BİR DEĞERİ DAHA KAYBETTİK
Değerli meslekdaşlarımız,
Gerçek vatansever kalemini satmayan usta yazar Sn.Behiç KILIÇ önceki gün tedavi gördüğü hastanede vefat etmiş bugün toprağa verilmiştir.
Ön yargılarla tahakküme varan haksızlıklara uğrayan assubayların haklı mücadelelerine yazıları ile destek olan yazara Tanrı'dan rahmet kederli ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyoruz. Güle,güle Sn.Kılıç, mekanın cennet olsun, seni unutmayacağız. Saygılarımızla.
Değerli arkadaşlarım
Yeniçağ Gazetesindeki köşesinde bazen sorunlarımıza yer veren Sayın Behiç Kılıç hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybeden Behiç Kılıç'a Tanrı'dan rahmet,ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır dilerim. Allah rahmet eylesin .
Behiç Kılıç ağabeyi son yolculuğuna uğurladık...
[URL=http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52281]http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=52281[/URL]
Subay, astsubay feryadı!..
[URL=http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=15298]http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=15298[/URL]
Yurt dışında firardaki astsubaydan
[URL=http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=16474]http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=16474[/URL]
Sevgili Mithat Türetken meslektaşım "TBMM'ne Assubaylar olarak bir vekil gönderemedik" diyerek üzüntülerini belirtmiş, hiç üzülmeyin sevgili meslektaşım. Gönderemeyiz. Bizler yılarca mesleğimize hizmet için çalışmışız siyaseti sadece siyasetcilere bırakmışız, gelin görün ki onlar da bizleri hiç mi hiç düşünmemişler. Hal böyle olunca bizi sadece TBMM'ne girecek Astsubaylar temsil edeceğini sanarak birilerini seçtirmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar seçilenleri gördük, tek başına yaptırım gücün yok, parti anlayışı içinde hiç kimse kendi kafasına göre hareket edemiyor,bir önerge veremiyor bunu ancak bizler daha iyi anlamamız lazım, bir üst makama ulaşmaktaki engelleri düşünün.Bu engeller mecliste kat kat fazla görünüyor.Haklarımızı demokratik yollardan çözmeye çalışalım.Her kesimin Anayasayı değiştirmeye çalıştığı şu günlerde bizler de toplantı ve yürüyüşlerle kendi sesimizi duyurmaya çalışalım. Geçtiğimiz Ekim ayında yapılan yürüyüşümüzün katılımını artırarak devamını sağlayalım, inanın meclise millet vekili koymaktan daha etkili olacaktır. Saygılar.
TBMM'ne Assubaylar olarak bir vekil gönderemedik ya, ne mutlu bizlere. Söylenecek tek şey var,
''İYİDİR BU KADAR GİDELİM MEKKE'YE KADAR'' lafını hak ediyoruz.
Ben başta olmak üzere, bu konuda ihmali olanlara yazıklar olsun diyorum.
Haklılıklarını savunamayan bir kuruluşun (TEMAD)yöneticilerini ya göreve ya da istifaya davet ediyorum.
Saygı ile.
Dernek:Kazanç paylaşımı dışında kanunlarla yasaklanmış belirli ve ortak amaçlar gerçekleştirmek için kurulur.
Sivil toplum kuruluşu:Resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak çalışan,politik,sosyal,kültürel,hukuki ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları,ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle olan,kar amacı gütmeyen,gelirlerini bağışlar ve üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.
TEMAD bir dernek mi,sivil toplum kuruluşu mu?Yoksa MSB'na veya Genelkurmay'ın emrinde emekli assubaylardan oluşmuş askeri bir dernek midir?
Eğer TEMAD askerlik anılarını yaşatmak ve MSB ile Genelkurmay'ın emrinde bir dernek ise üyelerinin %99 buna karşı çıkar,maalesef %100 karşı çıkar diyemiyorum...
TEMAD tüzüğünün 1,2 mad.emekli assubay ve ailelerinin sosyal kültürel ve HUKUKİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAK YAZMAKTADIR.TEMAD olarak Assubay ve ailelerine, neden bir sivil toplum kuruluşu gibi haklarına ve hukuklarına sahip çıkmadınız.
