Cevabi mesajımı yayınlayan ORG Site Yönetimine teşekkür ediyorum. Herkes yazdığı ve yayınladığı yazının arkasında sizin tabirinizle "adam gibi" durmalıdır. TEMAD'ı eleştiren bir yazının içinde benden övgü ile söz edilmeyeceğini anlayacak kapasitem var çok şükür. Ben % 50'nin içinde biri değil bu milletin % 100'den birisiyim. Yaptığınız bu yakıştırmalar Türk Milleti'ne hakarettir. "Bu Milletin % 50 si aptal" demek elbette mensubu olduğum millete karşı savunma yapma hakkı verir bana. Savunma yapmayan diğer site üyelerinizin kendi bilecekleri iştir o konu. Bu milletin her ikisinden birisine "aptal" diyen bir anlayış beni temsil edemez. Çünkü bu ülkede demokrasi var ve aynı aileden farklı kişiler farklı düşüncelere sahip olabilirler. Oğlu başka düşüncede babası başka düşüncede insanlar tanıyorum. Ben babasının ya da oğlunun aptal olamayacağını düşündüğüm ve bir birlerine böyle hakaretler edemeyeceklerini bildiğim için karşı çıktım yazdığınız ve yayınladığınız yazılara. Ben bu milletin bir tek ferdine dahi "aptal" diyemeyecek kadar bu milleti çok seviyorum. Sizlerin de sevdiğinize inanıyorum. Ama seviş tarzımız farklı demek ki...
Sn.Işık tepkinize saygı duyuyoruz ancak Sn.Yıldırımın mesajı ve ona verilen yanıt konunun aydınlanması için yeterli olduğunu düşünüyoruz. Bizim yıllardır biriken sorunlarımız var içimizi yakan haksızlık ateşi var mesaimizi bu yöne kanalize etmeliyiz bu nedenle hoşgörünüze sığınarak mesajınızı yayınlamadık. İyi günler dileriz.
Saygıdeğer Üyelerimiz,
Yıllardır ön yargılarla tahakküme varan haksızlıklarımızla mücadele etmesi gereken TEMAD Gn.Mrk. yönetimi ne yazık ki 9 yıldır bir tek kazanım elde edememiştir.
Haklı taleplerimizi özverili arkadaşlarımızla her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.
FOX TV'de yayınlanan ÇALAR SAAT proğramında Sn.Fatih PORTAKAL bey yarın (25 Ağustos 2011 Saat 07-10.15)lütfedip sorunlarımızı dile getirecektir.
Kendisine ve FOK TV'ye müteşekkiriz; ayrıca Sn.Portakal'ı bilgilendiren sitemiz basın kuruluşu ASB.GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU yönetimine ve meslektaşlarımız Sn. Halil YAZ ve Atilla ABAYLI'ya teşekkür ederiz. Saygılarımızla.
Sevgili arkadaşlar Emekli Assubaylardan oluşan bir grubun dün C.H.P. Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ile görüşme videosunun bir kısmını youtube ve Facebook aracılığı ile izledim. Bu hususta emeği geçen tüm arkadaşlarıma bütün kalbimle teşekkür ederken Sayın Kılıçdaroğlu'nun da konuya hassasiyetle yaklaşıp çözüm üretmek adına yol gösterici olması beni ve benim gibi düşünenleri fazlaysıyla mutlu etti. "Birşey Yapmalı" sloganı ile yola çıkarak sesimizin (çığlıklarımızın) duyurulması için çalmadık kapı bırakmayalım derim. TEMAD bu konuda duyarsız ya da yetersiz kalıyorsa o kolu da dürterek veya yönetimini değiştirerek atıl durumdan faal duruma getirmenin yollarını arayalım.
YAYINLAMIYALIM
Unutmayın ki ORG Sitesi de "Üstad Tayyar YILDIRIM'ın defalarca şiirlerini yayınlamıştır. Otobüsün üstünde" okunan şiir de dahildir buna.
