Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts 24°C
Paz 26°C
Pts 25°C
Sal 23°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
adnan fuat özdemir adnan fuat özdemir
10/04/2016 at 8:01 AM
FİKRİMİN İNCE GÜLÜ Saatlerce kafa patlatıp, araştırıp, veri ve bilgi toplayıp önce müsveddesini oluşturuyorsun. Sonra zararlı ve rencide edici sözcükleri ve başını belaya sokacak anlam içeren veya o anlama çekilebilecek ifadeleri orta sahaya alıp savunma pozisyonuna geçiriyorsun. Anlatmak istediğini , siklet merkezli konumda tutup objektif ve realitel hale getiriyorsun. Yanına belgesini ekliyorsun. Kimseyi kırıp üzmemek adına, toplumu bölmemek adına hassaslaştırıyorsun. Sonra bir daha, bir daha okuyup düzeltiyorsun. Dilbilgisi imlalarını kontrol ediyorsun Sonra da dostlarına gönderip yayımlatıyorsun. Bir fikri ve düşünsel yazıyı böyle yazıyorsun. Emek harcayıp uğraşıyorsun, toplumunu ve okur kitlesini fikri hür vicdanı hür nesiller zannediyorsun. Ama öyle değiller ne yazık ki, Rahmetli büyük ustayı, Uğur MUMCU yu kaç kişi okuyordu sizce, Onu köşesinden her gün okuyanlar bu gün onun adı ile yatıp kalkanların sadece yüzde biri kadardı. Türk toplumu fikirsel, düşünsel okumuyor. HELE Kİ SÜREKLİ BEYİN JİMNASTİĞİ YAPACAĞI BİR ZİHİNSEL BESLENMEYİ ASLA SÜRDÜRMÜYOR. Yazılı basın olsun görsel basın olsun, bakın bakalım kaç kişi köşe yazarlarını açıp okuyor.hayata, olaylara, dünyaya bakışını, algısını genişletiyor, fikrini yeni boyutlara taşıyor. Kaçımız her gün daha bilinçli hale geliyor. Aradığımız, sayfasını çevirip baktığımız, okuyoruz diye çevremize caka sattığımız, kendimizi yetişmiş, bilgiye aç ve açık insan gibi pazarladığımız, aklımız ve fikrimizi doldurduğumuz şeyler aslında hep küçük, basit, magazinel dedikoduya, gündeliğe, turp ve havuç muhabbeti ile bol abartmalı asparagas haberlere konu olan yazılar görseller, paylaşımlar. Dünyayı, geleceği, yaşamı, sorumluluğu rakı şişesinde balık olarak gören aynı akşamcı kafalar. Hepsi bu. Başkası üretsin, ben yüzdüreyim, işleteyim, zihiniyeti. Bu günün toplumu için,o kadar emeğe, araştırmaya, soruşturmaya, bilgiyi ortaya çıkarmaya, kitleleri uyandırmaya, ne gerek var ki, yaz bir regaip günü kutlaması yazısı, yap bir ortalık karıştırma yorumu, eleştirisi, kapıştır iki adamı da sosyal medyada, seyret köşenden . istiyorsan da gir altına, iki de söv,say, bak o zaman şenliğe, şöhrete; yüzlerce beğen , bütün eller havada bolca gülücüklü smailler tavada. Ne yazarların o değerli kitapları, eserleri ne de her gün yazanların kendinden menkul günlük yazıları; hiç kimse tarafından ne acı ki okunmuyor, kimseler beğenip ,paylaşmıyor. Kimse fikir ve bilgiyi üretene saygı duymuyor. Bu gün bu ülkede kimse ciddi anlamda kitap, gazete, köşe yazısı, makale, tarzı düz metni yazı okumuyor. Resim yoksa yüzüne dahi bakmıyor. “ Ben okuyorum be kardeşim “ diyenlerin ise çoğunluğu, Önce yazının başına, sonra da boyutuna bir bakıyorlar. Fıkradan, atasözünden az fazla uzun ise hemen orayı atlıyorlar. Nasıl okusun ki, zaman bulamıyorlar. Kalanların bir kısmı da yazı cinsel ve seksepal içerikli değilse, “ al gülüm ver canım “ tarzı paparazzilik barındırmıyorsa, lak lak veya geyik muhabbeti bulundurmuyorsa, hele ki; azıcık sosyal ve toplumsal; birazda bilimsel ve mantıksal yani beyinsel ise o yazıyı hiç mi hiç okumuyorlar. Gerinin gerisine kalanların çokça birazı da şöyle bir bakıyorlar, yazının altında kenarında köşesinde ,veya yorumunda kavga, kapışma, atışma sırnaşma,sataşma varsa hemen balıklama dalıyorlar. Oluyorlar hemen en uzman. Başlıyorlar sallamaya. Yok eğer ki kafa koparılacak kadar türden bir şeylerin seceresi yok ise , basıyorlar gaza. Okumadan doğrudan es geçiyorlar. Hele bazıları da var ki, yazana , paylaş*** şöyle bir bakıyorlar, göz ucu ile bir profil taraması yapıyorlar, sayfa veya köşe bir hakeza bir bayanın ise, hele de o bayanın çakma resmi Cindy