Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
gökhan gökhan
06/05/2012 at 6:51 PM
Genelkurmay Başkanlığının yapmış olduğu açıklamanın içeriğinin genelini değerlendirdiğimizde tamamen haksız ve onur kırıcı kucaklayıcı ve bütünleştirici bir açıklama olmadığının yanında ortaya çıkan ve kendi görüş ve duygularını hissettiren en önemli vurgu şudur; Genelkurmay küçük şeyleri örnek göstermekle bizleri de bilinç altında küçümsediğini belli etmektedir. Meseleyi Emniyet ve MİT’E verilen 100 TL lik ilave ödeme, sicil verme,cezaların kaldırılması, KOMKARSU benzeri eğitim sonucu verilen 80 tl gibi komik bir ücretin sanki çok büyük bir şey veriyorlarmış gibi lanse edilerek aslında sizin için yapacaklarımız bunlar olabilir. Siz zaten diğerlerini hak etmiyorsunuz. Diğerleri bize özel bir şey, sakın ha onlarla ilgili bir talepte bulunma hadsizliğinde bulunmayın,tavrıyla sınırlarımızı çizerek bizlerin önemli olmadığımızın altını çizerek zaten küçümsediklerinin dışa yansımasıdır. Eğer böyle düşünmüyor ise Genelkurmay Başkanımız o halde daha köklü daha adil çözümler bulmalıki insanların aklından bu düşünceleri silmeleri gerekmektedir. Siz bu bağlamda yapacağınız en güzel iş bugüne kadar aslında şifresini çözmüş olduğunuz meselenin tersini yapmaktır. Sizler Kd.Bçvş. rütbesindeki bir personelinizi teğmen seviyesine getirmekle zaten size göre en mükemmel çözümü bulmuştunuz.Statüyü aşağı indirdiğin zaten maddi ve manevi anlamda gerisi gelecektir. İşte siz bunu yaptınız zannettiniz ki kimse farkına varmaz. Doğru varmadılar zaten sadece neden bu duruma geldik diye sorup durdular. Ama teşhisi koyamadılar. Ama sizin kurmaylarınız daha faydalı işlere değil de böyle konularda kafa yorarak bunu çok güzel kurgulayıp işin mantığını çözerek uygulamaya koymuşlar ve bugünkü hale geleceğimizi zaten önceden bilmekteydiler. Şimdi yapacağınız tek şey yaptığınız bu şeyi sadece eski haline getirmek olacaktır. Yapılacak şey sizin yaptığınız gibi bu kadar basittir. Görev ve temsil tazminatını Kd.Bçvş.rütbesine ve hem de 1. Dereceye düşmüş olanlara vereceğiz demek işte sizin yapmış olduğunuz statü düşüşünün ispatıdır. Siz bunu yaparken hangi kıstasa baktınız? Neden bir Astsubayın en son makamındaki kişi Albay veya en azından Yarbay seviyesinde bu imkandan faydalanması gerekirken sırf bu tazminatı Biz Binbaşılara da vereceğiz ama bunu tepkilerden dolayı açıkça söyleyemiyoruz ve yüzümüz yok o halde buna Kd.Bçvş.ları da ekleyelim de onlara bir şeyler veriyormuş gibi esas görüntüyü kamufle ederek dikkat çekmesin tavrı ile kendinize yapacağınız bir iyiliği gizleme zahmetine giriyorsunuz.Şu anda yapacağınız şey derece gözetmeksizin Kd.Bçvş.lara ve Bçvş. Rütbesine bu tazminatları vermenizdir. Kaldı ki rütbe bekleme sürelerinin artırılması ile bizler bu tazminatı siz 15 yılda hak ederken bizler 24 yıl gibi beklemek zorunda kalacağız. Bu nasıl bir adalet olabilir. (1.dereceye düşsen rütben yetmez rütben yetse derecen yetmez gibi bir durum bulunmaktadır.) Rütbe bekleme sürelerinin eski haline gelmeside daha uygun olacaktır. Subaylarda sürekli bu süre dolaylı olarak düşürülmektedir. Kısacası bütü Hatırlayınız ki bundan birkaç yıl önce daha önceki Genelkurmay Başkanlarımızdan Başbuğ Paşamız bir basın toplantısında Terör faaliyetlerinin bitirilmesi ile ilgili teröristler için “neticede onlar da bir insandır….” diye devam eden bir cümle kurmuştu. Ardından Cumhurbaşkanımız çok güzel şeyler olacak demişti. Daha sonra da açılım geldi. Tabii ki her ne kadar bugüne kadar askerimize ve polisimize kurşun sıkmış hainler de olsalar genel anlamda terörü bitirmek için mücadele tekniklerinin yanında bu görüş karşı tarafı her durumda kazanmak ve şiddetten vazgeçirip