"ÜSTAD Tayyar YILDIRIM"
"Orhan ORHUN Salı, 23 Ağustos 2011 12:42"
Orhan Orhun İmzasıyla yayınlanan "UNUTMAMAK GEREK" başlıklı mesajda TEMAD Yönetimi eleştirilirken adımdan bahisle "Üstad Tayyar YILDIRIM'ın şiirleri yetişmiştir imdada" denilerek alaycı bir üslupla kullanılan bu ifadenin sahibini ve yayınlayan yönetimi şiddetle kınıyor, bazı arkadaşlarımın "üslup" konusundaki zaaflarıyla hangi amaca hizmet ettiklerine bir anlam veremediğimi ifade ediyor tüm emekli astsubay camiasına kendilerine yakışan TEMAD Yönetimini mutlaka seçeceklerine olan inancımı belirtmek istiyorum. Bizler aramızda herhangi bir sanat dalıyla, ya da başka alanlarda uğraş veren arkadaşlarımızla uğraşacağımıza, onlarla alay edeceğimize öncelikle kendi durumumuzu bir gözden geçirsek sanırım daha doğru bir iş yapmış oluruz. 09 Ekim 2010 tarihinde yapılan Büyük Ankara Mitingine katılıp otobüsün üzerine çıkanları "vatan hainliği yapmışlarcasına" lanse etmek biz astsubayların kalitesine hangi değerleri kazandıracak merak ediyorum. Diğer şehirlerden o mitinge gelenleri hangi kategoriye soktuğunuz da merak etmekteyim. Kişi önce kendisine saygı göstermeli sonra da başkalarını eleştirme hakkını kendinde görmeli. Şiir okumanın alay edilecek nesi var? Kurtuluş Savaşımızın milleti en fazla galeyana getiren kısımının TBMM'de Merhum Mehmet Akif Ersoy'un şiiri olan İstiklal Marşımızın okunması anı değil midir? Şimdi ORG Sitesinin "Şeyhülmuharriri Orhan ORHUN" Bey'in bu ifadesi abesle iştigal etmek değil de nedir. Ayrıca, "Aziz NESİN bu milletin & 60 aptaldır demiş. Yanlış söylemiş BU Milletin % 50'si aptaldır" şeklinde yazıları yayınlamak astsubay camiasına hangi kazançları sağlayacaktır" diye de ORG Yönetimine sormak Bu Milletin Bir ferdi olarak benim hakkım olduğunu düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki, "aptal olmayan % 50'nin içinde PKK'nın ta kendisi olan bir partinin de de hatırı sayılır oranda bir oyu vardır.
Değerli meslektaşlarımız,
Bu site ilk kurulduğu gün misyonunu "Assubayların özgür sesi olarak TEMAD'a ve mücadelemize destek" olarak açıklamıştı! Bu ilkemizden hiç taviz vermedik. TEMAD yönetimi bizlerin desteğini kullanmak yerine başarısızlıklarını gizlemek adına MUHALİF suçlaması ile bizlerden "ONLAR BİZDEN DEĞİLDİR KOMUTANIM" diyecek kadar gaflet içinde oldular.
Nitekim arkadaşımız Sn.Ersen GÜRPINAR'ın "HADİ CANIM SENDE" yazısındaki belirttiği gibi hata üstüne hata yaptılar.
Bugün Sn.Ahmet KESER başkanlığında bir heyet ana muhalefet partisi genel başkanı Sn.Kemal KILIÇDAROĞLU'nu ziyaret ederek sorunlarımızı anlattıklarını büyük bir memnuniyetle öğrendik. Arkadaşlarımızı kutluyoruz, TEMAD'ın başarısız yönetimine rağmen mücadelemiz devam edecektir. Umuyoruz ki mücadeleyi amaç edinen özverili, kararlı, bilgili arkadaşlarımızın görev alacağı TEMAD yönetimleri ile birlikte haksızlıklarımızın kader olmasını engelleyeceğiz. Mücadeleye destek veren tüm meslektaşlarımıza sevgi ve saygılar sunuyoruz.
UNUTMAMAK GEREK
2011 yılı Eylül ayına girmek üzereyiz. TEMAD başkan ve yönetimi devr-i iktidarlarının dokuzuncu yılında. Bu başkan ve yönetimi bir milyonluk Assubay ailesinin temsil yetkisini aldığında doğan bebekler bugün dokuz yaşında.
