Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Murat Murat
17/11/2012 at 11:47 PM
“GÜVENLİK GÖREVLİSİ ALINACAK” On beş yıl kadar önce arabamızla, komşumuz birkaç ülkeye gezi yapmıştık. Otel bulmakta yardımcı olan soydaşımız, arabadan sadece gerekli eşyaları almamızı, diğerlerinin arabada kalabileceğini söyledi. Arabamızı, otelin arkasındaki açık otoparka içimiz rahat olarak bırakabileceğimizi de belirtti. Sabah, araba ve eşyalarımız, bıraktığımız gibi yerinde idi. Ne olur-ne olmaz diyerek akşamdan çalışır bıraktığımız “hırsız alarmını” durdurmadan, aracın kapısını açtığımızda; alarmın ortalığı ayağa kaldıran sesiyle, kendimizi epeyce mahcup hissetmiştik. Diğer ülkelerde de aracımızı şehrin en kalabalık ya da tenha yerlerinde, içindeki eşyalarla bıraktık. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Kendi ülkemde otoparklarda; “Değerli eşyalarınızı aracınızda bırakmayınız. Kayıplardan, müessesemiz sorumlu değildir.” uyarısını her okuduğumda bu huzursuzluğu hep yaşıyorum. İşyerleri, alış veriş yerleri, okul, toplu yaşam yerleri ve son olarak camilerde de gördüğümüz; “Buranın güvenliği 24 saat kamera ile kontrol edilmektedir.” yazıları; güvende yaşamanın ne kadar zorlaştığını, önem kazandığını daha iyi anlatmaktadır. Bir Avrupa ülkesinin, alış-veriş merkezlerinde; “Ürünlerimiz, hırsızlığa karşı, elektronik olarak korunmaktadır.” yazısının Türkçe olarak da yazılmış olmasına üzülmüş, sanki yüzümün kızardığını hissetmiştim. “Özel güvenlik görevlisi” çalıştırmanın yaygınlaşması, profesyonel bir sektör seviyesine gelmesi acı ve düşündürücüdür. > > Yasalarda, yatak odası hariç, evin diğer yerlerinde hırsıza zarar vermenin suç olduğu, evimizde hırsıza dokunamayacağımız yerler bulunduğunun tartışıldığı günlerde, hırsız tarafından uyandırılmadan güne başlamak, şans olarak görülür olmuştu. • Bir tanıdığımın evinden çaldığı cep telefonunda; “Beni bu telefondan ikide bir arayıp, rahatsız etme.” cevabını veren hırsızın bu rahatlığına çok şaşırmış, gülmüştüm. • Gece yarısı evinin salonunda dinlenen hırsızla karşılaşan ev sahibi, hırsızın; “Ben buraya hırsızlık için girdim. Sen ev sahibisin. Şimdi kavgaya tutuşacağız, ikimizden biri ölecek. İyisi mi bırak, gideyim. İkimizin de başı derde girmesin.” önerisine; “Buyur, gidebilirsin.” diyerek, kapıdan uğurlamış. • Bir hırsız yakalandığında; “Yüz tane ev soymaya yemin ettim. Otuz tane daha soyunca, bırakacağım.” demiş. İdealist, plânlı ve yeminine bağlı “örnek hırsız vatandaş” böyle midir.?. Ülke nüfusunun yarısının polis yapılarak, diğerlerinin başına dikilemeyeceğine göre; “güvensizliğe devam.!.”
Lütfen bekleyin...