediyoruz. Ön yargı ve suçluların psikolojisi ile mesnetsiz savunmada bulunacağınıza Milletin ordusunun daha fazla itibar kaybetmemesi için adaletin sağlanmasına katkı sağlayın, adalet bir gün size de gerekebilir. Orduda adaletsizliği ,personel arasındaki ayrımcılığı yaparak ulu çınarın içten içe çürümesine neden olan zihniyeti şiddetle kınıyorum.
[URL=http://www.haberacisi.com/yazilar/koseyazisi15545-Subay_%E2%80%93_Astsubay_Dusmanligi_mi_Pompalaniyor.html]http://www.haberacisi.com/yazilar/koseyazisi15545-Subay_%E2%80%93_Astsubay_Dusmanligi_mi_Pompalaniyor.html[/URL]
PAMUK ELLER CEBE
Herifin sınır ötesinde yaşadığı yıllarda; bizim entel mi, dantel mi diyeceğimiz gazetecilerimizden biri ışıldayan gözlerle yaptığı bir röportajın sonunda; (üniversitede okurken, öğrenci kredisinden borcu olup-olmadığını) sormuş da Terörist Başı; günün parasıyla- “Otuz milyon borcum var, bir gün yolum Türkiye’ye düşerse öderim.” demiş.
“Borç, yiğidin kamçısıdır” demiş, atalarımız. Yiğit’i de kamçı’yı da geçiniz. Borç’a gelelim.
Adam için Ada’ya ziyaretçi çetelesi tutacağınıza; şu öğrenci kredisi borcunu faizleriyle tahsil edin de…Millet tahsildar görsün.
Kul hakkı denen bir şeyler var, değil mi?
KAHRAMANLARDAN DÜŞMAN ÜRETEMEZSİNİZ. KENDİ HATALARINIZI GÖZDEN GEÇİRİN
Prof Dr. Sayın Celalettin YAVUZ;
18 ŞUBAT 2013 tarihli “Subay-Astsubay Düşmanlığı mı pompalanıyor?” Başlıklı yazınızı okudum. Bahsettiğiniz konulara yabancı olanlar, “ gerçekten öyle mi? Diye düşünmüş olabilirler. Ancak yazınıza konu olarak seçtiğiniz hususlar çok önemlidir. Yazınızdaki son cümleniz; “Anlaşılan o ki hedef TSK.dır.Düşmanı boşuna dışarıda aramayalım.” Demişsiniz. Tüm Kamuoyunun gerçekleri bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Sanıyorum, siz Emekli Dz.Kurbay Kd.Albaysınız. Öncelikle bir denizci subay olarak, sizin de belki komutanlığınızı yapmış olan Kora.Sayın Atilla KIYAT’ın 13 EYLÜL 2011 tarihinde Sayın Uğur DÜNDAR ile ARENA Programında yapmış olduğu söyleşiyi, virgülüne dahi dokunmadan aşağıya kopyaladım. Ayrıca bu yazıya ait link de verilmiştir. İçerideki düşmandan kimi kasdettiğiniz muğlak kalmış. Aydınlatılması ve kimsenin töhmet altında kalmaması gerekir.
Ben bu konuşmanın her satırını dikkatle ve özenle okudum. Sanırım siz de öyle yaparsınız. Ben de emekli bir assubay olarak bu eleştirinin tamamına katılıyor ve Sayın Paşayı kutluyorum. Fakat bu söyleşide fazlalık yok. Tam tersine eksiklik var..