devlet şefkatinin yanında olduğunu göstermek için atılacak adımlardan biri olabilir. Ancak devletimiz ve askerimiz bizlere her fırsatta kurşun sıkan ve binlerce şehit ve daha fazla gazilerimize rağmen terör örgütü mensuplarına göstermiş olduğu bu büyüklüğü, kucaklayıcı, bütünleştirici davranışı maalesef kendi mensupları olan ve haklı olmasına rağmen astsubaylarına gösterememiştir. İnsanın dili böyle bir şeyi söylemeye varmaz ama demezler mi sormazlar mı insana biz insan değilmiyiz, terör örgütü üyeleri kadar değerimiz yok mu diye…. Bizlerin şu anda görev yapmakta olan Komutanımızdan da beklediğimiz budur. Kaldı ki beklemek ve inanmak zorunda olduğumuz şahıs da Genelkurmay Başkanımızdır. Çünkü her kurumun başındaki en yetkili bakan mutlaka kendi kurumuna bağlı çalışanlar için mutlaka bir çalışma ve proje üreterek hem maddi hem de maddi katkı sağlamak çabasını göstermiştir ve göstermektedir.Ancak maalesef TSK'da durum ne yazık ki böyle değildir. Sanki bizler başka bir kurumun çalışanı gibi muamele görmekte hep bana hep bana mantığı işlemekte, personel kanunu hep personel tabirini kullanırken nedense yurt dışı yüksek lisansta, Doktora eğitiminde vb.bir çok şeyde personel deyimi yerini bir anda subay söylemine bırakmakta, astsubayların adı geçmemektedir. Düşünün ki zamanında pilotların bir çoğu astsubay olmasına ve bir çok pilot generallerimizin hocalarının da astsubay pilotlar olmasına rağmen zaman içerisisinde bu görevin kutsallığını fark ederek kendi bünyelerinde oluşturmuşlar ve astsubayları saf dışı bırakmışlardır. Daha da ilerleyen zamanlarda astsubayların görev ve yetkileri düşürülerek sanki önemsiz işleri astsubaylar yapıyor imajını hem içeride hem de dışarıda yerleştirmişlerdir. Peki zamanında astsubay pilot olarak görev yapıyordu da şimdi ne oldu becerilerini mi yitirdi, yoksa bu göreve layık görülmediler mi? Tabii subay varken pilotluk neden astsubalardan teşkil edilsin ki. Yani burada vurgulamak istediğim eğer görev verilirse astsubaylar da her görevi yerine getirecek zekilikte yetenekte ve bilinçtedir. Sadece rütbeleri omuzunda değil diye değersiz değillerdir. Güneydoğuda en iyi şekilde görevini icra eden, çatışmalarda üstün başarılar gösteren, her türlü eğitimi alarak hakkıyla yerine getiren astsubaylar neden pilotluk yapamasın ki. Ama şu anda bu inanın bu camiada olanlar daha iyi anlayacaklardır ancak fanteziden öteye gitmez. Ama gerçek bu değildir tabii. Eğer Genelkurmay Başkanımız ve diğer büyüklerimiz bu konuda samimi iseler aslında birlik bereberlik ve bütünlük için özellikle pilotlar içerisinde astsubay kadroları oluştururlar ve daha önceden olduğu gibi bu görevi en iyi şekilde icra etmenin gururunu yaşarlardı. İşte o zaman biz astsubaylar da bir aile içinde olduğumuzu bizim de bir değerimiz olduğunu ,bizim de bir koruyan kollayanımızın olduğunu bilirdik. Gerçi geçtik bu hayali en azından mevcut statümüzü korusalar, haklarımızı hakkıyla verseler o da yeter. Komutanım bizleri anlamanız için önce kendinizi bir an için olsun bizim yerimize koymalı içten samimi ve gerçek bir şekilde bizi anlamaya çalışmalısınız. Hata ve hâttâ bir süre sadece bir subayı bir anlığına ve bir süreliğine subay değil de astsubay rütbesinde çalıştırınız. Sonra onun duygu ve düşüncelerini en ince ayrıntısına kadar sorgulayınız. İçinde bulunduğu durumun ne kadar iç karartıcı, umutsuz, karamsar olduğunu böyle bir şeyi kimsenin yaşamaya hakkı olmadığını size mutlaka söyleyecektir. Şimdi içeridekiler bilir ama dışarıda ve üstlerimizce anlaşılması bakımından son bir şey söylemek gerekirse; söyleyecek hiçbir şeyimiz yoktur bizim aslında. Bizi anlatacak tek bir şey vardır. ASTSUBAYLIK ANLATILMAZ, YAŞANIR...
Lütfen bekleyin...