Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 23°C
Açık
Ankara
23°C
Açık
Cts 24°C
Paz 25°C
Pts 25°C
Sal 23°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
MEHMET ALİ KILINÇ MEHMET ALİ KILINÇ
06/12/2011 at 4:07 PM
OYAK VE ŞEYTANIN AVUKATLIĞI... Mesaj panosunu OYAK ile ilgili mesajlarımla daha fazla işgal etmeme niyetindeydim ancak anlatacağım nedenlerle kendimi bu mesajı yazmak zorunda hissettim. Doğrudur. Yanlış kapılardan geçilerek doğru odalara ulaşılamaz. Önce tanımı doğru yapmak gerek. OYAK ile ilgili olarak ben “Cumhuriyetin kazanımı” tanımlaması yaptım diye sağ olsunlar bazı meslektaşlarım site yönetimine bile kızdılar. Ben dil uzmanı değilim. Ben OYAK’ı “Cumhuriyet Kazanımıdır” diye niteleyince bunun yasa haline gelecek diye bir kuralı yok. Bak Erdal Günşer meslektaşımız ne güzel herkesin tartışmasız kabul edebileceği aklına gelen bir listeyi nazikçe sıralamış. Siz de “OYAK Cumhuriyet kazanımı değildir” dersiniz olur biter. Ama yine de kullandığım bir nitelemenin, olumlu olumsuz meslektaşlarım tarafından tartışılması hoşuma gitmedi değil. Teşekkürler. Hani son bir yıldır mantar çıkar gibi birden bire bir grup ortaya çıktı ve kendilerine bir ad takmışlar. Emekçi diyorlar ama, sitelerini incelediğimde “bu ülkede 10 yıl öncesine göre sendikalı işçi sayısı arttı mı azaldı mı, çalışanların kıdem tazminatı hakkı ellerinden alınıyor bu konuda ne düşünüyorsunuz? ” sorusunu soramayacak, bu sorulara cevap veremeyecek bir grup. Çünkü sitelerindeki başlıklardan anladığım kadarıyla OYAK dışında başka bir konuyla ilgilenmiyorlar. Art niyetli olabilecek grupların söylediklerine sorgulayıcı yaklaştıkça adımıza “Yıldız Meraklısı” diyenler oldu, adımız çıktı çıkacağı kadar, varsın desinler. Ben yine de meramımı anlatmaya çalışayım. Ben de tüm meslektaşlarım gibi, emekli olurken OYAK’tan eline üç kuruş tutuşturulup hadi güle güle denilenlerdenim. Ama sonradan çıkan bir yasayla eski üyelere bir defaya mahsus üyelik için hak tanınmıştı ya; o zaman bulunsun diye en asgari düzeyden pay yatırarak OYAK’a tekrardan üye oldum. İkinci çocuğumun üniversite okuması yaklaştığında, ya altından kalkamazsam diye aldı mı beni bir telaş. Belki biraz maaşa katkısı olur diye elimde avucumda ne varsa BDEGS’ne yatırdım. Bu yaptığım doğrusu o günlerde doğrusu amacına da bir hayli hizmet etti sayılır. Hiçbir zaman; OYAK’a yatırılan paralar dövize yatırılsaydı şu kadar olurdu, borsaya yatırılsa bu kadar olurdu diye çene yoranlardan olmadım. Böyle diyenlere içimden hep “neden yapmadın arkadaş?” demek geçti ve gülüp geçtim. Zaten bizim meslek kökenli olup da ticaret yaparak zengin olmuş insanı çok nadirdir. OYAK konusunda edilen şikayetlere, bize yapılan haksızlıkların hepsine katılıyorum. Fazlası bile var. Büyük çocuğuma üniversite boyunca kısıtlı mali imkanlarımla İngilizcesini banka uzman yardımcılığı sınavına katılabilecek düzeye getirmek için kurs üzerine kurs aldırdım. İNG Bank’ın OYAK Bank olduğu yıllarda, bankanın dört beş elemeli sınavlarına girdi son elemeye kadar kaldığı halde sonuçta işe alınmadı...Bence başarısız sayılmasında bankanın sahibi olan OYAK’ın bir üyesi olan babasının mesleğinin en önde gelen neden olduğuna inanıyorum. Bu özeli bizim sırtımızdan semirenlerin, bize nasıl sırt çevirdiklerini vurgulamak için