REALİTEMİZ BUDUR…….SAYGI- SEVGİ
Bir arkadaşımız,
Yıllarını Assubay ekmek ve adalet davasına adamış, sosyal medyada bu davanın ilk web sitesini açmış,birçok gazetede assubay hakları ile ilgili yazılar yazı dizileri hazırlamış, toplumu örgütleyip, doğru dava doğru adım anlayışını hakim kılmış, “ BİZ KİMİZ NE İSTİYORUZ “sloganını tüm Türkiyeye mesaj yapmış olan bir duayenimize,Sayın Ersen Gürpınara;
Kendi hakaretlerini unutup kendisine sözde hakaret gerekçesi ile savcılığa şikayette bulunmuş ….
Önce ayıp….
Sen daha kısa şortunla mahallende yerlerde yuvarlanırken o insan, kolu sırmalı Assubay idi ve bu toplumun davasını örgütlüyordu….
Sonra da izan, saygı, hürmet.
Sayın Ersen Gürpınarı bu toplum tanımıyor olsa,onun ismini ve ruhunu hissetmemiş, yaşamamış olsa neyse…
Bu değerli dava büyüğümüzden gelecek her uyarı, her azar, her kızgınlık emaresi bilinmeli ki, bir yanlışa, bir ayıba, bir biata, bir kendini ve haddini bilmezliğe ve bir kara cehalete dairdir.
Bu isimden bir sözlü şiddet ve uyarı geldiğinde anlamalıyız ki bir yanlışın içindeyiz.
Böylesi değerli ve saygın bu insanı ancak ve ancak sistem yalakası ve kral aşığı olmuş kul zihniyetli cahiller mahkemeye verebilir.
Bu yüzden isim zikredip te bu şahsı buradan toplumun adalet mahkemesinde yargılatmayacağım. O arkadaşımız kendini tanıyor.
Dava toplumu da yanlış yapanları iyi tanıyor.
Dava adına kime kulluk ve biat ettiklerini de biliyor.
Biat ettikleri kişinin de bunlardan beklentisi kalmadığında işi bitince de nasıl kapının dışına konulduklarını da bu dava toplumu görüyor, yaşıyor.
Bir zamanlar her yere kucakta, birinci sınıf koltukta, ihtimamla taşınan bir çok değerli arkadaşımız şu anda savundukları yanlış insanın darbesi ve dışlaması ile yalnızlığı ve terk edilmişliği yaşıyor.
Bu türden davamıza hizmet iyi mi….?
Hayır…..
Çok kötü ve onursuzca bir muamele…
Asla Assubaya yakışmayan,
Yapan kim…?
Sayın Ersen Gürpınar mı….?
Hayır,,,
Ona küfrettiren, onun gibi dava insanlarına saldırtıp azmettiren hep aynı şahıs.
Peki kim kimi mahkemeye vermeli.. derseniz….
Geldiğimiz noktada, izansızca harcanıp,onuru kırılmış tüm arkadaşlar, ben de başta olmak üzere şu anki Temad Genel Başkanını mahkemeye vermelidir aslında.
Bu değerli şerefli toplumu sokak dövüşçüleri gibi kullanmaya kalkıştığı için,
Büyüklerine, hayasızca, saygısızca hakaret ve karalamalarda bulunduğu için,
Temad derneğini ve ruhunu; bu aşağılama ve kin ile nefretle ayrıştırma hevesine alet edip kullandığı için..
İlk kez bu başkanın döneminde TEMAD’ da büyüğe olan küçüğün saygısının yok edildiği için,
İçimizde, muhbirliğin, ajanlığın, birbirini mahkemelere verdirmenin, üyeleri bölmenin, ayrıştırmanın,ilk kez bu Başkan döneminde yaşatıldığı için;
İlk kez bir genel merkezin, 17 milyonluk il başkanlığı şubesini kapattırmak için kendi derneğini mahkemeye vermenin, bunun içinde adliye koridorlarına yalancı tanık Assubaylar yollattığı için.
Toplumunun yarısını Fetöcülükle, muhalif fikir mensubu dava insanlarını hainlikle suçladığı, sayısız dava insanını ihracın, çatışmaların, küfürleşmelerin düşmanlıkların bu kadar ayyuka çıktığı için..
Bu sınıfın davasını ikbal ve maddi ranta tercih ettiği için….
Küçüklerin arsızlaşıp değerli büyüklerini mahkemelere verme cüretini teşvik ve cürum ettirdiği için…
Asıl bu toplum, bu Genel Başkanı mahkemeye vermeli.
Astsubay sınıfı özellikle son 4 yılında bu saygısızca yaklaşım ve kutuplaşmadan çok zarar gördü.
Çok fazla bir birine, büyüğüne, saygısız , ahlaksız,ifade ve terim kullanmada izansız hale geldi.