Sayın başkan haklarımızın alınması ile ilgili açıklamasını yaptı? NETİCE NEDİR?
TSK iç hizmet kanunu,personel kanunu,askeri ceza kanunu,oyak kanunu,konut yönergesi;askeri yasalar ve kanunlar,Meclisimiz tarafından mutlaka değiştirilip daha çağdaş bir hale getirilmelidir.
Bizim sorunlarımızı Emekli Assubay kimliği ile meclise göndereceğimiz milletvekilleri çözer.
Ülkemizde memur sendikaları,işçi sendikaları,ticaret oda başkanlarını partiler milletvekili yapıyor da TEMAD neden Assubayların milletvekili seçilmelerini sağlayamıyor? Benim görüşüme göre Assubaylar en az 15 yerde bağımsız milletvekili çıkarabilecek durumdadır.
Kıymetli meslektaşlarım eylül veya ekim 2011 tarihinde TEMAD'ın yeni yönetimini şimdi seçilecek olan delegeler belirleyecek. Sorunları çözmeyi vaat eden ve bunları bölümlendirerek çözebileceklerini;çözemediği takdirde istifasını taahhüt eden bir yönetimi seçiniz.
Artık bizler T.C.'nin 2.sınıf değil 1.sınıf vatandaşı olmak istiyoruz. Ölmeden şunu görmek istiyorum, E.Assubay kimliği taşıyan bir meslektaşımızın M.S.B. olmasını.Kiminiz beni hayal görmekte olduğumu sanıyorsunuz;unutmayın her şey bir hayalle başlar.AY'a çıkmak da bir hayaldi.
TEMAD'a vasiyetimdir; eğer 1.derecenin 4.kademesi Assubaylara verilmeden vefat edersem,göndereceğiniz çelengin üzerine T.C.'nin 2. sınıf vatandaşı E.Assubay yazdırınız.
Biz emekli Assubaylar olarak;ADALET,EŞİTLİK,İNSAN ONURUNA SAYGI İSTİYORUZ.
Ankara delege seçiminde yaptığım konuşma metnidir.
AHMET DUVAR
Yeniçağ gazetesindeki köşesinden astsubaylara karşı hazımsızlığını belli eden yazarın hatasını kabul etmesi bizim birlik olmamımızın,(velevki internet ortamında bile olsa)ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. :upset
Sayın Yazar, verilen tepkiler üzerine hatasını kabul etmiş ve köşesinde yukarıdaki yazıyı yazmıştır.
Haklarımızın alınmasında da ortak tepki gerektiğine en güzel örnektir. Saygılarımızla.
[URL=http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=18770]http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=18770[/URL]
Sayın Aydıncak,
Mesaj panosundaki yazınız ,3 ayda bir basılan bir dergiyi bile doğru dürüst yayımlanmasını beceremeyen bir yönetimin yıllardır derneği nasıl yönettiğininin de bir nevi ispatıdır. Demek ki ellerinden gelen budur.Eleştirdiğimizde bizlere muhalif diyorlar.Bazılarımızı da üyelikten ihraç ediyorlar. Ne yazık ki koskoca camiayı temsil eden diğer illerdeki delegeler de aynı yönetimi tekrar seçeceklerini söylesem kahinlik etmiş olmam herhalde. Ne yapalım nasıl yaşarsak öyle yönetiliriz.
Bu satırları yazan, 1/3'den emekli % 82 ile emekli maaşı alan bir meslektaşınızdır. Buna rağmen özlük hakları konusunda az da olsa camianın feryadını duyurmaya çalışıyorum.Derneğin veya sesimizi duyurmaya çalışan sitemizin icra ettiği eylem veya toplu müracatlarına da katılıyorum. Lakin 1'nci dereceye düşmeyen binlerce meslektaşlarımız genelde neden suskun? İşte bunu anlamıyorum.İl ve ilçelerde bulunan derneklerimize üye olan ve 1'nci dereceye ulaşamamış,düşük maaş alan üyelerimiz mevcut genel başkan ve ekibini seçen/seçecek delegelere neden oy veriyor işte bunu hiç ama hiç anlamıyorum. Demek ki hallerinden memnunlar.O zaman camiaya hayırlı olsun.