Sayın KIYAT; “İç Hizmet Talimatı’na baktığımız zaman, subayı, asteğmenden mareşale kadar olan rütbelerdeki insanlar olarak tarif eder” diyor. Elbette doğrudur. Ama tüm yakınmalarını ve eleştirisini, TSK.nin bu günkü duruma düşürülmesinin gerekçelerini SUBAYLAR ARASINDA DAHİ OLUŞTURULAN KASTLARA dayandırıyor. Haksız mı? Koskocaman bir Koramiral. Hemde Tv.lerde Askeri danışmanlık yapan önemli bir şahsiyet bu. Önce Sayın KIYAT’ın söylediklerini bir okuyun. Sonra size bir çok sorum olacak. Bu soruların cevabını BİMERden talep edin lütfen. Gerçek bilgi ve belgelere dayalı cevapları, bu yazdığınız köşeden yayınlayabilecek misiniz.?
[URL=http://haber.mynet.com/emekli-koramiral-her-seye-maydanoz-olduk-592418-guncel/]http://haber.mynet.com/emekli-koramiral-her-seye-maydanoz-olduk-592418-guncel/[/URL]
Türkiye’nin asker sorunu nedir? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugün içinde bulunduğu ve bazı bakımlardan acıklı diye nitelenebilecek durumun kökleri nereye gidiyor?
Bu soruların yanıtlarını merak edenler, emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın, Uğur Dündar’ın Arena programındaki sözlerini okuyabilirler.
*Milliyet gazetesinden Hasan Cemal, Atilla Kıyat'ın Arena'daki yözlerini köşesinden aktırdı... Kıyat, "Her şeye maydanoz olduk" dedi.
HASAN CEMAL'İN BUGÜNKÜ YAZISI
Asker her şeye maydanoz olunca... * *
‘Her şeye maydanoz olduk!’
Biz yıllar boyunca kendimizi ülkenin tek sahibi ve tek seveni olarak gördük. Bu nedenle de bazı hatalar yaptık. Tabirimi maruz görün, tırnak içinde her şeye maydanoz olduk.
RTÜK‘e üye verdik, YÖK‘e üye verdik. Hatta Balkan Kadınları Dernekleri’nin toplantısına gidecek olan kadınların dosyalarını hazırladık, konuşmalarını hazırladık.
“Ülkeyi yönetmeye kalktık!”
Milli Güvenlik Kurulu kanalıyla ülkeyi yönetmeye kalktık.
Hatta yönettik de.
MGK toplantıları amacını kaybetti. Sanki askerlerin her ay hükümetin icraatını denetlediği toplantılar haline dönüştü.
Biz bunu da yaptık.
Biz dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biriydik. Fakat güç ve kudretimizi muhakkak bir tehdidin var olması halinde sürdürebileceğimizi düşündük.
Dolayısıyla mevcut tehdidin ortadan kalkması bizi korkutur hale geldi.
Bu da bizim hatamızdı.
“Kanun dışı işler yaptık.”
Üç darbe yaptık.
Üstelik darbelerin en fazla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne zarar verdiğini bile bile bu darbeleri yaptık.
Bu darbeler sonucunda kanun dışı işler yaptık. Darbenin kanunu olmaz ama kanun dışı yapmış olduğumuz işler, silahlı kuvvetlerden nefret eden bir neslin yetişmesi sonucunu doğurdu.
“Kendimizi tel örgülerin içine çektik.”
Kendimizi toplumdan soyutladık. Kendimizi tel örgüler içine çektik. Ama esas kaynağımızın tel örgüler dışından geldiğini unutmamalıydık.
Bunu dışa doğru yaparken içeride neler yaptık?..
TSK içinde neler oldu?
İç Hizmetler Talimatı’na baktığınız zaman, subayı, asteğmenden mareşale kadar olan rütbedeki insanlar olarak tarif eder.
Biz bu tarifi İç Hizmetleri Kanunu’nun maddelerinde bıraktık. Önce subay, üstsubay, general, amiral diye ayırdık. Sonra general amirallerle yetinmedik tuğgeneral tuğamiral olarak ayırdık.
Sonra bizi bu da kesmedi.
‘Kor’larla ‘Or’ları ayırdık.
Daha da ileri gittik ‘Or’ları da kuvvet komutanları veya Genelkurmay Başkanlığı yapanlar ve yapmayanlar diye ayırdık.
