29 TEMMUZ 2015
Her can, her evlat kıymetlidir; tabii asker olan da.
Şu cinnet ve vahşet döneminde, binbaşı, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, er… peş peşe askerler öldürüldü; polisler gibi.
Binbaşı Arslan Kulaksız eşinin, çocuğunun yanında öldürülmüştü…
Uzman Çavuş Ziya Sarpkaya da, sivil kıyafetle, “bir banka-bankamatik işi”yaparken, yanına gelenin “asker misin” diye sorup silahı ateşlemesiyle, galiba tam babasıyla telefonda konuşurken.
“Katil, katildir… Cani, cani… Kalleş, kalleş.”
Bu tartışmasız.
Ama ardından soracağımız bir soru da şudur:
Kırmızı alarm verilmişken, Ziya Uzman Şemdinli’de neden sokaktaydı?
Kendi işi için mi, yoksa bir görevle mi?
Görev işi gereği miydi, yoksa kendisi dışarı çıkmayan bir üstün banka kartını almak gibi daha şahsi bir şey mi?
Bakın, yine söylüyorum; katil, katildir.
Bunun sorusu bile olmaz; kim yaptı, dışında.
Ama dışarıdaki o görevi, o emri kimin, ne için verdiği de bir sorudur.
Ziya Uzman’a gerçekten bir insan olarak da kıymet veriyorsanız; “şehit tabutu”dışında da bir insani değeri olduğuna inanıyorsanız, o soruyu da sorarsınız.
Ben soruyorum:
Kim, ne görev vermişti; kimse kışladan çıkmıyorken?
***
Bunu bu konularda yüzlerce yazı yazmış biri olarak, ama Genelkurmay Başkanlığı adına Adli Müşavir Dr. Hakim Albay Muharrem Köse’nin bir cevabı vesilesiyle de söylüyorum.
Burada yazmıştım; Çiğli Üssü’nde Astsubay Gökhan Yıldırım, vazifesi olmayan bir “kamera döşemesi” emri sonucu çıktığı yükseklikten düşüp can vermişti.
Yüklenici firma olduğu halde, “bedava emek” olarak, hiç ilgisi, uzmanlığı olmayan bir işte görevlendirilmişti.
Ailesinin avukatı Erkan Akkuş “taksirli ölüme sebebiyet” gerekçesiyle emir-komuta zinciri için soruşturma talep edince, Genelkurmay’dan “Komutana atfedilecek herhangi bir kusur ve ihmal bulunmadığı” cevabı geldi.
“Askerin kıymeti”ni sadece “teröristin mermisi” ile “bayrağa sarılı tabut” mu tayin eder?
Onun dışında, bir insan, bir evlat, bir baba, eş, sevgili, nişanlı olarak hiç kıymeti yok mudur?