Saygılar bizden..
TEMAD başkanı Sn.Mustafa EROL ve yönetiminden rahatsız ve şikayetçi olmayan yok.
Başkan ve yönetimi Assubay sınıfına karşı vurdumduymaz davranmakta adeta alay etmektedirler. TEMAD sitesi vefat ve gezi duyurularının yapıldığı editoryal kontroldan yoksun Assubay sınıfının haklarını korumayan, görsel mizampajı yetersiz, imla ve yazım hatalarıyla dolu, kimsenin ziyaret etmek istemediği sınıfsal teveccühten uzak bir site haline gelmiştir.
Sayın Hikmet AYDINCAK güzel konulara değinmiş ama duyan yok. TEMAD başkanının derhal istifa etmesi bizlerin kurtuluşu olacaktır. TEMAD başkanının istifa etmesi için TEMAD’a veya başkanın ev adresine mektup göndermek en uygun ikaz olacaktır.
NE ANLATAYIM Kİ BEN SİZE?
Neresini tutarsanız elinizde kalan köhnemiş bir sistem.Ne yazayım ki?
200 metre bir koğuşa balık istifi 200, 250 asker dolduruluşunu mu ?
Çağın koşulları gereği üniversite bitirdiği halde hâlâ ORTAOKUL mezunu muamelesi görüp o düzeyden özlük hakkına layık görülen UZMAN ÇAVUŞLARI mı?
Başbakanının gelişiyle ayağa kalkıp hoşgeldiniz diyebilme nezaketini gösteremeyen ama rütbeleri omuzunda iken bırakın Uzman Çavuş ya da Astsubayı kendinden bir yıl kıdemsiz bir subay bile aynı muameleyi kendisine yaptığımda bir anda ASLAN KESİLİP HAYAT KARARTAN KAHRAMANLARI(!) mı? Ne anlatayım ki size istemeyenleri zorla 15 yıl çalıştırmayı mı? İntibakları gördüğü eğitim süresinden az yapılan astsubayları mı?
Emrinde sicil verdiği sivil memuru 1/4 yükselebilirken kendisi ASTSUBAY olduğu için bu haktan mahrum bırakılanları mı? HİÇ BİR EK ÖDEME ALAMAYAN EMNİYET HİZMETLERİ SINIFINA DAHİL PERSONELE YAPILAN CÜZİ BİR ARTIŞtan faydalandırılmayan as(T)subayları mı?
Yetkisiz İSTEKSİZLERİ Mİ YOKSA YETKİLİ İNATÇILARI MI, HANGİSİNİ YAZAYIM?
PARLAMENTOMUN DİLEKÇE KOMİSYONUNUN VERDİĞİ YANITTA TALEBİNİZ YENİ BİR KANUN YAPILMASINI GEREKTİRİYOR
TALEPLERDEN KAMU YARARI OLANLARIN HERKESE BİRER NÜSHA BASILARAK TÜM MİLLETVEKİLLERİNE DUYURULACAĞINI AMA SİZİN TALEBİNİZİN KAMUSAL BİR YARAR İÇERMEDİĞİNDEN KOMİSYONUMUZCA GÖRÜŞÜLEMEYECEĞİNİN KARAR ALTINA ALINDIĞINI BİLDİREN CEVABI MI YAZAYIM? BİZİ KAMUDAN SAYMAYAN BU ZİHNİYETE NE YAZSAM YERİNİ BULUR ÇOK DÜŞÜNDÜM BEN BULAMADIM BULAN VARSA YAZABİLİRMİ LÜTFEN. RUSYA YA DA YUNANİSTAN PARLAMENTOSUNA YAZSAK BİR ÇÖZÜM BULUNUR MU SİZCE, NE DERSİNİZ YOKSA ÇOK MU ABARTTIM?
