Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Rafet Duran Rafet Duran
18/02/2013 at 5:56 PM
KAHRAMANLARDAN DÜŞMAN ÜRETEMEZSİNİZ. KENDİ HATALARINIZI GÖZDEN GEÇİRİN Prof Dr. Sayın Celalettin YAVUZ; 18 ŞUBAT 2013 tarihli “Subay-Astsubay Düşmanlığı mı pompalanıyor?” Başlıklı yazınızı okudum. Bahsettiğiniz konulara yabancı olanlar, “ gerçekten öyle mi? Diye düşünmüş olabilirler. Ancak yazınıza konu olarak seçtiğiniz hususlar çok önemlidir. Yazınızdaki son cümleniz; “Anlaşılan o ki hedef TSK.dır.Düşmanı boşuna dışarıda aramayalım.” Demişsiniz. Tüm Kamuoyunun gerçekleri bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum. Sanıyorum, siz Emekli Dz.Kurbay Kd.Albaysınız. Öncelikle bir denizci subay olarak, sizin de belki komutanlığınızı yapmış olan Kora.Sayın Atilla KIYAT’ın 13 EYLÜL 2011 tarihinde Sayın Uğur DÜNDAR ile ARENA Programında yapmış olduğu söyleşiyi, virgülüne dahi dokunmadan aşağıya kopyaladım. Ayrıca bu yazıya ait link de verilmiştir. İçerideki düşmandan kimi kasdettiğiniz muğlak kalmış. Aydınlatılması ve kimsenin töhmet altında kalmaması gerekir. Ben bu konuşmanın her satırını dikkatle ve özenle okudum. Sanırım siz de öyle yaparsınız. Ben de emekli bir assubay olarak bu eleştirinin tamamına katılıyor ve Sayın Paşayı kutluyorum. Fakat bu söyleşide fazlalık yok. Tam tersine eksiklik var.. Sayın KIYAT; “İç Hizmet Talimatı’na baktığımız zaman, subayı, asteğmenden mareşale kadar olan rütbelerdeki insanlar olarak tarif eder” diyor. Elbette doğrudur. Ama tüm yakınmalarını ve eleştirisini, TSK.nin bu günkü duruma düşürülmesinin gerekçelerini SUBAYLAR ARASINDA DAHİ OLUŞTURULAN KASTLARA dayandırıyor. Haksız mı? Koskocaman bir Koramiral. Hemde Tv.lerde Askeri danışmanlık yapan önemli bir şahsiyet bu. Önce Sayın KIYAT’ın söylediklerini bir okuyun. Sonra size bir çok sorum olacak. Bu soruların cevabını BİMERden talep edin lütfen. Gerçek bilgi ve belgelere dayalı cevapları, bu yazdığınız köşeden yayınlayabilecek misiniz.? [URL=http://haber.mynet.com/emekli-koramiral-her-seye-maydanoz-olduk-592418-guncel/]http://haber.mynet.com/emekli-koramiral-her-seye-maydanoz-olduk-592418-guncel/[/URL] Türkiye’nin asker sorunu nedir? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bugün içinde bulunduğu ve bazı bakımlardan acıklı diye nitelenebilecek durumun kökleri nereye gidiyor? Bu soruların yanıtlarını merak edenler, emekli Koramiral Atilla Kıyat’ın, Uğur Dündar’ın Arena programındaki sözlerini okuyabilirler. *Milliyet gazetesinden Hasan Cemal, Atilla Kıyat'ın Arena'daki yözlerini köşesinden aktırdı... Kıyat, "Her şeye maydanoz olduk" dedi. HASAN CEMAL'İN BUGÜNKÜ YAZISI Asker her şeye maydanoz olunca... * * ‘Her şeye maydanoz olduk!’ Biz yıllar boyunca kendimizi ülkenin tek sahibi ve tek seveni olarak gördük. Bu nedenle de bazı hatalar yaptık. Tabirimi maruz görün, tırnak içinde her şeye maydanoz olduk. RTÜK‘e üye verdik, YÖK‘e üye verdik. Hatta Balkan Kadınları Dernekleri’nin toplantısına gidecek olan kadınların dosyalarını hazırladık, konuşmalarını hazırladık. “Ülkeyi yönetmeye kalktık!” Milli Güvenlik Kurulu kanalıyla ülkeyi yönetmeye kalktık. Hatta yönettik de. MGK toplantıları amacını kaybetti. Sanki askerlerin her ay hükümetin icraatını denetlediği toplantılar haline dönüştü. Biz bunu da yaptık. Biz dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerinden biriydik. Fakat güç ve kudretimizi muhakkak bir tehdidin var olması halinde sürdürebileceğimizi düşündük. Dolayısıyla mevcut tehdidin ortadan kalkması bizi korkutur hale geldi. Bu da bizim hatamızdı. “Kanun dışı işler yaptık.” Üç darbe yaptık. Üstelik darbelerin en fazla Türk Silahlı Kuvvetleri’ne zarar verdiğini bile bile bu darbeleri yaptık. Bu darbeler sonucunda kanun dışı işler yaptık. Darbenin kanunu olmaz ama kanun dışı yapmış olduğumuz işler, silahlı kuvvetlerden nefret eden bir neslin yetişmesi sonucunu doğurdu. “Kendimizi tel örgülerin içine çektik.” Kendimizi toplumdan soyutladık. Kendimizi tel örgüler içine çektik. Ama esas kaynağımızın tel örgüler dışından geldiğini unutmamalıydık. Bunu dışa doğru yaparken içeride neler yaptık?.. TSK içinde neler oldu? İç Hizmetler Talimatı’na baktığınız zaman, subayı, asteğmenden mareşale kadar olan rütbedeki insanlar olarak tarif eder. Biz bu tarifi İç Hizmetleri Kanunu’nun maddelerinde bıraktık. Önce subay, üstsubay, general, amiral diye ayırdık. Sonra general amirallerle yetinmedik tuğgeneral tuğamiral olarak ayırdık. Sonra bizi bu da kesmedi. ‘Kor’larla ‘Or’ları ayırdık. Daha da ileri gittik ‘Or’ları da kuvvet komutanları veya Genelkurmay Başkanlığı yapanlar ve yapmayanlar diye ayırdık. “Sorumsuzca yaşamak...” Esasında, bu askeri hiyerarşi gereği değildi. Ama bu ayırım yükseldikçe, bizi namütenahi bazı hakların tanındığı bir yere götürmeye başladı. Biz bunu sevdik. Bunu da bir yerde lükse demeyeyim ama böyle bir hayatı yaşamak hoşumuza gitti. Sorumsuzca ve plansızca harcamaya başladık. Peki bu, TSK bünyesinde neyi getirdi? Bizler böyle bir hayat yaşadığımız zaman, aslarımızın çektiği sıkıntıları fark ettirmekten uzaklaştırdık kendimizi. TSK’da, “Sen de yüksel, sen de hayatını yaşa” zihniyeti olmaya başladı. “Eşlerimiz terfiyi daha çok istedi.” Bu zihniyetin dayanılmaz sonucu, terfileri çok arzu ettik. Aman dedik ne olursa olsun terfi edelim. Eşlerimiz bizi bağışlasın. Onlar terfiyi bizden daha fazla ister hale geldiler. Çok fazla isterseniz o zaman sizden daha büyüklere yaranalım derken, astlarınızın sevgisini kaybetmeye başlarsınız. Doğruları söylemeye cesaretiniz kalmaz. “Savaşın bittiğinden habersiz Japon askerleri gibi olduk!” 1990’da Sovyetler Birliği çöktü. 