KORKMA...!!!
İstiklal marşımız bile ''KORKMA '' diye başlar.
Bu vatan ise menzubahis hiç ama hiç birşeyden
KORKMA.!
Hesap sormaktan korkmayın !
Konuşmaktan korkmayın !
Yazmaktan korkmayın !
Baskıdan,bunların faşizminden korkmayın!
Onuncu yıl marşını,
İstiklal marşını,
Andımızı okumaktan KORKMAYIN !
Bu ülkenin ''Türk silahlı Kuvvetleri ''
subayı*assubayı var oldukça
hiç bir şeyden KORKMAYIN.!
ONLAR KORKSUN BIRAKIN !
Korkuları ile yaşasınlar!
Basından,gerçeklerden,adaletin terazisinden korktular.
Sizin gerçekleri görmenizden korktular !
Cumhuriyetciler’den
Milliyetciler’den
Yargıdan,
Laikcilerden korktular !
SİZ BAŞINIZI DİK TUTUN !
Onlar korkuyor şimdi !
Zira bir gerçek görünüyor;
Düşenin gürültüsünden,zalimler ve de altında kalacaklar korkar,telaş bundandır.
Aşagı yuvarlanan kaya elbette daha fazlasını ezer geçer.İşte bu günler KORKMADAN
direnme günleridir.!
Pırıl pırıl günler yakında arkadaşlarım.
Cumhuriyeti
19 mayıs'ı
30 agustos'u
23 nisan'ı
29 ekim'i
Kurtuluş günümüzü bir başka kutlayacagız arkadaşlar hayırlısı ile..
Saygı ile..
Atilla ABAYLI
YERSEN?..
Rahmetli olan bir aile büyüğümüz; şimdi anavatan sınırları dışında kalan doğduğu ve gençlik çağlarının geçtiği ülkede, siyaset ve politika dersleri almış. Öğretilen en önde konulardan birisi; “seçmene sonradan kendisinin de inanacağı seviyede yalan söylemek ve bol bol vaatte bulunmak” olduğu belletilmiş.
Güncel örnekler;
“Asgari ücretin şunca yapılacağı”
“Verilmeyen hakların verileceği”
Ya da;
Bizim terör örgütü ile terör örgütünün de bizimle hiçbir ilgisi yok.” biçimindeki söylemler.
Yersen?
Aman dikkat…
CUMHURİYETİMİZİN 92.KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
Laik,demokratik cumhuriyetimizin 92.kuruluş yıl dönümü devrim karşıtlarının tüm engellemelerine ve nefretine rağmen cumhuriyet sevdalılarına coşkuyla kutlu olsun. Evrensel çağdaş hukuk devletinin tüm kurum ve kuruluşlarına hakim olduğu aydınlık günlerde nice kuruluş yıl dönümlerine...
Cumhuriyetimizi kuran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, vatanımızın bağımsızlığı ve bekası için canlarını veren aziz şehitlerimize ve kanlarını döken kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyorum.
BAŞBAKAN POLİSE-UZMANA-ASSUBAYA VAATLERDE BULUNDU
Değerli meslektaşlarımız, Yıllardır ön yargılarla uğradığımız haksızlıklar için sesimizi sağır sultana duyurduk CHP-MHP birçok teklif verdi yıllardır iktidar olan AKP oyları ile ret edildi. Yılların mücadelesi sonunda Genelkurmayın başbakanlığa gönderdiği teklifler 5 yıldır 28 Şubat'ın rövanşı assubaylardan alınırcasına tozlu raflarda bekletiliyor.
Siyasi Partilere Deklarasyon kampanyamıza CHP ve MHP olumlu yanıt verdi seçim bildirgelerine aldılar, AKP'den tık yok, şimdi Başbakan Malatya mitinginde polise,uzmana assubaya hakların verileceğini müjdeliyor ve birileri de hemen bunu biz başardık diye yalakaları ile reklam yapıyor.
Masallara, kuru vaatlere karnımız tok,taleplerimiz zaten yeni bir hak ve imtiyaz değil, bunu kim gerçekleştirirse minnettar oluruz. Hodri meydan.
SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ YÖNETİMİ
28/10/2015 at
9:26 PM
29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
Saygıdeğer Üyelerimiz
Ülkelerinin adında Cumhuriyet olan, ancak yönetim şekli birbirine tamamen zıt yönetim şekilleri mevcut dünyada. Kimi Komünist, kimi teokratik, kimi tek kişi yönetimi...