ZEKİ ÇETİNKAYA
EMEKLİ AS(T)SUBAY
DAHA NELER GÖRECEKSİN, Y.SELİM DEMİRAĞ BEY ŞAPKA DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ.
Y.Selim DEMİRAĞ Bey! Bu ne kıskaçlık! İçine sindirmesen de kabullenmesen de MİT müsteşarlığının başında çok değerli Saygı değer Astsubay kökenli adam bibi adam olduğunu yavaş, yavaş hazmedeceksin. Hazmedemiyorsan sana bir soda alıp gönderebilirim. Belki o zaman hazmeder, kabullenirsin.
“Milli egemenlik hakkının herhangi bir kişi, Aile veya zümreye yahut topluluğa ait olmadığını, kayıtsız şartsız Türk Milleti’nin tümüne ait olduğunu kabul etmiş, herkesi yasalar ve kamu kurumları önünde eşit saymıştır.” Y.Selim DEMİRAĞ Bey Atatürk’ün halkçılık ilkesini okumasını tavsiye ediyorum.
Köşe yazarı olmak Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Başbakanına ve MİT müsteşarına hakaret edecek düzeyde alçakça, kalleşçe yazılar yazma özgürlüğünü kazanmış olmadığını hatırlatmak isterim.
Bahsettiği asteğmen, başçavuş, çavuş ve onbaşı da bu ülkede eğitim almış kendini yetiştirmiş kabul ettirmiş insanlar olduğunu hatırlatarak, Subayların da artık Türkiye Cumhuriyeti’nde devletim memuru olduklarını hatırlamaları gerektiği inanıcıyla,saygılar sunarım.
TEMAD DERGİSİ
Değerli Meslektaşlarım,
Birçok sivil toplum örgütünün yayın organları bulunmaktadır. Genelde gazete ve dergi olarak belirli aralıklarla yayınlanan bu yayınların en temel görevi hitap ettiği kitle ile en doğru şekilde iletişim sağlamak, bağ kurmak, onları doğru bilgilendirmektir.
Türkiye Emekli Assubaylar Derneği de bu bağlamda TEMAD adıyla bir dergi çıkarmaktadır. Çıkarmış olduğu en son dergi ise Ağustos-Kasım 2010 tarihli olup, iki sayı (68-69) birleştirilerek çıkarılmıştır. Daha önceki dergiyi de zamanında çıkartmamışlar, yine iki sayıyı(66 ve 67) birleştirmişlerdir. Bu gecikme ve birleştirmelere rağmen derginin içinde ‘’Üç ayda bir yayımlanır’’demektedir.
Mademki üç ayda bir bu dergiyi çıkaramıyorsunuz, o zaman 4 ayda, 5- 6 ayda hatta bir yılda bir çıkarın derginin içine de yazın ve o zamana göre çıkarın ama zamanında çıkarın.
Bu son dergiyi gördünüz mü, okudunuz mu bilmiyorum. Dergiyi lütfen okuyun, inceleyin! Görmeyen ve incelemeyen meslektaşlarım için ben biraz bu dergiden bahsedeyim.
Değerli meslektaşlarım, derginin kapağını açınca imtiyaz sahibinin (E) Asb.Kd.Bçvş. Mustafa EROL(ME), Genel Yayın Yönetmeni ve Yayın Kurulu Başkanı (E) Asb.Kd.Bçvş Turgut Bölükbaşı, Yayın Kurulu Üyeleri (hepsi E.Asb.Kd.Bçvş) Mehmet Tuncer, Ahmet Erbaşı, Av. İsa Çetin ve Ekrem Şahin’dir. Yani Temad Genel Başkanının ve Genel Sekreterinin içinde bulunduğu 6 kişilik koskoca bir heyet bu derginin basımında ve yayınlanmasında sorumludur.
Zaten 3 ayda bir yayınlanan derginin zamanında basılmaması, iki sayının birleştirilmesi ve bunun üst üste tekrar edilmesi, aylarca geciktirilmesi ve sonrada ‘’derginin basımında biraz gecikme oldu’’ laflarıyla geçiştirilecek bir konu değildir. Biraz gecikme olmuş, birazmış! Birazın süresi ne kadar bir kaç gün mü, bir hafta mı, bir ay mı? Kaldı ki Ağustos-Kasım 2010 tarihli 6 aylık süreyi kapsayan (6.-11.ay dahil) bu dergi, üyelere Nisan 2011’de 8-9 ay sonra gönderiliyor.
