Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 24°C
Açık
Ankara
24°C
Açık
Paz 26°C
Pts 25°C
Sal 23°C
Çar 21°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Mustafa Savaş EVRAN Mustafa Savaş EVRAN
11/03/2012 at 9:12 AM
KONUK YAZAR KÖŞESİNE TAŞINDI (M.E.A.) - BİR PORTRE,BİR ANI ve ÖTESİ TEMAD İZMİR GÖNÜLLÜLERİ Face book sayfasından "BAŞARILAR UZUN BİR MÜCADELENİN SONUNDA GELİR ARKADAŞLAR BU HER ZAMAN BÖYLEDİR... YAKINDA ALACAGIMIZ "GÜZEL" HABERLER BU UGURDA ÖN SAFLARDA GECE GÜNDÜZ CALIŞAN NE ZAMAN NEREDE OLMASINI BİLEN, KONULARA TAMAMEN HAKİM, TEMAD GENEL MERKEZDEKİ BİZLERİ TEMSİL EDEN ARKADAŞLARIMIZINDIR...!!!! BU KONUDAKİ BİLGİLENDİRMELERİN BİR BÖLÜMÜNÜ SİZLERLE BURADA VE emekliassubaylar.org SİTEMİZDE PAYLAŞACAGIZ... SAYGI VE SEVGİLERİMİZLE..." Yazmayı düşünmüyordum. Yukarıda yaptığım alıntıyı okuyunca başımdan 3 gün önce geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Torunlarımı 3 gün önce okuduklar İlk öğretim Okuluna götürdüm ve kapıda "haydi canlarım iyi dersler,kendinizi koruyun ve kimseyle dalaşmayın" diyerek selametledim.Yanıbaşımda yaşlı,ama onurlu bir ses; "şimdiki çocuklar, özellikle de torunlar ne kadar şanslı değil mi?" dedi.Döndüm baktım,elinde 10-15 aedet kalem ve 5-10 adet silgi tutan,sakalı hafif uzamış en az benim yaşımda,belki benden daha da yaşlı bir adam samimi ama yorgunluğu belli gözlerle bana bakıyor. Ben bakınca; "Bizim çocukluk dönemimizde giyecek ayakkabımız olmazdı. Yağmurda-çamurda-karda-kışta o halde ama cebimize bir simit parası koyabildilerse mutlu olarak okula giderdik ve o şartlarda da okuduk" diye devam etti. Ben de,"haklısınız;ben köy çocuğuyum,İlk Okulu köyde okuduğumdan simitin de ne olduğunu bilmeden bitirdim" dedim.Sohbet böylece başladı. Muhattabım;"ben emekliyim,hak ettiğim emekli maaşımın yarısını bana uygun görüyorlar,bu nedenle de maaşıma katkı için çalışmak,bir şeyler yapmam gerekiyor. Ben de bu işi yapmaya çalışıyor ve bir kaç kuruş maaşıma katkı yapıyorum.Bu Devlete 37 yıl Astsubay olarak hizmet ettim ve yaş haddinden emekli oldum" dedi. Şok olmuştum. "Ben de Emekli Astsubayım, ancak değil yaş haddini beklemek,hizmet süremi doldurduğum gün emeklilik dilekçemi koyarak,ayrıldım" diye geveledim.Branşınız neydi diye sordu benim cevabım üzerine "Bak dostum yaş haddini beklemeniz için,benim gibi sağlıkçı olmanız gerekir,bu da yetmez Askeri Hastanelerden başka bir yerde görev yapmış olmamanız gerekir.Ben,hep bu şartlarda görev yaptım. O zamanlarda Doktorlar Askeri Okullardan değil,sivil Ünüversitelerden yetiştiği için hepsi de,Doktorluk ve Subaylıklarının yanında İnsani değerlere de sahip olan insanlardı,ama şimdilerde onları da değişime uğrattılar" dedi. Konu dönüp-dolaşıp güncel olaylara,Silivri ve Hasdal'a geldi. ""Bak arkadaşım,sana başımızdan geçen bir anımı anlatayım.Erzurum Asker Hastanesine bir gün kolunu kırmış bir Tümgeneral geldi.Ortapedi uzmanı,kırık kolun filminin çekilmesi için,Radyoloji servisine havale