Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Hikmet AYDINCAK Hikmet AYDINCAK
13/05/2012 at 2:27 PM
Değerli meslektaşlarım, yaşadığım bir gerçek anı olarak 2004 yılında yazdığım ve Birgün Gazetesinde yayınlanan bir yazımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Meslektaşlarımız BU KADARINA DA PES diyorlarsa boşuna demiyorlar! KIRMIZI-YEŞİL SANDALYELER VE UTANÇ DUVARLARI Değerli Meslektaşlarım; Duvar deyince hemen herkesin aklına birçok duvar gelebilir; okul duvarı, bahçe duvarı, kışla duvarı gibi. Hatta ve hatta duvar filmi, filmdeki sahneler şöyle bir gözünüzün önünden geçebilir! Ancak bu duvar utanç duvarı olunca hiç başka duvarları hatırlatmadan, bağ-bahçe duvarı demeden çoğumuzun aklına Almanya’daki Berlin’i ikiye bölen dünya kamuoyuna mal olmuş adıyla anılan duvar, utanç duvarı gelir. Bu duvar yıllarca Berlin’i, insanları ikiye böldü durdu. Ve sonuçta 9 kasım 1989’da yıkıldı, yok oldu gitti. İnsanlar arasına çekilen duvarlar utanç duvarıdır. Unutmamak gerekir, utanç duvarları ise er veya geç yıkılmaya mahkumdur. Bak şimdi; duvar, utanç duvarı, kışla duvarı derken, benim aklıma da 2.ordu (Malatya) askeri lojmanlarının sosyal tesislerin çay bahçesi geldi. Şimdi içinizde bir ses çay bahçesinin bu duvarlarla ne ilgisi var diyebilir! Hemen anlatayım; 26 Haziran 2004’de akşam üstü uzun süredir görmediğim bir arkadaşımı ziyaret için 2.ordu lojmanlarına gittim. Biraz sohbet etmek için oradaki çay bahçesine gittik. Çay bahçesine girdikten sonra ben şöyle oturalım deyip bir masayı gösterdiğimde, arkadaşım ”yok abi ilerideki masalara oturalım” dedi. Nedenini sorduğumda aldığım cevapla hayretler içinde kaldım. Meğer çay bahçesinde ki sandalyeler kırmızı ve yeşil olarak ayrılmış; subay ve ailelerine kırmızı sandalye, astsubay ve ailelerine ise yeşil sandalyeler tahsis edilmiş. Ve bu ayırım iki yıl öncesine kadar yokmuş. Gel de hayret etme! Hayret etmemek mümkün mü? Değerli meslektaşlarım; burada fiziksel olarak göze çarpan bir duvar yok ama görünmez bir duvar var. Siz bunu yukarda bahsettiğimiz hangi duvar kategorisine sokarsanız sokun onu bilmem, ama ben bu ayrımı çok yadırgadım! Çünkü biz, muvazzaf asker ve astsubay olarak orduevlerinin, gazinoların kampların, lojmanların ayrılığına alıştık, ancak lojmanlar içindeki sosyal tesislerde, ailelerce müşterek kullanılan çay bahçesi ve benzeri yerlerin sandalyelerin renkleriyle bölünmesine alışmadık. Bu uygulama çağdışıdır, aynı yaştaki rütbesiz çocuklarımızı bölmektir. Belki de çocuklarımızın bilinçaltına yerleşecek olan bu sandalye ayırımı, ömrünün sonuna kadar kafasında silemeyecektir. Ayrıca, aynı amaç uğruna o bölgede görev yapan personelin eşlerini bölmenin mantığı var mıdır? Bu uygulamalar silahlı kuvvetlerin bütünlüğüne zarar verir. Hele hele günümüzde bütünleşmiş daha güçlü bir silahlı kuvvetlere ihtiyaç duyduğumuz şu dönemlerde bu ayırımlar neden? Bu düşüncelerimi ordu komutanına iletmek için, ertesi gün Malatya TEMAD Başkanı Sn. İbrahim Toprak’la birlikte 4 kişilik bir heyetle 2. Ordu Komutanı Sn. Şükrü Sarıışık’ın makamına gittik. Ordu komutanlığı görevine yeni başlamıştı. Hoş-beş faslından sonra konuyu anlattım. Silahlı kuvvetlerimizin birlik ve beraberliği için, aynı yerde, aynı lojmanda olan çocukları, aileleri bölmemek gerektiğini söyleyerek bu uygulamanın kaldırılmasını talep ettim. Sn. Orgeneral Şükrü Sarıışık kısa bir müddet düşündükten sonra ‘’teamülleri bozmayalım’’ diye cevap verdiler. Yani öyle kalsın, kırmızı-yeşil sandalye olayı devam etsin dercesine ….Bizde daha sonra müsaade isteyip oradan ayrıldık. Üzülüyorum, insan olarak üzülüyorum, emekli astsubay olarak, asker olarak üzülüyorum. TSK’yı 21. yüzyılda daha iyiye, daha ileriye ve daha yükseklere ulaştırmak için halledilmesi gereken yüzlerce konu varken, bizler hala nelerle uğraşıyoruz. Gel de üzülme! Madem ki çocukları, aileleri ayırmaya, bölmeye çok hevesli kişiler, komutanlar var, araya çek bir duvar olsun bitsin! Duvarın adını da ne koyarsan koy.... İnsanlar, Almanya’daki yıkılan bu utanç duvarından yeteri kadar ders almamış olacaklar ki, ülkeler arasında bile sınırların kalktığı bir zamanda yeni utanç duvarları inşa etmektedirler. Bu utanç duvarı da eninde sonunda yıkılacaktır. Utanç duvarlarının olmadığı yarınlar yaşamanız dileğiyle... Saygılarımla
Lütfen bekleyin...