20. yüzyılın son on yılında ve 21. yüzyılın başlarında dünya değişmeye başladı. Biz sanki savaşın bittiğinden habersiz Okinava ormanlarında saklanan Japon askerleri gibi olduk. Halbuki şu an tartıştığımız, “Bedelli mi olsun, uzun mu olsun, kısa mı olsun”u 20 yıl içinde gerçekleştirmemiz gerekirdi. Personel reformu yapamadık. Beni eleyen ama beğendiğim sistem, general amirallerin terfi sistemi var. Fakat “Herkes albay olur” sistemi olunca selektif olamadınız. O kadar büyük bir toplumun içinden böyle bir şeyi yapmaya kalktınız, o zaman da bazı hatalar kaçınılmaz oldu. “Türkiye’de solu yok ettik.” Biz saydığımız nedenlerin neticesinde Türkiye’de solu yok edenlerin başında gelen kurum olduk. Bu da Türkiye’ye verilebilecek zararların en başında olmasa da büyük bir şeydi. Emekli Koramiral Kıyat’ın bu düşündürücü sözleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendi içine dönüp bir reform sürecine niçin girmesi gerektiğini olanca açıklığıyla gösteriyor. [URL=http://www.youtube.com/watch?v=K6D9LOw38pk]http://www.youtube.com/watch?v=K6D9LOw38pk[/URL] Bu söyleşiyi yaptıktan sonra, Sayın KIYAT 26 Eylül 2012 tarihinde CNN TÜRK’te Enver AYSEVER’in sunduğu “AYKIRI SORULAR” programına konuk oluyor. Bu programın başında, Sayın Aysever, hemen söyleşiye geçmek istiyor. Fakat Sayın KIYAT; “Ben öncelikle bir giriş yapmak istiyorum. Çünkü çok sayıda, mail aldım. İnsanlar gergin (Balyoz Davası için söylüyor sanırım) önce onları bir rahatlatalım, söyleşimize ondan sonra başlamak istiyorum” diye izin istiyor. Neden bunu belirtmek durumunda kaldığımı açıklayayım isterseniz. Yukarıda ARENA programında söyledikleri çok net, her kesin anlayacağı kadar açık ve anlaşılır cümlelerle ifade edilmiş hususlardır. Fakat AYKIRI SORULAR programının giriş bölümündeki Birilerini “rahatlatma” ihtiyacını, daha sonra bu programın sonuna doğru sayın AYSEVER’assubaylarla ilgili kendisine sorduğu bir soru neticeside ortaya çıkıyor. Verilen Cevap Şöyle; “Bazıları iyi niyetle, bazıları bilinçli olarak hazır komuta kademesini çökertmişken bunu becermişken şimdi de ordunun içinde subaylarla assubayların arasını bozalım dediler. Benim herhalde binlerce assubayım olmuştur,binlerce assubayımdan hiç kimsenin onların hakkını korumadığımı söyleyeceğine inanmıyorum,assubaylarımız bazı konularda ihmal edilmiş olabilirler ama eğer hiyerarşik bir düzende ve o hiyerarşik düzenin getirdiği bazı sosyal yaşam farklılıklarından bahsediyorsak bu inanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ABD deniz kuvvetlerinde olduğundan daha iyidir”diyor. Şimdi ben soruyorum: TSK.nın bu gün içine düşürüldüğü durumla ilgili olarak ; ARENA, programında söylenen hususlar ile AYKIRI SORULAR programında söylenenler arasında bir çelişki var mı? Yok mu? Assubayların kendilerine yapılan haksızlıkları ve hukuksuzlukları dile getirmeleri bozgunculuğa girer mi? Subayların tahsil seviyelerinden bahsederek, aldıkları maaşlarını, tahsile ve yüklendikleri sorumluluklara dayandırmışsınız. SORU : Bu gün emekli olup, 4000-4500 tl emekli maaşı alan kd.albayların tamamı Fakülte ya da yüksek okul mezunu mudur? Subaylar hakkında intibak düzeltmesi yapılarak hangi tahsilden