Hiç kimse kusura bakmasın ama bu tablo dergi ile ilgili sorumluların doğru dürüst çalışmadıklarını, üzerlerine düşen görevleri zamanında yapmadıklarını ve bu işi yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını göstermektedir.
Değerli meslektaşlarım, gazete ve dergiler zaman endeksli olup içindeki bilgilerle gazete ve dergi özelliğini taşırlar. Eğer o özellikler yoksa boş kağıttır. Gazete ve dergilerdeki bilgiler zamanında verilmezse, o gazete ve dergi anlamını büyük ölçüde yitirir, miadı geçer. O zamanda o gazete ve dergi, gazete ve dergi olmakta çıkar hurda kağıt haline dönüşür.
İyi ki ‘’birazcık gecikme olmuş’’ yoksa yan yattı çamura battı kılıflarıyla derginin üyelere ulaşması 12 ayı bulurmuş! Peki dergi içinde yapılan onca yanlışlık ve eksikliklere ne demeli? Dergi değil tam bir skandal..., 64 sayfa olan dergiye şöyle bir baktığımızda derginin içerisinin büyük bir kısmı albüm gibi resimlerle doldurulmuş. Derginin kapağını açar açmaz sol tarafta ‘’..Yayın Kurulu Başkanı ‘’ yerine, ‘’…Yayın Kuruku Başkanı’’ yazıldığını görüyoruz. Hadi buna sehven yapılan hata diyelim bizlerde zaman zaman yapıyoruz, ya diğerleri……
Birinci sayfadaki ‘’BAŞKANDAN’’ yazısının içeriğinde, başkanın meslektaşlarından birilerini tehdit eden ifadelerine söylenecek söz bulamıyorum! Hatalara gelince yazının başında sonuna kadar Türkçeye ters düşen hece bölmeleriyle dolu olduğunu görmekteyiz. Birinci sayfa 2.sütun 2.satırda ‘’…söylenme- ktedir…’’, aynı sayfada 2. sütun 21. satırda ‘’…içler- indeki…’’, yine aynı sayfa aynı sütunun 22. satırında ‘’…kend- ilerini…’’, aynı sayfa aynı sütun 24. satırda ise ‘’…benlikler- ine…’’ diyerek hatalı hece bölmeleri yapmıştır. Oysa yukarıdaki kelimelerin içinde bulunan …mek…, …rin…, ..di…,…ri.. heceleri hiçbir zaman kendi arasında bölünmez.
Aynı hatalar 2. sayfada 1. sütun 6.ve 40. satırda, 2. sayfa 2. sütun 30 ve 32. satırlarda aynı şekilde devam etmektedir. ME daha önceki yazılarında da bu hatalar aynı şekilde bulunmaktadır. Böyle hatalı hece bölmesinin yapılmayacağı ortaokulda, lisede değil ilkokulda öğretilmektedir!
Ayrıca yazının içeriğinde de assubayların yürüyüş eylemi konusunda 10000’in üzerinde katılım olduğunu bunu da yetkililerin söylediğini belirtmektedir. Aynı eylem için Genel Bşk Yrd. Ergül Kumaş yine yetkilileri kaynak göstererek 8300 kişi demişti. Şimdi bunların hangisi doğru! Yani uzun sözün kısası içindeki bilgilerinde hiçbir inandırıcılığı yok!
Derginin kapağında Ağustos-Kasım 2010 yazıyor, içinde 7. sayfada basında Temad yazısının altında 23 Şubat 2011 Hürriyet Ankara haberini veriyor.