Herkes eşinin evladının resmini önüne koymalı ve vicdanı ile hesaplaşmalıdır.
Bizler neyin mücadelesi için yelkensiz küreklere asılmaktayız ki….
Neyin hesaplaşmasıdır mahkemelere taşınan….
Ayıptır,,,,
Arsızlıktır…
Büyüğünü ne olursa olsun mahkemeye veren asla Astsubay değildir.
Askeri mektepten ve o ruhtan çıkmamıştır.
Derhal, her küçük büyüğünden özür dilemelidir.
Bu dava yolunda benim de ne vatan hainliğim bırakılmıştır, ne de TEMAD’a düşmanlığım.
Oysa bu ruhu, bu ruhun birleştiği Temadı yazılarında ULU ÇINAR AĞACI yapan bendim.
Bu manzarayı ve rengi, Abidin Dinonun resmindeki gibi hayal eden de bendim.
Dostlarımı, kardeşlerimi, büyüklerimi, küçüklerimi yüreğime basan da ben.
Çok çabalayan da ben…
Ama hain bir ihraçlı olan da ben dim.
Çünkü davaya biatlı oldum… reise değil…
Ne TEMAD’ın Ahmetine ne de sendikanın Ahmetine kul olmadım.
Biliyordum ki O Genel Başkan benden altı yaş küçüktü ve saygım TEMAD’ın manevi tüzel makamına idi.
Büyüklerimize, onlar ne derse desin mahkemelere taşıyacak, ihraç edecek kadar saygısı asla olmamalıyız da.
Assubaylığın kendi içindeki görünmez rütbe ile makamı sadece büyüğüne sınırsız saygısıdır.
Dövse de yeridir… sövse de.
Oysa Sayın Ersen Gürpınar büyüğümüz çok medeni, seviyeli, gerçekten kardeşlerine sevgili, muazzam bilgli, cesur, davaya ruhunu adamış örnek karakterli, mükemmel bir büyüğümüzdür.
O da bu karakterini gerçek Astsubay örneği olan en büyüğümüz olan Sayın Mehmet Kayalı abimizden almıştır…
Bu böyledir.
Assubay ruhu budur.
Önce birbirimize , sonra davaya saygı duymalıyız.
Biz uygarca konuşamaz isek, dilsiz şeytanın terimlerini kullanıp küfür ve hakaretle diyalog arar isek, bu iş biter.
Bu ulu çınarın kökleri ile çatısı kendi algı ve otoritemizi korumak için var olmadı.
Kişisel ikbal ve nüfusumuzu hakim kılmak için de kurulmadı.
Kimsenin birbirini kollayıp savunma gibi bir hukuku da yoktur.
Kimsenin de karşısındakini şahsiyetsiz,onursuz kılmaya hakkı yoktur.
Bu toplum bu davanın tabanıdır.
Genel Merkez, Genel Başkan, il ve ilçe yönetimleri ile akli ve fikri donanımlı duayen kişiler de davanın çatısı dır.
Bu dava da hem tabanda hem de en çatıda; bu sınıfa karşı yıllarca adaletsizce güç birliği yapan devlet otoritesine ve monarşisine karşı savunulmaktadır.
Bizim aşağı düşmemizi engelleyen kolon vazifesi gören de, on binlerce temad üyesi ile yüz bin çalışan kardeşimiz ve onurlu, mazlum aileleridir.
İçeride birbirine hasımlık, meselemiz yoktur. olmamalıdır da.
Ne var ki seçilen yönetimi akli ve realitel gerçeklerle uyarmak uyarırken çare ve reçete sunmak en doğal bir haktır. Demokrasinin en temel gereğidir.
Bunun adı muhaliflik değil; yapıcı ve uyarıcı hizmettir.
Kimse yaptığından veya sorguladığından dolayı kimseden bir paye ve ya ceza almamalıdır.
Otuz bin insanın abdi ipekçide buluştuğu günkü muazzam birliktelik, yeniden tesis edilmelidir.
Kasım ayındaki olağan genel kurula tüm büyüklerimiz, tüm ihraçlılarımız, tüm kavgalılarımız davet edilmelidir.
TEMAD tarihinde tüm ülkeye örnek olacak ilk barış ve kardeşlik ile birlik ve dirlik kurultayını muazzam bir coşku içinde yapmalıdır.
Çağrım önce küçüklere ,büyüklerine saygı adınadır…
Dava büyüklerini ,mahkemeye vermek kadar daha ekmek yemişliğiniz de yoktur, bu davaya katkı ile hizmetinizde…
Niyetinizi cehalete ve küçüklüğe yoruyorum.
Siz önce etek öpmeyi değil, el öpmeyi , haddinizi, boyunuzu, ölçünüzü bilin…..
Büyükler zaten gereğini yapacaktır.
Saygımla
ADNAN FUAT ÖZDEMİR