“Sorumsuzca yaşamak...”
Esasında, bu askeri hiyerarşi gereği değildi. Ama bu ayırım yükseldikçe, bizi namütenahi bazı hakların tanındığı bir yere götürmeye başladı.
Biz bunu sevdik.
Bunu da bir yerde lükse demeyeyim ama böyle bir hayatı yaşamak hoşumuza gitti.
Sorumsuzca ve plansızca harcamaya başladık.
Peki bu, TSK bünyesinde neyi getirdi?
Bizler böyle bir hayat yaşadığımız zaman, aslarımızın çektiği sıkıntıları fark ettirmekten uzaklaştırdık kendimizi.
TSK’da, “Sen de yüksel, sen de hayatını yaşa” zihniyeti olmaya başladı.
“Eşlerimiz terfiyi daha çok istedi.”
Bu zihniyetin dayanılmaz sonucu, terfileri çok arzu ettik. Aman dedik ne olursa olsun terfi edelim.
Eşlerimiz bizi bağışlasın.
Onlar terfiyi bizden daha fazla ister hale geldiler.
Çok fazla isterseniz o zaman sizden daha büyüklere yaranalım derken, astlarınızın sevgisini kaybetmeye başlarsınız.
Doğruları söylemeye cesaretiniz kalmaz.
“Savaşın bittiğinden habersiz Japon askerleri gibi olduk!”
1990’da Sovyetler Birliği çöktü.
20. yüzyılın son on yılında ve 21. yüzyılın başlarında dünya değişmeye başladı.
Biz sanki savaşın bittiğinden habersiz Okinava ormanlarında saklanan Japon askerleri gibi olduk.
Halbuki şu an tartıştığımız, “Bedelli mi olsun, uzun mu olsun, kısa mı olsun”u 20 yıl içinde gerçekleştirmemiz gerekirdi.
Personel reformu yapamadık.
Beni eleyen ama beğendiğim sistem, general amirallerin terfi sistemi var. Fakat “Herkes albay olur” sistemi olunca selektif olamadınız.
O kadar büyük bir toplumun içinden böyle bir şeyi yapmaya kalktınız, o zaman da bazı hatalar kaçınılmaz oldu.
“Türkiye’de solu yok ettik.”
Biz saydığımız nedenlerin neticesinde Türkiye’de solu yok edenlerin başında gelen kurum olduk.
Bu da Türkiye’ye verilebilecek zararların en başında olmasa da büyük bir şeydi.
Emekli Koramiral Kıyat’ın bu düşündürücü sözleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendi içine dönüp bir reform sürecine niçin girmesi gerektiğini olanca açıklığıyla gösteriyor.
[URL=http://www.youtube.com/watch?v=K6D9LOw38pk]http://www.youtube.com/watch?v=K6D9LOw38pk[/URL]
Bu söyleşiyi yaptıktan sonra, Sayın KIYAT 26 Eylül 2012 tarihinde CNN TÜRK’te Enver AYSEVER’in sunduğu “AYKIRI SORULAR” programına konuk oluyor. Bu programın başında, Sayın Aysever, hemen söyleşiye geçmek istiyor. Fakat Sayın KIYAT; “Ben öncelikle bir giriş yapmak istiyorum. Çünkü çok sayıda, mail aldım. İnsanlar gergin (Balyoz Davası için söylüyor sanırım) önce onları bir rahatlatalım, söyleşimize ondan sonra başlamak istiyorum” diye izin istiyor. Neden bunu belirtmek durumunda kaldığımı açıklayayım isterseniz. Yukarıda ARENA programında söyledikleri çok net, her kesin anlayacağı kadar açık ve anlaşılır cümlelerle ifade edilmiş hususlardır. Fakat AYKIRI SORULAR programının giriş bölümündeki Birilerini “rahatlatma” ihtiyacını, daha sonra bu programın sonuna doğru sayın AYSEVER’assubaylarla ilgili kendisine sorduğu bir soru neticeside ortaya çıkıyor. Verilen Cevap Şöyle;
“Bazıları iyi niyetle, bazıları bilinçli olarak hazır komuta kademesini çökertmişken bunu becermişken şimdi de ordunun içinde subaylarla assubayların arasını bozalım dediler. Benim herhalde binlerce assubayım olmuştur,binlerce assubayımdan hiç kimsenin onların hakkını korumadığımı söyleyeceğine inanmıyorum,assubaylarımız bazı konularda ihmal edilmiş olabilirler ama eğer hiyerarşik bir düzende ve o hiyerarşik düzenin getirdiği bazı sosyal yaşam farklılıklarından bahsediyorsak bu inanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ABD deniz kuvvetlerinde olduğundan daha iyidir”diyor.