Cumhuriyetimiz, 92 yıldır Atatürk'ün temellerini attığı Laik,demokratik,evrensel hukuk normlarını benimsemiş,sistemini pozitif bilimden yana esas almış, eksiklerine rağmen başta İslam Dünyası olmak üzere bir çok batılı ülkeye örnek olmuştur. Son yıllarda ne yazık ki Atatürk'ün kurduğu laik, demokratik,evrensel hukuk normlarını esas almış yönetim şekli, sarsılsa da ayakta durmasını bilmiş ve bu kaosu atlatarak kökleşme sürecini devam ettirecektir.
Cumhuriyetin özü, "bireyin varlığını" kabul eden bir yönetim sistemi oluşudur. Monarşi denilen tek kişi yönetimine dayalı yönetim sistemlerinde, babadan oğula miras kalan "asalet" ya da "kraliyet" her türlü tartışmanın dışında ve üzerindedir. Halk ise "teba" veya "kul" dur. Kral, Hükümdar ya da Sultan, hiç kimseye hesap vermek zorunda olmayan, ama herkesten hesap sorabilen bir konumdadır. "Kul" kesimi ise itaat etmekle yükümlüdür.
Bireyin varlığı kabul edilmediği için, bireylerin oluşturduğu toplumdan da söz etmek mümkün değildir. Halkın tercihleri doğrultusunda bir seçme-seçilme söz konusu olmadığı için, halkın yönetimi etkilemesi de söz konusu olamaz.
Kurtuluş Savaşımız, Fransa'da olduğu gibi bir demokrasi mücadelesi değil, bağımsızlık mücadelesidir, emperyalist ülkelerin işgallerine son vermek için verilen bir mücadeledir. Sözü edilmese de sanki, Kurtuluş Savaşı bir demokrasi mücadelesi gibi algılanır.
Kurtuluş Savaşı'nın hemen ardından kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve arkasından ilan edilen CUMHURİYET, bireyin varlığını kabul ediyor, babadan oğula geçen saltanat dönemine son veriyor, insanın sadece insan olduğu için bir değere sahip olduğunu özellikle vurguluyordu. Cumhuriyet bağımsızlıktır...
Artık, "birey" vardı ve bireyler toplumu oluşturuyor, toplum kendisini yönetecekleri seçiyor, beğenmezse değiştiriyor, seçilenler de gücünü kendisini seçenlerden aldığını biliyor, günü geldiğinde toplum karşısında hesap vereceğinin farkına varıyordu. Padişah babanın oğlu olduğu için padişah olmadığını bilen yöneticiler, halkın sesine kulak vermeyi bir zorunluluk olarak görüyordu.
Bu yıl 92 yaşına basan TÜRKİYE CUMHURİYETİ, Monarşiye son vermiş, aynı zamanda inanç özgürlüğünü getirerek, din sömürüsünün önüne geçmiştir. Din üzerinden beslenen şeyhler, şıhlar, dervişler saltanatına son vermeyi amaçlamıştır.
Ne yazık ki, 92 yıllık Cumhuriyet, şeyhler, şıhlar, dervişler saltanatına son verememiş, padişah heveslilerinin pusuda beklemesine de engel olamamıştır...
İslamda RUHBAN SINIFI olmamasına rağmen, son model otomobillerde gezip, Cumhurbaşkanı gibi korumalarla dolaşan tarikat liderleri gazete manşetlerine yansımakta, tarikat liderinin elini öpmek için uzun kuyruklar oluşmaktadır.
Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliği, Cumhuriyetin 92'nci yaşını kutlarken, ne yazık ki bazı kesimler tarikat evlerinde Cumhuriyet düşmanı olarak yetiştirilmektedir.
Cumhuriyetten rövanş almak isteyen güçler, Sevr heveslileri ile birlikte Cumhuriyetin üzerine çullanmış durumdadır.
"NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" demek bile suç olmuştur.
Cumhuriyet, coşkulu katılımlar engellendiği için son yıllarda hiç bu kadar buruk kutlanmamıştır .
Cumhuriyet,devrim karşıtlarının tüm engelleme ve nefretine rağmen bu zorlu sınavı da geçecek, bu sınavdan da güçlenerek çıkacaktır...
Emperyalist güçlere başkaldırarak,ülkemizin her tarafında bayrağımızın dalgalanmasının kaynağı olan Laik,Demokratik CUMHURİYET"imizi kuran Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, vatanımızın bağımsızlığı ve bekası için canlarını veren aziz şehitlerimize ve kanlarını döken kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımızı sunuyoruz.