Dokuz yıllık devr-i iktidarlarında Assubayların kadarlerinde değişen bir şey olmadı. Assubaylar bir adım mesafe kat edemediler. “ESKİ TAS ESKİ HAMAM”, tas da hamam da aynı kişilerin elinde !
Mazlum ve bahtsız Assubay sınıfı meşakkatli uzun ve ince bir yolda açlık sınırında aldığı maaşlarla yola devam ediyor.
Umut fakirin ekmeği sözü anlamını yitirmiş bir cümle olarak kaldı hafızalarda.
Çaresizlik ve umutsuzluk hakim oldu kalplere…
Güzel ülkemin siyasi konjonktürü hızlı bir değişim içinde.
Assubayın açlık sınırında yaşaması kimseyi ilgilendirmiyor artık.
Bölücü terör örgütünün kaçırdığı Assubayın yüreği yaralı eşinin gözlerinden süzülen yaşlar kimseyi enterese etmiyor artık.
Kalpler mi katılaştı ?
Duygular mı yok oldu ?
Bir tuhaf toplum olduk vesselam !
İnternet sitelerine sessizlik hakim.
TEMAD yönetiminin sanalları hakkın rahmetine kavuştu sanki.
Üstad Tayyar YILDIRIM’ın şiirleri yetişiyor TEMAD'ın imdadına.
TEMAD yönetimi kış uykusuna girdi, ÇIT yok.
TEMAD başkanı POSTAL giymeyi de mi düşünmüyor ?
11 kez çıktığı merdivenlerin koridorunda ışık görmüyor mu acep ?
Yoksa vaz mı geçti giymeyi postallarını ?
Bugünün değişken siyasi konjonktüründe çok şeyler öğreniyoruz.
Her gün sanki yeni bir tarih yazılıyor…
40 yıllık sultanlıklar yerle yeksan oluyor.
Saksıyı çalıştırmak, rasyonel olmak gerek.
Güç geçicidir…
Allah’ın yüce adaleti ve vicdan terazisi vazgeçilmez değerdir.
Bugünün iktidarında kendini haklı görenler veya haklı görülenler gelecekte suçlu oluyorlar.
Anlam çıkarmak, ders çıkarmak gerek.
Bugün sınıfını ve sınıfsal değerlerini dikkate almayanlar gelecekte taptıkları güç değerini yitirdiğinde temsil ettiği sınıf ve topluma hesap verirler.
Dokuz yıldır görevlerini yapmayanlar ve onurlu şekilde istifa etmeyenler yarın Assubay sınıfının, çocuk ve torunlarının vicdanında mahkum olurlar.
“Bir STK’ya başkan olmak, hizmet için yetki aldığı sınıfının dünya ve ahiret sorumluluğunu da paylaşmak demektir.”
Vebali ağır…
Bunu unutmamak gerek.
TÜRK'LERİ TANIYALIM
İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip
kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler"
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru
"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve
silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan
bu yeli yıldırma, göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı
da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair
"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir
köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz."
William Martin
"Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir.
Dini,sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır."
Lamartine-Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.
"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü, kurtuldum. Buğ nehri
önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su, ardımda düşman,
tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak, düşman beni
parçalamak, güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün
esirim, Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar
bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim;
istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin
esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap,
bu kadar asil, bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak, bilsen ne kadar tatlı."
Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)
"Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen
bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan
ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol
bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel
var: Türklerin yaşayan hatıraları! Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare
etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat
kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)
"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak
bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur.
Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır."
İbn-i Hassul
Türk, asillerin asilidir. yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.
Pierre Loti
Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren
bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır,uygarlıklar
yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.
Çarnayev(Rus Komutan)
Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak,
katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış
bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.
Moltke
Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.
La Martine
Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.
Towsend (İngiliz Komutan)
Doğulu önderler, milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve
kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.
Auguste Comte
Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için
elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş
ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.
Lady Mary Wortley Montagu
Türk'ün güzel yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif
tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek
mümkündür. Fakat pek güç olan, Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz,
ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.
Decamps (fransız ressam)
Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar.
Câhiz (Arap Bilgini)
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler, basit düşünceler yoktur.
Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)
Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç
getirirler.
Comenius (Çek Bilgini)
Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.
William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)
Türk, Heredot'tan, Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur.
Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, sonsuz bir teşebbüs
kabiliyeti, bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.
(Ünlü Tarihçi) Hammer
Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti
tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.
Comenius (Çek Bilgini)
Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.
Kayzerling
Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O
hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.
Molkte
Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.
Lord Byron
Türk korkmaz, korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır.
Semame İbn-i Eşreş
Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak
için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten
zevksiz bir perde oluyor.
Gelland (Fransız Bilgini)
Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse
çekinmeden canını feda eder.
Albert Einstein
Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.
Andreas Phitiades
Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar, diğeri Türkler.
Albert Sorel
Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.
Baron Büsbek
On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir
Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir.
Eğlenceleri
ise attır, silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar
övülse yeridir.
Charles Mcfarlene
Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin
mesleği
askerliktir.
Donaldson
Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun, Türk askerinin karşısında
düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.
Donaldson
Türklerle dost ol ama düşman olma.
Gianni de Michelis
Dünyada, Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.
Hamilton
Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker
yoktur.
Hamilton
Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır.
Ülkeleri
değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında
sarsılması
hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır.
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.
Hammer
Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler
yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.
Sir Julien Corbet
Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız.
Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.
Mulman
Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde
temiz
yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı
borçlu
oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde
olduğu
gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların
övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık
kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan, güveni suistimal etmekten
çekinmeleridir.
Monradgea D'ohsson
Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler
hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar
ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında
hiçbir fark gözetmezler.
Monradgea D'ohsson
Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve
adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı, kuşku yok ki
körlerin gerçeği, eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere
acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.
Pierre Loti
Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.
Thomas Thorsten
"Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu
kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır."
Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı
[URL=http://www.turkish-media.com/forum/topic/43672-turkler-hakkinda-soylenenler-ben-soylemedim-avruplilar-soyledi/]http://www.turkish-media.com/forum/topic/43672-turkler-hakkinda-soylenenler-ben-soylemedim-avruplilar-soyledi/[/URL]
Sayın YAZ,
Paylaşımınız bir başını bir de sonunu okuyup yorum yapanlar için anlamsız gelebilir ama Avrupa Birliği'ne giriyoruz diye gündüz vakti Kızılay Meydanı'nda havai fişek atan bir toplumu daha güzel anlatamazdı,teşekkürler...
[URL=http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/661401-bihaberlere-haberler-kay iplar-ayiplar]http://www.haberturk.com/yazarlar/umur-talu/661401-bihaberlere-haberler-kay iplar-ayiplar[/URL]
21 Ağustos 2011
HABERTÜRK GAZETESİ
-
..TEMAD yönetimini kınıyorum baş üstüne zihniyetinin temsilcilerinin bizi temsil etmesi mümkün olamaz ...
Vatan İçin
Dediler: Doğdun.
Dediler: Erkek oldun.
Dediler: Asker oldun.
Dediler: Şehit oldun.
Dedim: Hamd olsun.
Annem dedi: Vatan sağolsun.
29.07.2011
Amasyalı Abdullah Kaya
(Şehitlerin ölmediği ayetle sabit olduğundan; Yasin suresinde geçen ''Keşke Cennete girdiğimi bilselerdi'' ayeti mucibince Şehitler Hamdolsun demiş ve makamlarının sevincini Türk Milletiyle manen paylaşmıştır.)
Kıymetli Halil Yaz Bey;
Bu Vatan Ulvi Türk Milleti'nindir.
Zaten Şehitler de bu sebeple verilmektedir.
Şu an Millet infilak edecek kadar ateşli, ama sabrı bilecek kadar da asildir.
Hikayeniz pek oturmamış diye düşünüyor sevgiler sunuyorum.
Osmanlının başkenti Bursa’da Müslüman bir kişi, eskilerin Yahudilik
Çarşısı denilen bugünkü Arap Şükrü Sokağı’nın girişine bir çeşme yaptırır.