Crafford ise Aman Allah, gör bak, ne kibarlıklar, ne iltifatlar, hemen anında yıldırım olup yağıyorlar. En sona kalanlar da biçare piyadeler oluyor. En masum, en dürüst, en sadık olanlar. Savaş alanından hiç çıkamayan, orada sipere yatıp orada yazarına, çizenine kalkan olan,hep en önce bedel ödeyen, önce vurulan. Ülkesini, vatanını, başkalarının yaşamını gerçekten düşünen, üzülen, sorumluluk hisseden. Onlar ülkelerinden, toplumun ve sınıfının meselelerinden haberdar insanlar. Vicdani ve akli sorumluluk duyarak okuyorlar ,fikirlerini medenice , cesurca ifade ediyorlar. Sizi onurla beğenip paylaşıyorlar veya cesurca eleştiriyorlar. Kardeşlerinizin , yakın çevrenizin dahi göstermediği vefa ile saygıyı sonuna kadar sabırla, sizi okuyarak , paylaşarak, hissederek, yanınızda durarak vefasızlara gösteriyorlar. Ben ile kendimce yazılarımda o vefakar insanları görünce çok ama çok mutlu oluyorum. Birkaç kadim insan, vefalı okur, size yüreği ile dayanan küçük bir toplum. O çokça yetiyor da artıyor Terinize, emeğinize saygı gösteren birilerinden gerçek anlamda bir karşılık aldığınız zaman, o gururla rahatça başınızı yastığa koyabiliyorsunuz. Her sabah “ Günaydın canlarım, sizleri güzel bir sabahın ilk ışıkları ile selamlıyor ve kalbimden sonsuz öpücüklerimi dağıtıyorum “diyen dayanılmaz hafiflikteki o tutkulu paylaşıma gelen yüzlerce beğeniyi görünce de asla moralinizi bozmuyorsunuz. Çünkü siz biliyorsunuz ki, sizin okurlarınız beyinler, akıllar, fikirler. Bir de bu gün gelinen eğitim noktasında sızlanarak görüyoruz ki, bu ülkenin artık kütüphanelere, kitaplara, düşünsel ve bilimsel, yazılara, entelektüel , sosyal , araştırmacı yazarlara, köşesinden haykıran her gün yazmak zorunda olan kalemlere artık ihtiyacı kalmamış. İnsanlar yazılı basından veya çokça sosyal medyadan, internetten anlık olarak üstelik bedavadan önlerine gelen ,fikirsel, mantıksal, ciddi, sosyal, insani, eğitsel ve özgür fikirleri, düşünceleri dahi artık zinhar görmüyorlar, okumuyorlar, paylaşmıyorlar. Ne yazana saygı duyuyorlar, ne de fikri değerlere, emeğe, esere. Her şeyin sadece başlığına bakıyorlar. Özgür fikir ve düşüncenin, öğretisel çabanın gereksiz, boş işler ve hatta günah ile fitne olarak görüldüğü bir ucuz ve kestirme hayatlar memleketinde yaşıyoruz bu gün artık. Biatçı boş beyinler saplantılı,zincirli fikirler ve köle zihinlerle. Daha dün , İktidarın “ yargıda bizim, yasama da, yürütme de, kanun da” dediği , Arkasından da “oğlan da bizim kız da nasılsa “ diye sözünü sürdürdüğü yeni bir vahabi muz cumhuriyetindeyiz artık. “ ASLA DÜŞÜNME, OKUMA, FİKİR SEL OLMA, BEN SENİN YERİNE HEPSİNİ DE YAPARIM “ denilen bir sistemle yaşıyoruz artık. “Hiçbir şeyi sorgulama, asla da düşünme. sadece din oku “ diye emredilip, “ Fikrimin ince gülü değil, zikrimin dergahçı müridi ol “ denilen bir otorite ile. “Hiçbir şey yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz. “ diyen fiziğin *** yasasını dahi “Nasılsa Hatice de netice de aynı, öğrenip yaratmaya, çabalayıp üretmeye ne gerek var ki, nasılsa toprak olup yeniden dirileceğiz ya “ dedirtilen garabet ilkel kavim fikrine dönüştürüveriyoruz. “DÜŞÜNÜYORUM O HALDE VARIM “ diyenine değil . Descartesi, Diyojeni, Eflatunu değil, Sayın Erdoğanı, Orhan babayı, Cübbeli Ahmet hocayı, filozof kabul ediyoruz Nasıl olsa teknolojide, cihazda, Her şeyin bir kısa yol tuşu var ya, Kısasını okursun, kısasından yol bulursun, kestirmeden sonuca gidersin algoritmasını yürütüyoruz. “kıssadan hisse kapmanın “ kitabını yazıyoruz. Okumuyoruz. Okuyor gibi yapıyoruz. Aydınlanmıyoruz, kararıyoruz, bilinçlenmiyoruz, köreliyoruz. Düşünce toplumu değil, biat ve dedikodu toplumu olmaya hızla devam ediyoruz. Hepinize umutlu yarınlar gelsin istiyorum. Hepinize de, aydınlık ve bilinçli beyinlere doğru bir yaşam ile dolu iyi bir Pazar günü dileyerek. Saygımla. Adnan Fuat ÖZDEMİR
Lütfen bekleyin...