TAZMİNATLAR HAYIRLI OLSUN.
Bir arkadaşımız üzerinden gelen “ en son müjde tarihi 07 Nisan dır , söz aldık, şimdiden hayırlı olsun “ duyurusu ve haberi hepimizi heyecanlandırdı.
Öyle ki; “ Nisan ayının ilk bakanlar kurulu toplantısında iki bakan toplantı esnasında Başbakana teklif edip kurul sonrası açıklama yapacaklar “deyip heyecanımızı biraz daha uzattı.
Bu gün 12 nisan. Bakanlar Kurulu dün akşam üzeri sonuçlandı. Açıklaması da yapıldı.hem de kurtuluş yıldönümünde Şanlı Urfa dan.
AMA HİÇ BİR MÜJDELİ HABER VERİLMEDİ.
Hükümet sözcüsü Sayın Numan Kurtulmuş Özgecanın öldürülen katili hakkında konuştu. Assubaylarl ilgili ten bir kelam etmedi.
Bir sonraki Bakanlar Kurulu için herhalde şimdi yine umutla, bıkmadan , doldur boşalt istasyonuna gidip, bir doldur daha yapacağız, nöbet bitince de kahırla , sinirle boşaltacağız.
Öyle ki Konya TEMAD İl Başkanımız sayın Tayyar Yıldırım dahi, “ Ben üyelerime “ Sayın Başbakanım söz verdi ise bu iş olmuş bilin dedim, şimdi çok mahçup oldum “diyerek Başbakandan tekrar rica ve arz da bulunmak zorunda kalmıştır.
Bu toplum bu riyakarlıkları, döneklikleri, alçaklıkları hak etmemektedir. O kadar temiz ve masum dur.
Bu gün bizlerle ilgili olarak ; Kurumsal olarak resmi ağızdan ve makamsal imza ile hazırlanıp gönderilen tek çalışma , Genel kurmay Başkanlığınca ilgili bakanlığa gönderilen;
24 yılını tamamlamış 2. Kademeli Kd. Başçavuşların 90 sicil üstü ortalaması ile yararlanabilecekleri Başarı tazminatı adı altındaki düzenlemedir.
Bunun dışında ilgili komisyonlara veya başbakanlığa münferiden gönderilen tüm diğer çalışmalar, düzeltmeler, değişiklikler gündemden çıkarılmıştır.
Başlangıç derecesinin 9/2 ye çıkarılması ile ilgili yasal, kurumsal bir teklif te yapılmamıştır.
Bu işe odaklanırken , elmaları ,armutları iyi okumalıydık. önce iktidara bakmamız gerekirdi.
Tam 14 yıldır Assubayların talepleri bu hükümetçe biliniyordu. Sayın Mustafa Erol tarafından da Sayın Erdoğ*** aynı dosya zaten verilmişti.
Ergenekon ve Balyozla TSK zayıflatılmış ve komuta kademesi tamamen siyasi iktidarın tahakkümüne tabi kılınmıştı. Assubayların tüm ekmek ve adalet talepleri şimdiki Cumhurbaşkanının iki dudağı arasındaki bir cümlecikti. Kimse de hayır diyemezdi. O cümleyi Sayın Erdoğan ne hikmetse hiç söylemedi.
O zaman bu konuyu detaylı olarak yazmıştım. Subaya karşı Assubay sınıfı bu hükümetin ve Başbakanın elinde tutulan bir piyon ve blöftü.
Suların durulması için de bu blöf ortam yumuşamasında kullanıldı. Assubay toplumunun mali hakları ile tazminatları ve statülerindeki iyileştirmeler , Subayla temaruz ve temsil edilen TSK ile barışmada , araç olarak feda edildi.
Komuta kademesindeki yerleşmiş, kökleşmiş algı ,
“ Assubaylara eğitimsel, öğretimsel olarak tanınacak her türlü mali statü demek Subayın, komuta katına ve makamsal üstünlükleri seviyesine yaklaşmak ; Assubayın fakülte dengi sayılması yolunda bir adım demekti.”
Dönemin Başbakanına bu iyi anlatıldı.
O da Assubay kozunu Komuta kademesi ile barışmada askeri vesayetin ve statükonun lehine kullandı.
Bu aslında demokrasisi hep kılıçla budanmış göstermelik cumhuriyetlerde var olan sistematik bir gelenektir, Avrupa standartlarına veya gelişmiş çağdaş ülkeler düzeyine gelememiş, militarist yapılanmalardaki, derebeylik sistemidir.
Bizim bu sınıfımız bunu hiç anlayamamıştır.