CUMHURİYETİMİZİN 92'NCİ YILI ULUSUMUZA KUTLU OLSUN.
Site ve E.Assubaylar Güç Birliği Platformu Yönetimi
YAŞASIN CUMHURİYET
Birinci Dünya Savaşında müttefikimiz Almanya’nın yenilgisi ile üç kıtaya hükmeden bir imparatorluğun SEVR ile sona ermesi ve yurdun büyük bir bölümünün düşmana terk edilmesi ile biten bir sürecin sonunda minnet ve şükran duyduğumuz Atatürk ve Silah arkadaşlarının adeta bir mucize yaratarak Çanakkale ve Anadolu’da milletçe kurtuluş destanımızı yazdık. Kurtulan yurdumuz’da özgürlüğümüzden sonra kul olmaktan kurtulup birey olmamızı sağlayan Cumhuriyet’in kurulmasının kısa bir özetini rahmetli Turgut ÖZAKMAN’ın Cumhuriyet Türk mucizesi kitabından sunuyorum.
‘’Tarih: 29 Ekim 1923. Saat: 18.00 Yer: T.B.M.M Ankara… Meclis, Çorum Milletvekili İsmail Eker Bey’in başkanlığında toplanmıştır. Salon birkaç günden beri elektrikle aydınlatılıyordu. Işıl ışıldı…
Anayasada yapılacak değişiklik tasarısı Anayasa komisyonuna havale edilmişti. Meclis muhafız tabur komutanı İsmail Hakkı Tekçe 8. Tümenden sekiz top almış Meclis’in yanına yerleştirmişti. Cumhuriyet kabul edilince 101 pare top atışı yapılması grup toplantısında karara bağlanmıştı. Başkan sırası gelince bu değişikliğin öncelik ve ivedilikle görüşülmesi için raporu ve tasarıyı okuttu. Raporu ve tasarıyı Ruşen Eşref Bey gür sesiyle okudu.
Tarihi oturum başlamıştı.
Koridordaki milletvekilleri salona girdiler. Meclis memurları balkonların altına koşuştular. İki balkon da cumhuriyetin ilanını bilen basın mensupları, Ankara’nın ileri gelenleriyle doluydu. Balkona sığmayan dinleyiciler salonun kenarında toplandılar. Herkes kucak kucağa gibiydi. Heyecan dolu bir hava vardı. Mustafa Kemal Paşa en öndeki sıranın sağ köşesinde oturuyordu. Yanında İsmet Paşa, Fethi Bey, Fevzi Paşa ve son bakanlar vardı. İlk sözü Anayasa Komisyonu Başkanı Yunus Nadi Bey aldı. Sonrasında diğer milletvekilleri konuştular…
Şair Mehmet Emin Yurdakul süt beyaz sakalıyla çağdaş bir Dede Korkut gibiydi. Bütün milletvekillerini ‘ayağa kalkarak üç kez yaşasın cumhuriyet diye bağırmaya’ davet etti. Bütün milletvekilleri coşku içinde ayağa fırlayarak ‘’Yaşasın Cumhuriyet’’ diye bağırdılar. Cumhuriyet ile ilgili birinci madde saat: 19.37’de alkışlar, sevinç çığlıkları arasında kabul edildi.
Başkan da heyecanlıydı. Titreyen bir sesle dedi ki: ‘’Kanunun tümünü kabul edenler lütfen el kaldırsın.’’ Başkan cumhuriyet rejimini oya sunuyordu. Bütün eller havaya kalktı. ‘’Oy birliği ile kabul edilmiştir.’’……….
Bu topraklarda yaşayan herkesin eşit ve birinci sınıf vatandaş olmasına rağmen ruhunu emperyalistlere satan hainler terörden nemalanan hain destekçileri ve Cumhuriyetin faziletinden yoksun yobazların ülkemizi karanlığa götürmek isteyen gayretleri iç ve dış düşmanların SEVR’i yeniden hortlatma emelleri bugün 92nci yaşını kutladığımız Cumhuriyetimiz badirelere rağmen dimdik ayaktadır.
Değerli arkadaşlarım Cumhuriyet fazilettir,Cumhuriyet özgürlüktür; Yüce Atatürk’ün "Ey yükselen nesil!İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk onu devam ettirecek sizlersiniz" sözünü unutmadan bu değere sahip olmak hepimizin asli görevi olmalıdır. YAŞASIN CUMHURİYET-NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.
BOZGUNCULAR,BAGIRSAK KURTLARI...!!!