Çeşmenin başına da bir kitabe yazdırtır: “Bu çeşmenin suyu her kula helâl,
Müslüman’a haram”
Osmanlının başşehrinde bir çeşme ve bu çeşmenin başında da böylesi bir yazı…
Çeşmeden çok kitabede yazılanlar, kısa sürede yayılır bütün Bursa’ya. Bir
dedikodu bir dedikodu ki alır gider başını. Bursa’nın Müslüman ahalisi hop
oturur hop kalkar bu nasıl fitnedir diye…
Ahali, dayanamaz varır kadıya. Şikâyet üstüne şikâyet… Kadı, şikâyetler
karşısında hayrat sahibi adamı yaka paça yakalatır; getirtir huzura.
Vatandaş memnun. Mahkeme salonu dolar tıklım tıklım. Kadı, sorar:
“Bu nasıl fitnedir, dini İslam, ahalisi Müslüman olan koca devlette, sen
kalk hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a haram et!
Olacak iş midir? Nasıl anlayıştır? Nasıl mantıktır? Nasıl izandır? Aklını
mı yitirdin!
Hayrat sahibi adam, bozmaz istifini; gayet sakin:
“Müsaade buyurun” der. Sebebi vardır, delili vardır, ispatı vardır.”
Kadı hiddetlenir: “Ne delili, ne ispatı! Her şey apaçık ortada değil mi?
Sen fitne çıkardın! Müslüman ahalinin huzurunu kaçırdın! Nifak soktun
topluma, vaciptir katlin!”, der. Der demesine de bir yandan da merak eder
nedir delili? Nasıl olur bu kadar aleni yapılan işin delili? İspatı? Sorar
hayrat sahibi adama:
“Nedir gerekçen, delilin, ispatın, her neyse?”
Hayrat sahibi adam:
“Bir Sultan´a söylerim, başkasına diyemem”, diye cevap verince, yine
karışır ortalık. Dinleyenlerde homurdanmalar. Kadı kararsız…
Söz bu ya, kulaktan kulağa ulaşır Sultan’a. Sultan öncesini de bildiği bu
olaydan dolayı zaten bir hayli kızgındır: “Tez elden getirilsin bu gafil
huzuruma!”, diye emir verir. Hayrat sahibi adam yaka paça götürülür
Sultan’ın huzuruna. Sultan; esmer, orta boylu, geniş omuzlu, sol yanağında
kapanmış bir yaranın izi olan şakakları kırlaşmış orta yaşlı bu adama
hiddetle bakar:
“De bakalım ne diyeceksen bre gafil! Bu nasıl iştir ki, hem çeşme
yaptırırsın hayır işlersin hem suyunu her kula helâl, bir tek Müslüman’a
haram edersin”
Adam, kaldırır başını padişahın gözlerine bakar:
“ Sağlam delilim vardır Sultan’ım, lâkin ispat ister.”,der.
“Sağlam delil mi? Nedir delilin, neyi ispatlayacaksın?
“ Müsaade ederseniz”
“ Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin, ya ispatlayamazsan!”
“O zaman vereceğiniz hükme kıldan incedir boynum, Sultanım”
“Peki, göster delilini, ispatla bakayım!
“Sultan’ım, ispat için sizden arzım olacak, yerine getirilmesini isterim.
Sultan, la havle çeker ya yine de: “peki, de bakayım!”,der.
“Sultan’ım her hangi bir havradan rastgele bir hahamı sebepsiz, izahsız
yaka paça tutuklatın.
Dediği yapılır adamın. Bir anda karışır ortalık… Azınlıklarda bir telaş,
bir öfke ki sormayın. Başta Museviler, “Ne oluyor, din adamımız ne yaptı
ki tutuklanır. Bu ne zulümdür! Biz kefiliz kendisine. Ne gerekirse
söyleyin yapalım. O, masumdur; gerekirse kefalet öderiz…” Toplantılar,
gösteriler, mektup üstüne mektup… Ardı arkası kesilmez.
Bir hafta sonra hayrat sahibi adam çıkar Sultan’ın huzuruna:
“Sultan’ım, hahamı artık bırakmak zamanıdır”, der ve haham bırakılır.
Azınlıklar mutlu… Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Hayrat sahibi adam, Sultan’a: “Aynı tutuklatmayı herhangi bir kiliseden
bir papaz için yaptırınız, Sultan’ım”, der. Padişah, yine la havle çeker
ya. Sonucu o da merak etmektedir. “Peki”, der. Aynı işlem, aynı usulle
bugünkü Karaağaç mahallesinde bulunan bir kilisenin papazı için de
uygulanır. Papaz tutuklanarak atılır zindana.