Şimdi ben soruyorum: TSK.nın bu gün içine düşürüldüğü durumla ilgili olarak ;
ARENA, programında söylenen hususlar ile AYKIRI SORULAR programında söylenenler arasında bir çelişki var mı? Yok mu?
Assubayların kendilerine yapılan haksızlıkları ve hukuksuzlukları dile getirmeleri bozgunculuğa girer mi?
Subayların tahsil seviyelerinden bahsederek, aldıkları maaşlarını, tahsile ve yüklendikleri sorumluluklara dayandırmışsınız.
SORU : Bu gün emekli olup, 4000-4500 tl emekli maaşı alan kd.albayların tamamı Fakülte ya da yüksek okul mezunu mudur? Subaylar hakkında intibak düzeltmesi yapılarak hangi tahsilden olursa olsun, rütbeye göre emekli maaşı almakta mıdır? Almamakta mıdır?
SORU: Aynı tahsildeki, aynı hizmet süresine tabi, aynı sınıftan, aynı kurumdan emekli olan bir albay ile bir kd başçavuşun maaşlarını biliyor musunuz? Bizler Albay ile zinhar aynı maaşı talep etmiyoruz. Fakat, 2002 yılından itibaren,aralarında 2-3 kat maaş farkı yaratılması ve bunun öylece korunmaya çalışılması normal midir?
SORU : Tüm mal, malzeme, arazı, bina, bütün silah ve sistemleri, bütün araç ve gereçleri, sizlerin ve erlerin dahi kullandığı tüm malzemelerin zimmeti kimlere verilmektedir? Subaylara mı? Assubaylara mı? Kendi asli görevlerinin yanında, bütün bu ağır sorumluluk kimlere yüklenmektedir? Hiç böyle bir sorumluluk aldınız mı?
SORU: Türkiye Coğrafyasının tamanını gözünüzün önüne getirin, bu ülkenin en ücra köşelerinde, daha düne kadar elektriği ve hatta suyu olmayan yerlerde kimler görev yapmaktadır? Alın bilgileri yayınlayın isterseniz.
SORU: OYAK, ASELSAN, MSB. ÖĞRENCİ YURTLARI, TAİ vb. tesis ve tüm kurumlarında kuruluşlarından itibaren, emekli subay, subay yakınının, kaç emekli assubay ve assubay yakınlarının istihdam edildiğini, yıllara göre toplam sayıları isteyip yayınlayabilir misiniz?
SORU: Astlarına, siz G.t sünüz, biz başız. Sizler kölesiniz. İstemiyorsanız çekip gidin diyen, ordu mensubu dünyada var mıdır? Varsa hangi ülkeler olabilir? Hak talep eden Emekli Assubay temsilcilerini dinleyip, haklı talepleri varsa çözüm aranması gerekirken, tehdit eden ve hatta mahkemeye veren Kaç GnKur.Bşk.nı vardır?