Yıllardır bize biçilen gömlegin bir an önce üzerimizden
çıkarılarak yep yeni bu çaga uyan şekilde sistemde
yer alması adına verilen bir onur mücadelesi var.
Bir baş ve birkaç adam sistemli şekilde yapılan aşa,verilen
mücadeleye ayrıştırma,karıştırma,nifak tohumları ekerek
sürekli saldırılar ile mücadele önderlerini yıpratma
bezdirme ugraşındalar.
Sanal kimliklerle,Çakma ve benzer isimler ile sayfalar açarak bir harf değişikligi
ile sayfalarını karalama ve biat ettikleri için olumlu algı yaratma peşindeler.
Pişmiş aşa kurt katarak bir yol izliyorlar,utanılacak yol ile.
Bu parazitlerin tek amacı var sistemden beslenmek,kendilerine karşı olanları karalamak,nemalandıkları koltuğu korumak,
Girdimi sisteme,girdimi yemege her şeyi berbat ederler ne yazıkki !
YAZIK ETTİLER UMUTLARIMIZA VE BU MÜCADELEYE...
kahrolası bağırsak kurtları..!!!Yazık bunlara verilen desteğe, emeklere..
Atilla ABAYLI
KAMUFLAJ
Ya da “araziye uymak”…
Araziye uymak için; arazi renginde giysi giyersiniz, üstünüze o araziye ait bitkilerden örtünürsünüz, bulunduğunuz yerin üstüne arazi renginde örtü açarsınız. Alet edevatınızı aynı renklerde gizlersiniz. Bunlara benzer bir şeyler yaparsınız. Amaç, kendini gizleyerek korumaktır. Tabi ki aktif olmayan bir korunma biçimidir.
Fakat başörtüsü ve etek giyerek oraya buraya patlayıcı, yakıcı, yaralayıcı madde atarak saldırıda bulunmazsınız. Her şeyin bir raconu var. Evdekilerin giysileri giyilerek, teröristçilik karizması yerlere serilmez. O giysilere uygun tavır da yok ise; hiç olmaz.
Olmadı be teröristçiğim? Hiç uymadı…Yatağında uyuyanı infaz ettiniz. Çarşı pazarda gezeni arkadan vurdunuz. İşine gideni, eşi el sallarken şehit ettiniz. Evine döneni çocuklarının yanında vurdunuz. Her bir tarafa patlayıcı doldurdunuz. Daha neler, neler…Kalleşlikte sınır tanımadınız. Olmadı hiç olmadı. Bak şimdi evdekilerle de aran limonî oldu. Giysiler nedeninden. Artık teröristler de aralarına almazlar hepten…
Olmaz ya varsayalım gelecekte“bu kamuflajda ilk gerilla” heykeli dikilir de unutulmazsın?.
Şalvarlı gerilla anıtı...
Mehmetçiği ilk şehit eden terörist anıt dikilmiş ya.?.!…
SİTE VE ASB.GÜÇ BİRLİĞİ YÖNETİMİ
19/10/2015 at
4:36 PM
Assubay mücadelesinin simge isimlerinden meslektaşımız,sitemiz yazarı Sn.Levent Ulucan ve eşi geçirdiği trafik kazası sonunda yaralanmışlardır. Sağlık durumları endişe verici olmayan arkadaşımız ve eşi hanımefendiye geçmiş olsun der, acil ve kalıcı şifalar dileriz.
ANADOLU TARLASI
• Uzunca bir zamandır görüşemediğimiz bir tanıdıkla karşılaştım. Kısa bir zaman içinde uzunca bir sohbetimiz oldu. İki çocuğu da seçkin üniversitelerimizin birinde eğitim almış. Bir çocuğu okyanus ötesi fırsatlar ülkesinin üniversitelerinin birinde eşiyle beraber eğitmenlik yapıyormuş. Oraya yerleşmişler ve buraya (anavatana) dönmeye niyetleri yokmuş. Kısacası Sam Amcanın Conisi olmuşlar.
• Birkaç aylık bebelerinin doktoruna acil bir durumda hangi hastaneye gitmelerini sorduklarında; özel bir hastaneyi önermiş. Herhangi bir kamu hastanesini önermeyişine de oraların komşu mülteciler ve onların yakını peşmergelerle dolup-taştığını söylemiş. Sosyal yapının yerlerde süründüğü sonucu anlaşılıyormuş.