etmiş.Oradaki görevli arkadaşın üzerindeki beyaz gömleğin cebinin üstündeki rütbe işaretine bakmış."Sen Astsubaysın,benim filmimi çekemezsin,bana hemen bu işi yapacak bir subay çağır" diye böğürmüş.Bunun üzerine oradaki radyoloji teknisyeni arkadaşımız,aynı zamanda Radyoloji uzmanı da olan Baş hekime durumu anlatmış.Baş Hekim servise gelmiş ve Dünyayı ben yarattım havasındaki Generale,"bakın efendim,Filminizi benim çekmemi istemişsiniz,ancak ben Radyoloji uzmanıyım,bu Astsubay Arkadaşım da bu cihazların uzmanı, dolayısıyla,benim çekeceğim filim,bu işin uzmanı olan arkadaşımın çekeceği filim kalitesinde olmaz" demiş.Bunun üzerine General; "Ben anlamam ayarları o yapsın ama filmi sen çek" demiş. Sonuçta ayarları Astsubay arkadaşımız yaptı düğmeye ise Baş Hekim bastı.Şimdi ben bunların neden yanında olayım. haksız mıyım"" dedi. Görüşmek umuduyla,hayırlı işler diyerek yanından ayrılırken bana; "Benim bu yaptığım işten utanma,çünkü utanması gerekenler bizler değiliz, ama gerçek utanması gerekenler halen bu durumun farkında değiller,şimdi de kendi dertlerine düştüler" dedi... Bu hikayeyi dinleyince, gerek bizim sitemizde gerek başka ortamlarda Silivri ve Hasdal'a bir şekilde düşen Generalleri için ağıtlar yakan meslektaşlarım ve yazdıkları geldi gözümün önüne. Onların kendilerini anlatabildikleri gazeteleri, sözcülüğünü yapan köşe yazarları var.Girin Askerhaber.com sitesine bir bakın.Yazarlar aynen Askeri hıyararşide olduğu gibi rütbe sırasına dizilmişler. Kimisi eline kalem almış kendilerince yazdıklarından kan damlatıyor,onlar sonuna kadar haklı,karşılarında olanların hepsi haksız. Kimisi eline çuvaldızı almış,iğnenin ucunu olsun bırakın batırmayı kendisine öz eleştiri yapmak için çevirmeye bile gerek duymadan önüne gelen sallıyor.Yıldız parlatacak yorumları hemen yayınlıyorlar, ama azıcık aykırı olan yorumları görmezden geliyorlar. Yanlarına da bir Astsubay, bir Jandarma Uzman Çavuş bir de uzman erbaş almışlar, arada bir onların da yazılarını yayınlıyorlar. Astsubayların hakkını verin diye Genelkurmay'a açık mektup yazan Emekli Hv.Tuğgeneral sayın Hikmet Yavaş'ın o yazısından sonra taş çatlasın 2-3 yazısı daha yayınlandı,uzun süredir onun yazıları da yayınlanmıyor. Yani Astsubayların hakkı diyeni siliyorlar. Kendi yazdıkları kitaplarda,yine kendi kendilerini kahraman ve efsane Komutan olarak lanse ediyorlar ve yalnızca birbirlerini tanık gösteriyorlar. Ne zaman yaşadıkları olayları iyisiyle-kötüsüyle ama tüm gerçekçiliğiyle bizim meslektaşlarımız da kaleme almaya başlarlar,biz o zaman haklarımıza kavuşuruz. Değilse Gazete haberlerinde okuduğumuz gibi,mahkemeye düştüklerinde ve sıkıyı görünce;"Raporu imzalamış olmam,içeriğini onayladığım anlamına gelmez" diyerek vermiş oldukları emirlerin bile arkasında duramayanların yönettiği Genelkurmay'dan,sorunlarımızı çözmesini beklemek,en hafif deyimiyle kocaman bir HAYALCİLİKTİR.Bizim sorunlarımızı siyaset çözecektir.Saygılarımla.
Lütfen bekleyin...