anlattım. Bu da olayın bir diğer yüzü. O günlerde sorgusuz sualsiz Denizcilik Bankası Nakliyat gemilerine bir gecede el konulup sayısı sınırlı olan askeri gemilerin yanında Kıbrıs – Mersin arasında asker ve malzeme taşıtmak için nasıl kullanıldığını Kıbrıs Barış Harekatı günlerini yaşayanlar hatırlayacaktır. Gel de böyle bir durumda özel sektörün bir aracını para vermeden kullan kullanabilirsen. Reklam yapmıyorum, basından izledim. Son Van – Erciş depreminde, deprem sabahı “Yardım malzemelerini deprem bölgesine bedava taşımak için kamyonlarım ücretsiz malzeme taşımak üzere kamunun hizmetindedir” diyen kargo şirketi hangisiydi, hatırlayan var mı? Ben hatırlatayım; Yurtiçi Kargo. Deprem bölgesine bedava yolcu taşıyan otobüs şirketi hangisiydi? Cevabı yine ben vereyim, Ulusoy. Bu iki şirketin ortak özelliği ne? İkisi de sahibi yerli sermaye olan iki kuruluş. “Çok safsınız ve modası geçmiş düşünceniz var” demekte özgürsünüz. Bu ülke vakti zamanında “paraları verdimse ben verdim” diyerek İLKSAN’ın, yani bu ülkenin öğretmenlerinin OYAK benzeri kuruluşunun politikacılar eliyle birilerine peşkeş çekildiği günleri de yaşadı. Bize yararlı olmaktan çok uzak, eleştirilecek çok yönü var ama, OYAK bu ülkeye ait olan koskoca bir kuruluş ve dimdik ayakta. Ben OYAK’ı Kıbrıs Barış Harekatında gemileri ordunun emrine verilen Denizcilik Bankası gibi kamu sermayesi olarak değilse bile yerli sermaye olarak görüyorum. “Cumhuriyet Kazanımı” nitelemesi tam oturmadıysa, “Yerli Sermaye” olarak düzeltelim. Bana yâr olmadı, başkalarına da yar olmasın batsın bu dünya diyerek birilerine çanak tutup fetihçilere maşalık edemem. Ayrıca ülkemi düşünmede ve sevmede general falan tanımam, bu konuda ben herkesten büyüğüm. O paraya ihtiyacım da olduğu için, OYAK BDEGS’den ayrılmak üzere bu ay başında başvurumu yaptım. Ancak BDEGS ilgili aklına iki soru takılan bir meslektaşım hatırlattı. Karşılıklı bir sözleşme ile “Bağışa Dayalı Sisteme” paraları yatırdık. Bize ölünceye kadar sözleşme gereği bu paraya dokunulmayacak, bu parayı unutun denildi. Böyle olması sözleşme gereği olmasına rağmen, yolun yarısına gelindiğinde taraflardan biri söz verdiğim şartları yerine getirmekte zorlanıyorum gerekçesiyle sözleşmeyi bozdu. Sözleşmede iki taraflı bir durumsa her iki tarafın da hakları olduğuna göre, nasıl olur da, taraflardan biri sözleşmeyi kendince değiştirir? Paraya sözleşme gereği dokunulamaz denildiği halde “vazgeçtim geri alabilirsin” diyebilir? Gelen haberlere göre OYAK’ta, neredeyse BDEGS boşalıyormuş. Arkadaşımın ikinci sorusu şu; “Böyle yolun yarısında, sözleşme şartlarını değiştiriyorum diyen bir kurum, bazı kesimlere ‘OYAK’tan ileride hiçbir hak talep etmeyeceğim’ taahhüdünü imzalattırıp sistemden ayrılmalarını teşvik ederken, bazı yerlere de el altından sistemden ayrılmayın, beklemede kalın deyip, iki üç yıl sonra tekrar sözleşme şartlarını değiştirdim diyerek içeride parası olanlara çok yağlı haklar tanıyacak olabilir mi?” Belirtmeliyim ki bu söylediklerim bilgiye dayanan bir durum değil, benim ki sadece şeytanın avukatlığı. Sözün özü; ticaret hukuku uzmanları konuyu daha iyi bilir ama, şayet bu paraya gerçekten ihtiyacım olmasaydı, durum parayı almayıp, tahhütnameyi imzalamayarak tam mahkemede hak aranacak bir durumdu diyorum.
Lütfen bekleyin...