Dolar 49,2705
Euro 55,2972
Altın 6.644,78
BİST 12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 25°C
Parçalı Bulutlu
Ankara
25°C
Parçalı Bulutlu
Pts 25°C
Sal 22°C
Çar 18°C
Per 16°C

Ziyaretçi Defteri

Ziyaretçi defteri için yeni bir kayıt yazın

 
 
 
 
 
 
 
* İle işaretlenmiş alanlar zorunludur.
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.
Kaydınız yalnız biz onu inceledikten sonra ziyaretçi defterinde görüntülenir.
Kayıtları düzenleme, silme veya yayınlamama hakkımız saklıdır.
Rafet Duran Rafet Duran
25/11/2012 at 8:18 AM
Değerli Meslektaşlarım; 24 KASIM Öğretmenler Günü dolayısıyla sayın Başbakanımızın konuşmasını izledim. Sosyal medyada mesleki sorunların dile getirildiği ortamlarda genellikle siyasi konulara girmemeye özen gösteriyorum. Fakat sayın Başbakanımızın konuşmasının bir yerinde; “ Biz birinci önceliği eğitime verdik. Daha sonra sağlık, adalet ve güvenlik gelmektedir” demiştir. Yani insan güvenliği 4 ncü sırada görülmektedir. Gerçekten böyle mi oldu diye düşündüm. Eğitimin daha az önemli olduğunu hiç kimse iddia edemez. Gerçekten de eğitim çok çok önemlidir. Fakat Sayın Başbakanımızı koruyan çok iyi eğitim almış güvenlik elamanlarının sayısı, kimine göre 800, kimine göre ise 2400 olarak ifade edilmektedir. Kaç tane zırhlı araç olduğunu ve bedellerinin ne kadar olduğunu tabii ben bilemeyeceğim. Sizin güvenliğiniz önemli ama, başkalarının değilse, denecek fazla birşey yok tabii. Mesela, büyük şehirle evinin önünde araçları yanan belediye otobüslerine molotof atılarak yanan insanların güvenliği bir tarafa, eğitimcileri düşünün... Güneydoğuda ve doğuda öğretmenler dağa kaçırılıyor, okullar ateşe veriliyor. Öğretmeni dağa kaçırılmış ve okulu ateşe verilmiş bir yerde eğitim nasıl yapılır? Bunun önce izah edilmesi gerekir. Bu bölgeye tayin edilen doktor, öğretmen, hakim ve savcılar, mecbur olmasalar giderler miydi acaba? Sonra halen bu bölgede görev yapan başta öğretmenler olmak üzere, doktoru, hakimi ve savcısına bir soru yöneltseniz, “sizce burada kendiniz için en önemli gördüğünüz sorun nedir?” deseniz alacağınız cevap para mı olurdu,yoksa Güvenlik mi? Bunu dağa kaçırılan, okulu yakılan öğretmene sorup ona göre konuşmak ve değerlendirme yapmak daha doğru olurdu sanırım. İş gönül kazanma ve dolayısıyla sandığa girmesi gereken oy miktarı olarak düşünüldüğünde, herkesin kendine göre doğruları oluyor sanıyorum...
Lütfen bekleyin...