olursa olsun, rütbeye göre emekli maaşı almakta mıdır? Almamakta mıdır? SORU: Aynı tahsildeki, aynı hizmet süresine tabi, aynı sınıftan, aynı kurumdan emekli olan bir albay ile bir kd başçavuşun maaşlarını biliyor musunuz? Bizler Albay ile zinhar aynı maaşı talep etmiyoruz. Fakat, 2002 yılından itibaren,aralarında 2-3 kat maaş farkı yaratılması ve bunun öylece korunmaya çalışılması normal midir? SORU : Tüm mal, malzeme, arazı, bina, bütün silah ve sistemleri, bütün araç ve gereçleri, sizlerin ve erlerin dahi kullandığı tüm malzemelerin zimmeti kimlere verilmektedir? Subaylara mı? Assubaylara mı? Kendi asli görevlerinin yanında, bütün bu ağır sorumluluk kimlere yüklenmektedir? Hiç böyle bir sorumluluk aldınız mı? SORU: Türkiye Coğrafyasının tamanını gözünüzün önüne getirin, bu ülkenin en ücra köşelerinde, daha düne kadar elektriği ve hatta suyu olmayan yerlerde kimler görev yapmaktadır? Alın bilgileri yayınlayın isterseniz. SORU: OYAK, ASELSAN, MSB. ÖĞRENCİ YURTLARI, TAİ vb. tesis ve tüm kurumlarında kuruluşlarından itibaren, emekli subay, subay yakınının, kaç emekli assubay ve assubay yakınlarının istihdam edildiğini, yıllara göre toplam sayıları isteyip yayınlayabilir misiniz? SORU: Astlarına, siz G.t sünüz, biz başız. Sizler kölesiniz. İstemiyorsanız çekip gidin diyen, ordu mensubu dünyada var mıdır? Varsa hangi ülkeler olabilir? Hak talep eden Emekli Assubay temsilcilerini dinleyip, haklı talepleri varsa çözüm aranması gerekirken, tehdit eden ve hatta mahkemeye veren Kaç GnKur.Bşk.nı vardır? SON SORU: Artık, makam arabalarının sayısını, lojman, kamp, orduevi yeterlilik ve kalitesinden bahsetmeyeceğim. Sadece özlük hakları ile illglili olarak bu çağda, cumhuriyetle idare edilen, ileri demekrasinin yaşandığı, sosyal hukuk devleti olan ülkemizde, bizlere defalarca verilen cevap yukarıda olduğu gibi; hiyerarşik bir düzende ve o hiyerarşik düzenin getirdiği bazı sosyal yaşam farklılıklarından bahsediyorsak bu inanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nde ABD deniz kuvvetlerinde olduğundan daha iyidir”denmesi doğru ve normal midir? Halbuki bizler ne makam arabası, ne de subaylarla aynı özlük haklarını talep ettik. Yalnızca hukuk, adalet ve insan onuruna birazcık saygı talep ettik. Kimden? Bir emri ile canımızı dahi vermeye hazır olduğumuz KOMUTANLARIMIZ’dan.BUNLARA KARŞILIK, yetkililerin verdiği cevaplar ile sizlerin ordu içinde kimden ne çıkarmaya çalıştığınız ortada işte. Sayın KIYAT, öyle anlaşılıyor ki, ikinci açıklamalarında aynen sizin gibi aynı görüş açısına gelmiş. Gerçekten son cümlenize ben de katılıyorum. TSK.yı bu duruma düşürenler utansın. Yalnız düşmanı yanlış yerde arıyorsunuz. Ülkesi için canını vermekten, karın tokluğuna dahi çalışıp, bu günlere kadar sabredenlerden düşman çıkaramazsınız. Hedef şaşırmayın. Sorulara doğru cevapları verin. Göreceksiniz, imtiyaz severlerle, vatanseverler açık seçik ortaya çıkacaktır.
Lütfen bekleyin...