SON SORU: Artık, makam arabalarının sayısını, lojman, kamp, orduevi yeterlilik ve kalitesinden bahsetmeyeceğim. Sadece özlük hakları ile illglili olarak bu çağda, cumhuriyetle idare edilen, ileri demekrasinin yaşandığı, sosyal hukuk devleti olan ülkemizde, bizlere defalarca verilen cevap yukarıda olduğu gibi; hiyerarşik bir düzende ve o hiyerarşik düzenin getirdiği bazı sosyal yaşam farklılıklarından bahsediyorsak bu inanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ABD deniz kuvvetlerinde olduğundan daha iyidir”denmesi doğru ve normal midir?
Halbuki bizler ne makam arabası, ne de subaylarla aynı özlük haklarını talep ettik. Yalnızca hukuk, adalet ve insan onuruna birazcık saygı talep ettik. Kimden? Bir emri ile canımızı dahi vermeye hazır olduğumuz KOMUTANLARIMIZ’dan.BUNLARA KARŞILIK, yetkililerin verdiği cevaplar ile sizlerin ordu içinde kimden ne çıkarmaya çalıştığınız ortada işte.
Sayın KIYAT, öyle anlaşılıyor ki, ikinci açıklamalarında aynen sizin gibi aynı görüş açısına gelmiş.
Gerçekten son cümlenize ben de katılıyorum. TSK.yı bu duruma düşürenler utansın. Yalnız düşmanı yanlış yerde arıyorsunuz. Ülkesi için canını vermekten, karın tokluğuna dahi çalışıp, bu günlere kadar sabredenlerden düşman çıkaramazsınız. Hedef şaşırmayın. Sorulara doğru cevapları verin. Göreceksiniz, imtiyaz severlerle, vatanseverler açık seçik ortaya çıkacaktır.
Değerli Meslektaşlaım;
Hepimiz,belki binlercemiz ümitle,sabırla gelecek müjdeli bir haber,özlük haklarımızla ile ilgili bir iyileştirme haberi ile gelecek haberleri bekliyoruz..Sanırım Sn.Temad Bşk.da bu gelişmeleri takip ediyor.Yakın zamanda da eğer oyalama ve aldatma taktikleri devam edececek ise;BÜYÜK EYLEM için artık bizler hazırız..En azından İMRALI ve yandaşları kadar bu ülkede bizler de hak ve hukuk sahibiyiz!Artık YETER diyoruz,bedel ödemeye ve ödetmeye de hazırız!
İlgililere son kez hatırlatıyoruz!
Esenlikler dileklerimle...
Değerli arkadaşlar,
10 Şubat tarihinde KUŞADASI VE NARLIDERE TEMAD ŞUBELERİ seçimleri yapıldı; Gn.Mrk.den iki başkan yardımcısının Kuşadasına gitmesine rağmen Narlıdere şubesinde gelen başkan yardımcılarımız bırakın seçimin sonuçlanmasını yönetime aday olan arkadaşımızın konuşmasını dinlemeden salondan ayrılıp Kuşadası'na gitmesine anlam verememiştik,demekki TEMAD yönetimi için NARLIDERE'deki değişimin önemi yok ki TEMAD sitesinde KUŞADASI seçimleri sonuçları yayınlanıp seçilenler kutlanırken NARLIDERE'den tek söz edilmemiştir, unutulmuş diyebilirler bizde önce öyle zannettik ama Balçovada verilen yemeğin fotoğrafları yayınlanırken bunun unutulması kabul edilebilirmi? TEMAD sitesinde paylaşım eksikliklerinin giderilmesi sağlanmalıdır İyi günler dilerim.
BAŞKALDIRI BU RESMEN ...
Yakından konularımızı takip edenler ve işin içinde olanlar izliyorlar ve minik yorumlarda bulunuyorlar.Bir kaç noktadan alenen yapılam bu çıkışlar her kesim tarafından izleniyor.Genelmerkez bu işin gercek noktasıdır,onların bu yaklaşımlara bakış acıları tüm noktalarda merekla bekleniyordur .