Derginin 40. sayfasında Temad Bandırma Şube Başkanlığı yönetim, denetim, disiplin kurulu üyelerinin resimleri basılmış, isimleri yazılmış. İyi güzel de peki 48. sayfada yine Temad Bandırma Şube Başkanlığının resimleri basılmış, isimleri yazılmış. Ama bu isimlerde, resimlerde hiç biri diğer sayfadakilerin hiç birini tutmuyor. Bunun hangisi doğru? Hangisi Temad Bandırma şubesi? Derginin basımında ve yayımında sorumlu eey 6 kişi hiç biriniz bu dergiyi kontrol etmediniz mi? Peki sizin göreviniz ne, siz ne iş yaparsınız?
Oturduğu yerde meslektaşlarını tehdit edenler, utanmadan meslektaşını kömüre benzetenler! Lafa gelince mangalda kül bırakmıyorsunuz! Ama bir dergiyi bile layıkıyla çıkaramıyorsunuz.
Bu dergiyi sadece meslektaşlarımız okumuyor, herkes okuyor. Bu ve buna benzer hatalar eksiklikler toplumumuzun trendini kamuoyu karşısında aşağı düşürmektedir. Siz bu toplumun önündeki en büyük engelsiniz. Eleştirileri görmüyor, duymuyorsunuz!
Bitmedi dahası var! 42. sayfadaki Çanakkale Şube Başkanlığı yönetim kurulu 8 kişi, 50. sayfada Karşıyaka(İzmir) Şube Başkanlığının yönetim kurulu 8 kişi çift sayı, oysa yönetimler çift sayılı olmaz. Tek sayı 5,7,9,11,….vs. gibi olması gerekmektedir.
Burdur Şube Başkanlığı Denetleme kurulundaki iki resimde aynı (45. sayfa), ikiz kardeş desek değil, çünkü soyadları değişik! Peki iki aynı resim neyin nesi?
Kırşehir şube başkanlığının (46.sayfa) ise denetleme ve disiplin kurulu yoktur. Her fırsatta başarılı olduğunu söyleyen zatı muhteremler başarı bunun neresinde?
Yitirdiğimiz değerler başlığı altında vefat eden üyelerimize önce Allah’tan rahmet diliyorum. Vefat eden bu üyelerimizin sayfasına baktığımızda orda da yanlışlıkların ve eksikliklerin gırla gittiğini görmekteyiz. 54. sayfada 1. sıradaki Yılmaz Öncül ile 2. sıradaki Beyazıt Aykul’un resimleri yer değiştirmiş, soyadı da Aykul değil Akkul’dur.
Hatalar bitmek bilmiyor devam ediyor. 54. sayfada 1. sırada Hazım İnci’nin ölüm tarihi 10.01.2011’dir. Oysa derginin kapağında ise Ağustos-Kasım 2010 yazmaktadır. Nasıl oluyor da Kasım 2010 da basımı yapılan dergide, Ocak 2011 de vefat eden kişi yer alıyor.
Derginin basımından sonraki vefatlar aynı şekilde hatalar zinciri olarak devam ediyor. Yitirdiğimiz değerlerde 54. sayfada Recep Doğu ÖT. 15.01.2011, H.Fevzi Akbilek ÖT. 14.01.2011, Mustafa saçak ÖT. 24.01.20011, Pakize Özdemir Ö.T. 26.01.2011, Selman Dalkılıçoğlu Ö.T. 03.01.2011, Derya Kozali Ö.T 28.01.2011, Semiha Yılmazer Ö.T. 12.01.2011, Süleyman Kortak Ö.T. 11.01.2011, Yılmaz Çayıezmez (55. sayfa) Ö.T 19.05.2011 gibi yanlışlıklar uzayıp gidiyor.
Değerli meslektaşlarım, ben şimdiye kadar hiçbir yayın organında böyle bir şey görmedim. Dergi basım tarihinden sonra vefat eden kişilerin dergide yer almasını görmedim. Bu kadar sorumsuzluk, bu kadar vurdumduymazlık, bu kadar laçkalık olur mu hiç?