• Bir tanıdığım, köyünde yetiştirilen, o zamana kadar ve o günden bugüne de hiç görmediğim, tatmadığım lezzette bir kirazdan ikram etti. Bu kirazın doğrudan yurt dışına ihraç edilen, seçkin ve özel kalitede olduğunu, iç piyasaya verilmediğinden de söz etti. Tek kelime ile “muhteşem” bir kiraz…
• Ekonomisi sürünen komşu, yirmiye yakın Adamızı işgal etmiş de hiç kimseden “tısss” çıkmamış.
• Batı ve Güney sahillerimizin en güzel yerlerinde “kefere vatandaşları” mal mülk edinerek, “malik” olmuş. Vatandaşlık hakları versek de oy kullansalar, seçilseler de “askere” de alsak “şehit” de olsalar?
> > KAZIK İKİ SORU
SORU 1: Burada mal sahibi olan yabancılar; bir kargaşa durumunda; burada kalırlar mı, aksine tabana kuvvet “asılvatanlarına” kaçarlar mı?
SORU 2: Burada mal sahibi olan yabancılar; kargaşadan sonra, ortalık süt liman olunca geri dönerler mi, yoksa neme lâzım deyip, “asılvatanlarında” kalırlar mı?
> > “ TAŞINA, TOPRAĞINA; BİN CAN FEDA BİR TEK DOSTUNA……”
SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ YÖNETİMİ
16/10/2015 at
7:36 PM
Assubay olmadan bırakın ordunun savaşmasını asker karnını doyuramaz; Bizler bu vatana ve orduya sadakatimizi terimiz,kanımız ve canımızla ispat ettik tek talebimiz adalet olmasına rağmen yıllardır önyargılarla sosyal ekonomik ve insani haksızlıklara uğratıldık üstelik bunun sorumlusu kendi kurumumuzdur. Bu ortam ve duygulara ASSUBAYLAR GÜNÜ'nü buruk bir şekilde kutluyoruz.
Kişisel hesaplardan uzak özverili,birikimi kararlı yönetimlerle adalet talebimizin gerçekleşmesini sağlayarak huzur ve refah içinde nice assubaylar gününü kutlamayı diliyoruz ;
17 EKİM ASSUBAYLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
SİTE VE ASB.GÜÇBİRLİĞİ YÖNETİMİ
15/10/2015 at
6:34 PM
SÖZDE SOYKIRIMLA İLGİLİ AİHM TÜRKİYE LEHİNE KARAR ÇIKTI
Doğu PERİNÇEK'in şahsında Türkiye çok önemli bir hukuk başarısı elde etti.Sn.Perinçek'i kutluyoruz. Konu ile ilgili ODATV'de yayınlanan haberi bilgilerinize sunuyoruz
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Strazburg'da AİHM Büyük Daire'de görülen“Ermeni soykırımı" temyiz davasını kazandı. Karar bugün sabah saatlerinde görülen duruşmada açıklandı. Kararla "Ermeni soykırımını iddiaları"nı reddetmek suç olmaktan çıktı. Karar, Avrupa'da "Ermeni soykırımı iddiaları"nı kesin olarak tanıyan ülkelere darbe oldu. Zira AİHM’in verdiği bu nihai karar, 42 Avrupa Konseyi üyesi devleti doğrudan, diğer devletleri ise uluslararası hukuk açısından bağlıyor. Böylece "Ermeni soykırım iddiaları", "Yahudi soykırımı" gibi bilimsel kesinlikle değerlendirilemeyecek. Perinçek "Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır" dediği için yargılanmıştı. İsviçre’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinin vurgulandığı karar, 7’ye karşı 10 oyla verildi. Ayrıca 1915 olaylarının Yahudi soykırımıyla benzetilmeyeceğine vurgu yapıldı.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in İsviçre’de 2005 yılında verdiği konferanslarda, “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” demesi üzerine bu ülke yargısınca ‘ırkçı ayrımcılık’ gerekçesiyle cezaya çarptırılmıştı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise ‘ifade özgürlüğü’ vurgusu yaparak İsviçre’yi haksız bulmuştu. Bunun ardından İsviçre Hükümeti’nin talebi üzerine temyiz süreci başlamıştı. Duruşmada Ermenistan tarafının avukatlığını George Clooney'nin eşi Amal Alamuddin Clooney üstlenmişti.
NE OLMUŞTU
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Ermeni soykırımı” iddialarının “emperyalist bir yalan” olduğunu söylediği gerekçesiyle, İsviçre mahkemelerinde yargılanmış ve çeşitli cezalara çarptırılmıştı. Bunun üzerine Doğu Perinçek konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmüştü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi’nin, 27 Aralık 2013 tarihinde verdiği kararda, İsviçre mahkum edilmişti.