Konu bir dönemdir yapılan kişi ve resmi noktaların genelmerkez bilgisi ve kararı dışındaki tutum ve davranşlarıdır. Sadece bir kaç uygulamayı dile getirir isek arkadaşlarım konunun bütününü anlıyacaklardır.
Bir dönem önce bir grup assubay-sen konusunu gündeme getirerek sendika kurduklarını acıkladı.!
Bir iki kişi grup ismi ne olursa olsun tbmm de ilgili bir kaç kişi ile assubay sorunlarını dile getiren görüşme yaptıklarını acıkladılar.!
Bir ilce başkanı genelmerkeze biz bu boykotu tanımıyoruz dediler.(her ne kadar bu hareket taban hareketide olsa )..
Sayın başkanın aslında çok sert bir yapıda oldugunu ve sabırlı oldugunuda biliyorum.Bu farklı yaklaşımların bir iki yazı ile otuz cıvarında birbirine çok yakın hatta ayni ismi kullanaran site ve sayfalar konusunda yazılarla bu çok başlılık konusunun önemine deginmiştim.
Birde her anlamda izleniyoruz bu biliniyor. Sayın genelmerkezin bu konuda yaklaşımlarını merekla bekliyoruz.
atilla ABAYLI
ASSUBAY SINIF OKULUNDA 18 YAŞIN ALTINDA GEÇEN FİİLİ HİZMET SÜRELERİNİN HİZMETTEN SAYILMADIĞI KONUSUNDA GENEL YARGIYI DEĞİŞTİREN BİR YARGI KARARINI BULDUM BU DURUMDA OLAN ARKADAŞLARIMIZA MÜJDE NİTELİĞİNDE OLAN KARARI SİTEMİZ FORM BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.Hayırlı olmasını diliyorum.
HER KAFADAN BİR SES ÇIKMASI
BİZE ZARAR VERİYOR
Saygıdeğer Meslektaşlarım,
Özellikle sosyal medya üzerinden,bir çok arkadaşımızın dayanışma ruhu ile duygu ve isteklerini şahsım da zaman zaman olmak üzere dile getirmekteyiz.Fakat görünen o ki her kafadan bir ses ve çözüm önerisi sunma yarışında galiba istemeden mücadelemize zarar vermekteyiz.Sosyal medya da paylaştığım duygularımı sitemizi takip eden meslektaşlarıma da aktarmanın (sürdürdüğümüz mücadele de bundan sonra nasıl davranmamız gerektiğine belki bir katkı yapar düşüncesiyle)doğru olacağı kanaatindeyim.
Silahlı Kuvvetler tazminatı(Hizmet tazminatı) görevde iken tüm askeri personelin aldığı ve emekliliğine TAŞIYAMADIĞI bir tazminat olup bizim de emekliliğimizde maaşımızı yarıya düşüren olgudur.Sorun şu ki Subaylar bu gerçekten hareketle emekliliklerine taşıyabilecekleri tam 6 değişik tazminatı hem görevde hem de emekliliklerinde alabilmektedirler.Kamudan emekli yüksek bürokrasi subayların aldığı bu tazminatların çoğunu alabilmektedirler.Sadece Kadrosuzluk tazminatını Subaylar alabilmektedir.(en azından ben böyle bildiğimi sanıyorum).Bizim ise emekli maaşına taşıyabileceğimiz bir tek tazminatımız olabilecek iken (631 sayılı KHK) bu kararnamenin ilgili maddesinin yürütülmesinde Bakanlar kurulu maalesef isteksiz davrandığından konu TEMAD tarafından Danıştay'a taşınmış konu bizim lehimize sonuçlanınca bu sefer idari davalar üst kuruluna intikal ettirilen davamız orada da bizim haklı olduğumuz şekliyle onanmasından sonra Hükümet bu vakit bize hak tanıyan o maddeyi yürürlükten kaldırarak kendince konuyu kapatmıştır.