Tepkiler had safhada. Galeyan gelir Bursa’daki azınlıklar. Bursa’da olduğu
kadar civar şehirlerde de gösteriler yapılır. Hatta Bizans elçisi ile
birlikte birkaç ülkenin elçisi de girer devreye. Nasıl olur, sorgusuz
sualsiz, suçsuz günahsız biri hangi gerekçeyle içeri atılır, diye.
Dolunca haftası o da serbest bırakılır. Mutluluk ve sevinç gösterileri bir
kat daha artar. Teşekkürler, şükranlar… Levantenler, din adamlarına
kavuşmanın mutluluğu ile daha sıkı sarılırlar birbirlerine.
Padişah, çağırır hayrat sahibi zatı huzuruna: “tamam mı?” der.
Adam:“Sultan’ım son bir arzım var; sonra hüküm zamanıdır!”
“Şimdi nedir isteğin?”
“Efendim başkentimiz Bursa’nın sevilen, sözü en çok dinlenilen, itimat
edilen âlimini alınız minberinden aynı şekilde”
Dediği yapılır adamın. Ulu Caminin imamı, vaazının ortasında alınır
sorgusuz sualsiz… Yaka paça götürülür, atılır zindana. Bir Allah”ın kulu
çıkıp da tek bir kelam etmez. “Ne oluyor, ne yapıyorsunuz hiç olmasa
vaazı bitene kadar bekleyeydiniz,” demez. Peşinden giden de olmaz, arayan,
soran da… Bir hafta, geçer aradan: “Nerede bizim imam?” diyen de çıkmaz,
merak eden de…
Ulu caminin bu âlim, sözü sohbeti dinlenir imamın yerine sıradan bir imam
atanır. Halk halinden memnun… Memnun olmakla kalsa iyi âlim imamın
ardından başlar bir dedikodu:“Biz de onu adam gibi adam bellemiştik, hoca
bellemiştik”“Kim bilir ne haltlar karıştırdı da tutuklandı…“Vah vah!
Acırım arkasından kıldığım namazlara…”
Sultan, seyreder, şaşkınlık ve üzüntü ile bütün bu olup biteni… Hayrat
sahibi adam, gelir huzura:
“Ey büyük Sultan’ım! İrade buyurunuz lütfen! Böylesi Müslümanlara su helâl
edilir mi?
Sultan suskun, çağırır zindana attırdığı âlim imamı haleleşmek için.
…
Ve yedi yüz yıl geçer aradan.
Şimdi dönüp bir bakın bakalım bu kadar yıl sonra şu güzelim memlekete:
BÖYLESİNE HER ŞEYE SUSKUN BU MİLLETE, HER KARIŞ TOPRAĞI ŞEHİT KANLARI İLE
SULANMIŞ; YEDİ İKLİM, YETMİŞ RENK BU GÜZELİM ÜLKE HARAM DEĞİL DE NEDİR..!!
TEMAD GENEL MERKEZ YÖNETİMİ YİNE KENDİSİNE YAKIŞANI YAPMIŞ:
Günün iletişim olanaklarından yararlanan meslektaşlarımız, 9 Eylül'de Ankara'da Anıtkabir'de Ata'ya şikayet adı altında bir çelek koyma töreni yapmak istemişler. Bunun üzerine mevcut TEMAD Merkez yönetimi bilinen bu girişimi adeta aşağılayan açıklamasını yapmış.
Bu durum bilindiği üzere mevcut TEMAD Genel Merkez Yönetiminden beklenmeyen bir davranış değildir.
1. Geçmişte TEMAD üyesi olan bir meslektaşımız, mesleğimiz mensuplarının uğradığı haksızlılğı kamuoyuna duyurmak için Merzifon'dan Anıtkabire yürümeye başladığında, arkasından koşturup üyelikten ihraç yazısını tebliğ eden yönetim bu yönetimdir.
2. Yapılan doğru ve de yanlış, bir siyasi partinin önüne siyasi partiyi protesto etmek için, üzerinde TEMAD yazılı çelengi bırakan, bu yüzden tartaklanan yönetimlerinin kadın kollarına sahip çıkmayıp ortada bırakan yönetim bu yönetimdir.