AİHM KARARI: TÜRKİYE SOYKIRIM YAPMADI
Karara göre;
-1915 olaylarının niteliği tartışmalıdır. Bu konuda alınmış bir yargı kararı yoktur.
-Bu açıdan da 1915’de yaşananlar, 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan Yahudi soykırımından farklıdır.
-Konu, tarihçilerin tartışmaları gereken ve tartışmakta oldukları bir husustur. Dolayısıyla bu konuda parlamentolar ve mahkemeler karar veremez.
-1915 olaylarının “soykırım” olarak nitelendirilemeyeceğinin savunulmasını yasaklamak ve bunu cezalandırmak, düşünce özgürlüğüne aykırıdır. Bu tür yasaklamalar ve cezalandırmalar AİHS’nin 17. maddesi kapsamında değerlendirilemez.
ŞİMDİ NE OLACAK
İsviçre Hükümeti bu karara karşı AİHM’i Büyük Dairesi nezdinde itiraz etmişti. 28 Ocak 2015 tarihinde Strazburg’da AİHM Büyük Dairesi’nde yapılan duruşmaya Doğu Perinçek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İsviçre ve onun safında Ermenistan Hükümeti temsilcileri katılmıştı.
AİHM Büyük Dairesi, 9 Temmuz 2015 günü nihai kararını verdi. Duruşmada Doğu Perinçek de hazır bulundu. Karar, bugün Strazburg’da yapılan duruşmada dünya kamuoyuna açıklandı. Kararla İsviçre ve Ermenistan kaybetti. "Ermeni soykırımı iddiaları"nı reddetmek fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirildi. Böylece Ermeni olaylarının "Yahudi soykırımı" gibi bilimsel kesinlik taşımadığı tescillendi.
AİHM’in vereceği bu nihai karar, 42 Avrupa Konseyi üyesi devleti doğrudan, diğer devletleri ise uluslararası hukuk açısından bağlıyor. Karara göre:
- “Ermeni soykırımını tanıma” kararı alan devletler, bu parlamento kararlarını geri almak zorunda kalacak ve mevzuatlarında “Ermeni soykırımını inkar”ı suç kabul eden ve cezalandıran devletler, mevzuatlarını değiştirmek durumunda olacak.
Ayrıca 1915 olaylarını ders kitaplarında “soykırım” olarak niteleyen devletler, müfredatlarını buna göre değiştirip, düzeltmek zorunda kalacak.
Fedakar meslektaşlarımızın meşalesi ile yolumuzu aydınlatarak haksızlıklarla mücadele yolunda daima içimizden bazıları ayağımıza pranga oldu, görevde iken bu kişiler sahnedeydi emeklilikte sahnedeler. Bilgiden fedakarlıktan yoksunlar birilerine yamanarak cehaletlerinden aldıkları cesaretle küstahlaşırlar, aşağıdaki yazıyı okuyunca bunları hatırladım lanet ettim sizin değerlendirmenize bırakıyorum,esen kalın sağlıkla kalın. Hürmetlerimle.
Cehaletin niteliklere ve akıl
Günlük yaşamda cesaret; medeni ve cahil türü olarak temelde ikiye ayrılırken, medeni cesaret bilgiye yetkinliğe dayanan özgüveni, cahil cesareti ise, içsel bir temele dayanmadan, salt şova dönük, ben yaparım çılgınlığını ifade etmektedir. Bilim adamlarının bu konuyu sorgulayarak, bilimsel düzeyde açıklamaya kavuşturdukları yazı aşağıda:
"Dunning - Kruger sendromu" Nobel ödülü alan çalışma.
İki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış, şöyle ki; "Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır." Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
● Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
● Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
● Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp, anlamaktan acizdir.
● Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlar.
Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi. Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin, kendilerine güvenleri oldukça yüksekti. Onlar testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini düşündükleri, hatta iyi günlerinde olmaları halinde, yüzde 70 başarıya ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı. Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise, en alçakgönüllü olanlardı. Soruların yüzde 70'ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı. Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı: “İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan yetersiz kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz. Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür. Ancak bu "cahillik ve haddini bilmeme" karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur. Eksiler kariyer açısından artıya dönüşür. Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler. Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar, çalışma hayatında ‘fazla alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler. Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler. Muhtemelen çevreleri tarafından da ‘ihtiras eksikliği’ ile suçlanırlar."
Siz de çevrenize şöyle bir bakın, eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçmiştir. Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de Nobel yerine, Harvard Üniversitesi'nin Ig Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".