İşte bizi yüzde yüz haklı kılan bu gerçeğe dayanarak önce bu hakkı elde edebilmeliyiz.Asıl diğer yüzde yüz haklı olduğumuz konu da intibaklardır.2002 yılından sonra tamda o yasa çıktığında hak ettiğimiz bu olgu maalesef 10 yıldır hiç bir kazanım elde edemediğimiz en önemli haklılıklarımızın başında yer almaktadır.Basında yer alan bazı ifadelere göre rütbelere bakılmaksızın herkesin eğitim seviyesine göre göreve başlangıç ve bitiş derecelerinin düzenleneceği yönündeki haberler gerçekleşse bile aslında 2002 yılında hak ettiğimiz 10 yıl GASP edilmiş haklarımızın geriye dönük kayıplarının varlığı adaletin gecikmeli de olsa tecelli etmesinden sonra belki sineye çekilebilecek gibi gözükse de bize güdülen husumetin (Karargah-Hükümet) varlığını da tescil etmiş olacaktır.Zira yapılacak düzenleme geçmişe dönük hak kayıplarının verilmesi yönünde bir yürürlük maddesi taşımayacaktır.İşte biz tam on yıldır neden yüzde yüz haklı olduğumuz ve elde edemediğimiz konuları dile getirmek yerine spesifik konularda hak elde etme çabasına gireriz onuda anlayabilmiş değilim.Bizlere düşen işi bilenlere bırakıp maddi gücümüzün el verdiğince KESER ekibine yardım etmek alacağı toplu kararlara destek olacağımızı beyan edip o güveni onlara vermek o kadar.Herkesin fikrine hürmetkar'ım.Yanlış anlaşılmayı asla istemem.İşte bizim bu meseleleri her kafadan bir ses çıkması durumu hasıl olunca sorun karmaşası ve yumağı gibi bir görüntü ortaya çıkması ve çözümün sürünceme de kalmasında en az bizi oyalayanlar kadar bizler de mesuluz sanıyorum.Hepimiz daha dikkatli duyarlı ve sorumlu ve hepsinden önemlisi ŞUURLU olmaya mecburuz.Saygılarımla
Sayın Hikmet AYDINCAK meslektaşımın verdiği bu bilgi beni en azından ruhen rahatlattı. Daha önce bu bilgiden haberim yoktu. Bu milletvekillerine attığım özel maillerle bilgilendirmiştim. Özellikle TOKAT milletvekili Sn. Orhan DÜZGÜN beye vermiş olduğu bir kanun teklifi nedeni ile kendisine ve Sn. KILIÇTAROĞLU’na sitem dolu uzun bir yazı yazmış, ordunun fedakar, gerçek emekçileri ve halkın öz evlatlarının ağır sorunlarına gerekli ilgiyi ve desteği vermesi hususunu belirtmiştim. Vermiş olduğu bu destekte birazcık katkım oldu ise, en azından vicdanen kendimi rahat hissetmemi sağlamıştır. Bu tutumu ile şimdi teşekkürü hak ettiğini düşünüyorum. Saygılarımla..
Sayın meslekdaşlarım,
Narlıdere şubesinin olağanüstü genelkurul kararı almasında ne kadar isabetli olduğu anlaşılmıştır,Ali Rıza Çakmak ben TEMAD başkanı olmadan da siyaset yaptım bu toplum bana birşey vermedi diyerek vefasızlık etmiştir bakalım ilerideki seçimlerde yine ayni siyasi başarıyı gösterebilecekmi? Arkadaşımızın belirttiği gibi bu toplum kendisinin siyasi kariyerine katkı sağlamış ama o bir eski masa ve koltuğu derneğe çok görmüştür.
Bu malzemeler kendisinin olsa bile bunu yönetime bildirmesi fatura ile ispat etmesi ve izin alarak götürmesi gerekmiyormuydu? Yangından mal kaçırır gibi bu malzemelerin yeni yönetimin bilgisi dışında ve özellikle gece alınması suç olduğu kadar insanlık ayıbıdır birçok kişi gibi bende bu davranışı kınıyorum