3. Kendi bir gurup meslektaşları ve üyeleri, basında seslerini duyurmak için paralı gazete ilanı vermek için teşebbüste bulunduğunda, girişimi destekleme yerine köstekleyen hatta yardım toplama işinin yasal olup olmaddığını sorgulayıp, gammazlamakla tehdit eden, bunlar üyeleriniz değil mi diye sorulduğunda bunlar bizden değildir diyen yönetim bu yönetimdir.
4 . Ayak sürüye sürüye yapılan arkası gelmediği için hiç bir işe yaramayan, ilerleyen günlerde yapılma amacının zümresinin sesini duyurmak, meslek olarak uğradığımız haksızlıkları kamuya mal etmek değil, takip eden günlerde yapılacak genel seçimde adaylık için bazı yöneticilerin ya tutarsa amaçlı "ben burdayım" demeleri için olduğu anlaşılan, sadece Sayın Bakan Bülent Arınç'ın hakkında "çok beğendim bir daha yaparsanız beni de çağırın" dediği göstermelik miting bir işe yaramamıştır.
Olumsuz tavırlarından ilk aklıma gelenler bunlar; örnekler daha da artırılabilir.
Uzman meslektaşlarımızın, doğru dürüst bir dernekleri olmadığı halde, kamuoyunda adı çokça duyulan bir kişilik kadrodan ibaret olan sözcülerinin, bizim TEMAD Genel Merkez yöneticilerinin er konuda yaptıklarının tam tersini yaparak, eylemleri ile seslerini duyurup mesleklerinin sorunlarını ve özel yasasını çıkarmaları, iyi bir yönetimin sorunlara sahip çıkıp, çağın iletişim araçlarını kullanıp dik durulabildiğinde birşeylerin yapılabileceğine çok güzel bir örnektir.
Doğru olan ve yakışan, bu iletişim kolaylığı ortamında, bir grup meslektaşımızın başlattığı damokratik hak kullanma eylemine meslek örgütümüz TEMAD Genel Merkezinin sahip çıkmasıdır. Ancak bu böyle olmamıştır.
Bu haliyle TEMAD mevcut genel merkez yönetimi, meslektaşlarına destek değil, önlerinde bir engeldir, köstektir.
Ülkemiz maalesef her şeyin alt üst olduğu tozun dumana katıldığı, oyun kağıtlarının kağıtların tekrardan karılıp dağıtılmaya başlanacağı bir dönemden geçmektedir. Düzgün, mesleğimize hizmet eden, önümüze düşecek, haklarımızı koruyacak, meslektaşlarından yana tavır koyabilen bir TEMAD'a her zamankinden çok ihtiyacımız vardır. Öncelikle işe TEMAD merkez yönetimine bu nitelik kazandırılarak başlanmalıdır. Bu cümleden olarak; ne yapılıp edilip bu yönetimin önümüzdeki aylarda yapılacak yönetim seçimlerinde değiştirilmesinin yolları aranmalıdır..
Değerli Meslekdaşlarımız,
Bu ülkenin nimetlerinden sınırsız yaranlanmasına rağmen emperyalistlerin kölesi olan hain teröristler kahpe tuzaklarla yine vatan evlatlarımızı şehit ettiler; Bu ülkede etnik kökeni ne olursa olsun herkez vatandaşlık haklarından kısıtlama olmadan yararlanmaktadır. Sorun terör sorunudur,kürt kökenlilerin etnik sorunları varsa bunların çözümü demokrasidedir ancak bölge halkının temsilcileri olan milletvekilleri halkı sömüren cehalet ve feodal düzenle mücadele etmeye yürekleri yetmediği için nemalandıkları teröre destek vermektedirler.
Sabır taşı çatladı diye hainlerin inleri bombalanmaktadır bu yeterli değildir kara harekatı ile oradaki hainlere gerekli ders verilmeli ülke içindeki yandaşlarına ise terörle mücadele eden her ülkenin yaptığı muamele yapılmalıdır. Sabır taşı çatlamadı un ufak oldu yeter artık diyor aziz şehitlerimize rahmet kederli ailelerine ve Türk milletine sabırlar diliyoruz.Saygılarımızla