Bertrand Russel'in bir sözü: “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
KIŞ GELİYOR BELLİ YAŞ GRUBUNDAYIZ GRİP AŞISI KONUSUNDA İNTERNETTEN ALDIĞIM BİLGİLERİ PAYLAŞIYORUM
Grip aşısı olmak için geç kalınmaması gerektiğini belirten uzmanlar, grip hakkında şu bilgileri verdi: "Grip, çoğunlukla sonbahar ve kış aylarında görülür. Hastalığı taşıyan kişilerin öksürmesi ya da hapşırması ile havaya yayılan damlacıklarla ve doğrudan temasla bulaşmaktadır. Kapı kolları, bilgisayar klavyeleri, telefonlar gibi ortak kullanılabilecek eşyalar bulaşmaya neden olabilir. Belirtileri arasında ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı, hapşırık, öksürük, baş ağrısı, kaslarda ve eklemlerde ağrı ve halsizlik yer almaktadır. Genellikle 1–2 hafta içinde iyileşme görülür. Ancak yaşlılarda, diyabetlilerde, altta yatan böbreğe, kalbe ya da solunum sistemine ait kronik hastalığı olan kişilerde daha ağır seyredebilir. Bunun yanında zatürree gibi hastalıklara da zemin hazırlayabilir."
Gribin bir virüs hastalığı olduğunu vurgulayan uzmanlar, aşının gribe karşı koruma sağladığını ifade etti. Yetkililer "Antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Hastalara bol sıvı almaları, yatak istirahati ve belirtilere yönelik ilaçlar önerilir. Virüse yönelik ilaçlar erken dönemde faydalıdır. Gripten korunmak için gripli kişilerle temastan kaçınılması, ellerin sık sık yıkanması, kapalı, kalabalık ortamlardan kaçınılması ve grip aşısı önerilir. Grip virüsü sürekli tip değiştiren bir virüs olduğundan Dünya Sağlık Örgütü her yıl o sene sık görülen virüs tiplerini belirler ve aşı buna göre hazırlanır.
Aşı, 3 tip ölü virüs içerir. Uygulandıktan sonra etkisinin ortaya çıkması 10-15 gün kadar bir süre alır. Bu nedenle sonbahar başlarında yapılması önerilir. Tüm kış boyunca yapılmasının bir sakıncası yoktur, erken yapılmasının nedeni, bağışıklığın bir an önce başlamasının sağlanmasıdır. Bu arada, çoğunlukla koruyucu olsa da grip aşısı yapılması, kişinin o yıl asla grip olmayacağı anlamına gelmez. Aşının koruyuculuğu, yüzde 60-80 arasında değişmektedir. " bilgisini verdi.
GRİP AŞISI YAPTIRMASI GEREKEN RİSK GRUPLARI
Uzmanlar, grip aşısı yaptırması gereken risk gruplarını da şöyle sıraladı: 65 yaşın üzerindekiler, bazı akciğer hastalığı olanlar (astım, kronik bronşit gibi), kronik kalp ve damar hastaları, şeker hastaları, han hastalığı olanlar, bağışıklığı baskılanmış kişiler (uzun süreli kortizon kullanımı, AIDS, kanser tedavisi görenler gibi), bakım/huzur evlerinde kalanlar ve burada çalışan personel, sağlık personeli, hamileler kendi doktorları önerirse gebeliğin 2. veya 3. haftası yaptırabilir.
GRİP AŞISININ YAN ETKİLERİ
"Grip aşısı canlı olmayan virüs içerdiğinden aşıya bağlı olarak grip geçirmek mümkün değildir." Diyen Uzmanlar "Aşı yapılan bölgede ağrı, kızarıklık ya da şişme, kas ağrıları, kırgınlık hissi, hafif ateş yan etkileri arasında sayılabilir." ifadelerini kullandı.
ŞİDDETLE KINIYORUM
Sami BOŞKAYA; ben 1984 yılında 19 yaşındayken ASB çıktığımda Sayın komutanım,büyüğün,ağbim Ersen GÜRPINAR gibi benim için değeri ölçülemeyecek bir insanın yanında göreve başladım. Çok şanslıymışım ki böyle bir insanı 31 sene önce tanımışım.Benim bir baba gibi gördüğüm 27 yaşındaki oğlunun ve 18 yaşındaki kızının dede diye hep saygı duyduğu Cumhuriyet sevdalısı bir insanı PKK destekçisi gibi göstermeye çalışmak ancak senin gibi BOŞ insanların işi olur.Benim ağbimin sizin gibi yağcı BOŞ insanlar ASB yazmasını bilmezken ASB lar için verdiği mücadeleyi ben çok iyi biliyorum, çünkü hep yanındaydı. Oturduğun yerden böyle boş işlerle uğraşacağına görevinin,koltuğunun hakkını vermeye çalış da ASB lar için yaptığın mücadeleyi görelim BOŞKAYA...