Bu günün Başbakanı ise , zaten makamının yetki ve gücüne haiz bir şahsiyet hiç olamamıştır.
Sadece sayın Cumhurbaşkanının halen sürdürdüğü yeni Başkanlık sisteminde Onun genel sekreteri görevini eksiksiz yürütmüştür.
Aslında bizler Sayın Davutoğlunu gerçek bir Başbakan olarak görmeye devam ettik. Oysa mühür kimde ise padişahın da o olduğunu kavrayamadık.
Yetkisiz bir makamdan ricallerde bulunduk. Bakanlara vekillere yanağımızı ve saçımızı okşattık.
Gerçekler her zaman tarihseldir. Tarih sizi nereye oturtmuş, nasıl anlatmışsa, rolünüz ve işleviniz ne ise , bu döngüye müdahale edilemediği sürece böyle sürecektir.
Ta ki güneş sistemi bozulana kadar.
Her şeyin kaidesi, yörüngesi milimetriktir, değişmez. Sadece vaatler değişir.
Bunu bu gün bilmem kaçıncı kez yaşayarak yine öğrendik.
Hepimiz de biliyoruz ki,
Bizler bu filmi yıllarca çok kereler seyrettik.
Pohpohlandık, sıvazlandık, her dönemde en çok ta seçim zamanları, destek zamanları tam ortamızdan bıngıldağımızdan öpüldük.
Çünkü bizler iktidarların , hele ki hamaset kovalayan riyakarların hiç büyümeyen bebekleri idik. Öyle kaldık.
Onbinler halinde aktığımız Ankara caddelerinde dahi hükümete; Gen Kur a gık ses çıkaramadık. Müsamere çocukları gibi el ele, bayraklarla yürüdük.
Hep mazlumu oynayıp, masumluk karinesi ile bezendik.
Ağladı mı ver ağzına emziği, vur poposuna şaplağı, Gazını al anında sesini keser.
Eski bir Türk filminin adıdır. “ Sazlı damın kahpesi “
Hani filmdeki fakir oğlan, hep yetim ve öksüz büyür, itelenir, dövülür,
Ama hep masumdur, hep doğrudur, hep karakterlidir.
Adına şanına, arına asla leke sürdürmez, şeref ve haysiyetinden asla ödün vermez.
Yokluğa , kıtlığa, garibanlığa alışıktır, ama Anadolu delikanlılığına laf edildi mi bıçkındır, kabadayıdır.
Hep iftiraya uğrar. Hep hapiste haksız yere o yatar. Düzene her gün isyan eder. Arabesk şarkıları hep o söyler.
Ama sonuç hiç değişmez. Mazlum ve masumluğu hiç bitmez.
Bu senaryo bizlere, ezilmişlere, haksızlığa uğramışlara, ekmeği ve adaleti elinden alınmışlara öğretilen bir çaresizlik sendromu psikolojisi dir.
Aslında Türk toplumunun mayasıdır yıllarca işlenen bu karakter senaryolar.
Küçücük hayatlarımızı da alacaklar hiçbir şeyimiz kalmayacak zannederiz,
Vazgeçtik insan adaletinden , elimizde kalanı bari almasınlar korkusu yaşayıp,
Kabuğumuza iyice sıkışıp ,büzüşüp, hayatın en bodrum katlarına saklanırız.
Hiç gücümüzü varsaymayız.
Orada, adam localarında, o kibirli ademlerin arasında, bizimde hayat haklarımız olduğunu asla düşünmeyiz.
Başımızı asla arşı alaya kaldırmayız.
Sabırla, tevekkülle, dua , secde , saygı ile, hayatlarımızın yükseleceği zamanları bekleriz.
Boynumuza, kahpe Bizansın halice serdiği zincir takılmışçasına tarumar biçimde ışığını kaybetmiş köle biatını sergileriz.
Kükremeyi dahi, sirk kafesinin dünyasında, bakıcının bize öğrettiği bir gösteri numarası zannederiz.
Oysa çaresizlik, umutsuzluk, sistemle öğretilmiş bir algı dır. Biz bunu tanrı yasası gibi beynimize işleriz.
Bekleriz, dövünürüz, bekleriz, ölürüz.
İnsanlığa doğru başkaldırmayı hiç düşünmeyiz.
Saygımla.
Adnan Fuat ÖZDEMİR
NOT: Yazı başlığı değerli bir meslektaşımızın tavsiyesi olup, “bu başlıkla herkes okur “tavsiyesidir. Başlıkla sizleri aldattığım için özür dilerim.
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts
24°C
Paz
26°C
Pts
25°C
Sal
23°C