Bunun dahası da var, şu anda Haziran 2011 de olmamıza rağmen Ağustos ve Ekim 2011 tarihlerinde bazı meslektaşlarımızı vefat etmiş gibi göstermeleridir. Oysa bu tarihler daha gelmedi ki? Örnek mi, 55. sayfadaki Metin Sel Ö.T. 14.08.2011, aynı sayfada Mustafa Berçin Ö.T. 18.10.2011, 56. sayfadaki Ali Köseoğlu Ö.T 14.08.2011 olarak yazılmıştır. Bu sorumsuzluk her şeyden önce vefat eden üyelerimizin ailelerine karşı büyük bir saygısızlıktır. Diyelim ki hatıra olsun diye bu dergiden birer tane vefat eden üyelerimizin ailelerine gönderdiniz. Ki bana göre gönderilmesi gerekir. Peki başından sonuna kadar yanlışlıklarla dolu bu dergiyi nasıl, hangi yüzle göndereceksiniz?
Hazım İnci’nin 54. ve 64. sayfada ismi iki defa basılmış. Resimler ise ayrı ayrı, bunların hangisi gerçek hazım inci? 57. ve 62. sayfada Hüseyin Vural’da iki defa yazılmış.
Diğer taraftan 60. sayfada Lütfi Üçöz’ün ölüm tarihi ve şubesi belli değil. 62. sayfada Müslüm Özkaya Ö.T belli değil. 63.sayfada Ahmet Karakoç, İsmail Songur’un şubeleri belli değil. 62.sayfanın 2. sıranın sonundaki meslektaşımızın ise sadece resmi var. Adı, soyadı, ölüm tarihi, şubesi, kuvveti sici numarası yani hiçbir şeyi belli değil.
En son sayfada kapağın iç yüzünde altta ise Kıbrıs yerine ‘’…Kıbrık …’’yazılmıştır.
Daha fazla zamanınızı almak istemiyorum.
İşte Temad yönetimi, işte Temad Dergisi takdir sizlerin!
Saygılarımla
Hikmet AYDINCAK
E.Dz.Elkt. Astsb. SUAT PEHLİVANOĞLU (1973/21243) 16 Haziran 2011 günü Çanakkale'de vefat etmiştir.
Meslektaşımızın Mekanı Cennet Ruhu Şad olsun.
Sevenlerine ve yakınlarına sabır ve uzun ömürler dilerim.
Camiamızın başı sağ olsun.
BANA GÖRE TARTIŞMA YARATABİLİR SİYASİ BİR MESAJ YAYINLANMAMASINI DÜŞÜNÜRÜM E.G.
Ben de öyle düşündüğüm için yayınlamayı geciktirdim ve size soracaktım. Katılıyorum.(M.E.A.) 🙂
-
Değerli Arkadaşlar,
BİZİM ÇOCULAR- Halkın iradesine ,seçilmişlere pek tahammülü yoktur.Bunlar Sayın ÖZALA -ALIŞAMADIM SANA ,Sayın GÜLE -CUMHURBAŞKANI diye hitap etmeler,Sayın BABAKANA KANTİNCİ ASTEĞMEN diyenler,Bunlar hazımsız,şişirilmiş egolular topluluğu ,Bunlar kendilerini BEYAZ TÜRK olarak görüyorlar,Bunlar menfaatleri doğrultusunda GÜÇE tapan zavalılar ,FİRAVUNLARIN kökü kazınacak allahın izniyle son çırpınışlar
TEMAD Merkez yönetim kurulu seçimini kazanacak heyetin, acil ve öncelikli olarak görevi ve hükümetten iki ana talebi olmalıdır.BİRİNCİSİ; tüm emekli Astsubayların aylıklarının en düşük emekli subay aylık tabanına eşitlenmesidir. İKİNCİSİ; bugün itibariyle, kurum dışındaki tüm subay ve astsubayların asgari katılım tutarı belirlenmek suretiyle; yasal düzenlemeye müteakip en geç bir yıl içinde dışarıda kalan özellikle 2001 yılı ve öncesi kriz mağdurlarının tekrar yasal üyeliğe katılımını müteakip;kurum aktüeryal varlığının üyelere hisse senedi ile devri ve eşit yasal yönetim hakkına kavuşturulmasıdır. Saygılarımla babalar gününüz kutlu olsun diyorum.