Camiamızın en önemli simalarından olan ve özlük haklarımız konusunda yapılan mücadelemizi "onur mücadelesi" haline getirenlerin başında olan sayın Ersen GÜRPINAR yalnız değildir.Boşuna karalamaya da kalkışmayın. Eleştiriye açık olmayan hiç bir kurum/dernek başarıya ulaşamaz.
Küfür/hakaret etme bir karakter meselesidir.İsterseniz 4 üniversite bitiriniz,mayanızda hakaret/küfür varsa bir hiçsiniz.
Selamlar sana FUZULİ..
Mey biter saki kalır,
Her renk biter haki kalır,
Diploma insanın cehlin alsa da,
Hamurunda varsa eşeklik,baki kalır..
CANLI BOMBA CANSIZ GÜVENLİK
Benzer saldırılardan sonra, ülke insanları onar-yirmişer, ellişer-yüzer toprağa verilirken, ateş düşen evlerden acı feryatlar yükselirken; güvenlik zirveleri toplanıyor, önce bombanın canlı mı, kumandalı mı, demir bilyeli mi, üstlenen olup-olmadığı, kamera görüntülerinden, tanıkların anlattıklarından yorumlar yapılıyor. Birkaç gün sonra aynı hamam, aynı tas, sen sağ, ben selâmet hesabı…
Benzeri bir başka saldırıdan sonra yine bildik söylemler, haller…
Gerekli önlemler alınmış, incelemeler sürüyormuş, güvenlik zafiyeti olup olmadığı araştırılıyormuş, benzeri basma kalıp, konfeksiyon söylemler!..
Güvenlik olmayan yerde zafiyetten ne eser ki…
Not: Benden de bir yorum; bu saldırıda yabancı ayak izleri ve o ayakların kokusu muhtemeldir.?
Bence.....
BU AYMAZLIK DEĞİLMİ?
Açılımla güçlenen emperyalist uşağı hain terör kahpe tuzaklarla evlatlarımızı şehit etmeye başladığı günlerde STK teröre lanet mitinglerine temsilcimiz TEMAD'ın katılması için yaptığımız çağrılar yanıt bulmadı hatta TEMAD Gn.Bşk.Yrdc. Tamer Yıldız bile bu sessizliğe isyan etti;
Sonunda TOBB birliği önderliğinde sendikaların düzenlediği mitinge TEMAD kerhen katılmak zorunda kaldı
Dün Cumhuriyet tarihinin en kahpe, en büyük terör saldırısı oldu 100 vatandaşımız hayatını kaybetti yüzlerce yaralı var dünya ayakta Yunanlılar bile terörü lanetlerken TEMAD yönetiminden tek kelime açıklama yok;
TEMAD'ın resmi facebook sayfasını assubay gönüllülerine hakaret ve iftira için kullanan haysiyet yoksunları nerede?
Ben sizden sorun çözmek için değil sizi temsil etmek için yetki aldım diyenlerin bizi nasıl temsil ettiğini hep birlikte üzüntü içinde izliyoruz . Yazıklar olsun.
Bu vesile ile tekrar Allah'tan vefat edenlere rahmet ailelerine sabır,yaralılara acil şifalar Hain terör ve destekçilerini lanetler diliyorum
Hain vicdansız terör köşeye sıkışınca aldığı eylemsizlik kararını açıkladığı gün iki polisimizi şehit ettiler Ardından dış ülkelerin bile tepkisini çeken kahpece bir saldırı ile 80 vatandaşımız öldü, yüzlerce vatandaşımız yaralandı.
Yeter artık, 35 yıldır süren bu kahrolası terörü klasik laflarla kınamak,lanetlemek istemiyoruz. Açılım sürecinde örgütün nasıl saçıldığını güçlendiğini sokaktaki çocuklar biliyor.
Meclis derhal toplanmalı, kahrolası oy hesapları bir kenara bırakılarak acil ve kalıcı önlemler alınmalı, gerekirse idam terör suçları için yeniden gelmelidir,her gün yeni bir acı haber, yüreğimizin kanamayan yeri kalmadı.
Ölenlere rahmet,yaralılara acil şifalar ailelere ve milletimize sabırlar diliyorum.